-D.1/2003 Yargıtay/Hukuk 6/2000
(Dava No:790/96; Magosa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda.
Mahkeme Heyeti: Nevvar Nolan, Gönül Erönen, Seyit A. Bensen.
İstinaf eden: Dr. Sadık Arslansoyu, Yeni Erenköy,
(Davacı)
-ile-
Aleyhine istinaf edil-en: Dr. Mustafa Çağın , Lefkoşa
(Davalı)
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Avukat Göksel Şefik
Aleyhine istinaf edilen namına: Avukat Alibey Ahmet.
İstinaf, Gazi Magosa Kaza Mahkemesi Başkanı Mustafa Güzoğlu'nun 790/96 -sayılı davada 25.5.1999 tarihinde verdiği karara karşı Davacı tarafından yapılmıştır.
-----------------
H Ü K Ü M
Nevvar Nolan: Bu istinafta Mahkemenin hükmünü Sayın yargıç Gönül Erönen okuyacaktır.
Gönül Erönen: Davacı, Davalı aleyhine ikame etmiş old-uğu işbu davada dosyalamış olduğu talep takririnde, sair şeyler yanında 41/77 sayılı İskan Topraklandırma ve Eşdeğer Mal Yasasının öngördüğü çerçevede haksahiplerine eşdeğer mal verilmesi için ilan edilen 14. kaynak paketinde sıra no 8425 ile temsil edilen- Mağusa Kazasına bağlı Tuzla köyü toprağında Pafta/Harita XXIV/50.E.I ve parsel 169 ile belirlenen taşınmaz malın kendisine verilmesi için müracaat ettiğini, ancak bu kaynağın Davalıya verilmesi yönünde karar alındığını ve Davacının YİM'e dosyaladığı 282/9-1 no'lu başvuru nedeniyle bu kararın başvuru neticesine değin uygulama alanına konmadığını; tarafların 27.10.1994 tarihinde YİM'de uzlaştıklarını, bu uzlaşmaya göre yukarıda tafsilatı verilen taşınmaz malın Davalı adına koçan edildikten ve Davalı mezkûr ma-lın tapusunu aldıktan sonra ½ hissesini Davacıya devretmesi taahhüdünde bulunmasına karşılık YİM'deki başvuruyu geri çektiğini ve anlaşmalarını Mahkeme Nizamatı olarak kaydettiklerini iddia etmiştir.
Davacı iddialarına devam ederek Davalının mezkûr malı -17.1.1995 tarihinde 1746 numaralı koçan tahtında kendi adına kaydettirdiğini, ancak yukarıda bahsi geçen nizamat hilâfına bahse konu malın ½ hissesini kendisine devretmediğini, bu nedenle de sözü edilen nizamatı ihlâl ettiğini, Davalının haksız zenginleşti-ğini, konu malın 80,000 stg. değerinde olduğunu ve bu miktarın ½'si olan 40,000 stg'ne Davacının istihkakı olduğunu ileri sürmüş ve Davalı aleyhine; konu malın yarısını Davacı adına devretmesini alternatif olarak da 40,000 stg tazminat, yasal faiz ve masra-flar için hüküm talep etmiştir.
Davalı ise dosyalamış olduğu müdafaa takririnde, Davacının bu davada yer alan ayni dava sebebine dayanarak daha önce Mağusa Kaza Mahkemesinde 543/95 sayılı ve keza Lefkoşa Kaza Mahkemesinde 424/96 sayılı iki dava açtığını -ve konu davaların geri çekilerek iptal edildiğini bu nedenle konunun Res-Judicata prensibine tabi olduğunu, devamla Davacının bu dava altındaki taleplerinin Fasıl 149 Akitler Yasası altında ivazsız olduğu gerekçesi ile geçersiz olduğunu, işbu dava altındak-i taleplerin Fasıl 232 Specific-Performance Yasasına aykırı olduğunu ve nizamatın aynen icrasının mümkün olmadığını, YİM 282/91 no'lu başvuruda 27.10.1994 tarihinde istihsal edilen nizamatın ivaz olmaması nedeni ile geçersiz olduğunu keza davanın açılış şe-kli ve bu davada dava sebebi olmadığı sebebine dayanarak davanın reddini talep etmiştir.
Davalı müdafaasına devamla; Davacının taleplerini reddederek tarafların YİM'de 27.10.1994 tarihinde herhangi bir anlaşma veya uzlaşma yapmadıklarını, o tarihte yurt -dışında bulunduğunu, avukatına da nizamat yapması için yetki vermediğini bu nedenle de nizamatın geçersiz olduğunu, dava konusu edilen taşınmaz malın değerinin düşük olduğunu, konu malın ½'sini Davacıya vermesi için hiçbir nedenin olmadığını, Davacının taz-minat da talep etmeğe hakkı olmadığını ileri sürüp davanın masraflarla reddini talep etti.
Davanın duruşması sırasında Davacı şahadet vermiş ve lehine 2 de tanık dinleterek 3 adet emareyi Mahkemeye sunmuştur. Davalı ise kendisi şahadet verdikten sonra 4 -tanık çağırarak 4 adet emareyi Mahkemeye sunmuştur.
Davayı dinleyen Bidayet Mahkemesi vermiş olduğu kararında serdetmiş olduğu gerekçelere dayanarak dava konusu nizamatın muğlak ve ivazsız olduğu nedeni ile taraflar arasındaki anlaşmanın geçersiz olduğu -ve Davacının Davalıdan herhangi bir tazminat talep etme hakkı olmadığı hususunda bulgu yapmıştır.
Muhtemel bir istinafı da gözönünde bulunduran Bidayet Mahkemesi, taraflar arasındaki nizamatın geçerli olması halinde Davalının bu nizamatı ihlâl ettiğini v-e Davacıya tazminat ödemesi gerektiğini varsayarak Davacının ne kadar zarar ziyan ve tazminat almağa hakkı olduğunu saptama yönüne gitmiştir.
Huzurunda bulunan şahadeti değerlendiren Bidayet Mahkemesi, nizamata konu tarlanın dönümünü ₤1000 sterlingden he-saplayarak değerinin 5000 stg. olduğunu ve Davacının davasında başarılı olmuş olması halinde Davacı lehine bunun yarısı olan 2500 stg. tazminat almaya hakkı olacağını belirterek, Davacının davasını masraflarla birlikte reddetmiştir.
Davacı bu karardan i-stinaf etmiştir.
Davacının istinaf ihbarnamesi 4 istinaf sebebi içermekle beraber istinafın duruşması esnasında İstinaf Eden avukatı bu istinaf sebeplerini 2 başlık altında toplamıştır;
1.Bidayet Mahkemesi dava konusu nizamatın muğlak ve ivazsız olduğu- bulgusuna varmakla hata etmiştir.
2.Bidayet Mahkemesi huzurundaki mevcut şahadeti hatalı ve yanlış bir şekilde değerlendirerek dava konusu malın değerinin dönüm başına 1000 stg olduğu hususunda bulgu yapmakla hata etmiştir.
Davacı avukatı istinafın dur-uşması sırasında istinaf sebebleri ile ilgili olarak yapmış olduğu beyanlarda özetle, taraflar arasında varılan bir anlaşma sonucu kaydedilen Mahkeme Nizamatının ivazının konu davanın geri çekilmesi olduğunu ileri sürmüş ve bu nedenle ivaz olmadığı hususun-daki Bidayet Mahkemesi bulgusunun hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
Davacı avukatı argümanlarına devam ederek ayni zamanda tarafsız ve güvenilir bir tanık olan Davacının 2. tanığı Asım Çelebi'nin dava konusu tarlanın azami değerinin dönüm bazında 3000stg. -olduğu yönündeki şahadetinin güvenilir bir şahadet olduğunu, Mahkemenin konu tarlanın değerinin 1000 stg olduğu hususundaki bulgusunun herhangi bir şahadet ile desteklenmediğini, tam tersine sunulan şahadet ile çelişki arzettiğini ayni nedenle de hatalı ol-duğunu iddia etmiştir.
Aleyhine İstinaf Edilen tarafından Mahkemeye hitab eden avukat özetle, Mahkemenin varmış olduğu bulguların doğru ve yerinde olduğu hususunda beyanda bulunarak istinafın reddedilmesini talep etmekle yetinmiştir.
İstinaf sebepler-inden de anlaşılacağı gibi önümüzde çözümlenmesi gereken iki sorun vardır.
Bunlardan birincisi dava konusu nizamatın muğlak ve ivazsız olup olmadığıdır. Diğeri ise dava konusu malın değerinin 1000 stg. olduğu hususundaki Bidayet Mahkemesi bulgusunun hata-lı olup olmadığı ve huzurundaki şahadetle uyum içinde olup olmadığıdır.
Yim 282/91 sayılı dava ile ilgili 27.10.1994 tarihindeki Mahkeme zabıtları aynen şöyledir:-
"27.10.94 YİM: 282/91
Müstedi tarafından Av.Göksel Şefik- hazır
Müstedaaleyh tarafından Av.Süleyman Candar hazır
İlgili kişi tarafından Av.Altan Erdağ
......
Göksel Şefik: Bu başvuru konusunda Müstedi ile ilgili kişi arasında bir anlaşmaya varılmıştır. Bu anlaşmanın koşulları şöyledir.
Başvuru geri çekilecek-tir ve varılan anlaşma Mahkeme nizamatı olarak kaydedilecektir.
Başvuru konusu parsel 169'un tapusu İlgili kişi adına çıkacak ve İlgili kişi bu malın tapusunu aldıktan sonra malın ½ oranındaki hissesini Müstediye devredecektir.
Mahkeme: Yukarıdaki anlaşm-a Mahkeme Nizamatı olarak kaydedilir. Başvuru geri çekildiğinden masrafsız iptal edilir."
Öncelikle Mahkeme Nizamatlarının hukuki değerlerinin ne olduğunu irdelemekte fayda vardır.
Bu konuda Yargıtay/Hukuk 22/93 (D.4/94) sayılı davada sayfa 2-3'de şö-yle denmiştir:-
"Tespit kararı (declaratory judgment) kavramı İngiliz mevzuatında çok eskiye dayanmaktadır. Langdale v. Birggs (1856), 8 D.E.G.M. and G.391'de görüldüğü gibi 1883 Judicature Acts'a göre Mahkemelerin icra kabiliyeti olmayan fakat bir hakkı -tespit eden kararlar vermesi mümkündür. The Supreme Court Practice (1973) 1. vol, p.212'de belirtildiğine göre 1883 Judicature Acts'dan önce de Chancery Practice başlığı altında böyle uygulamalar bulunmaktaydı. Öyle anlaşılıyor ki ilk zamanlarda Chancery- Practice'de görülen tespit kararları 1883'den sonra Common Law'da uygulanmaya başlandı ve böylece aynı uygulama Kıbrıs'a da gelmiş oldu. Bu nedenle Hukuk Muhakemeleri Usulü Tüzüğü Emir 27 nizam 4, Mahkemelerimizin (declaratory judgment) tespit kararı ver-ebileceklerini hükme bağlamıştır. Aynı hüküm 9/76 sayılı Mahkemeler Yasasının 49. maddesinde de mevcuttur.
The Supreme Court Practice (1973) 1. vol. P. 212'de şöyle denmektedir:
"In the Court of Chancery, binding declarations of right were made, but onl-y if some right to relief which
the Court could grant, whether claimed or not was shown
and established."
Mahkemelerin talep edilsin veya edilmesin Mahkemenin karar verebileceği bir konuda bir hakkın varlığını tespit eden kararlar vermeleri mümkündür.- Mahkemelerin böyle bir tespit kararını re'sen vermeleri mümkün olduğu gibi tarafların anlaşarak Mahkemeden bu anlaşmayı kaydetmesini istemeleri de mümkündür. 9/76 sayılı Mahkemeler Yasasının 25(3)(a)(v) maddesi şöyledir:
"Kaza Mahkemesi .......
Herha-ngi bir davada ......
(v)taraflardan birinin talebi tamamen veya kısmen kabul ettiği halde, kabul edilen kısım hakkında hüküm vermeye yetkilidir."
Böylece taraflardan birinin talebi kabul etmesi üzerine Mahkeme tarafından kaydedilen ve Mahkeme Nizam-atı olarak isimlendirilen bir anlaşma bir tür tespit kararıdır. Yani kendiliğinden icra kabiliyeti olmamakla birlikte bir hak veya sözleşmenin en güçlü şekilde ortaya çıkmasını ifade etmektedir. Böyle bir sözleşmeye dayanarak hakkını elde etmeye çalışan -tarafın amacına diğer sözleşmelere kıyasla daha kolay ulaşabilmesi gerekir.
.........................................................................................................................................................................
Tarafların- anlaşmalarını bir tür tespit kararı olan Mahkeme Nizamatına dönüştürmelerini de buna paralel olarak değerlendirmek gerekir. Mahkeme Nizamatına dönüştürülmüş bir anlaşmanın diğer tüm anlaşmalardan daha güçlü olduğu açıkça ortadadır. Çünkü bir Mahkeme önün-de yapılan ve zabıtlara geçirilen Mahkeme Nizamatına karşı yapılabilecek savunmalar son derece sınırlıdır."
Görüleceği gibi bir anlaşmanın Mahkeme Nizamatı olarak kaydedilmesi, hukuken geçerli bir hak veya sözleşmenin en güçlü şekilde ortaya çıkması anla-mına gelmektedir. Huzurumuzdaki meselede taraflar Bidayet Mahkemesi huzurunda bir anlaşma yapmışlardır. Şöyle ki,Davacı YİM 282/91 sayılı davayı geri çekecek ve başvuru konusu parsel 169'un tapusu İlgili Kişi (Davalı) adına çıktıktan sonra İlgili Kişi bu m-alın ½ oranındaki hissesini Davacıya devredecekti. Bu anlaşmanın Mahkeme Nizamatı olarak kaydedilmesinde taraflar mutabakata varmışlardır.
Bu anlaşmada,Davalının parsel 169'un ½ oranındaki hissesini Davacıya devretmesine karşılık ivaz teşkil eden husus, -YİM 282/91 sayılı davanın Davacı tarafından geri çekilmesidir.
Bu nedenle, Bidayet Mahkemesinin bu konuda ivaz olmadığı veya nizamatın muğlak olduğu hususundaki bulgusu hatalıdır.
İkinci istinaf başlığına gelince, İstinaf Eden avukatı tarafından beli-rtildiği gibi Bidayet Mahkemesi sadece Davalı tanığı 2 Yusuf Kocatepe'nin şahadetine dayanarak konu tarlanın değerinin dönümü 1000 stg. olduğu hususunda bulgu yapmıştır.
Bu konuda Davalı tanığı olarak şahadet veren tanık 4 Hüdaverdi İyikal bir kamu gör-evlisi olup Magosa Tapu Dairesinde sorumlu amirdir ve şahadeti sırasında dava konusu tarlanın dönümünün ₤2500 sterling değerinde olduğunu söylemiştir.
Görüleceği gibi bu konuda şahadet veren iki Davalı tanığı arasında ciddi bir çelişki vardır. Bu çelişki-ye rağmen Bidayet Mahkemesi Davalı tanığı 2'nin şahadetini tercih etmiştir. Davacı tanığı emlakçı Asım Çelebi ise şahadetinde konu tarlanın değerini dönümü 2000-3000 sterling arası olarak ifade etmiştir.
Bidayet Mahkemesinin, Davalının müdafaa maksadı ile- sunmuş olduğu şahadetin Davalıyı bağlamakta olduğu gerçeğini göz ardı eder şekilde, Davalı tanığı 4'ün Davacının 2. tanığı Asım Çelebi'nin şahadetini destekler mahiyette şahadet verdiğini sarfı nazar ettiği görülmektedir.
Bidayet Mahkemesinin yukarıda be-lirttiğimiz şekilde vardığı hatalı bulguları nedeniyle Davacının davasını ispat edip etmediği hususundaki değerlendirmesi ve konu taşınmaz malın değeri hakkındaki bulgusu da hatalı ve yanlış olmuştur.
Bidayet Mahkemesi, mevcut şahadeti makuliyet çerçeves-inde doğru değerlendirmiş olsa idi, konu tarlanın dönüm başına değerinin Davalı tanığı Hüdaverdi İyikal'ın şahadetinde belirttiği rakam olan 2,500 sterling civarında olduğu hususunda bulguya varması doğal bir sonuç olacaktı. Dava konusu 5 dönüm tarlanın to-plam değeri 5 x 1000= 5000 sterling değil, 5 x 2,500 = 12,500 stg olarak değerlendirilmeliydi. Bu rakamın yarısını Davacının Davalıdan tazminat olarak almaya hakkı olduğuna göre, Davacının Davalıdan 6,250 sterling tazminat almaya hakkı var olduğu sonucuna -varılması daha uygun ve adil olacaktı.
Tüm yukarıda belirttiklerimiz ışığında Bidayet Mahkemesinin vermiş olduğu kararın iptal edilmesi gerekir. Davacı istinafında başarılı olmuştur ve 1. ve 2. başlık altındaki istinaf sebepleri kabul edilerek Bidayet M-ahkemesinin 25.5.1999 tarihinde vermiş olduğu karar iptal edilir. Neticede Davacı lehine Davalı aleyhine Davalının 27.10.1994 tarihindeki Mahkeme Nizamatını ihlâl ettiği ve dava konusu malın taraflar arasındaki anlaşma gereği ½ oranındaki hissesinin Davacı-ya devredilmemesi sonucu Davacının uğradığı zarar ziyan olarak 6250 Stg.'nin Davalı tarafından Davacıya ödenmesi hususunda hüküm verilir.
Davalı Davacıya 6250 stg üzerinden 25.5.1999 tarihinden tamamen tediye tarihine kadar yasal faiz ödeyecektir ve dav-a masrafları Davalı tarafından Davacıya ödenecektir.
İşbu istinaf masraflarını, Aleyhine İstinaf Edilen İstinaf Edene ödeyecektir.
Nevvar Nolan Gönül Erönen Seyit A. Bensen
Yargıç Yargıç Yar-gıç
7 Mart, 2003
-
9
-
Full & Egal Universal Law Academy