-D.4/84 Birleştirilmiş
Yargıtay/Hukuk 63/83 ve 64/83
Yüksek Mahkeme Huzurunda.
Mahkeme Heyeti: N. Ergin Salâhi, Niyazi F. Korkut, Aziz Altay.
Yargıtay/Hukuk 63/83
(Dava No.922/81; -Lefkoşa)
İstinaf eden: Yusuf Salih Peksöz, Aşağı Bostancı
(Davalı)
-ile-
Aleyhine istinaf edilen: Fehime Soyalan merhum Atay Mustafa Soyalan Terekesi
Tereken İdare Memuru sıfatıyle, G-üzelyurt.
(Davacı)
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Zek-i Bayram
Aleyhine istinaf edilen namına: Ergin Ulunay.
Yargıtay/Hukuk 64/83
(Dava No. 922/81;Lefkoşa)
İstinaf eden: Yusuf Salih Peksöz, Aşağı Bostancı
(Davalı)
-ile-
Aleyhine istinaf e-dilen: 1. Fehime Soyalan merhum Atay Mustafa Soyalan
Terekesi Tereke İdare Memuru sıfatıyle, Güzelyurt.
2. Mustafa Soyalan.
(Davacı)
- A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Zeki Bayram
Aleyhine istinaf edilen namına: Ergin Ulunay.
H Ü K Ü M
N. Ergin Salâhi: 63/83 sayılı istinafta davacı, müstenifler Lefkoşa Kaza Mahkemesinde açış oldukları 922/81 sayılı -bir dava ile 29.7.1980 tarihinde Güzelyurt'ta meydana gelen bir trafik kazasında Atay Mustafa Soyalan isimli 8 yaşında bir çocuğun ağır surette yaralandığını ve ertesigün 30.7.1980 tarihinde aldığı bu yaralar neticesi, göğüs boşluğu kanamsına bağlı oalrak -hastahanede öldüğünü ileri sürerek varisleri ve tereke memurları sıffatı ile bir dava ikame ederek özel ve genel tazminat talep etmişlerdir. Davanın duruşmasında tarafların muvafakatı ile davacının özel zarar ziyanı 10,000TL. davalının kazada kusuru ise &7-0 olarak kararlaştırılmış ve hayat bekleme kaybı (loss of expecctaion of life) için genel zarar ziyan talebi hususunda duruşmaya devam edilmiştir. Ancak davalı avukatı duruşma başlamazdan önce merhumun ölümümden itibaren 12 ay zarfında dava açılmadığı ned-enine bağlı olarak davanın müruru zamana uğradığını ileri sürmüş ve ilkin bu konunun karara bağlanmasınını talep etmiştir. Neticede ilk mahkeme tarafları bu ön itiraz üzerinde dinledikten sonra, konunun Fsıl 148 Haksız Fiiller Yasasının 58. maddesi kapsamı-nda mütalâa edilemeyeceği ve Fasıl 189'un 34. maddesi uyarınca mütalâa edilebileceğini, bu nedenle bir senelik dava açma süresinin bu meseleye teşmil edilemeyeceği kararına varmıştır.
63/83 sayılı istinaf bu karardan yapılmış bulunmakta olup aşağıda göst-erilen üç istinaf sebebini içermektedir.
"1. Muhterem Bidayet Mahkemesi zaman aşımı ile ilgili yapılan itirazı kabuletmeyip reddetmekle hataya düşmüştür.
2. Muhterem Bidayet Mahkemesi Fasıl 189'un 34'üncü maddesi ile Fasıl 148'in 48'inci maddesini yoru-mlarken hataya düşmüş ve istinaf konusu davanın ve/veya konusunun Fasıl 189 madde 34''n kapsamına girdiğine hükmetmekle hata etmiştir.
Muhterem Bidayet Mahkemesi Fasıl 148 madde 58 ve/veya madde 58'ı yanlış ve/veya hatalı yorumlayarak hatalı karar vermişt-ir."
63/83 sayılı istinaf konusu edilen ara karar verildikten sonra davayı dinleyen ilk mahkeme tarafların daha evvel mutabakata vardıkları hususları da dikkate alarak hayat bekleme kaybını (loss of expectation of life) 400,000TL olarak tesbit etmiş, evv-elce tesbit edilen 10,000TL zarar ziyanı da ekledikten sonra ölen kişinin %30 oranında kazaya olan katkısını da kaale alarak davacılar lehine, daalı aleyhine 287,000TL için hüküm vermiştir. 64/83 sayılı istinaf bu karardan yapılmakta olup 3 istinaf sebebi -içermekle beraber istinaf sebepleri bir başlık altında özetlenebilir. Şöyle ki:
İlk Mmahkemenin tüm mesuliyet esası üzerinden, ölen şahsın yaşı da nazarı itibara alındığında, davacılar lehine takdir ettiği 400,000TL hayat bekleme kaybı (los of expectatio-n of life) alenen fahiştir. Ayrıca evvelce verilen içtihat kararları ışığında bu gibi başlıklara verilmesi öngörülen 500KL'lık sterling olarak değerlendirilip geçerli kurdan bir miktar tesbit edilmesi gerektiği halde ilk mahkeme geçerli hiç bir esasa dayan-madan 400,000TL tesbit etmekle hataya düşmüştür.
Birleştirilmiş olan bu iki istinaflarda ilkin 63/83 sayılı istinafı ele almayı uygun gördük. Bu istinaf yukarıda alıntısı yapılan üç istinaf sebebini içermekle beraber esas itibarı ile üzerinde durulması g-ereken tek bir husus mevcuttur. O da bu gibi meselelerde uygulanacak olan Yasa maddesinin Fasıl 148 Haksız Fiiller Yasasının 58. maddesinin mi yoksa Fasıl 189 Tereke İdare Yasasının 34. maddesinin olduğudur.
Müstenif avukatı Fasıl 189, madde 34'ün ölen k-işinin terejesi lehine veya aleyhine mevcut bazı dava sebeplerini saklı tutmaak için konan bir madde odluğunu ve normal ölüm hallerine teşmil edilebileceğini halbuki Fasıl 148 madde 58'in Haksız bir fiil neticesi ölüm meydana gelmesi halinde doğacak dava s-ebeplerine uygulanabilecek özel bir madde olduğunu ve (d) fıkrasına göre 12 ay zarfında dava açılmadığı takdirde zaman aşımına uğradığını iddia etmiştir.
Davacı avukatı ise özetle Fasıl 148 madde 58(1)(d) bendinin haksız bir fiil neticesinde ölen kişinin- yakınları lehine doğan dava sebeplerine uygulanabileceğini ve bu gibi davaların 12 ay zarfında açılmasını öngördüğünü, tereke tarafından açılacak davalara teşmil edilemeyeceğini ileri sürmüştür. Ayrıca Fasıl 189 madde 34'ün Haksız Fiiller Yasasından sonra- geçirildiğini ve Haksız Fiiller Yasasının 1948 baskısında madde 15 olarak yer alan şimdiki maddde 58'inilga edilmiş olduğunu her halûkarda madde 58'in tereke tarafından açılan davalara uygulanamayacağını ileri sürerek bu maddelerin mehazını teşkil eden İn-giliz yasalarına değinmiştir.
Taraflarca üzerinde durulan Fasıl 148 Haksız Fiiller Yasasının 58. maddesi şöyledir:
"58. (1) Were the death of any person is caused by any civil wrong and such person would, if death had not ensued, have been antitled at -the time of his death under the provisions of thiss Law to have recovered compensation in respect of bodily injury caused to him by such civil wrong, the husband, wife, parent and child of such deceased person mmay recover compensation from the person rea-sonable for such civil wrong in accordance with the following provisions, that is to say:-
The action shall be brought in the name of the executor, administrator or heirs of the deceased person for the benefit of the husband, wife, parent and child, or s-uch of them as may be in existence, of the deceased person:
Provided that if no action is brought by such executor, administrator or heirs within six months or the deathh of the deceased person the action may be brought on behalf of all the persons for wh-ose benefit the action could have been brought by the executor of all ar any of such persons.
The compensation to be recovered in any such action shall be awarded in respect of the pecuniary loss actual or prospecive suffered by the persons on whose behal-d the action is by the persons on whose behalf the action is brought by the death of the deceased person, and shall be approtioned, after the deduction of any costs not recovered from the defendant, by the Judge at the trial among such persons:
Provided- that in assessing ssuch compensation -
any sum paid or yapable on the death of the deceased under any contract of assurance or insurance, and
(ii) any sum paid or payable in respect of the funeral expenses of the deceased or off mourning on his account-,
shall not be taken into account.
In any such action particulars shall be given of thepersons on whose behalf such action is brought and of the pecuniary loss suffered by such persons respectively owing to the death of the deceased person.
Any such ac-tion shall be brought within twelve months of the death of the deceased person.
(2) For the purposes of the action -
"child" includes any grand-child, step-child, illegitimate child, a child adopted in a maner recognised by law, and a child en ventu-re sa mere;
"parent" inculdes a step parent and a grand parent."
Yine Fasıl 189 Tereke İdare Yasasının 34. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"34. (1) Subject to the provisions of this section, on the death of any person after the commenc-ement of this Law all ccauses of action subsisting against or vested in him shall survive against, or, as the case may be, for the benefit of his estate:
Provided that this subsection shall not apply to causes of action for defamation.
(2) .....-............
(3) .................
(4) ................
(5) The rights conferred by this Law for the benefit of the estates of deceased persons sahll be in addition to and not in derogation of any rights conferred on the dependants- of deceased persons by the Civil Wrongs Law or any other Law or an Act of Parliament in force in the Colony.
(6) .................
(7) ................ "
-
Yukarıda alıntısı yapılan Fasıl 148 madde 58(1)(d) haksız bir fiil neticesi ölen bir kişinin yakınlarına (dependants) ilk 6 ay zarfından tereke memuru vasıtası ile ve ilk 6 ay zarfında tereke memurları tarafından dava açılmadığı takdirde varsilerin direk-t olarak dava ikame etme hakkını vermektedir. Ancak her halükârda bu başlık altına giren dava sebebinin ölüm tarihinden itibaren 12 ay zarfında dava açılmaması halinde zaman aşımına uğrayacağı da 58(1)(d) maddesinde açıklıkla görülmektedir. İlk Mahkeme yua-krıda alıntısı yapılan kararda haksız bir fiil neticesi meydana gelen kazadan ölen kişinin yakınalrının fiili zararları için uygulanacak bir madde olduğunu kabul etmekle beraber hayat bekleme kaybının (loss of exceptation of life) fiili zarar olmadığını ve- 58. maddeye uymadığını ve bu nedenle tereke tarafından açılması gerken bir dava olduğu için fasıl 189 madde 34 kapsamına girdiği bulgusuna varmıştır. halbuki Fasıl 148 58(1)(a)'nın ikinci paragrafı açıklıkla 6 ay zarfında bu gibi davaların tereke memurlar-ı tarafından açılmasını öngörmektedir. Bu durumda 58(1)(a) sadece ölen kişinin yakınları tarafından kullanılacak bir madde değildir. 58(1)(c)'ye bakıldığında ise 58. madde kapsamına giren tazminatların ölen kişinin fiili kayıpları yanında istikbaldeki kayı-palrını da içerdiği görülmektedir. Bud urumda (loss of exceptation of life) hayat bekleme kaybı 58(1)(a) ve (c) bendleri birlikte okunduğunda açıklıkla bu maddeler kapsamı içerisinde olduğu görülmektedir. Bu durumda ilk mahkemenin hayat bekleme kaybının 58-. maddeye uymadığı ve 58. madde kapsamında mütalâa edilemeyeeği yönündeki bulgusu hatalıdır. istinafta lâyıkı ile üzerinde durulmamakla beraber yapılan etüdde Fasıl 189 madde 34 sub. para.5 spesifik olarak Fasıl 148 Haksız Fiiler Yasasına atıfta bulunmakta- ve madde 34'ün Haksız Fiiler Yasası altında yakınlara verilen hakları kısıtlamayıp bunlara bir ilâve olduğunu vurgulamaktdır. Ancak Fasıl 189'un gerek 34. maddesi gerek sair maddeleri incelendiğinde madde 34 kapsamında saklı tutulan dava sebepleri için da-va açma süresi konmamıştır. Durum böyle olmakla beraber madde 34'ün altına girebilen özel 58. madde kapsamı dışındaki dava sebepleri için mevcut dava sebeplerine göre Limitation of Actions Law altındaki süreler uygulanabilir. Ancak madde 34(5)'e ne kadar g-eniş anlam verilirse verilsin Fasıl 189 kapsamı içerisinde zaman aşımı için yeni bir süre öngörülmediği cihetle, madde 34(5)'e rağmen Fasıl 148 madde 58(1)(a)'nin uygulanması gereklidir. Bunedenlere binaen ilk mahkemenin bu gibi meselelerde uygulanacak Yas-a maddesinin Fasıl 189 madde 34 olduğu huusundaki bulgusu ve neticede 12 ay zarfında açılmamış olan davanın zaman aşımına uğramadığı yönündeki yargısı hatalıdır.
Netice olarak 63/83 sayılı istinaf kabul edilir.
63/83 sayılı istinaf kabul edildiği cihet-le 64/83 sayılı istinafın konusu akademik kalmaktadır. Ancak müşahade ettiğimiz kadarı ile 64/83 sayılı istinafta ölenin terekesine ilk mahkemece verilen tazminat miktarı tesbit edilirken geçmiş içtihat kararları göz önünde tutulmamış olup yapılan tesbit b-elirli bir esasa dayandırılmıştır. Bu durumda bu konu üzerinde ilk mahkemeleri aydınlatmak bakımından geçmiş içtihat kararlarına ve bu kararlarda benimsenen prensiplere değinmeyi faydalı buluyoruz.
Geçmişte birçok içtihat kararlarında, haksız bir fiil ne-ticesi ölen kişinin tereksine, hayat bekleme kaybı (loss of exceptation of life) için verilecek tazminat miktarının oldukça sabit tutulması gerektiği vurgulanmış ve 500 KL tazminat verildiği birçok davalarda görülmektedir. Haksız bir fiil neticesi ölen bir- kişinin terekesine ödenecek miktar hususunda göz önünde tutulması gerken kriterler Benham v. Gambling (1941) 1 All E.R. p.7'de esaslıca incelenmiştir. Özellikle haksız bir fiil neticesi yaralanan fakat ölmeyip sakat kalan bir şahsa verilecek tazminat esas-lı bir değerlendirmeye tabi tutularak istatistiki veileri ve sunulan rakamları değerlendirerek her meslenin kendine has olguları çerçevesinde değişken bir rakam uygulanmasının doğru olmadığı, ölen kişinin terekesine verilecek tazminatın mümkün mertebe sabi-t tutulması gerektiği vurgulanmıştır. Ancak bu yapılırken ölen kişinin genel anlamda yaşı, iş durumu ve tüm olgular değerlendirilerek oldıkça sabit tutulması gereken bu rakamla bazı yükseltme veya alçaltmalar olabileceği de vurgulanmaktadır. Bilhassa çok -yaşlı veya çok küçük kişilere verilecek tazminatla olgun ve verimli çağda olup da hayatını kaybeden kişilere verilecek tazminat miktarının aynı olmaması, yaşlı ve küçüklere verilecek tazminatın nisbeten daha düşük olması gerektiği ilkesi de benimsenmiştir.-
Yukarıda iktibası yapılan davada Viscount Simon s.12'de bu hususta şöyle demektedir:
"The age of the individual may, in some cases, be a relevant factor - for wxample, in extreme old age the brevity of what life may be left may be relevant. ... The up-s and downs of life, itss pains and sorrows, as well as its joys and pleasures - all that makes up 'life's fitful fever'- have to be allowed for in the estimate. In assessing damages for shortening of life, therefore, such damages should not be calculated- solely, or even mainly, on the basis of the length of life which is lost.. The question thus resolves itself into that of fixing a reasonable figure to be paid by way of damages for the loss of a measure of prospective happiness. .........................- ..............................
The main reason, I think, why the appropriate figure of damages should be reduced in the case of a very young child it that there is necessarily so much uncertainty about the child's future that no confident estimate of pro-spective happiness can be made. When an individual has reached an age to have settled prospects, having passed the risks and uncertainties of childhood, and having in some degree attained to an established character and to firmer hopes, his or her future b-ecomes more definite, and the extent to which good future may probably attend him at any rate becomes less incalculable."
Yine Vıscount Simon s.13'de şu görüşe yer vermektedir:
"The truth, of course, is that in putting a money value on the prospective, -balance of happiness in years that the decease might otherwise have lived, the jury or judge of fact is attempting to equate incommensurables. Damages which would be proper for a disabling injury may well be much greater that for deprivation of life. These- considerations lead me to the conclusion that, in assessing damages under this head, whether in the case of a child or an adult, very moderate figure should be chosen."
Yukarıda alıntısı yapılan karardan sonra haksız bir fiil neticesi ölen kişinin terek-esine verilen tazminat miktarı, karara bağlanan davlarda, oldukça sabit tutulmuştur. Ancak müteakip davalarda Benham v. Gambling davasındaki prensipler benimsenmemekle beraber zamanla paranın alış gücündeki düşüş göz önünde tutularak bu rakamlar yükseltilm-iştir. Örneğin Yortkshire Elecricity Board v. Naylor (1967) 2 All E.R. p.1 at p.4'de şu görüşe yer vermiştir:
-"At the end of the day the court's task is to addedd what I prefer to call a reasonable sum, but what some judges have called a moderate sum, in respect of the loss of this young man's expectation of life (and that) in terms of money the award of 1941 wou-ld not represent a fair award in terms of mony if given to-day."
-İktibası yapılan ilk davada bu başlık altında verilen makul tazminat miktarı 200 sterling olarak tesbit edilirken Naylor davasında 500 stering'e yükseltilmiştir. Müteakiben 1968'de Chain v. Willox (1968) 3 All E.R. 817'de bu başlık altındaki talebe yine 5-00 steling tazminat verilmiştir. Aradan geçen zaman zarfında 1975 senesinde M.c. Keyn v. Sheppard (1975) 2 All E.R. 811'de 750 sterling, Mc Keyn v. Willcox (1930) 2 All E.R. 581'de bu başlık altında 1200 sterling verilmiş olduğu görülür. Durum böyle olamam-kla beraber yukarıda değindiğimiz Benham v. Gambling davasındaki esas prensiplerin halâ geçerli olduğunun betekrar işaret edilmesi yerinde olur.
Görülebileceği gibi haksız bir fiil neticesi hayatını kaybeden kişinin terkesine hayat bekleme kaybı başlığı -altında verilen tazminat miktarı oldukça sabit olmakla berbaer zamanla paranın alış gücündeki düşüş göz önünde tutularak yükseltilmektedir. Bu pernsipin bizde de geçerli bir prensip olduğunun kabul edilemsi gerekir. Ancak durum böyle olmakla beraber bu baş-lık altında verilebilecek tazminatı kararlaştırırken iktibası yapılan İngiliz içtihat kararındaki tazminat miktrının harfiyen uygulanması olası değildir. Kıbrıs'taki kazanç ve hayat koşulları da göz önünde tutlarak eskiden uygulanan rakama zamanla makul bi-r yükseltmenin yapılamsı gerekir.
Bu değinilen presnipler ışığında, fazla detaya girmeden, 64/83 sayılı istinafın konusunu teşkil eden ve küçük yaştaki bir çocuğa hayat bekleme kaybı olarak verilen 400,000TL. tazminatın aşikâr surette fazla odluğunu sö-ylemekle yetineceğiz.
Netice olarak 63/83 ve 64/83 sayılı istinaflar kabul edilerek İlk Mahkemenin vermiş olduğu hüküm iptal edilir.
Aleyhine istinaf edilen haklı olup mürurur zaman neeniyle davasında başarılı olmadığı cihetle, istinaf masrafları ile- ilgili herhangi bir emir verilmez.
(N. Ergin Salâhi) (Niyazi F. Korkut) (Aziz Altay)
Yargıç Yargıç Yargıç
20 Mart 1984
-
- -
-
9
-
Full & Egal Universal Law Academy