-D.11/92 Yargıtay/Hukuk 59/90
(Dava No. 1713/86; Mağusa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: N. Ergin Salâhi, Niyazi F. Korkut, Celâl Karabacak
İstinaf eden: Lütfi Hüseyin, L-ondra, kanuni vekili Bülent Onar
vasıtasıyle, Gazi Mağusa.
(Davacı)
ile
Aleyhine istinaf edilen: 1. Suphi Taneri, Gazi Mağusa.
2. Rıza Taneri, Gazi Mağusa.
- (Davalılar)
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Orhan Z. Bilgehan
Aleyhine istinaf edilenler namına: Menteş Aziz -adına İlker Serbay
K A R A R
N. Ergin Salâhi: Müstenif, Davacı, Gazi Mağusa Kaza Mahkemesinde 1713/86 sayılı bir dava ikame ederek talep takririnde, davalılara ait Mağusa Ayluka Mahallesinde Pafta/harita XXXIII/4 Blok C'de görülen, koçan no.3077 ve 408-8'de kayıtlı parsel 4/4 ve parsel 45'den oluşan arazinin Mağusa Belediyesinden alınacak bir izin ile 42 arsaya bölünmek ve bu arsalardan bir köşe arsasını kendi vekili Cemal Özbayır vasıtası ile davalılardan 2.700.000TL.sına satın almak üzere 22.2.1982 tar-ihinde yapılan bir satış sözleşmesi ile anlaştıklarını, yine aynı anlaşma uyarınca satış bedelinin 1.000.000TL.sının peşin olarak ödendiğini, mütebaki 1.700.000Tlsını ise 22.2.1983 tarihine kadar ödemeyi kararlaştırdıklarını, satıcıların ise sözleşme tarih-inden itiaren 1 yıl zarfında parselasyon işlemlerini tamamlamayı ve diğer arsalarda olduğu gibi bu arsanın koçanını da temin edip alıcı ismine tapuda tescil ettirmeyi kabul ve deruhte ettikerini öne sürmüş ve bu şekilde davalılardan satın aldığı arsa için -daha sonra 1.510.000TL. daha ödediğini ancak parselasyon tamamlanmadığı halde davalıların konu arsayı davcı ismine yürütmeden imtina ederek o bölgedeki arsa fiyatlarının astronomik biçimde yükselmesinden faydalanarak sözleşmeyi ihlâl edip bu arsayı 23.000 -Sterline başkalarına sattıklarını iddia ederek davalıların bu haksız ve ilgili anlaşmaya ters düşen davranışları ve anlaşmayı ihlâllerinden dolayı davalılardan aşağıdaki taleplerde bulunmuştur.
a) Davacının davalılara ödemiş olduğu 1.510.000TL'nin davalıl-ar tarafından davacıya geri ödenmesi için bir mahkeme emri;
b) Davalıların davacıdan almış oldukları meblağ için bu paraların ödendiği tarihten itibaren %24 faiz,
c) Davalıların 22.2. 1982 tarihli satış sözleşmesini ihlâllerinden dolayı davacının uğradığ-ı zarar ziyanın tazmini için davacı lehine ve davalılar aleyhine 50.000.000TL.sını aşan bir meblâğ için hüküm verilmesi;
ç) Kanuni faiz; ve
d) Dava masrafları.
Davayı dinleyen İlk Mahkeme özetle; 22.2.1982 tarihli bir satış sözleşmesine aykırı olara-k davalıların satış konusu arsayı İbrahim Benzincioğlu isimli bir şahsa sattığı bulgusuna varmış ve bu bulguya göre davalıların davacıyı tazmin etmesi gerektiği sonucuna vararak davacıya davalılar tarafından ödenecek zararın tespiti için sözleşmenin ihlâl -edildiği tarih esas alınarak bu hususta Mahkemeye sunulan şahadeti değerlendirdikten sonra konu arsanın ederini 15 Milyon TL. olarak tespit etmiştir. İlk Mahkeme davacının, daha önce arsanın satış bedeline karşılık davalılara ödemiş olduğu, 2.510.000TL.yi -tenzil ettikten sonra zarar ziyanını 12.250.000TL. olarak tespit etmiş, daha önce davacı tarafından davalılara ödenmiş olan 2.510.000TL.'nin geri davacıya ödenmesi hususunda emir vererek tespit edilen miktarlar üzerinden yasal faiz ve dava masraflarının da-valılar tarafından davacıya ödenmesine karar vermiştir.
İstinaf bu karardan ve davacı tarafından yapılmakta olup istinaf ihbarnamesi 4 istinaf içermekle beraber istinaf sebepleri aşağıdaki şekilde 3 başlık altında özetlenebilir:
1) İlk Mahkeme bilirkiş-i olarak çağrılan davacı tanıkları İsmail Karagözlü ve Avukat Alkan Görol'un konu arsanın değeri hakkında sunmuş olduğu şahadetlerinin abartılmış olduğu değerlendirmesini yaparak bunların şahadetlerine itibar etmemekle ve konu arsanın sözleşmenin ihlâl tar-ihinde çarşı bedelinin 24.000 Sterlin olduğu bulgusuna varmamakla hata etmiştir.
2) İlk Mahkeme davacının zarar ziyanını 15 Milyon Tl. olarak tespit ederken davalılar şahitlerinin varsayıma dayalı güvenilir olmayan şahadetine itibar etmekle ve Türk Liras-ının hızlı değer kaybı ile konu arsanın bulunduğu yörenin fiyatalrının süratle artmakta olduğu hususundaki şahadeti de kaale almamakla hata etmiştir.
3) İlk Mahkeme zarar ziyanın tespitinde prensipleri doğru koymuş olmakla beraber bu prensipleri özellikl-e Türk parasının değerinin hızlı düşüşünü dikkate alarak adil olarak değerlendirmemiş ve tespit etmiş olduğu 15 Milyon TL zarar ziyan sunulan şahadetle bağdaşmadığı gibi tazminat prensipleri çerçevesinde adil bir tazminat olmaktan uzaktır.
İstinafın duru-şmasında müstenif avukatı İlk Mahkemeye sunulan şahadete uzun boylu değinerek bilirkişi olarak çağrılan İsmail Karagözlü ile avukat Alkan Gürol'un şahadetlerine değinerek bu hususa ilişkin notlardaki şahadete atıfta bulunmuş ve bu şahilerin şahadetinin yör-edeki arsaların hakiki satış bedellerine dayanarak yapılan hesaplamaya dayandığı ve bu şahitlerin şahadetinin sarsılmadığı ve Mahkeme de bu yönde bulgu yapmadığı halde gerekçelerini açıklamadan bu iki şahidin şahadetinin abartılmış olduğu şeklinde yapmış o-lduğu değerlendirmenin şahadetle bağdaşmadığını ileri sürmüştür. Yine müstenif avukatı konu arsanın satış bedeli hakkında şahadet vermek için çağrılan davalılar şahidi Yusuf Kocatepe ile Sabri Oğuzkan'ın şahadetlerini de teker teker eleştirirken bu şahitll-erin şahadetlerinin sıhhatli verilere dayanmadığını, Yusuf Kocatepe'nin şahadetinin tamamen tapuda yapılan satışlarda deklare edilen fiyatlar ile Tapu Dairesi tarafından takdir edilen kıymetlere dayandığını, hakiki satış bedelini yansıtmadığını iddia etmiş-tir. Müstenif avukatı, ayrıca Yusuf Kocatepe'nin tapu takdirlerinin çarşı bedeli ile pek ilgisi bulunmadığını, genelde tapu harçlarının tespit maskadı ile makul olabilecek bir rakam tespit etme amcına yönelik olduğu hususundaki şahadetine de işaret ederek -bu iki şahidin şahadetinin konu arsanın sözleşmenin ihlâl tarihinde çarşı bedelini tespite yönelik olmadığını ve İlk Mahkemenin özellikle Sabri Oğuzkan'ın şahadetine kıymet vermekle hata ettiğini ileri sürmüştür.
Müstenif avukatının iddiasına göre, Sabri- Oğuzkan'ın konu arsanın satış bedelinin, sözleşmenin ihlâl tarihinde 6.800.000TL olarak deklare edildiğini ve tapu müdürü tarafından bu rakamın uygun bulunduğunu söylemekle yetindiğine ve kendisi hakiki çarşı bedelinin ne olabileceği hususunda herhangi bi-r şahadet vermediğine göre, bu şahidin şahadetine dayanarak, İlk Mahkemenin 15 Milyon TL zarar ziyan tespit etmesi şahadetle desteklenmemektedir.
Müstenif avukatı, ayrıca, davalı 1 ile davacı vekili arasında geçen ve şahadette yer alan konuşmaya değinere-k ilgili tarihlerde konu arsanın 24.000 Sterlin'e alıcısı bulunduğuna, davalı 1'in kendisinin de bunu kabul ettiğine, ancak Mahkemenin bu hususu da değerlendirmemesinin yanlış olduğuna değinmiştir.
Yine müstenif avukatı konu arsanın çarşı bedelinin 24.00-0 Sterlin olarak saptanması gerektiği hususunda sarsılmaz şahadet bulunduğuna, esas amaç davacıyı tazmin etmek olduğuna göre Türk parasının değer kaybı dikkate alınarak makûl bir rakama ulaşılmasının uygun ve adil olacağına değinmiştir.
Aleyhine istinaf -edilenler tarafından bulunan avukat ise yapmış olduğu mukabil istinafında sözleşmenin davalılar tarafınan ihlâl edildiği yönündeki İlk Mahkeme bulgusunu ilgilendiren 1, 2 ve 3. mukabil istinaf sebeplerinde ısrar etmemiş, geriye kalan ve İlk Mahkemece takdi-r edilen 15 Milyon TL.'nin fazla olduğu yönündeki istinaf sebepleri üzerinde durmuştur.
Aleyhine istinaf edilenler avukatı davacı tanığı İsmail Karagözlü ile avukat Alkan Gürol'un şahadetlerine ne sebeple Mahkemenin itibar etmediğinin gerekçeleri üzerind-e durdurktan sonra İlk Mahkenin tek güvenilir şahit olarak kabul ettiği davalı şahidi Sabri Oğuzkan'ın şahadetine dayandığına ve sözleşmenin ihlâl tarihinde konu yerin İsmail Y. Benzincioğlu'na 6.800.000 TL.'ye satıldığı ve Tapunun de bu takriri doğru olar-ak kabul ettiği şahadetle sabit olduğuna göre Yusuf Kocatepe'nin şahadetinde görülen 15 Milyon TL.'ye hükmedip diğer arsalara yapılan takrirleri esas alarak 6.800.000 TL. zarar ziyana hükmetmemekle hata ettiğini ileri sürmüştür.
İlk Mahkeme satış sözleşm-esinin konu taşınmaz malı satan davalılar tarafından ihlâl edildiği bulgusuna vardıktan sonra davacıya ödenecek tazminatın miktarını incelemiştir.
Özetlenen istinaf sebeplerini ve ileri sürülen argümanları dikkate alarak İlk Mahkemeye davacı ve davalılar- tarafından sunulan şahadeti incelemeyi uygun bulduk.
Zabıtlardan görüleceği gibi davacının İlk Mahkemedeki duruşamsında davayı açan davacı vekili Cemal Özbayır, sözleşmenin yapılışını, taraflar arasındaki sözleşmeden sonra cereyan eden olaylar ile ödene-n miktarların ne şekilde ödendiğini ve sözleşmenin davalılar tarafından nasıl ihlâl edildiğini ispat için çağrılmıştır. Bu şahit, sair şeyler yanında, mavi 50'de davalı numara 1' Balıkesir'den Mağusa'ya gelmek için otobüs bekeldiği bir sırada bulduğunu, on-un kendisini arabasına aldığını ve aralarında geçen konuşmaya göre satış konusu arsanın 24.000 Sterlin'e alıcısı bulunduğunu, davacının bu arsayı 24.000 Sterlin'e geri kendisine satması halinde alabileceğini, bu arsanın 24.000 Sterlin'e İngiltereli bir alı-cısı bulunduğunu söylediğini iddia etmiştir. Daha sonra değineceğimiz gibi davalı 1'e bu konuşma ve içeriği sorulduğunda davalı 1 bu konuyu reddetmiş olmasına rağmen İlk Mahkeme sözleşmenin ihlâli hususlarını karara bağlarken 1 ve 2'nin şahadetini inanılır- bulmamış, Cemal Özbayır'ın şahadetinin ise doğru olduğu ve söylediklerinin inanılır olduğu bulgusuna varmıştır. Ancak İlk mahkeme bu bulguya varırken bu şahitle davalı numara 1 arasında geçen yukarıdaki olayı hiç eleştirmemiştir.
Davacı tanığı numara 2 -Bülent Onar teknik bir şahit olup sadece vekâletnameyi ibraz için Mahkemeye çağrılmıştır. Davacı şahidi numara 3 olarak çağrılan Ali Gülol ise Tapu Dairsinde görevli bir memur olup konu arsanın sözleşmenin ihlâlinden sonra İsmail Yılmaz Benzincioğlu'na sat-ışı ve bu satış neticesinde yapılan tapu işlemleri hakkında bilgi vermek için Mahkemeye çağrılmıştır. Şahit numara 4 Salih Sağol ise sözleşmenin ihlâli ve ihlâlinden önce davacı tarafından ödenen paranın nasıl ve ne şekilde ödendiğini ispat için çağrılmış -bir şahit olup sözleşmenin ihlâli tarihinde konu arsanın ederi hususunda herhangi bir aydınlatıcı bilgi vermemiştir.
Sözleşmenin ihlâl tarihinde konu arsanın çarşı fiyatını ispat için çağırlan en esaslı davacı tanığı numara 5 İsmail Karagözlü ile esas me-sleği avukatlık olan ancak arsa açma ve satma işleri ile geniş çapta iştigal eden avukat Alkan Görol'dur.
Şahit numara 5 olarak çağrılan İsmail Karagözlü 20 kusur yıl kaza tapu amirliği yaptıktan sonra müsteşarlık yapmış ve kamu hizmetinin en yüksek kade-mesinden emekliye ayrılmış birisidir. Bu şahit Tapudaki amir olarak sorumlu görevleri sırasında taşınmaz mal değerledirmelerinde ihtisas kazandığını, gerek görevi sırasında gerekse emekliye ayrıldıktan sonra birçok kez Mahkemelere değerlendirme uzmanı olar-ak çağırldığını ve kendisinin bu dalda uzman olduğunu iddia etmiştir. İlk Mahkemenin bu şahidin bu dalda uzman olmadığı hususunda herhangi bir bulgusu yoktur. İsmail Karagözlü uzun boylu şahadetinde, dava konusu 1979 parsel numaralı arsanın arkasında, yanı-nda ve yakınlarında bulunan sırası ile 1981, 1980, 1983, 1982, 1944 ve 1941 parsel numaralı arsaları kıyaslama usulü ile değerlendirdiğini ve sözleşmenin ihlâl tarihi olan Temmuz 1986 tarihi itibarıyle dava konusu arsanın çarşı fiyatının 24.000 Sterlin vey-a o günkü kur esas alındığında 25 Milyon TL. değerinde olduğunu söylemiştir. Bu şahit bu sonuca nasıl vardığı hakkında mukayese metodları da dahil uzun boylu şahadet verdiği gibi inanılır ve güvenilir kişilerden yakınlardaki benzer arsaları kaça aldıkların-ı da tespit ettiğini ve yapmış olduğu değerlendirmeleri bu araştırma ve tespitler ile de doğruladığını iddia etmştir. Keza bu şahit aynı civarda bulunan 2007, 2008, 2011, 2019, 2003 koçan numaralı arsaların hakiki satış bedellerinin de satıldıkları tarih i-tibarıyle araştırmış ve bunlar hakkında da Mahkemeye bilgi vermiştir.
Şahit numara 6 olarak çağrılan Alkan Gürol ise dava konusu arsanın bulunduğu bölgede gerek kendisine gerekse başkalarına ait olup sözleşmenin ihlâl tarihinden önce veya ihlâl tarihleri-ne yakın tarihlede satılan arsaların hakiki bedelleri hakkında şahadet vermiştir. Bu şahide göre aynı bölgede bulunan 2006 numaralı koçanda görülen parsel kendisine ait olup 1984 yılında 16.500 Sterlin'e, 2007 numaralı koçanda görülen parsel no 14 ise 24.1-.1984 tarihinde Önol Teyfik'e 19.000 Sterlin'e satılmıştır. Yine bu şahide göre 2008 koçan numaralı arsanın yarısı 1984 yılında 8000 Sterlin'e Zekâ Arif'e diğer yarısı ise 8000 Sterlin'e Halide Akansoy'a kendisi tarafından satılmıştır. Bu satılan yerlerin -ana cadde üzerine isabet eden kısımları ise 27-30.000 Sterlin'e satıldığını ifade etmiştir. Yine bu şahit koçan no 2009, 2010, 2020, 2019 arsaların kimlere ve kaça satıldığı hususunda detaylı şahadet vermiştir. Ayırca bu şahit şahadetinde bu şekilde satıla-n arsaalrın tapu harçlarının düşük gösterilebilmesi için tapuda satış bedellerinin farklı deklare edildiğini ifade etmiştir. Bu şahide göre tapuda deklare edilen satış bedellerine bakılmaksızın alınacak harçlar bakımından belirli bir miktar tapuca tespit e-dildiğinden ve tespit edilen miktarların daima satış bedelinden düşük olduğundan tapu takdirleri çarşı bedelini yansıtmamaktadır. Bu şahit keza sözü edilen arsaların kıymetlerinin tapuda ne kadar deklare edildiği ve tapu tarafından ne kadar kıymet biçildiğ-i hususunda ayrı ayrı şahadet vermiştir. Bu şahidin yaptığı değerlendirmelere göre sözleşmenin ihlâl tarihinde dava konusu arsanın bedeli 22.000 Sterlin civarında olması gerekirdi.
Gerek bu şahit gerekse İsmail Karagözlü dava konusu arsanın tapu tarafınd-an takdir edilen 6.800.000 TL'lik bedelinin çarşı fiyatını yansıtmadığı hususunda kesin şahadet vermişlerdir. Esasen daha sonra müdafaa şahitlerinin şahadetinden İsmail Benzincioğlu'na satılan dava konusu arsanın para karşılığı satılmayıp mersedes bir taks-i ve kamyonun değiştirilmesi sureti ile satıldığı ve 6.800.000 TL'nin tapuda beyan edilen ve tapu müdürü tarafından uygun bulunan değer olduğu ortaya çıkmıştır.
Müdafaa şahitlerine gelince; davalı numara 1 Rıza Taneri ve davalı numara 2 Suphi Taneri bizza-t şahadet vermişlerdir. Ayrıca Tapu Memuru Yusuf Kocatepe ile eski Tapu Memuru olan Sabri Oğuzkan'ı dava konusu arsanın çarşı bedelinin ne olduğu hususunda ispat için çağırmışlardır.
Davalı numara 1 ve 2 mal sahibi olup dava konusu arsa ile birlikte o b-ölgede parselleme yapan müşterek mal sahipleridir. Bu iki şahidin şahadeti incelendiğinde sözleşmenin kimin tarafından ihlâl edildiği, ne kadar para ödendiği, sözleşmenin ne zaman yapıldığı ve ihlâl tarihindeki dava konusu arsanın bedeli hususlarında pek a-ydınlatıcı şahadetleri yoktur. Sadece davalı numara 1 şahadetinde satış tarihinden 6 - 7 ay sonra aynı parsellerin içerisinde buluann satılmamış arsalara 20.000 Sterlin talep ettiğini Mavi 146'da söylemektedir. Ancak soru şekli dikkate alındığında bu tale-p edilen 20.000 Sterlin'in 1987 yılında mı? Duruşma tarihinde mi olup olmadığı pek de açık değildir. Ancak dikkatlice incelendiğinde bu şahidin şahadetinde 1987 Kasım ayında gerek eşdeğer gerekse Türk malı arsaların o bölgede 18.000 Sterlin'e satıldığı ve -tapuca takdir edilen 22 Milyon TL. üzerinden stopaj alındığının daha açık bir şekilde ifade edildiği görülmektedir.
Müdafaa şahidi numara 3 Yusuf Kocatepe, dava konusu arsanın bulunduğu bölgede satılan arsaların tapuda deklare edilen fiyatlar ile tapu ta-rafından takdir edilen kıymetler hususunda geniş şahadet vermiştir. Bu şahidin şahadetinden görüldüğü kadarı ile 1984 yılından başlayarak satılan arsaların 4 ½ Milyonla 8 Milyon arsında değişen miktarlarda tapuda deklare edildiğini ancak bu miktarların tap-u tarafından kabul edilmeyip 15 Milyon TL.'ye çıkarıldığını ifade etmiştir. Bu tarihlerden sonra 18.7.1986 tarihinde 6.800.000 TL'ye tapuda deklare edilen dava konsu arsanın ne sebeple tapu müdürü tarafından uygun bulunduğu ve 15 Milyon TL'ye yükseltilmedi-ği sorusuna doyurucu ve tatmin edici bir yanıt verememiş, "tapu müdürü uygun buldu, böyle kabul etti" mealinde bir cevap vermiştir. Bu şahidin tapu tarafından takdir edilen kıymetin doğruluğu hususunda belirli bir fikir beyan etmekten kaçındığı zabıtlardan- görülmektedir. Bu şahide göre tapunun esas amacı çarşı fiyatını tespit etmek yerine alınacak tapu harçları bakımından uygun olabilecek bir miktarın tayin edilmesidir. Müdafaa şahidi numara 4 Sabri Oğuzkan ise emekli bir tapu memurudur. Kendisini değerlend-irmede ekspert bir kişi olarak göstermiş ve şahadetinde uzun süreden beri Mağusa yöresinde satılan arsaların istatistiğini hazırladığını ifade ederek mahkemeye bu hususta bilgi vermeye çalışmıştır. Dava konusu arsanın bulunduğu bölgedeki arsaların çarşı fi-yatı hakkında bir değerlendirme yapıp Mahkemeye doyurucu bir bilgi verdiği maalsef şahadetinde görülmemektedir. Şahadeti esas itibarıyle tapuda deklare edilen ve tapu ilgililerince takdir edilen kıymetler hakkında istatistiki bilgilere ilişkindir. Bu şahit-, 1984, 85 ve 86 yıllarında satılan ve tapuda 4 Milyonla 8 - 9 Milon TL. arasında yapılan deklarelerin Tapu Dairesince uygun bulunmayarak 15 Milyona yükseltildiğine değinirken bu 15 Milyonluk takdirlerden sonra 18.7.1986 tarihinde konu arsanın İsmail Benz-incioğlu'na 6.800.000 TL'ye satıldığı tapuda deklare edilip tapu müdürünce aynen kabul edilerek diğerli gibi makul bir fiyata niçin yüksletilmediği hususunda herhangi bir fikir yürütmek istememiş ve izahat da verememiştir. Yine bu şahit tapu kayıtlarından -faydalanarak elde edilen istatistiki bilgiler dışında kendisinin bir değerlendirme yaptığı veya bu arsaların satıldığı tarihlerdeki hakiki satış bedellerinin ne olduğu hususunda araştırma yaptığı da görülmemektedir. Sözleşmenin ihlâl tarihinde konu arsanın- çarşı fiyatı hakkında kanaatimizce bu şahit Mahkemeye sıhhatli ve aydınlatıcı bir bilgi verememiş olmasına rağmen İlk Mahkeme bu şahidin şahadetini kabul etmek yönüne gitmiştir.
İlk Mahkeme davacı şahidi numara 5 ve 6'nın şahitlerine inanmadığı bulgusun-a varmamış ancak söz konusu arsanın sözleşmenin ihlâl tarihindeki değeri hususunda söylediklerinin abartılmış olduğu görüşüne varmıştır. İlk Mahkeme bu yargıya varmakla beraber bu şahitler aynı bölgede satılan arsaların kimlere satıldığı, kaça satıldığı ve- isimlerinin neler olduğunu dahi şahadetlerinde belirtmemişlerdir. Bu sunulan şahadetlerinin yanlış olduğu ileri sürülmemiştir. Ancak İlk Mahkeme ne sebeple bu şahitlerin şahadetlerinin abartılmış olduğuna, ne sebeple bunların şahadetlerine kıymet vermedi-ğine detaylı ve doyurucu bir şekilde değinmemiştir. Konuyu incelediğimizde bu iki şahidin şahadeti birbirini büyük ölçüde desteklediği gibi Mahkemenin inandığı davacı şahidi numara 1 Cemal Özbayır'ın davalı numara 1 ile arasında geçen konuşma ile de bir de-receye kadar desteklendiği görülmektedir. Ayrıca davalı numara 1 kendisi dahi Kasım 1987 tarihi itibarıyle o bölgedeki gerek eşdeğer ve gerekse Türk malı olan benzer arsaların değerinin 18-20.000 Sterlin veya o günkü kurla hesaplandığı takdirde 20 Milyon T-L.'nin üzerinde olduğu hususundaki şahadeti de bu iki şahidin şahadetlerini bir dereceye kadar desteklemektedir. Bu hususlar dikkate alındığında hakikatte İlk Mahkemenin davacı şahidi numara 5 ve 6'nın şahadetlerini abartılmış olarak nitelendirmesi ve bunl-ara kıymet vermemesi mevcut olgular ve şahadetle de bağdaşma-maktadır.
Yargıtayın İlk Mahkemenin sunulan şahadete inanmak veya inanmamak yönündeki bulgusuna ne gibi hallerde müdahale edebileceğini tekrar etme lüzumu hissetmiyoruz. Ancak İlk Mahkeme bu şa-hitlerin şahadetine inanmadığı bulgusuna varmadan bu şahitlerin verilere ve olgulara dayanan ve Mahkemenin inandığı şahit numara 1 tarafından olduğu gibi davalı 1'in kendisi tarafından da bir dereceye kadar desteklenen şahadetlerini sadece abatılmış olduğu- yargısına vararak bu bulgunun gerekçeleri ile nedenlerini göstermediği gibi bu hususta herhangi bir gerekçeye de yer vermemiştir.
İlk Mahkeme kararı incelendiğinde davacı şahidi numara 5 ve 6'nın şahadetinin abartılmış olduğuna değinerek müdafaa şahidi -numara 3'ün şahadetine kıymet vermemeyi uygun bulduğu ve neticede dava konusu arsanın çarşı fitayını 15 Milyon TL. olarak tespit ettiği görülmektedir. İlk Mahkeme bu karara varırken kararını müdafaa şahidi numara 4 Sabri Oğuzkan'ın şahadetine dayandırmıştı-r. Halbuki Sabri Oğuzkan dava konusu arsanın 6 Mliyon 800 Bin TL.'ye tapuda satışının deklare edilmesinin tapu müdürü tarafından yükseltilmeyip uygun bulduğu cihetle çarşı fiyatının da bu olması gerektiği eyanında şahadet vermiştir. Bu durumda İlk Mahkemen-in konu arsanın satış bedelini 15 Milyon TL. olarak saptarken bu şahidin şahadetine de dayanması olası değildi. Kanaatimizce İlk Mahkemenin bu bulgusu tamamen şahadete dayanmayan mesnetsiz bir bulgu olarak ortada durmaktadır.
Yukarıda eleştirisini yaptığ-ımız şahadete göre davacı şahidi numara 5 konu arsanın bedelinin sözleşmenin ihlâl tarihinde 24.000 Sterlin olduğuna, davacı şahidi numara 6'nın ise konu arsanın bedelinin 22.000 Sterlin civarında olduğuna dair inanılır şahadeti mevcut olduğuna değinmiştik-. Davacı ise talep takririnde bu arsanın 23.000 Sterlin'e satıldığı iddiasını ileri sürmüştür. Mevcut şahadeti ve iddiaları değerlendirdiğimizde konu arsanın sözleşmenin ihlâl tarihinde ederinin 22.000 ile 24.000 Sterlin arasında değişen bir rakamda olduğu- sabit olmuştur. Talep takririnde arsanın 23.000 Sterlin'e satıldığı iddiası ile bu şahadet oldukça uymaktadır. Talep takririnin dışına çıkmayı uygun bulmadığımızdan tazminat miktarı açısından 23.000 Sterlin'i esas almayı uygun bulduk.
Daha önce değindiğ-imiz gibi İlk Mahkeme konu arsanın satışı ile ilgili sözleşmenin davalılar tarafından ihlâl edilerek arsanın 3. bir şahsa satıldığı bulgusuna varmıştı. Bu bulgu ve yargıya karşı mukabil istinaf dosyalanmış olmasına rağmen daha sonra istinafın duruşmasında -bu konu üzerinde durulmamış ve davalılar bu konudaki mukabil istinaflarını geri çekmiş durumdadırlar.
Şimdi de sözleşmeyi ihlâl eden taraf olan davalılar aleyhine davacı lehine ne gibi bir tazminat verilip verilemeyeceğinin incelenmesi gerekir. Fasıl 149- Akitler Yasamıznın 73(1) maddesi, sözelşmenin ihlâli halinde bu ihlâlden zarar gören tarafın makul olabilecek zararlarının ihlâli yapan tarafından tazmin edilmesini öngörmektedir. Makul olabilecek tazminatın ne olduğunun tespiti ise prensip itibarıyle ihl-âlin yapıldığı tarihteki çarşı fiyatı esas alınarak saptandığı görülür. Halsbury's Laws of England vol.34 3. baskı sayfa 336'da Engell v. Fitch (1869) L.R. 4 Q.B. 659 davasına atıfta bulunularak şu görüşe yer verilmektedir:
"The measure of damages for lo-ss of bargain is normally the difference between the contract price and the market value at the date of repudiation."
Çarşı fiyatı (market value)'na verilecek anlam ile makul tazminatın ne olacağı hususunda F. Pollock and D.F. Mulla'nın "Indian Contract -and Specific Relief Acts isimli kitabının 7. baskısında paragraf 73 sayfa 386'da şu görüşe yer verilmektedir:
"Market rate: limits of rule. - The market rate, however, is only a presumptive test: 'It is the general intention of the law that, in giving da-mages for breach of contract, the party complaining should, so far as it can be done by money, be placed in the same position as he would have been in if the contract had been performed,' and the rule as to market price ' is intended to secure only a indem-nity' to the purchaser. 'The market value is taken because it is presumed to be the true value of the goods to the purchaser.' If he does not get his goods, he 'should receive by way of damages enough to enable him to buy similar goods in the open market. -Similarly, when the delivery of goods purchased is delayed, the goods are presumed to have been at the time they should have been delivered worth to the purchaser what he could then sell them for, or by others like them for, in the open market, and when th-ey are in fact delievered they are similarly presumed to be, for the same reason, worth to the purchaser what he could then sell for in that market."
-Yine çarşı fiyatı (market value) hakkında Halsbury's Laws of England, 4th Ed., vol.8 para.287'de şöyle denmektedir:
"... The measure of value of the land is its market value. Thus, subject as otherwise provided, the value of the land must be taken to be -the amount which, if sold in the open market by a willing seller, it might be expected to realise;"
İlk Mahkeme kararına göz atıldığında İlk Mahkemenin de doğru olarak aynı prensipleri tatbik ettiği görülmektedir. Ancak daha önce değindiğimiz gibi sunula-n şahadeti yanlış değerlendirerek arsanın sözleşmenin ihlâl edildiği tarihteki çarşı fiyatını 15 Milyon TL. olarak hesaplamıştır. Halbuki sözleşmenin ihlâl tarihinde daha önce değindiğimiz gibi konu arsanın çarşı fiyatı 24.000 Sterlin veya o günkü kuru hes-aplanarak Türk parasına tahvil edildiğinde 25 Milyon TL. etmekte idi.
Önümüzdeki meselede esas itibarıyle üzerinde durulan ve bizim de makul ve adil bir tazminata karar verebilmemiz için genelde sözleşmenin ihlâl tarihi esas alınarak sözleşmenin ihlâl ta-rihindeki bedel üzerinden yapılan bir hesaplamanın veya meselede yüksek enflasyon düzeyi ile istikrarlı para birimlerine karşı Türk parasının hızla düşüş kaydettiği dikkate alınarak sözleşmenin ihlâl tarihinde 24.000 Sterlin olan konu arsa bedelinin makul -tazminata karar verirken aynı tarih esas alınarak Türk parasıda tahvil edilmesi ve bu yönde hüküm verilmesinin davacıya adaletsizlik yapıp yapmayacağı ve mevcut içtihat kararları ışığında sözleşmenin ihlâl tarihi yerine daha ileriki bir tarihin tazminatın -saptanmasında esas alınıp alınmayacağının tezekkür edilmesi gerekir. Yerleşmiş hukuk ilkesine göre bazı istisnalar dışında, makul tazminatın hesaplanmasında sözleşmenin ihlâl tarihi esas alınarak çarşı fiyatı göz önünde bulundurulmak suretiyle makul bir ta-zminat kararlaştırılmaktadır. Ancak bu genel ilkeden, daha az düzeyde enflasyon oranı yaşanan ülkelerde bile adaletin tecellisi için Mahkemelerin, uygun ve münasip hallerde, ayrılarak daha ileriki bir tarihi esas aldıkları görülmektedir.
Sözleşmenin ihlâ-l tarihinin esas alınması gerektiğinin değişmez bir ilke olmadığını Hakim Megarry Horsler v. Zorro (1975) 1 All E.R. 584 at p.586'da şu görüşe yer vererek vurgulamaktadır.
"as he then was, inidcated that there is no inflexible rule that common law damages- must be assessed at the date of the breach."
Yine Lord Wilberforce House of Lords'un Johnson and Another v. Agnew (1979) 1 All E.R. 883, at p.896' daki kararında aşağıdaki görüşlere yer vererek tazminatın tespiti için sözleşmenin ihlâl tarihinin esas a-lınmasının mutlak kural olmadığını ve bu kuralın tatbik edilmesi taraflara adaletsizlik yapacaksa Mahkemelerin başka bir tarihi tespit etmekte yetkili bulunduğunu vurgulamaktadır.
"The general principle for the assessment of damages is compensatory, i.e.- that the innocent party is to be placed, so far as money can do so, in the same position as if the contract had been performed. Where the contract is one of sale, this principle normally leads to assessment of damages as at the date of the breach, a princ-iple recognised and emboided in s.51 of the Sale of Goods Act 1893. But this is not an absolute rule; if to follow it would give rise injustice, the court has power to fix such other date as may be appropriate in the circumstances."
Yine Lord Wilberforce- Milliangos v. George Frank (Textiles) Ltd. (1975) 3 All E.R. p.801 at p.811'de aşağıdaki görüşe yer vererek alacaklı kişilerin paranın değer kaybından zarar görmemeleri gerektiği ilkesine kararında yer vermiş ve sözü edilen kararda şöyle demiştir:
"First-, I do not for myself think it doubtful that, in a case such as the present, justice demands that the creditor should not suffer from fluctions in the value of sterling."
Önümüzdeki meselede davacının sözleşmenin yapıldığı tarihte 1 Milyon TL., daha sonr-a ise yine Sterlin bozdurarak 1 Milyon 510.000 TL: para ödediği görülmektedir. Sözleşmenin yapıldığı 22 Şubat 1982 tarihi esas alındığında 1 Sterlin = 263.15TL. idi. 1 Milyon 510 Bin TL.'nin sterlin bozdurularak ödendiği 1983 yılı ortalarında ise 1 Sterlin- = 386. kusur TL: idi. Bu durumda davacının ödemiş olduğu toplam 2.510.000TL. ilgili tarihlerdeki kurlar dikkate alındığında davacının davalılara 6.000 Sterlin tutarındaki bir para ödediği görülmektedir ki bugünkü kura bu miktar tahvil edildiğinde 70 Milyo-n TL. üzerinde bir miktar tutmaktadır. Bu husus dikkate alındığında İlk Mahkemenin sadece 15 Milyon TL zarar ziyana hükmetmesinin ve davacının ödediği 2.510.000 TL'nin de geri ödenmesi hususunda vermiş olduğu kararın son derece adaletsiz olduğu kendiliğind-en ortaya çıkmaktadır.
Yukarıda değindiğim şahadet ışığında talep takririni de dikkate aldıktan sonra sözlemenin ihlâl tarihinde konu arsanın bedelinin 23.000 Sterlin tutarında olduğu bulgusuna varmıştım. Davacıya ödenmesi öngörülen makul bir tazminat te-spit edilirken bu rakamın dikkate alınması adil ve uygun olacaktır.
Davanın seyrine göz atıldığında davalılar yukarıda değinildiği gibi sözleşmenin ihlâl edildikten sonra davacıya ödediği paranın ederini ödemeyi teklifte bulunmadıkları bir yana, son dere-ce tutarsız iddialarına devam edecek, sözleşmenin davacı tarafından ihlâl edildiği üzerinde ısrarla durmuşlar, bu iddiaları İlk Mahkemece reddedilmiş olmasına rağmen aynı tutarsız iddialarını, yapmış oldukları istinafta da mukabil istinaf olarak ileri sürm-üşlerdir. Bu durumda davacıya verilecek tazminat tespit edilirken yukarıdaki içtihat kararları ışığında, baz olarak alınısn 23.000 Sterlinin istinafın karar günündeki resmi kur esas alınarak Türk parasına dönüştürülmek suretiyle bir tazminata karar verilme-sinin uygun ve adil olacağı görüşündeyim.
Mukabil istinafa gelince; istinafın duruşmasında davalılar, istinafın sözleşmenin davacı tarafından ihlâl edildiği yönündeki sebeplerini geri çekmiş ve sadece İlk Mahkemece zarar ziyan olarak tespit edilen 15 Mil-yon TL'nin fazla olduğu yönündeki mukabil istinaf sebepleri üzerinde durmuşlardır. Davacı tarafından yapılan istinaf kabul edildiğine ve İlk Mahkemece tespit edilen tazminat miktarı yukarıdaki kıstaslara uygun olarak yükseltilmesine karar verildiğine göre -mukabil istinafın da reddedilmesi gerekir. Bu nedenle mukabil istinafın reddedilmesine karar verilmesi gerektiği görüşündeyim.
Netice olarak davacı tarafından yapılan istinafın kabul edilmesine ve İlk Mahkemece davacı lehine tespit edilen 15 Milyon TL. z-arar ziyanın sözleşmenin ihlâl tarihindeki konu arsanın ederi olan 23.000 Sterlinin, istinafın karar tarihindeki kur esas alınarak Türk parasına dönüştürülmesine ve bu işlem yapıldığında da 294.732.000TL. davacı lehine davalılar aleyhine tazminata hüküm ve-rilmesine karar verilmesi gerektiği görüşündeyim. Tabiatıyle tespit edilen tazminat miktarından davacının ödemiş olduğu 2.510.000 TL'nin de tenzil edilmesi gerekir. Bu durumda davalıların davacıya ödemesi gereken tazminat miktarının 292.222.000TL. olarak t-espit edilmesi gerektiği görüşündeyim.
Ayrıca davacının konu arsanın satış bedeline karşılık davalılara ödemiş olduğu 2.510.000TL'nin davalılar tarafından davacıya ödenmesine ve bu miktar üziirnden sözleşmenin ihlâl tarihinden itibaren %24 faiz ödenmesin-e;
Keza yukarıda tespit edilen 292.222.000TL. tazminat üzerinden 5/88 sayılı Yasa ile tadil edilen 9/76 sayılı Mahkemeler Yasasının 42. maddesinin (2). fıkrasının (2). bendi uyarınca bugünden itibaren kanuni faiz ödenmesine, istinaf masraflarının ise ale-yhine istinaf edilenler tarafından istinaf edene ödenmesine emir verilmesi gerektiği görüşündeyim.
Niyazi F. Korkut: Sayın Yargıç N. Ergin Salâhi'nin serdettiği görüşler ve vardığı sonuca katılırım.
Celâl Karabacak: Sayın Yargıç N. Ergin Salâhi'nin esas -kararda serdettiği görüşler ve istinafın kabul edilerek mukabil istinafın reddedilmesi yönündeki görüşlerine katılmaktayım. Ayrıca, konu arsanın ihlâl tarihindeki ederinin lâyihalar ve şahadet dikkate alındığında 23.000 Sterlin tutarında olduğu hususundaki- bulgusuna da katılmaktayım. Ancak, tazminat miktarının istinaf tarihindeki Sterlinin resmi kuru esas alınarak Türk parasında dönüştürülüp bu miktar üzerinden tazminata hüküm verilmesi görüşüne katılmamaktayım. Davanın tüm olgularını dikkate aldığımda, taz-minat miktarına baz olarak alınan 23.000 Sterlinin istinafın duruşma tarihi yerine, İlk Mahkemenin karar tarihi olan 25.1.1990 tarihindeki Sterlin resmi kuru esas alınarak tazminatın tespit edilmesi gerektiği görüşündeyim.
Netice olarak, yukarıdaki görüş-lerim ışığında İlk Mahkemenin karar tarihi olan 25.1.1990 tarihindeki Sterlinin resmi kuru esas alınarak davacı lehine verilen tazminatın 89.267.830TL.'ye yükseltilmesine, tespit edilen bu tazminat miktarından davacının davalılara ödemiş olduğu 2.510.000TL-'nin tenzil edildikten sonra tazminat miktarının 86.757.830 TL. olarak tespit edilmesine ve tabiatıyle nizami faizin de bu miktarlara göre hesaplanmasına karar verilmesi gerektiği görüşündeyim.
N. Ergin Salâhi: Netice olarak mukabil istinafın, oybirliği i-le, reddedilmesine ve Sayın Yargıç Celâl Karabacak'ın tespit edilen miktar üzerindeki karşıoyu ve oyçokluğu ile, İlk Mahkemece davacı lehine tespit edilen 15 Milyon TL. zarar ziyanın sözleşmenin ihlâl tarihindeki konu arsanın ederi olan 23.000 Sterlinin is-tinafın karar tarihindeki resmi kur esas alınarak Türk pararsına dönüştü-rülmesine ve bu işlem yapıldığına zarar ziyanın 294.732.000TL.'ye yükseltilerek davacı lehine davalılar aleyhine bu miktar için hüküm verilmesine karar verilir. Tabiatıyle tespit edil-en tazminat miktarından davacının ödemiş olduğu 2.510.000TL.'nin tenzil edilmesi gerekir. Bu durumda davalıların davacıya ödenmesi gereken taazminat miktarı 292.22.000TL. olarak tespit edilir.
Ayrıca davacının konu arsanın satış bedeline karşılık davalıl-ara ödemiş olduğu 2.510.000TL.'nin davalılar tarafından davacıya ödenmesine ve bu miktar üzerinden sözleşmenin ihlâl tarihinden itibaren %24 faiz ödenmesine;
Keza yukarıda tespit edilen 292.222.000TL. tazminat üzerinden 5/88 sayılı Yasa ile tadil edilen -9/76 sayılı Mahkemeler Yasasının 42. maddesinin (2). fıkrasının (2). bendi uyarınca bugünden itibaren tespit edilen tazminat miktarı ödeninceye kadar kanuni faiz ödenmesine, istinaf masraflarının ise aleyhine istinaf edilenler tarafından istinaf edene öden-mesine emir verilir.
(N. Ergin Salâhi) (Niyazi F. Korkut) (Celâl Karabacak)
Yargıç Yargıç Yargıç
17 Haziran 1992
-
Full & Egal Universal Law Academy