-D. 4/2002 Yargıtay/Hukuk 60/2000
(Lefkoşa Dava No: 979/96)
Yüksek Mahkeme Huzurunda.
Mahkeme Heyeti: Taner Erginel, Mustafa H. Özkök, Gönül Erönen.
İstinaf eden: Niyazi Atahasan, Lefkoşa
(Davalı)
-ile-
Aleyhine istina-f edilen: Şükrü Ahmet, İngiltere
(Davacı)
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Avukat Kıvanç M.Rıza
Aleyhine istinaf edilen namına: Avukat Zeki Bayram.
Lefkoşa Kaza Mahkemesi Başkanı Şafak Öneri ile Kaza Mahkemesi Kıdemli Yargıcı Me-hmet Türker'in 979/96 sayılı davada 31.1.2000 tarihinde verdikleri karara karşı Davalı tarafından yapılan istinaftır.
------------------------
H Ü K Ü M
Taner Erginel: Bu istinafta Mahkemenin hükmünü sayın Yargıç Gönül Erönen okuyacaktır.
Gönü-l Erönen: Davacı, Ortaköy Lefkoşa'da Kumsal mevkiinde Pafta No: XXI Harita 38W1 Parsel 810'da kâin D721 No'lu koçanda kayıtlı tasvip olunmuş arsa ile aynı Pafta/Harita referansları içinde yer alan Parsel 811'de kâin ve D722 No'lu koçanda kayıtlı tarlanın 1-.10.1982 tarihinden itibaren kayıtlı mal sahibidir. Mezkûr gayrımenkuller daha önce Davalıya aitti ve (Emare 9) 29.6.1982 tarihli taşınmaz mal devir takrirnamesi ile Davalı tarafından Davacıya devredilmiştir. Buna göre; yapılan devir, satış yolu ile gerçek-leşmiştir. Devir tarihinde bu gayrımenkullerin üzerinde Mahkemeye (Emare 13) sunulan projelerde gösterilen ve Lefkoşa Türk Belediyesince verilen inşaat iznine konu bir inşaat devam etmekteydi. Mezkûr proje ve izne göre yapılmakta olan inşaat; bodrum, zemin- katta dükkânlar ve en üst kat penthouse olmak üzere 4 kattan oluşacaktı. Devir tarihinde bodrum sıvalar hariç tamamlanmış olup zemin kattaki dükkânlar kaba inşaat halinde idi.
Davacı, Davalı aleyhinde dosyalamış olduğu dava ile mezkûr gayrımenkulü ve üz-erinde henüz inşa edilmekte olan projelendirilmiş binayı devraldıktan sonra 13.12.1984 tarihinde konu (Emare 13) projeye uygun olarak tamamladığını ve 8.12.1986 tarihinde Lefkoşa Belediyesi'nden onay belgesi aldığını, 1984 yılından itibaren bodrumun güneye- bakan küçük bir kısmını geçici olarak herhangi bir ücret almadan ve kısa bir süre eşyalarını muhafaza maksadı için Davalının tasarrufunda bulundurmasına izin verdiğini, Davalının bilâhare Davacının izni olmadan oto park olarak ayrılmış bölümü haksız ve ka-nunsuz olarak işgal ettiğini ve yasalara aykırı bir şekilde dikiş atölyesi olarak kullanmaya veya kullandırmaya başladığını, bu durumu 1995 yılı ortalarında öğrendiğini ve Davalıya sözlü olarak tecavüz etmekte olduğu binanın kuzeye bakan kısmını derhal tah-liye etmesini istediğini, keza güneye bakan ve daha önce vermiş olduğu izin ile Davalının tasarruf etmekte olduğu kısım ile ilgili olarak da iznini geri aldığını ve her iki bölümü de tahliye etmesini Davalıdan talep ettiğini keza ayni talep ve bildirimi av-ukatı tarafından 14.9.1995 tarihli iadeli taahhütlü posta ile gönderilen ihbar ile de tekrarladığını ve bu ihbarla Eylül 1995 ayı nihayetine kadar bodrumun tamamını tahliye edip boş olarak teslim etmesini istediğini, Davalının yazılı ihbarı 19.9.1995 tarih-inde almasına rağmen işgal ettiği kısımları tahliye etmeyip halen mütecaviz olarak tasarrufunda bulundurmaya devam ettiğini, bunlar dışında Lefkoşa Belediyesi'ne 14.9.1995 tarihli bir yazı göndererek Davalının mezkûr bodrumda yasalara aykırı olarak faaliy-ette bulunduğunu bildirdiğini, Belediyenin Davalıya 9.10.1995 tarihinde bu amaçla bir ihbar göndermesini sağladığını, tüm bu ihbarlara rağmen Davalının bodrumu mütecaviz olarak ve yasalara aykırı bir şekilde kullanmaya devam ettiğini, bodrumun aylık asgar-i kirasının 90.000.000TL olduğunu iddia ederek Mahkemeden bodrumun derhal Davalı tarafından tahliyesini öngören bir emir ve Ocak 1996 tarihinden itibaren tahliye tarihine kadar ayda 90.000.000TL ara kâr talep etmiştir.
Davalı ise dosyalamış ve daha son-ra tadil etmiş olduğu müdafaa ve mukabil talep takririnde; ilgili tarihte Davacı ile dava konusu gayrımenkullerin devri ile ilgili sözlü bir anlaşma yaptığını, bu anlaşmaya göre Davalının üzerlerinde mevcut yarım inşaat ile birlikte her iki gayrımenkulü Da-vacıya koçan edeceğini, Davacının mevcut yarım inşaatları halihazır inşaat plânlarına göre kendi parası ile bitireceğini, ve bitirdikten sonra bodrum ve penthouse'a ayrı ayrı koçan çıkartıp binanın bu iki kısmının mülkiyetini kendisine devredeceğini, bodru-m bitmiş durumda olduğu cihetle tasarrufunun ve/veya kullanımının ilk günden itibaren Davalıya bırakılacağını, penthouse'un Davalı adına koçan edilinceye kadar Davacının tasarrufunda kalacağını; bu anlaşma çerçevesinde Davacıdan herhangi bir satış veya dev-ir bedeli almadığını, mezkûr anlaşmanın Davalı ile Davacının vekili Fuat Veziroğlu arasında yapıldığını, Davalının başlangıçta mezkûr gayrımenkulü Sabri Tahir'den satın aldığını, 26.2.1982 tarihli inşaat iznine (emare 12) uygun olarak inşaatı kendisinin ba-şlattığını,bodrumu bitirdikten sonra başka bir şahısla anlaşarak inşaatı bu kişiye bıraktığını, Davacının bilâhare Vekili Fuat Veziroğlu vasıtası ile bu kişi ile anlaşıp inşaatı devralmak istediğini ve Davalıya müracaat ederek mezkûr anlaşmayı yaptıklarını-, üçüncü kişiye bir ödeme yaparak onu devreden çıkardığını, taraflar arasındaki işlemin bir satış işlemi olmadığını, bodrumda bilâhare yapılmış olan tadilâtın (Emare 13) kendi bilgisi ve izni dışında yapıldığını, bu itibarla Davacı tarafından sözleşmeye ay-kırı hareket edildiğini, ilk günden beri tüm bodrumun tasarrufunun kendisinde olduğunu ve bunu Davacının bildiğini, bodrumun da dahil olduğu bir kısmında yakın zamanlara kadar dikiş diktirmekte olduğunu, Davacının haksız olarak bodrumu ele geçirmek istediğ-ini, bu amaçla Sivil Savunma Teşkilâtı'nı ve bazı siyasi kişileri devreye sokarak baskı yolu ile amacına ulaşmaya çalıştığını, Lefkoşa Türk Belediyesi'nin mezkûr bodrumda işyeri izni olmadığı ve bodrumda çalışamayacağı hususunda talep ve baskıları üzerine- sözkonusu iş yerini belediyenin tesbit ettiği sürede kapattığını, bodrumun değerinin 250,000 Stg, penthouse'un değerinin ise 85.000 Stg. olduğunu, Davacının Davalıya takriben 1995 yılı içinde aralarındaki sözleşmeye uymayacağını belirterek sözleşmeyi ihlâ-l ettiğini, Davacının şözleşmeye uyacağı inancı içinde bodruma 15.000 Stg ek harcama yaptığını, sözleşmenin Davacı tarafından feshi dolayısıyle zarar ziyana uğradığını iddia ederek Davacıdan bodrum katının kendisine devredilmemesi nedeni ile de 250.000 Stg-, penthouse'un devredilmemesi nedeni ile 85.000 Stg. ve bodruma yaptığı masraflar için 15.000 Stg. zarar ziyan talebinde bulunmuştur.
Davacı, Davalının müdafaa takririne cevap ve mukabil talebine müdafaa takriri dosyalamıştır. Davacı, müdafaaya cevap tak-ririnde, Davalı tarafından ileri sürülen ve kendi iddiaları ile bağdaşmayan tüm hususları ve talepleri reddetmektedir. Davacı cevap takririnde Emare 9'da görüldüğü gibi mezkûr gayrımenkullerin kendisine devrinin satış yolu ile yapıldığını, taraflar arasınd-a gerçek hukuki ilişkinin böyle başladığını, Emare 9, 29.6.1982 tarihli taşınmaz mal devir takrirnamesinde taraflar arasındaki hukuki ilişkinin satış olduğu belirtildiği cihetle bunun bir estopel doğurduğunu ve aksinin iddia edilemeyeceğini, Fuat Veziroğlu-'nun Davacının yazılı vekâletname altında vekili olduğunu, bu vekâletnamenin Veziroğlu'na müdafaa takririnde iddia edildiği şekilde Davacı adına bir anlaşma yapma yetkisi vermediğini, taraflar arasında böyle bir sözlü anlaşma yapılmadığını, penthouse da da-hil olmak üzere bodrum hariç tüm binanın Davalının bilgisi dahilinde uzun yıllardan beri KKTC Maliye Bakanlığı'na kiralandığını, Davalının buna hiç itiraz etmediğini, Davalının bodrumu tahliye etmesi için herhangi bir baskı yapmadığını iddia etmiştir.
Bi-dayet Mahkemesi huzurunda yapılan duruşmada Davacı şahadet vermiş, leyhine 4 tanık dinletmiştir. Davalı da kendisi dahil 5 tanık dinletmiştir. Şahadet esnasında Mahkemeye emare olarak 17 yazılı belge sunulmuştur.
Bidayet Mahkemesi huzurunda bulunan ihti-lâfsız olguları şöyle özetlemiştir. Taraflar bacanaktırlar. Davacı aslen Kıbrıs'lı olup çok uzun zamandan beri ve halen İngiltere'de ikamet etmektedir. Lefkoşa Ortaköy Kumsal'da Pafta XXI Harita 38 W.1 Parsel 810'da kâin D.721 no'lu koçanda kayıtlı arsa il-e ayni mahalde 811 no'lu parselde kâin D.722 no'lu koçanda kayıtlı tarla Emare 10 taşınmaz mal devir takrirnamesi ile eski mal sahibi Sabri Tahir tarafından 15.11.1979 tarihinde Davalıya satılıp devredildi. Mezkûr gayrımenkulü devralan Davalı 1979 yılından- itibaren Davalı tanığı no 1 tarafından çizilen ve 26.2.1982 tarihli inşaat iznine konu proje uyarınca mezkûr taşınmaz mallar üzerinde inşaat başlatmıştır. Emare 12 26.2.1982 tarihli inşaat iznine göre inşaat, bodrum ve zemin kattan oluşmaktadır. Bodrum de-po olarak tasarlanmış olmasına rağmen Davalı tarafından atölye olarak kullanılabilecek bir şekilde dizayn edilmiştir. Zemin katta ise teşhir salonu, dükkân ve açık oto park yeri projelendirilmiştir. Davalı bahse konu taşınmazları Davacıya devretmeden önce -takriben 1982 yılı başlarına kadar bodrumun kaba inşaatını yapıp bitirdi. Bu sırada maddi sıkıntıya düşen Davalı, inşaatı tamamlayamayacağını anlayınca o sırada müteahhitlik yapan Davalı tanığı no 2 Mustafa Gayde ile anlaşarak inşaatın müteahhitliğini ona -verdi.
Bina, bodrum kat, zemin katta dükkânlar, her katta 4 daire olmak üzere 3 kat ve en üst katta penthouse'dan ibaret olacaktı. Gayde'nin inşaata devam ettiği bir sırada Davacı, Davalı ile sözlü olarak anlaşarak, 29.6.1982 tarihinde yukarıda tafsilât-ı verilen arsa ve tarlayı üzerindeki inşaat ile birlikte devraldı. İlgili taşınmaz mal devir takrirnamesi, Davacı adına vekili Fuat Veziroğlu ve Davalı adına Gayde tarafından imzalanarak kayıt ve devir işlemleri gerçekleşmiştir.
Davacı inşaatı devraldık-tan sonra Mustafa Gayde ile anlaşmış ve inşaatın müteahhitliğini Gayde'ye bırakmıştır. Gayde müteahhit olarak Haziran 1984 tarihine kadar inşaata devam etmiştir. Bu tarihte Gayde'nin işinden memnun olmayan Davacı, inşaat henüz tamamlanmadan Gayde'nin mütea-hhitliğine son vermiştir. Söz konusu inşaat bir başka müteahhitle devam etti. İnşaat 2. proje uyarınca 1984 yılı sonlarında tamamlandı ve Emare 8 olarak ibraz edilen onay belgesi ile belediyeden nihai tasvip belgesi alındı. Davacının inşaatı devralmasından- itibaren inşaatın tamamlanmasına çok yakın bir zamana kadar Davalı tanığı 3 Veziroğlu, Davacının vekili olmaya devam etmiş ve inşaat ile ilgili tüm işleri Davacı adına yürütmüştür. İnşaatın Davalı zamanındaki kontrolörü Davalı tanığı 1 Ahmet Ünsal'dır. G-ayde'nin müteahhitliği esnasında kontrolörün kim olduğu hususunda şahadet olmamakla birlikte 1983 yılı içerisinde Davacı, Davacı tanığı no 2 Hakkı Atun'u kontrolör olarak görevlendirmiştir. Hakkı Atun mezkûr tarihten itibaren inşaatın kontrol mühendisi ola-rak görev yapmış, bilâhare takriben Kasım-Aralık 1984 tarihlerinde Veziroğlu'nun Davacının vekilliğinden ayrılması üzerine kontrolörlük görevine ilâveten Davacının vekili olarak da inşaat işlerini yürütmüştür.
Dava konusu bodrumun 1/3'lük kısmı depo ola-rak ayrılmış olup diğer ¾'lük kısmında ise tüm apartmana ait müşterek pis su kuyuları ve oto park bulunmaktadır. Depo olarak ayrılan 1/3'lük bölüm 1983 yılında Davacının o esnadaki vekili Veziroğlu ve inşaatın kontrolörü Hakkı Atun'un talimatı ile ve Daval-ının bilgisi dahilinde Gayde tarafından yapılan bir duvar ile ayrılmıştır. Davalı, inşaatı Davacıya devrettikten sonra bodrumun depo olarak tabir edilen 1/3'lük bölümünü konfeksiyon atölyesi olarak kullanmaya devam etmiştir.
Bodrumun, Davalının fiilen atö-lye olarak kullandığı bölüm dışındaki 2/3'lük bölümü Emare 5 mukavele ile 25.1.1984 tarihinde Davacının o zamanki vekili Veziroğlu tarafından Benkot isimli bir kot imalâtçısı firmaya kiralanmıştır. Veziroğlu'nun vekillikten ayrılmasından sonra Davacı, Lefk-oşa Kaza Mahkemesi'nde 2777/85 sayılı davayı açarak Benkot firması aleyhine tahliye hükmü elde ederek tahliyesini sağlamıştır. Tahliyeyi müteakip bodrumun tamamının anahtarları yine Davalıya teslim edilmiştir. Yine inşaatın tamamlanmasını müteakip bodrum h-ariç diğer tüm bölümleri Veziroğlu tarafından Davacının vekili sıfatı devam ettiği bir sırada, Ekonomi Bakanlığı'na kiralanmıştır. Bu kira ilişkisi her yıl yenilenerek devam etmiş ve son olarak 3.7.1997 tarihinden itibaren Emare 3 sözleşme ile 1 yıl daha y-enilenmiştir. Davalı, konfeksiyon atölyesi olarak fiilen tasarruf etmekte olduğu bodrumun 1/3'lük bölümünden 1995 yılı ortalarından çok önce ayrılarak işyerini bir başka yere taşımış ve bodrumun tamamını konfeksiyon imalâtı ile uğraşan başka bir kişinin ta-sarrufuna bırakmıştır.
1995 yılı ortalarında İngiltere'den Kıbrıs'a gelen Davacı,inşaatın bodrum katına yaptığı ziyarette Davalının bodrumun tasarrufunu yukarıda bahsi geçen 3. kişiye bıraktığını tesbit ederek Davalıdan bodrumun tahliyesini istedi. Dava-cı, bodrumun tahliyesini sağlamak amacı ile belediyeye bodrumun proje hilâfına dikiş atölyesi olarak kullanıldığını ihbar etmiştir. Bu ihbar üzerine belediye Davalıya (Emare 11) yazıyı göndererek bodrumun atölye olarak kullanılmamasını ihbar etmiştir. Bunu-n gibi Davacı (Emare 14) bir yazı ile Sivil Savunma Teşkilat Başkanlığına başvurarak bodrumun tasarrufunu teşkilata devretmeyi önermiştir. İlgili yazıyı alan Sivil Savunma Teşkilat Başkanlığı Davalıya Emare 15 yazıyı yazarak bodrumun tahliyesini talep etm-esine rağmen Davalı avukatı tarafından gönderilen (Emare 16) yazı ışığında Davalıya emare 17 yazıyı göndermiş ve Davacı ile Davalı arasındaki ihtilâfa taraf olmamak için bodrumun tasarrufunu almaktan vazgeçtiğini bildirmiştir. Davacı Emare 4 olarak ibraz -edilen 14.9.1995 tarihli ihbar ile Davalıdan kanunsuz olarak işgal etmekte olduğunu iddia ettiği bodrumun 2/3'lük kısmını derhal tahliye etmesini keza bodrumun 1/3'lük kısmı ile ilgili ise daha önce geçici ve kısa bir süre için vermiş olduğunu iddia ettiği- tasarruf iznini de feshettiğini ve 31.12.1995 tarihine kadar bodrum katının 1/3 kısmını da tahliye etmesini talep etmiştir. Davalı, mezkûr Emare 4 ihbarı almasına rağmen, bodrumun hiçbir bölümünü tahliye etmemiştir. Emare 13 tadilât projesi ve Emare 7 inş-aat izninde belirtildiği şekilde 1982 yılında yapılan değişiklik ile zemin kattaki oto park alanı iptal edilerek bodruma kaydırılmıştır. Bodrumdaki oto park alanı da tüm binaya aittir. Keza bodrumda bulunan septik kuyular ve borular ortak kullanım alanları- olup bunların kapladığı alan için ayrı koçan çıkartılması mümkün değildir.
Bidayet Mahkemesi yukarıda özetlemeye çalıştığımız hususları doğru olarak kabul ettikten sonra huzurunda yapılan emare belgeleri ve şahadeti etraflıca değerlendirmiştir. Bidayet -Mahkemesi bu inceleme sırasında, Davacının satışla ilgili iddialarını teyit eden (Emare 10) mal devir takrirnamesinin gerçeği yansıtmadığı ile ilgili olup Davalı tarafından sunulan sözlü şahadete değer vermemiş ve bunun neticesinde Davalının mukabil talebi-ni reddetmiştir.Taraflar arasında yapılan anlaşmanın Davacı tarafından belirtildiği şekilde olduğu hususunda bulguya varan Bidayet Mahkemesi, mukabil talebi reddetmesine rağmen muhtemel bir istinafı göz önünde bulundurarak inceleme yapmış ve Davalının muk-abil talebini reddetmemiş olsa idi almaya hak kazanacağı tazminat miktarını tesbit etmeye çalışmıştır ve sunulan şahadet çerçevesinde bodrumun maliyetinin (13.000.000TL) 51.000 Stg, penthouse'un ise (454m2 x 69 =) 31.326 Stg. olduğu hususunda bulguya varmı-ştır. Keza Davalının sözleşme ile ilgili iddiaları reddedildiği cihetle sözleşmeden kaynaklandığı iddia edilen 15.000 Stg ek harcama için Davalının tazminat hakkı doğmadığı verilen hükümde yer almıştır.
Bidayet Mahkemesi vermiş olduğu hükümde devamla, Dav-acının dava konusu malın sahibi olduğunu, keza Davalının mezkûr bodrum katını mütecaviz olarak tasarrufunda bulundurduğunu kanıtladığı kanaatine vararak Davacı leyhine tahliye hükmü vermiştir. Davacının ara kâr ile ilgili talebini kanıtlayamadığı görüşü i-le bu talebini de reddetmiştir.
Bidayet Mahkemesi Davacının kanıtlayabildiği ve kanıtlayamadığı hususlarla ilgili olarak kararının bir kısmında şöyle demiştir:
"Davacı birinci hususu yukarda yaptığımız bulgular ışığında kanıtlamıştır.İkinci hususa gelin-ce, yine yukarıdaki bulgularımızdan da görüleceği gibi Davalının bodrumun 1/3'ünü konfeksiyon atölyesi olarak kullandığı müddetçe Davacının izni ile tasarrufunda bulundurduğu, 2/3'lük bölümü ise davacı namına tasarrufunda bulundurduğu sabittir. Yine davalı-nın şahadetine göre Ekim 95 tarihinden çok önce bodrumu izinli olarak kullanmakta olduğu, 1/3'lük bölümde konfeksiyon işi yapmaktan vazgeçerek işini başka bir yere taşıdığı, dolayısıyle kendisine verilen izin şartlarının ortadan kalktığı ve iznin sona erdi-ği bu tarihten itibaren 1/3'lük bölümde mütecaviz olduğu sabittir. Yine Davalının halen 2/3'lük bölümü de mütecaviz olarak tasarrufunda bulundurduğu sabittir. Herhalûkârda Davalının emare 4 ihbar ile 14.9.1995 tarihinden itibaren mezkûr bodrumun tümünü müt-ecaviz olarak işgalinde bulundurduğu sabittir ve bu hususta bulgu yaparız.Bu bulgularımız ışığında Davacı, Davalı aleyhine tahliye hükmü elde etmeye hak kazanmıştır.
Davacı talep takririnde mezkûr bodrumun aylık kirasının 90.000.000TL olduğunu iddia edere-k Davalıdan Ocak 96 tarihinden tamamen tediye tarihine kadar her ay için 90.000.000TL ara kâr talebinde bulunmaktadır. Davacı bu iddiasını kanıtlamak için Orhan Mevlût'u tanık olarak dinletmiştir. Bu tanık şahadetinde, mezkûr bodrumun aylık kirasının 20-25-,000,000TL olduğunu iddia etmektedir. Tanığın bu şahadeti incelendiğinde yaptığı tesbitin hiçbir araştırma ve bilimsel esasa dayanmayan,tamamen spekülâtif bir tesbit olduğu görülmektedir. Kanaatimizce bu şahadete dayanarak Davacı leyhine ara kâr'a hükmedil-mesi makul ve adil değildir."
Davalı, özetle Bidayet Mahkemesinin gerek emarelere gerekse sözlü şahadete dayanarak yukarıda varmış olduğu bulguların ve bunların sonucunda vermiş olduğu kararın, hatalı ve yanlış olduğunu ileri sürerek, istinaf etmiştir.
-Davalı tarafından dosyalanan istinaf ihbarnamesi 14 sebep içermekle birlikte bunların tümü, İlk Mahkemenin Davacı ve tanıklarına inanmakla hata ettiği, dolayısıyle konu ile ilgili şahadeti yanlış değerlendirdiği ve bu nedenle varmış olduğu bulguların hatal-ı olduğu, hatalı bulgulara dayanmakla da İlk Mahkeme kararının yanlış olduğuna ilişkindir.
Dolayısıyle istinaf ihbarnamesindeki 14 istinaf sebebi bu şekilde tek bir istinaf sebebi başlığı altında incelenebilir kanaatindeyiz. Bu istinaf sebebini tezekkür -ederken doğal olarak İlk Mahkeme huzurundaki şahadete bakmak ve İlk Mahkemenin şahadeti değerlendirme konusunda bariz bir hata yapıp yapmadığına bakmak zorundayız.
Taraflar arasında süregelen ihtilâfın esas nedeni Ortaköy Lefkoşa'da Kumsal mevkiinde -Pafta No: XXI, Harita 38W.1 Parsel 810 da kain D721 No'lu ve Parsel 811'de kâin D722 No'lu koçanlarda kayıtlı taşınmaz malların ve bu mallar üzerinde Davalı tarafından başlatılan yarım inşaatın Davalı tarafından Davacıya devir şekli, devir sebebi ve devir -koşullarıdır. Davacı Mahkemeye sunmuş olduğu (Emare 10) taşınmaz mal devir takrirnamesi ile az önce tanımını yaptığımız gayrımenkulleri ve bunlar üzerindeki yarım inşaatı Davalıdan satın aldığını iddia ederken, Davalı ise konu taşınmaz mal devir takrirname-sinde mezkûr taşınmazları ve yarım inşaatı "satış yolu ile" Davacıya devrettiği görülmekle birlikte gerçekte Davacı ile olan anlaşmasının satış olmadığını, bu taşınmazlarla yarım inşaatı Davacıya devretmesinin karşılığında Davacının da kendisine mezkûr yar-ım inşaat tamamlandıktan sonra bodrum katı ile en üst katta yer alan penthouse'un müstakil koçanlarını temin edip kendisine devredeceğini ve Davacı ile olan gerçek anlaşmasının bu olduğunu iddia etmektedir. Davacı iddialarını tapu dairesi huzurunda imzalan-an ve yazılı bir belge niteliğinde olan (Emare 10) taşınmaz mal devir takrirnamesine dayandırırken, Davalı ise iddialarını sözlü bir anlaşmaya dayandırmaktadır.
Bu durumda taraflar arasındaki gerçek hukuki ilişkinin ya da tarafların yasal statülerinin- ne olduğu önem kazanmaktadır. Ayni şekilde Davalının bodrum kat üzerinde halen devam etmekte olan tasarrufunun hukuki bir değer taşıyıp taşımadığı ve taşıyorsa bu tasarrufun ne şekilde sıfatlandırılacağı büyük önem arzetmektedir.
Davacı İlk Mahkeme h-uzurundaki şahadeti ile bodrum katın 1/3'lük bölümünü atölye olarak çalıştırması için Davalıya izin verdiğini ve bu durumda Davalıyla ilişkisinin izin (licencee) ilişkisi olduğunu ve Davalının bodrum katının 1/3'ünü izin (licencee) tahtında tasarruf etmekt-e olduğunu iddia ederken, Davalı ise yukarda izah edildiği üzere bodrum katının Davacı tarafından kendisine devredilmesi gerektiğini ve bodrum katı ile penthouse üzerinde mülkiyet hakkının var olduğunu iddia etmektedir.
İlk Mahkeme'nin huzurundaki şaha-deti derinlemesine incelediği görülmektedir. Davayı dinleyen bir yargıç huzuruna gelen şahitleri görür, tavırlarını hareketlerini müşahade eder ve şahadetlerini inceleyerek kime inanıp kime inanmıyacağına karar verir. Yargıtay ise şahitleri şahadet verirk-en görüp tavırlarını ya da hareketlerini müşahade etmek avantajından mahrumdur. Bu yüzdendir ki Yargıtay prensip itibarı ile davayı dinleyen İlk Mahkemenin yanıldığına ya da hataya düştüğüne dair tatmin edilmedikçe müdahale etmez. Bu doğrultuda bugüne kada-r sayısız kararlar verilmiş ve bu konudaki prensip birçok defa Yargıtay kararlarında tekrarlanmıştır.
İlk Mahkemenin şahitlere inanma konusunda vardığı bulgunun hatalı olduğunu gösterecek nedenler var mı? Davalı, yarım inşaat halinde olan dava konusu ap-artmanı 29.6.1982 tarihinde tapuda Davacıya devretmiştir. Bu devir tapuda satış olarak gösterilmiştir. Bu devir işlemine rağmen Davalı, aralarındaki sözlü anlaşmaya göre Davacının penthouse ile bodrum katın inşaatı tamamlanıp koçanlar çıktıktan sonra kendi-sine geri verileceğini taahhüt ettiğini iddia etmektedir. Penthouse ile bodrum katı geri Davalıya dönecek olduğuna göre Davalı Davacıya hisse koçanı verebilirdi. Yani taşınmaz malın penthouse ile bodrum katını karşılayan oranını isminde tutup gerisini Dava-cıya devredebilirdi veya yazılı bir sözleşme ile penthouse ile bodrumun kendisine geri verileceği açıklığa kavuşturulabilirdi. Bu noktada tarafların bacanak yani akraba oldukları ve birbirlerine itimat ettikleri için yazılı anlaşma yapma gereği duymadıklar-ı gerekçesi inandırıcı olmayabilir. Çünkü aralarında bu kadar yakın ilişki olsa idi Davacı malın tapusunu almakta ısrar etmeyecekti. Nerde kaldı ki, böyle bir yazılı anlaşma yapılmaması İlk Mahkemenin bulgularının hatalı olduğunu değil doğru olduğunu göste-rmektedir. Bu nedenle penthouse ve bodrum katı ile ilgili Davalının mukabil taleplerini reddeden İlk Mahkeme kararını değiştirmek için bir neden bulunmadığı görüşündeyiz.
Keza, İlk Mahkemenin şahitlerin doğruyu söyleyip söylemedikleri hususundaki bulgular-ını değiştirmek için herhangi bir sebep göremedik. Tam tersine Bidayet Mahkemesinin gerek sözlü şahadeti gerekse emarelerle ileri sürülen iddiaları esaslı ve derinlemesine incelediğini ve değerlendirdiğini görmekteyiz. Bidayet Mahkemesi ayni şekilde hukuki- durumu da etraflıca göz önünde tutarak huzurundaki ihtilâfa uygulamıştır. Keza huzurumuzdaki istinafı incelediğimizde Bidayet Mahkemesinin konu ile ilgili varmış olduğu bulgularda müdahalemizi gerektirecek nitelikte veya nicelikte bariz bir hata yaptığına- kani olmadığımızı belirtmek isteriz.
Yukarıdaki nedenlerle yapılan istinaf reddedilir. Meseleye has olgular çerçevesinde masraflarla ilgili herhangi bir emir vermemeyi uygun görmekteyiz.
Taner Erginel Mustafa H. Özkök Gönül Erönen
-Yargıç Yargıç Yargıç
22 Nisan, 2002
-
14
14
-
Full & Egal Universal Law Academy