-D.4/2003
Yargıtay/Hukuk 64/99
(Girne Dava No: 290/98)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.
Mahkeme Heyeti: Taner Erginel,Başkan, Nevvar Nolan,Gönül Erönen.
İstinaf eden: Özgül Mustafa n/d Cemaliye Mustafa, Karakum Girne
-(Davacı)
-ile-
Aleyhine istinaf edilen: Peri Hakkı, Lefkoşa
(Davalı)
Arasında.
İstinaf eden namına:Avukat Gözel Halim
Aleyhine istinaf edilen namına: Avukat Kıvanç M.Rıza.
İstinaf, Girne Kaza Mahkemesi B-aşkanı Talât Derviş Refiker ve Kıdemli Yargıç Göksel Başak'ın 290/98 sayılı davada 30.6.1999 tarihinde verdiği karara karşı Davacı tarafından yapılmıştır.
------------
H Ü K Ü M
Taner Erginel,Başkan: Bu istinafta Mahkemenin hükmünü Sayın Yargıç Gönül Erö-nen okuyacaktır.
Gönül Erönen: İstinaf Eden Davacı, Davalı aleyhine Girne Kaza Mahkemesinde dosyaladığı 290/98 sayılı davada Merhume Asime Behçet n/d Asuman Raşitoğulları'nın 22.5.1985 tarihinde yaptığı ve halen Girne Kaza Mahkemesi Mukayyitliğinde kayıt- altında muhafaza edilmekte olan 162 nolu vasiyetnamede leyhine vasiyetname yapılan kişilerden birisi olması sebebiyle bu davayı ikâme ettiğini; ismi geçen merhumenin 7.12.1990 tarihinde yaptığı ve en son vasiyetnamesi olarak kabul edilen 319 nolu vasiyet-namenin Girne Kaza Mahkemesinde daha önce açılan 829/93 nolu davada verilen karar muvacehesinde geçersiz kılınmasından sonra, yukarıda bahsi geçen 162 nolu vasiyetnamenin geçerlilik kazandığını ve bu bağlamda Davalının Tereke Tenfiz Memuru olarak tayin edi-lmesi için Girne Kaza Mahkemesine yaptığı 7/98 sayılı istidanın batıl ve geçersiz olduğunu iddia etmekte ve Talep Takriri'nin 10. paragrafı altında belirtmiş olduğu talepleri doğrultusunda 7/98 sayılı istidanın batıl olduğuna; 162 nolu vasiyetnamenin ise -geçerli olduğuna dair Mahkeme ilâmı verilmesini ve ayrıca her ihtimale binaen vasiyetnamenin geçersiz olduğunun saptanması halinde merhumenin Tereke İdare Memurluğuna Girne Kaza Mahkemesi tarafından 829/93 sayılı dava altında yapılan atanmanın Mahkeme tara-fından da benimsenmesini ve bu doğrultuda emir verilmesini talep etmektedir.
Davalı ise Davacının yukarıdaki taleplerine mukabil dosyaladığı Müdafaa Takririnde, Asime Behçet n/d Asime Behçetoğullarının son vasiyetnamesinin Girne Kaza Mahkemesinin 829/-93 sayılı davasında iptal edilmesi neticesinde 162 nolu vasiyetnamenin ön sıraya geldiği hususundaki iddiayı red ve inkâr etmekte ve her hal ve kârda 162 nolu vasiyetname ön sıraya gelmiş olsa bile iki yapraktan oluşan bu vasiyetnamenin birinci sayfasının -alt kısmında vasiyeti yapanın imzası olmadığından vasiyetnamenin Fasıl 195 madde 23 ve özellikle 23(a) maddesine aykırı olduğu ve 162 no'lu vasiyetnamenin bu haliyle geçersiz olduğunu iddia etmekte ve bu bağlamda merhumenin vasiyetname bırakmadan vefat etm-iş olması nedeniyle varislerin muvafakatı ile terekesi için idare memuru tayin edilmesi için başvuruda bulunduğunu belirtmekte sonuç olarak davanın red ve iptal edilmesini talep etmektedir.
Davacı, Davalının yukarıdaki iddialarına mukabil dosyaladığı Müd-afaa Takririne Cevap lâyihasında Davalının iddialarını reddetmiş ve Girne Kaza Mahkemesinin 829/93 sayılı davasında merhumenin son vasiyetnamesinin iptal edilmesinden sonra Girne Kaza Mahkemesi Mukayyitliğinde muhafaza edilmekte olan dava konusu 162 nolu v-asiyetnamenin 17.12.1998 tarihinde taraf avukatlarının huzurunda açıldığını; ve imza mukabilinde taraf avukatlarına verildiğini ve bu bağlamda Davalının Tereke İdare Memuru tayinine hakkı olmadığını, vasiyetnamenin iki yapraktan ibaret olması nedeniyle Fas-ıl 195 madde 23(a) yerine 23(d) maddesinin uygulanması gerektiğini iddia etmiştir.
Tamamen hukuki noktalardan ibaret olan bu davada taraf avukatları sadece Girne Kaza Mahkemesindeki iki dosyanın ibrazı için Girne Kaza Mahkemesi Mukayyidini tanık olarak d-inletmişlerdir. Neticede 829/93 sayılı dava ile 7/98 sayılı Tereke İstidasına ait dosyalar sırasıyle emare 1 ve 2 olarak Mahkemeye ibraz edilmiştir.
Asime Behçet hayatta iken dört farklı tarihte dört vasiyetname yapmıştır. 105 kayıt nolu olan 1.vasiyetn-amesini 16.11.1981 tarihinde,162 kayıt nolu olan 2. vasiyetnamesini 22.5.1985 tarihinde, 223 kayıt nolu olan 3. vasiyetnamesini 9.10.1987 tarihinde, 319 kayıt nolu olan 4. vasiyetnamesini ise 7.12.1990 tarihinde Girne Kaza Mahkemesi Mukayyitliğine yatırmış-tır. Merhume tarafından iptal edilen 105 ve 223 nolu vasiyetnamelerin merhumeye iade edilmesine karşın 162 nolu vasiyetname merhumeye iade edilmemiş ve önce 223 nolu daha sonra ise 319 no'lu vasiyetnamelerin varlığına rağmen 162 nolu vasiyetname Mukayyitl-ikte muhafaza altında tutulmaya devam edilmiştir.
Bu durumda Bidayet Mahkemesi huzurundaki ihtilâfsız olguları şu şekilde sıralayabiliriz. Merhume Asime Behçet n/d Asuman Raşitoğulları sağlığında sırasıyle 105,162,223,ve 319 kayıt nolu vasiyetnameleri yap-mış; musi tarafından feshedilen 105 ve 223 kayıt nolu vasiyetnameler musiye iade edilmesine karşın 162 kayıt nolu vasiyetname zamanın Mahkeme Mukayyidi tarafından musiye iade edilmemiş veya imha edilmemiştir.319 kayıt nolu son vasiyetname emare 1'deki dav-a dosyası altında Girne Kaza Mahkemesi tarafından geçersiz kılınmıştır. Daha sonra 162 no'lu vasiyetname 17.12.1998 tarihinde taraf avukatlarının huzurunda açılmış ve imza mukabilinde taraf avukatlarına verilmiştir.
Bu ihtilâfsız olgular ve mevzuat çerçev-esinde durumu inceleyen Bidayet Mahkemesi özetle: Müteveffiyenin en son vasiyetnamesi olarak kabul edilen 319 kayıt nolu vasiyetnamenin emare 1'deki dava dosyası altında Mahkeme tarafından geçersiz kılınması karşısında yukarıda bahsi geçen 162 kayıt nolu v-asiyetnamenin yeniden yürürlüğe girmesinin mümkün olup olmadığını tesbit etmeye çalışmıştır.
Bidayet Mahkemesi müteveffiyenin 223 kayıt nolu vasiyetnamesi ile daha önceki 162 nolu vasiyetnamesini fesh edip etmediğini şahadet bulunmaması nedeniyle tesbit e-tmesine imkan olmadığını belirttikten sonra, Mukayyitliğe yatırılan 223 no'lu vasiyetnamenin bir önceki 162 kayıt no'lu vasiyetnameyi, en son yapılan 319 kayıt nolu vasiyetnamenin de bundan önceki bütün vasiyetnameleri iptal ettiği bulgusuna varmıştır.
Da-ha sonra hukuki durumu inceleyen Bidayet Mahkemesi Fasıl 195 Vasiyet ve Tevarüs Yasasının 37 ve 39. maddelerine değinmiş ve yapmış olduğu inceleme sonucunda, olgusal ve yasal durum çerçevesinde dava konusu 162 kayıt nolu vasiyetin gerek 223 kayıt nolu ve g-erekse 319 kayıt nolu vasiyetnameler ile musi tarafından feshedildiği ve hukuken var olmadığı sonucuna vararak bu doğrultuda bulgu yapmıştır.
Daha sonra 162 nolu vasiyetnamenin şekil bakımından yasaya uygun olup olmadığını incelemeye tabi tutan Bidayet Ma-hkemesi konu vasiyetnameyi Fasıl 195 Vasiyet ve Tevarüs Yasasının 23 ve 28. maddeleri çerçevesinde değerlendirmiştir.
Yapmış olduğu bu inceleme sonucunda ise 162 nolu vasiyetnamede bulunan imzaların vasiyetnamenin 1. sayfasında yer alış şeklini ve bu sayf-adaki düzeltmeleri, değişiklikleri gözönünde tutarak konu imzaların Fasıl 195 Vasiyet ve Tevarüs Yasasının 28. maddesinin bir gereği olarak vasiyetnamenin birinci sayfasında ve bu sayfanın her iki kenar başlığında düzeltme ve değişiklikler için yer aldığın-ı ancak musinin Fasıl 195 Vasiyet ve Tevarüs Yasasının 23(d) maddesine uygun olarak bu vasiyetnamenin birinci sayfasının altında imzasının bulunmadığı sonucuna vararak bu hususta bulgu yapmıştır.
Konu vasiyetnamenin 2 sayfadan oluştuğunu da gözönünde tuta-n Bidayet Mahkemesi Fasıl 195 Vasiyet ve Tevarüs Yasasının 23. maddesi çerçevesinde böyle bir vasiyetnamede, vasiyetname yapan tarafından konulması gereken imzaların vasiyetnamenin her iki sayfasının altında olması gerektiğini ve bunun emredici bir kural o-lduğunu, bu şekil şartının ise 23. maddenin bütünselliği içinde yer aldığını belirtmiştir. Ve şöyle demiştir:
"Bir vasiyetnamenin başından sonuna kadar vasiyeti yapanı bağlayıcı olması ve bu konuda aksi bir iddianın yapılmasına fırsat ve imkân yaratılmama-sı için, gerek vasiyeti yapanın ve gerekse tanıklarının imzalarının vasiyetnamenin sonunda veya altında yer almasının kaçınılmaz olduğu kendiliğinden anlaşılmaktadır. Böyle bir gerekliliğin ise bir sayfadan oluşan vasiyetnameler için geçerli olmasına karşı-n bir sayfadan fazla olan vasiyetnameler için geçerli olmadığı sonucuna varılmasının ve Fasıl 195'in 23(d) maddesinin bu şekilde yorumlanmasının makûl ve uygun, mantığa daha yatkın ve adil olduğu kanısını taşımamaktayız ve bu bağlamda Davacı Avukatının Fas-ıl 195'in 23(d) maddesine getirmiş olduğu yoruma itibar etmemiz olası değildir.
Bu bakımdan Fasıl 195'in 23(d) paragrafının 23(a),(b) ve (c) paragraflarına tabi olarak uygulanması gerektiği sonucuna varmakta ve bulgu yapmaktayız.
Varmış olduğumuz bu bulgu -ışığında ise Emare (2) olarak ibraz edilen dosyada bulunan dava konusu vasiyetnamenin 1'inci sayfasının her iki kenar boşluğunda yer alan ve vasiyeti yapana ait olan imzaların Fasıl 195 23(a) maddesine uygun olmadığı ve bu bağlamda dava konusu vasiyetnamen-in geçerli olmadığı sonucuna varmakta ve bulgu yapmaktayız."
Varmış olduğu bu görüş ve bulgular neticesinde Davacının davasını isbat edemediği kanısına varan Bidayet Mahkemesi davayı red ve iptal etmiştir.
Davacı bu karardan istinaf etmiştir. Davacının -istinaf sebepleri şöyle özetlenebilir.
1.Bidayet Mahkemesi huzurunda emare olarak bulunan Girne Kaza Mahkemesinin 829/93 sayılı davasını hatalı değerlendirdiği ve 319 kayıt nolu vasiyetname ile bundan önceki tüm vasiyetnamelerin iptal edildiği sonucuna va-rmakla hata etmiştir.
2.223 kayıt no'lu vasiyeti yasal geçerliliğe sahip bir
vasiyetname saymakla hatalı hareket etti.
3.Fasıl 195 Vasiyet ve Tevarüs Yasasının 37 ve 39. maddeleri bu davaya şamil bir mevzuat olmadığı halde bu maddeleri tefsir ederken yanı-lgıya düştü ve hatalı hareket etmiştir.
4. 2 sayfadan ibaret olan 162 kayıt nolu vasiyetnamenin birinci sayfasında vasiyetcinin imzasının bulunmadığı sonucuna varmakla hatalı davranmıştır. Keza bu konu ile ilgili olarak Fasıl 195 Vasiyet ve Tevarüs Yasası-nın 23. maddesindeki imzaların vasiyetnamenin altında olması gerektiğini belirterek Fasıl 195 Vasiyet ve Tevarüs Yasasının 23 (d) paragrafında "vasiyetname bir sayfadan fazla ise" söz dizisindeki farklılığı gözden geçirmiş olmasına rağmen,yasal olmayan yor-um ve tefsir yönüne gitmiştir.
5. Dava konusu vasiyetnamenin her iki kenar başlığında yer alan ve vasiyeti yapana ait olan imzaların Fasıl 195 Vasiyet ve Tevarüs Yasasının 23(b) maddesine uygun olmadığı dolayısıyle vasiyetnamenin geçerli olmadığı sonucuna -varmakla hatalı davranmıştır.
Bu istinaf sebeplerini ise çözümlenmesi gereken iki başlık altında toplamak mümkündür.
1.829/93 sayılı dava altında Musi'nin en son vasiyetnamesi olan 319 kayıt nolu vasiyetnamesi Mahkeme tarafından geçersiz olduğuna karar- verildikten sonra 162 kayıt nolu daha önce yapılan vasiyetnamenin geçerliliği veya hukuki varlığını korumaya devam edip etmediği hususu;
2.162 kayıt nolu vasiyetname geçerliliğini veya hukuki varlığını korumaya devam ediyorsa Fasıl 195 Vasiyet ve Tevarü-s Yasasının 23. maddesi uyarınca geçerli bir vasiyetname olup olmadığı hususu;
1. İstinaf Başlığı:
Mesele ile ilintili tüm vasiyetnamelerin Mahkeme Mukayyitliğine yatırılış tarihleri yukarıda aktarıldığı gibidir.
319 kayıt nolu vasiyetname 3.12.1990 ta-rihinde Mahkeme Mukayyidine yatırılmış olup emare 1 dosya üzerinde görüleceği gibi 28.11.1996 tarihinde Mahkeme tarafından geçersiz addedilmiştir.
İstinaf edilmiş olan bu karar Yargıtay tarafından incelenmiş ve Yargıtay/Hukuk 13/97 (D.1/98) sayılı isti-naf kararında 319 kayıt nolu vasiyetname Fasıl 195 Vasiyet ve
Tevarüs Yasasının 23(d) maddesi hilafına birden çok sayfadan meydana gelmiş olmasına rağmen her sayfasının şahitler tarafından imzalanmamış olması nedeniyle formal yönden sakat bulunup, Bidaye-t Mahkemesinin kararı 5.1.1998 tarihinde onaylanmıştır.
Bu durumda 319 kayıt no'lu vasiyetname bu şekilde, Yargıtay/Hukuk 13/97 (D.1/98) sayılı Yargıtay kararında geçersiz kabul edildiğine göre, şimdi de 223 no'lu vasiyetnamenin durumunu kısaca inceleme-miz gerekir.
Fasıl 195 Vasiyet ve Tevarüs Yasasının 37. maddesi aynen şöyledir:
"A will may be revoked-
by a subsequent will expressly revoking the former one;
by a subsequent will inconsistent with the provisions of the former one, but so far only as -the provisions of the two wills are inconsistent; or
by burning, tearing or otherwise destroying the same by the testator or by some person in his presence and by his direction, with the intention of revoking it."
223 no'lu vasiyetname açısından bu yasa -maddesine bakıldığı zaman önceki bir vasiyetnamenin ancak açıkca feshedildiğini belirten müteakip bir vasiyetname ile iptali söz konusu olduğunu görmekteyiz.
223 kayıt nolu vasiyetnamenin 162 kayıt nolu vasiyetnameyi açıkca feshettiği konusunda Bidayet Ma-hkemesi huzurunda ne yazılı ne de sözlü herhangi bir şahadet yoktur.
Fasıl 195 Vasiyet ve Tevarüs Yasasının 39. maddesi aynen şöyledir:
"No will or any part thereof, which shall be in any manner revoked, shall be revived otherwise than by the re-executi-on thereof in manner in section 23 of this Law provided and showing an intention to revive the same: and when any will which shall be partly revoked and afterwards wholly revoked shall be revived, such revival shall not extend to so much thereof as shall h-ave been revoked before the revocation of the whole thereof, unless an intention to the contrary shall be shown."
Huzurumuzdaki meselede Bidayet Mahkemesi 37 ve 39. maddelerin- doğru bir şekilde yorumunu yapmış ve yapmış olduğu tefsir neticesinde bu yorumu huzurundaki meseleye uygularken 162 kayıt no'lu vasiyetnamenin 223 ile 319 nolu vasiyetnameler tarafından feshedilmiş bir vasiyetname olduğu noktasından hareket etmiş ve bu bu-lgularını davaya uygulamıştır.
Ancak feshedilmiş bir vasiyetnamenin yeniden yürürlüğe konması ile ilgili 39. maddenin kurallarının uygulanabilmesi için
önceki bir vasiyetnamenin ancak açıkca feshedildiğini belirten müteakip ve geçerli bir vasiyetname -ile iptali söz konusu olabileceğini görmekteyiz. Bu meselede böyle bir durum varit değildir.
319 kayıt no'lu vasiyetnamenin geçersiz olduğunu kabul etmiş olmasına rağmen, Bidayet Mahkemesi en son yapılan 319 kayıt nolu vasiyetnamenin bundan önceki bütün v-asiyetnameleri iptal ettiği bulgusuna varmıştır.
319 kayıt nolu vasiyetnamenin geçersiz olduğu Yargıtay kararı ile kesinleştikten sonra, Bidayet Mahkemesinin 319 kayıt nolu vasiyetin ondan önceki tüm vasiyetleri iptal ettiği görüşüne varması ve bu konud-aki bulguları hatalıdır kanaatindeyiz.
Bidayet Mahkemesinin hatalı davrandığı ile ilgili görüşümüz, Bidayet Mahkemesinin 223 nolu vasiyetname ile ilgili belirtmiş olduğu hususlar için de geçerlidir. 223 kayıt nolu vasiyetname ile ilgili hususlarda Bidaye-t Mahkemesi kararının bir kısmında şöyle demiştir:
"223 kayıt nolu vasiyetname musiye iade edildiğinden bu vasiyetnamenin içeriği hakkında bilgi sahibi olmamız ve bu bağlamda musinin 223 kayıt nolu vasiyetnamesi ile önceki vasiyetini yani 162 kayıt nolu v-asiyetnamesini fesh ettiğini tesbit etme imkanımız olmamakla beraber emare 1 olarak ibraz edilen ve 319 kayıt nolu vasiyetnamenin dava konusu yapıldığı 829/93 sayılı davada musinin tereke idare memuru sıffatıyle Avukat Gözel Halim tarafından dosyalanan Müd-afaa Takririnin 6. paragrafında merhumenin dava konusu vasiyetinden çok önce de iki vasiyetname ve bir ek vasiyetname yaptığı ve bu vasiyetnameleri zaman içinde ve arka arkaya bizzat iptal ettikten sonra işbu son vasiyetnameyi (319 kayıt nolu) yaptığı beli-rtilmektedir."
Bidayet Mahkemesi bu tesbit veya bulgusuna dayanarak musinin 223 no'lu vasiyetnameyi yapmakla ondan önce yaptığı vasiyetnameleri iptal ettiği sonucuna varmıştır.
Kanaatimizce Bidayet Mahkemesi huzurunda 223 kayıt nolu vasiyetnamenin içeri-ği hakkında şahadet olmamasına rağmen emare 1 olarak ibraz edilen ve 319 kayıt nolu vasiyetnamenin dava konusu yapıldığı 829/93 sayılı davada musinin Tereke İdare Memuru sıfatıyla Avukat Gözel Halim tarafından dosyalanan müdafaa takririnin 6. paragrafında -belirttiklerini yeterli şahadet olarak dikkate alması ve bunun neticesinde Mahkemeye yatırılan 223 kayıt nolu vasiyetnamenin ondan önceki 162 kayıt nolu vasiyetnameyi iptal ettiği sonucuna varması sağlıklı bir şekilde varılan bir sonuç değildir ve ayni ned-enle konu ile ilgili yapmış olduğu bulgular hatalıdır.
Wills, Probate and Administration Manual of The Law By B. S. KER, M.A.(Cantab) 1959 sayfa 16 da şöyle denmektedir:-
-The important ingredient in revocation by this means is the testator's intention; and the onus of proving it is on him who -asserts it.10 The testator may of course expressly revoke all former wills, in which case there is no difficulty at all; but he may, on the other hand, impliedly revoke an earlier disposition by making a later disposition which is inconsistent with the fir-st. For example, by will one he may give Blackacre to A and then by will two give it to B. Will one is revoked as far as the- gift of Blackacre is concerned, even if the gift in will two turns out to be invalid.11 But if a later will is not inconsistent with and does not expressly revoke an earlier one both must stand together. "The will of a man," said Lord Penzance, "is the a-ggregate of his testamentary intentions, so far as they are manifested in writing, duly executed according to the statute."12 Hence, a will described as the "last will" of the testator does not automatically imply revocation of all preceding wills which a-re capable of standing with it, wholly or in part.13
A later will, intended to revoke an earlier one which disposes of English land, must be validly executed according to the provisions of the Wills Act, 1837.14
--...................
What happens if a later will is missing? If there is clear and conclusive evidence that its contents revoked an earlier will either expressly or by dispositions inconsistent with it, the court will hold that the later missing will re-voked the earlier.18 But the evidence, it will be noted, must be conclusive.19
Emare 1, 829/93 sayılı davanın içeriği ve bu -davada Avukat Gözel Halim tarafından yapılan müdafaa takririnin 6.paragrafındaki beyanların bir an için, şahadet teşkil ettiği tarafımızdan kabul edilse bile,223 kayıt nolu vasiyetnamenin içeriğinin bilinmediği gerçeği karşısında, böyle bir vasiyetnamenin -de bir önceki vasiyetnameyi iptal (revoked) ettiğinin, ve hukuk kurallarının aradığı "conclusive" (kesin) şahadet ile kanıtlandığını söylemeye olanak bulamıyoruz.
Bu hususta Jarman on Wills 1951 8.baskı,Volume 1, sayfa 188-189 da şu görüşlere yer verilmiş-tir:-
"VII-Implied Revocation by inconsistent Will or Codicil
The mere fact of making a subsequent testamentary paper does not work a total revocation of a prior one, unless the latter expressly or in effect revoke the former, or the two be incapable of- standing together;for though it be a maxim that no man can die with two testaments, yet any number of instruments, whatever be their relative date,or in whatever form they may be (so as they be all clearly testamentary) may be admitted to probate as toget-her containing the last will of the deceased. And if a subsequent testamentary paper be partially inconsistent with one of an earlier date,then such latter instrument will revoke the former as to those parts only where they are inconsistent. To some extent-, therefore, the Court of probate must act as a Court of construction.
....................
....................
It follows from the general principle above stated that if a testator makes two wills, and the later one is lost or destroyed, and there is no -evidence to show that it expressly or impliedly revoked the earlier will,the earlier will is entitled to probate.
If the second will is lost or destroyed,parol evidence is admissible to prove its contents."
Musi'nin 31-9 kayıt nolu vasiyetnamesini Mahkemeye yatırması sürecinde 223 kayıt nolu vasiyetnamenin kendisine iade edilmesi, daha sonra 319 kayıt nolu vasiyetnamenin Mahkeme tarafından geçersiz kılınmış olması, kendiliğinden 223 kayıt nolu vasiyetnamenin 162 kayıt no-lu vasiyetnameyi zımnen iptal etmiş olduğu konusunda yeterli şahadet teşkil etmemektedir. Şöyle ki, 223 nolu vasiyetname belirtildiği üzere, 162 nolu vasiyetnameye "ek" bir vasiyetname olabilirdi. Diğer taraftan tanık olarak dinlenen Girne Kaza Mahkemesi M-ukayyidi Tijen Debreli Bidayet Mahkemesi huzurunda verdiği şahadette, daha önce vasiyetname yapan ve bunu Mahkemeye yatıran bir kimsenin daha sonra yeni bir vasiyetname ile Mahkemeye geldiği zaman vasiyetnameyi yapana, "bundan önce de bir vasiyetnamesi ol-duğunu" hatırlatıldığını bundan sonra ise, vasiyeti yapanın arzusuna göre bir önceki vasiyetnamenin yakılmak veya vasiyeti yapana iade edilmek suretiyle Mukayyitliğin tasarrufundan çıkarıldığını, vasiyeti yapanın sukût kalması halinde ise bir önceki vasiye-tnamenin Mukayyitlikte muhafazasına devam edildiğini, kendisinin ise Mukayyit olmadığı tarihte 223 nolu vasiyetnamenin Mahkeme Mukayyitliğine yatırılmış olması nedeniyle bu vasiyetnameden önce yapılan 162 nolu vasiyetnamenin vasiyeti yapana niçin iade edil-mediği veya yakılmadığı konusunda bilgi sahibi olmadığını belirtmiştir. İlgili 162 nolu vasiyetname iade edilmediği veya yakılmadığı veya yırtılmadığına göre ve Mukayyit Tijen Debreli tarafından izah edilen genel prosedür bu meseleye uygulandığında 223 nol-u vasiyetnamenin 162 no'lu vasiyetnameyi fesh ettiği hususu kesin olarak söylenemez.
Huzurumuzdaki meselede Fasıl 195'in 39. maddesinin uygulanması da söz konusu değildir. Çünkü 319 kayıt nolu vasiyetname geçerli bir vasiyetname değildir. Keza 223 kay-ıt nolu vasiyetname de, 162 kayıt nolu vasiyetnameyi açıkca (conclusively) iptal edip etmediği hususunda yeterli şahadet bulunmadığı cihetle, 162 no'lu vasiyetname 39. maddeye tabi değildir. Bu nedenledir ki 162 nolu vasiyetname herhangi bir şekilde "yenid-en yürürlüğe konması" hususu da söz konusu değildir. Başka bir deyişle 162 kayıt nolu vasiyetname Fasıl 195 Vasiyet ve Tevarüs Yasasının 37. maddesinin herhangi bir bendi gereğince feshedilmemiş bir vasiyetname olduğuna göre, 39. maddenin 162 kayıt no'lu v-asiyetnameye uygulanması söz konusu olamaz.
Yukarıdakilerden, 162 kayıt nolu vasiyetnamenin sonradan musi tarafından iptal edilen 223 kayıt nolu vasiyetname ile iptal edildiği söylenemeyeceğine ve Mahkeme tarafından geçersiz kılınan 319 nolu vasiyetname- ile de feshedilmiş sayılamayacağına göre, konu 162 nolu vasiyetnamenin gerek 223 gerekse 319 nolu vasiyetnameler ile feshedildiği ve bu nedenlerle hukuken var olmadığı sonucuna varmak mümkün değildir ve bu konuda Bidayet Mahkemesinin bulguları hukuken hat-alıdır.
Bu sonuca vardıktan sonra 162. no'lu vasiyetnamenin hukuki geçerliliği hakkında 2. başlık altında toplanan istinaf sebebini incelemek gerekir.
2. İstinaf Başlığı:
Bu konuda Bidayet Mahkemesinin bulgularını yukarıda aktarmıştık.
İstinaf Edenin -bu konudaki yakınma sebepleri kararımızın başında 4.ve 5. istinaf sebepleri dahilinde yer almıştı. İstinaf Eden bu istinaf sebepleri altında 162 no'lu vasiyetnamenin iki yapraktan oluştuğu, vasiyetçinin ilk yaprağın sol ve sağ marjin boşluklarına imza attı-ğı halde, Bidayet Mahkemesinin ilk yaprağın altında vasiyetçinin imzası olmaması nedeniyle 162 no'lu vasiyetnamenin geçersiz olduğuna dair bulgu yapmasından yakınmakta ve Bidayet Mahkemesinin yanlış maddeyi uyguladığını yani Fasıl 195'in 23(d) maddesi yeri-ne 23(a) maddesini uyguladığını ayni nedenle de hata ettiğini iddia etmektedir.
Aleyhine İstinaf Edilen Davalı avukatı Bidayet Mahkemesinde Fasıl 195 madde 23'e göre iki veya daha çok yapraktan oluşan bir vasiyetnamenin geçerli olabilmesi için musinin im-zasının her yaprağın altında veya sonunda olması gerektiğini, buna uyulmamasının vasiyetnameyi geçersiz kıldığını ileri sürmüş, Bidayet Mahkemesi de ileri sürülen bu argümanı kabul ederek 162 nolu vasiyetnamenin birinci yaprağında musinin imzasının yaprağı-n altında veya sonunda olmadığı cihetle konu vasiyetnamenin geçersiz olduğu bulgusuna varmıştır.
Fasıl 195 Vasiyet ve Tevarüs Yasasının 23. maddesi aynen şöyledir:
"No will shall be valid unless it shall be in writing and executed in manner hereinafter -mentioned that is to say-
a.İt shall be signed at the foot or end therof by the testator, or by some other person on his behalf, in his presence and by his direction; and
b.such signature shall be made or acknowledged by the testator in the presence of two- or more witnesses present at the same time; and
c.such witnesses shall attest and shall subscribe the will in the presence of the testator and in the presence of each other, but no form of attestation shall be necessary, and
d. if the will consists of mor-e than one sheet of paper, each sheet shall be signed or initialled by or on behalf of the testator and the witnesses".
Fasıl 1-95'in 23. maddesi görülebileceği gibi oldukça katı bir maddedir. Bu maddenin (a)(b)(c)(d) paragraflarında ifade edilenlere, bu dört paragrafın herhangi birine, uyulmaması mutlaka vasiyetnameyi geçersiz kılmaktadır. Madde 23'deki vasiyetnameyi geçersiz kıla-n kural emredicidir ve Mahkemeye bir takdir hakkı tanımamaktadır. Madde 23'ün dört paragrafında ifade edilenlerin herhangi birine uyulmamasının sonucu vasiyetnameyi mutlak geçersiz kıldığına göre madde 23 bir bütün olarak dar yorumlanmalı ve geniş yorumlar- ile maddede açıkça ifade edilenlerin dışında vasiyetnameyi geçersiz kılacak başka şekil şartları yaratılmamalıdır.
Fasıl 195'in 23. maddesini huzurumuzdaki meseleye uyguladığımızda, bir vasiyetnamenin geçerli olabilmesi için vasiyeti yapan şahsın 23(a)- maddesine göre) vasiyetnamenin altını veya sonunu imzalaması gerekir ve vasiyetname bir sayfadan fazla ise 23(d) maddesine göre, her sayfa vasiyetçi tarafından veya onun adına başka biri tarafından ve tanıklarca imzalanmalı veya parafe edilmelidir. Bir va-siyetnamenin geçerliliğini ispat etmek de bu hususu iddia eden tarafından yapılmalıdır. -Bu konuda Halsbury's Laws of England 4. baskı volume 50 para 268 de :-
-
"The burden of proving due execution, whether by presumption or by positive evidence, rests on the person setting up the will."
denmektedir.
Bu hususta acaba İstinaf Eden Bidayet Mahkemesini tatmin etmişmidir?
Bidayet Mahkemesi yukarıda aktarılan bu-lgularına varırken, vasiyetçinin imzaları konusunda huzurundaki şahadetle ilgili şu değerlendirmeyi yapmıştır:-
"Dava konusu olupda iki sayfadan oluşan 162 kayıt nolu vasiyetnamenin 1'inci sayfasında yer alan 2(a) paragrafının 2'inci satırında ve 2(a) para-grafının (i) şıkkında tükenmez kalem ile yapılan ve ayni paragrafın (ii) şıkkında daktilo ile yapılan değişiklikler veya düzeltmeler olduğu ve bunların hemen yanında vasiyetnamenin 1'inci sayfasının her iki kenar boşluğunda musi'nin imzalarının bulunduğu g-örülmektedir.
Sözkonusu imzaların vasiyetnamenin 1'inci sayfasında yer alış şeklini gözönünde bulundurduğumuz zaman, hiçbir yoruma gerek duymaksızın bu imzaların yukarıda alıntısını yaptığımız 28'inci maddenin bir gereği olarak vasiyetnamenin 1'inci sayfas-ının her iki kenar boşluğunda yer aldığını ve musi'nin Fasıl 195 23(d) maddesine uygun olarak, vasiyetnamenin 1'inci sayfasında imzasının bulunmadığı sonucuna varmakta ve bulgu yapmaktayız."
Bidayet Mahkemesinin de ifade ettiği gibi 162 kayıt nolu vasiyet-namenin birinci yaprağında bazı düzeltmeler, isim değişikliği gibi bazı değişiklikler vardır ve bu yaprağın her iki kenar boşluğunda, bu değişikliklerin karşısında, musinin imzaları bulunmaktadır. Bidayet Mahkemesi bu imzaların, Fasıl 195, madde 28 uyarınc-a, yapılan değişiklikler nedeni ile atıldığı bulgusuna vardı. Şahadet yokluğunda, bir vasiyetnamede görülen değişikliklerin, vasiyetnamenin tanziminden sonra yapıldığı hususunda bir karine vardır. Halsbury's Laws of England,
4th Edition, paragraf 325 de ş-öyle denmektedir.
"Time of alteration - In the absence of evidence, the presumption is that alterations, interlineations and erasures were made after execution".
Bidayet Mahkemesi huzurunda 162 nolu vasiyetnamenin birinci yaprağında görülen değişiklikleri-n ne zaman yapıldığı hususunda bir şahadet yoktur; o zaman bu değişikliklerin, yukarıdaki karine uyarınca, vasiyetname tanzim edildikten sonra (after the execution of the will) yapıldığı kabul edilmelidir. Bidayet Mahkemesi de bu yaprağın kenar boşlukların-daki musiye ait imzaların bu değişiklikler için atıldıkları bulgusuna vardığına göre, vasiyetname tanzim edildiğinde bu yaprakta musinin imzasının bulunmadığı, imzaların vasiyetname tanzim edildikten sonra yapılan değişiklikler için, haliyle vasiyetname ta-nzim edildikten sonra, atıldıkları sonucu doğmaktadır. Bu durumda Bidayet Mahkemesinin 162 nolu vasiyetnamenin geçersiz olduğu kararına müdahale etmemizi gerektirecek nitelikte hata yapmadığı görüşündeyiz.
Yukarıdakiler ışığında istinaf reddedilir.
Mese-leye has olgular çerçevesinde masraflarla ilgili herhangi bir emir vermemeyi uygun bulmaktayız.
Taner Erginel Nevvar Nolan Gönül Erönen
Başkan Yargıç Yargıç
4 Nisan, 2003
-
14
-
Full & Egal Universal Law Academy