-D.8/95 Birleştirilmiş
Yargıtay/Hukuk 58/894, 59/94, 60/94 ve 61/94
(Genel İstida No. 114/93; Gazi Mağusa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: Celâl Karabcak, Metin A. Hakkı, Nevvar- Nolan
Yargıtay/Hukuk 58/94
İstinaf eden: KKTC Başsavcısı, KKTC Hukuk Dairesi, Lefkoşa.
(Müstedi)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Epicore S. A. Sana'a (Yemen), P.-O.Boz 1509,
c/o Avukat İsmail Sağlamer, 12 Kızılkule Sokak,
Gazi Mağusa.
(Müstedaaleyh 1)
- A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Başsavcı Yardımcısı Yaşar C. Boran
Aleyhine istinaf edilen namına: Avukat İsmail Sağlamer
Yargıtay/Hukuk 59/94
İstinaf eden: KKTC Başsavcısı, KKTC Hukuk Dairesi, Lefkoşa.
- (Müstedi)
ile
Aleyhine istinaf edilen: "Anne M" ismli Gemi, R.A. Shipping Co. Ltd.,
George Town, Cayman Islandas, Holalnda,
c/o Avukat Süleyman Dolması, Müstfü Raci
Efendi Sokak, Ont-aş İşhanı, Kat 1, No. 10, Lefkoşa.
(Müstedaaleyh 2)
A r a s ı n d a.
İstinaf eden- namına: Başsavcı Yardımcısı Yaşar C. Boran
Aleyhine istinaf edilen namına: Avukat Süleyman Dolmacı
Yargıtay/Hukuk 60/94
İstinaf eden: Epicore S.A. Sana'a (Yemen), P. O. Box 1509,
c/o Avukat İsmail Sağlamer, 12 Kızılkule Sokak,
- Gazi Mağusa.
(Müstedaaleyh 1)
ile
Aleyhine İstinaf edilen: KKTC Başsavcısı, KKTC Hukuk Dairesi, Lefkoşa.
- (Müstedi)
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Avukat İsmail Sağlamer
Aleyhine istinaf edilen namına: Başsavcı Yardımcısı Yaşar C. Bo-ran
Yargıtay/Hukuk 61/94
İstinaf eden: "Anne M" isimli Gemi, R.A. Shipping Co. Ltd.
Geırge Town, Cayman Islands, Hollanda,
c/o Avukat Süleyman Dolmacı, Müftü Raci Efendi
Sokak, Ontaş İşhanı, Kat.1, No.10, Lefkoşa.
- (Müstedaaleyh 2)
ile
Aleyhine istinaf edilen: KKTC Başsavcısı, KKTC Hukuk Dairesi, Lefkoşa.
(Müstedi)
- A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Avukat Süleyman Dolmacı
Aleyhine istinaf edilen namına: Başsavcı yardımcısı Yaşar C. Boran.
H Ü K Ü M
Celâl Karabacak: Mahkememiz-ce birleştirilerek dinlenmesine karar verilen 58/94, 9/94, 60/94 ve 61/94 sayılı istinaflar Gazi Mağusa Kaza Mahkemesinin 114/93 sayılı Genel İstidada vermiş olduğu;
(1) İstidanın A(1) paragrafında izahı yapılan 1.350.000 adet Seller & Bellot marka mermi-lerin;
(2) İstidanın A(3) (4) (5) ve (6). paragraflarında belirtilen konteynerler içerisinde bulunan toplam 9.700 adet Ak - 47 (Kalaşinkof) Assault Rifles, askı kayışı, kütüklük ve şarjörlerin;
(3) istidanın (b) paragrafında görülen "Anne M" isimli gem-inin ceza olarak alıkonmasına ve;
(4) Yine istidanın A(2) paragrafında belirtilen tabanca ile mermilerin ceza olarak alıkonmasının gerekmediğine -
ilişkin kararına karşı yapılmıştır.
Müstedi KKTC Başsavcısı (58/94 sayılı istinaflardaki istinaf eden)- 10.12.1993 tarihinde Gazi Mağusa Kaza Mahkemesinde Müstedaaleyh (1) Epicore S.A. Sana'a (Yemen) (60/94 sayılı istinaftaki istinaf eden) ve Müstedaaleyh (2) "Anne M" isimli gemi, R.A. Shipping Co. Ltd., George Town, Cayman Islands Hollanda (61(94 sayılı is-tinaftaki istinaf eden) aleyhine dosyalamış olduğu 114/93 sayılı Genel İstida altında aşağıda gösterilen taleplerde bulunmuştur.
11 Ağustos 1993 tarihinde Gazi Mağusa Limanına vasıl olan "Anne M" Gemisi ile ithali yapılan ve Gazi Mağusa gümrük kontrolüne -indirilen ve ithali yasaklanmış ve kısıtlanmış olan ve ilgililerce ibraz edilen yük bildirgesi ve konişmentolar ile uyum sağlamadığı ve ibraz edilen dökümlanların doğru olmadığı nedeni ile Gümrük ve Rüsmat Dairesi Müdürü tarafından ceza olarak alıkonmuş - -
1. 11 paletin muhteviyatı:
8230092/1 no'lu palet, muhteviyatı 60x8x10x25 = 120.00 adet 6.35mm. çapında Sellier & Bellot marka mermi.
0230017/7 no'lu palet, muhteviyatı 70x8x10x25 = 140.00 adet 7.65 mm. Çapında Sellier & Bellot marka mermi.
0230015/6 n-o'lu palet, muhteviyatı 60x8x10x25 = 120.00 adet 7.65 mm. Çapında Sellier & Bellot marka mermi.
8230016/3 no'lu palet, muhteviyatı 60x8x10x25 = 120.00 adet 7.65 mm. Çapında Sellier & Bellot marka mermi.
8239916/3 no'lu palet, muhteviyatı 70x8x10x25 = 140-.000 adet 7.65 mm. Çapında Sellier & Bellot marka mermi.
023006/1 no'lu palet, muhteviyatı 60x8x10x25 = 120.000 adet 7.65 mm. Çapında Sellier & Bellot marka mermi.
8230016/2 no'lu palet, muhteviyatı 60x8x10x25 = 120.00 adet 7.65 mm. Çapında Sellier & Bel-lot marka mermi.
8230053/1 no'lu palet, muhteviyatı 50x8x10x25 = 100.000 adet 6.35 mm. Çapında Sellier &Bellot marka mermi.
8230016/5 no'lu palet, muhteviyatı 60x8x10x25 = 120.000 adet 7.65 mm. Çapında Sellier & Bellot marka mermi.
8230092/2 no'lu palet-, muhteviyatı 65x8x10x25 = 130.000 adet 6.35 mm. Çapında Sellier & Bellot marka mermi.
8230016/4 no'lu palet, muhteviyatıo 60x8x10x25 = 120.000 adet 7.65 mm. Çapında mermi.
2- 1314 no'ku 20 ayaklık konteynerde bulunan silah ve mühimmat.
6.35 mm. Çapında- Astra marka tabanca ve 2 adet şarjörleri 48x50 = 2.400 adet.
7.65 mm. Çapında Astra marla taabnca ve her tabancaya ait 2 adet sarjör.
103x30 = 3.090 adet
2x6 = 12 adet ve aynı kutuda R1276, R1279, R1277, R0492, R1218, R1250 no'lu gümüş kaplı görünümlü ta-banca.
3. Toplam 399, 000 adet 7.65 mm. Çapında, 1.099.000 adet 6.35 mm. Çapında Fiocchi marka mermiler. (1999) adetlik kutular halinde, (her kutu 1x20x50) şeklinde.
3. 201913/2 no'lu 20 ayaklık konteynerde bulunan silah listesi. 170x5 = 1.350 adet paket- ve her pakette 1 adet AK-47 Kalaşinkof, 1 askı kayışı, 1 adet 3'lü kütüklük, 4 adet şarjör.
4. 2022183 no'lu 20 ayaklık konteynerde bulunan silah listesi. 470x5 = 2.350 adet paket ve her pakette 1 adet AK-47 Kalaşinkof, 1 adet askı kayışı, 1 adet 3'lü kü-tüklük, 4 adet şarjör.
5. 201780/2 no'lu 20 ayaklık konteynerde bulunan silah listesi. 499x5 = 2.495 adet paket ve her pakette 1 adet AK-47 Kalaşinkof, a det askı kayışı, 1 adet 3'lü kütüklük, 4 adet şarjör.
6. 202306/6) no'lu 20 adet 20 ayaklık konteyne-rde bulunan silah listesi. 50x5 = 1505 adet paket ve her pakette 1 adet AK-47 Kalaşinkof, 1 adet askı kayışı, 1 adet 3'lü kütüklük, 4 adet şarjör.
Eşyanın ceza olarak alıkonmasına dair bir Mahkeme emri.
11 Ağustos, 1993 tarihinde Gazi Mağusa Limanına vası-l olan ve yukarıda "A" paragrafında belirtilen ve ceza olarak alıkonan malların taşınmasında kullanılan "Anne M" isimli geminin ceza olarak alıkonmasına dair bir Mahkeme emri.
İşbu istida masrafları.
Müstedinin istidası Fasıl 57 Ateşli Silahlar Yasası il-e 37/1983 sayılı Gümrük ve İstihsal Yasasına ve bu Yasanın özellikle 38, 187 ve 190. maddeleri ile VII. Cetveline dayanmakta olup Gümrük ve Rüsümat Dairesi Müdürü Özay Akif'in yemin varakası ile de desteklenmektedir.
Özay Akif yemin varakasında, "Anne M"- isimli geminin 18.8.1993 tarihinde Gazi Mağusa dışına geldiğini, 11.8.1993 tarihinde ise Orion Navington Ltd. vasıtasıyle liman giriş ve gümrük işlemlerini yaptırmak için müracaat ettiğini, bunun sonucunda söz konusu işlemler yapılırken gemi kaptanı ve ac-entesi tarafından taşınan yükün tabanca ve mermiden oluştuğunu gösteren 2 adet fotokopi manifestonun gümrük makamları ile polise verildiğini, ancak yasal olarak verilmesi gerken yük beyannemsi ve gemi acentesi tayin belgesinin verilmediğini belirtmektedir.- Ayrıca, mermilerle ilgili manifestoda yükün 15 palet üzerinde 9.35 mm. çapında 1.000.000 adet mermi ile 7.65 mm. Çapında 400.000 adet mermi olup bunların Bilbao Limanından yüklenip Yemen'e gideceği, alıcı firmanın Epicore S.A. Sana'a Yemen ve gemi acentes-inin Berge Bilbao S.A. olduğunun görüldüğünü, tabancalara ait diğer manifestodan ise yükün 1314 numaralı 20'lık konteynerde buluann 152 kasadan iabret 6.35 mm. Çapında 2.400 adet Astra marka tabanca ile 7.6 mm. Çapında 3.103 adet Astra marka tabanca olup b-unların Bilbao Limanından yüklenip Turquia'ya gideceğini, gemi acentesinin yine Berge Bilbao S.A. olduğu, alıcı firmanın da Diana Trading Ltd., Lefkoşa - Kıbrıs, Mersin 10, Turquia olduğunun anlaşıldığını söylemektedir.
Özay Akif, yemin varaksında devaml-a, gemi kaptanınca sözlü olarak yapılan giriş işlemi beyanında da acentesinin Orion Navington Ltd. ve yükün de tabanca ve mermi olduğunun belirtildiğini, saat 12.00'de başlayan bu işlemlerden 5 saat sonra ise gemi acentesi ilgilileri tarafından gemide bulu-nan 10.000 adet AK-47 Kalaşinkof tipi silahlarla ilgili olarak polise bir manifesto daha verildiğini, bu belgede konu silahların Klaipeda Limanından yüklenip Bilbao'ya gideceğini ve alıcı firma olarak Epicore S.A. Sana'a Yemen görülmekle beraber adresin "1-9 Collingham Road, London SW 5, England" yazıldığını, ayrıca manifesto üzerinde bazı karalamaların bulunduğunun da tespit edildiğini söylemektedir. Tabancalarla ilgili manifestoda belirtilen Diana Trading Ltd.'in böyle bir ithalâttan haberi olmadığının sap-tanması üzeirne 12.8.1993 tarihinde gümrük ve polis yetkililerince geminin araştırılmasına başlandığına da değinen Özay Akif, aynı tarihte gemi acentesi ilgililerinin kendilerine faksla olumsuz yanıt vermelerine rağmen tabancalarla ilgili manifestoda alıcı- kısımda yazılı olan Diana Tradng Ltd. ibaresini tibeksle silip yerine Epicore S.A. Sana'a yemen ibarelerini yazdıklarını ve kendilerinin hazırladığı bir yük bildirgesi iel alıcı firma kısmındaki ismin değiştirildiği yeni manifesto da dahil 3 adet manifes-to fotokopisini daha saat 12.00 - 13.00 raddelerinde gümrüğün ithalat bölümüne verdiklerini, bu esnada daha önce giriş işlemi sırasında verilip alıcı kısmında Diana Trading Ltd. yazan fotokopi manifestoyu ise dosyadan alarak tahrip ettiklerini açıklamaktad-ır. Bunlar yanında, verilen yük bildirgesinde yükleme limanı Bilbao olarak belirtilmekle beraber boşaltma limanın gösterilmediğini, yine aynı tarihte gümrük yetkililerinin kaptan ile acente ilgililerini çağırarak manifestolarda gösterilen bilgilerin doğrul-uğunun tespiti için konişmentoların da sunulmasının istendiğini, onların ise tüm yükün konişmentoları kendilerinde bulunmasına rağmen olmadığını söyleyip vermekten kaçındıklarını, bu arada acente ilgililerinin Brit Liner Shipping Co. Bilbao tarafından taba-ncalarla ilgili olarak faksla gönderilmiş bir suret manifesto daha ibraz ettiklerini, bu manifestoda konu tabancaların Bilbao Limanından yüklenip Epicore S.A. P.O. Box 1509 Sana'a Yemen tarafından alınacağının görüldüğünü, ancak değişiklik usule uygun yapı-lmadığından geçersiz sayıldığını söylemektedir. Olayı anlatmaya devam eden Özay Akif, kaptan ile acente ilgililerinin sorgulanması ve gemide yapılan araştırma sonucunda o ana kadar manifestosu verilmeyen ve gümrüğe sunulan evraklarda da hiç gösterilmeyen 1-1 paket Sellier & Bellot mermiye ait manifesto bulduklarını, bu manifestoda 1.350.000 adet merminin Stettin (Szczecin) Limanından yükletildiği ve alıcı firmanın Epicore S.A. Sana'a Yemen olarak görülmesine rağmen yükün nihai alıcısının manifestodaki alıcın-ın talimatı ile belirleneceğinin anlaşıldığını, yük sayımında ise AK-47 Kalaşinkof tipi silahların gösterilen miktardan 300 adet eksik olduğunun tespit edildiğini belirtmektedir. Ayrıca seyir istikâmeti ve yapılan yüklemelere göre manifestolar ile kaptanın- Mağusa Limanında yaptığı beyanların doğruyu yansıtmadığının ortaya çıktığını, AK-47 Kalaşinkoflara ait manifesto ve konişmentoda İngiltere'de olduğu belirtilen alıcı firmanın da mevcut olmadığının anlaşıldığını söylemektedir. Tüm bu hususlar ışığında mevz-uatın kendisine verdiği yetkiye dayanarak ithali yasaklanmış veya kısıtlanmış olan bu yük ile söz konusu yükün taşınmasında kullanılan gemini ceza olarak alıkonulduğunu, alıkonma ihbarlarını Resmi Gazete'de yayımlattığını, bu itibara karşı yük ve gemi sahi-bi adına yapılan itirazların hak talebinde bulunanların locus standileri bulunmadığı gerekçesi ile reddedildiğini ve bu durum karşısında hüküm almak için Mahkemeye başvurarak istida gereğince hüküm verilmesini talep ettiğini beyan etmiştir.
Konu istidaya- Müstedaaleyh (1) ve (2) ayrı ayrı itirazname dosyalamışlardır.
Müstedaaleyh (1)'in itiraznamesine ekli yemin varakası Ahmet Adullah Elaghil tarafından yapılmıştır. Adıgeçen şahıs yemin varakasında, kendisinin bu Şirketin idarecisi ve/veya yöneticisi ve/-veya hissedarı olduğunu ve bahse konu Şirketin ise Epicore S.A. Sana'a Yemen'de kayıtlı denizaşırı bir şirket olup tüzel kişiliğe haiz bulunduğunu, Gümrük Müdürü Özay Akif'in yemin varakasında belirtilen hususlar gerçek dışı ve mesnetsiz olduğundan bunları- ret ve inkâr ettiğini söyleyerek gerçeklerin aşağıda gösterildiği gibi olduğunu belirtmiştir. Daha önce alınan izin ile transit olarak Yemen'e aktarmalı ve herhangi bir engel çıkmadan silâh taşımacılığı yaptığını, aynı şartlarla "Anne M" gemisinin de kırm-ızı bayrakla ve yetkili makamların yazılı ve sözlü izni ile Mağusa Limanı dışına geldiğini, söz konusu gemi liman dışında iken liman yetkililerinin talebi üzerine limana giriş yaptığını, yükün transit olup Saddah isimli bir başka gemiye aktarıldığının gümr-ük ve liman yetkililerince bilindiğini belirtmiştir. Ahmet Abdullah Elaghil devamla, konu yükün yegâne hak sahibinin Epicore S.A. Sana'a Yemen olduğunu, iddia edilenin aksine İngiltere'de belirtilen adreste de ofisi bulunduğunu, yük ithal olmayıp transit o-lduğundan kendilerine yük bildirgesi mevzuatının uygulanmayıp sadece transit manifesto beyanının yeterli olduğunu, iddia edilen yük manifestolarının kaptan tarafından verilmediğini, mevcut manifestoların ise fotokopi olduğundan ibrazına olanak de bulunmadı-ğını, kaldı ki istatistiki amaçlar için bilgilendirme gereği olan hususlarda düzeltmelerin yapılabileceğini, nitekim 24 saat içinde gerekli düzeltmenin de yapıldığını, yük sahibinin ve/veya müstahdemlerinin yasal olmayan bir işlem veya eylem yapmadıkları v-e işlendiği iddia edilen suçlarla ilgileri bulunmadığından deniz taşımacılığı ile ilgili yasa, konvansiyonlar ve belgeler ile meselenin tüm akışı dikkate alındığında, söz konusu yükün ceza olarak alıkonmasını gerektirecek bir neden bulunmadığını söylemişti-r.
Elaghil, ayırca, istdianın dayandırıldığı maddeler ile istidanın bağdaşmadığını da iddia etmiş ve yukarıdaki tüm nedenlerle Müstedinin istida konusu yüklerle ilgili taleplerinin iptal edilerek bunların kendilerine teslimini talep etmiştir.
Müstedaal-eyh (2)'nin itiraznamesine ekli yemin varakasını Kaptan Svend Aage Gregensen Beck yapmıştır. Bu belgede, "Anne M" gemisinin kaptanı olması hasebi ile yemin yapmağa yetkili bulunduğunu, Gümrük Müdürü Özay Akif'in yemin varakasında iddia edilen hususlar gerç-ek dışı ve ciddiyetten uzak olduğundan tüm bunları ret ve inkâr ettiğini söylemektedir. Kaptan, adıgeçen geminin R.A. Shipping Co. Ltd. adına kayıtlı, St. Vincent and The Greadines bandıralı 240 net tonajlı bir yük gemisi olup yük taşımak için Müstedaaleyh- (1)'e icarlı bulunduğunu, yükün Mağusa Limanına veya icar edenlerin Mağusa'da bulunacak Saddah isimli gemilerinin yanında bir yere boşaltılacağının icar anlaşmasında belirtildiğini, yük transit olduğu için gemi liman dışında beklerken liman yetkililerinin- ısrarı üzerine limana giriş yaptığını, yükün silâh ve patlayıcı maddeden oluşması nedeniyle bir ihbar niteliği taşıyacak şekilde geminin kırmızı bayrak çektiğini, yükün transit olup başka bir gemiye aktarılacağı hususunun gerek kendisi, gerekse acente ilg-ililerince yetkili kişilere bildirildiğini ve yükün hiçbir şekilde KKTC'ye ithal maksadı ile getirilmediğini söylemektedir. Kaptan devamla, gemi icar edildikten sonra taşınacak yükün sorumluluğunun tamamen icar edenler veya taşıyıcılara ait olduğunu, gemi -sahiplerinin bundan sorumlu olmadığını, kendisinin gemi kaptanı olarak gümrük memurlarına herhangi bir belge vermediğini, söz konusu geminin veya gemi kaptanı olarak kendisinin bir suç işlemediği gibi yasal olmayan bir işlem veya eylemin yapılmasına da seb-ep olmadıklarını, yasal olmayan bir işlem veya eylemin yapılmasına da sebep olmadıklarını, buna rağmen gümrük limanında acentelerce her zaman yapılagelen ufak tefek yanlışlıklar veya düzeltmeler veya düzeltmelerin olağandışı ve çok mühim olaylar gibi göste-rilmeye çalışıldığını, bu gerçeği yansıtmayan itham ve iddialarla kendisinin ve gemisinin haksız ve kanunsuz bir şekilde alıkonup Mağusa Limanından çıkışının engellendiğini belirtmektedir. Ayrıca, istidanın dayandırıldığı hukuki maddeler istida konusu husu-slarla bağdaşmadığından bu maddelere dayanılarak istidanın ileri götürülemeyeceğini de iddia etmektedir. Kaptan, özetle, yüklü konişmento ve gemi icarcılarının verdiği talimat gereğince taşımaktan başka birşey yapmadığı cihetle gemiye el konulma talebinin -adalet ve hukuk ilkelerine aykırı ve Nifset Hukuku ile bağdaşmayan bir talep olduğunu belirterek istidanın reddi ile geminin iadesini talep etmektedir.
Müstedaaleyh (2) namına bulunan avukat da bir yemin varakası yaparak kaptanın yemin varakasında belirt-tiği hususalrın doğru olduğunu beyan etmiş ve istidasının reddedilerek geminin müvekkiline iadiisni talep etmiştir.
İstidanın duruşması esnasında Müstedi 23, Müstedaaleyh (1) 14 ve Müstedaaleyh (2) ise 1 tanık dinletmiştir. Duruşmada taraflar ayrıca, 64 -adet belgeyi Emare 1 - 64 olarak Mahkemeye sunmuştur.
Alt Mahkeme, sunulan şahadet ve emareleri değerlendirdikten sonra ihtilâflı konularda Müstedaaleyh tanıklarının açıkça kabul ettiği şahadetleri hariç, Müstedi tanıklarının şahadetlerinde söylediklerin-i doğru kabul edip bunlara dayanmayı uygun görmüş ve istida ile ilgili olgular hususunda, diğer şeyler meyanında, aşağıdaki bulguları yapmıştır.
St. Vincent and The Grenadines bandıralı olup Grand Cayman, Cayman İslands'da kayıtlı R.A. Shipping Company L-td.'in mülkiyetinde bulunan 240 net tonajlı "Anne M" isimli konteyner gemisi, Crawford International Arm. Co. isimli Amerikan Silah Şirketinin Avrupa Temsilcisi olduğunu ve önümüzdeki meselede konu Şirketten bağımsız olarak Müstedaaleyh (1) adına hareket e-ttiğini iddia eden Müdafaa Tanığı (10) Edwing Sloman ve geminin idarecisi Svendborg Enterprise A/S arasında 14.6.1993 tarihinde yapılan Voyage Charter tipi bir gemi icar anlaşması (Emare 51'in eki) ile Müstedaaleyh (1)'in dahil olduğu Elaghil Şirkletler Gr-ubuna icar edilmiştir. Elaghil Şirketler Grubu, aralarında Müstedaaleyh (1) Epicore S.A. Sana'a Yemen'de kayıtlı olan Şirketin de bulunduğu ve Müdafaa Tanığı (13) olan Ahmet Abdullah Elaghil'in sahibi ve idarecisi olduğu birçok şirketlerden oluşmaktadır. E-mare 51'in ekinde sunulan icar anlaşmasına göre, icar bedeli 115.000 U.S. Doalrı olup bu bedelin ilk taksidi Bilbao'dan alınacak yükün yüklenmesinden; ikinci taksit Klaipeda'dan alınacak yükün yüklenmesinden sonra verilecek, son ödeme ise Mağusa'da yapılac-aktı. Yine anlaşma uyarınca yükleme Bilbao, Stettin (Szczecin) ve Klaipeda Limanlarında yapılacak, tahliye ise Mağusa Limanında konu gemiyi icarlarına alanların opsiyonlarına uygun olarak Mağusa Road'da kendilerine ait olan Saddah gemisine yapılacaktı. Bah-se konu yükü taşıyacak gemi, Müstedaaleyh (1) tarafından icar edildiğinde Müdafaa Tanığı (11) Kaptan Niels Larsen yönetiminde Selânik'te bulunuyordu. Gemi idarecisi Svendborg Enterprise A/S'den aldığı talimat üzeirne 25.6.1993 tarihinde dava konusu malları- yüklenmek için gemiyi Bilbao Limanına götüren Kaptan Larsen, Müstedaaleyh (1) tarafından Fiocchi Munizioni S.P.A. isimli İtalyan Şirketinden satın alınarak (Emare 50/B) Bilbao Limanına getirilen, yükleyicisi (shipper) Aerpons Bilbao S.A. Fiocchi olan ve 1-5 palet halinde konteynere konan 3.394.000 adet 7.65 mm. çapında, 1.099.000 adet 6.35 mm. çapında Fiocchi marka mermiler ile Astra - Unceta Y CIA, S.A. isimli İspanyol Şirketinden satın alınan istidaya konu ikişer adet şarjör ile birlikte 2.400 adet 6.35 m-m.'lik Astra marka tabanca, ikişer adet şarjör ile birlikte 3.090 adet 7.65 mm.'lik Astra marka tabanca, 6 adet 7.65 mm.'lik gümüş kaplı hediye olarak verilen tabancayı (Emare 50/A) ihtiva eden 1314 no'lu 20'lik konteyneri gemiye yükledi. Stettin'den alına-cak diğer yük hazır olmadığı için Svendborg Enterprise A/S'in talimatı ile gemiyi tamirat için Danimarka'nın Subi Limanına götüren Kaptan, tamirat yapıldıktan sonra 5.7.1993 tarihinde Polonya'nın Stettin Limanına giderk Emare 50/C'de görülen ve yine Müsted-aaleyh (1) tarafından satın alınan 11 palet Sellier & Bellot marka mermiyi gemiye yükledi. Daha sonra Svendborg Enterprise A/S'ın talimatı ile Litvanya'nın Klaipeda Limanından gemiye yüklenecek olan IMCO (ateşli silah ve cephane) yükünün hazırlanması için -Sesnit'te 6.7.1993 tarihinden itibaren talimat bekleyen Kaptan Larsen, daha önceden kararlaştırıldığı gibi 17.6.1993 tarihinde görevini Müdafaa Tanığı (14) Kaptan Svend Aage Gregensen Beck'e devrederek yıllık izne ayrıldı. 19.7.1993 tarihine kadar Sesnit't-e bekleyen yeni kaptan Beck, yine Svendborg Enterprise A/S'ın talimatı ile Klaipeda'ya hareket ederek 22.7.1993 tarihinde 20 ayaklık 4 adet konteyneri yükledikten sonra Güney istikametine doğru yola çıktı. Bu konteynerin içerisinde bulunan her çuvalda 5 ad-et AK-47 Kalaşinkof marka tüfek (assault rifles), bir askı kayışı, 1 adet üçlü kütüklük ve 4 adet şarjör bulunmakta idi. Emare 50/D yük manifestosu ve bu husustaki şahadete göre sözü edilen yük Crawford International Arms Co. Şirketinin silâh alma lisansın-ı kullanmak suretiyle Edwing Sloman tarafından Müstedaaleyh (1) için Republican Foreign Trade Co. Belarus'tan satın alınmış olup satış bedelleri Müstedaaleyh (1) tarafından satıcı Şirkete ödenmiştir.
Klaipeda'dan ayrılarak Güneydoğu rotasından Yemen isti-kâmetine seyreden gemi, 2.8.1993 tarihinde Cebelitarık Limanına uğrayrak yağ değiştirmiş ve Akdeniz'de yoluna devam etmiştir. Yine aldığı talimat üzerine 4.8.1993 tarihinde rotasını Mağusa Limanına yönelten Kaptan Beck, 10.8.1993 tarihinde Mağusa Road'a ge-lip demirlemiş ve gemi acentesi Orion Navigation Ltd. Şirketinin talimatı ile de 11.8.1993 tarihinde saat 10.30 - 10.45 raddelerinde limana girmek için harkeket etmiştir. Müstedi Tanığı (1) Kılavuz Kaptan Mehmet Kutlu Bayramoğlu'nun gemiye çıkması ile gemi-, saat 11.50'de Serbest Liman Bölgesinde rıhtıma bağlanmış ve saat 12.00 civarında Liman Dairesinden Müstedi Tanığı (3) Canfer Akalın, Gümrük Dairiesinden Müstedi Tanığı (4) Ahmet Tamkan, Muhaceret Polisinen Müstedi Tanığı (10) P.M. İbrahim Değirmencioğlu,- Sıhhiye Dairesinden Orhan Bey ve Orion Navigation Ltd.'in Temsilcisi Müdafaa Tanığı (5) Levent Lama pratika işlemleri için kapanın ofisine çıkmışlardır.
Bu işlemlere başlandığında, ibrazı istenen evraklar, Orion Navigation Ltd'in Temsilcisi Levent Lama -tarafından kaptandan alınıp ilgili memurlara verlimiş, ilgili memurların iyi İngilizce bilmemeleri üzerine kaptan ile dialog kurmalarına Levent Lama yardımcı olmuştur. Konu işlemleri yapmak üzere gemiye çıkan Muhaceret Polisi kendi bölümünü ilgilendiren iş-lemlere başlayarak Emare 22 olarak Mahkemeye sunulan gemi personel listesini ve olağan olmamakla birlikte, amirlerinin talimatı ile geminin yükü ile ilgili manifestoları kaptandan talep etmiş, ayrıca Emare 23 olarak ibraz edilen 2 adet manifesto fotokopisi-ni de katpandan alıp Emare 24 olarak kabul edilen formayı kaptanın beyanları doğrultusunda doldurmuştur. Konu belgede geminin geldiği liman Bilbao, taşıdığı yük ise Emare 23'e göre tabanca ve mermi olarak gösterilmiştir.
Mağusa Gümrüğünde Kaçakçılık ve G-emi İşleri, Yolcu Salonu İhracat Şubesi Sorumlusu Müstedi Tanığı (9) Hüseyin Özgüven tarafından gemiye gönderilen Gümrük Memuru Ahmet Tamkan ise, gümrük ile ilgili pratika işlemleri sırasında kaptandan Emare 9 personel listesini, Emare 10 personel beyan li-stesini, Emare 11 kumanya listesini, Emare 12 personel stok listesini ve gemideki yük ile ilgili Emare 7 ve 8 manifesto kopyalarını almış, elde ettiği bilgiler uyarınca Emare 6 Ship's Blue Book'u tanzim ederek gemide başka yük bulunmadığını içeren ve Emare- 13 olarak sunulan beyanı kaptana okutup imzaltmıştır. Emare 7'deki fotokopi manifestoda yükün 15 palet 9.35 mm. ve 7.65 mm. çapında tabanca mermisi olduğu, yükleyicisinn (shipper) Airpons Bilbao S.A. P/CTA, Fiocchi Munizioni S.P.A alıcının (consignee) ise- Epicore S.A. Sana'a Yemen olduğu, yükün Bilbao'dan yüklenip Yemen'e gideceği, gemi acentesinin Berege Bilbao S.A. olduğu görülmektedir. Keza konu manifestoda yüküm IMCO cinsi olduğuna dair ihbarda bulunmakta, manifstonun altında gemi kaşesi ile gemi kapta-nına ait olduğu belirtilen imza yer almaktadır. Emare 8 fotokopi manifestoda ise yükün toplam 5.503 adet 6.35 ve 7.65 mm. çapında tabancadan oluştuğu, 152 kasa halinde 1314 no'lu konteynerde bulunduğu, yükleyicisinin Airpons Bilbao S.A. P/CTA, Astra Uncete- Y CIA alıcının (consignee) Diana Tradıng Ltd., Lefkoşa, Kıbrıs, Mersin 10 Turquia, geminin acentesinin Berge Bilbao S.A. olduğu görülmektedir. Manifestonun altında, 25 Haziran 1993 tarihinde tanzim edildiğine dair gemi kaşesi ve kaptana ait olduğu belirti-len kapalı bir imza vardır. Emare 6 olarak ibraz edilen Ship's Blue Book'ta ise geminin Cebelitarık'tan (Bilbao) geldiği ve taşınan yükün tabanca ve mermi olduğu belirtilmektedir. Ahmet Tamkan, yapılan incelemeler sonucunda Emare 7 ve 8'i Hüseyin Özgüven'e- gösterip Müstedi Tanığı (5) Ambarlar Sorumlusu Alkın Güncel'e teslim etmiştir. Bu esnada Ahmet Tamkan ile orada hazırda bulunan Orion Navigation Ltd. Temsilcisi Levent Lama tarafından geminin yükü olarak gösterilen malın transit olduğu hususunda Alkın Gün-cel'e ayrıca bilgi verilmiş ve sözü edilen belgeleri alan Alkın Güncel ise gerekli işlemleri yapması için aynı gün görevli memur Müstedi Tanığı (6) Ali Gencer'e havale etmiştir. Emare 7 ve 8 için 689/93 no'lu dosyayı açan Ali Gencer, Orion Navigation Ltd.'-in yetkililerinden olan Soner Lama tarafından aynı tarihte sunulan Emare 14 acente tayin belgesi ile konu dosyayı Alkın Güncel'e iade etmiş, yine mezkûr tarihte taşınan yükün silâh olması nedeniyle Hüseyin Özgüven tarafından geminin 36 no'lu gemi mühürü il-e mühürlenmesi yönüne gidilmiştir.
Geminin Limana girdiği 11.8.1993 tarihinden bir gün sonra yani 12.8.1993 tarihinde konu dosyayı etüt eden Alkın Güncel, Mağusa Gümrük Müdürü İsmet Baykurt'un da görüşlerini aldıktan sonra Emare 7 ve özellikle Emare 8'd-eki yükün transit olduğundan şüphelenmiş ve Orion Navigation Ltd.'in Temsilcisi Levent Lama'yı arayarak transit manifestoyu ibraz etmesini istemiştir. Ancak istenen belge Gümrüğe verilmediğinden durum hakkında Gümrük ve Rüsumat Dairesi Müdürüne bilgi veril-miş, konuyu soruşturmaya başlayan Müdürden talimat alan Alkın Güncel ise taşınan yük ile ilgili konişmentoları (Bill of Lading) tekrar konu Şirketten istemesine rağmen mevcut olmadığı gerekçesiyle verilmemiştir.
Bu arada Orion Navigation Ltd.'in Yönetici-si olan Müdafaa Tanığı (2) Osman Lama, Emare 8'deki alıcının yanlış yazılmış olabileceğini düşünerek 12.8.1993 tarihinde geminin yöneticisi Sendborg Enterprise A/S'ye teleksle mesaj göndermiş (Emare 34'ün 33. eki) ve manifestodaki alıcnın düzeltilmesi iste-minde bulunmuştur. Aynı tarihte cevap veren Svendborg ise herhangi bir düzletmenin gereksiz olduğunu belirtmesine rağmen, Emare 8'deki alıcı bölümünde görülen Diana Trading Ltd., Kıbrıs, Mersin 10 Turquia ibaresi Levent Lama tarafından tibeks ile silinmiş -ve işyerindeki fotokopi makinesi kullanılarak yerine Epicore S.A. Sana'a Yemen yazılmıştır. Gemi Acente Yetkilisi tarafından değiştirilip Emare 17 olarak sunulan bu manifesto, yine Gemi Acente Yetkilisince düzenlenmiş ve Mahkemeye Emare 15 olarak sunulan y-ük bildirgesi ile birlikte gümrüğün ithalat bölümüne verilmiştir. Levent Lama gümrüğün ithalat bölümünde görevli memur olan Müstedi Tanığı (7) Hasan Sonatlı'ya daha önce sunulan bir belgenin yanlış olup doğrusu ile değiştireceğini bildirmiş, ancak mezkûr b-elge bu şekilde ilgili dosyaya konurken ilgili memura hangi belgenin yalış olduğu ve hangi belge ile değiştirileceği hususunda herhangi bir açıkalma yapılmamıştır. 689/93 no'lu dosyaya Emare 17'nin bu şekilde konmasından sonra dosya içerisinde bulunan Emar-e 8'in aynısı bu işlem sırasında Levent Lama tarafından dosyadan alınmıştır. Ayrıca, Gümrüğün ithalat bölümüne 12.8.1993 tarihinde saat 12.00 - 13.00 raddelerinde veridliği kabul edilen Emare 15 yük bildirgesi de Ali Gencer tarafından 13.8.1993 tarihinde g-ümrük mühürü ile mühürlenerek kayda geçilmiştir.
Yine 12.8.1993 tarihinde konu gemide Emare 7 ve 8 manifestolarda gösterilen yükten ayrı, daha başka kaçak silâh bulunduğu hususunda ihbar alan Gümrük Yetkilileri, gemide arama yapmayı kararlarştırmış ve bu- amaçla gemiye gelen Şube Amiri Hüseyin Özgüven ile Mustafa Asilkan isimli Polis Subayı müşterek bir operasyon düzenlemeyi uygun bulmuştur. Mustafa Asilkan ile birlikte kaptan ofisine çıkan Hüseyin Özgüven, yük ile ilgili bilgi vermesi için gemi kaptanını -sorgulamış, kaptanın ise gemide manifestolarda belirtilenlerden başka yük bulunmadığını söylemesi üzerine Hüseyin Özgüven mevcut yükü gösteren konişmentoları görmek istemiş, ancak kaptan herhangi bir konişmento göstermediği gibi, geminin acentesi Orion Nav-igation Ltd. yetkililerinin de hazır bulunmasını istemiştir. Bu nedenle Osman Lama'nın gemiye gelmesi sağlanmış ve onun talimatı ile kaptan masasının altındaki bir kutu içerisinden o ana kadar hiç konu edilmeyen Sellier & Bellot marka mermilere ait konişme-ntoları çıkarıp Hüseyin Özgüven'e vermiş ve bunun üzerine gemi; kaptan, Osman Lama ve Levent Lama'nın huzurunda polis gümrük yetkililerince araştırılmaya başlanmıştır.
Bu amaçla geminin ambarlarına girilerek tabanca ve mermilerin muhafaza edildiği 1314 n-o'lu konteynerin mühürü kırılmak suretiyle açılmıştır. Bunun akabinde bir başka konteyner aynı şekilde mühürü kırılarak açıldığında içerisinde plastik şeker torbalarına benzer torbaların bulunduğu ve bunların içerisinde ise her torbada naylonlarla ambalajl-ı 5 adet AK - 47 Kalaşinkof marka tüfek, 4 şarjör, omuz askısı, üçlü kütüklük bulunduğu saptanmıştır. Bu saptama ışığında kendilerine yanlış beyan yapıldığı kararına varan Hüseyin Özgüven, geminin tahliyesi için direktif vermiştir.
Konu hakkında bilgi a-lan Gümrük Müdürü ise özel bir durum olduğunu göz önünde bulundurarak, kendi amaçları bakımından olayı soruşturan Polis Müdürlüğünden de yardım istemiş ve 12.8.1993 tarihinde soruşturmanın onlar tarafından yürütülmesini uygun görmüştür.
Tahkikat için gör-evlendirilen Müstedi Tanığı (14) Tahkikat Memuru Başmüfettiş Hüseyin Becer 12.8.1993 tarihinde saat 15.10 civarında gemiye gittiğinde, geminin ambar kapakları açık vaziyette ve 1314 no'lu konteyner ile AK - 47 Kalaşinkofların bulunduğu diğer konteynerlerde-n ikisi açılmış olmasına rağmen henüz tahliye işlemi gerçekleşmemişti. Bunun üzerine kaptan odasında soruşturmaya başlayan Hüseyin Becer, hazırda bulunan Hüseyin Özgüven'in tercümelere yardımcı olmasından da faydalanarak kaptandan yük ile ilgili orijinal m-anifestoların ibrazını istemiş, kaptan ise herhangi birşey söylemeyi reddederek Acente Temsilcisi Levent Lama ile temas etmesini istemiştir. Bunun üzerine Levent Lama, o anda elinde deste şeklinde tuttuğu ve Mahkemeye Emare 25 olarak sunulan Emare 7'nin ay-nısı olan 3 adet fotokopi manifesto, Emare 8'in aynısı 2 adet fotokopi manifesto ve Emare 5 olarak verilen fotokopi manifestonun orijinalini Hüseyin Becer'e teslim etme yönüne gitmiştir.
Tahkikat memuru Hüseyin Becer, Levent Lama'yı başka evrak olup olma-ığına dair sorguladığında Emare 26'da ibraz edilen Sellier & Bellot marka mermilere ait manifesto fotokopisini, aynı mermilere ait orijinal konişmentonun 3 adet imzalı fotokopisi ile 2 adet imzasız fotokopisini, Stettin'den yüklenen yükün acentesinin State-ment of Facts beyanı ile Emare 15'in imzalı fotokopisini kaptan ofisinden alarak kendisine vermiştir. Bilâhare kaptann izni ile ofiste araştırma yapıldığında Emare 27 olarak ibraz edilen gemi seyir defterinin (Log Book) arasında bulunup Emare 28, 29 ve 30 -olaak sunulan 3 adet zarf da emare olarak teslim alınmıştır.
Aynı gün gemideki yükün tahliye edilmesinden sonra Müstedi Tanığı (15) PÇ. Zihni Hiçyılmaz vasıtasıyle Mahkemeden kaptan, gemi personeli ve Osman Lama ile Levent Lama hakkında tutukluluk emri s-ağlanmış ve kaptan ile gemi personeli tutuklanmıştır. Bilâhare Osman Lama ile Levent Lma saat 18.30 civarında Adli Şubeye gittiklerinde, Gümrüğe sahte beyanda bulunma suçu ile itham edilerek Hüseyin Becer tarafından tutuklanmışlardır. Tutuklamalardan sonra- bu yöndeki tahkikat daha da derinleştirilmiş ve sonuçta Gazi Mağusa Kaza Mahkemesinde dosyalanan 5206/93 sayılı ceza davası ile Gemi Kaptanı Beck, Gemi Acentesi Orion Navigation Ltd. ve bu Şiketin yetkililerinden olan Levent Lama ile Osman Lama 37/1983 sa-yılı Yasanın 187 ve 188. maddelerine aykırı hareket etme suçlarından itham edilmişlerdir.
Yine, Gümrük Müdürünün 12.8.1993 tarihindeki talimatı ile gemiden tahliye edilen 5 konteyner ve bu tahliye sonucu başka bir konteynerde muhafaza edilen 11 palet mer-mi, sayım işlemi ve emniyet amacı ile 13.8.1993 tarihinde Güvenlik Kuvvetlerine bağlı 7. Tabura götürülmüş ve Gümrük Müdürünce ambar olarakonaylanan yerde, aker, polis ve gümrük makamlarnca müşterek korumaya alınara her konteyner 3 ayrı kilitle kilitlenmiş-tir.
Söz konusu konteynerler 15.8.1993 ile 18.8.1993 tarihleri arasında 7. Taburda muhafaza altında iken Gümrük Müdürlüğünden Hüseyin Özgüven, Ahmet Tamkan, Müstedi Tanığı (17) PÇ. Mehmet Çalışkan, Başmüfettiş Hüseyin Becer, Müstedi Tanığı (18) Ahmet Ayd-ınlı ve Güvenlik Kuvvetleri yetkilisi tarafından sayılarak muhteviyatları hakkında Emare 1 olarak sunulan tutanaklar düzenlenmiştir.
Yukarıdaki gelişmeler ışığında Gümrük ve Rüsumat Dairesi Müdürü 37/1983 sayılı Yasanın 38, 187 ve 190. maddelerinin verdi-ği yetkiye dayanrak tüm yük ile aynı Yasanın 17(1)(a) maddesi altında bu yükün taşınmasında kullanılan geminin ceza olarak alıkonmasına karar vermiş ve alıkoyma ihbarını da 22.10.1993 tarih ve 111 sayılı Resmi Gazetenin EK III'ünde A.E. 505 ve 506 olarak -yayımlamıştır.
Durumu öğrenen ve taşınan yükün sahibi olan Epicore S.A. Sana'a (Yemen) Şirketi, 5.11.1993 tarihinde Sahibi ve İdarecisi Ahmet Abdullah Elaghil vasıtasıyle ve "Anne M" Gemisinin sahibi R.A. Shipping Co. Ltd. Şirketi ise 12.11.1993 tarihind-e Avukat Süleyman Dolmacı kanalı ile Gümrük ve Rusumat Dairesi Müdürüne itiraz edip hak etme ihbarında bulunmuşlardır.
Gümrük ve Rusumat Dairesi Müdürü, yapılan hak talep etme ihbarlarını inceledikten sonra bunları reddetmiş ve müteakiben de Müdürü temsi-l eden KKTC Başsavcısı konu mallar ile bu malları taşıyan gemi aleyhine Mahkemeden hüküm almak için 10.12.1993 tarihinde Gazi Mağusa Kaza Mahkemesinde önümüzdeki istinaflara konu 114/93 sayılı Genel İstidayı dosyalamıştır.
Olgulardan sonra hukuki durumu -inceleyen Alt Mahkeme, sonuçta istida konusu Sellier & Bellot marka mermiler, AK - 47 Kalaşinkoflar ve bunlara ait askı kayışı, kütüklük ve şarjörler ile "Anne M" isimli geminin ceza olarak alıkonmasına, istida konusu tabanca ve mermilerin ise ceza olarak -alıkonmasının gerekmediğine dair emir ve karar vermiştir.
Bu karara karşı hem Müstedi hem de Müstedaaleyh (1) ve (2) ayrı ayrı istinaf dosyalamışlardır.
Müstedinin dosyaladığı 58/94 sayılı istinaflardaki istinaf sebepleri 2 başlık altında aşağıdaki gib-i özetlenebilir:
Müstedaaleyhler şirket olduğu cihetle hak taleplerinin şirketin sekreteri veya o şirketin özellikle yetkili kılacağı bir memuru tarafından yapılması gerektiği ve Mahkeme işlemlerindeki itiraz ve yemin varakasının da buna bağlı olması gere-ktiği hususunda bulgu yapmamak veya yasal durum ile huzurundaki şahadet bu merkezde olmasına rağmen talep edildiği gibi otomatik olarak el koyma emri vermeyip Müstedaaleyhlerin hak taleplerini yasaya uygun ve geçerli saymakla; ve
Tabanca ve mermiler için -verilen sözlü transit beyanını yeterli kabul edip yükte ayırım yaparak ilgili Yasa ve mevcut şahadet ışığında bu mallar için de ceza olarak alıkoyma emri vermemekle -
Alt Mahkeme hatalı hareket etmiştir.
Müstedaaleyh (1)'in yapmış olduğu 60/94 sayılı i-stinaf ile Müstedaaleyh (2)'nin yapmış olduğu 61/94 sayılı istinaf aynı sebepleri içermekte olup bu istinaf sebepleri ise Müstedaaleyhlerce aşağıdaki şekilde özetlenmiştir.
1. Alt Mahkeme, Müstedaaleyhlerin hak talebinin doğruluğuna karar verdiğine göre,- daha ileri gitmeden Müstedinin istidasını reddedip alıkonan malların otomatik olarak Müstedaaleyhlere iadesine karar vermeli idi.
2. Yasanın amacını, yasadaki transit yük anlamını ve istinaf konusu malın transit oluşunu yeterince değerlendirmeyerek yan-lış yorumlamıştır.
3. Alt Mahkeme, yükleri ayırıma tabi tumuş ve bunun sonucunda olumsuz yönde etkilenerek tabanca ve mermileri transit olduğu gerekçesiyle alıkoymamak, diğerlerini ise transit olmasına rağmen alıkoymakla hata etmiştir.
4. Yükün nihai v-arış yeri hususunda Alt Mahkemece yapılan inceleme gereksiz olup buna ilişkin bulguları hatalıdır.
5. Alt Mahkeme Emare 7 ve 8 olarak sunulan manifesto fotokopileri dışındaki beyanları yeterince değerlendirmedi veya yanlış değerlendirdi.
6. Alt Mahkemeni-n esas beyanının pratika işlemleri sırasında yapılacağın ve bunun 37/1983 sayılı Yasanın 38. maddesinin şart bendinde düzenlendiğine ilişkin değerlendirmesi hatalıdır. Ayrıca, bunlar haricinde iyi niyetle ve makul gerekçeye istinaden bir beyan yapılabilece-ği yönünde bir değerlendirme yapmış olmasına rağmen, bu hususta Müstedi tarafından bir iddia ve ispat yapılmadığı halde gemi acentesi yekililerinin şahadetlerini iyi değerlendirmeden bulgulara varmakla hatalı hareket etmiştir.
7. Alt Mahkeme, konu istida-da belirtilen yasa maddeleri ile sınırlı olmasına rağmen, bunlar dışındaki maddelere de dayanarak alıkoyma kararlarını onaylayıp gemi sahipleri ile yük sahiplerinin ilişkisine değinen Deniz Ticaret Hukuku ile ilgili mevzuatı yanlış değerlendirmekle hatalı -sonuçlara varmıştır.
8. Alt Mahkeme, Anayasa ile hak ve nifset hukukuna aykırı hareket edip hafifletici sebepleri dikkate almadan ve suç ile cezalar arasında orantı kurmayıp alıkoyma gibi fahiş cezaları onaylamakla hatalı hareket etmiştir.
İstinafın du-ruşmasında taraflar istinaf sebeplerini detaylı bir şekilde izah etmişler ve istinaflarını daha ziyade hukuki argümanlar üzerinde yoğunlaştırmışlardır.
Müstedinin 58/94 ve 59/94 sayılı istinaflarının (A) paragrafı altında özetlenen istinaf sebebi ile Müs-tedaaleyhlerin dosyaladığı istinaflarda ileri sürülen 1. istinaf sebebi benzer hususları içerdiği cihetle bunları birlikte ele almayı uygun görüyorum.
Müstedi, bu başlık altında Müstedaaleyhler geçerli bir hak talebinde bulunmadığına göre Alt Mahkemenin -yük ve geminin otomatikman ceza olarak alıkonması için hüküm vermesi gerektiğini iddia ederken; Müstedaaleyhler, Alt Mahkemenin hak talebinin doğruluğuna karar verdikten sonra ileri gitmeden Müstedinin istidasını reddedip alıkonan malların otomatikman kend-ilerine iade edilmesine hüküm vermesi gerektiğini ileri sürmektedirler.
Alt Mahkeme ise, bu hususla ilgili olarak vermiş olduğu kararında; Gümrük ve Rüsümat Dairesi Müdürünün 37/1983 sayılı Gümrük ve İstihsal Yasası uyarınca herhaagi bir malı alıkoyması -halinde izlenecek usulün Yasanın 169 ve 173. maddeleri altında düzenlenen VII. Cetvelde gösterilmekte olduğunu, bu Cetvele göre alıkonup Resmi Gazete'de yayımlanan herhangi bir mal hakkında yapılacak hak talebi ihabrlarının 1 ay içinde Müdüre yapılması ve -bu talep sahibinin isminin, adresinin belirtilmesi, Devlet sınırları haricinde bulunan hak sahiplerinin Devlet sınırları içerisindeki tüm işlemlerini kendi adına yürütebilecek yetkili bir avukatın isim ve adresini de bildirmesi gerektiğini belirtmektedir. -Alt Mahkeme, ayrıca bunlara uyulmadan yapılan hak talebi ihbarlarının kabul edilmeyip alıkonan eşyaların ceza olarak otomatikman alıkonmasına hüküm verilmiş sayılarak Mahkemeden herhangi bir emir gerekmeksizin Müdürün bu mallar üzerine işlem yapabileceğini-, talep sahiplerinin yukarıda belirtilenlere uygun hak talebi ihbarında bulunması halinde ise, Müdürün başka bir işlem yapmadan Cetvelin "F" fıkrası uyarınca hüküm almak için Mahkemeye başvuracağını ve bu durumda, Mahkemenin konuyu inceledikten sonra o eşy-anın ceza olarak alıkonması gerekiyorsa alıkonmasını emredeceğini belirtmiştir. Bu hukuki değerlendirmeden sonra geminin R.A. Shipping Co. Ltd.'e ve yükün de Epicore S.A. Sana'a Yemen'e ait olduğu bulgusuna varan Alt Mahkeme, gemi ile yükün ait olduğu bu Ş-irketleri temsilen Avukat Süleyman Dolmacı ve Şirket Sahibi ve İdarecisi olan Ahmet Abdullah Elaghil'in yaptıkları hak talebi ihbarlarının yetkili kişilerce yapılmadığının söylenemeyeceğini ve hak taleplerinin süresi içinde yapıldığını da dikkate alıp ceza- olarak alıkonan mallar hakkında otomatikman hüküm verilmiş sayılamayacağı soncuuna varmıştır.
Yukarıda belirtildiği gibi, Gümrük ve Rüsumat Dairesi Müdürü 37/1983 sayılı Yasanın özellikle 38 ile 171(1)(a) maddesi tahtında alıkonması öngörülen istinaf ko-nusu yük ile bu yükün taşınmasında kullanılan "Anne M" gemisini ceza olarak alıkoymuş ve VII. Cetvelin ilgili fıkrasına uygun olarak alıkoyma ihbarını 22.10.1993 tarih ve 111 sayılı Resmi Gazetenin Ek III'ünde A.E. 505 ve 506 olarak yayımlatmıştır.
Konu -ihbarların Resmi Gazetde yayımlanmasından sonraki 1 ay içinde ilgili taraflarca hak talebinde bulunan yukarıda adıgeçen kişilerin Alt Mahkemenin de bulduğu gibi alıkonulan malların ait olduğu kişileri temsil edebilecek kapasitede ve en azından bu mallarla -ilgili işlemleri başlatabilecek yetkili kişiler olduğu kanısındayım. Bu böyle olduğuna göre hak talepleri Yasaya uygun olup istinaf konusu eşyaların ceza olarak otomatikman alıkonmasına hüküm verilmiş sayılmaz. Esasen hak talebi ihbarları yukarıda belirtti-ğim koşullara uygun olarak yapılmamış olsaydı, Müdürün hüküm olmak için Mahkemede istinaflara konu istidayı dosyalamasına gerek kalmadan ceza olarak alıkoyma Yasa hükmü uyarınca tamamlanmış sayıalcaktı.
Müstedaaleyhler yasal süre içinde hak talebinde bul-unduğuna ve Müstedinin de Yasanın söz konusu Cetvelinde öngörülen koşullara uygun hak talepleri için alıkonan mallarla ilgili olarak Mahkemeye başvurabileceğine göre, Mahkemeye müracaat ettikten sonra artık yapılan hak talebi ihabrlarının Yasanın ilgili Ce-tvelinde aranan koşullara uygun olmadığı iddiasında bulunulamayacağı gibi, Müdürün de Mahkemeye müracaat etmeksizin ceza olarak otomatikman alıkoyma hükmü verilmiş sayılan mallar bakımından Mahkemeye müracaat etmesi de gerekmediği kanısındayım.
Bu safhad-a iken bir hususa daha değinmeyi faydalı bulmaktayım. Mahkeme işlemlerinde yemin varakalarını yapan ve alıkonan malların ilgili şirketlere ait olduğunu belirten kişiler de hak talebini yapan yukarıda isimlerini zikrettiğim aynı kişilerdir.
Müstedaaleyhle-rin bu hususla ilgili olan iddialarına gelince; yukarıda da belirttiğim gibi Müstedaaleyhler hak talebi ihbarlarının Yasaya uygun yapıldığına ve dolayısıyle malların aidiyetine karar veren Alt Mahkemenin daha ileri gitmeden istidayı reddederek malların ken-dilerine otomatikman iadesine emir vermesi gerektiğini ileri sürmüşlerdir. Hak talebi ihbarlarının Yasaya uygun olarak yapılmış olduğunun belirlenmesi, alıkonan mallarla ilgili işlemlerin başlatılması ve Mahkemeye müracaat edilebilmesi bakımından aranan ko-şullardır. Bu itibarla, hak talebi ihbarlarının Yasaya uygun yapılmadığının belirlenmesi otomatik olarak iade kararı verilmesini gerektirmez. İade kararı ancak Mahkemenin diğer hususlarda yapacağı inceleme sonucu verilebilecek nihai bir karardır.
Tüm yuk-arıda söylenenler ışığında, Alt Mahkemenin de belirttiği gibi hak talebi ihbarları Yasaya uygun olduğu cihetle Müstedinin 58/94 ve 59/94 sayılı istinaflarının (A) paragrafında ileri sürdüğü muteber bir hak talebi olmadığına ilişkin iddiası ile Müstedaaleyh-lerin 1. istinaf sebebi altında ileri sürdükleri hak talebinin doğruluğuna karar verdikten sonra Alt Mahkemenin istidayı reddederek malların otomatikman iadesine emir vermesi gerektiği yönündeki iddialarının reddolunması gerekmektedir.
Müstedinin (B) par-agrafı altında özetlenen istinaf sebebi ile Müstedaaleyhlerin 2, 3, 4, 5, 6, 7 ve 8. başlık altındaki istinaf sebepleri birbrileri ile bağlantılı olduğu cihetle bunları birlikte ele alıp incelemeyi uygun görüyorum.
Bu istinaflar esas itibarıyle 37/1983 s-ayılı Gümrük ve İstihsal Yasasına dayanmaktadır. Tarafların da kabul ve beyan ettikleri gibi, söz konusu Yasa İngiltere'de 1979 yılından önce yürülükte bulunan Custom and Excise Act, 1952'nin benzeridir. Daha önceki gümrükle ilgili yasalarla tadillerinin b-irleştirilmesi sonucu yürülüğe girmiş olan konu Yasa, 1979 yılında yürülükten kaldırılmış ve yerine yine birleştirilmiş olan Customs and Excise Managemet Act, 1979 konmuştur.
Yukarıda da belirtildiği gibi, Müstedi tarafından alıkonan mallarla ilgili niha-i kararın verilebilmesi için dosyalanan istinaf konusu istida, 37/1983 sayılı Yasanın VII. Cetveli uyarınca başlatılmıştır. Bu Cetvelin "F" fıkrasına göre ilgili eşyanın ceza olarak alıkonması gerekiyorsa Mahkeme o eşyanın ceza olarak alıkonmasını emreder.- İngiltere'de Custom's and Excise Act, 1952'nin VII. Cetvelinin 6. maddesi ile Customs and Excise Management Act, 1979'un 3. Cetvelinin 6. maddesi bizdeki VII. Cetvelin "F" fıkrasına benzemektedir. Söz konusu maddeler İngilter'de katı bir şekilde yorumlana-rak ilgili eşyanın alıkonduğu zaman ceza olarak alıkonmaya tabi (liable to forfeiture) olması halinde, Mahkemenin o eşyanın ceza olarak alıkonmasını emretmekten başka seçeneği olmadığı belirtilmektedir. Yine sivil takibat niteliğinde olan ceza olarak alıko-yma ile ilgili işlemlerin (proceedings for condemnation) in personam olmayıp in rem olması dolayısıyle burada göz önünde bulundurulacak yegâne hususun malların ceza olarak alıkonamsının gerekip gerekmediği olduğu ve Mahkemenin bu mal sahiplerinin kimliğind-en, mesleki sorumluluklarından veya onlar üzerindeki etkilerinden soyutlanarak yapması gerektiği vurgulanmaktadır. (Gör: Halsbury's Laws of England, 4. Edition, vol.12, para. 633; De Keyser v. British Railway Traffic and Electric Co. Ltd. (1936) 1 KB. 224;- Denton v. John Lister Ltd. and Another (1971) 3 All E.R. 669; Customs and Excise Commissioners v. Air Canada (1991) 1 All E.R. 570). Konu eser ve davalardaki görüşleri benimsediğimi belirtmek isterim.
Şimdi de, yukarıda belirtilen yasal durum ve içtihat- kararları ışığında bu meseledeki istinaf konusu yük ile bu yükü taşıyan geminin ceza olarak alıkonmasının gerekip gerekmediğini incelemeye çalışalım.
Yukarıda belirtilenlerden de görüleceği gibi Alt Mahkeme konu silâh ve patlayıcı maddenin esas itibarıy-le 37/1983 sayılı Gümrük ve İstihsal Yasasının 38. maddesi tahtında ceza olarak alıkonmasına emir vermiştir. Söz konusu maddenin ilgili kısımları aynen şöyledir:
"38. Herhangi bir yerde;
....................................................
Herhangi bir- mevzuat uyarınca yürülükte olan yasaklama ve kısıtlamalara aykırı olarak herhangi bir malın ithal edilmesi, indirilmesi veya boşaltılması; veya
...........................................................................
hallerinde söz konusu mallar- ceza olarak alıkonabilir."
Yukarıda alıntısı yapılan maddeden anlaşılacağı üzere, ithali yasaklanmış veya kısıtlanmış malların KKTC'ye ithal edilmesi yasak olup, bu şekilde ithal edilen mallar ceza olarak alıkonabilir.
Müstedaaleyhler transit malların- Yasanın 2. tefsir maddesindeki ithal tefsiri dışında olduğunu, transit mallarla ilgili gümrük işlemlerinin sadece istatistiki amaçlar için gerekli görüldüğünü, bu mallar iç tüketime sunulmadıkları cihetle vergiye tabi de olmadıklarını ve bu nedenle bunlar-la ilgili vergi kaybının söz konusu edilemeyeceğini ve yine transit malların ithalat rejimine tabi olmadıklarını iddia ederken; Müstedi KKTC'ye getirilen her türlü malın limana girdiği andan itibaren ithal edilmiş sayıldığını ve ithalat rejimine tabi olduğ-unu iddia etmektedir.
Yasal durumu inceleyen Alt Mahkeme ise 37/1983 sayılı Yasanın transit mallarla ilgili maddelerinin genel olarak ihtilâfı düzenleyen bölümde yer aldığı ve bu yasanın tefsir bölümündeki ithal tanımını dikkate aldıktan sonra konu Yasan-ın transit malları bazı ayrıcalıklı işlemlere tabi olmak kaydıyle ithal mallar tanımı içinde değerlendirdiği kanatine varmıştır.
37/1983 sayılı Yasa tüm olarak incelendiği zaman, gerçekten de transit malları ithal mallar kapsamında telâkki ederek bunları-n da birçok yönden denetime tabi tutulmasına olanak tanıdığı görülmketedir. Bu duruma göre, Müstedaaleyhlerin bu husustaki iddiasının reddedilmesi gerekir.
Acaba 11.8.1993 tarihinde "Anne M" gemisi ile Mağusa Limanına getirilen istinaf konusu silâh ve pa-tlayıcı maddeler KKTC'ye ithal edilmiş midir?
37/1983 sayılı Yasanın 2. tefsir maddesine göre ithal, bir malın deniz yolu ile Devlet sınırları dahiline getirilmesi demektir. Yine aynı Yasanın 69(2) maddesine göre, malı taşıyan gemi liman hudutlarına gird-iği zaman mal ithal edilmiş sayılmaktadır. Belirtilen bu Yasa maddeleri ışığında "Anne M" gemisi 11.8.1993 tarihinde Mağusa Liman hudutlarına girmekle gemi üzerindeki istinaf konusu tüm mallar KKTC'ye ithal edilmiş sayılmıştır. Nitekim Alt Mahkeme de, Yasa-yı doğru olarak yorumlamış ve bu doğrultuda bulgu yapmıştır.
11.8.1993 tarihinde "Anne M" gemisi ile bu şekilde KKTC'ye ithal edilmiş yüklerden olan tabancalar Fasıl 57 Ateşli Silahlar Yasasının 4(1) maddesi gereğince ithali Bakanlar Kurulunun özel iznin-e bağlı; Sellier & Bellot marka mermiler ile diğer mermiler ise Fasıl 54 Patlayıcı Maddeler Yasasının 4(1)(a) maddesine göre ithali izne tabi olan eşyalardır. Bir başka deyişle, tabanca ve mermiler ithali kısıtlanmış eşyalardan olup ancak ilgili makamlard-an izin alınarak ithal edilebilirler. 37/1983 sayılı Gümrük ve İstihsal Yasasının 176. maddesine göre de konu malların KKTC'ye ithali için ilgili makamlardan izin alındığını iddia ve ispat Müstedaaleyhlere düşmektedir. (Ayrıca Gör: Halsbury's Laws of Engla-nd, 4. Edition, vol. 12, para.634 ve Customs & Excise Commissioners v. Hebston Ltd. (1953) 2 Lloyd's Rep. 382, at p.389.) Müstedaaleyhler bu hususu ispat için herhangi bir çaba sarfetmemişlerdir. Bu durumda Müstedaaleyhlerin böyle bir izinleri olduğu söyle-nemez. Bunun yanında AK-47 Kalaşinkof marka tüfeklerin KKTC'ye ithali ise Fasıl 57 Ateşli Silahlar Yasasının 3(1)(a) maddesine göre tamamen yasaklanmıştır. Bu nedenle, Fasıl 57 Ateşli Silahlar Yasası ile Fasıl 54 Patlayıcı Maddeler Yasasınca ithali kıstıla-nmış veya yasaklanmış olan ve KKTC'ye ithal edilen istinaf konusu silâh ile mermiler 37/1983 sayılı Yasanın yukarıya çıkarılan 38(2) maddesi gereğince ceza olarak alıkonabilir.
Müstedaaleyhler, bahse konu tüm mallar transit oldukları cihetle yukarıdaki m-addenin şart bendi uyarınca ceza olarak alıkonamayacakaraını iddia ederken; Müstedi bunun aksini iddia etmektedir.
Söz konusu 38. maddenin şart bendi aynen şöyledir:
"Ancak herhangi bir mevzuat uyarınca ithali yasaklanan veya kısıtlanan malların ithall-erinde aynı gemi veya hava gemisi ile ihraç edileceklerine ilişkin giriş bildirgesinde gösterilmeleri veya transit veya transit aktarmaya bağlı tutulacaklarına ilişkin beyan edilmeleri veya ihraç edilmek veya erzak ve levazımat olarak kullanılmak üzere ant-repolara alınacaklarına ilişkin beyan edilmeleri hallerdinde, Müdür uygun gördüğü koşullarla gereğinin yerine getirilmesine izin verbilir."
Yukarıda alıntısı yapılan 38. maddenin şart bendine göre, bazı koşulların gerçekleşmesi halinde, gerçekten ithali -yasaklanmış veya kısıtlanmış mallar Müdürün takdiri ile ceza olarak alıkoymaya tabi tutulmadan KKTC'ye ithal edilebilmektedir. Acaba bu meselede şart bendinin aradığı koşullar mevcut mudur?
Alt Mahkeme, söz konusu Yasanın 38. maddesini incelerken şart be-ndinin Yasanın 22 ve 23. maddelerindeki beyan usulünden farklı bir beyan usulü getirdiğini, ithali yasaklanmış veya kısıtlanmış malların ancak pratika işlemleri esnasında sunulan giriş bildirgesinde gösterilmeleri ve transit olduklarına dair beyan edilmele-ri halinde ceza olarak alıkonamayacakları görüşüne varmıştır. Alt Mahkeme bu yasal görüşe vardıktan sonra pratika işlemleri sırasında verilen Emare 7 ve 8 manifestolardaki yükün transit mal olduğu beyanının yapıldığı, dolayısıyle yükün transit olduğunun gü-mrük makamlarının bilgilerine getirildiği ve Emare 7 ve 8'de belirtilen malların transit mal olarak muamele görmesi gerektiği hususunda bulgu yapmış ve Emare 8 manifestonun değiştirilmiş şekliyle Emare 17 olarak gümrük dosyasına dahil edilen manifestonun y-etkisiz ve usulsüz değiştirilerek gizlice gümrük dosyasına konduğu nedeniyle geçerli olmadığı sonucuna varmıştır. Emare 8 manifestoda belirtilen alıcının Kıbrıs'ta bulunması, diğer bir deyişle deklare edilen bir malın transit olduğunun girişte beyan edilme-si ve bu beyanın sunulan manifesto ile uyum sağlamaması halinde dahi malların transit muameleye tabi tutulacağı; AK - 47 Kalaşinkof marka silâhlar ve 11 palet Sellier & Bellot marka mermilerle ilgili gümrük makamlarına pratika işlemleri esnasında kaptan ve-ya acente tarafından herhangi bir sözlü beyan yapılmadığı gibi, bu malların Emare 3 giriş bildirgesinde gösterilmediği ve bunlara ait manifesto da sunulmadığına karar veren Alt Mahkeme, ayrıca, Emare 15 olarak ibraz edilen yük beyanının Yasanın 38. maddesi-nin şart bendinde aranan beyan olmadığı, söz konusu madde amaçları bakıından yeterli beyan farzolunsa dahi bunun gümrük dosyasına gizilice konduğu ve Yasanın aradığı 24 saatlik süre içinde ibraz edilmediği nedeniyle geçerli olmadığı hususunda da bulgu yapm-ıştır. Polise 11.8.1993 tarihinde verilen Emare 5'in ise gümrüğe ibraz edilmek üzere verilmediği ve Müdürün özel olarak yetkilendirmediği durumlarda polise yapılan işlemlerin gümrüğü bağlamadığını da belirten Alt Mahkeme, Emare 5'in 37/1983 sayılı Yasanın -38. maddesinin şart bendi uyarınca gümrüğe yapılması gerken beyan sayılamayacağı kanaatine varmıştır. Alt Mahkeme, ayrıca, söz konusu madde altında yapılacak beyanların pratika işlemleri esnasında yapılması gerektiği, bunlar haricinde iyi niyetli ve makûl -bir gecikmeye dayanan beyanların kabul edilebileceği, Emare 5'in verilmesindeki gecikmeyle ilgili olan şahadeti değerlendirdikten sonra ise yapılan açıklamayı makul ve mantıki bulmayarak Emare 5'in geçerli bir beyan olarak kabul edilemeyeceği sonucuna varm-ıştır. Gemi kaptanınca imzalanmış olup Emare 13 olarak ibraz edilen beyanda Emare 7 ve 8 manifestoda görülenlerden başka yük olmadığı, geminin geliş limanı ile yükü yüklediği limanlarla ilgili verilen çelişkili beyanları ve diğer tüm hususları dikkate aldı-ktan sonra AK - 47 Kalaşinkof marka tüfekler ile Sellier & Bellot marka mermilerin gemi üzerinde bulunup ithal edildiğinin gümrük ve diğer pratika memurlarından gizlendiği, bunun hata ve yanlışlık eseri olmayıp kasıtlı bir şekilde yapıldığı bulgusuna da va-ran Alt Mahkeme, sonuçta söz konusu yükün ceza olarak alıkonma kararının doğru olduğu ve Gümrük Müdürünün takdir hakkını alıkoyma yönünde kullanmakla hatalı hareket etmediği yargısına varmıştır.
37/1983 sayılı Gümrük ve İstihsal Yasasının sözü edilen şar-t bendi incelendiğinde, ithali yasaklanmış veya kısıtlanmış malları alıkoyup koymama yetkisinin tamemen takdir yetkisi niteliğinde olduğu ve Müdürün de bu yetkiyi, diğer şeyler yanında, söz konusu malların ithallerinde aynı gemi ile ihraç edileceklerine il-işkin giriş bildirgesinde gösterilmeleri veya transit veya transit aktarmaya tabi tutulacaklarına ilişkin beyan edilmeleri durumunda kullanabileceği görülmektedir. Konu Yasa bir bütün olarak incelendiğinde, 38. maddenin şart bendinin Alt Mahkemenin görüşün-ün aksine farklı bir beyan usulü getirmediği, bu bentte sözü edilen giriş bildirgesinin Yasanın 22. maddesinde belirtilen giriş yük bildirgesi; transit veya transit aktarma ile ilgili beyanın da yine konu Yasanın 23. maddesinde düzenlenen beyan olduğu kanı-sındayım. R. v. Smith (Donald) (1973) 2 All E.R. 1161 p.1166'da belirtilenler bu görüşümü desteklemektedir.
37/1983 sayılı Yasanın 22 . maddesine göre, Devlet sınırları dışındaki herhangi bir yerden getirilen mallar ile gümrükten kurtarılmayan malları ta-şıyan her geminin giriş yük bildirgesi vermesi gerekir. Giriş yük bildirgesi prosedürü için tüzük yapılabileceği konu maddenin (4). fıkrasında belirtilmekte olup bu amaçla hazırlanmış Tüzük 29.11.1983 tarih ve 95 sayılı Resmi Gazetenin Ek III'ünde A.E. 449- olarak yayımlanmışır. Bu Tüzüğe göre, her geminin 24 saat içerisinde gemi kaptanı veya yazılı olarak yetkili kılacağı bir memuru veya acentesi tarafıından gümrük yetkili makamlarına vermekle yükümlü olduğu giriş yük bildirgesini sunması gerekmektedir. Yin-e aynı Yasanın 23. maddesine göre, bir ithalatçının transit veya transit işlemleri için ithal edilen mallarla ilgili olarak bir beyan vermesi gerekmektedir. Konu maddenin (3). Fırkasına göre ise, gümrük vergisine tabi olmayan mallarla (transit ve transit a-ktarma altında beyan edilen mallar, gör: madde 33) ilgili verilen beyanın doğru olmaması halinde, beyanın verildiği tarihten itibaren 14 gün veya Gümrük Müdürünce makûl görülecek bir süre zarfında doğru bir raporun hazırlanıp verilebileceği belirtilmektedi-r. Böyle bir rapor verildiği zaman Müdür, yapılan yanlışlığın istatistiki bilgilerden kayanklandığına, önemsiz olduğuna ve kasıtı olamdığına kanaat getirmesi halinde, beynadaki yanlışlık gerekçesiyle malları ceza olarak alıkoymayabilir.
Konu Yasanın yuka-rıdaki 22 ve 23. maddeleri uyarınca verilecek bildirge ve beyanının Gümrük Müdürünün öngördüğü şekli, yöntem ve ayrıntılarla hazırlanıp ibraz edilmesi gerekir. Gümrük Müdürünün Alt Mahkemece inanılan şahadetine göre, giriş yük bildirgesinin G.1 forması; di-ğer beyanların ise G.4 forması olarak tanzim edilen formalarda yapılması ve taşınan malların aynı gemi ile ihraç edilecekleri, transit aktarmaya tabi tutulacaklarının yazılı olarak beyan edilmesi gerekmektedir. Bu durumda, Müdürün 38. maddenin şart bendi t-ahtındaki takdir yetkisini esas olarak G.1 ve G.4 formasında beyan edilen olgular üzerinde kullanması gerekir.
Alt Mahkeme tutanakları incelendiğinde gemi kaptanının G.1 giriş yük bildirgesi formu doldurmadığı görülmektedir. G.4 formu doldurulduğuna dair- ise herhangi bir şahadet yoktur. Bununla beraber, Mahkeme huzurunda gemi acentesince tanzim edilen Emare 15 yük bildirgesi vardır.
Alt Mahkeme, gemi acentesi tarafından hazırlanıp Mahkemeye Emare 15 olarak ibraz edilen belgenin konu Yasanın 38. maddesin-in şart bendinde aranan beyan olmadığı hususunda bulgu yapmıştır. Kanaatimce, Emare 15 G.1 yük bildirgesi Yasanın 22. maddesinde belirtilen giriş yük bildirgesinden başka birşey değildir ve bu hususta bulgu yaparım. Hal böyle olunca Emare 15, 38. maddenin -şart bendinde aranan bir beyandır. Bu durumda Alt Mahkeme, Emare 15 yük bildirgesinin pratika işlmeleri sırasında verilmediği gerekçesiyle 38. maddenin şart bendinde belirtilen beyan olmadığına karar vermekle hatalı hareket etmiştir.
Alt Mahkeme, gayet d-etaylı bir şekilde incelendiği şahadet ışığında Emare 15 yük beyanının 38. maddenin şart bendinde belirtilen beyan olsa bile, bunun yasal süre olan 24 saat içinde verilmediği nedeniyle de geçerli olamayacağı bulgusuna varmıştır. Alt Mahkeme, ayrıca, Emare -15'in gümrük dosyasına gizlice konmasının ibraz edilme süresinin geçrliliğini saklama amacını taşıdığı kanaatine de varmıştır. Alt Mahkemenin bu değerlendirmesi önümdeki şahadet ışığında hatalı değildir.
Alt Mahkemenin önündeki şahadete göre, Emare 15 gi-riş yük bildirgesinin 24 saatlık yasal süreyi çok az bir süre aşarak verildiği anlaşılmaktadır. Bu hususu dikkate alarak konu belgenin Yasanın öngördüğü hususları içerip içermediğini, diğer bir deyişle geçerli olup olmadığını incelemeyi uygun görüyorum.
-Emare 15 giriş yük bildirgesine göz atıldığında bu belgenin Gümrük ve Rüsumat Dairesi Müdürünün konu Yasanın 22. maddesine göre isteyebieceği ayrıntıları içermediği görülmektedir. Öncelikle konu belgede gemi yüküne dahil olan 11 palet Sellier & Bellot mark-a mermiler görülmemektedir. Ayrıca bu belgede konişmetoların gerçek adedi ile bunların üzerindeki esas yükleme limanlarının belirtilmediği, geminin en son yük aldığı yer Klaipeda Limanı olmasına rağmen bunun yerine Bilbao Limanının yazıldığı ve nihai varış- limanının da gösterilmediği görülmektedir. Kanımca, bir geminin limanına giriş yaptıktan sonra ibraz etmesi gerken giriş yük bildirgesinin geminin taşıdığı tüm yükü beyan eden ve esaslı hususlarda doğru bilgiler içeren bir muhtevada olması gerkeir. Özelli-kle nihai varış limanının gösterilmesi yükün transit olup olmadığının saptanması yanında, taşınan yükün silâh ve patlayıcı madde olması ve bunların KKTC veya TC ile ihtilâf halinde bulunan ülke veya unsurlara gidip gitmeyeceğinin tespiti açısından da büyük- önem arzetmektedir. Elbette ki bu belgeler üzerinde önemli addedilemeyecek ufak tefek hata veya yanlışlıklar ile kısıtlı olmayan hususların düzeltilmesi mümkündür. Ancak önümüzdeki meselede olduğu gibi taşınan yükün konişmentoları gemi acentesi ve gemi ka-ptanının tasarruflarında olmasına ve ısrarla istenmesine rağmen verilmeyen, nihai varış limanı gösterilmeyen ve Alt Mahkemece de belirtildiği gibi, gizlenmek amacıyle ve kasıtlı olarak beyan edilmeyen külliyetli miktarda yükün sonradan ilâve veya düzeltilm-ek suretiyle beyan edilmesi mümkün değildir. Bu açıdan da bakıldığında Emare 15 giriş yük bildirgesinin geçerli bir belge olarak kabul edilmesi olanağı bulunmamaktadır.
Gümrük ve Rüsümat Dairesi Müdürünün Emare 54 olan Genelgesine göre, tüm ayrıntıları i-çermesi halinde G.1 giriş yük bildirgelerine ek olarak verilebilen ve bu meselede de Emare 15 ile birlikte verilmiş olan Emare 16, 17 ve 18 ticari yük manifestolarına gelince, Polis makamlarına aynısı Emare 5 olarak verilen Emare 16 yük manifestosu incelen-diğinde, söz konusu yükün Klaipeda Limanından yüklenip Bilbao Limanına gideceği, alıcının 19 Collengham Road London SW 5 England adresine gösterildiği ve üzerinde bazı karalamalar bulunduğu görülmektedir. Usulüne uygun olarak kimin tarafından ve niçin yapı-ldığı belirtilmeyen ve birçok hatalar taşıyan Emare 6 ile bunun aynısı olan Emare 5'in geçerli birer belge oldukları söylenemez. Yine Emare 17, Emare 8'in yerine konmak istenen bir belgedir. Emare 8'de alıcı Kıbrıs'ta bir şirket olarak gösterilmiştir. Emar-e 17'de bu şirket ismi tibeksle silinmek suretiyle değiştirilmiş ve yerine Epicore S.A. Sana'a Yemen ibaresi yazılarak gizlice gümrük dosyasına konmuştur. Yapılan değişikliğin usulüne uygun yapılıp yapılmadığı bir yana, Emare 8'de alıcısı Kıbrıs'ta gösteri-len konu yükün transit olduğu da kuşku yaratmaktadır. Emare 18 ise Emare 7'nin benzeridir. Bahse konu emarelerde yine yükün gideceği nihai varış limanı belli değildir. Tüm yukarıda belirtilen belgelerdeki hata ve eksiklikler yanında, Alt Mahkemece şahadeti-ne inanılan Gümrük ve Rüsumat Dairesi Müdrünün de ifade ettiği gibi, sonradan bulunan konişmentolar ile bu belgeler arasında önemli birçok uyumsuzluklar da mevcuttur. Bu nedenlerle konu belgelere de itibar edilemez.
Yukarıda da belirtildiği gibi, Yasanın- 38. maddesinin şart bendinde aranan beyanın yazılı ve G.1 veya G.4 forması ile yapılması gerekir. Bu meselde G.4 forması düzenlenmediğine ve gemi acentesi tarafından verilen Emare 15 G.1 giriş yük bildirgesi ile diğer ticari yük manifestolarının ise geçer-li olarak kabulüne olanak da olmadığına göre, Gümrük ve Rüsumat Müdürünün önünde yükün aynı gemi ile ihraç edileceği veya transit veya transit aktarmaya tabi tutulacağına dair Yasanın şart bendinin aradığı bir beyan mevcut değildir. Böyle bir beyan yokluğu-nda da Müdürün konu şart bendi altınaki takdir yetkisini Müstedaaleyhler lehine kullanma olanağı yoktu. Nitekim Müdür de bu yetkisini Müstedaaleyhler lehine kullanmamıştır. Alt Mahkeme, bunun aksine sözlü transit beyanını kabul etmek ve Emare 7 ile Emare 8-'e dayanrak yükte ayırım yapıp konu emarelerde belirtilen tabanca ile mermilerin transit olduğu kararına varmakla hatalı hareket etmiştir.
Yukarıda söylenenler ışığında, ithali yasaklanmış veya kısıtlanmış olan ve KKTC'ye ithal edildiği bulgusuna varılan- konu yük bir bütün olarak Yasanın 38(2) maddesi gereğince ceza olarak alıkonabilir. Nitekim olayı değerlendiren Gümrük ve Rüsumat Dairesi Müdürü de yükün tümünün ceza olarak alıkonması gerektiği kanısına varmış ve bunları alıkoymuştur. Kanımca Müdür bunu -yapmakla hatalı değil, bilakis doğru hareket etmiştir. Bu durumda, konu tabanca ile mermilerin transit olduğu nedeniyle ceza olarak alıkonmasına gerek olmadığına ilişkin Alt Mahkemece verilen kararın hatalı olup iptal edilmesi gerekmektedir.
Müstedaaley-hler, Alt Mahkemenin hafifletici sebepleri dikkate almadan ve suç ile cezalar arasında orantı kurmayıp alıkonma gibi fahiş cezaları onaylamakla mevzuata aykırı hareket ettiğini ve böyle bir uygulamanın dünyanın hiçbir yerinde olmadığını iddia etmişlerdir.
-
Alt Mahkeme 37/1983 sayılı Yasanın 171. maddesine göre, bir gemiye el konmasına karar verilirken alıkonma emri için gemi sahibinin kusurlu olmasının gerekmediğini, ceza olarak alıkonan yükü taşıma, depolama, saklama, boşaltılıp yüklemede kullanılmasının -alıkoyma emri vermek için yeterli olduğunu, kaldı ki bu meselede gemi sahibi ile acentesinin taşınan yükün ne olduğunu bilmesine rağmen ne gemi sahibinin yasal temsilcisi olan gemi kaptanı ne de geminin Gazi Mağusa'daki acentesi tarafından yükün tamamının -beyan edilmediğini, bu itibarla gemi sahibinin kusuru aranması halinde dahi önümüzdeki meselede gemi sahibi kusurlu olduğundan Gümrük ve Rüsumat Dairesi Müdürünün haklı olarak gemiyi ceza olarak alıkoyma kararına varmakla doğru hareket ettiği kanısına varı-p bu hususta bulgu yapmıştır. Alt Mahkeme, ayrıca, bir geminin ceza olarak alıkonması kararına varılırken taşınan malın türü, miktarı, değeri, hangi eylem ve suç altında alıkonduğunun dikkate alınması gerektiğini belirtikten sonra bahse konu AK - 47 Kalaşi-nkof marka silahlar ile 11 palet Sellier & Bellot marka mermilerin gemi üzerinde ithali gizlenmek ve beyan edilmemek suretiyle gizli olarak bulundurulduğundan ilgili Yasanın 38(2)(7) maddesine aykırı davranıldığını da dikkate alarak geminin alıkonmasına em-ir vermiştir.
Alt Mahkemenin konu geminin ceza olarak alıkonma emrine dayanıklık eden 37/1983 sayılı Yasanın 171. maddesinin ilgili kısımları aynen şöyledir:
"171. (1) Bu Yasanın diğer kuralları şaklı kalmak koşuluyla bu Yasa uyarınca herhangi bir malın- ceza olarak alıkonması karşısında;
Anında ceza olarak alınması veya suçun işlenmesi bakımından sonradan ceza olarak alınması istenilen malların taşınmasında, depolanmasında, saklanma-sında, boşaltılıp yükletilmesinde kullanılan herhangi bir gemi, hava ge-misi, taşıt aracı, hayvan, kap (herhangi bir yolcu bagajı dahil) veya herhangi bir şey ceza olarak alıkonabilir.
.............................................................................."
Yukarıda ilgili kısımlarından alıntı yapılan Yasanın 171(1)(-a) maddesinin İngiltere'deki muadili Customs & Excise Management Act, 1979'un 141(1)(a) maddesidir. Bu konu ile ilgili olarak tarifeli sefer yapan Kanada Hava Yollarına ait bir yolcu uçağının taşımış olduğu yasaklanmış cannabis reçinesi nedeniyle alıkonmas-ı gerekip gerekmediğine ilişkin verilen Costoms & Excise Commisioners v. Air Canada (1991) a All E.R. 570 p.571'de "Held" başlığı altında aynen şöyle denmektedir:
"Held - ....................................................................................-...
The liability to forfeiture under s 141(1)(a) of the 1979 Act of an aircraft, however large, which had been used for the carriage of goods liable to forfeiture was absolute and was not dependant on proof of mens rea on the part of the owner or user of- the aircraft, because;
ss 141(1)a) and 139(1) did not crate a criminal offence since para 8 of sch 3 expressly provided that the process invoked by those provisions was a civil proceeding;
the proceedings under ss 141(1)(a) and 139(1) were proceedings i-n rem against the aircraft and thus the confiscatory provisions of ss 141(1)(a) and 139(1) operated against the aircraft whclly independently of any knowledge, motove or attitude of the owner or user of the aircaraft;
having regard is the clear and unamci-sucus wording of s 141/1)(a) and to the provisions of s 142, s 141(1)(a) did not as a matter of construction or implication require mens rea on the part of the owner or user of the aircraft to be prover since the proceedings did not in any way involve any- person connected with the aircraft and made the aircraft's liability to forfeiture dependant solely on the fact that it had been used for the commision of an offence in respect of goods carried on it and not on the knowledge of the operator of the aircraf-t, and;
.................................................................................
The fact that the aircraft was being used for the purpose of a regular scheduled legitimate flight at the time the container of cananbis resin was carried, rather t-han for the specific purpose of carrying the container of cannabis, did not prevent the aircraft from having been 'used for the cariage of the container of cannabis resign within s 141(1)(a) of the 1979 Act (see p 587 g to j, p 599 c d, p 589 h and p 590 c-, post)"
Bu davada, Alt Mahkemenin de bulgu yaptığı, yasaklanmış yükün taşınmasında kullanılan taşıt araçları sahiplerinin kusu-rlu olup olmamasının önemli olmadığı ve ceza olarak alıkonan yükün taşınmasında kullanılmasının alıkoyma emri vermek için yeterli olduğu belirtilmiştir ki ben de bu görüşleri aynen benimserim.
Yukarıdaki yasal durum ve benimsediğim görüşler ışığında, ist-inaf konusu olan yasaklanmış veya kısıtlanmış yükün taşınmasında kullanılan "Anne M" gemisinin alıkonmasına ilişkin olarak Alt Mahkemece verilen alıkoyma emrinin doğru ve yerinde olduğu kanaatindeyim. Bu nedenle Müstedaaleyhlerin, gemi sahibinin kusuruna g-öre ceza verilmesi veya cezanın suç ile orantılı olması gerktiği doğrultusundaki iddialarının da reddolunması gerekir.
Söylenenler ışığında Müstedaaleyhlerce iddia edilen diğer hususlara değinmeye gerek kalmamıştır.
Yukarıda belirtilen görüş ve gerekçel-er ışığında Müstedaaleyhlerin birbirleri ile bağlantılı olan 2, 3, 4, 5, 6, 7 ve 8. istinaf sebepelrinin reddolunması ve Müstedinin 58/94 sayılı istinafının (B) paragrafı altında özetlenen istinaf sebebinin ise kabul edilmesi gerekmektedir.
Sonuç olarak;-
1. Müstedi tarafından dosyalanan 59/94 sayılı istinaf ile Müsteda-aleyhlerce yapılan 60/94 ve 61/94 sayılı istinafların reddolunması;
2. 58/94 sayılı istinafın (A) paragrafında belirtilen istinaf sebebinin reddi ile (B) paragrafındaki istinaf sebebini-n kabul edilerek Alt Mahkeme hükmünün 4. kısmındaki "istidanın 2. paragrafında belirtilen tabanca ve mermilerin ceza olarak alıkonmasının gerekmediğine" ilişkin emir ve hüküm iptal edilip yerine " istidanın 2. paragrafında belirtilen tabanca ve mermilerin -ceza olarak alıkonmasına" söz dizisinin konması; ve
3. Mesle ile ilgili tüm olgular göz önünde bulundurularak istinaf masrafları ile ilgili herhangi bir emir verilmemesi -
gerektiği görüşündeyim.
Metin A. Hakkı: Bu istinafta esas kararı kaleme alan ka-rdeşim Celâl Karabacak'ın kararını önceden okuma fırsatı buldum. Vardığı karar ile hemfikir olmakla beraber, istinafa konu "Anne M" gemisine alt Mahkemece verilen alıkoyma kararını onaylamasını ve bunun dayandığı nedenleri şahsen biraz daha açık vurgulamay-ı uygun gördüm. Celâl Bey kardeşimin de kararında belirttiği istinafa konu gemiyi alıkoyma, dayanağını 37/83 sayılı Gümrük ve İstihsal Yasasının 171(1) ve (2) maddelerinde bulmaktadır. Bu maddeler ise aynen şöyledir:
"171. (1) Bu Yasanın diğer kuralları -şaklı kalmak koşuluyla bu Yasa uyarınca herhangi bir malın ceza olarak alıkonması karşısında;
Anında ceza olarak alınması veya suçun işlenmesi bakımından sonradan ceza olarak alınması istenilen malların taşınmasında, depolanmasında, saklanma-sında, boşalt-ılıp yükletilmesinde kullanılan herhangi bir gemi, hava gemisi, taşıt aracı, hayvan, kap (herhangi bir yolcu bagajı dahil) veya herhangi bir şey ceza olarak alıkonabilir.
Ceza oalrak alınması öngörülen eşya ile karışım halinde veya beraber paketlenmiş bul-unan eşya ceza olarak alıkonabilir.
(1). Fıkra uyarınca veya başka türlü ceza olarak alıkonacak herhangi bir gemi, hava gemisi, taşıt aracı veya hayvanla beraber bulunan bütün giysiler ve möbleler de ceza olarak alıkonabilir.
Yukarıda alıntısı yapılan ma-ddeler doğru olarak nasıl tefsir edilmelidir? İlk nazarda itiraf etmeliyim ki taşıyıcı geminin mülkiyetinin gemide taşınan silah ve mermilerin sahiplerinden başka 3. bir şahsa ait olması nedeni ile gemiyi alıkoyma emri gemi sahibi açısından çok ağır bir (t-abiri caiz ise) ceza olarak nitelendirilebilir. Üstelik yukarıda alıntısı yapılan maddenin Türkçe metni de ilk nazarda ilgili makama ve Mahkemeye takdir hakkı tanır gibi görülmektedir. Nitekim istinafın duruşması esnasında gemi sahibinin avukatı bu hususla-r üzerinde durmuştur.
KKTC'de halen yürülükte bulunan 37/83 sayılı Gümrük ve İstihsal Yasasının mehazını İngiltere'deki Customs and Excise Act, 1952 (Bak: Law Reports, Statutes, 1952, 15 ve 16 GEO. 6. 1 Eliz. 2 sayfa 863) oluşturmaktadır. Bu ihtilâf kon-usu olmayan bir gerçektir. 37/83 sayılı Yasanın 171. maddesine tekabül eden yukarıda sözü edilen İngiliz Yasasının 277. maddesi aynen şöyledir:
"277. (1) Without prejudice to any other provision of this Act, where any thing has become liable to forfeiture- under the customs or excise Acts -
any ship, aircraft, vehicle, animal, container (including any article of passengers' baggage) or other thing whatsoever which has been used for the carriage, handling, deposit or concealment of the thing so liable to f-orfeiture, either at a time when it was so liable or for the purposes of the commission of the offence for which it later become so liable; and
any other thing mixed packed for found with the thing so liable,
shall also be liable to forfeiture.
(2) Wher-e any ship, aircraft, vehicle or animal has become liable to forfeiture under the said Acts, whether by virtue of the foregoing subsection or otherwise, all tackle, appeal or furniture thereof shall be liable to forfeiture."
-Celâl Karabacak kardeşimin değindiği gibi sözü edilen Yasa (1952 Customs and Excise Act) İngiltere'de 1979 senesinde geçirilen Customs and Excise Management Act 1979 ile bazı maddeleri ilga edilmiş, bazı maddeleri ise tadil edilmiş durumdadır ve bu nedenl-e bugün 1979 Yasasına tabi olarak okunmalıdır. (Bak: Halsbury's Statutes, 4th Ed., vol.13 page 245). 1979 Yasasının tümü için ise (Gör: Yine Halsbury's Statutes, 4th Ed., page 246). Yukarıda hemen sözü edilen 1979 Yasasının 141. maddesi ise, daha yukarıda -atıfta bulunulan 1952 Yasasının 277. maddesine tekabül eden maddedir. 141. madde ise aynen şöyle kalame alınmıştır. (Bak: Halsbury's Statutes, 4th Ed., vol.13 page 401, 402).
"141. Forfeiture of ships, etc. Used in connection with goods liable to forfeitu-re.
(1) Without prejudice to any other provision of the Customs and Excise Acts 1979, where any thing has become liable to forfeiture under the Customs and Excise Acts -
any ship, aircraft, vehicle, animal container (including any article of passenger-s' baggage) or other thing whatsoever which has been used for the carriage, handling, deposit or concealment of thinh so liable to forfeiture, either at a time when it was so liable or for the purposes of the commission of the offebce for which it later be-come so liable, and
any other thing mixed, apcked or found wih thw thing so liable,
shall also be liable to forfeiture.
(2) Ehere any ship, aircraft, vehicle or animal has become liable to forfeiture under the Customs and Excise Acts, whether by virtue- of subsection (1) above or otherwise, all tackle, appeal or furniture thereof shall also be liable to forfeiture."
Gerek 1952- İngiliz Yasasında gerekse 1979 İngiliz Yasasında, konuya şamil maddelerin "verbatim" aynı kelimelerle kaleme alındığı iki maddenin karşılaştırılmasından sarihtir. Taşıyıcıya el koyma veya taşıyıcının alıkonması (gemi veya uçak) ile ilgili olarak ise konu -1990 yılında İngiliz İstinaf Mahkemesince (Court of Appeal Customs and Excise Commissioners v. Air Canada (Bak: 1991 1 AER. 570) davacı vesilesi ile gitmiş ve İngiliz İstinaf Mahkemesi aracın yükünün ilgili mevzuat altında müsadere edilmesi halinde eğer il-gili makam yük ile birlikte, yetkisini kullanıp aracı da müsadere eder, veya alıkoyarsa yük taşıyan aracın da müsaderesinin veya alıkonmasının Mahkemece zorunlu olduğunu ve burada aracın sahibinin kötü niyetinin olup olmamasına bakılamayacağını vurgulamışt-ı. Bir başka deyişle aracın müsaderesi ile ilgili olarak Mens Rea aranmamaktadır.
Enteresandır ki 1952 ve 1979 İngiliz Yasalarından önce 1876'larda İngiltere'de yürürlükte bulunan mevzuat mucibince de (Bak: The Law Reports, Statutes, 1876, 39 - 40 Victor-ia, sayfa 171). Customs Consolidation Act, 1876 tahtında da bu konu ile ilgili olarak İngiltere'deki yasal durum, farklı şekilde kaleme alınmasına rağmen, aynı idi. 1952 İngiliz Yasasının 277. maddesi ile 1979 Yasasının 141. maddesine tekabül eden 1876 Yas-asının ilgili maddesi 202. maddedir. (Bak: Yukarıda sözü edilen aynı eser, sayfa 224). 1876 Yasasının 202. maddesi de 1935'de De Keyser v. British Railway Traffic and Elctric Company, Ltd. davası vesilesiyle (Bak: Law Reports, King's Bench Edition 1936 vol-.1 sayfa 224) İngiliz Yüksek Mahkemesine gitmiş, bu Mahkeme takriben 40 sene önce verdiği bu karar ile, mevzuat mucibince müsadere edilen mallara veya emtiaya ilâveten bunları taşıyan aracın da ilgili makam tarafından müsadere edilmesi veya alıkonulması ha-linde, buna Mahkemelerin müdahalesinin söz konusu olamayacağı vurgulanmıştı. Yukarıda temas edilen De Keyser davasının başlığı aynen şöyledir:
"A motor tank wagon was seized by officers of the Customs and Excise on the ground that it was being used the co-nveyance of goods liable to forfeiture under the Customs Acts. The owners claimed the vechile under s.207 of the Customs Consolidation Act, 1876, and an information was exhibited before justices on behalf of the Commissioners of Customs and Excise for the -forfeiture and condemnation of the vehicle under s.226 of the Act: -
Held, that, it having been admitted that the vehicle had been used in the conveyance of goods liable to forfeiture (in which case s.202 of the Act provides that the vehicle i-tself shall be forfeited, the justices were bound toc opndemn the vehicle, s.226 giving them no discretion to refuse to do so on the ground, for example, of hardship on an innocent owner." (underline supplied)
Yukarıdakiler ışığında konu dikkatlice incel-enecek olursa 37/83 sayılı Gümrük ve İstihsal Yasasının ilgili 171. maddesini İngiliz içtihatlarında tefsir edildiği gibi sıkı tefsir etmek ve İngiliz Mahkemeleri ile aynı sonuca varmak kanımca en doğru bir hareket olacaktır.
Tüm bunlar ışığında Sayın Ce-lâl Karabacak'ın gemiye el koyma kararına benim de vardığımı belirtirim.
Nevvar Nolan: Sayın Celâl Karabacak ve Sayın Metin A. Hakkı'nın kararlarını daha önce okudum. Karara aşağıda belirteceğim iki konu dışında katılırım. Fazla detaya girmeden bu iki kon-uda görüşlerimi ifade etmek isterim.
"Anne M" gemisinin pratica ve boarding işlemleri için muhaceret, sağlık, gümrük, liman reisliği ve polis memurları gemiye çıktılar; gemi kaptanından çeşitli belgeler istediler. Gemi kaptanı pratica ve boarding işlemle-ri esnasında Emare 7 ve 8 yük manifestolarını gümrük memurlarına verdi. Tüm ilgililer geminin Emare 7 ve 8'de gösterilen tabanca ve mermileri taşıdığını biliyordu. Yine Kaza Mahkemesinin bulgusuna göre Emare 7 ve 8'deki yükün transit olduğu beyan edilmişti-r ve tüm ilgililer Emare 7 ve 8'deki yükün transit beyan edildiğini biliyordu. Giriş yük bildirgesi doldurulmadı ve Emare 7 ve 8'deki tabanca ve mermilerin transit oldukları giriş yük bildirgesinde beyan edilmedi gerekçesi ile tabanca ve mermilerin ceza ol-arak alıkonmlarına katılmıyorum.
Yük bildirgesini vermekle yükümlü olan kişi, 29.11.1983 tarihli 95 sayılı Resmi Gazete Ek III'de sayfa 790'da yayınlanan Deniz Yolu ile İthalat - İhracat (Gemi Yük Bildirgeleri) Tüzüğünün 3. maddesi tahtında, gemi kaptanı-dır. Yük bildirgesini vermekle yükümlü gemi kaptanı bu bildirgeyi vermekte ihmalkârlık gösterirse 37/83 sayılı Gümrük ve İstihsal Yasasının 22(5) maddesine göre suç işlemiş sayılır ve para cezasına çarptırılabilir, ayrıca mallrr bildirgede gösterilinceye v-eya yapılan ihmalkârlığın izahı Gümrük Müdürünün onayına sunuluncaya kadar alıkonabilir. Emare 7 ve 8 yük manifetolarını gümrük memuruna veren kaptan giriş yük bildirgesi vermedi diye Emare 7 ve 8 yük manifestolarında gösterilen tabanca ve mermilerin ceza -olarak alıkonmaları makul, adil bir takdirin çok uzağındadır. Bu nedenle 58/94 sayılı istinafın (B) paragrafının reddedilmesi gerektiği görüşündeyim.
Ceza olarak alıkonan yükün içerisinde taşındığı geminin de ceza olarak alıkonmasına gelince, Gümrük Müdü-rünün takdirini kullanıp ceza olarak alıkonan yükün içerisinde taşındığı geminin de ceza olarak alıkonmasına karar vermesi halinde Gümrük Müdürünün takdirinin Mahkemenin denetiminde olmadığına, geminin ceza olarak alıkonması ile ilgili Gümrük Müdürünün tak-dirine Mahkemenin müdahale edemeyeceğine katılmıyorum.
Huzurumuzdaki istinafa konu istidada Kaza Mahkemesi Gümrük Müdürünün geminin de ceza olarak alıkonması takdirini denetlemiştir. Kaza Mahkemesi Gümrük Müdürünün geminin de ceza olarak alıkonması karar-ını ilgili olgular ışığında tezekkür etmiş ve kararın yerinde olduğu sonucuna varmıştır. Kaza Mahkemesinin vardığı bu sonuca müdahale etmeyi uygun görmüyorum; Kaza Mahkemesinin konuya doğru yaklaştığı görüşündeyim.
Celâl Karabacak: Netice olarak yukarıda- belirtilen görüşler ışığında konu istinaflardan;
(1) Müstedi tarafından dosyalanan 59/94 sayılı istinaf ile Müstedaaleyherce yapılan 60/94 ve 61/94 sayılı istinafalrın, oybirliği ile reddolunmasına;
(2) Müstedi tarafından yapılan 58/94 sayılı istinaf-ın (A) paragrafında belirtilen istinaf sebebinin, oybirliği ile, reddine ve (B) paragrafındaki istinaf sebebinin Sayın Nevvar Nolan'ın karşıoyu ve oyçokluğu ile kabul edilerek Alt Mahkeme kararının 4. kısmındaki "istidanın 2. paragrafında belirtilen tabanc-a ve mermilerin ceza olarak alıkonmasının gerekmediğine" ilişkin emir ve hükümün iptal edilip yerine "istidanın 2. paragrafında belirtilen tabanca ve mermilerin ceza olarak alıkonamsına" söz dizisinin konmasına; ve
(3) Mesele ile ilgili tüm olgular -göz önünde bulundurulduğunda istinaf masrafları ile ilgili herhangi bir emir verilmemesine oybirliği ile, -
hüküm ve emir verilir.
(Celâl Karabacak) (Metin A. Hakkı) (Nevvar Nolan)
Yargıç - Yargıç Yargıç
30 Ekim 1995
.
37
Full & Egal Universal Law Academy