-D.13/97 Yargıtay/Hukuk 63/97
(Dava No: 561/97; Girne)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.
Mahkeme Heyeti: Taner Erginel,Metin A. Hakkı, Nevvar Nolan.
İstinaf eden: Tayfun Denizcilik Şti.Ltd.,Lefk-oşa
ile -
Aleyhine istinaf edilen: Halil Sabbar, Girne
A r a s ı n d a.
Girne Kaza Mahkemesinin 561/97 sayılı davada 8.7.1997 tarihinde verdiği karara (Talât D. Refiker Kaza Mahkemesi Başkanı) karşı Davacı ta-rafından yapılan istinaftır.
İstinaf eden namına: Avukat Ali Dana
Aleyhine istinaf edilen namına: Avukat Mithat Berberoğlu ve Avukat Sadi Çelebi.
----------------------
H Ü K Ü M
Taner Erginel : Müstedi (Davacı,İstinafeden) tek taraflı
bir istida- ile İlk Mahkemeden ara emri talep etmiş ve bu
talebin reddi üzerine önümüzdeki istinafı dosyalamıştır.
Bir Limited Şirket olan Davacı,, Girne Kaza
Mahkemesinde açtıği davada, 24 Kordonboyu Caddesinde bulunan dükkânın kiracısı olduğunu öne sürdü ve diğe-r taleplerinin yanısıra kira sözleşmesinin devam ettiğine ilişkin Mahkeme ilâmı ve Davalının dükkâna müdahale
etmemesi için Mahkeme emri talep etti.
Davacı, açtığı davayla birlikte bir de ara emri
istidası dosyaladı ve dava sonuçlanıncaya kadar D-avalının
dükkâna müdahale etmemesi için ara emri talep etti.
İstidaya ekli yemin varakasında Müstedi özetle Davacı Şirketin 19.11.1976 tarihli bir icar mukavelesi ile söz konusu dükkânı Maliye Bakanlığından kiraladığını,
Davalının İskân Bakanlığını yanı-ltarak ve yanlış bilgilendirerek dükkânın yarı hissesinin koçanını almayı başardığını, ancak daha sonra yapılan şikâyet üzerine
İskân Bakanlığının hatayı düzelterek Davalıya verilen
koçanı feshettiğini, bu fesih üzerine Davalının Yüksek
İdare Mahkemesin-de YİM 106/94 sayılı başvuruyu dosyaladığını, Yüksek İdare Mahkemesinin bu başvuruda sorunun özüne değinmeden teknik bir nedenle, yani
Davalıya önceden haber verilmediği nedeniyle fesih
kararının geçersiz olduğuna karar verdiğini belirtti. Yeminnamede ay-rıca Davalının söz konusu dükkânı hiçbir
zaman tasarrufunda bulundurmadığı, Davacı dükkânın
kiracısı olduğuna göre Davalının dükkâna müdahale etmeye hakkı olmadığı öne sürüldü. Tek taraflı yapılmış olan istidayı ele alan İlk Mahkeme yargıcı şöyle dedi.
"-istida ve ekli yemin varakası ile emare 1 ve 2'deki anlaŞmalar tarafımdan incelendi. İstidanın a.ve b paragraflarına konu olup da, ara emri verilmesi talep edilen dükkan, istidaya ekli yemin varakasının 2. paragrafına göre davacı şirketin icarında bulunduğ-u, yemin varakasının 3. paragrafına göre ise de söz konusu malda dâvalı/Müstedaaleyhin yarı hisseye havi koçanı bulunduğu görülmektedir.
Bu şartlar altında istidanın a ve b paragraflarında talep edilen emir?erin tek taraflı olarak verilmesinin uygun ve adi-l olmayacağı kanısına varmış olduğum cihetle istida reâ ve iptal olunur."
Davacı bu karara karşı önümüzdeki istinafı
dosyalamış bulunmaktadır. İstinaf ihbarnamesinde İ1k
Mahkemenin yeminnamedeki iddiaları yanlış
değerlendirdiği, tek taraflı ara emri- verme konusundaki
prensipleri yanlış uyguladığı ve Davalının dükkânın yarı
hissesine sahip olması gerçeğine gereğinden fazla önem
verdiği öne sürülmektedir.
İstinafta Mahkemeye hitab eden İstinafeden avukatı YİM 106/94 sayılı davada verilen karardan a-lıntılar yaptı ve Davalının dükkâna hiçbir zaman tasarruf etmediği ve Davacı şirketin kira sözleŞmesinin halen devam ettiği
konusunda Yüksek İdare Mahkemesinin bulgusu olduğunu
söyledi. İstinafedilen avukatı ise aynı kararda Davacı
Şirketin dükkâna tasar-ruf etmediği ve bu nedenle meşru
menfaatı bulunmadığı konusunda çoğunluk kararı olduğunu
söyledi.
Avukatların argümanlarından ve ara emri istidasına ekli yeminnameden anlaŞıldığına göre taraflar arasında sözkonusu dükkânla ilgili yıllar süren tartışmala-r olmuş ve birden fazla Mahkeme kararı verilmiştir. Yüksek İdare Mahkemesinin YİM 106/94 sayılı başvuruda dükkâna ilişkin kira sözleşmesi konusunda Müstedi lehine, tasarruf konusunda ise hem Müstedi hem de Müstedaaleyh aleyhine bulguları vardır. Daha da il-ginci açılmış olan davaya
göz attığımız zaman,aynı konuların İlk Mahkemede tekrar tartışılacaklarını görmemizdir. Böyle bir tablo
karşısında İlk Mahkemenin ihtiyatlı davranması ve tek taraflı ara emri verme yönüne gitmemesi yerinde bir davranış olmuştu. -Ancak istidayı reddetmeyip karşı
tarafa tebliğ ettirmesi ve karŞı tarafın görüşünü
aldıktan sonra statükoyu koruyan bir karar vermeye
çalışması daha uygun olacaktı.
Müstedinin ara emri istidası İlk Mahkeme tarafından reddolunduktan sonra Müstedi- red kararına karşı
önümüzdeki istinafı dosyaladı. Ayrıca İlk Mahkemeye
dosyaladığı istidanın bir benzerini Yüksek Mahkemeye dosyalayarak istinaf dinleninceye kadar geçerli olacak bir ara emri talep etti. Bu istida Yargıtayın tek
yargıcı tarafından dinl-enmek üzere önüme geldi. Dolayısıyle İ1k Mahkeme yargıcının karşılaştığı sorunların benzeri istinaf dinlenmeden önce Yargıtayda da
yaşanmış oldu.
Bir ara emri istidasında karar veriken ara emirlerinin amacını hatırda tutmak gerekir. Ara emirlerinin amacı -dava açıldıktan sonra taraflardan birinin statükoyu değiŞtirmesini önlemektir. Mahkeme, ara emri verirken taraflardan birinin davanın sonucunu etkileyecek ve davayı anlamsız hale getirecek
hareketlerde bulunmasını önlemeye çalışmalıdır. Burada ilk sormamız- gereken soru statükonun ne olduğudur. YİM 106/94 sayılı kararı incelediğimiz zaman istida konusu dükkânın yarı hissesinin Müstedaaleyhe ait olduğunu görürüz. Müstedinin ise dükkânın kiracısı olduğunu gösteren bir kira sözleŞmesi bulunmaktadır ve bu kira s-özleşmesi henüz sona erdirilmiŞ değildir. Dükkânın tasarrufu konusuna gelince karara göre dükkânın tasarrufu ne Müstedide ne de Mûstedaaleyhde değildir. Gerçi dükkânın Müstedinin.tasarrufunda olmadığını vurgulayan çoğunluk kararıdır. Ancak geçerli olan bu -karar olduğuna göre dükkânın Müstedinin tasarrufunda olmadığını kabul ederek konuyu değerlendirmemiz gerekir. Dükkânla ilgili
olgular bizi statüko konusunun net olmadığı ve yoruma muhtaç olduğu sonucuna götürmektedir. Gerek sözleşmenin geçerliliği gerek-se tasarruf konusu ara emri
istidalarında tartışma konusu olduğu gibi, açılmı olan davada da tartıma konusu olacaktır. Şu halde dükkânı taraflardan birinin tasarrufuna vermenin dinlenecek olan davayı etkilemesi ve davaya gölge düşürmesi sözkonusudur. Dolay-ısıyle iki tarafın da dükkâna girmesini önlemek,
yani dava sonuçlanıncaya kadar dükkânı boş tutmak uygun bir çözüm yolu olarak akla gelmektedir. Ancak bir ara
emri istidasında Mahkeme alınacak önlemlerin taraflara ekonomik zarar vermemesi için de dikkatl-i olmalıdır.
Zarar vermek kaçınılmazsa Mahkemenin bu zararı asgari düzeye indirmeye çalışması gerekir. Bu nedenlerle istida önüme gelince istinaf dinleninceye kadar dükkânı boş tutmanın neden olabileceği zararı değerlendirme yönüne gittim. Dükkânı boŞ tut-manın taraflara önemli bir zarar vermeyeceğini veya tarafların bu zararı önemsemediğini anladıktan sonra taraflara dükkânın boŞ kalması yönünde öneride bulundum. Önerinin her iki tarafça kabul
edilmesi üzerine istinaf dinleninceye kadar dükkânın boş kalma-sı ve her iki tarafın da dükkâna girmemesi için ara emri verdim.
İstinafta, aldığım bu önlemin yerinde olduğu ortaya çıktı veya daha da belirgin hale geldi. Tarafların argümanlarını ve geçmiŞ YİM l06/94 sayılı kararı incelediğimiz zaman statüko konusunun- karmaşık ve yoruma muhtaç olduğunu görürüz. Ayrıca açılmış olan davada tarafların aynı konuları tekrar tartışacakları anlaşılmaktadır. Müstedinin talep ettiği ara emrini vermek YİM kararına göre dükkâna tasarruf etmeyen ve hiç bir zaman etmemiş olan bir Ş-irkete ara emriyle tasarrufu
vermek anlamına gelecektir ki bu doğru değildir. Müstediye tasarrufu ara emriyle verdikten sonra dinlenecek olan davanın bir anlamı kalmayacaktır veya dava büyük ölçüde ara emrinden etkelenecektir. Bu nedenlerle, yani statüko-yu değiştirmemek, dinlenecek olan davayı etkilememek veya verilecek karara gölge düşürmemek için verilmiş olan emri devam ettirmenin uygun olduğu görüşündeyim.
Sonuç olarak istinafın kabul edilmesi ve İlk Mahkemede devam eden dava sonuçlanıncaya değin iht-ilâf konusu dükkâna her iki tarafın da müdahale etmemesi ve dükkânın boş tutulması için ara ermi verilmesi gerektiği kanısındayım.
Metin A. Hakkı: Sayın Yargıç Taner Erginel'in az önce okuduğu kararı önceden okuma fırsatı bulmuştum.
Kararında ortaya koyd-uğu genel prensip ile, yani bir davada gerektiği hallerde ara emri müessesesinin çalıştırılıp status quo'nun korunması gerektiği prensibi ile hemfikir olmakla beraber bu meselenin kendine has
özel olguları muvacehesinde Taner bey'in sözü edilen prensibi u-ygulayarak vardığı sonuca
katılmamaktayım.
Meselenin kökeninde yatan kaçınılmaz esas olgular
şöyledir:
Müstedi/İstinaf eden ihtilâf konusu dükkânı 1976 yılında o zamanki kâmilen mal sahibi olan Devletten icar etmiştir. Sözü edilen kira mukavelesi halen -devam etmektedir veya fesholunduğuna dair önümüzde hiçbir şahadet yoktur. Müstedinin kira mukavelesi devam
ederken, Devlet ilgili dükkânın takriben yarı hissesinin mülkiyetini bir üçüncü kişiye vermiştir. Bu üçüncü kişi, dükkânın yarı hissesinin mü-lkiyetine sığınarak gayrıyasal yollardan dükkânın tahliyesini sağlamaya veya Müstedinin
halen kuntretli kiracısı olduğu dükkâna girmesini engellemeye çalıŞmaktadır. Kâmilen bir gayrimenkulün
mal sahibi olmayan bir kişinin yasal yollardan ilgili gayrimenku-lün tahliyesini talep edip edemeyeceği henüz tartışma konusu iken (Bak: Hukuk İstinaf 24/72) yarı hisseli mal sahibine dükkânın ara emri ile tahliyesini
neticede sağlama sonucunu doğuracak olan Taner Bey'in kararı kanımca doğru bir netice
doğurmamaktadır. -Hakkını aramak için Mahkemeye gelen bir kiracıya Mahkeme neticede dava sonuçlanıncaya kadar
dükkân boş kalsın ne sen gir ne de yarı hissenin ma1
sahibi demek istemektedir. Bu noktadan ayrılmazdan önce
şunu da vurgulamak isterim ki ilgili dükkânın halen
b-ildiğimiz kadarı ile diğer yarı hisse sahibi olan
Devletin görüşünün ne olduğu dahi Mahkememizce bu an
bilinmemektedir. Onun görüşü de alınmadan Müstedi
aleyhine karar verilmesi kanımca uygun değildir.
Netice olarak Müstediye talep ettiği ara emrinin- verilmesi, istida ile emrin birer suretlerinin Müstedaaleyhe ve İskân Bakanlığına tebliğ ettirilmesi gerektiği görüŞündeyim. Kaza Mahkemesi verilen bu ara
emri için erken bir returnable günü tesbit edip taraflara
bildirecek ve davaları dinledikten sonra -işbu ara emrini ya dava sonuna dek kesinleştirecek veya yürürlükten kaldıracaktır. Bu meyanda Müstedi Fasıl 6 madde 9 hükümleri uyarınca 100 milyon TL'1ik bir teminat senedini
imzalayıp Mahkemeye dosyalamaya emrolunması görüşündeyim.
Dosyanın geri Alt- Mahkemeye esas dava süratle
görüşülmek üzere iade edilmesi gerektiği görüşündeyim.
Nevvar Nolan : Sayın Yargıç Metin A. Hakkı'nın kararına
katılırım.
Mahkeme. Sonuç olarak Taner Erginel'in karşı oyu ve oy çokluğu ile istinaf kabul edilir. Müstedinin i-şbu emir nedeniyle Müstedaaleyhe haksız verebileceği bir zararı tazmin için 100,000,000.-TL'lik teminat senedi imzalaması koşulu ile Müstedaaleyhin Müstedinin Girne'de 24 Kordonboyu Caddesindeki dükkâna girişine ve dükkânı kullanmasına engel olmamasına emi-r verilir. Araemri istidasına returnable günü verilmesi için dosya Kaza Mahkemesine iade edilir. Kendine özel olguları ışığında davanın esasının mümkün olan en erken bir zamanda
dinlenip sonuçlandırılması Kaza Mahkemesine tavsiye edilir. İstinaf masrafla-rı için herhangi bir emir verilmez.
Taner Erginel Metin A. Hakkı Nevvar Nolan
Yargıç Yargıç Yargıç
21 Kasım l997
-1
7
-
Full & Egal Universal Law Academy