-D.2/82 Yargıtay/Hukuk 62/81
(Mağusa Dava No. 392/79)
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: Ülfet- Emin, Başkan, Şakir Sıdkı İlkay, N. Ergin Salâhi
İstinaf eden: Safiye Altan Harmani, Mağusa
(Davalı)
-ile -
Aleyhine istinaf edilen: 1. Hüseyin Başol, Mağusa
2. Fatma Başol, Mağusa
- (Davacılar)
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Kıvanç M. Rıza
Aleyhine istinaf edilenler namına: Menteş Aziz
A-vukatlıktan çekilme - Fasıl 2 Avukatlar Yasasının 30. maddesi.
Tahliye - İhtiyaca binaen tahliye - Tahliye emri verilebilmesi için kiracının yasal kiracı olması şartı - İlk Mahkemenin tahliye emri vermesi.
Yasal kiracı - Yasal kiracılığın ispatı - Davacı-nın şahadetle ispatlaması - Davalının müdafaa takririnde veya daha sonra kabul etmesiyle yasal kiracılığın ispatı.
İhbarname - İcar mukavelesine göre icar müddetinin bitiminden 1 ay evvel taraflardan herhangi biri mukavelenin feshini veya tahliyesini iste-yebilir - Davalının kendisine ihbarname gönderilmediği iddiası - Davalının kendisine ihbarname gönderilmediği nedeniyle icar mukavelesinin sona ermediği ve yasal kiracı olmadığı iddiası - Yargıtayın Davalıya ihbarname gönderdiğine ve davalı tarafından alın-dığına ilişkin şahadet olmaması ve yasal kiracılığın ispatlanmaması nedeniyle İlk Mahkemenin tahliye emri veremeyeceği görüşü.
OLAY: Davacılar dava konusu dükkâna ihtiyaçları olduklarını ileri sürerek tahliye davası açtılar. Davacılar talep takririnde m-ukaveleyi feshettik- lerine dair Davalıya ihbarname gönderdiklerini ve Davalının yasal kiracı olduğunu ileri sürdüler. Davalı ise müdafaa dosyalayarak icar mukavelesinin yasanın öngördüğü biçimde sona erdirilmediğini ileri sürdü ve yasal kiracı olduğunu ka-bul etti.
Birçok kez ertelemelere uğrayan davada tarafların avukatları avukatlıktan çekildiler ve avukatsız oalrak duruşma yapıldığı davada davalı adına yetkili vekili kocası hazır bulundu.
İlk Mahkeme, Davacı No.2'nin makul surette eve ihtiyacı oldu-ğu kanısına vardı ve tahliye emri verdi.
Davalı, İlk Mahkemenin kendisinin yasal kiracı olduğu hususunda bulgu yapmadan tahliye emri vermekle hata ettiğini ileri sürerek istinaf etti.
SONUÇ: Yargıtay, kira yasaları altında herhangi bir kişi aleyhine ta-hliye emri verilebilmesi için o kişinin yasalar uyarınca yasal kiracı olması gerektiğini ve yasal kiracı olmayan bir kişi aleyhine tahliye emri verilemeyeceğini belirtti. Yargıtay İlk Mahkemenin tahliye emri verilebilmesi için yasal kiracılığın kanıtlandığ-ına kanaat getirmesi gerektiğini belirtti.
Mukavelenin 6. maddesi uyarınca bir aylık ihbar verilmediği hallerde yasal kiracılık statüsünün sona ermeyeceğini vurgulayan Yargıtay, Davalının yasal kiracı olduğunu kabul ettiğini ancak kendisine ihbar gönder-ilmediğini iddia ettiğini belirtti.
Mahkemede verilen şahadetten ihbarnamenin verildiğine ve Davalı tarafından alındığına dair şahadet olmadığını vurgulayan Yargıtay, davalının dava açıldığında yasal kiracı olduğu hususunun isbatlanmadığı sonucuna vardı- ve tahliye emrini iptal etti.
____________________
-H Ü K Ü M
-
Ülfet Emin, Başkan: Davalı (istinaf eden) Mağusa'da kâin bir dükkânın kiracısıdır. Davacılar (leyhine istinaf edilenler) davalının işgal etmekte olduğu dükkânın sahibidirler. Davacılar davalı aleyhine Mağusa Kaza Mahkemesinde ikame ettikleri bir dava ile -davalının dava konusu davacılara ait dükkânın kanuni kiracısı bulunduğunu, davacıların bu dükkâna makul bir surette ihtiyacı bulunduğunu iddia ederek dvalının söz konusu dükkânı tahliye etmesini talep ettiler. Davacılar talep takririnde davalının söz konus-u dükkânın 1.12.1977 tarihli yazılı bir icar mukavelenamesi gereğince 1.12.1977 tarihinden 30.11.1978 tarihine kadar bir sene müddetle ayda 900TL kira ile müsteciri bulunduğunu, 27.10.1978 tarihinde davalıya gönderdikleri bir iadeli taahhütlü yazılı ihbarn-ame iler aralarında vaki 1.12.1977 tarihli icar mukavelenamesini ve/veya herhangi bir icar sözleşmesini veya mukavelesini 30.11.1978 tarihinden itibaren fesh ve iptal ederek nihayetlendirdiklerini ileri sürdüler. Davacılar talep takririnin 5. paragrafı ile- davalının "dava konusu dükkânı halen kanuni müstecir olarak işgal ettiğini" iddia ettiler.
Davalı dosyaladığı müdafaa takririnin 1(a) paragrafı ile icar mukavelenamesinin kanunun öngördüğü veya gerektirdiği şekil, usul ve biçimde sona erdirilmediğini, d-avalı halen dava konusu icar yerinin mevcut icar mukavelenamesi gereğince veya ahar surete 900TL'sı aylık eder karşılığında kanuni müsteciri olduğunu ileri sürdü. Davalı müdafaa takririnin 3. paragrafı ile müdafaa takririnde sarahaten kabul edilen hususlar- dışında talep takririnde serdedilen iddia ve beyanları reddetti. Davalı müdafaa takririnin 5. paragrafı ile ilk önce 1.5.1971 tarihli bir icar mukavelenamesi ile dava konusu dükkânı işgal ettiğini, daha sonra aleyhine 731/77 sayılı bir tahliye davası açıl-dığını, ancak tarafların 1.12.1977 tarihinde mahkeme dışı anlaşarak dava konusu iş yerinin aylık kira ederini 900TL olarak saptayarak yeni bir icar mukavelesi ihdas ve/veya tanzim ettiklerini belirtti. Aynı paragrafta davalı dava konusu iş yerinin 1.5.1971- tarihinden beri kanuni müsteciri bulunduğunu belirti. Müdafaa takririnin 7. paragrafı ile davalı talep atkririnin 5 ve 6. paragraflarını kabul etti. talep takririnin 5. paragrafı davalının dava konusu dükkânı halen kanuni müstecir olarak işgal etmekle old-uğunu belirtmektedir. Davanın duruşması bir çok defalar geçersiz olarak ertelendiktem sonra son 29.9.1981'e ertelendi. 29.9.1981'de taraflar ve avukatları haırdı. davalının avukatı davalının avukat yazıhanesine gitmediğini, savunmasını hazırlayamadığını, b-u bakımdan davalının avuklatı olarak devam edemeyeceğini ileri sürerek avukalıktan çekilmek için mahkemeden izin talep etti. O beyan üzerine davacıların avukatı da davanın şu veya bu nedele ertelenmesi ve müvekkillerine karşı görevini yapmadığı bilincinde -olduğu için o da davacıların avukatlığından çekilmek için izin talep etti. Mahkeme avukatlarının yapmış olduğu beyanları izah etti ve gerek davacılar gerekse davalı, davalarını avukatsız yürüteceklerini ve davanın sonuçlandırılma- sını istediklerini mahkem-eye beyan ettiler. O şartlar tahtında mahkeme davacıların ve davalı avukatlarının davadan çekilmelerine, o safhada, izin verdi. dava zabıtlarına göre bu beyanlar saat 11.00'de yapıldı. Aynı gün daha sonra 12.40'da duruşmaya yeniden başlandı. Davacılar bizz-at hazırdı, davalı ise hazır değildi ancak davalının vekili kocası bizzat hazırdı. Mahkeme yine hazır olanlara avukatsız oalrak davalarını yürütebilip yürütemeyeceklerini sordu. Hazır olanlar da davalarını yürütebilecek durumda olduklarını beyan etmeleri ü-zerine mahkeme davanın duruşmasına geçti. Duruşmada davacılar bizzat şahadet verdi ve davalının vekili de bizzat şahadet verdi ve o da davacı 1 tarafından istintaka tabi tutuldu. Mahkeme davacı no.2'nin dava konusu dükkâna hakikaten ve makul surette ihtiya-cı olduğu kanaatına vardı ve davacıların lehine ve davalı aleyhine ve/veya müstahdemlerinin ve/veya ajanlarının dava konusu evi en geç 31 Aralık 1981 tarihine kadar tahliye edip boş olarak davacılara teslim etmesi için hüküm verdi.
Davalı mahkeme hükmünü-n diğer şeyler yanında, aşağıdaki sebeplerden dolayı hatalı olduğunu ileri sürerek mahkeme hükmüne karşı istinaf eyledi.
1. Mahkeme davalının kocasını dava maksatları bakımından ve davalının şahsi müracaatı olmadan, davalı vekili olarak kabul etmekle ve-/veya davalının kocasına davalı adına bulunmaya ve/veya onun adına müdafaasını yürütmeye müsaade etmekle hata etmiştir.
2. Mahkeme 4/75 sayılı hukuk istinaf kararını yanlış değerlendirdi ve tahliye emri vermeden önce isbatlanması gereken hususlardan biri-nin de davalının kanuni kiracı olması gerektiğini göz öününde bulundurmadı. Mahkeme davalının kanuni kiracı olduğu hususunda bulgu yapmadan tahliye kararı vermekle hata etti.
3. Mahkeme huzurunda davalının nasıl kanuni kiracı odluğu hususunda olgularla i-lgili olarak talep takririnde herhangi bir iddia olmamasına rağmen davalının bu hususta çelişkilerle dolu müdafaa takririne bakılmaksızın, kanuni kiracı olarak kabul etmekle hata etti.
4. Mahkeme tüm şahadet ışığında tahliye kararı vermekle veya öyle kar-arı vermeyi makul addetmekle hatalı hareket etti.
İstinafın duruşması esnasında davalı Fasıl 2 Avukatlar Yasasının 30 maddesine göre bir hukuk işlemini görmekte olan bir mahkemenin uygun gördüğü hallerde herhangi bir tarafın bizzat başvurusu üzerine o ta-rafın yakın akrabası olan herhangi bir kişiye adına hazır bulunarak davasını onun için yürütmesine izin vermeye yetkili olduğunu ileri sürdü. davacı davada davalının bizzat mahkemeye başvurarak kocasının kendi adına hazır bulunarak davasını onun namına yür-ütme talebinde bulunduğuna dair herhangi bir kayıt bulunmadığını, bu nedenle davalının kocasına davalı namına mahkemede bulunmaya ve onun adına davayı yürütmesine mahkeme izin vermekle hata ettiğini ileri sürdü.
Gerçekten Avukatlar Yasasının 30. maddesi -bir hukuk işlemini görmekte olan bir mahkemeye tarafların herhangi birinin bizzat başvurması üzerine o tarafın yakın akrabası olan herhangi bir kişiye adına hazır bulunarak onun için davasını yürütmesine izin vermek yetkisi vermektedir. Bu madde gereğince -mahkeme herhangi bir tarafın bizzat başvurusu olmaksızın o tarafın yakın akrabasına o taraf adına hazır bulunamsına ve o tarafın davasını onun için yürütmesine izin vermez. dava zabıtlarında davalının bizzat böyle bir başvuruda bulunduğuna dair herhangi bi-r zabıt bulunmamaktadır. Bu durumda böyle bir başvurunun yapılmadığına kanaat getirmek gerekir. Mahkeme, davalının kocasına davalı namına davada bulunmasına, Avukatlar Yasasının 30. maddesi uyarınca izin vermiş değildir. Öyle görülüyor ki mahkeme davalının- kocasına davalı namına davada hazır bulunmasına ve davalı namına istintak yapmasına ve davalı adına şahadet vermesine davalının vekili olarak izin vermiştir. davalı avukatı mahkemenin davalının kanuni kiracı olduğunun ispatlanması gerektiği hususunu gözön-ünde bulundurmadığını iddia etti. Kira yasaları tahtinde herhangi bir kişi aleyhine tahliye emri verebilmek için o kişinin yasalar uyarınca kanuni kiracı olması gerekir. Kanuni kiracı olmayan bir kişi aleyhine Kira Yasası uyarınca tahliye emri verilemez. B-u nedenle mahkeme tahliye emri vermezden önce kiracının kanuni kiracı olduğu hususunun kanıtlandığına kanaat getirmesi gerekir. Kanıtlama iki türlü olabilir. Ya davacı şahadetle kiracının kanuni kiracı olduğunu kanıtlar ve davalı müdafaa takririnde veya da-ha sonra kanuni kiracı olduğunu kabul eder. İstinaf konusu davada davacı davalının kanuni kiracı olduğunu ileri sürdü. talep takririne göre davalı 1.12.1977 tarihli bir icar mukavelenamesi ile dava konusu dükkânın kiracısı olduğunu, söz konusu icar mukavel-enamesi ile dava konusu dükkânın kiracısı olduğunu, söz konusu icar mukavelenamesinin bir sene müddet için olduğunu, davacının 27 Ekim 1978 tarihli davalıya iadeli taahhütlü gönderdiği bir ihbarname ile taraflar arasındaki icar mukavelenamesini 30.11.1978 -tarihinden itibaren fesih ve iptak ederek nihayetlendirdiğini ileri sürdü. Davacı talep takririnin 5. paragrafı ile "davalının dava konusu dükkânı halen kanuni müstecir olarak işgal ettiğini" iddia etti. Davalı müdafaa takririnin 1(a) paragrafı ile dava ko-nusu dükkân ile ilgili icar mukavelenamesinin kanunun öngördüğü şekil, usul ve biçimde sona erdirilmediğini ileri sürdükten sonra davalının halen dava konusu iş yerinin mevcut icar mukavelenamesi gereğince kanuni müstecir olduğunu ileri sürdü. Dvalı müdafa-a takririnin 5. paragrafı ile tarafların 1.12.1977 tarihinde yeni bir icar mukavelesi ihdas ve/veya tanzim ettiklerini kabul ettikten sonra 5 c paragrafı ile dava konusu iş yerinin 1.5.1971 tarihinden beri kanuni müsteciri bulunduğunu iddia etti. davalı mü-dafaa takririnin 6. paragrafı ile davacının talep takririnin 4. paragrafında iddia ettiği gibi herhnagi bir ihbarın davalıya gönderildiğini red ve inkâr etti. Ancak daha sonra davalı üdafaa taririnin 7. paragrafı ile talep takririnin davalının kanuni müste-cir olduğunu iddia eden 5. paragrafını kabul etti. İstinaf eden müdafaa takririnin kanuni müstecirlik konusunda çelişkiler içinde olduğunu bu nedenle mahkemenin davalının kanuni müstecir olduğu hususunun davacı tarafından kanıtlanmasının istenmesi gerektiğ-ini ileri sürdü. istinafın duruşması esnasında bu hususun kanıtlanmadığını ileri sürdü. Müdafaa takririne bakıldığında davalının ilk önce 1.5.1971'de yazılı bir icar mukavelesi ile dava konusu iş yerinin kiracısı olduğunu ve daha sonra 1.12.1977 tarihinde -yeni bir mukavele yaptığı görülmektedir. 1.12.1977'de ikinci bir icar mukavelesi yapıldığına göre davalının gerçekten 1.5.1971 tarihinden itibaren kanuni müstecir olması imkânsızdır. Esasen 1.5.1971'de ilk icar mukavelesi yapıldığına göre icar mukavelesini-n yürürlükte olduğu zamanda davalının 1.5.1971 tarihinden itibaren kanuni müstecir olmasına olanak yoktur. Bu böyle olmakla beraber davalı müdafaa takrirnin 5. paragrafında iddia ettiği gibi dava konusu iş yerinin kanuni müsteciri olduğunu kabul etti. Tale-p takririne bakıldığında davacı davalı ile aralarında olan 1.12.1977 tarihli icar mukavelesinin 27.10.1978'de gönderilen bir ihbarname ile 30.11.1978 tarihinde iptal ve feshedilerek nihayetlendirildiğini iddia etmektedir. Bu durumda davacılar davalının nas-ıl kanuni kiracı olduğu hususunda talep takririnde gereken olgulara yer vermiş bulunmaktadır. Başka bir deyişle davacılar 1.12.1977 tarihli icar mukavelesini 27.10.1978 tarihli ihbarname ile 30.11.1978 tarihinden itibaren sona erdirildiklerini iddia etmekt-edirler. Emare 1 olarak ihdas olunan 1.12.1977 tarihli icar mukavelesine göre icar müddeti 1.12.1977 tarihinden 31.11.1978 tarihine kadar bir sene içindir. Ancak icar mukavelesinin 6. maddesi icar müddeti hitamından bir ay evvel, eğer taraflardan biri icar- mukavelesinin feshi ile malın tahliyesini yazılı olarak ihbar etmezse icar müddeti aynı şartlarla ve aynı müddetle yenilenmiş sayılacağını öngörmektedir. Bu durumda icar mukavelesinin 6. maddesi uyarınca gereken bir aylık ihbar verilmediği hallerde mukave-leli kiracılık statüsü sona eremezdi. Dolayısıyle bir aylık ihbarnamenin verilip verilmediği hususu önemlidir. davacılar talep takririnin 4. paragrafı ile böyle bir ihbarnamenin verildiğini iddia etmektedirler. Ancak davalı müdafaa takririnin 6 paragrafı i-le talep takririnin 4. paragrafını şiddetle red ve inkâr etti ve herhangi bir ihbarın davalıya yapılmadığını iddia etti. Görülüyor ki kanuni kiracılık statüsünün meydana gelmesinde önemli rol oynayan ihbarnamenin verildiği iddiası müdafaa takririnin 6. par-agrafı ile red ve inkâr edilmektedir. Böyle bir ihbarname verilmemesi halinde 1.12.1977 tarihli icar mukavelesi sona erdirilmiş ve davalı kanuni kiracı statüsüne girmiş olamaz. Buna rağmen müdafaa takririnin 7. paragrafı ile davalı, talep takririnden "dava-lının dava konusu dükkânı halen kanuni müstecir olarak işgal ettiğié iddiasını içeren 5. paragrafını kabul etti. Bundan görülüyor ki müdafaa takririnin 6. paragrafı ile 7. paragrafı çelişki halindedir. Bu durumda mahkeme davalı müdafaa takririnde kanuni mü-stecir olduğunu kabul etmekle beraber kanuni müstecir olabilmesi için bir aylık ihbarnamenin verildiğini müdafaa takririnde davalı kabul etmediği nedeni ile davalının kanuni müstecir olup olmadığı hususunun isbatlanması gerektiği kanaatına varması gerekird-i. Mahkemede verilen şahadetten ihbarnamenin gerçekten verildiğine ve davalı tarafından alındığına dair şahadet mevcut değildir. Bu durumda davalının dava açıldığında kanuni kiracı odluğu hususu kanıtlanmış olmadığından mahkemenin davalı aleyhine tahliye e-mri vermeye yetkisi yoktur.
Yukarıda belirtilen sebeplerden dolayı ilk mahkemenin hükmünün iptal edilmesi ve davanın duruşmasının yeniden yapılması için emir verilmesi gerekir.
Davalının kocasının mahkemede davalı namına bulunmasına mahkeme tarafından- izin verilmesinin gatalı olup olmadığı hususunun bu davada karara bağlanması gerekmez.
Son olarak üzüntü ile belirtmek yerinde olur ki bu dava, ilk mahkemede, şu veya bu nedenle, greksiz bir çok ertelemelere uğradı. davanın duruşması ancak 18'inci defad-a yapıldı. Yüksek Mahkeme kararlarında bir çok defalar açıkça belirtildiği gibi duruşmaların süratle yapılması ve istisnai haller dışında davaların bir iki oturumda sonuçlandırılmaları gerekir.
Bu davanın ilk mahkeme tarafından sonuçlandırılması gereksi-z erteleme- lerden ötürü çok geç yapıldı. Bunun içindir ki davayı, yeniden duruşması yapılmak üzere, ilk mahkemeye iade ederken yeniden yapılacak duruşmanın erken bir zamanda başlatılması ve ertelemeye tabi tutulmadan davanın sonuçlandırılması hususunda di-rektif vermeyi uygun ve gerekli gördük.
Sonuç olarak ilk mahkemenin hükmü iptal edilir ve davanın duruşmasının yeniden yapılmasına emir verilir. Duruşmanın yukarıda belirtildiği gibi erken bir zamanda yapılması için direktif verilir.
Masraflar için her-hnagi bir emir verilmez.
(Ülfet Emin) (Şakir Sıdkı İlkay) (N. Ergin Salâhi)
Başkan Yargıç Yargıç
13 Ocak 1982
Full & Egal Universal Law Academy