-D.5/82 Yargıtay/Hukuk 64/81
- (Dava No. 703/80; Lefkoşa)
-
Yüksek Mahkeme Huzurunda.
Mahkeme Heyeti: Salih S. Dayıoğlu, N. Ergin Salâhi, Niyazi F. Korkut.
İstinaf eden: Aytekin Cavit Özmaya veya Aytekin Cavit Özüyanık, Lefkoşa.
- (Davalı)
- ile -
-Aleyine istinaf edilen: Muharrem Nasır, Lefkoşa.
- (Davacı)
- A r a s ı n d a.
-
İstinaf eden namına: Ergin Ulunay.
-Aleyhine istinaf edilen namına: A.M. Berberoğlu.
-
Tahliye - İhtiyaca binaen tahliye - Davacının eve ihtiyacı olduğu iddiası - Davacının işyrti olan fırında zor koşullar altında ikamet etmesi - Dava- cının mobilyalarını fır-ına ambarladığı iddiası.
Masraf emri - İlk Mahkemnin Davacı aleyhine masraf emri vermesi - Kiracı aleyhine tahliye emri verilmesi halinde dava masraflarının Davacı tarafından ödenmesine nadiren emir verebilir - Emir verilemesi halinde bunun gerekçelerinin- açıkça belirtilmesi gerekir - Masraf emrinin Yargıtay tarafından iptal edilmesi.
Müşkülât - Davacı ile Davalının mali durumlarının karşılaştırılması - Davacının tuvaleti ve banyosu olmayan işyerinde ikamet ettiği iddiası - Davalının, tahliye emri verilme-si halinde Davacıya nazaran kendisinin daha büyük bir müşkülata uğrayacağı iddiası.
OLAY: Davacı satın aldığı evin kiracısı aleyhine bir tahliye davası açtı. Davacı talep takririnde çalıştırdığı fırının bir adasında zor şartlar altında kaldığını ve eve ih-tiyacı olduğunu ileri sürdü. Davalı Davacının iddialarını reddede- rek tahliye emri verilmesi halinde kendisinin Davacıya nazaran daha büyük müşkülata uğrayacağını ileri sürdü.
-İlk Mahkeme tahliye emri vererek icrasının 6 ay süreyle durdurulmasına karar verdiç
Davalı, 19/73 sayılı Yasa altında açılan işbi davanın geçerliliğini yitirdiğini ve İlk Mahkemenin takdir hakkını hatalı kullandığını ileri sürerek istinaf etti.
-
SONUÇ: Yargıtay, 17/81 sayılı Yasanın VI. geçici kuralalrı 1. maddesinde 18/73 sayılı Yasa altında başlatılan davalara da 17/81 sayılı Yasanın uygulanacağına dair açık hükümler bulunduğunu, 22/81 sayılı Yasanın 3(1)(a) maddesinin son paragrafında "tahliye- kararı henüz icra edilmemiş bulunan kişilere de uygulanır" söz dizisinde yer alan "de" sözcüğünün bu geçici maddeyi sadece haksız fiillere şamil tutmadığını sair başlatılmış davaları da içerdiğini belirtti ve bu konudaki istınafı reddetti.
-Yargıtay, tahliye kararının makul olamdığı iddiasını inceleyerek, İlk Mahkenin verdiği kararında tahliyenin makul olduğu hususunda açık bir ifade kullanmadığını, ancak tüm karar okunduğunda tahliye kararının makul olduğu sonucuna kolaylıkla varılabilece-ğini vurguladı ve iddiayı reddetti.
Kiracı aleyhine tahliye emri verilmesi halinde dava masraflarının Davalı tarafından ödenmesine nadiren emir verilebileceğini, emrin verilmesi halinde ise bunun nedenlerinin açıkça belirlenmesi gerektiğini belirten Yar-gıtay, İlk Mahkeme kararında emrin gerekçesinin gösterilme- diğini vurguladı ve masraf emrini iptal etti.
-
Atıfta Bulunulan Yargısal İçtihatlar:
1- Yarhıtay/Hukuk 34/80 sayfa 3.
2- Takis Galatariotis v. Haralambos and Another, 20 C.L.R. sayfa 70.
____________________
-H Ü K Ü M
-
Salih S. Dayıoğlu: Bu istinafta Mahkemenin hükmünü Sayın yargıç N. Ergin Salâhi verecektir.
N. Ergin Salâhi: Davacı Lefkoşa Kaza Mahkemesinde açtığı 703/80 sayılı dava ile Ortaköy'de Koçan E.361 parsel 230 üzerindeki apartman katını 28.1.1977 tarihinde s-atın aldığını, davalının 27.12.1976 tarihinden itibaren eski mal sahibi ile yaptığı bir mukavele tahtında konu apartman katının kiracısı bulunduğunu, kontratın 31.12.1977 tarihinde hitam bulduğunu, davacı konu daireyi ikamet maksadı için satın aldığını dav-alıya derhal bildirdiğini, kontrat hitamından sonra davalının 3 aylık depozitoyu kullandıktan sonra daireyi tahliye edeceği vaadinde bulunduğunu, davalının 3 ay hitamında ev bulmadığı nedeni ile evde oturmağa devam ettiğini ancak ev bulunca çıakcağını beya-n ederek kiraları ödemeye devam ettiğini ileri sürmüştür. davacı o günlerde evli olup Lefkoşa'da "Telli fırın" diye bilinen fırını çalıştırmakta ve iddiasına göre zor şartlar altında bu fırının bir odasında ikamet etmekte idi ve halen etmektedir. Davacı, d-avalının çıkacağına söz vermesi üzerine satın aldığı apartman katı için yeni mobilye ısmarlamış bu mobilye bittiği zaman yine davalı çıkmamış ve mobilyeyi fırında bir yere ambarlamak mecburiyetinde kalmıştır. Kaldığı fırında tuvalet ve banyo da mevcut deği-ldir. Davacı kendisi ve ailesi için satın aldığı dava konusu eve ihtiyacı olduğundan 8.4.1980 tarihli bir ihbar ile mevcut kiracılık münasebetini feshederek ihtiyacı bulunan binanın 1.6.1980 tarihinde tahliye edilip boş olarak davcıya teslimini talep etti -ancak davalı işgalci veya kanuni kiracı olarak dairede ikamet etmeye devam etti. Davacının ikamet etmesi için başka herhangi bir yeri yoktur ve bu nedenle davacı iş yerindeki küçük odada feci koşullar altında yaşamını sürdürmektedir.
Davalı müdafaa takri-rinde tüm iddiaları reddetmiştir. Özellikle davalının davacıya evi thaliye edeceğine dair söz vermediğini, davacının konu eve makul ihtiyacı olmadığını, çocuksuz ve dul birisi olup tüm zamanlarını fırında geçirdiğini davacının ayda takriben 150000TL. net g-eliri olduğunu, halbuki kendisinin ise Lefkoşa'da Evren Ticaret ismi altında küçük bir iş yeri çalıştırdığını, buradan ancak 4000TL. kazanç temin edebildiğini, hanımının 1300TL aylık geliri olduğunu, 2 yaşında bir çocuğu olduğunu ve hanımı çalıştığı için k-reşe 2500TL para ödediklerini, Mahkemenin bir tahliye emri vermesi halinde davalının davacıya nazaran daha büyük müşkülata uğrayacağını ileri sürerek davacının davasının reddolunmasını talep etmiştir.
Davanın duruşmasında davacı şahadet vererek talep tak-ririndeki iddialarını tekrarlamış, mali durumu hakkında bilgi vererek çalıştığı fırında işçilere ödediği para da göz önünde tutulduğunda bu fırından kâr değil zarar ettiğini, zor şartlar altında bu fırında yaşamını sürdürdüğünü, konu eve muhakkak ihtiyacı -odluğunu, kaldığı yerde tuvalet ve banyo bulunmadığını, esas maksadının karşı taraftan kira artışı talep etmek olmadığını, dava konusu apartman katını aldığı zaman bu apartman katına taşınmak için mobilye yaptırdığını ileri sürmüş ve bunu teyit etmek maksa-dı ile de eşyaları yapan mobilyeciyi şahit olarak çağırmış ve bu şahıs da mobilyeler bittiği halde bu mobilyeleri davacının taşıyacağı yeri olmadığı için fırına ambarladığı hususunda şahadet vermiştir.
Davalı ise şahadetinde mali durumu hakkında bilgi ve-rmiş, hanımının 13000TL geliri yanında işlettiği Evren Ticaretten 4000TL geliri olduğunu ancak kreşe verdikleri 2500TL. tenzil edildiğinde ev tutacak ve yaşamlarını sürdürecek yeterli gelirleri bulunmadığını, bu arada ev aradığını ancak kiralamak için gitt-iği evlerden kendisinden 1300-1400TL kira talep ettiklerini ve bu durumda başka bir ev bulunmadığını, buna ilâveten kardeşinden ve Türk Bankasından Ticaret- hanesi için borç aldığını ve borçlu olduğunu şahadetind söylemiştir.
Davayı dinleyen İlk Mahkeme -konuyu tezekkür ederek dava konusu apartman dairesinin tahliyesine ve boş olarak davacıya teslim edilmesine hüküm ve emir vermiş ancak verilen şahadet ve tüm olguları da göz önünde bulundurarak tahliye emrinin icrasının 6 ay durdurulmasına ve dava masrafla-rının davalı tarafından ödenmesine emir vermiştir.
İatinaf bu karardan yapılmakta ve 8 istinaf sebebi içermektedir. Ancak istinafın duruşmasında müstenif avukatı 2, 3, 5, 6 ve 7. istinaf sebeplerini geri çekmiştir. Üzerinde durulan istinaf sebepleri aşağ-ıdaki istinaf sebepleridir:
"1. Bidayet Mahkemesi 18/73 sayılı Kira (Kontrol) yasası altında açılan ve işbu yasa altında duruşması yapılan yukarıdaki ünvanlı ve sayılı davada karar vermezden önce, 18/73 sayılı Yasa, 17/81 sayılı Kira (Denetim) Yasasının 1-6. maddesi ile kaldırılmıştır. İşbu kaldırma ilemi 18/73 sayılı yasa altında açılan davalara ve yapılan işlemlere halel gelmeksizin yapılmamıştır. Dolayısıyle 18/73 sayılı Yasa altında açılan işbu dava geçerliliğini yitirmiştir. Dolayısıyle Bidayet Mahkeme-si işbu davayı iptal etmemekle hatalar işlemiştir.
2. Bidayet Mahkemesi tahliye emrini verirken, tahliye emrinin makul olduğu hususunda bulgu yapmamakla hatalar işlemiştir.
3. Tahliye davalarında davayı kazanan taraf lehine masraf emri vermek discretio-nery olmasına rağmen, Bidayet Mahkemesi Davacı lehine ve davalı aleyhine masraf emri vermekle dicretion'ını hatalı kullandı ve keza niçin dicretion'ını bu şekilde kullandığı hususlarında gerekçe vermemekle de Bidayet Mahkemesi hatalar işlemiştir.
Müsteni-f avukatının 1. istşnaf sebebindeki iddialarına göre işbu dava 18/73 sayılı Kira (Kontrol) Yasası altında açılmıştır. Ancak bu arada 18/73 sayılı Kira (Kontrol) Yasası altında açılmıştır. Ancak bu arada 17/81 sayılı Kira (denetim) Yasası geçirilmiş ve Mahk-eme de kararını 17/81 sayılı Yasaya istinaden vermiştir. Halbuki 17/81 sayılı Yasa 18/73 sayılı Kira (Kontrol) Yasasını tamamen yürürlükten kaldırdığı cihetle İlk Mahkeme 17/81 sayılı yasa çıkıncaya kadar neticelenmeyen bu davayı ne 18/73 sayılı Yasa altın-da ne de 17/81 sayılı Yasa altında neticelendirmeye yetkisi yoktu.
Yine müstenif avukatı Fasıl 1 Tefsir Yasasının madde 10(2)'ye değinerek yeni geçirilen 17/81 sayılı Yasa altında bir saving cluse bulunmadığı için 18/73 sayılı Yasanın uygulanamayacağı gi-bi 17/81 sayılı Yasanın de uygulanamaya- cağını iddia etmiştir. Fasıl 1 Tefsir Yasasının 10(2) maddesi aynen şöyledir:
"10.(2) Where a Lawerepeals any other enactment, then, unless the contrary intention appears, the repeat shall not-
(a) ...............-.............................................
(b) ............................................................
(c) ...........................................................
(d) ...........................................................
(e) affect any in-vestigation, legal proceedings remedy in respect of any such right, rivilage, obligation, liability, penalty, forfeiture, or punishment as aforesaid and any such investigation, legal proceddings, or remedy may be instituted, continued, or enforced, and any- such penalty, forfeiture, or punishment may be imposed, as if the repealing Law had not been passed."
Bu maddeden açıkça görü-lebildiği gibi yürürlükten kaldırılan bir yasa altında yapılan işlemlerin de kaldırılabilmesi için yeni getirilen yasada eski yasa altında yapılan işlemleri saklı tutacak bir madde (saving clause) olması gerekmez, bilâkis kaldırılan yasa altında yapılan iş-lemlerin tesirsiz kalacağına açıklıkla geçirilen ikinci yasada bir kesin hüküm bulunması gerekmektedir. Aksine böyle bir hüküm bulunmaması halinde o işlemler açısından kaldırılan yasa yürürlükte olması gerekir. Kaldı ki 17/81 sayılı Yasanın Kırım VI Geçici- Kurallar madde 1'ince 18/73 sayılı Yasa altında başlatılan davalara da yeni geçirilen 17/81 sayılı Yasanın uygulanacağına dair açık hükümler mevcuttur. 17/81 sayılı Yasanın Geçici 1. maddesi aynen şöyledir:
"1. Bu Yasa kuralalrı, bu Yasanın yürürlüğe gi-rdiği tarihten önce 1973 Kira Kontrol (Geçici Hükümler) Yasası ile 1978 Konut Kiralarının Dondurulması (Geçici Kurallar) Yasası uyarınca açılmış olan ve henüz kesin hükme bağlanmayan davalara konu olan taşınmaz mallara da uygulanır."
Yine müstenif avukat-ı istinaf konusu kararın verildiği tarih göz önünde buludnurulduğunda 17/81 sayılı Yasadan sonra 22/81 sayılı (Değişiklik) Yasasının geçirildiğini ve bu Yasanın 3. maddesinin 17/81 sayılı Yasanın Geçici 1 maddesini yürürlükten kaldırdığını iddia etmiştir. -Ancak 17/81 sayılı Yasanın Geçici 1 maddesinin daha genişletilmiş bir şekli 22/81 sayılı Yasa ile konmuştur ki bu madde başlatılmış davalar yanında Haksız Fiiller Yasasın Fasıl 148 uyarınca açılmış davaları da kapsamaktadır. 22/81 sayılı Yasanın 3(1)(a) ma-ddesi aynen şöyledir:
"3. esas Yasa, Altıncı Kısım, Geçici Kuralların 1. maddesi kaldırılmak ve yerine aşağıdaki yeni 1. madde konmak suretiyle değiştirilir.
'1.(a) Bu Yasa Kuralları, bu Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce 1973 Kira Kontrol (Geçici -Hükümler) Yasası, 1978 Konut Kiralarının Dondurulması (Geçici Kurallar) Yasası ve Kira ilişkisinin sona ermesinden sonra haksız Fiiller Yasası 148 uyarınca açılmış olan ve henüz kesin hükme bağlanmayan davalara konu olan konutlara veya bu gibi konutları fi-ilen tasarruf etmekte olan ve aleyhlerine yukarıda sayılan yasalar altında verilen herhangi bir tahliye kararı henüz icra edilmemiş bulunan kişilere de uygulanır."
Yukarıda görüleceği gibi 3(1)(a) paragrafının son kısmında "................. tahliye kara-rı henüz icra edilmemiş bulunan kişilere de uygulanır" söz dizisinin "de" sözcüğü bu geçici maddeyi sadece haksız fiillere şamil tutmayıp sair başlatılmış davaları da içerdiği gözükmektedir.
Yukarıdaki nedenlerle 1. istinaf sebebi reddolunur.
4. istina-f sebebine gelince; müstenif avukatı 4/75 sayılı Hukuk/İstinaf sayfa 4 ve 5'de öngörülen 3 testin 1 ve 2. testini İlk Mahkeme uyglamakla beraber 3. testini karar verirken kaale almadığını ileri sürmüştür. Hukuk/İstinaf 4/75'de vazedilen prensipler şunlardı-r:
".....................................................................................................
(1) Gayri menkul mala kendisinin veya eşinden veya 18 yaşını ikmal etmiş herhangi bir evlâdının makul surette ihtiyacı odluğunu;
(2) Mahkemenin tah-liye emri veya hükmü vermesinin makul olduüğu.
Davacı yukarıda belirtilen her iki hususu isbat etmedikçe tahliye emri alamaz.
Ancak her iki hususu isbat etse dahi, müstecir meselenin bütün ahval ve şeraiti muvacehesinde tahliye emri vermesinin, böyle b-ir emrin verilmesinine nazaran daha büyük müşkülat yaratacağını isbat ederse Mahkeme tahliye emri veremez."
Mahkeme hükmüne bakıldığında İlk Mahkemenin verilen tahliye kararının makul olduğu hususunda açık bir ifade kullandığı gözükmekle beraber tüm kara-r okunduğunda kararını verirken verilen tahliye kararının makul olduğunu tezekkür edttiği ve bu bulguya varmış olduğu istihraç edilebilir. Bu gibi durumlarda İlk Mahkemelerin daha açık bir ifade ile tahliye emrinin verilmesinin mahkemece de makul bulunduğu-nu belirtmesi ideal olmakla beraber mahkemenin hükmü bir bütün olarak okunduğu zaman bu husus kolaylıkla istihraç edilirse söz konusu koşulun mahkemece yerine getirildiği kabul edilir. (Gör: yargıtay/Hukuk 24/80 sayfa 3). Bu nedenle İlk Mahkemenin kararı h-atalı değildir ve 4. istinaf sebebi de kabul edilmez.
8. istinaf sebebine gelince; müstecir avukatı tahliye davalarında masrafları takdir etmek İlk Mahkemenin takdir yetkisine giren bir husus olmakla beraber yerleşmiş içtihat prensiplerine göre bu gibi d-avalarda kiracı aleyhine bir masraf emri verilmesi yönünün tercih edilmesi halinde ne sebeple verildiğinin kararda belirlenmesi gerektiği hususunu ileri sürmüştür.
Şunu hemen belirtelim ki davalı-kiracı aleyhine tahliye emri verilmesi hallerinde dava mas-raflarının davacı tarafından ödenmesine nadiren emir verilir ve böyle bir emrin verilmesi halinde ise bunun nedenlerinin açıkça belirtilmesi gerekir. Takis v. Haralambos and Another 20 C.L.R. sayfa 70'de Hakim Zekâ Bey şöyle demektedir:
"The learned tria-l judge ordered the defendant appellant to pay the costs of the action. It did not give any reasob in doing so; apparently followed the pracrice that cost follow the event. However, in actions for the recovery of possession of premises protected by the Ren-t Restiction Acts the practice need not be the same. This appears from the case of Bensusan v. Bustard (1920) 2 K.B. and McGardie J. at page 662 exploins the position: "In each case I think the country court judgee should consider expressly the question of- corts and not wise to make no order as to costs. It ought to be made clear why costs are imposed on the party who fails, and why a particular order as to costs should be made."-
Önümüzdeki istinafta İlk Mahkeme masrafların davalı tarafından ödenmesini emrederken herhangi bir sebep göstermemiştir. Kanaaatımızca bu hatalıdır ve istinaf sebebi kabul edilir.
Netice olarak tahliye kararı hususunda yapılan istinaf reddolunur. Masra-flar hususunda yapılan istinaf kabul edilir ve İlk Mahkemenin masraflar hususunda verdiği emir iptal edilir.
Müstenif istinafta kısmen muvaffak olduğu cihetle istşnaf masrafları hususunda herhangi bir emir verilmez.
(Salih S. Dayıoğlu) - (N. Ergin Salâhi) (Niyazi F. Korkut)
Yargıç Yargıç Yargıç
5 Şubat 1982
Full & Egal Universal Law Academy