-D.11/88 Yargıtay/Hukuk 59/87
(L/şa Havale İst. 3/81)
Yüksek Mahkeme Huzurunda.
Mahkeme Heyeti: Salih S. Dayıoğlu, N. Ergin Salâhi, Niyazi F. Korkut.
İstinaf edenler: 1. Mustafa Meh-met Ali, Gönyeli.
2. Fezile Mehmet Ali, Gönyeli.
3. Yusuf Mehmet Ali, Gönyeli.
4. Yusuf Mehmet Ali, Hüseyin Mehmet Ali'nin yetkili vekili
sıfatı ile, Gönyeli.
(Müstediler)
ile
Aleyhine isti-naf edilen: KTFD Başsavcılığı, Lefkoşa.
(Müstedaaleyh)
A r a s ı n d a.
İstinaf edenler namına: Kemal A-ktay.
Aleyhine istinaf edilen namına: Mehmet Ali Şefik.
H Ü K Ü M
Salih S. Dayıoğlu: Bu istinaftaki olgulara, Sayın Yargıç Niyazi F. Korkut tarafından daha sonra okuyacağı hükümde yeterince değinildiği cihetle bunlar üzerinde ayrıca durma gereği duymuy-orum. Bütün mesele kamulaştırma dolayısıyle müstedilerin (istinaf edenlerin) kamulaştırılan malın dışında geriye kalan taşınmaz malının değerinde bir artış olup olmadığı ve böyle bir artış olmuşsa bu artışın kamulaştırılan taşınmaz malın değerinde veya bu- değerden daha fazla olup olmadığıdır. Alt Mahkeme Yargıcı konuyu enine boyuna inceledikten ve taraflar tarafından çağrılan bilirkişi tanıklarının vermiş oldukları şahadteleri de dikkate aldıktan sonra kamulaştırma neticesi yitirilen malın dışında, müstedi-lerin geride kalan mallardan meydana gelen artışın kamulaştırma nedeni ile istinaf edenlerin yitirdiği malın değerinden çok fazla olduğu kanaatına vardı. Alt Mahkeme Yargıcına göre bu durumda müstedilerin kamulaştırma nedeni ile herhangi bir parasal kaybı -olmamıştır. Bu hususta Alt Mahkeme Yargıcı hükmünde şöyle dedi:
-"Turgut Ersoy'un şahadetine göre kamulaştırma ile müstediler 6 arsa kaybettiler. Ancak kamulaştırma olmasaydı parselleme için 300 ayak uzakta olan Lefkoşa-Girne anayoluna ulaşmak gerekecekti ve bunun için de yine Turgut Ersoy'un görüşüne göre 2 arsa değeri-nde bir harcama gerekebilirdi. Yani kayıp olan 6 değil 4 arsadır. Kamulaştırma ile 8 arsa ana yol üzerinde 6 arsa ise bu 8 arsanın hemen arkasında yerlerini aldılar. Kamulaştırma olmasa Müstedilerin arsalarına 4 arsa eklenecek fakat tüm arsalar anayoldan o-ldukça uzakta kalacaktı. Necat Yazman'a göre önde servis yolu olan bir ana yola bakan arsa ile arkadaki arasında %80 değer farkı olur. Yani öndeki 8 milyon olduğunda arkadaki 5 milyon, daha arkadaki ise 4 milyon olur. Kamulaştırma olmasayadı müstedilerin a-rsaları ana yoldan iki sıra uzakta normal fiyatta olacaktı. Kamulaştırma ile 14 arsanın fiyatı yükselmiş 8 arsanın fiyatı ise iki sıra arkadakilere kıyasla %100 artmıştır. Kazanılan artış açıkça kaybedilen 4 arsanın değerinden fazladır. Bu nedenle meseleye- nasıl bakarsak bakalım müstedilerin kamulaştırmadan elde ettikleri kazancın kayıplarından fazla olduğunu görürüz."
Dosyanın içeriğinden yukarıda alıntısı yapılan bulguya Alt Mahkeme Yargıcının varabilmesi için yeterince şahadet olmadığı söylenemez. Diğe-r bir deyimle Alt Mahkeme Yargıcının temas ettiği bulguya varabilmesi için önünde yeterince şahadet vardır. Yargıtayın Alt Mahkemelerin yaptıkları bulgulara kolaylıkla müdahale etmemeleri gerektiği ve Alt Mahkeme yargıçlarının yanıldıkları hususunu kesin b-ir şekilde kanıtlanmasının istinaf edene düştüğü ilkesini de dikkate aldıktan sonra bu meselede böyle bir tatminkâr kanıtlamanın müstediler tarafından yerine getirildiğini söylemek olası değildir. Kaldı ki özellikle müstedilerin kayba uğradığı taşınmaz mal-ın 6 arsa büyüklüğünde değil de 4 arsaya tekabül ettiği hususundaki Alt Mahkemenin bulgusunun hatalı olduğuna mütedair bir istinaf sebebi de yoktur. Bu nedenlerle Alt Mahkemenin kararına müdahale edilmemesi ve istinafın reddolunması gerktiği görüşündeyim.
-
N. Ergin Salâhi: Sayın Yargıç Niyazi F. Korkut'un hükmünde serdettiği görüşler ve vardığı sonuç ile hemfikirim.
Niyazi F. Korkut: Bu istinafta olgular hususunda taraflar arasında bir görüş ayrılığı olmayıp olgular özetle şöyledir:
Müstediler Gönyeli'de -bulunan 18 dönüm 3 evlek 3200 ayakkare alanı olan bir tarlanın sahibi idiler. Lefkoşa çevre yolu yapımı için bu tarlanın 3 dönüm 3 evlek 2600 ayakkare alanındaki bölümü, 15/2/1978 tarihli kamulaştırma ihbarı ve bilâhare 27/3/1978 tarihli kamulaştırma emri,- ile, alınarak yol yapıldı. Yol yapımı sonucu 15 dönüm 600 ayakkare alanı kalan konu tarlanın 4 dönüm 3 evlek 600 ayakkaresi yolun bir tarafında ve 10 dönüm 1 evleği ise yolun diğer tarafında kaldı.
Müstediler yolun geçmesi ile tarlanın değerinde bir ar-tış olduğunu kabul etmekle beraber bu artışın kamulaştırılan alanın değerinden az olduğunu ileri sürerek aradaki farkı tazminat olarak talep etmektedirler. Müstedilerin tanığı uzman Turgut Ersoy'un hazırladığı rapora göre kamulaştırmadan önce konu tarla 30- arsaya bölünebilecek durumda iken kamulaştırmadan sonra ancak 24 arsaya bölünebilecektir. Kamulaştırma öncesi tarlanın değeri KL.155038 mils iken kamulaştırmadan sonra bu değer KL.127596 mils'e düşmüş ve bu durumda müstedilerin KL.27442 mils bir zararları- olmuştur. Buna karşın müstedaaleyh kamulaştırma tarihinde Lefkoşa-Girne anayolu üzerindeki taşınmaz malların ortalama dönüm değerinin KL.4550.196 mils olduğunu ve anayol üzerindeki tarlalar ile anayoldan 250 ayak ileride olan tarlalar arasında %80.709 değ-er farkı bulunduğunu ve çevre yolu yapılmamış olsa idi müstedilerin tarlasının anayoldan 300 ayak içeride kalacağını ve dönüm başı değerinin de KL.2517.965 milsden fazla olmayacağını ileri sürdü. Bu sava göre konu tarlanın tümünün değeri KL.47770 mils olac-aktı. Bu savdan hareketle de kamulaştırmadan geriye kalan tarlanın değeri, dönümü KL.4550.196 milsden hesaplanırsa KL.68443 mils olur ve müstediler de KL.20443 mils kâr etmiş olurlar.
İstidanın duruşmasında taraflar yukarıda özetlenen savlarını destekle-mek üzere şahadet sundular. Müstedilerin savları "chartered valuation surveyor" olan Turgut Ersoy'un çalışmalarına, müstedaaleyhin savları ise Lefkoşa Kaza Tapu Amiri Necat Yazman'ın çalışmalarına dayanmaktadır. Necat yazman, esas itibarıyle, taşınmaz malı- alıp satanların Tapuda beyan ettikleri satış bedellerini dikkate almıştır. Alt Mahkeme taşınmaz mal alıp satanların Tapuya devir harcını az ödemek amacıyle satış bedellerini düşük göstermeye çalıştıklarının bir gerçek olduğuna ve bu beyanlara dayanarak ya-pılan bir değerlendirmeyi şüphe ile karşılamak ve daha güvenilir bir çalışmaya ağırlık vermek gerektiğine ilişkin bulgu yapmasına karşın, Necat Yazman'ın taşınmaz malların değerini saptamakla kalmayıp anayol üzerindeki taşınmaz mallar ile anayoldan uzak ol-an taşınmaz mallar arasındaki değer farkını da saptadığına değinerek Tapuda satış bedelleri düşük gösteriliyorsa bunun ister anayol üzerinde, isterse anayoldan içeri olan tüm taşınmaz mallar için gerekli olduğuna ve bu nedenle Necat Yazman'ın iki tür taşın-maz mal arasında yaptığı kıyaslamanın gözardı edilemiyeceğine ilişkin bulgu yaptı.
Alt Mahkeme bu bulgudan sonra Turgut Ersoy ile Necat Yazman'ın şahadetlerindeki savlara göre de bir hesaplama yaptı. Alt Mahkemenin yaptığı hesaplama aynen şöyledir.
"Tu-rgut Ersoy'un şahadetine göre kamulaştırma ile müstediler 6 arsa kaybettiler. Ancak kamulaştırma olmasaydı parselleme için 300 ayak uzakta olan Lefkoşa-Girne anayoluna ulaşmak gerekecekti ve bunun için de yine Turgut Ersoyun görüşüne göre 2 arsa değerinde -bir harcama gerekebiliridi. Yani kayıp olan 6 değil 4 arsadır. Kamulaştırma ile 8 arsa ana yol üzerinde 6 arsa ise bu 8 arsanın hemen arkasında yerlerini aldılar. Kamulaştırma olmasa Müstedilerin arsalarına 4 arsa ekelenecek fakat tüm arsalar ana yoldan ol-dukça uzakta kalacaktı. Necat Yazman'a göre önde servis yolu olan bir ana yola bakan arsa ile arkadaki arasında %80 değer farkı olur. Yani öndeki 8 milyon olduğunda arkadaki 5 milyon daha arkadaki ise 4 milyon olur. Kamulaştırma olmasaydı müstedilerin arsa-ları ana yoldan iki sıra uzakta normal fiyatta olacaktı. Kamulaş-tırma ile 14 arsanın fiyatı yükselmiş 8 arsanın fiyatı ise iki sıra arkadakilere kıyasla %100 artmıştır. Kazanılan artış açıkça kaybedilen 4 arsanın değerinden fazladır. Bu nedenle meseleye n-asıl bakarsak bakalım müstedilerin kamulaş-tırmadan elde ettikleri kazancın kayıplarından fazla olduğunu görürüz.
Bu hesaplamadan sonra da Alt Mahkeme, meseleye nasıl bakılırsa bakılsın, müstedilerin kamulaştırmadan elde ettikleri kazancın kayıplarından -fazla olduğu kanaatına vararak müstedilerin istemlerini reddetti.
Müstediler bu karara karşı istinaf dosyaladılar.
İstinafın duruşmasında istinaf edenlerin avuaktı, özetle, müstediler adına şahadet veren Turgut Ersoy'un şahadetinde konu tarlanın inkişa-f sahasında olduğunu ve yol geçmese de inkişaf edeceğini söylediğini, Necat Yazman'ın da, istintak esnasında, konu tarlanın inkişaf alanı içerisinde olduğunu kabul etmesine karşın hesaplamada bu hususu dikkate almadığını ve Alt Mahkemenin de bu hususa hiç -değinmediğini; Alt Mahkemenin 15/62 sayılı yasanın 10(f) maddesini dikkate aldığını, habuki bunun kıstaslarından sadece biri olduğunu ve konu taşınmaz malı yol açılmazdan önceki durumunu da dikkate alması gerektiğini; ve Alt Mahkemenin müstedilerin tanığın-a değer vemeyip müstedaaleyh tanığı tarafından verilen rakamları şüphe ile karşılamasına karşın yine de bu rakamara değer vermekle hata ettiğini ileri sürdü.
Aleyhine istinaf edilen tarafından mahkemeye hitap eden savcı ise, özetle, müstedilerin istimlâk -sonucu 6 arsalarının kaybolduğunu ileri sürdüklerini halbuki istimlâk olmasa idi anayola çıkabilmeleri için 2 arsalık yer vermeye zorunlu olduklarını ve bu durumda kayıplarının 4 arsa olduğunu; yolun geçmesi ile de 9 arsanın anayola baktığını ve %30 değer -artışı ile toplam KL.22500 kazançlı olduklarını, müstedilerin tanığının sunduğu rapora göre hesaplama yapılacak olursa, 4 arsa kaybı esas alınarak değerlendirme yapıldığında KL. 5000 mils kârları olduğunun ortaya çıktığını ve tüm şahadet incelendiğinde müs-tedaaleyhin tanığının şahadetinin daha doğru olduğunun halbuki müstedilerin tanığının müstedileri kayırmak amacı ile bir rapor hazırlayıp, tarla olan konu taşınmaz malı dönüm olarak değerlendirmesi gerekirken, parsellenmiş arsa gibi değerlendirdiğini ileri- sürerek istinafın reddilmesi gerektiğini savundu.
Tarafların savları ile Alt Mahkemenin kararında değindiği hususlara geçmeden önce 15/62 sayılı Zorla Mal İktisabı Kanununun tazminat takdiri ile ilgili 10. maddesini incelemeyi uygun gördüm.
Yasanın 10-(a) maddesi aynen şöyledir:
"Her hangi bir malın zorla iktisabı ile ilgili oalrak ödenecek tazminat, aşağıda gösterilen kurallara uygun oalrak takdir edilir.
(a) Malın kıymeti, aşağıda konan hükümlere tabi olmak şartıyle, maldan, ilgili iktisap ihbarını-n yayınlandığı tarihte açık pazarda istekli bir satıcı tarafından satılmış olması halinde, sağlanması beklenen bedel kadar olur."
Bu maddenin içeriğinden de görülebileceği gibi zorla iktisap edilen bir taşınmaz mala, konu malın ilgili iktisap ihbarının y-ayınlandığı tarihte açık pazarda satılmış olması halinde sağlanması beklenen bedele göre, tazminat saptanır. Halbuki müstediler tanğının yaptığı hesaplama konu malın arsalara bölünerek getirebileceği gelire dayandırılmıştır. Müstediler, iktisap tarihinde k-onu malı arsalara bölmek üzere olduğuna ilişkin bir sav ileri sürmediği gibi Alt Mahkemeye bu yönde bir şahadet de sunulmamıştır. Bu durumda konu malı mevcut hali ile inkişafa açık tarla olarak değerlendirmek gerekir. Lefkoşa Kaza Tapu sorumlusu olan Müste-daaleyhin tanığı ise değerlendirmesini Tapuda mal alıp satanların beyan ettikleri satış bedellerine dayandırmıştır. Alt Mahkemenin de kararında değindiği gibi mal alıp satanların devir harcını az ödeme amacıyla satış bedellerini Tapuda düşük göstermeye çal-ıştıkları bir gerçektir ve bu nedenle Tapuda beyan edilen satış bedellerini şüphe ile karşılayıp bu bedellere göre bir hesaplama yapmamak gerekir.
Müstediler tanığı Turgut Ersoy şahadetinde inkişaf sahası içinde bulunan konu malın ilgili tarihte mevcut d-urumunda dönümü KL.7000-800 civarında satılabileceğini belirtmiştir. Kanımca Yasanın ilgili 10(a) maddesine göre de dikkate alınması gereken esas rakamın bu miktarlara göre hesaplanması gerekir. 18 dönüm 3 evlek 3200 ayakkare olan konu taşınmaz malın ederi-ni bu rakama göre dönümü KL.7000'den hesaplayacak olursak tahmini KL.132178 civarında bir miktar buluruz. Yine müstediler tanığına göre kamulaştırmadan sonra geriye kalan malın değeri de KL.127596 olduğuna göre Müstedilerin konu kamulaş-tırma sonucu KL.458-2 zararları olduğu ortaya çıkar. Bu durumda İlk Mahkemenin müstediler aleyhine vermiş olduğu kararın iptal edilerek Müstedier leyhine KL.4582 tazminat ve masraflar için hüküm verilmesi ve bu meblağın ödeme tarihlerindeki kur üzerinden muadilinin Türk Liras-ı olarak verilmesi gerektiği görüşündeyim.
Salih S. Dayıoğlu: Sonuç olarak istinaf, oyçokluğu ile, kabul edilerek Alt Mahkemenin verdiği hüküm iptal edilir ve istinaf edenler leyhine KL.4582 tazminata ve bu meblağın ödeme tarihindeki kur üzerinden muadili-nin Türk Lirası olarak ödenmesine hükmolunur. İstinaf edenlerin Alt mahkeme ile istinaf masraflarının aleyhine istinaf edilen tarafından ödenmesine, oyçokluğu ile, karar verilir.
(Salih S. Dayıoğlu) (N. Ergin Salâhi) (N-iyazi F. Korkut)
Yargıç Yargıç Yargıç
1 Nisan 1988
-
-
6
-
Full & Egal Universal Law Academy