-D.2/2003
Yargıtay/Hukuk 62/2000
(Lefkoşa Dava No: 762/98)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.
Mahkeme Heyeti:Taner Erginel,Başkan,Nevvar Nolan,Gönül Erönen.
İstinaf eden: Anglo-Med. Ltd. Lefkoşa
(Davalı)
-ile-
Aleyhine istin-af edilen: Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu, Lefkoşa
(Davacı)
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Avukat Menteş Aziz
Aleyhine istinaf edilen namına: Avukat Talat Kürşat ve Avukat
Akan Kürşat.
-İstinaf, Lefkoşa Kaza Mahkemesi Yargıcı Bahar Saner'in 762/98 sayılı davada 14.4.2000 tarihinde verdiği karara karşı Davalı tarafından yapılmıştır.
---------------
H Ü K Ü M
Taner Erginel, Başkan: Bu istinafta Mahkemenin hükmünü Sayın Yargıç Gö-nül Erönen okuyacaktır.
Gönül Erönen: Aleyhine İstinaf Edilen/Davacı, KKTC'de elektrik enerjisi üretiminden, dağıtımından ve satışından sorumlu kuruluştur. Davacı, ikame etmiş olduğu 26.3.1998 tarihli bir dava ile 14.6.1995- 4.3.1996 tarihleri arasında Da-valının kullanmış olduğu elektrik enerjisinin parasal değerini hesaplarken Davacının sayaç okuyucu elemanının teknik bilgisinin eksikliği nedeniyle yanlış hesaplayıp 75,594,265TL olarak faturaladığını, Davalının bu meblağın 60,571,681TL'nı ödediğini ancak -bu yanlış durumun takriben Temmuz 1996 tarihinde farkedilmesi üzerine Davacının 14.6.1995 ile 4.3.1996 tarihleri arasındaki tüketimi tekrardan faturalandırarak aradaki 458,813,296TL'lik farkı Davalıdan faiz ve masraflarıyla birlikte talep etmiştir.
Davalı- dosyalamış olduğu müdafaa ve mukabil talep takririnde özetle, dava mevzuu binanın sahibi olmadığını, faturalanan elektrik enerjisinin kullanıldığı binayı Independent Trade Union Bank Ltd. isimli şirketin ilgili mal sahibinden kiralamak sureti ile mutasarr-ıfı ve aynı nedenle Davacının tüketicisi durumunda bulunduğunu, dava ile ilgili tarihlerde faturalanan elektrik akımını bu şirketin kullandığını, kendisinin ise kiracı bankanın sadece vekili ve/veya ajanı ve/veya emanetkarı sıfatı ile Davacının fatura etti-ği meblağları ilgili bankadan tahsil ederek Davacıya ödediğini, dava konusu talebin Davacının ihmali yüzünden meydana geldiğini iddia etmiş ve davanın masraflarla birlikte reddini talep etmiştir. Keza mukabil talep yolu ile Davalının Davacıya herhangi bir -borç ve/veya mükellefiyeti olmadığına dair de bir Mahkeme beyanı talep etmiştir.
Davacı davasını isbat için 4 tanık çağırarak 11 adet emare sunmuştur. Davalı ise bir tanık çağırarak 1 adet evrağı emare olarak sunmuştur.
Bidayet Mahkemesi davanın duruşma-sını müteakip Davacının davasında haklı olduğuna karar vererek Davalının mukabil davasını red ve iptal etmiştir. Bidayet Mahkemesi bu karara varırken kararının bir kısmında şöyle demiştir:-
"Davacı tarafından hatalı düzenlenip Davalıya gönderilen ve Daval-ı tarafından da ödenen faturaların mesnedi Emare 8'dir. Davalının daha önce ödemiş olduğu faturalar da Emare 8 esas alınarak hazırlanmıştır.Bu nedenle Davacının sunmuş olduğu emare 1 den 7'ye kadar olan faturaların içeriğinin doğru olduğu hususunda bulgu y-aparım.
Bu arada önemle şu hususu da belirtmek isterim. Davacı KKTC'de elektrik enerji akımının üretiminden, dağıtımından ve satışından sorumlu kamu kurumu niteliğinde ve bu görevi ifa eden tek kuruluştur. Böylesine ciddi bir görev yüklenmiş kuruluştan gö-revini ifa ederken daha titiz ve ciddi çalışması beklenir.
Bu kurumdan beklentimiz yaptığı işin bilincine varıp bir kamu kurumuna ve personeline yakışır bir şekilde beklenen kalitedeki hizmeti vermesidir.
Davacının bu konuda hatalı davranması var olan bi-r alacağı ortadan kaldırmaz. Meğer ki talep zaman aşımına uğramış olsun. Kaldı ki bizim hukuk sistemimizde zaman aşımı süresi hak düşürücü nitelikte değildir. Mahkemeler bu süreleri re'sen dikkate almazlar ancak def'i olarak ileri sürülebilirler. Davacının- yapmış olduğu bir hatadan Davalıya menfaat sağlamak adaletli olmayacaktır."
Davalı, mukabil talebini reddeden ve Davacı lehine hüküm veren bu karardan istinaf etmiştir.
Davalı özetle, Bidayet Mahkemesinin, ibraz olunan şahadet ve sunulan emareler ışığ-ında huzurunda bulunan olguları ve gerek zaman aşımı gerekse Davacının sorumlulukları ile ilintili hukuki durumu yanlış ve hatalı bir şekilde değerlendirmesi sonucu aleyhine verilen hüküm ve mukabil talebinin reddedilmesinden yakınmaktadır.
Davalı, isti-naf ihbarnamesinde yer alan 10 istinaf sebebini 1'den 3'e kadar olan istinaf sebeplerinin müruru zaman ile ilgili olduğunu 4'den 10'a kadar olan istinaf sebeplerinin ise Davacının Davalıya karşı olan mesuliyeti ile ilgili olduğunu, ve bu şekilde istinaf s-ebeplerini iki başlık altında toparlayıp Mahkemeye hitap etmiştir.
İstinaf Eden Davalıya göre Fasıl 15 madde 3(b) ve (f) altında Davacının Davalıya vermiş olduğu elektrik akımı satılıp teslim edilebilen bir eşya olduğu cihetle Fasıl 15'in 3. maddesi -bunu talep etme hakkını 2 senelik bir süre için sınırlı tutmuştur. Bu nedenle Davacının talebi zaman aşımına uğradığı cihetle davadaki taleplerini talep etmeye hakkı yoktur.İstinaf Eden Davalı ileri sürmüş olduğu bu iddiayı desteklemek için Fasıl 170 madde- 63 altında elektrik akımının çalınabilir bir eşya olduğu hususuna atıfta bulunmuştur.
İstinaf Edenin dayandığı ikinci husus ise Davacının Davalıya karşı dikkatli olma mesuliyeti ile ilgilidir.
Davalıya göre yanlış veya eksik fatura gönderilmesi Davacı-nın sorunudur. Bu eksikliğin veya yanlışlığın fark edilmesinden önce dava mevzuu bina 3. bir kişiye kiralanmıştır. Dava ile ilgili zamanlarda elektrik akımını kullanan kiracıdan ilgili elektrik meblağı Davalı tarafından alınıp Davacıya ödenmiştir. Daha son-ra ise ilgili kişi adadan ayrılmıştır. Bu nedenle elektrik akımını kullanıp adadan ayrıldıktan sonra Davacı tarafından geriye dönük olarak farkedilen eksik elektrik meblağları Davalıdan tahsil edilemez.Davacının bu konudaki ihmalkarlığı yüzünden Davacı ken-disi zarar ziyana uğramıştır. Fakat bu şekilde ortaya çıkan zararı veya talebi Davalıdan almaya hakkı yoktur.
Neticede İstinaf Eden avukatı Bidayet Mahkemesinin huzurunda bulunan şahadet ve emareleri hatalı değerlendirerek aleyhine hüküm vermekle ve muk-abil talebini yeterince değerlendirmeyerek reddetmekle hatalı davrandığını ileri sürmekte ve istinafın kabulünü talep etmektedir.
Davacı ise İstinaf Edenin bu iddialarına karşılık şu hususlara değinmiştir: Elektrik akımı Fasıl 262 altında eşya tarifine g-irmemektedir. Fasıl 170 madde 63 altında elektrik enerjisi çalınabilir bir eşya olarak kabul edilse bile elektrik akımı tüketimi nedeniyle ortaya çıkan alacak Fasıl 15(3)(b)ve(f) kapsamına girmez.
Aleyhine İstinaf Edilen Fasıl 170 madde 15 tahtında elek-trik akımı sağlamak hususunda yasal bir sorumluluğu olduğunu ve bunu yerine getirmenin madde 16 tahtında cezai müeyyide taşıdığını, elektrik akımının "eşya satımı" tarifi altına giremiyeceğini bu nedenle bu konuda dava açma hakkının 2 yıl değil,6 yıl olduğ-unu ileri sürmektedir.
İddialarını hukuki içtihatlara dayandıran Aleyhine İstinaf Edilen, Bidayet Mahkemesi huzurundaki Davalı ile arasında mevcut elektrik akımı sağlama anlaşmasına dayalı olarak dava açıldığını eksik veya yanlış fatura düzenlenmesinin i-yi niyetle yapılmış bir hata olması halinde bu hususun taleplerine zarar vermemesi gerektiğini,dava konusu elektrik akımının verildiği binanın Davalı tarafından başkasının kirasına verildiği hususunu Davacının bilebilecek durumda olmadığını, "dikkatli olma- sorumluluğu" (duty of care) kabul edilse dahi Davalının uğradığı zarar ziyan bu sorumluluk kapsamında öngörülebilecek (foreseeable) bir zarar olmadığından, Davacı, öngörülmesi imkansız olan bu zarar için sorumlu tutulamıyacağını ileri sürmektedir.
Aley-hine İstinaf Edilen bu noktada bir adım daha ileri giderek, Davacının Davalıya karşı dikkatli olma sorumluluğu ile ilgili iddiaların Davalının layihalarında yer almadığı cihetle Bidayet Mahkemesinin bu iddiaları dikkate almasının mümkün olmadığını ileri sü-rmüştür. Keza,dava konusu elektrik akımının kullanılması hususunda Aleyhine İstinaf Edilen Davacının muhatabının İstinaf Eden Davalı olduğunu ve Fasıl 170 madde 65 tahtında binanın başka birisine devredilmesi halinde üçüncü şahsın Davacı nezdinde Davacı il-e anlaşma yapması gerektiğini, Davalının ilgili yeri başka birisine kiraladığı hususunda bilgisi olmadığı için bunu önceden öngörme olanağı da olmadığını,bu nedenle Davalının uğradığı zarar ziyanı Davacının ödemekle mükellef olmadığını beyan ederek istinaf-ın reddedilmesini talep etmiştir.
İstinafın duruşması sırasında ileri sürülmüş olan yakınmalara bakıldığı zaman esasta karar verilmesi gereken 2 husus olduğunu görmekteyiz. Bunlar,
1.Davacının talebinin müruru zamana uğrayıp uğramadığı;
2.Davacın-ın Davalıya karşı dikkatli olma sorumluluğu
olup olmadığı, hususlarıdır.
Müruru zaman ile ilgili hususlar:-
Fasıl 15 3(f) şöyle denmektedir:-
"3(f)any goods sold and delivered, shop bill hotel
bill book debt, (other than a book debt as
men-tioned in paragraph(d) hereof ) work and
labour done, wages of artisans,labourers or
servants, after the expiration of two years
from the date on which the cause of action
accrued."
Fasıl 15 in 5.maddesi aynen şöyledir:-
"No action shall be br-ought upon,for,or in respect of any cause of action not expressi providet for in this law, or expressly exempted from the operation of this Law, after the expiration of six years from the date when such cause of action accrued."
Elektrik enerjisinin çalın-ır olmasıyla ilgili Fasıl 170 madde 63'de şöyle demektedir:-
"Any person who malicously or fraudulently abstracts causes to be wasted or diverted, consumes or uses any electricity shall be guilty of theft and punishable accordingly; and the existence of -artificial means for such abstraction shall be prima facie evidence of such malicious or fraudulent abstraction by the consumer."
Kural metninden görülebileceği gibi elektrik enerjisi çalınabilir bir madde olmasına rağmen, bu özelliği "katı" eşyalarda ol-duğu gibi değildir. Bu madde altındaki çalma fiilinin unsurları içerisinde kötü niyetle (mens rea),elektrik akımını sağlandığı yerden çıkarmak veya ayırmak (abstract), zay etmek (waste)veya başka bir yere çevrilmesine(divert) girişmek, ve/veya bunlara nede-n olmak, suç sayılmaktadır.
Bundan anlaşılan odur ki,elektrik enerjisi katı(somut)veya elle tutulabilen bir madde değildir ve satılabilir veya çalınabilir olması elektrik akımını "goods" yani "eşya" kategorisine koymak için yeterli bir ölçü veya neden değ-ildir. Başka bir anlatımla elektrik enerjisi "eşya" değil,"akım"dır. Bu nedenle Fasıl 15(3)(f) maddesi kapsamına girmemektedir.
Bu sonuçtan anlaşılabileceği gibi Davalının zaman aşımı hususunda ileri sürdüğü iddilarını kabul etmek mümkün değildir. Varmış -olduğumuz bu sonuçta,Davalının 1. başlık altında topladığı 1.,2. ve 3.istinaf sebeplerini reddederiz.
Davacının, Davalıya karşı dikkatli olma sorumluluğu
olup almadığı
Şimdi de İstinaf Edenin ikinci başlık altında topladığı
Davacının Davalıya karş-ı dikkatli olma sorumluluğu olup olmadığı ve bunun bu davaya etkisi olup olmadığını incelememiz gerekmektedir:-
Temel hukuk ilkelerinde dikkatli olma görevi/sorumluluğu (Duty of care)huzuruna getirilen meselelerde Mahkemenin karar vermesi gereken hukuki b-ir prensiptir. Mevcudiyeti her davanın kendi olgularından istihraç edilebilir. Ayni şekilde "dikkatli olma sorumluluğu"nun derecesi veya kapsamı da tesbit edilmesi gereken hukuki bir husustur. Ancak böyle bir sorumluluğun hukuki bir sonuç yaratabilmesi içi-n gerekli dereceye (standard)'a ulaşıp ulaşmadığı olgusal bir konudur.
İhmalkârlık nedenlerine dayanılarak açılan bir davada dava hakkı ve çare taleplerinin geçerli olabilmesi için öngörülen temel prensipler vardır. Bunları tekrarlamakta fayda vardır-:
a) Kişiler kendi fiilleri ile zarar gören kişilere karşı
"dikkatli olma" sorumluluğu veya görevi taşırlar;
b) Kişinin böyle bir iddia ile sorumlu tutulabilmesi için
görevlerini ihmal etmesi veya ihmalkarane bir şekilde
yerine getirmiş veya -eksik bırakmış olması gerekir;
Karşı tarafın uğramış olduğu zararın bu ihmalkarlıktan meydana gelmiş olması gerekir.
Bu üç unsurun var olması halinde,yani, "görev" "ihmalkârlık" ve "zarar" söz konusu olması buna maruz kalan kişiye dava açma hakkı ve-rmektedir.
Taraflar arasındaki ilişki ilgili yasal düzenleme tahtında akitsel bir ilişkidir.Davacı ile Davalı arasında olan hukuki ilişki her ikisine de dikkatli olma sorumluluğu getirmektedir. Bu sorumluluk taraflar arasında yapılmış olan anlaşma ta-htında doğmuştur.
Yukarıda belirtildiği üzere, Davacı, Davalıya elektrik akımı vermek zorunluluğu/sorumluluğu, Davalı ise bu elektrik akımı bedelini ödemek sorumluluğu/zorunluluğu taşımaktadır.
Davacı, KKTC'de elektrik enerjisi üretiminden, dağıtımından- ve satışından sorumlu tek kuruluştur.Kamunun hizmetinde olup sorumluluğu gerektiği şekilde ve miktarda enerji akımı sağlamaktır. Başka anlatımla ,elektrik enerjisi almaya hakkı olan kuruluş ve kişilere elektrik enerjisi akımı temin etme hususunda Davacını-n sorumlumluluğu vardır.
Bu sorumluluğu tüm tüketicilere karşı taşımaktadır.
Bu konuda huzurumuzdaki dava ile ilgili olarak Davacının, Davalıya karşı olan bu sorumluluğunu yerine getirmediği söylenemez.
Davacının Fasıl 170'in 15. maddesi uyarı-nca kişi ve kuruluşlara elektrik temin etme zorunluluğu,ayni yasanın 19.maddesine göre ise tüketicilere eşit davranma sorumluluğu vardır. Bu konuda 18.maddeye göre enerji teminini sağlamaması veya kusur etmesi halinde cezaya çarptırılmaktadır. Bunun karşıl-ığında tüketicinin de ilgili yasa tahtında birçok sorumlulukları vardır. Bu konuda kaleme alınan Fasıl 170 madde 65 şöyledir:-
"Every person who shall lay or cause to be laid any electric line to communicate with any electric line belonging to the undert-akers without their consent, or shall fraudulently interfere with any meter belonging to the undertakers or who in case the electricity supplied by the undertakers is not ascertained by meter shall use the electricity supplied by the undertakers in a diffe-rent way or in a greater amount than he has contracted to pay for, or shall otherwise improperly use such electricity or shall supply any other person with any part of the electricity supplied to him by the undertakers, shall in addition to any penalty to -which he may be liable under any other law forfeit to the undertakers the sum of five pounds for every such offence and also the sum of two pounds for every day or part thereof such electric line shall so remain, or such excess be so committed or continued-, or such supply furnished, and the undertakers may cut off the electricity from the house and premises of the person so offending notwithstanding any contract which may have been previously entered into."
-Fasıl 170 deki bu maddeye göre de herhangi bir kişi veya kuruluşun elektrik temin etmekle görevli Davacının rızası olmadan herhangi bir elektrik akımını hile yolu ile kullanması halinde cezalandırılması öngörülmektedir.
Taraflar arasındaki bu akitsel iliş-ki, üçüncü kişileri bağlamamaktadır. Davacının bilgisi dışında Davalı ile üçüncü bir şahıs arasında konu binayı ve dolayısıyle Davalının tasarrufundaki binaya verilen elektrik akımını kullanabilmesi için yapılan ayrı bir kira anlaşması da Davacıyı bağlamaz- .Bu husus ne Davacıya ne de üçüncü şahıslara sorumluluk yüklemez. Keza, iyi niyetli yapılan bir hata neticesinde yapılan yanlış bir hesaplama, kendiliğinden Davacıya, Davalıya karşı haksız fiil yasası kapsamında bir sorumluluk,külfet veya ihmal yüklemez.-
Davacı ile Davalı arasındaki ilişki Davacıya yapılan anlaşmanın şartlarını yerine getirmek zorunluluğu vermektedir. Bu da yukarıda değindiğimiz gibi Davalıyı elektrik akımından yararlandırmaktır. Bidayet Mahkemesinin varmış olduğu bulgular da bu hus-usu teyid etmektedir.
Davacı bu yükümlülüğünü yerine getirdiğine göre Davalı da kendisine verilen elektrik akımının ücretini ödemekle mükelleftir.
Davacının iyi niyetle yapıldığı kanıtlanmış olan bir hata veya gözden kaçma (mistake) yüzünden eksik ödem-eyi dava yolu ile talep edemiyeceğine dair herhangi bir prensibe rastlamadık. Diğer taraftan Davalı, Davacının bilgisine getirmeden kendi adına elektrik akımı aldığı taşınmazı 3. bir şahsın kira yolu ile kullanımına devretmiş olması, Davalıya atfedilecek b-ir hatadır.
Davalının izlemesi gereken yol ilgili taşınmaz malı kiraya verirken kendi adındaki akımı kestirip 3. şahıs ile Davacı arasında yeni bir anlaşma yapılmasını sağlamaktı. Bunu yapmadığı sürece Davalının kendi adına verilen elektrik akımı bedelind-en sorumlu olması kaçınılmazdır ve bu konudaki Bidayet Mahkemesi kararı doğrudur.
Nerede kaldı ki Davacı, Davalının konu işyerini üçüncü şahıslara devrettiğini ve elektrik ücretlerini 3. bir şahıstan alıp kendisine ödediğini bilebilecek veya öngörebilec-ek (foresee) pozisyonda değil idi. Bilmiş olsa idi veya Davalı Davacıya bildirmiş olsa idi en azından Fasıl 170'in 47. maddesi tahtında elektrik teminine karşılık meydana gelebilecek borçların ödeneceğine dair teminat verilmesini 3. şahıstan isteme imkanı -olabilirdi.
Fasıl 170 madde 47 tahtındaki bu önlemler şöyle sıralanmıştır:
"(1) the undertakers may, before executing the necessary work for the connecting up of any premises to the distributing mains or at any time after they have given a supply of ene-rgy in respect of any premises, by notice in writing require the owner or occupier of those premises, within seven days after the date of the service of the notice, to give to them security for the payment of all moneys which may become due to them in resp-ect of the supply, in case the owner or occupier has not already given that security, or in case any security given has become invalid or is insufficient, and in case any such owner or occupier fails to comply with the terms of the notice, the undertakers -may, if they think fıt, refuse to supply energy for the premises so long as the failure continues."
"(2). The undertakers shall pay interest at such rate as may be prescribed upon all moneys deposited with them by way of security under this section."
Dav-alının mukabil talebi, Haksız Fiiller Yasası tahtında temelsiz olmakla birlikte, Davalı, Davacı ile arasındaki bu akitten doğan ilişkisini ve taleplerini Haksız Fiiller Yasası kapsamında var olan "dikkatli olma" sorumluluğuna dayandırıyorsa idi,en azından -Davacının bu sorumluluğunun nereye dayandığını,bu sorumluluğun var olması neticesinde Davacının ihmalkarane bir şekilde bu sorumluluğunu yerine getirdiğini ve bu yüzden zarara uğradığını ve de bu zararın neler olduğunu gösteren temel veya detaylı olguları -müdafaa ve/veya mukabil talep takririne dahil etmesi gerekirdi.
Bullen & Leake & Jacobs Precedents of Pleadings kitabında 12. baskı sayfa 685(footnote)'de şöyle denmektedir:
"It is not enough for plaintiff in his Statement of claim to allege merely tha-t the defendant acted negligently and thereby caused him damage; he must also set out facts which show that the alleged negligence was a breach of a duty which the defendant owed to the plaintiff. The Statement of Claim
"ought to state the facts upon whic-h the supposed duty is founded, and the duty to the plaintiff with the breach of which the defendant is charged" (Gautret v.Egerton (1867) L.R.2 C.P. 371,per Willes J., cited with approval by Lord Alverstone C.J.in West Rand Central Mining Co.v.R. (1905) 2- K.B.391 at400).
.......................
Where the duty is founded on contract, or arises out of a relation created by bailment or retainer, the facts must be set out which created the duty."
Halbuki ne Davacının talep takririnde ne de Davalının mukabil- talep takririnde yukarıda belirtilen hususlar ve iddialar yer almamış, Davalı bu hususlara hiç temas etmemiştir. Davalı müdafaa ve mukabil talebini özetle sadece, zaman aşımına, konu binanın başkasının kirası ve kullanımı altında olduğuna, hesabın ibra ed-ilmiş olduğuna, ve yanlış hesaplamanın Davacının ihmali, veya basiretsiz müstahdemi yüzünden meydana geldiğine dayandırmıştır. Bunlar da yetersiz kalmaktadır.
Bu nedenle Bidayet Mahkemesinin mukabil talebi reddeden kararının hatalı olduğu söylenemez-.
Netice olarak, Davalının istinafında başarılı olduğu söylenemez.
Yapılan istinaf red ve iptal edilir.
İşbu istinaf masraflarını Davalı İstinaf Eden, Davacı Aleyhine İstinaf Edilene ödeyecektir.
Taner Erginel Nevvar Nolan Gön-ül Erönen
Başkan Yargıç Yargıç
14 Mart, 2003
-
13
-
Full & Egal Universal Law Academy