-D.13/82 Yargıtay/Hukuk 61/81
- (Dava No. 960/77; Lefkoşa)
-
Yüksek Mahkeme Huzurunda.
Mahkeme Heyeti: Şakir Sıdkı İlkay, Salih S. Dayıoğlu, Aziz Altay.
-Merhum Lefkoşa'lı İbrahim Arif'in Terekesi maddesinde.
-
İstinaf eden: Hüseyin İbrahim, Güzelyurt. (Davacı)
- ile -
Aleyhine istinaf edilen: Arif İbrahim, Lefkoşa. (Davalı)
- A r a s ı n d a.
-
ve değiştirme yolu ile.
İstinaf eden: Müteveffa Hüseyin İbrahim Terekesi İdare Memuru sıfatıyle
1. Fatma H. Soygürdal, Güzelyurt (Davacı No.1)
- 2. Mustafa Özkan, lefkoşa. (Davacı No.2)
-- ile -
Aleyhine istinaf edilen: Arif İbrahim, Lefkoşa. (Davalı)
- A r a s ı n d a.
-
İstinaf edenler namına: Ergin Ulunay.
-Aleyhine istinaf edilenler namına: Abdullah Alpay.
-
Vasiyetname - Vasiyetnamenin geçerli olup olmadığı tartışması - Vasiyetnamenin aslının ibrz edilmeyip fotokopisinin ibraz edidiği iddiası - İlk Mahkemenin aslı yabancı (Rum Mahkemesi) bir Mahkemenin tasarrufunda olan evrağın tasdikli veya kanıtlanmış bi-r suretinin geçerli olduğuna ilişkin İngiiz içtihat kararlarının mevcut olduğu förüşü - İlk mahkemenin Rum Mahkemesinin tasarrufunda olan vasiyetnamenin tasdikli suretinin mahkemeye inraz edilmesi nedeniyle vasiyetnameyi geçerli kabul etmesi - Musinin ismi-ni İbrahim Arif Sadık yerine İbrahim Arif Sıdkı olarak koçana uydurmak amacıyla vasiyete yazması ancak Mahkemenin imzasını bu şekilde atarken vasiyet etme niyeti ile hareket ettiğine kanaat getirmesi.
Tereke - Davacının tereke istidası dosyalaması - Davac-ının müteveffanın vasiyetnamesiz öldüğünü iddia ederek kendisinin tereke idare memuru tayin edilmesi istemi - Davalının istidaya itiraz ederek müteveffanın vasiyetname bırakarak öldüğünü iddia etmesi - Davacının müteveffanın vasiyetname bırakarak öldüğünü -iddia ederek kendisini tereke idare memuru olması için dava açması - İlk mahkemenin davayı reddederek vasiyetnamenin geçerli odluğuna karar vermesi.
OLAY: Müteveffanın oğlu olan Davacı bir tereke istidası dosyalayarak müteveffanın vasiyetnamesiz öldüğün-ü iddia ederek tereke idare memuru tayin edilmesini istedi. Müteveffanın diğer oğlu olan Davalı ise istidaya itirz etti ve babasının vasiyetname bıraktığını iddia etti. Bunun üzerine davacı bir dava açarak babasının vasiyetname bırakmadan öldüğünü iddia et-ti ve tereke idare memuru tayin edilmsini istedi.
-Tarfları ve tanıkları dinleyen İlk Mahkeme, Davalı ve tanıklarının güçlü deliller ortaya koyduğunu, davacı ve tanıklarının ortaya koyduğu delillerin ise konunun özüne girmeyen dolaylı deliller olduğu sonucuna vardı ve davayı reddetti.
-Davacı, vasiyetnamenin aslının ibraz edilmediğini bu nedenle vasiyetnamenin geçersiz olduğunu ileri sürdü ve İlk Mahkemenin Davalı tanıklarına inanmakla hata ettiğini iddia ederek istinaf etti.
SONUÇ: Yargıtay, istinaf sebeplerini tek tek ele alarak in-celedi.
-Vasiyetnamenin aslının ibraz edilmeyişinin izahının tutanaklarda mevcut olduğunu belirten yargıtay, vasiyetnamenin aslının yabancı (Rum) bir Mahkemenin tasarrufunda olduğunu ve yabancı bir mahkemenin bunu elden çıkarmak istememesi halinde bu belgenin ta-sdikli bir suretinin veya kanıtlanmış bir suretinin İngiltere'de geçerli kabul edildiğini ve bu konuda içtihat kararları olduğunu vurguladı ve istinafı reddetti.
-Yargıtay, Musinin vasiyetnameye imza atarken taşınmaz malın koçanındaki ismine uyması için ismini İbrahim Arif Aidkı oalrak yazmasının vasiyet etmek niyeti ile hareket ettiğini gösterdiğini belirterek vasiyetname üzerindeki imzasının yeterli olduğu kanu-suna vardı ve bu istinaf sebebini de reddetti.
İlk Mahkemenin niçin Davalı tanıklarına inandığını kararında gerekçeleriyle açıkaldığını vurgulayan Yargıtay, İlk mahkemnin Davalı tanıklarına inanmakla hata etmediği kanısına vardı ve istinafı reddetti.
-Atıfta Bulunulan Bilimsel İçtihatlar:
In the Goods of Lemme (1892) at p.90.
In the Goods of Von Linden (1896) p.148 at p.150.
Williams and Mortimer on Executors, Administrators and probate (1970) sayfa 277.
-H Ü K Ü M
-
Şakir Sıdkı İlkay: Müstenifler, lefkoşa Kaza Mahkemesinin 16.10.1970 tarihli bir vasiyetnamenin geçerli olduğuna dair verdiği hükümden istinaf ettiler.
Müteveffa İbrahim Arif, 14.4.1971 tarihinde, Lefkoşa'da ölmüş ve varis olarak karısı, üç oğlu ve bir -kızını bırakmıştır.
Müteveffanın Hüsyein İbrahim isimli oğlu Lefkoşa Kaza Mahkemesinde bir treke istidası dosyaladı ve müteveffanın vasiyetnamesiz öldüğünü iddia etderek tereke idare memuru tayin edilmesini istedfi. Müteveffanın diğer bir oğlu olan aleyhi-ne istinaf edilen davalı ise istidaya itiraz etti ve bunun üzerine Hüseyin İbrahim davacı oalrak istinaf konusu davayı açtı ve, istidada olduğu gibi, müteveffanın vasiyetname bırakmadan öldüğünü iddia ederek tereke idare memuru tayin edilmeyi talep etti. d-avalı dosyaladığı müdafaa ve mukabil talep takriri ile müteveffanın bir vasiyetname bırakarak öldüğünü iddia etti.
Davanın duruşmasında davalı vasiyetnamenin mevcudiyetini kanıtlamak için kendisi dahil 6 tanık çağırdı. Bunlardan avukat kâtibi olan Saffet- Azmi şahadetinde müteveffanın, bir gün kendisine gelerek bir vasiyetname yapmak ve Omorfo (Güzelyurt)'da bulunan bir taşınmaz maldaki hissesini oğlu Arif İbrahim'e bırakmak istediğini, müteveffanın sağlıklı ve aklı başında olduğunu, vasiyetnamenin hazırla-nıp müteveffaya okunduğunu ve onun da bunu iki tanık huzurunda imzaladığını, o tarihte taşınmaz mallara ilişkin işemlerin Rum tarafında görüldüğü için vasiyetnamenin Rum Kaza Mahkemesine yatırıldığını, Rum Kaza Mahkeemsinin vasiyetnamenin aslını Türk taraf-ına göndermeyi red- dedip bunun yerine doğru suret (true copy) olarak tasdikli bir fotokopisini ilgililere gönderdiğini, kendisinin de vasiyetnamenin bir suretini dosyasında muhafaza ettiğini söyledi ve yanındaki sureti Mahkemeye emare olarak ibraz etti. B-u tanığa göre müteveffanın üçüncü ismi Sadık olmasına rağmen vasiyet edilen malın koçanında Sıdkı olarak yazılı idi ve iki isim birbirine uysun diye müteveffanın ismi vasiyetnameye İbrahim Arif Sıdkı olarak yazıldı. vasiyet edilen malın mahkemeye ibraz edi-len koçanının sureti müteveffanın üçüncü isminin gerçekten koçanda Sıdkı olarak yazıldığını göstermektedir.
Diğer 2 tanık vasiyetnamenin tanıkları olup vasiyetnamenin gözler önünde ve yüksek sesle okunduktan sonra imzalandığını mahkemeye söylediler.
Da-valının çağırdığı 4. ve 5. tanıklar sıra ile müteveffanın damadı ve dul eşidir. her ikisi de vasiyetnamenin geçerli olduğunu savundular. Müteveffanın dul eşi, kendisine sorulan suallere cevaben, vasiyetnamenin yapıldığı tarihte müteveffanın iyi olduğunu ve- vasiyetnameyi yaptığını kendisine söylediğini, daha sonra yani ölümünden iki ay kadar önce ise felç olduğunu söyledi.
Davacı tarafından kendisi ve 3 tanık şahadet verdi. davacı, babasının kendisine vasiyetnameden bahsetmediğini, vasiyetnamenin uzun süre- ortaya çıkarılmadığını ve dolayısıyle gerçek olmayabileceğini söyledi. Diğer bir tanık müteveffanın dede adının sadık olduğunu söyledi ve ona ait bir imza örneğini ibraz etti. Üçüncü tanık Sabri Konur Kıbrıs ve Türkiye'de memuriyet yapmış emekli bir kişi -olup müteveffanın imzası ile vasiyetnamedeki imzayı mukayese ederek iki imzanın aynı şahsa ait olma ihtimalinin az olduğunu söyledi. Son tanık ise müteveffanın üçüncü oğlu olup davacıyı destekleyecek şekilde şahadet verdi.
Davayı dinleyen Lefkoşa Kaza Ma-hkemesi yuakrıda özetlenen şahadet ışığında söz konusu vasiyetnamenin gerçek ve geçerli olduğuna kanaat getirdi ve mukabil talep uyarınca hüküm ve emir verdi ve dava masraflarının da terekeden ödenmesini emretti. Mahkeme hükmünde şöyle dedi:
"Bu durumda -arar verilmesi gereken fotokopisi ile daktilo kopyası dosyalanmış oaln vasiyetnamenin gerçek olup olmadığı ve müteveffanın iradesini ortaya koyup koymadığıdır. tarafların ibraz ettikleri delilleri dikkatle inceledikten ve argümanlarını dinledikten sonra ba-siyetnamenin gerçek ve geçerli olduğuna kanaat getirmiş bulunuyorum. her davada olduğu gibi burada da leyhde aleyhde çeşitli noktalar bulunmaktadır. Bu noktalardan önemsiz ve teferruata ilişkin olanlara kapılıp meselenin özünden uzaklaşmamaya çalıştım. Kan-ımca aşağıdaki nedenlerle vasiyetname gerçek ve geçerlidir."
1. Müteveffa İbrahim Arif'in böyle bir vasiyetname yapması doğal mı yoksa ilk anda şüpheli görülen beklenmedik şaşırtıcı hususlar ihtiva eden bir vasiyetname mi yapılmıştır? Kanımca meslenin öz-ü buradadır. Müteveffa İbrahim Arif Emare III'de görüldüğü gibi daha sağlığında sinirleri bozuk ve yardıma muhtaç bir oğluna yani, davalıya evin 2/3 hissesini koçan etmişti. Ölümü yaklaşınca bu yerin tümünü ona vermek istemesi ve diğer evlâtlarını oradan u-zak tutarak ihtilâfları azaltmak istemesi son derece doğldı. Kanımca onun durumunda olan birçok baba böyle bir vasiyetname yapmak ister.
2. vasiyetnameyi yapan şahıs ile her iki tanık Mahkemede şahadet vermişlerdi. Bu şahısların böyle bir vasiyetnameyi u-ydurmada herhangi bir çıkarları olmadığı gibi şahadetlerinin yalan olduğunu gösterecek en ufak bir belirti ortaya çıkmamıştır.
3. Bu ihtilâfta tamamen tarafsız olan vasiyetnameyi yapanla ayni durumda olan bir şahıs yani anneleri şahadet vermiş ve vasiyet-namenin gerçek odluğu merhumun yaptığı zaman vasiyetnameden kendisine bahsettiğini söylemiştir.
Bu güçlü delillere karşı davacının ortaya koyduğu deliller konunun özüne değinmeyen çok doalylı delillerdir ve bunlara yanıt vermek mümkündür.
1. Vasiyetnam-edeki isimde bir hata yapılmıştır. Ancak bu hatayı yapan Saffet Hacı Azmi'dir ve nedenini açıklamıştır. gerçekten müteveffa İbrahim Arif olarak bilinen ve üçüncü ismini kullanmayan birisi idi. Koçanın yanlış yazılmış olması ismin yanlış yazılmasına ve yanl-ış imza edilmesine neden olmuştur.
2. Vasiyetnamenin geç ortaya çıakrılması bir çok meselede olumsuz bir anlama gelebilir. Ancak bu meselede vasiyetname Rum Kaza Mahkemesinde idi. Davalı bunu elde etmeye çalışmış fakat muvaffak olamamıştır. Bu nedenle so-runu mümkün olduğu ölçüde geciktirmiştir.
3. Vasiyetnamedeki imzanın müteveffanın imzasına benzemediği hususundaki Sabri Konur'un şahadetine gelince, bu şahidin çok ciddi ve güvenilir bir şahit olduğunu belirtmem gerekiyor. Ne var ki bu şahit hem el yazı-sı uzmanı değildir hem de kesin şahadet vermeyip ihtimaller üzerinde durmuştur. Mukayese yaptığı diğer imzayı müteveffa 63-64 yaşlarında imzalamış vasiyetnameyi ise 70 yaşında imzalamıştır. yaşlı kişilerin el yazılarının son yıllarda çok bozulduğu bilinen -bir gerçektir. Bu tanık iyi bir tanık olmakla beraber şahadeti görgü tanıklarının yani vasiyetnameyi imzalayanların şahadetini çürütecek kesinlik ve ağırlıktan mahrumdur."
Davacı Kaza Mahkemesinin hükmünün hatalı olduğunu iddia ederek istinaf etti. Daha -sonra istinaf ihbarnamesi tadil edildi ve istinaftan sonra ölen davacı yerine müstenif olarak onun tereke idare memurları ikame edildi.
İstinaf ihbarnamesi 14 sebep içermekle beraber istinafın duruşmasında bunların bazıları birlikte ele alındı, bazıları -da geri çekildi. Müstenifin esas itibarı ile ileri sürdüğü hususular aşağıdaki 4 başlık altında toplanabilir.
Vasiyetnamenin aslı ibraz edilmeyip suret ve fotokopisi ibraz edildi;
2. Vasiyetnamede musi olarak İbrahim Arifin imzası mevcut değildir;
3. -Şahitler musinin kimliğini bilmiyordu; ve
4. Mahkeme davacının tanıkları yerine davalının tanıkalrına inanmakla hata etti.
İlkin 1. hususu ele alalım. Vasiyetnamenin aslının ibraz edilmeyişinin izahı tutanaklarda mevcuttur ve ilk mahkeme bu izahatı doğ-ru oalrak kabul etmiştir. Vasiyetname yapıldığında Rum kesimindeki Kaza mahkemesine yatırılmıştı. Bu yabancı mahkeme ise bu tarafa aslını göndermeyi reddetmiş ve ancak tasdikli bir suretini göndermiştir. Bir vasiyetnamenin aslının yabancı bir mahkemenin ve-ya memurunun tasarrufunda bulunması ve onun bunu elden çıkarmayı reddetmesi halinde bunun tasdikli veya kanıtlanmış bir sureti eskiden beri İngiltere'de geçerli oalrak kabul edilmektedir ve bu hususta içtihat kararları mevcuttur. In The Goods of Lemme (189-2) P.80 at p.90'da Jeune, J. şöyle demiştir:
"I think that the proper way to get over the difficulty created by the impossibility of obtaining the original will is to grant probate, not of the document recogniced in france, as that would be a translation-, but of a copy of the will properly proved to be such. probate will be granted of such copy until such time as the original will is brought in."
In The Goods od Von Linden- (1896) P.148 at p.150'de şöyle denmiştir:
"I follow the decision in In The Goods of Lemme and there will be a grant of probate odf a copy of the original will properly proved, limited to such time as may elapse before the original will is brought in."
-Williams And Mortimer On Executors, Administrators and Probate (1970) isimli eserin 277. sayfasında şöyle denmektedir:
"It not infrequently happens that a will is in the cusdody of a foreign court or official, e.g. a notary, and that such court or offic-ial will not part with it. In such cases duly authenticated copies may be admitted to probate without order, with or without limitation.
Where persons abroad have custody of a will but will not transmit it to England, o copy may be admitted to probate un-til the original or a more authentic copy is brough into the registry."
Önümüzdeki meselede ise Rum Kaza Mahkemesinden tedarik- edilen tasdikli surete ilâveten Saffet Azmi'nin dosyasındaki suret de mahkemeye ibraz edilmiştir. Bu durumda vasiyetnamenin aslının ibraz edilmemesi Kaza Mahkemesinin hükmüne müdahale etmemiz için bir sebep teşkil etmemektedir.
Şimdi de ileriye sürülen -ikinci hususu inceleyelim. Bu meselede musi, vasiyet edeceği malın koçanına uysun diye vasiyetnameye imzasını hakiki ismi olan İbrahim Arif Sadık yerine İbrahim Arif Sıdkı olarak yazdı. Musinin imzasını bu şekilde atarken vasiyet etmek niyeti ile hareket e-tmiş olduğu açıktır. Bu böyle olduğuna vasiyetname üzerindeki imzası yeterli bir imzadır. -Gör: In The Goods of Redding (1850) 2 Rob.339; Williams And Mortimer On executors, Administrators and Probate p.170 ve Halsbury's Laws of England, 3rd. Ed., Vol.39,- p.876.
Üçüncü husus olarak ileriye sürülen, yukarıda da belirtildiği gibi, vasiyetnameyi hazırlayan avukat kâtibi ile vasiyetnameyi imzalayan tanıkların musinin kimliğini bilmemiş oldukları iddiasıdır. Halbuki ilk mahkemenin doğru olarak kabul ettiği şa-hadete göre musinin kimlik kartının görülüp tetkik edilmiş olmasına ilâveten vasiyetnameyi imzalayan tanıklardan birisi musiyi daha önceden şahsen tanıyordu.
Şimdi de ileri sürülen son hususu incelememiz gerekir. İlk Mahkemenin davacı tanıkalrı yerine da-valı tanıklarına inanmakla hata ettiği ileri sürülmüştür. İlk mahkeme, hükmünde, davalı tanıkları tarafından verilen şahadeti niçin doğru oalrak kabul ettiğini gerekçeleri ile ve açıklıkla belirtmiştir. Kanımızca ilk mahkeme davalı tanıklarının verdiği şah-adeti muteber olarak kabul etmekle hatalı değil, doğru olarak hareket etmiştir.
Yukarıda söylenelerden anlaşılacğı gibi müstenifler yaptıkları istinafta muvaffak olmuş değillerdir.
Sonuç olarak istinaf reddolunur.
İstinaf masraflarını müstenifler öde-yecektir.
(Şakir Sıdkı İlkay) (Salih S. Dayıoğlu) (Aziz Altay)
Yargıç Yargıç Yargıç
12 Temmuz 1982
Full & Egal Universal Law Academy