-D.3/81 Yargıtay/Hukuk 61/80
(Dava No. 566/79; Lefkoşa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: Salih S. Dayıoğlu, N.Ergin Salâhi, Aziz Altay.
İstinaf eden: Gülen A-kay - Alayköy
ile -
Aleyhine istinaf edilen: Mehmet Hüseyin, Balalan,
Mağusa
A r a s ı n d a .
İstinaf eden namına: Talât Kürşat tarafından Aygün Dorat-lı Aleyhine istinaf edilen namına: Şefika Durduran
Trafik kazası - Trafik kazası sonucu yaralanma - Yaralanma nedeniyle tazminat talebi.
Hukuk Muhakemeleri Usulû Tûzûğü - 3. şahıs istidası - Tüzüğün 10. Emrinin 1(2) nizamı - 3. şahıs istidasının isbat-ı- vücut varakası ile birlikte dosyalanması zorunluluğu - Yargıtayın istinafı kabulü.
Üçûncü şahıs istidası - Üçüncü Şahıs istidasının dosyalanacağı zaman - Davalının isbat-ı vücut dosyaladıktan sonra Üçüncü Şahıs istidası dosyalayamaması.
OLAY: Davacı b-ir trafik kazası sonucu yaralanma v.s.'den dolayı Davalıdan tazminat talep etti. Tebliği alan Davalı isbat-ı vücut dosyaladı. Daha sonra Davalı tek taraflı bir istida ile bir şahsın üçüncü şahıs olarak davaya katılması isteminde bulundu. İstidayı dinleyen -Mahkeme istem uyarınca emir verdi.
3. şahıs E.10 n.l(2)'ye uyulmadığını, 3. şahıs istidasıntn davalı tarafından isbat-ı vücut varakası ile birlikte dosyalanmadığını ileri sürerek emri istinaf etti.
SONUÇ: Yargıtay Hukuk Muhakemeleri Usulü Tüzüğü E.10 n.l-(2)'de üçüncü şahsın davaya katılması müracaatının isbat-ı vücut muhtırası ile birlikte dosyalanması gerektiğini dikkate aldı ve isbat-ı .vüuut muhtırasından sonra yapılan müracaatı kabul etmekle İlk Mahkemenin hata ettiği sonucuna vararak istinafı kabul e-tti.
Atıfta Bulunulan Yargısal İçtihatlar:
1- Birleştirilmiş Yargıtay/Hukuk 21/76 ve 22/76 sayılı karar.
2- Mcfoy v. United Africa Co. Ltd. (1961) 3 All E.R. 1169.
3- Kyriacos Protopapas v. Eleni Vasiliou (1958) C.L.R. s.132- 134.
4- Re Pritchart (decd)(-1962) 2 All E.E.. s.846, sayfa 849.
5- Re Pritchard (1963) 1 All E.E. 873
6- Hamp Adams v. Hall (1911) C.A. 2 K.B. s.942.
H Ü K Ü M
Salih S. Dayıoğlu: Davacı Lefkoşa Kaza Mahkemesinde açmış olduğu 536/79 sayılı bır dava ile bir trafik kazasından ötürü -almış olduğu yara v.s.'den dolayı davalıdan tazminat talep etmektedir. Dava 15.6.1979 tarihinde dosyalandı, tasdikli bir sureti 20.2.1980 tarihinde davalıya tebliğ edildi. Davalı ise 29.2.1980 tarihinde isbat-ı vücut varakası dosyaladı. Davalı daha sonra 3-.3.1980 tarihinde tek taraflı bir istida ile Gülen Akay isimli bir şahsın üçüncü şahıs olarak davaya dahil edilmesi isteminde bulundu. İstidanın duruşması 13.3.1980 tarihine tayin edildi. Davacı tafsilatlı talep takririni 11.3.1980 tarihinde mahkemeye ve d-avalının avukatına verdi. 13.3.1980 tarihinde mahkeme davalının tek taraflı 3. şahıs istidasını dinledi ve istem uyarınca dahil edilmek istenen kişinin 3. şahıs olarak davaya dahil edilmesini emretti. 3. şahıs istidasında verilen emir ve 3. şahıs ihbarı 3.- şahsa 6.10.1980 tarihinde tebliğ edildi. Ancak bu tebliğden önce davalı Haziran 1980 tarihinde müdafaa takririni Mahkemeye ve davacının avukatına verdi. 3. şahıs istidasında verilen emrin hatalı olduğunu iddia eden 3. şahıs işbu emirden istinaf etti.
3. -şahsın esas şikayeti E.10 n.l(2)'ye uyulmadığını yani 3. şahıs istidasının davalı tarafından isbat-ı vücut varakası ile beraber dosyalanmadığı için İlk Mahkemenin 3. şahsın istidasını kabul etmemesi gerektiği noktasında toplanmaktadır. Aleyhine istinaf edi-len ise (davalı) 3. şahıs istidasının davalı tarafından verilen isbat-ı vücut varakası ile birlikte dosyalanmadığını kabul etmekle beraber 3. şahıs tarafından yapılan işbu istinafın iki sebebe istinaden reddedilmesi gerektiğini savundu. Davalının sözünü et-tiği iki sebep ezcümle şöyledir:
l. 3. şahıs istidası 3. şahsa tebliğ edildikten sonra isbat-ı vücut varakası dosyalanmıştır. Her ne kadar da bu varakada "protesto ile" sözcükleri yer almışsa da bu hususta mevzuata uyulmadığı için isbat-ı vücut varakası p-rotestosuz olarak yapıldığının telakki edilmesi gerekir. Bu şekilde telakki edilince 3. şahıs yeni bir adım atmış olur ve daha önce yapılan usulsüzlükten sarf-ı nazar etmiş sayı lı r.
2. İstinaf eden Yüksek Mahkemeye, Yargıtay olarak, başvurmadan ön-ce 3. şahıs emrinin iptali için bu emri veren mahkemeye başvurması gerekirdi.
3. şahıs istidasının dosyalanması ile ilgili Emir 10 n.l(2)'dir. Bu nizam aynen şöyledir:
"(2) The Court or Judge may give leave to issue and serve a "third-party notice" on an- ex parte application supported by affidavit, or, where the Court or Judge directs a summons to the plaintiff to be issued, upon the hearing of the summons. The application shall be filed together with the memorand:m of appearance."
Yukarıda alıntısı yap-ılan nizamda yer alan "shall" fiilinin amir bir hüküm olduğuna kuşku yoktur. Esasen bu babta Yüksek Mahkemenin, Yargıtay olarak, vermiş olduğu içtihat kararı vardır. Bak Birleştirilmiş Yargıtay/Hukuk 21/76 ve 22/76. Davalının 3. şahıs istidasını isbat-ı vü-cut varakası ile birtlikte dosyalamadığı gerçeği karşısında davalının bu amir hükme uymadığına göre onun bilahare E.10 n.l(2) hükümlerine aykırı olarak 3. şahıs istidası dosyalamasına olanak yoktur. Ne var ki davalı, 3. şahsın isbat-ı vücut varakası dosyal-aması i1e yeni bir adım attığı ve bu nedenle bidayette yapılan usulsüzlükten artık şikayet etmeğe hakkı olmadığını ileri sürdü. Bu durumda yanıtlandırılması gereken sorun davalının E.10 n.l(2) hükümlerine uymaması bir usulsüzlük (irregularity) veya bir hük-ümsüzlük (nullity) olup olmadığıdır. "Usulsüzlük" ise bundan müşteki olan taraf yargısal işlemde yeni bir adım atmışsa bu usulsüzlükten sarf-ı nazar etmiş sayılabilir. Öte yandan yapılan işlem hükümsüzlük" ifade ederse müşteki tarafından yeni adım atılması- mühim bir rol oynamaz. (Gör: Mcfoy v United Africa Co. Ltd 1961 3A.E.R. 1169 ve Kyriacos Protopapas v Eleni Vasiliou CLR 1958 s.132 s.134).
Usulsüzlük ile hükümsüzlüğü tefrik etmek kolay değildir ve bu tefrik
araştırabildiğimiz kadarıyla, kat'i bir şekild-e henüz belirlenmiş değildir. Bu noktada Re Pritchart (decd) 1962 2 AER s.846 sayfa 849'da Yargıç Wilberforce şunları söyledi:
"It is clear that the courts have up to now refused to lay down in specific terms what is the dividing line between a nullity an-d a irregularity, and, indeed, they have on many occasions underlined the difficulty which sometimes exists in deciding between the two."
Aynı dava İstinaf Mahkemesine istinaf edildi. (Bak: Re Pritchard (1963) 1 AER 873). Çoğunluk kararını veren Upjohn L.-J. "hükümsüzlük"ten bahsederken şunları söyledi:
"A fundamental defect will make it a nullity. The court should not readily treat a defect as fundamental and so a nullity and should be anxious to bring the matter within the umbrella of 0.70 when justice c-an be done as a matter of discretion still bearing in mind that many cases must be decided in favour of the party entitled to complain of the defect ex debito justice."
Hamp Adams v Hall 1911 C.A. 2 K.B. s.942 davasında celbname davalıya tebliğ edildikten- snnra O.IX r.15'e ûygun olarak tebligat tarihi tebligatın yapılmasından sonra 3 gün zarfında tebligatı yapan kişi tarafından yazılmamıştı. Mahkeme 1ıu eksikliği "hükümsüzlükle" malul olarak telakki etti.
Vaughan Williams L.J. hükmünde şöyle dedi:
"ln t-his case there was an order for substituted service of a writ. Order IX., r.l5, which is expressly applied to substituted service as well as to other service, requires that within three days at most after service the person serving the writ shall indorse o-n it the day of the month and week of the service, otherwise the plaintiff shall not be at liberty in case of non-appearance to proceed by default. The writ was served on November 24, and the indorsement was not made until November 30. Thereföre it cannot -be denied that the rule has not been complied with, and it follows that tlıe plaintiff was not entitled to proceed by way of default. It is contended for the palintiff that the non-compliance with the rule has been waived by the defendant. In may opinion i-t was impossible for the defendant to cvaive the defeet for the result of the non-compliance with the rule was that there was no writ on which the plaintiff was entitled to proceed. Then it was said that at the most the case should be regarded as one in wh-ich there has been a mere irregularity, and Order LXX., r.2, was called to our attention as shewing how the right of a party to take advantage of a defect in the nature of an irregularity may be limited or takren away. In my opinion that rule has no applic-ation to the circumstances of the present case. It is said that it is a very severe penalty to put on a mistake of this kind that all the subsequent proceedings should be set aside I am not at all impressed by that argument. Where proceedings are taken by -a plaintiff in the absence of the defendant it is most important that tlıere should be at every stage a strict compliance with the rules, and therefore it is a reasonable and proper thing in the case of proceedings by default to treat non-compliance with s-uch a rule as Order IX., r.15, not as a mere irregularity which can be waived, but as a matter which prevents any further proceedings form being taken on the writ."
Daha evvel de değiııildiği gibi E.10 nl(2) amir bir hükümdür ve buna uyulmaması esaslı bir- noksanlıktır ve bu nizama aykırı olarak verilen emir de hükümsüzlükle maluldur. 3. şahsın mevzuata aykırı bir şekilde dahi olsa (ki bu hususta gerekmediği için kesin bir karar vermiyoruz) isbat-ı vücut varakası dosyala ması bu hükümsüzlükten feragat ettiğ-i manasına alınamaz.
Aleyhine istinaf edilenin ikinci sebebinde herhangi bir mesnet görmüyoruz. Önümüzdeki meselede olduğu gibi tek taraflı olarak yapılan bir istida üzerine verilen emirden doğrudan istinaf edilemiyeceğine dair herhangi bir mevzuat yoktur-.
Sonuç olarak i5tinaf kabul edilir. İlk Mahkemenin 3.3.1980 tarihinde 3. şahıs istidası ile ilgili olarak verdiği emir iptal edilir. İstinaf masraflarının aleyhine istinaf edilen tarafından ödenmesi emrolunur.
(Salih S. Dayıoğlu)(N. Ergin Salâhi)(Az-iz Altay)
Yargıç Yargıç Yargıç
11 Şubat 198I
Full & Egal Universal Law Academy