-D.5/96 Yargıtay/Hukuk 58/92
(Dava No: 1777/91; Lefkoşa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: Celâl Karabacak, Metin A. Hakkı, Nevvar Nolan
İstinaf eden: Vakıflar ve Din İşl-eri Dairesi, Lefkoşa
(Davacı)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Pembe Marmara, Lefkoşa
(Davalı)
- A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Avukat Mustafa Ö. İnan için Avukat Ata Dayanç
Aleyhine istinaf edilen namına: Avukat Kıvanç M. Riza için
A-vukat Mustafa B. Asena
H Ü K Ü M
Celâl Karabacak: Önümüzdeki istinaf Lefkoşa Kaza Mahkemesince 1777/91 sayılı davada verilen ve davayı masraflarla ret ve iptal eden hükümden yapılmış bulunmaktadır.
Lefkoşa'da, "Denetim Bölgesi" dahilindeki Akkavuk Ma-hallesinde, Abdi Çavuş Sokağı No.70'de kain olup tapu referansları Pafta/Harita: XXI/46.3.1, Blok A, Parsel 202, kayıt No.477 olarak görülen hane, avlu ve ağaçlardan müteşekkil taşınmaz mal, Bakkal Yusuf Saraç Hüseyin (Selma Yusuf) isimli vakfa aittir. Mül-hak vakıf olarak nitelendirilen bu vakfın mütevellisi Selma Yusuf uzun zamandan beri ve halen Ada haricinde yaşadığından bahse konu vakıf 1.3.1981 tarihinden bu yana Davacı (İstinaf eden) Vakıflar ve Din İşleri Dairesi tarafından idare edilmektedir.
Dava-cı, konu taşınmaz malı 6.4.1981 tarihli Emare 4 kira sözleşmesi ile 1.3.1981 tarihinden 28.2.1982 tarihine değin, kendisi, kendisi ile yaşayan karısı ve bekar evlatları ile beraber ikametgah olarak kullanılmak üzere, bir yıllığına Davalının (Aleyhine istin-af edilenin) eşi Mustafa Ömer Marmara'ya kiralamıştır.
Kira sözleşmesine göre, 1.3.1981 tarihinden 31.1.1982 tarihine kadar kira bedeli ayda 1.400.- TL ve 1.2.1982 tarihinden 28.2.1982 tarihine değin ise ayda 1.700TL.- olacaktı. Yine söz konusu belgeye g-öre, kira müddeti 1.3.1981 tarihinden 28.2.1982 tarihine değin bir yıl olmakla beraber, taraflardan herhangi birisi vade hitamından bir ay önce sözleşmenin feshine ilişkin yazılı ihbarname verinceye kadar sözleşme bir yıl daha aynı şartlarla yenilenmiş add-olunacak ve yenilenme bu minval üzere yıldan yıla devam edecekti.
Taraflardan herhangi birisi vade sona ermezden bir ay önce sözleşmenin feshine dair diğerine yazılı ihbarname vermiş değildir.
Konu ikametgahta sözleşmede belirtilen bir yıllık vadenin s-onu olan 28.2.1982 tarihi geçtikten sonra da oturmaya devam eden Mustafa Ömer Marmara, 23.1.1983 tarihinde vefat etmiş, ancak onun vefatından sonra müteveffanın ölümü zamanında onunla birlikte ikamet eden dul karısı (Davalı) konu evi tahliye etmeyerek tasa-rruf etmeye ve kirayı ödemeye devam etmiştir.
Davalı bilahare, Vakıflar Genel Müdürlüğüne hitaben yazdığı ve 23.11.1984 tarihinde imzaladığı "Taahhütname" başlıklı olup Mahkemeye Emare 5 olarak ibraz edilen belgede aynen şöyle demiştir:
"TAAHHÜTNAME
-Tarih: 23.11.1984
Adres: Lefkoşa.
Vakıflar Genel Müdürlüğü,
Lefkoşa.
Lefkoşa Kazasında Abdi çavuş Sokağı adresinde halen kiramda bulunan hane için 1.1.1985 tarihinden itibaren aşağıdaki gibi aylık kira ödemeyi kabul ve deruhte ettiğimi beyan ederim.
-
1.1.1985 - 30.11.1985 ayda 3.000TL.-
1.12.1985 - 31.12.1985 ayda 4.000TL.-
Kiracının Adı ve İmzası
(İ-MZA)
Pembe Marmara
Şahitler:
(İMZA)
(İMZA)
Eski Kirası: 1.700TL.- Kira Kayıt
Defterine işlendi.
23.11.1984
İMZA-
İMZA
23/11 "
Yukarıda aynen alıntısı yapılan taahhütname uyarın-ca Davalı tarafından yapılan ödemeleri 1.3.1987 tarihine kadar alan davacının bu tarihten itibaren yapılan kira ödemelerini almamaya başlaması üzerine Davalı bu defa konu ödemeleri posta marifeti ile gerçekleştirmeye çalışmış, ancak bu şekilde yapılmak ist-enen ve ayda 4.000TL.- olan ödemeler de yine Davacı tarafından tahsil edilmemiştir.
Davacı yukarıda belirtilen ödemeleri tahsil etmemesi yanında, 9.5.1991 tarihinde de Lefkoşa Kaza Mahkemesinde Davalı aleyhine 1777/91 sayılı davayı dosyalayarak, diğer şe-yler meyanında, taraflar arasındaki 6.4.1981 ve/veya 23.11.1984 tarihli kira sözleşmesinin 31.12.1985 tarihinde sona erdiğini, vakıf mallar değiştirilmiş şekli ile 17/1981 sayılı Kira (Denetim) Yasası kapsamından çıkarıldığı cihetle de Davalının 31.12.1985- tarihinden itibaren konu ikametgahı mütecaviz olarak işgal edip tasarrufunda bulundurduğunu iddia etmiş ve Davalının ikametgahı tahliye etmesini, ayrıca 31.12.1985 tarihinden tahliye edinceye kadar geçecek süre için ayda 50.000TL.- ara kar (mesne profit),- yasal faiz ve dava masraflarını ödemesini talep etmiştir.
Davalı ise dosyalamış olduğu müdafaa takririnde, diğer şeyler meyanında, bazı vakıf mallar değiştirilmiş şekli ile 17/1981 sayılı Kira (Denetim) Yasası kapsamından çıkarılmakla beraber konu ikame-tgahın özel bir vakıf olması nedeni ile kapsam dahilinden çıkarılmadığını, bir başka deyişle dava konusu ikametgahın hala değiştirilmiş şekli ile Kira (Denetim) Yasası kapsamında olduğunu ileri sürmüştür.
Davalı, ilaveten, Davacı ile Davalının eşi arasın-da aktedilen 6.4.1981 tarihli kira sözleşmesine göre taraflardan herhangi birisi vade hitamından bir ay önce yazılı bir ihbar vermediğinden konu kira sözleşmesinin bir yıl daha yenilenerek yıldan yıla aynı şartlarla devam edip bugüne kadar geldiğini, Daval-ının da taraflar arasındaki mutabakat uyarınca konu ikametgahı aynı sözleşme şartları tahtında icar ve tasarrufunda bulundrararak ayda 4.000TL.- kira ödediğini ve bu kiranın makul olduğunu belirtmiştir.
Davalı alternatif olarak da, kira ödenip alınmakla -taraflar arasında aydan aya bir kira ilişkisinin oluştuğunu, bu ilişkinin de devam ettiğini ve belirtilen tüm bu nedenlerle ikametgahı mütecaviz olarak işgal etmediğini iddia ederek davanın masraflarla reddini talep etmiştir.
Dava duruşma için Alt Mahkem-e huzuruna gittiğinde taraflar herhangi bir tanık çağırmamışlar, mutabık kaldıkları yukarıda belirtilen olgular ile 6 adet emareyi sunarak Mahkemeye hitap etmişler ve Mahkemeden konu ikametgahın Değiştirilmiş şekli ile 17/1981 sayılı Kira (Denetim) Yasası -kapsamı dışında olması ve Davalının mütecaviz bulunması halinde Davalı aleyhine tahliye hükmü ile 1.3.1987 tariihinden itibaren ödenmeyen ayda 4.000TL.-'nin ara kar (mesne profit) olarak ödenmesi hususunda hüküm ve emir vermesini, aksi halde, Davcının dava-sını reddetmesini talep etmişlerdir.
Davalının 23.11.1984 tarihinde imzalamış olup Mahkemeye Emare 5 olarak sunulan taahhütnameye de değinen Alt Mahkeme, konu belgenin Davalının 1.1.1985 - 30.11.1985 tarihinde ayda 3.000TL.- ve 1.12.1984 - 31.12.1985 tar-ihlerinde ise ayda 4.000TL.- kira borcu altında olduğunu gösterdiğini, ancak bunu bir kira sözleşmesi olarak görmenin mümkün olmadığını, bir an için Emare 5'in Davalı ile Davacı arasında aktolunan bir kira sözleşmesi olduğu farzedilse bile konu sözleşmenin- 1.1.1985 tarihinden 31.12.1985 tarihine kadar bir yıl için geçerli olacağını, geçerliliğe 31.12.1985 tarihi de dahil olduğundan Davalının konu ikametgaha 31.12.1985 tarihinde de oturmağa hakkı bulunduğunu, bu durumda Davalının 31.12.1985 tarihinde yine mü-tecaviz olamayacağını, dolayısıyle Davacının davalının mütecavizliği veya mütecavizliğinin başlangıç tarihi hususunda tam bir açıklama ortaya koymadığını söylemiştir.
Yukarıda belirtilen tüm bu nedenlerle Davacının davasında başarılı olamadığı kanısına v-aran Alt Mahkeme, sonuçta davayı masraflarla ret ve iptal etmiştir.
Davacı, Alt Mahkemenin bu kararına karşı önümüzdeki istinafı dosyalamıştır. Dosyalanan istinaf ihbarnamesi 7 istinaf sebebi içermekle beraber, istinaf eden bunları 2 ana başlık altında ö-zetlemiştir.
Alt Mahkeme,
1. dava konusu ikametgahı Değiştirilmiş şekli ile 17/1981 sayılı Kira (Denetim) Yasası kapsamında saymakla; ve
2. Davalının mütecaviz olduğuna karar vermeyip ikametgahta kanuni kiracı olarak oturduğuna karar vermekle -
hat-alı hareket etmiştir.
İstinafın duruşması esnasında taraflar hukuki argümanlarını Mahkememize sunmuşlardır ki, bunlara sırası geldikçe değinilecektir.
Yukarıdaki istinaf sebepleri birbirleri ile bağlantılı olduklarından bunları birlikte ele alıp incele-meyi faydalı görüyorum.
İlk önce Davalının ikametgahtaki yasal statüsünü incelemek uygun olackatır.
"Kiracı" sözcüğü Değiştirilmiş şekli ile 17/19081 sayılı Kira (Denetim) Yasasının 2. tefsir maddesinde şöyle tarif edilmektedir.
" 'Kiracı' var olan bi-r kira ilişkisi dolayısıyle bir taşınmaz malın kiracısını anlatır; ve
Yasal kiracıyı;
Herhangi bir kiracının kiracısını veya asli kiracıdan veya kiracının kiracısından hak elde etmiş herhangi bir kişiyi;
Ölümü zamanında kendisi ile birlikte ikamet eden ki-racının dul karısı veya dul karı bırakmadığı veya kiracının kadın olduğu hallerde kiracının ölümünden önceki en az altı aylık süre içinde kiracı ile birlikte ikamet eden kiracının ailesinden bir kişiyi de kapsar."
Yukarıda alıntısı yapılan maddenin (3). fı-krasında, diğer şeyler meyanında, kiracının ölümü zamanında kendisi ile birlikte ikamet eden dul karısı da konu Yasaya göre kiracı sayılmaktadır.
Bu fıkra, İngiltere'de Increase of Rent and Mortage Interset (Restrictions) Act, 1920'nin 12(1)(g) maddesini-n hemen hemen aynısıdır. Konu maddede geçen "the widow of a tenant" (kiracının dul karısı) deyimi House of Lords tarafından Moodie v. Hosegood (1951) 2 All E.R. 582 davasında incelenmiş ve Lord Morton of Henrytom bu konuda sayfa 586'da şunları söylemiştir:-
"My Lords, i my view the widow of a tenant, whether contractual or 'statutory,' who was residing with her husband at the date of his death is entitled to the protection given by the Acts."
Benin de aynen benimsediğim bu görüşe göre, esas kiracının akd-i veya kanuni kiracı olmasına bakılmaksızın ölümü zamanında onunla birlikte ikamet eden dul karısı Kira (Denetim) Yasalarının koruması altında bulunmaktadır.
Önümzüdeki meselede esas kiracı olan Mustafa Ömer Marmara öldüğü zaman acaba kiracılık durumu ne- merkezde idi?
Olgulardan görülebileceği gibi, huzurumuzda Mustafa Ömer Marmara ile Davacı Evkaf İdaresi arasında yapılan ve 6.4.1981 tarihini taşıyan Emare 4 kira sözleşmesi vardır. Bu sözleşme, 1.3.1981 tarihinden 28.2.1982 tarihine kadar bir yıl sürel-i olup sözleşme şartlarına göre taraflardan herhangi birisi bu bir yıllık süre sona ermezden bir ay önce sözleşmenin feshine dair diğerine yazılı ihbarname vermediği takdirde, sözleşme bir yıl daha yenilenmiş olacak ve yenileme ihbar verilmediği sürece sen-eden seneye devam edecekti. Bu meselede taraflardan herhangi birisi diğerine sözleşmenin feshine dair yazılı herhangi bir ihbarname vermiş değildir. Bu durumda bahse konu kira sözleşmesi sona erdirilmediğinden 1.3.1982 tarihidnen 28.2.1983 tarihine değin b-ir yıl daha yenilenmiş oluyordu. Demek ki, Mustafa Ömer Marmara 23.1.1983 tarihinde vefat ettiğinde konu ikametgahı akdi kiracı olarak tasarruf etmekteydi.
Yine benzeri bir konu olan Moodie v. Hosegood davasında sayfa 586'da şöyle denilmektedir.
".... -If a contractual tenancy is still subsisting at her husband's death and devoles on someone other than the widow, it is not destroyed, but the rights and abligations which would ordinarily develope on the successor in title of the contractual tenant are sus-pended so long as thew idow retains possession of the dwelling-house. If the contractual tenancy is determinable by notice, the landlor-d or the contrctual tenant can determine it by givşng the appropriate notice, but such determination will not affect the widow's rights and obligations undr s.15, and, if no nıtice is given, the contractual tenancy will come into full operation when the wi-dow gives up possession under s.15. If the conractual teanncy is a lease for years, it will remain in being, but so long as the widow remains in possession she, and not the contrctual tenant, is bound to observe the terms and conditions of the lease and ha-s the benefit thereof. This, in my opinion, is the answer to the problem which confronted the Court of Appeal in Thynne v. Salmon (1948) 1 All E.R. 49. At no time are there two tenants, each one entitled to the benefit and subject to the burden of the cont-rctual tenancy. The so-called statutory tenant is not a tenant in the true sense. He or she is merely a person who is given certain protection by the Acts and who must observe teh terms of s. 15 of the Act of 1920 so long as that protection continues."
B-u içtihat kararından da anlaşılabileceği gibi, akdi kiracılığın mevcut olduğu bir durum ve zamanda ikametgahın esas kiracısı ölürse normal olarak kira sözleşmesinden doğan akdi hak ve mükellefiyetler esas kiracının terekesine geçer. Ancak esas kiracı, ölüm-ü zamanında ikametgahta onunla birlikte ikamet eden dul karı da bırakırsa, sözlemeden doğan akdi haklar müteveffanın terekesi lehine askıya alınır ve ikametgah dul karı tarafından tasarruf edildiği sürece aynı akdi hak ve mükellefiyetler Incrase of Rent an-d Mortage Interest (Restrictions) Act, 1920'nin 15. maddesinde belirtilen şartlara tabi olmak üzere dul karı tarafından kullanılır. Yine dul karı konu Yasanın 15. maddesi uyarınca ikametgahı terkederse, ancak o zaman ikametgah müteveffanın terekesine intik-al edebilir.
Yasal durumu bu şekilde özetlendikten sonra, şimdi de Davalı dul kadının statüsüne bakalım.
Mevcut olgular incelendiğinde görülecektir ki, akdi kiracı Mustafa Ömer Marmara 23.1.1983 tarihinde öldüğü zaman dul karısı olan Davalı da konu ika-metgahta kendisi ile birlikte ikamet ediyordu. Yukarıda alıntısı yapılan Değiştirilmiş şekli ile 17/1981 sayılı Kira (Denetim) Yasasının 2. tefsir maddesinde görülen "kiracı" tanımının (3). fıkrasındaki "ölümü zamanında kendisi ile birlikte ikamet eden kir-acının dul karısı"nı da kiracı sayan hüküm ile Moodie v. Hosegood davasında vazedilen prensipler de dikkate alındığında, önümzüdeki meselede davalı konumunda olan dul kadının eşinin ölümü üzerine dava konusu ikametgahı ilgili Yasa uyarınca kiracı olarak ta-sarrufunda bulundurduğunu kabul etmek gerekir.
Increase of Rent and Mortage Interest (Restrictions) Act, 1920'nin 15. maddesi, değiştirilmiş şekli ile 17/1981 sayılı Kira (Denetim) Yasasının 12. maddesinin hemen hemen aynısıdır. 12. maddenin meselemizi i-lgilendiren kısmı şöyledir:
"12. (1) Bu Yasa kuralları uyarınca bir taşınmaz malı tasarrufunda bulunduran bir kiracı, tasarruf süresince kira sözleşmesinin bu yasa kurallarına uygun olan şart ve kayıtlarına uymakla yükümlüdür ve bu sözleşmenin kendisine t-anıdığı menfaatlerden yararlanır. Böyle bir kiracı sadece esas kira sözleşmesinde öngörüldüğü biçimde bir ihbar vemek koşuluyla tasarrufu iade edebilir."
Bu madde ışığında, bahse konu Yasa kuralları altında dava konusu ikametgahı tasarruf eden davalı (du-l karı), ikametgahı tasarruf etmeye devam ettiği sürece Emare 4 olan esas kira sözleşmesinin bu Yasa kurallarına uygun olan şart ve koşullarına uymakla yükümlüdür ve bu sözleşme tahtında kendisine tanınan menfaatlarden de yararlanır.
Meselenin olgularınd-an görülebileceği gibi, ilgili Yasa kuralları uyarınca kiracı olarak kabul edilen davalı, 23.11.1984 tarihinde Vakıflar Genel Müdürlüğüne vermiş olduğu "Taahhütname" başlıklı Emare 5 yazısında halen kirasında bulunan haneye 1.1.1985 tarihinden 30.11.1985 -tarihine değin ayda 3.000TL.-, 1.12.1985 tarihinden 31.12.1985 tarihine değin ise ayda 4.000TL.- kira ödemeyi kabul ve taahhüt etmiştir.
Bu aşamada iken Daavcının Emare 5 Taahhütname hakkında yapmış olduğu iddiaları incelemeyi uygun görüyorum.
Davacı, -23.11.1984 tarihli Emare 5 belge ile taraflar arasında yeni bir kira sözleşmesi yapıldığını, bunun da 31.12.1985 tarihinde sona erdiğini ve konu ikametgah ilgili Yasa kaspamından çıkarıldığı cihetle, Davalının o tarihten itibaren mütecaviz addolunması gerk-etiğini iddia etmiştir.
Alt Mahkeme ise Emare 5 belgenin bir kira sözleşmesi olduğuna kanaat getirmeyerek yürürlükte olan kira sözleşmesinin 6.4.1981 tarihli esas kira sözleşmesi olduğu sonucuna varmıştır.
"Taahhütname" başlıklı Emare 4 belge incelendi-ğinde, ben de, konu belgenin, Alt Mahkemenin de pek doğru olarak bulduğu gibi, Davacı ile Davalı arasında yapılan yeni bir kira sözleşmesi olmadığı görüşündeyim. Kanımca, bu belge 6.4.1981 tarihli esas kira sözleşmesi uyarınca Davalı tarafından o güne kada-r ikametgah için ödenen aylık kiranın 1.700TL.-'den 3.000TL.- 4.000TL.-'ye yükseltilmek sureti ile bir kira artışı yapıldığını göstermektedir. Esasen konu belgede yer alan "halen kiramda bulunan hane için" deyimi de bu hususu destekler mahiyettedir. Emare -5 belgenin yeni bir kira sözleşmesi olmayıp Emare 4 olan 6.4.1981 tarihli esas kira sözleşmesine yapılan bir kira artışını gösterdiğine göre bu şekilde yapılan bu artışın da değiştirilmiş şekli ile 17/1981 sayılı Kira (Denetim) Yasası kurallarına uygun olm-adığını söyleme olanağı yoktur.
Davalının yasal durumunu bu şekilde inceledikten sonra, şimdi de konu ikametgahın Değiştirilmiş şekli ile 17/1981 sayılı Kira (Denetim) Yasası kapsamında olup olmadığına bakalım.
Davalı, değiştirilmiş şekli ile 17/1981 s-ayılı Kira (Denetim) Yasası kuralları uyarınca konu ikametgahı kira ve tasrrufunda tutmakta olduğu bir sırada, Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılan bir kararname ile "Denetim Bölgesi" içinde bulunan bazı taşınmaz malların 17/1981 sayılı Kira (Denetim) Yasa-sı kurallarının uygulanmasından muaf tutulduğu açıklanmıştır. 7.6.1984 tarih ve 56 sayılı Resmi Gazetenin Ek III'ünde, 559. sayfada, Sayı:300 olarak yayımlanan konu Kararname aynen şöyledir:
"Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu, Değiştirilmiş ş-ekli ile 17/1981 sayılı Kira (Denetim) Yasası'nın 3(2) maddesinin kendisine verdiği yetkiye dayanrak, 308/1981 sayılı Kararname ile ilan edilen 'Denetim Bölgesi' içinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuiryeti Devletine, Devlet Kurum ve Kuruluşları ile Vakıflar İdres-ine ait taşınmaz mallar ile bunların kiralayan durumunda olduğu taşınmaz mallara; Denetim Bölgesi içerisinde olmasına bakılmaksızın, Değiştirilmiş şekli ile Kira (Denetim) Yasası kurallarının uygulanmasından tamamen muaf tuttuğunu ilan eder."
Davacı, "De-netim Bölgesi" içinde bulunan dava konusu ikametgahın Vakıflar İdaresi tarafından kiralandığı cihetle, yukarıda alıntısı yapılan Bakanlar Kurulu Kararnamesi gereğince Değiştirilmiş şekli ile 17/1981 sayılı Kira (Denetim) Yasası kapsamından çıkarıldığını ve- Alt Mahkemenin de bunun aksine karar vermekle hatalı harket ettiğini ileri sürmüştür.
Öte yandan Davalı ise, vakıf malların mazbut ve mülhak vakıf olarak ayırıma tabi tutulduğunu, Evkaf İdaresine ait malların mazbut vakıflar olduğunu, Evkaf İdaresdinin -kiralayan durumunda bulunduğu taşınmaz mallardan da Dome Hotel v.s. gibi malların kestedildiğini, onların dışındaki malların ve özellikle mülhak vakıfların Evkaf İdaresine ait mallar olmayıp özel vakıflar olduğunu, dava konusu ikametgahın mütevellisinin Ad-a haricinde yaşadığı için de Evkaf İdaresinin konu malı emaneten idare ve temsil ettiğini, bu nedenle Alt Mahkemenin de belirttiği gibi, konu taşınmaz malın 17/1981 sayılı Kira (Denetim) Yasası kapsamından çıkarılmadığını, dolayısıyle kendisinin de yasal k-iracı olup mütecaviz olmadığını iddia etmiştir.
Yukarıda alıntısı yapılan konu Kararname, diğer şeyler meyanına, "Vakıflar İdaresine ait taşınmaz mallar ile bunların kiralayan durumunda olduğu taşınmaz malları" Değiştirilmiş şekli ile 17/1981 sayılı Kira- (Denetim) Yasası kurallarının uygulanmasından tamamen muaf tutmuştur.
Yüksek Mahkememiz, Anayasa Mahakemesi olarak, A.M. 30/85; (D.9/86) sayılı davada Kararnamenin ilgili kısımlarını incelemiş ve bu konuda verdiği kararın 7. sayfasında aşağıdaki görüşle-re yer vermiştir:
"Vakıflar İdaresine ait taşınmaz mallar ile bunların kiralayan durumunda olduğu taşınmaz mallar ile en azından sürekli ve etkili bir şekilde kontrol ve idaresi altında bulundurduğu veya bulunduracağı ve gerek geçmişte kiraladığı ve gerek-se gelecekte kiralayacağı taşınmaz malların murat edildiği açıktır."
Yukarıda özetlenen olgulara göz atıldığında, halen Davalının kira ve tasarrufunda bulunan dava konusu ikametgahın Vakıflar İdaresine ait ve onun adına kayıtlı mazbut bir vakıf olmayıp B-akkal Yusuf Saraç Hüseyin (Selma Yusuf) isimli mülhak bir vakfa ait olduğu anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, mülhak vakıflar normal olarak vakfın mütevellisi tarafından idare edilmektedir. Ancak, 31/1970 sayılı Vakıflar ve Din İşleri Teşkilat Kuralının öng-ördüğü istisnai hallerde mülhak vakıflar emaneten Vakıflar İdaresince iade ve temsil edilebilmektedir. Söz konusu bu Teşkilat Kuralını dikkate aldığımız zaman, meselemizdeki gibi, mütevellinin yabancı bir memlekette ikamet etmesinin istisnai bir durum oluş-turduğu görülmektedir. Nitekim, bahse konu mülhak vakıf da 1.3.1981 tarihinden itibaren emaneten davacı Vakıflar İdaresinin kontrol ve idaresi altında iken 6.4.1981 tarihinde Vakıflar İdaresi tarafından Davalının merhum eşi Mustafa Ömer Marmara'ya kiralanm-ış durumdadır.
Acaba, Vakıflar İdaresi tarafından bu şekilde kiralanan konu ikametgah yukarıda alıntısı yapılan Anayasa Mahkemesi kararında vurgulandığı gibi, Vakıflar İdaresinin sürekli ve etkili bir şekilde kontrol ve idaresi altında mıdır? Sürekli ve -etkili bir şekilde kontrol ve idarenin ne olduğu hususunda değişmez kurallar koymak veya süre belirlemenin doğru olmadığı görüşündeyim. Kanımca, bu konu bir olgu meselesidir ve her meselenin kendine has olguları çerçevesinde yapılacak bulgularla tayin ve t-espit edilmesi gerekir.
Bu meselenin olgularına göre, Davalı Vakıflar İdaresince 6.4.1981 tarihinde kiraya verilen konu ikametgah 1981 yılından beri emaneten Vakıflar İdaresinin kontrol ve idaresi altında bulunmakla beraber, bu kontrol ve idarenin sürekl-i olduğunu söyleme olanağı yoktur. Çünkü esas mütevelli olan Selma Yusuf her an Adaya dönüp vakfı yeniden talep edebileceği gibi, konu vakıf sair sebelerle de Vakıflar İdaresi dışında Kıbrıs'ta ikamet eden başka bir kişinin mütevelli olarak kontrol ve idar-esine geçebilir.
Emare 3 Vakfiye incelendiğinde de, konu vakfın gallesinin münhasıran Selma Yusuf'a ve onun batnen bade, batnın evlad ve evladı evladına ait olacağı görülmektedir. Bu durumda, Vakıflar İdaresince konu mülhak vakfa ait olan ikametgahtan ta-hsil edilen kiraların ise hayır kurumları, diğer bir deyişle hayır maksatları için kullanılmadığı gerçeği ve yukarıda izahına çalıştığım bu meseleye has olgular ışığında, Vakıflar İdaresinin kiralayan durumunda olduğu dava konusu ikametgahın sürekli ve etk-ili bir şekilde Davacı Vakıflar İdaresinin kontrol ve idaresi altında bulunduğunun söylenemeyeceği kanısındayım. Bu nedenle, bashe konu ikametgahın, Değiştirilmiş şekli ile 17/1981 sayılı Kira (Denetim) Yasası kurallarından tamamen muaf tutulduğu ilan edil-en konu Kararname kapsamında bir taşınmaz mal olmadığı ve dolayısıyle, Alt Mahkemenin de bulgu yaptığı gibi, Değiştirilmiş şekli ile 17/1981 sayılı Kira (Denetim) Yasasının kapsamı içinde olduğu kanaatindeyim.
Yukarıda belirtilen tüm hususlar ışığında, D-eğiştirilmiş şekli ile 17/1981 sayılı Kira (Denetim) Yasası kurallarına tabi bir mal olduğuna karar verilen ikametgahta bu Yasanın 2. tefsir maddesinin (3). fıkrası kuralları altında kiracı olarak bulunan Davalının da konu ikametgahta mütecaviz olarak otur-duğundan söz edilemez.
Sonuç olarak, Davacı istinafında başarılı olamamıştır ve bu nedenle istinafın masraflarla reddedilmesi gerekmektedir.
Metin A. Hakkı: Sayın Yargıç Celâl Karabacak'ın az önce okuduğu kararı önceden okuma fırsatı bulmuştum. Vardığı- sonuca tamamı ile katılmakla birlikte bir iki konuda kendi görüşümü belirtmekte fayda görmekteyim. Celâl Bey kararının 9. sayfasındaki bir paragrafta şöyle demiştir:
"Bu içtihat kararından da anlaşılabileceği gibi, akdi kiracılığın mevcut olduğu bir duru-m ve zamanda ikametgahın esas kiracısı ölürse, normal olarak kira sözleşmesinden doğan akdi hak ve mükelefiyetler esas kiracının terekesine geçer. Ancak esas kiracı, ölümü zamanında ikametgahta onunla birlikte ikamet eden dul bir karı da bırakırsa, sözleşm-eden doğan akdi haklar müteveffanın terekesi lehine askıya alınır ve ikametgah dul karı tarafından tasarruf edildiği sürece aynı akdi hak ve mükellefiyetler Increase of Rent and Mortage Interest (Restrcitions) Act, 1920'nin 15. maddesinde belirtilen şartla-ra tabi olmak üzere dul karı tarafından kullanılır. Yani dul karı konu Yasasnın 15. maddesi uyarınca ikametgahı terkederse, ancak o zaman ikametgah müteveffanın terekesine intikal edebilir."
Bu alıntıdan görülebileceği gibi bir kiracını vefat etmesi hali-nde tadil olunmuş şekli ile 17/1981 sayılı Kira (Denetim) Yasasının öngördüğü şartlarla ve kısıtlı oaka vefat eden kiracının dul ve yasal eşinin Yasadan doğan birtakım hakların koruması altında olduğuna kuşku yoktur. (Bak: Hukuk İstinaf 20/72) Ancak bu kon-uda iken Celâl Bey kardeşimin 'normal olarak kira sözleşmesinden doğan akdi hak ve mükellefiyetler esas kiracının terekesine geçer' şeklindeki görüşüne katılmadığımı söylemek isterim. Aslında bu konu esas istinafın karara bağlanmasında mühim bir rol oynama-z ve bu aşamada bu konu üzerinde doyurucu argüman dinlemeden bu konuda Yüksek Mahkemenin karar vermesi de kanımca mahzurludur.
Bir gayrımenkulün kiralanması ile ilgili olarak aktedilen kira mukavelelerinin yasal açıdan doğurduğu sonuçlar Kıbrıs'ta ve İng-ilter'de farklıdır. Nitekim 1953'de bir davada zamanın Yüksek Mahkemesi şöyle demişti:
"Ther trial Court after stating that both leaseholds and freeholds were in England at common law considered to be estates, continues: "In Cyprus contracts of lease do -not create such estates; they are simlar to any other contract and governed by the same rules as any other contracts as far as their validity or invalidity is concerned."
(Bak: Agni Kontou v. Mariau Parousi CLR Vol. XIX sayfa 172, özellikle Bak: sayfa 175)-.
Yine aynı şekilde bizi bağlamamasına rağmen Güney Kıbrıs'ta aynı Akitler Yasasını uygulayan Rum Yüksek Mahkemesi 1966 senesi-nde 'Doctrine of Frustration'ın gayrımenkulle ilgili kira mukavelelerine şamil olup olmadığını ve İngiltere'de bu konudaki yasal durumu incelerken şöyle demişti:
"Lord Russell of Killowen and Lord Goddard expressed the opinion that a lease is more than a -contract in that it creates an estate in the land vested in the lessee, and that this estate in the land could never be frustrated, even though some contractual obligation under the lease may be suspended by wartime regualtions. Lord Porter expressed no op-inion on the point."
(Bak: Cyprus Cinema Theatere v. Ltd. v. Christodoulos Karmiotis, CLR 1967 Par I Page 42 at Page 55).
Kıbrıs'ta halen yürülükte olan ve 3/60 sayılı Yasa ile tadil edilen Fasıl 224'ün 3A parafgrafı ise aynen şöyledir:
" 3A.- (1) Notwi-thsatnding anything contained in paragraph (c) of section 28 of the Courts of Justice Law or in any Law amending or replacing the same, and subject to the provisions of this section, the law relating to trusts, the law relating to vakfs and the provisions -of any other Law in force the time being, no esate, interest, right, privilege, liberty, easement or any other adavantage whatsoever in, on or over any immovable property shall subsist or shall be created, acquired or transferred except under the provision-s of this Law." (underline supplied).
Bugün KKTC'de mal sahibi ile kiracı arasında akdedilen kira mukavelesinin kiracıya verdi-ği menfaatler şahsi düzeydedir. (Personal) Bu durumda bir kira müddetinin sona ermesinden önce kiracının vefat etmesi halinde kira mukavelesinden doğan hakların kiracının terekesine intikal edip etmediği hususunda bu aşamada birşey söylemek istemiyorum. Ka-nımca çok ciddi olan bu konu zamanı geldiğinde ve ful argüman dinlendikten sonra bir başka istinafta daha sağlıklı bir şekilde incelenip karara bağlanmalıdır. Önümüzdeki istinafı karara bağlamak için bu hususta bir açıklama yapma zarureti bulunmadığından b-u konuda da daha fazla birşey söylemek istemiyorum. Sadece yukarıda belirttiğim içtihat ve mevzuat ışığında Celâl Bey kardeşimin kararının 9. sayfasından alıntı yaptığım kısma iştirak etmediğimi belirtmekle yetineceğim.
Nevavr Nolan: Sayın Yargıç Celâl K-arabacak'ın vardığı sonuca katılırım. Sayın Yargıç Metin A. Hakkı'nın temas ettiği konu ile ilgili, davanın ve istinafın karara bağlanmasında etkili olmadığı ve hali ile huzurumuzda tartışılmadığı cihetle, işbu istinafta görüş belirtmiyorum.
Celâl Karaba-cak: Sonuç olarak istinafın, oybirliği ile, reddedilmesine ve istinaf masraflarının da Davacı tarafından ödenmesine hüküm ve emir verilir.
İstinaf masrafları yazılı yapılacak bir müracaat üzerine Başmukayyit tarafından saptanacaktır.
(Celâl Karabacak) - (Metin A. Hakkı) (Nevvar Nolan)
Yargıç Yargıç Yargıç
25 Nisan 1996
14
Full & Egal Universal Law Academy