-D.20/89 Yargıtay/Hukuk 6/89
(Dava No. 169/86; Mağusa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: Salih S. Dayıoğlu, Niyazi F. Korkut, Celâl Karabacak
İstinaf eden: Namık Kerkütlü, -Mağusa.
(Davacı)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Hüseyin Maraşlı, Mağusa.
(Davalı)
- A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Av. Tevfik Mut ve Tevfik Pilli.
Aleyhine istinaf edilen namına: Menteş Aziz adına İlker Serbay.
H Ü K Ü M
Salih S. Dayıoğlu: Bu istinafta Mahkemenin hükmünü Sayın Yargıç Niyazi F. Korkut verecektir-.
Niyazi F. Korkut: İstinaf eden davacı, Mağusa Kaza Mahkemesinde, aleyhine istinaf edilen davalı aleyhine dosyalamış olduğu bir dava ile 19.6.1985 tarihli yazılı bir satış senedi uyarınca davalının icar ve tasrrufunda bulundurduğu Mağusa'da 3 Ayhan Niyaz-i Sokağında bulunan bir dükkânı içerisindeki oto yedek parçaları, möble ve sair her türlü dekor ve müştemilâtı ile birlikte peşin olarak 8.5 milyon TL'ye satın aldığını, bu paradan 2.5 milyon TL'nin dükkânın hava parası ve 6 milyon TL'nin ise oto yedek par-ça, möble ve müştemilât için ödendiğini, konu dükkânı dava tarihine dek münazasız olarak kullanıp tasarrufunda bulundurduğunu, davalının anlaşma şartlarını yerine getirmeyip haksız yere zenginleştiğini ileri sürerek davalıya ödemiş olduğu 8.5 milyon TL'nin- iadesi ile satış akti ile dava tarihi arasında oto-yedek parçalarının kıymet farkı olarak 2 milyon Tl zarar ziyan için hüküm talep etti.
Davalı ise dosyaladığı müdafaa takririnde, davacının tüm sav ve istemlerini red ve inkâr ederek, sair şeyler yanınd-a, böyle bir satış senedinin yapılmış olduğu kanıtlansa bile bu senedin davacıya iskân ve çalışma izni alabilmek gayesiyle ve ivazsız olarak yapıldığını ve dava konusu dükkânın kullanımını hiç bir zaman davacıya devretmediğini ileri sürdü ve davacının dava-sının herhangi bir dava sebebi içermediği cihetle reddedilmesi gerektiğini savundu.
Davacı davasını kanıtlamak üzere bizzat şahadet vererek oğlunu da tanık olarak dinletti.
Davalı da müdafaa takririnde ileri sürdüğü hususları desteklemek üzere bizzat ş-ahadet vererek ilâveten 5 tanık dinletti.
Alt Mahkeme duruşma sonucu verdiği hükmünde, sair şeyler yanında, davacının davasında başarılı olabilmesi için esasa ilişkin olguların talep takririnde açıklıkla belirtilmesi gerektiğini halbuki davacının talep t-akriri incelendiğinde talebin herhangi bir dava sebebi içermediğinin açıklıkla görülebileceğini; davacı talep takririnde dava konusu dükkân ile oto yedek parçaları ve müştemilâtı satın ve teslim alıp dava açılana dek tasarrufunda bulundurduğunu ileri sürme-sine karşın davadan sonra söz konusu dükkân, oto yedek paraça ve müştemilâta ne olduğuna ilişkin davada herhangi bir sav ileri sürülmediği gibi davalının satış akti altındaki yükümlülülkerinden hangisini ihlâl ettiğinin de talep takririnde belirtilmediğini-, bunların esasa ilişkin olgular olarak talep takririnde yer almaları gerektiğini ve bu nedenlerle davalının herhangi bir akti ihlâl ettiğinden söz edilemiyeceği kanaatına vardı.
Alt Mahkeme hükmünde, devamla, bir an için böyle bir akit yapıldığı varsayı-lsa bile, davacı 8.5 milyon TL ödeyerek dükkân, oto yedek parça ve müştemilâtı teslim aldığını iddia ettiğine ve bunların akıbetlerinin ne olduğuna ilişkin talep takririnde bir sav ileri sürülmediğine göre davacının konu parayı geri alamıyacağını ve keza t-asarrufuna aldığı oto-yedek parçalarına ne zarar olduğu belli olmadığına göre herhangi bir zarar saptamanın da olanaksız olduğunu vurgulayarak davacının talep takririnde herhangi bir dava sebebi içermediği nedeni ile davanın reddedilmesi gerektiğine ilişki-n bulgu yaptı.
Alt Mahkeme davacının istinaf edebileceği gerekçesi ile davayı verilen şahadet ışığında da inceleyerek davacının davalıya 8.5 milyon Tl nakit ödemede bulunduğuna ilişkin davacı ile tanığının şahadetlerine inanmadı ve verilen şahadet ışığın-da davacı ile davalı arasında davacının ikâmet izni alabilmesine olanak sağlamak üzere ilkin 18.6.1985 tarihli bir yazılı ortaklık anlaşması yapıldığı ve 19.6.1985'de Lefkoşa'ya Muhaceret Dairesine gidip döndükten sonra bu dava konusu anlaşmanın yapıldığı -ve bunun tek nedeninin de davacıya ikâmet izni sağlamak olduğu ve ivazı bulunmadığı ve geçersiz olduğu hususunda bulgu yaptı. Alt Mahkeme bulgularına devamla davacının şahadeti sırasında oto-yedek parçalarının ederini 6 milyon TL olarak saptadıklarını iler-i sürmesine karşın talep takririnde bu pranın oto-yedek parça, möble ve dekor ile müştemilât bedeli olarak ödendiğinin ileri sürüldüğünü ve bu nedenle bu husustaki şahadetine de itibar etmediklerini vurgulayrak davacının ve tanığının sair hususlardaki şaha-detini de eleştirerek davacının şahadetine inanmamayı uygun buldu ve sonuçta davacının davasını isbat edemediği kanaatına vararak davacının davasını iptâl etti.
Davacı bu karara karşı istinaf dosyaladı. (8) istinaf sebebi içeren istinaf ihbarnamesinde is-tinaf eden özetle, Alt Mahkemenin, davacının talep takririnin herhangi bir dava sebebi içermediği, satış aktinin hangi sebebple ihlâl edildiğinin belirtilmediği, satış aktinin ihlâl edilmediğini ve davacının isbat külfetini yerine getirmediği yönünde bulgu- yaparak davacının davasını iptal etmekle hatalı hareket ettiğini ileri sürdü.
İstinafın duruşması sırasında da istinaf eden, sair şeyler yanında, davacının akit ihlâline dayandırdığını hareket noktasının davalının satış senedine uymaması olduğunu ve eşy-aların akıbetinin bu nedenle esasa ilişkin olgu olmadığını, Mahkemenin talep takririni bir bütün olarak değerlendirmeyip sadece bir paragrafa dayanarak yanılgıya düşüp tasarrufun davacıya geçtiği şeklinde hatalı bir bulgu yaptığını, halbuki talep takriri b-ir tüm olarak incelendiğinde tasarrufun kâmilen davacıya geçmediğinin ve mumalelerin tamamlanmadığının belli olduğunu; talep takririnde davalının davacıya karşı olan yükümlülükleri belli olduğu halde Alt Mahkemenin talep takririnde hangi yükümlülüklerin ih-lâl edildiğinin belli olmadığına ilişkin hatalı bir bulgu yaptığını; talep takriirinde eşyaların akıbetine ilişkin bir sav ileri sürülmediğine göre ödenen paranın geri alınamıyacağına ilişkin bulgusunun da hatlı olduğunu ve böyle bir iddia yapmaya gerek ol-madığını, satış aktinin ihlâl edildiği belli olduğu halde Alt Mahkemenin davayı iptâl etmesinin hatalı olduğunu ve davacı isbat yükümlülüğünü yerine getirdiği halde Alt Mahkemenin davacının isbat külfetini lâyıkı ile yerine getirdiğini dikkate almadığını s-avundu.
Aleyhine istinaf edilen ise hitabesinde, özetle, Alt Mahkemenin talep takririnde esasa ilişkin olguların belirtilmeyip talep takririnin dava sebebi içermediğine ilişkin bulgusunun doğru olduğunu; Alt Mahkemenin davacının ödediği parayı geri alamı-yacağına ilişkin bulgusuna karşı bir istinaf sebebi bulunmadığını; keza talep takririnde davacının, eşyaların akıbetine ilişkin bir sav ileri sürmediğine göre de mahkemenin bu yöndeki bulgusunda da bir hata bulunmadığını; kaldı ki Mahkemenin davalıya inana-rak davacının herhangi bir ödeme yapmadığına ilişkin bulgu yaptığını ve davalı ile tanığına inanmakla Alt Mahkemenin yanılgıya düştüğüne ilişkin bir istinaf sebebi de bulunmadığını ileri sürdü.
Aleyhine istinaf edilenin hitabesinde vurguladığı gibi istin-af edenin istinaf sebepleri incelendiğinde Alt Mahkemenin davalı ile tanıklarına inanmakla hata ettiğine ilişkin bir istinaf sebebi mevcut değildir.
Alt Mahkeme hükmünde taraflara inanıp inanmama hususunda şöyle dedi:
"Tüm şahadeti inceledikten ve keza- davacı ile tanığı olan oğlu Nihat Kerküklü'nün mahkemedeki tavır ve hareketlerini de inceledikten sorna, davacının davalıya 8.500.000 TL. nakit ödemede bulunduğu hususundaki iddia ve şahadetlerine inanmadık. Bu hususla ilgili olarak gerek davacının gereks-e oğlu Nihat Kerküklü'nün şahadetlerini itimada şayan bulmadık. Çünkü, davacı Mahkemeye vermiş olduğu şahadetinde emare (5) olarak Mahkemeye ibraz olunan ortaklık anlaşmasında kendi hissesine düşen 5.000.000TL. hisse payını davalıya ödediğini belirtmiş, ve- neden olarak da davalının davacıya ortaklık mukavelesinin bir kopyasını vermediğini sebep oalrak göstermemiştir. Ancak, yine ayni davacı Lefkoşa'daki Muhaceret Dairesinde kendi şahadetinde birisinin kendisine davalı ile ortaklık yapmasının ve davalıdan uz-ak durmasını tavsiye ettiğini ve bunun üzerine ortaklık anlaşmasından vazgeçtiğini, yani bir dereceye kadar davalıya karşı bir güvensizlik duyduğunu belirtmiş ve böyle olmasına rağmen ayni gün yani 19.6.1985 tarihinde dava konusu emare (1) satış senedi ya-pılıp imzalanmadan Mağusa'da kendi evinde davalıya dövziler dahil 8.500.000 TL. nakit ödediğini iddia etmiştir. Kanaatimizce, davacının bu şahadeti çelişki içindedir ve davacının güvensizlik izhar ettiği davalıya 8.500.000TL. ödediği hususundaki şahadetine- inanmadık.
.............................
"Tüm şahadet incelendiği zaman davalının şahadetine inanır ve olayların davalının şahadetinde belirttiği şekilde olduğu, yani 19.6.1985 tarihli emare (1) satış senedinin davacıya ikamet ve çalışma izni almak mün-hasır gayesiyle yapıldığı hususuna bulgu yapar ve davacı ile tanığı Nihat Kerküklü'nün şahadetlerine itibar etmiyoruz."
-Yukarıdaki alıntılardan da görülebileceği gibi, Alt Mahkeme verilen şahadeti inceleyrek davalı ile tanıklarına inanmayı ve davacı ile tanığına inanmamayı uygun bularak davacının davalıya herhangi bir ödeme yapmadığına ve dava konusu senedin davacıya ikâme-t ve çalışma izni sağlamak amacı ile yapıldığına ilişkin bulgu yaptı. Davada verilen şahadet incelendiğinde de Alt Mahkemenin bu bulguya varabilmesi için önünde yeterli şahadet mevcut olduğu açıklıkla görülmektedir.
Bu durumda istinaf edenin Alt Mahkemen-in bu bulgusuna karşı bir istinaf sebebi bulunmadığına göre istinafın sadece bu nokta üzerinden reddedilmesi gerekir. Bu nokta üzerinden istinaf eden istinafında başarılı olamayacağına göre istinaf edenin sair istinaf sebeblerinde haklı olsa bile, neticeyi- değiştirmesinin olanaksız oluşu ve bu istinaf sebeplerinin incelenmesi akademik kalacağı nedeni ile bu sebeplere değnmemeyi uygun bulduk.
Sonuç olarak istinaf reddolunur.
Aleyhine istinaf edilenin masrafları istinaf eden tarafından ödenecektir.
(Sal-ih S. Dayıoğlu) (Niyazi F. Korkut) (Celâl Karabacak)
Yargıç Yargıç Yargıç
28 Nisan 1989
-
-
5
-
Full & Egal Universal Law Academy