-D.29/88 Yargıtay/Hukıuk 63/86
(Dava No.552/82; Girne)
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: Salih S. Dayıoğlu, Celâl Karabacak, Taner Erginel
İstinaf eden: Vakıflar ve Din İşleri -Dairesi, Lefkoşa.
(Davacı)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Aziz Mehmet, Celebrity Hotel, Lâpta, Girne.
- (Davalı)
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Ali Dana
Aleyhine istinaf edilen namına: Kıvanç M. Riza.
H Ü K Ü M
Salih S. Dayıoğlu: İşbu istinaf Girne tam kadrolu Kaza M-ahkemesinin 11.10.1985 tarihinde vermiş olduğu hükümden yapılmış bulunmaktadır. Olgular özetle şöyledir:
-Bütün ilgili zamanlarda davacı (istinaf eden) Girne'de Dome Hotel diye bilinen bir hotelin idarecisi veya mutasarrıfı idi. 9 Mayıs 1977 tarihinde Lefkoşa'da aktedilen yazılı bir kira sözleşmesi ile davacı sözü edilen Dome Hotelin bir parçası sayılan "Dome- Casino"yu beş yıllığına davalıya (aleyhine istinaf edilen) icar etti. Müşterk olgualra göre kira süresi 29.10.1997'de başladı. Kira ise ilk 4 yıl 11 ay için yılda $10,000 ve ikinci beş yıllık icar süresi için taraflar arasında anlaşma olmaması halinde yıl-da $40,000 olacaktı. Bu meselede ihtilâf kira ile ilgili olmadığı cihetle daha fazla detaya inmeyi gereksiz buluruz. Sözleşmenin 4. maddesine göre davalı, ödemekle yükümlü yıllık kira miktarına ek olarak icar süresince 29.10.1977 - 29.10.1978 dönemi için e-n az 5000 ve daha sonraki dört yıllık kira süresi için yılda en az 7500 yabancı turistin Dome Hotelde gecelemesini sağlamayı, aksi takdirde her tahakkuk ettirmediği geceleme için davacıya $2 ödemeyi taahhüt etti.
Davalı 29.10.1977-29.10.1982 tarihleri ara-sındaki beş yıllık icar süresinde 35000 geceleme sağlayacağı yerde sadece 62 geceleme sağlayabilirdi. Davacıya göre geceleme hususunda davalının borcu 1979 yılında alel hesap ödenen 42000 tenzil edildikten sonra, $67,876'dır. Davacı, davalı aleyhine açtığı- bir dava ile, "Dome Casino"nun tahliyesini, bakiye kira borcunu, $67,876 geceleme ücretini, tahliye gerçekleşinceye dek ayda $3333.34 kira ve yine tahliye gerçekleşinceye dek yılda 7500 geceleme esası üzerinden $67,876'ı geceleme ücreti olarak talep etti.-
Dava tam kadrolu Kaza Mahkemesi tarafından dinlendi. Duruşma sonucu iki ayrı karar okundu. Her iki karar tahliye talebinin reddi ve kiranın 29.10.1982'den sonraki dönemdeki yıllık kiranın $40,000 olacağını öngören sözleşmenin ilgili kısmının geçersiz ol-duğu üzerinde birleştikleri için bu iki kalem üzerinde bu doğrultuda hüküm verildi. Sair hususlarda Kaza Mahkemesi Başkanı ile Yargıcı arasında fikir ve sonuç birliğine varılmadığı cihetle, dava, mevzuata uygun olarak, ispat edilememiş sayıldı ve "hüküm ve-rilmez" dendi. Aslında bu ibare yerine "sair talepler reddolunur" denmesi gerekirdi. Bunun sonucu etkilemeyen, sadece bir usul hatası olduğunu vurgularız.
Davacı yukarıda özeti verilen taleplerinin reddinden istinaf etti. İstinafın duruşmasına gelinceye -dek, taraflar arasında gecelemeler dışında, sair hususlarda anlaşma oldu. Bu durumda istinaf sadece gecelemeler ile ilgili kısım için devam ettirildi.
İlkin gecelemeler ile ilgili olarak tarafların ve İlk Mahkemenin iki yargıcının görüşlerinin ne olduğun-un saptanması gerekir.
Gecelemeler ile ilgili olarak davalının ileri sürdüğü müdafaa şöyledir: Gecelemeleri öngören sözleşmenin 4. maddesi makul değildir ve herhangi bir geçerliliği yoktur. Keza davalının bu konudaki mükellefiyetlerini yerine getirememes-ini politik gelişme, diğer bir deyimle zamanın KTFD'ne uygulanan ambargo, taşıt imkânlarının kısıtlanması, KTFD ve Türkiye'de uygulanan grevler ve Devletin davalıyı Dome Casino'yu 9 ay süre için çalıştırmaktan yasaklan-masına bağladı.
Kaza Mahkemesi Baş-kanı, müdafaa olarak ileri sürülen kumarhanenin 9 aylık yasaklanma süresi ile Türk Hava Yollarında yapılan 3 aylık grevi dikkate alarak toplam bir yıl için geceleme mükellefiyetinden davalının muaf tutulması gerektiği kanısına vardı ve bir yıllık gecelemen-in parasal karşılığı olan $15000'ı tenzil ettikten sonra davacının $52.876 almağa hak kazandığı sonucuna vardı.
Kaza Mahkemesi yargıcı ise tahakkuk ettirilmeyen her geceleme için öngörülen $2'ın cezai bir müeyyide olduğu nedeniyle geçersiz olduğu, alterna-tif olarak, bu taahhüdün, Devlet ile davalı arasında aktolunan ve Emare VII olan başka bir anlaşma hükümlerine aykırı olduğu için de geçersiz olduğu, davalının bütün çabasına rağmen KTFD'ne olan ulaşım zorlukları nedeniyle gecelemelerin davalının iradesi d-ışında tahakkuk ettirilemediği sonucuna vardı ve davacının bu kalem altındaki talebini bütünüyle reddetti.
Yukarıda özetlendiği gibi iki yargıç arasında görüş birliği hasıl olamadığından, dava, bu konuda, reddedilmiş oldu. İstinaf bu red kararından yapıl-mış bulunmaktadır.
Dosyalanan istinaf ihbarnamesi Kaza Mahkemesi Başkanının davacının gecelemeler ile ilgili talebini kısmen redden kararının ilgili bölümünden ve Kaza Mahkemesi Yargıcının kararında yer alan sebeplerden yapılmış bulunmaktadır. Biz istina-fı bir bütün olarak incelemeyi uygun gördük.
Davalı, istinafta, davanın esasen mevcut ünvanı ile ileriye gidemeyeceği çünkü dava dosyasında davacı "Vakıflar ve Din İşleri Dairesi" olarak gözüktüğü halde dava konusu sözleşmede kiralayan "Evkaf Dairesi" ol-arak gözüktüğünü ileri sürü. Ünvana yapılan itiraz müdafaa ve mukabil talep takririnde de yer aldığı bir gerçek olmakla beraber davanın duruşması esnasında bu konu üzerinde davalı tarafından durulmadığı görülmektedir. Zabıtların 106. sayfasında davalı avuk-atının son hitabesinde de bu konuya hiç değinmediği için İlk Mahkeme de haliyle, bu hususun inceleyip bu konuda bir karar verme gereğini de duymadı. Bu durumda bu noktanın davalı tarafından terkedildiği sonucuna varılmalıdır.
Bir olgu olarak davalının -beş yılda 35000 yabancı turist gecelemeyi taahhüt ettiğini ancak sadece 62 geceleme sağlayabildiğin, taraflar arasında ihtilâfsız bir olgudur. Başka bir ihtilâfsız olgu da davalının davacıya 1979 yılında gerçekleştiremediği gecelemeler için $2000 ödediğidi-r.
Gecelemeler ile ilgili madde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 4. maddesidir. Bu madde aynen şöyledir:
"4. As a further consideration of the lease of the above-mentioned hall, the lessee undertakes to secure for the Dome Hotel a minimum of 500-0 (five thousand) foreign (non-Turkish) tourists bed-nights for the 1st year and 7500 (seven thousand and five hundret) bed-nights for the second year and subsequent years of the duration of the agreement. In case of failure by the lessee to secure the num-ber of bed-nights as above, the lessee undertakes topay $2.- (two US dollars) to the lessor for each missing bed-nights."
Görülüyor ki davalı uyuşulmuş kira bedelinie ek olarak alıntısı yapılan 4. maddede belirlenen sayıda Dome Hotel'e yabancı turist ge-tirmeyi, bunu tahakkuk ettirememesi halinde ise her yabancı turist gecelemesi için davacıya $2 ödemeyi taahhüt ederek mükellefiyet altına girmişti. Davalı bu mükellefiyetinden ancak sözleşmenin 17. maddesi uyarınca kurtulabilir. Bu madde ise tabii afet" ol-arak tercüme edebileceğimiz "Act of god" ve savaş hali durumlarını öngörmektedir. Davalının bu konudaki savının özetini yukarıda vermiştik. Bunların hiçbiri "tabii afet" veya "savaş hali durumu" ibareleri kapsamında mütalâa edilemez. Değişik bir ifade biçi-miyle, ilgili tarihlerde zamanın KTFD'ne uygulanan ambargo, Türk Hava Yollarındaki grev, davalının kumarhane işletme hakkının iptali, benzeri bir mükellefiyetin davalının Devlet ile aktettiği başka bir mukavele şartları gereğince de var olması birer afet v-eya savaş hali olmayıp davalıyı "geceleme" taahhüdünden azade kılmaya yeterli değildir. Dolayısıyle taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından ihlâl edilmiş olduğu sonucuna varmak gerekir.
Şimdi, davalı tarafından ödenmesi gereken miktarın tezekkü-rü kalır. Taraflar bu husustaki ihtlilâfın Fasıl 149 m.74(1) hükümleri ışığında mütalâa edimesi gerektiği hususunda görüş birliği içindedirler. Fasıl 149 m.74(1) aynen şöyeldir:
"74.(1) When a contract has been broken, if a sum is named in the contract a-s the amount to be paid in case of such breach, or if the conrtact contains any other stipulation by way of penalty, the party complaining of the breach is entitled, whether or not actual damage or loss is proved to have been caused thereby, to receive fro-m the party who has broken the contract reasonable compensation not exceeding the amount so named or, as the case may be, the penalty stipulated for.
A stipulation for increased interest from the date of default may be a stipulation by way of penalty."
-Alıntısı yapılan maddenin içeriğinden de görülebileeği gibi bu maddeye aykırı hareket edilmesi halinde akitte belirlenen miktarı aşmamak koşuluyla mahkeme masum taraf lehine makul tazminata hükmedebilir.
Davacı 74(1) maddesine "gerçek zarar veya kayıp i-spat edilsin veya edilmesin" ibaresinin varlığından hareketle zarar ziyanı ispat etme yükümlülüğünde olmadığını ve dolayısıyle belirlenen miktara hak kazandığını iddia ederken, davalı taraf aynı maddenin içeriğinde "makul tazminat" öngörüldüğü cihetle "mak-ul" sayılacak miktarın ispat edilemesi gerektiğini iddia etmektedir. Bu konuda içtihat kararlarımız mevcuttur.
Christodoulos Nicola Tseriotis v. Chryssi Chiristodoulou and another C.L.R. Vol. XIX s.216 davasında Mahkeme, Akitler Yasasının 74(1) maddesi i-le ilgili olarak şunları söyledi:
"The next question is whether this sum of £200 is liquidated damages which the prties have assessed for whether it is in the nature of a penalty. Whether or not the Court has to decide this question depends on the interp-retatin that we give to section 74 of the Contract Law. We have been referred to the corresponding section 74 of the Indian Contract Law. After a persual of the notes to this section contained in Pollocka nd Mulla, Indian Contract Acts, 6th Edition, we hav-e come to the conclusion that before the amendment it was clearly the inetntion of the legislature to do away with the distinction between penalty and liquidated damages, so that whenever a sum is named in contract as the amount to be paid in case of a bre-ach, the Court in every such case must award such sum as t considers reasonable compensation not exceeding the amount so named. It has been argued in this appeal that the insertion of the words "if the contract contains any other stipulation by way of pena-lty" restored this distinction between liquidated damages and penalty by an amendment in 1899. However, it appears that the object of the ammendment in 1899 was to enable the Court to treat certain terms contained in bonds and moneylending transactions as- penaltiesd which but for the amendment would not be within section 74; for example, if such a contract provided for the rate of interset to be increased as from the ate of a default under the conract, that (after the amendment of section 74) could be trea-ted as a penalty whereas before the amendment it could not. When one views the amendment of 1899 in this light, it is, in our view, clear that the original inetntion of the legislature to do away with the distinction between a panalty and liquidated damage-s where there is as sum named in case of breach, still remains. Since then we are of opinion that this sum of £200 metioned in the agreement between the parties is not an alternative agreement but is intended to be a sum named in the contract as an amount -to be paid in the case of breach, we cconsider that the Court is at liberty to grant such sum by way of compensation as is reasonable, not exceeding £200."
Yine Eleni Panayitou Iordanou v. Polycarpos Neofytou Anyftos C.L.R. vol. 24 s.97 sayfa 104'te konu- betekrar gündeme geldi. Bu hususta Mahkeme şunları söyledi:
"It is clear from the wording of the section itself that whether the sums stipulated are in the nature of a genuine pre-estimate of damages or in the nature of penalty that makes no difference -as to the discreation of the Judge to awars as rasonable compensation to the party entitled thereto a sum not exceeding the amount stipulated. No doubt when the amount named in the contract is in the nature of pre-estimated damages, that will carry weight -with the Judge in fixing rhe amount of damages but in eşther case o Court is precluded from awarding damages beyond and in excess of the amount named in the contract. There might be other distinct causes of allowing damages in a transaction but the present- case is clearly one of estimated damages for the breach of certain contracts in which the amount has been fixed."
Akitler Yasamız Hindistan Akitler Yasasının hemen hemen aynısıdır. Özellikle 74. madde her iki Yasada aynıdır.
Pollock and Mulla'nın India-n Contract and Sepcific Relief Acts 9. baskı sayfa 601 ve 602'de zararın veya kaybın ispatı hususunda şunlara yer verildi:
"In every case of breach of contract the prson aggrievede by the breach is not required to prove actual loss or damage suffered befo-re claiming a decree and the court is competent to award reasonble compendation in case of breach even if no actual damage is proved to have been suffered in consequence of the breach of contract. When the section says that an aggriverd party is entitled t-o compensation whether actual damage is proved to have been suffered in consequence of the breach of contract. When the section whether actual damage is proved to have been caused by the breach or not, it merely dispenes with the proof of "actual loss or d-amage". It does not justıfy the award of compensation whether a legal injury has resulted inc onsequence of the breach or not, bcause compensation is awarded to make the loss of damage which naturally arose in the usual course of things, or which the parti-es knew when they made the contract, to be likely to result from the brach.
There are some contracts in which it wopuld be impossible for the Courts to assess damages, while in other contracts damages can be calculated ina ccrodance with well established- rules. Where the Court is unable to assess damages, the sum named by the parties if it is a genuine pre-estimate of damages may be taken into consideration as the measure of reasonable compehsation, but not if the sum named is in the nature of a penalty. -That sum is not conclusive in allc ircumstances and in all cases. But where damages can be calculated, it is incumbent upon the party claimin damages to prove it. Compensation for the delay caused in the completion of the work under a work contract will no-t be awarded in the absence of evidence to show that any loss was suffered consequent upon the delay."
Bütün bu alıntılardan Fasıl 149'un 74(1) maddesini şöyle özetlemek mümkündür. Taraflar, arasında aktettikleri bir sözleşmeye uyulmaması halinde, uymaya-n tarafın diğer tarafa ödeyeceği bir miktarı zarar ziyan veya ceza olarak belirleyebilirler. Mahkeme bu miktarı aşmayacak şekilde masum taraf lehine gerçek zararı olsun veya olmasın, tazminata hükmedebilir. Bu belirlenen miktarların tümü genelde, verilmesi- halinde bunun aşırı ve gayri vicdani olacağı sonucunu yaratmadığı sürece verilebilmektedir. Bu hususta Pollock & Mulla'nın yukarıda belirtilen eserinin 577. sayfasında serdedilen görüşü aktarmakta yarar görürüz.
"The nearest approximation to a general t-est yet arrived at is that so called liquidated damges will not be recoverable or unconscionable, a hving regard to the circumstances of the particular case."
Öte yandan belirlenen miktar, tazminatın önceden taraflarca saptamaya yönelik bir işlem ise, a-şırı ve gayrı vicdani kriterlerin yokluğunda, bu miktara hükmedilebilir.
Önümüzdeki meselede taraflar arasında aktedilen sözleşmede davalının taahhüt ettiği yabancı turist gelemeleri için yüklendiği mükellefiyetinin önemli olduğu kadar, sözleşmenin akted-ilmesinde ve özellikle kararın saptanmasında önemli bir husus olduğuna şüphe yoktur. Böyle bir taahhüt yokluğunda sözleşme sağlanmaması halinde öngörlen $2'ın ise "aşırı" veya "gayrı vicdani" olduğunu söylemeğe imkân yoktur. Bu nedenlerle davalının talep e-ttiği gibi $67,876'a hak kazandığına şüphe yoktur. İlk Mahkeme Yargıçlarının aksine bir sonuca varmakla veya daha az bir miktarın verilmesi gerektiği görüşünü savunmakla hata ettiği inancındayız.
Son olarak davalı aleyhine verilecek hüküm şekli kalır. Dav-alıya göre mevcut olgular ışığında aleyhine verilmesi olası hüküm, ihlâlin yapıldığı tarihteki resmi kur dikkate alınabilir ve Türk Lirasına çevrilmek sureti ile Türk Lirası olarak verilebilir. Davalıya göre bu meselde bu da yapılamaz çünkü ihlâl tarihleri- ile ilgili zamanlarda Türk Lirasının Amerikan Doları karşısında resmi değeri hususunda talep takririnde yeterince iddia yoktur.
Davacıya göre ise yabancı para ile hüküm verilebileceği davalının iddiasının aksine böyle bir hüküm doların, ihlâl tarihinde -Türk Lirasına çevrilmek sureti ile verilmesine gerek yoktur.
1960'ta hükme bağlanan Havana Railways olarak bilinen Re United Railways of the Havana and Regla Werehouses Ltd. 1960 2 AER s.332'deki içtihat kararından açıklıkla görülebileceği gibi İngiltere- Mahkemelerinde verilen hüküm o tarihe kadar sterlin olarak ifade edilirdi.
Geçmişte Kıbrıs'ta az da olsa yabancı para ile ifade edilen hükümlerin verildiği vakidir. Nitekim Yargıtay/Hukuk 4/79 sayılı içtihat kararında sayfa 5'te bu tür hükümlerin verile-bileceği hükme bağlanmıştır. Sözü edilen içtihat kararında hüküm "sterlin veya bunu ödeme tarihinde Ticaret Bakanlığının fiyat tesbitinde uyguladığı piyasa kuru karşılığı Türk Lirası.." şeklinde verilmiştir.
Özellikle Milliangos v. George Frank (Textiles-) Ltd. 1975 3 AER p.801 davasında artık yabancı para ile ifade edilen hükümlerin de İngiltere'de verilebileceği kesin olarak hükme bağlanmış bulunmaktdır. Sözü edilen hükmün özet kısmı aynen şöyledir:
"Held (Lord Simon of Glaisdale dissenting) - Where a -plaintiff brough an action for a sum of money due under a contract he was entitled to claim and obtain judgment for the amount of the debt expressed in the currency of a foreign country if the proper law of the contract was the contract was the law of that- country and the money of account and payment was that of the same country. If it was necessary to enforce the judgement that amount was to be converted into sterling at the date when leave was given to enforce the judgment. It followed that the plaintiff- was entitled to an order that the defendants should pay him sum due in Swiss francs or the sterling equivalent at the time when leave was given to enforce the judgment."
Yukarıdan çıkarılan hukuksal sonuç daha sonra birçok içtihat kararında takip edildi-. Gör: Jugoslavenska Oceanska Plovidba v. Castle Investment Co. Ins., 1973 3AER p.489, ve Services Europe Atlantique Sud (SEAS) v Stockholms Rederiaktiebolag SVEA; The Folias 1979 1 AER 421.
Bizi bağlamamakla birlikte yasal durumun Rum yönetiminde de ay-nı olduğu gözükmektedir. Gör: J.Y.A Lamaignere v. Selene Shipping Agencies Ltd. (1982) 1 C.L.R. 227, Kouloumbis and Other v. The Ship " Maria" etc. 1984 1 C.L.R. 285.
Geriye son bir soru kalır o da dolar olarak verilebilecek bir hükmün hangi tarihte Türk- Lirasına çevrilmek suretiyle Türk Lirası ile ifa edilebileceğidir. Haksız fiiller sahasında görülen zarar yabancı bir paranın sarf edilmesi ile giderilmişse "restitutio in integrum" prensibinin uygulanması ile sarfedilen yabancı paranın yerini alacak biç-imde hükmün yabancı para ile ifade edilmesi ve İngilter'deki uygulamaya göre hüküm verildiği tarihte yabancı paranın karşılığı olan sterlin ne ise o miktar için hüküm verilmesi gereklidir. Restitutio in integrum prensibi ise Halsbury's Laws of England 3rd.- Ed. Vol. 11 sayfa 233'de şöyle tanımlanmaktadır:
"400. Restitutio in integrum. The fundamental principle by which the course are guided in awarding damages is restitutio in integrum (s). By this is meant that the law will endeavour, so far as money can d-o it, to place the injured person in the same situation as if the contract had been performed (t), or in the position he occupied before the occurrance of the tortu (u) which adversely affects him. The principle applies equally to breaches of contracts as- it does to terots (a)."
Yukarıdaki alıntıdan hareketle davalı gecelemeleri gereçekleştirmeyince sözleşme altındaki parasal vecibesini yerine getirmiş olsaydı davacıya zamanında her geceleme için $2 veya zamanında bunun muadili Türk Lirası ödeyecekti. Di-ğer bir ifade ile davacının o zaman eline ya $2 veya $2'ı satın alacak Türk Lirası geçecekti. Demek ki davacının kaybı her zaman için $2 veya bunun muadili Türk Lirasıdır. O halde restitutio in integrum ilkesinin uygulanması ile davacının gerçek zararının -tazmini için tahahhuk etmeyen her geceleme için iki Amerikan doları veya bunun ödenme tarihindeki karşılığı olarak Türk Lirası ödenmesi gerekir.
Restitutio in itegrum ilkesi mağduru koruyan bir ilke olduğu gibi akit ihlâllerinde, ihlâle sebebiyet veren t-arafa prim veren bir ilke değildir. 1980 tarihinden sonra Türk Lirasının Amerikan Doları ile sair önemli yabancı paralar karşısında hemen hemen her gün değer yitirdiğini bir adli ihbar olarak almamızda hiçbir sakınca yoktur.
Davalının iddiası kabul edil-irse, verilecek hüküm şu kadar Amerikan doları veya ihlâl tarihinde karşılığı olan şu kadar Türk Lirası şeklinde olması gerekir. Bunun bu şekilde olması halinde Türk Lirasının zaman süreci içinde yitireceği değer kaybından ihlâlden sorumlu kusurlu tarafın -kazançlı, masum tarafın da hayli zararlı çıkması demek olacaktır ki bunun restitutio in integrum prensibi ile taban tabana zıt olacağı aşikârdır.
Yasalara aykırı olmadığı sürece tarafların, sözleşmelerine sadakat göstermeleri ve vecibelerini yerine getir-meleri akitler hukukunun esas temelidir. Öte yandan davalının gecelemeleri gerçekleştirmemesi halinde davacının zarar ziyanını Amerikan Doları olarak ödemeği deruhte ettiği aşikârdır. Bu gibi provizyon olmamış olsaydı davacı büyük bir ihtimalle söz konusu -yeri davalıya icar etmeyecek veya bir takım başka koşullar koyacaktı.
Kanaatimizce sözleşmeyi ihlâl eden davalının yine sözleşme uyarınca ödemeği taahhüt ettiği tazminatı da yine taahhüdü uyarınca Amerikan Doları olarak ödemesi veya Amerikan Doları olara-k ödeyememesi halinde bunu, ödemeyi gereçekleştireceği tarihteki resmi kur karşılığı Türk Lirası olarak ödemesi gerekir.
Sonuç olarak istinaf kabul edilir ve davacı lehine ve davalı aleyhine $67.876 veya ödeme tarihinde bunun karşılığı olan ve ödeme günü-ne en yakın tarihli Resmi Gazetede belirlenen resmi kur üzerinden hesaplanacak Türk Lirası için hüküm verilir. Gerek İlk Mahkeme ve gerekse istinaf masrafları davalı tarafından ödenecektir.
(Salih S. Dayıoğlu) (Celâl Karabacak) - (Taner Erginel)
Yargıç Yargıç Yargıç
24 Haziran 1988
-
-
10
-
Full & Egal Universal Law Academy