-D.22/93 Yargıtay/Hukuk 59/91
(Dava No. 1772/89; Lefkoşa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda.
Mahkeme Heyeti: Niyazi F. Korkut, Celâl Karabacak, Özkan Tunçağ.
İstinaf eden: Mustafa Hasan Mur-at, Haspolat - Lefkoşa.
(Davalı)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Kıbrıs Kredi Bankası Ltd., Lefkoşa.
- (Davacı)
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Av. Erdem Algun
Aleyhine istinaf edilen namına: Av. Mustafa Ö. İnan
K A R A R
Niyazi F. Korkut: İşb-u istinaf Sayın Yargıç Özkan Tunçağ'ın da bulunduğu bir Mahkeme heyeti tarafından dinlenmişti. Daha sonra yargıçlar arasında gerekli müzakere yapılıp verilecek hüküm üzerinde tam bir mutabakata varılmasına karşın Sayın Özkan Tunçağ'ın Yüksek Mahkeme Yargıç-lığından aniden ayrılması nedeni ile, hüküm daha önce verilemedi.
Sayın Tunçağ dahil Mahkeme Heyetinin üzerinde mutabık kaldığı hüküm bugün Sayın Yargıç Celâl Karabacak tarafından tefhim edilecektir.
Celâl Karabacak: Aleyhine istinaf edilen Davacı, 27.7-.1989 tarihinde Emir 2 Nizam 6 tahtında Lefkoşa Kaza Mahkemesinde dosyalamış olduğu dava ile, bankacılıkla iştigal ettiğini, istinaf eden Davalının ise müşterilerinden olduğunu, Davalının 2.6.1989 tarihli mersum veya alelade bir borç senedi altında kendisi-nden ilk talepte ödenmek üzere 115.000 sterlin borçlandığını, senede göre bu borcun %14 faiz taşıdığını, borcun ödenmemesi ve Mahkemeye müracaat edilmesi halinde Davalının borç, faiz ve dava masraflarını ödemeyi taahhüt ettiğini, Davalının bu borca teminat- olmak üzere ayrıca 3 adet taşınmaz malını kendi lehine ipotek ettiğini, borcun 30.6.1989 tarihi itiabrıyle 116.588 sterline baliğ olduğunu müteaddit taleplere ve en son 24.7.1989 tarihli ihbara rağmen Davalının borcunu ödemediğini iddia ederek 116.588 ste-rlin, bu meblağ üzerinden 30.6.1989 tarihinden itibaren %14 faiz ve Davalıya ait ipotekli malların satılması ile dava masrafları için hüküm ve emir verilmesini talep etmiştir.
Davanın tebliğinden sonra Davalı 24.10.1989 tarihinde isbatı vücut kaydı yaptı-rmıştır.
Davacı, 26.10.1990 tarihinde Mahkemeye çift taraflı bir istida dosyalayarak davadaki talepleri doğrultusunda seri usulde hüküm verilmesini talep etmiştir. Davacı bu istidaya ekli yemin varakasında, talep takririndeki taleplerini yineleyerek Dava-lının davada herhangi bir müdafaası olmadığını iddia etmiştir. Davacı istidasını desteklemek bakımından yemin varakasında belirttiği 2.6.1989 tarihli borç senendi ve rehin senedi ile ihbarname fotokopilerini de istidasına eklemiştir.
İlk önce 7.11.1990 t-arihine tayin edilen istida, Davalının itirazname dosyalamaması yüzünden birçok kez tehire uğramıştır. Davalı itiraznamesini en nihayet 15.1.1991 tarihinde dosyalamıştır. Davalı bu itiraznamesinde özetle, Davacının haksız veya yetkisiz olarak hile ve/veya -yanıltma ile konu senedi kendisine nakden 115.000 sterlin verecekler diye imza ettirdiklerini, ancak herhangi bir para ödemediklerini, bu nedenle Davacıya herhangi bir borcu olmadığını, olsa bile borcun vadesinin gelmediğini, kendisine borcun ödenmesi husu-sunda herhangi bir ihbar da verilmediğini, bu davada müdafaası olduğunu ve müdafaasını yapabilmesi için izin verilmesinin adaletin tecellisi bakımından elzem olduğunu ileri sürmüştür.
İstidanın duruşmasına bazı ertelemelerden sonra 20.6.1991 tarihinde ba-şlanabilmiştir. Duruşmanın devamı esnasında 2.6.1989 tarihli borç senedi emare 2 olarak ibraz edilmiş ve yapılan argümanlardan ve Davalı avukatına sorulan sorulara verilen yanıtlardan sonra Mahkeme, emare 2 borç senedini mersum bir borç senedi olduğu bulgu-sunu yapmıştır. Bu safhada duruşmanın bu bölümü ile ilgili zabıtalrın iktibasının faydalı olacağı görüşündeyiz.
" 7.11.19921
............................................................................................................... .................-.............................................................................................. ..............................................................................................................
Av. Mustafa: Tanık 1'i şahadetine devam etmesi içi-n çağırırım.
Tanık 1 Bahaddin Emekçi (ayni yemin tahtında) 2.6.1989 tarihli borç senedini emare 2 olarak ibraz ederim.
Av. Serhan: Bu senede karşı hile ile ilgili içeriği dışında itirazım yoktur.
..........................................................-....................................................... ................................................................................................................
Mahkeme: Mersum borç senetlerine yapılacak itirazlar maruftur, bilinmektedir. Ancak ema-re 2 olarak sunulan senedin mersum olup olmadığı hakkında bulgu yapacak durumda değilim.
................................................................................................................. .....................................................-............................................................
8.11.1991
................................................................................................................ .......................................................................-........................................
Mh: Serhan Beye: Emare 2 senet sizce mersum bir senet midir? Şekil açısından soruyorum,- daha açmak gerekirse, borçlunun imzası, 2 tanığın imzası ve faiz şartı açısından.
Av. Serhan Bey: Evet efendim. Borçlunun imzası, şahit ve şekil itibarıyle öyledir. Yalnız 2 şahit huzurunda biz imzalamadık. Şahitler sonradan ilâvedir.
Mh. Serhan Beye: İ-tiraza ekli yemin varakasında böyle bir iddianız var mıdır?
C. Hayır.
Mahkeme: Dünkü duruşmadan sonra konu ile ilgili mevzuat tarafımdan tetkik edilmiştir. F.149'un tadil edilmiş şekliyle 78'inci maddesi ve ilgili Merkez Bankası Kararını içeren 8.5.1989 -tarihli ek 3, sayı 209 (R.G. tetkik edilir).
Bugün Davalı avukatına Mahkemenin sorduğu soru ve alınan cevap ışığında itiraznameye ekli yemin varakasında emare 2 senette 2 tanık huzurunda imzalanmadığına dair bir iddia olamdığını da dikkate aldıktan sonra- bu aşamada emare 2 senedin mersum senet olduğuna şu anda karar veririm.
.............................................................................................................. ........................................................................-...................................."
Emare 2 senedin mersum bir borç senedi olduğu bulgusundan sonra Davalı itiraznamesini tadil için istida dosyalayacağını beyanla tehir talebinde bulunmuştur. Davacı yapılan tehir talebine şiddetle itiraz ederek emare -2 senedin istida ile birlikte Davalıya verildiğini, bu aşamada yeni bir hususun ortaya çıkmadığını, istenilenlerin çok önceden Davalının bilgisinde olduğunu ve tehir talebinin davayı geciktirmek maksadıyle yapıldığını beyan etmiştir.
Mahkeme tehir talebi- ile ilgili olarak söylenenleri tezekkür ettikten sonra aşağıdaki karara varmıştır:
"MAHKEME:
Bu mesele, tarafların sulh girişimlerine olanak sağlamak için tarafların müteaddit talepleri üzerine birçok kereler tehir edilmiştir. Bu istidanın uzadığı bir -gerçektir. Ancak adaletin tam gerçekleşmesine olanak sağlamak için, istidayı davalı tarafından tadilat istidasını dosyalamasını sağlamak için tehir etmeyi uygun bulurum.
Bugüne kadar yerleşmiş içtihat kararları ve tarafların iddia edecekleri olgular çerç-evesinde tadilat istidası neticelendirilecektir. Bu nedenle istidayı 18.11.1991 tarihine duruşma olarak tehir ederim.
Davalı tarafın en geç 12.11.1991, mukayyitliğin mesai saatleri içerisinde tadilat istidası dosyalamasına izin verilir.
Günün masraflar-ı istida neticesini takip edecektir."
Davalı tadilât istidasını Mahkemece verilen süre içinde dosyalamadığı gibi, bu sürenin uzatılması yönünde de herhangi bir müracaatı olmamıştır.
Davalı bilâhare 14.11.1991 tarihinde tadilât istidasını dosyalayarak 1-5.1.1991 tarihli yemin varakasının 2. paragrafına aşağıdaki ilâvelerin yapılmasını istemiştir.
"e. Dava konusu senet mersum borç senedi değildir. Herne kadar da şekil itibarı ile bir mersum senet görünürse de esasen kanunen ön gördüğü şekilde şahitler huz-urunda imzalanmamıştır. Şahitler konu senedi sonradan imza ettiler.
f. Davacı bankada benim ilgili zamanlarda ve ilgili zamanlardan önce açılmış döviz hesaplarım vardı. Müstedi bu hesaplarım ile ilgili benim talimatım dışında birçok oynamalar yaptı. Para -yatırdı, çekti, bloke etti ve hesap numaralarımı değiştirdi. En son bu hesapla-rımdaki paramdan takriben 100,000 Sterlin dava konusu borç senedine binaen bloke edildi ve/veya çekmeme müsaade edilmedi. Bilâhare ise Müstedi bloke ettiği parayı dava konusu se-nede mahsup edip alacağını sıfırlamış olmama rağmen yine de borç senedi dahi miktarı talep etmektedir. Müstedi nezdindeki döviz ve/veya hesaplarım ile ilgili bana bilgi vermekten şiddetle kaçınmaktadır.
Müstedinin hilekârlığının tafsilatı:
Dava konusu se-nedi imza etmeme rağmen sened konusu meblağı bana vermemek ve banka muamelelerinde nakden bana ödenmiş gibi göstermek,
Nezdindeki hesaplarımdan dilediği gibi benden talimat almadan oynamak, para yatırmak, çekmek, bloke etmek, hesap numaramı değiştirmek,
Ne-zdindeki hesaplarımdan dava konusu senet bedelini bir tamam ödediği halde yeniden senet ile ilgili aleyhime dava açmak, hesaparaım hakkında bilgi vermemek,
Dava konusu senedi şahit huzurunda imza etmememe rağmen bilahare senede 2 şahit ilave etmek etmek su-reti ile sahtelemek."
Davalının tadilât istidasına ekli yemin varakasında özetle, 2.6.1989 tarihli borç senedinin 2 tanık huzurunda imza edilmediği için mersum bir borç senedi olamdığı, senette görülen imzaların sonradan sahtekârlıkla atıldığını, Davacını-n hileli işlemler yaparak bu parayı kendisine vermediği halde vermiş gibi gösterdiği, hesaplarında talimatı olmadığı halde işlemler yaptığı, Davacı nezdindeki hesaplardan senetteki borç ödendiği halde borcun yeniden talep edildiği, hesapların zamanında ken-disine verilmemesi yüzünden bu tadilâta gerek olduğu, tadilât emri verilmediği takdirde müdafaasının eksik kalacağı için aleyhine hüküm alınarak ileride telâfisi imkânsız zarar ziyana düçar kalacağı, tadilât emri verildiği takdirde ise Davacının hiçbir hak-kının haleldar olmayacağı, zayı olan masraflarını da telafi etmeğe hazır olduğu belirtilmiştir.
Davacı ise tadilât istidasına itiraz dosyalayarak itirazına ekli yemin varakasında, Mahkemenin konu senedi mersum bir borç senedi olarak bulduktan sonra bunun- değitirilemeyeceği, bu yönde tadilât yapılmasına yasal olanak bulunmadığı, tadilât istidasının kötü niyetle yapıldığı, çok geç aşamada yapıldığı, tadilât emri verilmesi halinde Davacının büyük haksızlık ve adaletsizliğe uğrayacağı ileri sürülmüştür.
Tar-aflar iddialarını kanıtlamak için birer tanık dinletmişlerdir.
Mahkeme taraflarca sunulan şahadet ve yapılan iddiaları dinledikten sonra vermiş olduğu kararda, tadilât istidasının Mahkemece verilen sürede dosyalanmadığı, sürenin uzatılması için de müraca-at yapılmadığı, bu nedenle istidanın bu noktadan reddedilmesi gerketiği görüşüne varmıştır. Alt Mahkeme, meseleden istinaf edilebileceği düşüncesinden hareketle de istidanın esasına ilişkin olarak Davalının tadilât istemine çok geç kaldığı, iyi niyetle ist-emde bulunmadığı, yapılması düşünülen tadilâtın meseleyi çok geciktireceği, Davacının haklarını makul olmayan bir şekilde etkileyeceği, tadilatın lüzumsuz ve gereksiz olduğu bulgusuna vararak tadilat istidasını masraflarla ret ve iptal etmiştir.
Davalı b-u ret kararına karşı istinaf etmiştir. Dosyalanan istinaf ihbarnamesi 5 istinaf sebebi içermekle birlikte Davalı bu sebepleri 3 ana başlık altında toplamıştır. Şöyle ki:
(1) Alt Mahkeme Davalının tadilât istidasını reddetmekle ve tadilât emri vermemekle h-ata etmiştir.
(2) Alt Mahkeme seri usulle hüküm istidasını görürken ve daha henüz Davalının şahadeti verilmediği bir sırada evrak üzerinden hareketle acele davranıp dava konusu senedin mersum bir senet olduğu bulgusuna varmakla ve tadilat istidası sırası-nda davanın da esasına girip karar vererek ön yargılı davranmakla hata etmiştir.
(3) Alt Mahkeme istida masraflarını Davalı aleyhine vermekle hata etmiştir.
Öncelikle 2. istinaf sebebini ele almayı uygun bulduk.
Yukarıda özetlenen olgulardan görülebil-eceği gibi Alt Mahkeme, seri usulle hüküm istidasının duurşmasının başlangıç aşamasında ibraz olunan emare 2 belgenin mersum bir borç senedi olduğu bulgusunu yapmıştır.
İstinaf eden Davalı avukatı, istinafın duruşması esnasında yaptığı hitabesinde, diğer- şeyler meyanında, Alt Mahkemenin seri usulle hüküm istidasını tamamen dinlemeden konu senedin mersum bir borç senedi olduğu bulgusuna varmakla hata ettiğini, meselede peşin hükümlü ve ön yargılı davrandığını iddia etmiştir.
Diğer yandan Davacı avukatı, -Alt Mahkemenin konu senedin mersum bir borç senedi olduğu hususundaki bulgusu aleyhine istinaf sebebi bulunmadığını kaldı ki Davalının da senedin mersum bir borç senedi olduğunu kabul ettiğini, bu nedenlerle bu istinaf sebebinin reddedilmesi gerektiğini be-lirtmiştir.
İstinaf ihbarnamesi incelendiğinde Davalının, Davacının iddiasının aksine istinaf ihbarnamesinin 2. paragrafı altında Alt Mahkemenin konu senedin mersum bir borç senedi olduğu hususundaki bulgusu aleyhine istinaf ettiği görülmektedir. Ayrıca -tutanaklarda, Davalının konu senedin 2 şahit huzurunda yapılmadığı iddiası da yer almaktadır. Davalının senedin 2 şahit huzurunda imzalanmadığı hususundaki bu iddiası ortada dururken, tadilât müracaatı ile neticesi beklenmeden ve dosya tekemmül edip tarafl-ar dinlenmeden Alt Mahkeme konu senedin mersum bir borç senedi olduğuna ilişkin bulgu yapmakla seri usulle hüküm istidasını Davalının aleyhine olacak bir şekilde bir nevi sonuçlandırmıştır. Kanaatimizce, Alt Mahkemenin konu senet hakkındaki bulgusunu ancak- dosya tamamen tekemmül edip her iki tarafın şahadetini dinledikten sonra yapması gerekirdi. Alt Mahkeme bunun aksine davranıp konu senet hakkında bir bulguya varmakla hatalı hareket etmiştir ve Alt Mahkemenin bu bulgusunun iptali gerekir.
1. istinaf sebe-bine gelince: Olgulardan görülebileceği gibi, seri usulle hüküm istidasının duruşma aşamasında Davalı konu istidaya karşı dosyalamış olduğu itiraznamesini tadil etmek için tehir isteminde bulunmuş, Alt Mahkeme de bu tehir istemini uygun görerek istidanın d-uruşmasını 18.11.1991 tarihine ertelemiş ve Davalının tadilât istdiasını 12.11.1991 tarihine dek dosyalamasına da izin vermiştir. Davalı ise tadilât istidasını 14.11.1991 tarihinde dosyalamıştır. Alt Mahkeme, Davalının tadilât istidasını Mahkemece verilen -sürede dosyalamadığı ve bu sürenin uzatılması için müracaat da yapmadığı gerekçesi ile reddetmiştir.
İstinaf eden Davalı avukatı bu konudaki hitabesinde, diğer şeyler meyanında, konu senet mersum bir senet gibi görülmekle beraber bunun 2 tanık huzurunda -yapılmadığını, bu husus ile banka hesaplarındaki bazı usulsüzlüklerin ortaya çıkması üzerine Davalının yemin varakasında tadilât yapmak için tehir talep ettiğini, Mahkeme istenen tehiri verirken tadilât istidasının 12.11.1991 tarihine değin dosyalanması hu-susunda ayrıca izin de verdiğini, aslında tadilât istidası dosyalayabilmek için izne gerek olmadığını, tadilât istidasının her zaman dosyalanabileceğini, Alt Mahkeme 14.11.1991 tarihinde yapılan tadilat istidasını belirlenen izin süresi içinde dosyalanmadı-ğı gerekçesiyle reddetmekle hatalı hareket ettiğini iddia etmiştir.
Öte yandan Davacı avukatı, hitabesinde, diğer şeyler meyanında, Davalı aleyhine seri usulle hüküm almak için istida yaptıkları halde Davalının oyalamaları sonucu bu istidanın görüşülmesi-nin çok geciktiğini, bunu dikkate alan Mahkemenin Davalıya tadilât istidası dosyalamak için süre koyduğunu, Mahkemenin böyle bir süre koymaya yetkisi olduğunu, Davalının bu süreye uymayarak davayı uzatma taktiği uyguladığını, Mahkeme tadilât istidasının ve-rilen süre içinde yapılmadığı gerekçesiyle reddetmekle doğru hareket ettiğini belirtmiştir.
Konu ile ilgili Hukuk Muhakemeleri Usulü Tüzüğünün Emir 25, Nizam 1'i aynen şöyledir:
" ORDER 25:
AMENDMENT.
1. The Court or a Judge may, at any stage of the p-roce- E.28,1
edings, allow either party to aleter or amend his indorsement or pleadings, in such manner and on such terms as may be just, and all such amendments shall be made as may be necessary for the purpose of etermining the real quest-ions in controversy bertween the parties."
Yukarıda alıntısı yapılan nizama göre Mahkeme, yargı işleminin her aşamasında (at any stage) taraflara layihalarını tadil etmelerine izin verebilir. Elbette ki, Mahkemenin böyle bir izni verebilmesi için taraf-ların tadilât konusunda bir müracaatı olmalıdır. Hukuk Muhakemeleri Usulü Tüzüğünde bu müracaatın zamanı ile ilgili herhangi bir nizam yoktur. Mahkeme tadilât iznini yargı işleminin her aşamasında (at any stage) verebileceğine göre, iznin dayanacağı müraca-atın da yargı işleminin her aşamasında (at any stage) yapılabilmesi gerekir.
Hukuk Muhakemeleri Usulü Tüzüğü tadilât müracaatı için tarafları herhangi bir süreye bağlamadığına ve taraflar böyle bir müracaatı yargı işleminin her aşamasında (at any stage) -yapmakta serbest olduğuna göre Mahkemelerin, tarafların bu hakkını kısıtlamaya yetkileri olmadığı kanısındayız. "At any stage" sözcüklerinin tefsiri hakkında The Supreme Court Practice 1970, Cilt 2, sayfa 555, paragraf 2002'de belirtilenler yukarıdaki görü-şümüzü destekler mahiyettedir. Şu da var ki bu meselede tadilât istidası dosyalanması konusunda Alt Mahkemenin kararında belirttikleri emredici mahiyette olmayıp yön verici mahiyettedir. Alt Mahkeme bu hususları dikkate almayarak belirlenen süreyi emredici- mahiyette alıp süreye uymayan Davalının 14.11.1991 tarihli tadilat istidasını bu noktadan reddetmekle hatalı hareket etmiştir.
Alt Mahkeme, meselenin istinafa gidebileceğini gözönünde bulundurarak tadilat istidasının esasına da girmiş ve tadilat istemin-i, Davalının müracaatında çok geç kaldığı, iyi niyetli olmadığı, yapılması düşünülen tadilâtın gereksiz olduğu, meseleyi geciktirerek Davacının zarara uğramasına sebep olacağı gerekçeleriyle esastan da reddetmiştir.
Davalı avukatı bu konudaki hitabesinde-, diğer şeyler meyanında, tadilâtın müdafaa açısından gerekli olduğunu, Davalının bilgisizliği ve istenen hesapların Davacı tarafından zamanında verilmemesi nedeniyle tadilât istidasının daha erken yapılamadığını, hakikatte tadilât isteminde geç de kalınma-dığını, geç kalındığı kabul edilse bile adaletin tecellisi için Mahkemelerin geç tadilâta izin verilebileceğini, faiz işlemeğe devam edeceği ve zayi olan masraflar da ödeneceği cihetle Davacının herhangi bir zararının söz konusu olmayacağını ve Mahkemenin -tadilata izin vermesi gerektiğini iddia etmiştir.
Davacı avukatı ise hitabesinde, diğer şeyler meyanında, tadilât istidasının davayı uzatma gibi kötü bir niyetle yapıldığını, tadilât isteminde çok geç kalındığını, Davacının maddi yönden zarar göreceğini,- Alt Mahkemenin tadilâta izin vermemekle doğru hareket ettiğini ve istinafın reddedilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Tadilât konusunda Yargıç Branwell, Tildesley v. Harper 10 Ch. D. 383'de şöyle demektedir:
"My practice has always been to give leave to -amend uless I have been satisfied that the party pplying was acting malafide, or that, by his blunder, he had done some injury to his opponent which could not be compensated for by costs or otherwise."
Yukarıdaki içtihat kararına göre, tadilâta prensip i-tibarıyle müsaade edilir; meğer ki müracaat eden taraf kötü niyetle hareket etmiş olsun veya hatası sonucu diğer tarafa masraflarla tazmin edilemeyecek bir zarara sebebiyet vermiş olsun.
Alt Mahkeme, tadilât istidasını incelerken tadilatla eklenmek isten-en hususların tutarsız ve birbirini tekzip edici nitelikte olduğunu ve bunun Davalının niyetini belirtmekte son derece önemli olduğunu vurguladıktan sonra Davalının tadilât istidasını yapmakta iyi niyetli olmadığı sonucuna varmıştır. Hukuk Muhakemeleri Usu-l Hukukumuz, Davalının müdafaası için uygun gördüğü sayıda farklı ve ayrı ve bundan dolayı tutarsız (inconsistent) iddialar ileri sürmesine olanak tanımaktadır. Bu durumda, Alt Mahkemenin tadilât istidasındaki farklı ve birbirine zıt iddiaları Davalı aleyh-ine almaması gerekirdi. Bu meselede yapılmak istenen tadilâtın, ilk nazarda, taraflar arasındaki gerçek ihtilâflı sorunları ortaya koyar nitelikte olduğu ve Davalının müdafaası için makûl surette gerekli olduğu da görülmektedir. Makûl olarak gerekli ve ger-çek ihtilâflı hususları ortaya koyduğu ilk nazarda görülen bu tadilâtın, davayı uzatma veya başka kötü bir niyetle yapıldığını söyleme olanağı yoktur.
Alt Mahkeme, Davalının iyi niyetli olmadığı yanında tadilât isteminde çok geç kaldığını ve Davacının za-rara uğramasına sebep olacağı gerekçelerine de kararında yer vermiştir. Seri usulle hüküm istidası Davalıya 2.1.1990 tarihinde tebliğ edildiğinde ve Davalı itiraznamesini 15.1.1991 tarihinde dosyaladığına göre, 14.11.1991 tarihinde yapılan tadilât istidası-nın geç yapılıdğı görülmektedir. Ancak Davalı, gecikmenin Davacının nezdindeki hesapları kendisine vermemesinden kaynaklandığını ileri sürmüştür. Davacı adına şahadet veren Bahaddin Emekçi şahadetinde, birçok kez Davalının kendilerinden hesap ekstrelerini -istediğini, ancak bazı ekstrelerin hala daha ona verilmediğini söylemek suretiyle Davalının iddialarını bir dereceye kadar teyit etmiştir. Bu durumda, tadilâtın bu safhada yapılmasının ve daha erken yapılmamasının makul bir mazarete dayandığını kabul etmek- gerekir. Tadilât nedeniyle davanın bir müddet daha gecikeceği bir gerçektir. Ancak Davacı bu müddet zarfında faizini almaya devam edecek ve herhangi bir faiz kaybına uğramayacaktır. Bunun dışında, Davacı tadilât yüzünden zayi olacak masraflarını da alacak-tır. Davalı tedilât isteminde geç kalmakla beraber, bu gecikmenin makul bir mazarete dayandığı ve Davacının maddi zararı karşılanacağı cihetle, Davacıya tadilatla herhangi bir adaletsizlik de olmayacaktır.
Yukarıda belirtilen tüm hususlar ışığında, Alt Ma-hkemenin takdir hakkını Davalı leyhine kullanarak yapılmak istenen tadilata izin vermesi gerekirdi. Alt Mahkeme bu şekilde hareket etmemekle hatalı hareket etmiştir.
3. istinaf sebebi altında ise Davalı, Alt Mahkemenin tadilât istidasında aleyhine masraf- emri vermekle hata ettiğinden yakınmaktadır. Genel kaide odur ki bir taraf tadilât istidası yaptığında karşı taraf masraf almaya hak kazanır. (Gör, Yargıtay/Hukuk 2/89, D.34/89), Kıbrıs Kredi Bankası Ltd. ile Etaco Ltd. ve diğerleri, sayfa 9). Bu meselede- tadilât istidasını Davalı yaptığına göre, Davacının masraf almaya hakkı vardır. Bu nedenle, Alt Mahkeme tadilât istidası masraflarını Davacı lehine ve Davalı aleyhine vermekle hatalı değil, aksine doğru hareket etmiştir.
Sonuç olarak;
Bir ve ikinci ist-inaf sebeplerinin kabul edilerek Alt Mahkemenin emare 2 senedin mersum bir borç senedi olduğuna ilişkin bulgusu ile tadilât istidasını reddeden kararının, masraf kısmı hariç iptaline;
Davalının yapmış olduğu tadilât istidasının kabulü ile istida gereğince- tadilâta izin ve emir verilmesine;
Üçüncü istinaf sebebinin reddolunmasına; ve
İstinaf masraflarının Davacı tarafından Davalıya ödenmesine
hüküm ve emir verilir.
Meselenin tüm hal ve şartlarını dikkate aldıktan sonra, seri usulle hüküm istidasının iv-edilikle bir başka yargıç tarafıdan dinlenmesine direktif verilir.
(Niyazi F. Korkut) (Celâl Karabacak) (Özkan Tunçağ)
Yargıç Yargıç - Yargıç
29 Eylül 1993
Full & Egal Universal Law Academy