- Yargıtay/Hukuk 6/78
(Dava No. 471776; Lefkoşa)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.
Mahkeme Heyeti: Ahmet İzzet, Şakir Sı-dkı İlkay, Salih S. Dayıoğlu.
İstinaf eden: Enver Seyit, Bostancı
(Davalı)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Şerife Hasan, Bostancı
(Davacı)
- a r a s ı n d a .
İstinaf eden namına: Kıvanç M. Riza.
Aleyhine istirıaf edilen namına: Menteş Aziz.
Trafik Kazası - Kaza sonucu yaralanma - Davacının özel ve genel
tazminat talebi - İlk Mahkemenin kazanın oluşunda Davalıy-ı %65,
Davacıyı %35 oranında kusurlu bulması ve bu oranlara göre Davacı
lehine genel ve özel tazminata hükmetmesi - İlk Mahkemenin
Davacının görme bozukluğunun kaza nedeniyle meydana geldiği ve
kalıcı olduğu kanısına varması - Yargıtayın İlk Ma-hkeme kararını
genelde doğru bularak onaylaması ancak şahadetle desteklenmeyen
özel tazminat bölümlerinde indirim yapması.
Tazminat - Özel tazminat - Özel tazminat aleyhine istinaf - Türkiyede
tedavi masrafı, elektro ile X-ray film çekimi, elbise-ye olan bazı
hasar ve doktora gidiş geliş yol masraflarını kabul etmekle İlk
Mahkemenin hata yaptığı iddiası - Yargıtayın Kıbrısta olmayan
elektro çekimi ve X-ray film çekimi ve tedavi için doktor tavsiyesi
ışığında Türkiyeye gitme masraflarını- makul ve zorunlu kabul etmesi
Yargıtayın özel tazminat içinde yer alan bazı masraflar için
şahadet olmadığı kanısına vararak özel tazminatta indirim yapması.
Şahadet - Tıbbi şahadet - Doktorların şahadetlerinin değerlendirilmesi
Davacıdaki göz siniri -solukluğu etkisi ile oluşan görme
bozukluğunun, kazadan kısa bir süre sonra Davacıyı muayene eden
dahiliye uzmanı doktor tarafından farkedilmesinden hareketle
istinaf edenin görme bozukluğunun kazadan ötürü meydana gelmediği
veya kalıcı olmadığ-ına dayananan istinaf sebebi - Yargıtayın göz
doktoruna göz sinirine gelen solukluğun ne vakit ortaya
çıkabileceği konusunda sual sorulmadığını dikkate alarak bu istinaf
sebebini reddetmesi.
OLAY: Davalı arabası ile ana yolda giderken yolun bir t-arafından diğer
tarafına geçmeğe çalışan Davacıya çarptı ve yaralanmasına neden
oldu. Davacı açtığı davada Davalıdan özel ve genel tazminat talep
etti.
İlk Mahkeme kazada Davacının %35 Davalının ise %65 oranından
kusurlu olduğu kanısına v-ardı ve Davacının yaralarını dikkate
alarak tazminata hükmetti.
Davalı İlk Mahkemenin tazminat miktarını çok yüksek tespit
ettiğini iddia etti ve Davacıda kazadan dolayı görme bozukluğu
olduğu veya bu bozukluğun kalıcı olduğu bulgularına var-makla,
Türkiyedeki tedavi masrafları zorunlu olmadığı halde bu masrafları
kabul etmekle ve özel tazminat içinde yer alan fakat
kanıtlanmamış olan hizmetçi, yol, elektro ve film çekimi gibi
masrafları İlk Mahkemenin dikkate almakla hata ettiğini- öne sürdü.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme, Davacıdaki görme bozukluğunun, kazadan kısa bir
süre sonra Davacıyı muayene eden göz doktoru yerine daha sonra
muayene eden dahiliye uzmanı tarafından farkedilmesinden hareketle,
kaza nedeniyle meydana gelmediği- iddiasının kabul edilemiyeceğini,
çünkü Davacının kafa travması geçirdiği ve beyinle göz arasında
ilişki olduğu hususunda dahiliye uzmanının inandırıcı ve aksi ispat
edilmemiş şahadet bulunduğunu belirtti. Ayrıca bunun kalıcı
olduğuna ilişkin -de yeterli tıbbi şahadet olduğunu belirtti.
Kıbrıs'ta elektro yapılmadığından doktor tavsiyesine uyarak
Davacının Türkiye'ye gitmesinin makul ve zorunlu olduğunu kabul
eden Yüksek Mahkeme, istinafı reddetti. Ancak özel tazminat içinde
yer al-an bazı masraflarla ilgili şahadet bulunmadığını dikkate
alarak bu masrafların özel tazminattan çıkarılmasına karar verdi.
H Ü K Ü M
Ahmet İZZET:
Aleyhine istinaf edilen (davacı) 13 Şubat 1976 tarihinde Aşağı Bostancıd-a, Güzelyurt-Bostancı yolunda yaya olarak giderken istinaf edenin (davalının) C 827 plâka numaralı arabasını dikkatsiz ve ihmalkârane kullarıması neticesi yaralandığını iddia ederek tazminat talep etti.
Alt Mahkemenin bulgularına göre kaza şu şekilde- oldu:
13 Şubat 1976 tarihinde saat 10.00 sularında davalı C 827 plâka numaralı arabası ile Güzelyurt-Bostancı istikametinde 35-40 mil sü- ratle seyretmekte idi. Yol temiz ve kuru idi ve yolda 30 mil sürat tahdidi vardı. Davalı kaza, olduğu yere yak-laştığı zaman 70-80 metre ileride yolun içinde duran bir araba ve asfalt içinde duran bir kadın gördü. Buna rağmen süratini düşürmedi veya herhangi bir tedbir almadan yoluna devam etti. Biraz daha yaklaşınca kadının yolu geçmekte olduğunu gördü fakat yine -tedbir almadı, sadece ayağını benzinden kaldırarak biraz daha solu aldı. Kadın bu durumda yolu geçebileceğini tahmin ederek yolun bir tarafından öteki tarafına geçmeğe çalıştı ve davalının sürdüğü araba ona çarptı. Davalı kontrolünü kaybederek evlek içeris-ine düştü ve araba devrildi. Davacı ise muhtelif yerlerinden yaralar aldı. Davalının arabasının frenleri tutmuyordu. Alt Mahkeme, gerek davacının gerekse davalının kazaya katkılarını eleştirdikten sonra davacıya %35, davalıya ise %65 kusur bularak davacı l-ehine, kusur orsnını da dikkata aldıktan sonra, K.L.845.- genel ve K.L.222.- özel tazminata hükmetti.
Davacının aldığı yaralar arasında kafa travması da vardı. Şahadete ve Alt Mahkemenin bulgularına göre, kafa travmasından ötürü davacıda şiddetli baş- ağrıları, kulaklarında vızıltı ve sağ gözünde solukluk ve arıza vardı ve arıza nedeni ile görme kaybı meydana geldi. Davacı bir nevi bayılma tıöbetleri geçiriyor ve zaman zaman şuur kaybına uğruyordu. Doktorların şahadetine göre baş ağrıları ve baş dönmes-i ve diğer şikâyetler Ekim 1976'ya kadar devam etti ve daha da devam edecektir. Gözdeki durum ise kalıcıdır. Göz mütehassısına göre davacıda 6/12 görme düşüklüğü vardır. Yani normal bir insanın 12 metreden göreceği birşeyi davacı ancak 6 metreden görebiliy-ordu. Bu düşüklük ise cam ile giderilemezdi.
Kusur veya genel tazminat hakkında istinaf yoktur. Sadece 3 husus üzerine istinaf dosyalanmıştır..
l. İstinaf eden, tüm şahadet muvacehesinde davacıda dava konusu kazadan dolayı görme bozukluğu olduğ-u veya bu bozukluğun kalıcı olacağı hususunda bulgu yapmakla Alt Mahkemenin hata ettiğini iddia etmiştir.
Kanımızca davacıda göz bozukluğu olduğuna dair yeteri kadar şahadet vardır. İstinaf eden de bunun aksini iddia etmiş değildir. İstinaf edenin id-diası, davacıdaki göz bozukluğunun kaza neticesi olmadığı doğrultusundadır.
Kaza 13 Şubat 1976 tarihinde oldu. Dr. İlksen Hasan davacıyı Ekim 1976 da muayene etti ve davacının gözündeki solukluğu farketti. Bu doktorun şahadetine göre travma neticesi -sinirde meydana gelen solukluk, kazadan hemen sonra belli olmayabilir. Solukluğun görülebilmesi için en az 2-3 hafta geçmesi lâzımdır. Bu hususta bu şahit şöyle dedi:-
"C.Evet aynı günde çıkmaz zaten. Sinirdeki solukluk meydana
gelinceye k-adar bir müddet geçer. Samimi söyleyemem ne kadar
geçer 2, 3 hafta en az.
S.2, 3 haftadan sonra rengi solmağa başlar?
C.Evet.
S:Ve hasta ondan sonra başlar anlamağa bozukluğu:
C:Evet, 2 veya 3 hafta diyebilirim ben. Be-nim görüşüm, 3
hafta. Solukluğun çıkması bir zaman daha alır, görmesine
tesir eder."
Davacı kazadan kısa bir müddet sonra, yani 17 Nisan 1976 tarihinde göz mütehassısı Dr. Hasan Nihat tarafından muayene edildi. İstinaf edenin avuk-atının iddiasına göre, eğer davacıda kazadan dolayı sinir solukluğu olmuş olsaydı, Nisan ayında Dr. Hasan Nihat'ı ziyaret ettiği zaman, mûtehassıs olan Dr. Hasan Nihat bunu görecekti. Halbuki Dr. Hasan Nihat solukluk olduğuna dair herhangi bir şahadet verm-iş değildir. Bu sebeple davacıdaki sinir solukluğu kazadan ve Dr. Hasan Nihat' ı ziyaret ettikten sonra veya başka nedenlerden ötürü meydana gelmiş olabilir.
Aşağıdaki sebeplerden dolayı biz bu iddialarla hemfikir değiliz.
Dr. İlksen Hasan, dahiliye- mütehassısı olmakla beraber davacının göz sinirindeki solukluğu teşhis etmek bakımından yetenekli olduğuna dair inandırıcı ve aksi ispatlanmamış şahadet verdi. Dr. İlksen Hasan şahadetinde (sayfa 25'te) şöyle dedi:
"Bu bizim gördüğümüz şey, g-öz dışında gördüğüm bulgu
benim, beyinden çıkan göz sinirinin göze vardığında olan yerdeki
değişikliktir. Göz sinirinin durumu hakkında, beyin ile ilgili
olduğu için, bilgi verecek yetenekteyim."
Dana sonra sayfa 26'da şahit şöyle dedi-:
"S. Bu sizin sahanız mı?
Her ikisi dahiliyeye de girer, sinir sistemi ile ilgili
olduğu için beyinin şeyi de bu da."
(b) Dr. Hasan Nihat'ın göz sinirinde meydana gelen solukluğun ne vakit görülebileceği hususunda birşey söylememesi, kanım-ızca kendisine bu sualin sorulmadığı nedenindendir. Dr. Hasan Nihat'a istintak esnasında davalı avukatı tarafından 3 defa solukluk hakkında sual soruldu, fakat hiçbirinde de bu solukluğun ne vakit görülebileceği hakkında soru sorulmadı.
Sayfa 28'de ş-ahit kendisine sorulan "Bu dediniz, kazadan mütevellit ise, bir görünüm bir bulgu teessüs etmesi lâzımdır?" şeklindoki suale "Evet bir mûddet sonra" demesine rağmen istinaf edenin avukatı şahide bu müddetin ne olacağı hakkında hiç sual sormadı.
Keza -sayfa 29'da istinaf edenin avukatı ile davacı arasında aşağıdaki soru ve yanıtlar teati edildi:
"S.Bu gözde müşahade ettiğiniz görünüm bir kazadan başka ne
gibi sebeplerle ortaya çıkabilir yoksa yalnız olur ?
Bu kaza neticesi muayene olur -hasta hemen birşey görûl-
mez ve bir, iki, üç ay sonra böyle bir duruma rastlanırsa
bu kazanın yaptığı bir şeye bağlanır bir sonuca bağlanır,
kaza neticesinde zaten görme dûşüklüğû vardı.
S.Kazadan baŞka bir şey ile olamaz mı bu şey?
-Kazadan başka olan sebepler de var lâkin kanıtlayıcı her-
hangi bir durum yok hastada."
Burada da solukluğun kazadan ne kadar sonra görülebileceğine dair herhangi bir sual sorulmamıştır.
Son olarak sayfa 31'de sorulan bir suale şahit şöyl-e cevap verdi:
"C.Sinirde bir zedelenme var neresinde idi tesbit edemeyiz.
Zedelenme var ki adrofi oluyor, başlangıçta bu bir şeyi
ifade etmiyor ama zaman geçtikten sonra bunda bekliyoruz."
Burada da göz mütehassısına soluk-luğun ne vakit görülebileceğine dair herhangi bir sual sorulmuş değildir.
Göz bozukluğu hususunda, istinaf edenin avukatı bu bozukluğun kalıcı olduğuna dair de şahadet olmadığını ileri sûrmüştür. Kanımızca bu hususta da yeteri kadar şahadet vardır. Ö-rneğin, sayfa 22'de Dr. İlksen Hasan şöyle dedi:
"Halen devam eden şikâyetler kazadan epey bir zaman
geçmesine rağmen devam etmektedir ve kalıcı olabileceği
kanaatindeyim. Gözdeki bozukluk kalıcıdır."
Dr. Hasan Nihat sayfa 29'da -şöyle dedi:
"C.Evet 20.11.1976'da gördûğûmûzde sağ gözde görme sinirinin
optik diskin burun tarafına olan kısmında solukluk vardı.
Beslenme bozukluğunun o bölgede gösteren retinada drüzen
gözükmesi o bölgede beslenme bo-zukluğu olduğunu gösterir.
S.Ne tavsiye ettiniz bunun için?
C.Tavsiye edecek bir şey yoktur.
S.İlâç tavsiye etmediniz mi?
Bu beslenme bozukluğu teessüs eden bir şeyde bunun teda-
visi yoktur ilâcı yoktur."
Yine aynı doktor -Sayfa 31-32'de şöyle dedi:
"S.Ve bu patolojik bulgu neticesi sinirde bir eziklik nedeni
ile adrofi olduğu karıaatına vardınız, nedenlerini de izah
ettiniz bize, bunun zamanla ortadan kalkması olasılığı var
mı?
C.-Hayır, bu daimidir.
S.Yani 3,5 ay sonra orta yerden kalkabilir mi?
Hayır bu daimidir ve görme de bu ayarda kalır daha fazla
kötüleşmez."
Bu pasajlardan, göz bozukluğunun daimi olduğuna dair kesin şaha-
det olduğu meydandadır. Bu sebeple -1. istinaf sebebi reddolunur.
2. İstinaf edenin avukatı,"tüm şahadetışığında, davacının Tür-
kiye'ye tedavimaksadı ile gittiğini kabul etmekle ve/veya davacının
bu hususta yaptığını iddia ettiğimasrafı davalıdan almağa hakkı ol-
duğunu kabul etmek-le" Alt Mahkemenin hata ettiğini iddia etmiş ve
davacınıntedavi amacı ile Türkiyeye gitmesinin zorunlu olmadığını
iddia etmiştir.
Davacıyı ilk muayene eden Dr. Şevki Hüseyin şahadetinde(say-
fa 18' de) şöyle dedi:
"Devamlı baş ağrılarını-n mevcut oluşu dolayısıyle bir
electro-encefalogram alınmasını tavsiye ettim. Bu bizim Kıb-
rısta mevcut değildir ve mümkünse, imkânları varsa, Türkiyeye
gitmelerini tavsiye ettim."
Dahasonra aynı doktor şahadetinde electro'nun (E.E.G-.)nin
Kıbrıs'ta yapılmadığını,bu sebeple davacının E.E.G. bulunan ve bir
nörolog olan yerde Kıbrıs haricinde tedavi edilmesini tavsiye ettiğini
söyledi.
Davacının kendisi de şahadetinde sayfa37' de tedavi için İstan-
bul'a doktorların tavsiyesi üze-rine gittiğini söylemiştir.
Tüm bu şahadet ışığında, davacının göz bozukluğu hususunda Tür-
kiyeye gitmesi kanımızca zorunlu ve makul idi. Bu sebeple2. istinaf
sebebi de reddolunur.
3. İstinaf sebebi özel tazminat ile ilgilidir. Davacı, Talep -Takririnin 7. paragrafının (a) bendinde, 2 ay 15 gün hastahanede kaldığı ve evde kati istirahat ettiği süre zarfında bakıcı ücreti olarak ayda K.L.2S.-dan K.L.62.500 mil talep etti. Alt Mahkeme bunun yerine 20001TL verdi. İstinaf edenin iddiasına göre, bun-u destekleyici şahadet yoktur ve davacı hizmetci parası olarak ne kadar ödendiğini kendisi de bilmez. Buna dayanak olarak da davacının sayfa 43'deki şahadetine değinildi. Bu şahadet aynen şöyledir:
"S. Günde kaç paraya hesaplardınız?
Hesapladığı işt-e bu kadar para istiyorum dedi,
ben de bilmiyorum ne kadar verirdi kendisine kocam.
Yekün ne kadar para verdi bu iki ay zarfında kocsn bilir
misin?
Bilmiyorum."
Ancak buna karşılık, davacı şahadetinde sayfa 37' de iki ay kadar evine bir bakıc-ı kadın geldiğini bu kadının çamaşırları yıkadığını, yemek pişirdiğini, genel olarak kendisine baktığını, ayda kendisine 1000TL verdiğini söyledi. Daha sonra istintakta, bakıcı kadının ismirnin Hatice Hüseyin olduğunu, 30-31 yaşında olduğunu, fakat şimdi L-ondraya gittiğini söyledi. Bu parayı kendisinin ve kocasının mı ödediği sorulduğu zaman, kocasının ödediğini, fakat kendisinin, kocasının öderken gördüğünü söyledi. Bu şahadet arzu edildiği kadar kesin olmamakla beraber, davacıyı şahadet verirken gören ve -tavır ve hareketlerini izleyen Alt Mahkeme, bakıcı parası olarak 2000TL ödendiği kanaatına varmıştır. Bu değerlendirmenin yanlış olduğuna dair ikna olunmadık.
İstinaf edenin avukatı, Talep Takririnin 7(c) ve 7(d) paragraflarındaki E.E.G. ücreti ve X--ray ücreti hakkında da şahadet olamdığını iddia etmiştir. E.E.G. ile ilgili, sayfa 18'de Dr. Şevki Hüseyin, davacıda devamlı baş ağrılarının mevcut oluşu nedeni ile electro-encefalogram alınmasını fakat burada mevcut olmadığı için davacının Türkiyeye gitme-sini tavsiye ettiğini söyledi. Aynı hususu sayfa 19B'de, 34B' de ve 35B' de tekrarladı. Sayfa 29' da Dr. Hasan Nihat da davacının kendisirıi ziyaret ettiği zaman elinde E.E.G. testi olduğunu söyledî. Son olarak davacı, kendisi, sayfa 45'te Türkiyede başınd-aki ağrılar için 3-5 defa film çektiğini ve o filmleri beraberinde Kıbrıss getirdiğini söyledi. Her ne kadar da E.E.G. alındığına dair yeterinden fazla şahadet varsa da bunun için ne kadar ödendiğine veya Talap Takririnde gösterilen K.L.7.200 mil ödendiğin-e dair hiçbir şahadet yoktur. Bu sebeple bunu Alt Mahkeme vermemeliydi. Aynı şeyi X-ray için de söyleyebiliriz. Sayfa 24'te Dr. İlksen Hasan, kendisi X-ray çekilmesi için direktif vermemekle beraber, davacının elinde mevcut olduğunu, bunu kendisine gösterd-iğini söyledi. Sayfa 30'da Dr. Hasan Nihat ise kendi isteği üzerine Kıbrıs'taki hastahanede röntgen çekildiğini ve bu röntgenleri gördüğünü söyledi. Sayfa 34'de Dr. Şevki Hüseyin Şubat ayında davacının sağ omuzunda ağrı olduğuna dair şikâyeti olduğunu, X-r-ay çekildiğini hatta bunun daha sonra tekrarlandığını söyledi. Davacının kendisi de sayfa 39'da X-ray filmlerini doktora gösterdiğini söyledi. Bunlara rağmen X-ray için K.L.7.200 mil veya herhangi bir meblâğın ödendiğine dair hiçbir şahadet yoktur. Bu mebl-ağın da özel tazminat miktarından çıkarılması gerekir.
Talep Takririnin 7(h) paragrafında hastahaneye ve doktorlara gidiş geliş masrafı olarak K.L.2O.- talep edildi. Sayfa 43' de davacı doktora gideceğinde kocasının kendisini araba ile götürdüğünden -bahsetti. Fakat bunun dışında araba ücreti olarak ne kadar ödendiğine veya talep olunan K.L.2O.-nın ödendiğine dair hiç şahadet yoktur. Bunun da özel tazminat toplamından çıkarılması gerekir.
Talep Takririnin 7(i) paragrafında davacının elbiselerine -olan hasar için talep olunan K.L.l0.- hakkında tutanakların hiçbir yeriride şahadet yoktur. Bunun da çıkarılması gerekir.
Bütün bunların tutarı K.L.44.400 eder. Alt Mahkeme tarafından özel tazminat olarak hükmedilen K.L.342.850 milden K.L.44.400 mil -çıkarıldıktan sonra geriye K.L.298.450 mil kalır. Bundan %35 çıkarıldıktan sonra geriye kalan K.L.193.993 mil davacının özel tazminat olarak alacağı miktardır.
Sonuç olarak özel tazminat hususu hariç diğer istinaf sebepleri reddolunur. Alt Mahkemenin- özel tazminat olarak hükmettiği K.L.342. 850 mil, K.L.193.993 mil olarak değiştirilir.
İstinaf eden istinafın ancak çok ufak bir kısmında başarılı olduğundan istinaf masraflarının dörtte üçünün istinaf eden tarafından ödenmesi emrolunur.
(Ahmet İz-zet) (Şakir Sıdkı İlkay) (Salih S. Dayıoğlu)
Yargıç Yargıç Yargıç
9 Haziran, 1978
Full & Egal Universal Law Academy