-D.12/86 Yargıtay/Hukuk 65/85
(Dava No. 239/83; Girne)
Yüksek Mahkeme Huzurunda.
Mahkeme Heyeti: N. Ergin Salâhi, Niyazi F. Korkut, Aziz Altay.
İatinaf eden: 1. Margaret Rita Mackie,-
2. Archie Mackie, Warwichshire.
(Davacılar)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Kemal Utku, Girne.
(Davalı)
- A r a s ı n d a.
İstinaf edenler namına: Ali Dana.
Aleyhine istinaf edilen namına: Kıvanç M. Riza.
H Ü K Ü M
N. Ergin Salâhi: Davacılar Girne Kaza Mahkemesinde dosyaladıkları 239/83 sayılı bir dava ile Gi-rne'de Castle Court diye bilinen apartmanda 15 numarlaı dairenin mucir veya sahipleri veya zilyetliğine hakkı bulunan şahıslar olduklarını, davalı ile 1979 yılında yapılan sözlü bir anlaşma uyarınca bu hanenin davalıya kiralandığını ve halen davalının ayda- 6000TL'den yasal kiracı olduğunu talep takrirlerinde ileri sürmüşler, ayrıca talep takrirlerinde Kıbrıslı olmayan davacıların 1971 yılında bu apartman katını satına ldıklarını, esas maksatlarının bu yeri tatil için kullanmak ve davacı 2 emekliye ayrıldıkt-an sonra devamlı olarak Kıbrıs'a yerleşip bu hanede ikamet etmek olduğunu, bu hanenin 1972 yılında inşaatı tamamlandığını ve tasarrufunun kendilerine teslim edildiğini, bir süre burada kaldıkları, 1974 Barış Harekâtından sonra da kalmaya ve bu haneyi tasar-ruflarıda bulundurmaya devam ettiklerini, 1979 yılında sözlü bir anlaşma ile bu yeri davalıya icar ettiklerini, şimdi davacı 'nin emekliye ayrıldığını ve bu haneye ailesi ile birlikte devamlı ikamet için ihtiyacı bulunduğunu ileri sürerek 27.12.1982 tarih-li olup 31.12.1982 tarihinde davalıya tebliğ edilen ve davacılarla davalı arasında mevcut kira ilişkisini sona erdiren ve davalının bu yeri 1.2.1983'ten itibarentahliye etmesini talep eden yazılı bir ihbar gönderdiğini, sair şeyler meyanında, talep takriri-nde iddia etmişlerdir. Davalı ise müdafaa takririnde özetle konu hanenin 32/75 sayılı Yasa uayrınca zilyetliğinin KKTC Maliye Bakanlığına bırakıldığını, davacıların bu yere zzilyet hakkı bulunamdığını iddia etmiştir. Davalı konu yerin kiracısı olduğunu ve -bu yeri kiraladığını kabul etmekle beraber taraflar arasında sözlü bir anlaşma bulunmadığını, aylık kiracı olmayıp yıldan yıla kiracı bulunduğunu iddia etmiş ancak bu yeri davcılardan icar ettiğini inkâr etmediği gibi başka birisinden icar ettiği hususunda- da bir iddia müdafaa takririnde ileri sürmemiştir.
İlk Mahkeme önünde davanın duruşamsında sadece davacı 2 şahadet vermiş, davalı herhangi bir aşhit çağırmamıştır. davacı 2 şahadetinde özetle konu apatman katını 1971 yılında İbelin Estate Ltd.'den satı-n aldığını, bunun için yazılı anlaşma yapıp para ödediğini, bu dairenin inşaatının 1972 yılında tamamlandığını ve bu yere taşınıp ikamet etmeye başladıklarını, 1974 Barış Harekâtından sonra da bu hanede ikamet etmekte oldukalrını, 1979 yılında davalı ile T-ankut beyin iş yerinde tanıştıklarını, kendisi Adadan bir süre sonra ayrıldıktan sonra bu yerin Tankut beya aracılığı ile davalıya icar edildiğini, kirasının o günlerde 40 sterlin ayda olduğunu, davalının kendisine aylık kira ödediğini, 1980 ve 1981 yıllar-ı kiralarının ödenmediğini, şimdi kendisinin 65 yaşında olup emekliye ayrıldığını ve bu apartman katına devamlı ikamet için ihtiyacı bulunduğunu, İngiltere'de veya başka bir yerde evi bulunmadığını, davalının ise bu yeri devamlı ikamet için değil de Kıbrıs-'a geldiğinde tatil maksatları için kullandığını iddia ederek bu hanenin tahliyesini talep etmiştir. Duruşmanın belirli safhasında söz edilen 27.12.1982 tarihli ihbarın davacılar tarafından davalıya gönderildiği taraflarca kabul edilerek bu ihbar, taraflar-ın muvafakatı ile mahkemeye Emare 1 oalrak ibraz edilmiştir. Ayrıca davalının ada haricinde ikanet ettiği ve 1983 ve 1984 yılarında toplam 4 ay Kıbrıs'ta kaldığı ortak bulgu olarak kabul edilmişti.
Dava kapandıktan sonra tarafların argümanlarını dinleyen- ilk mahkeme davacıların, davalının yasal kiracı nasıl odluğunu isbat edemediği gibi davalının nasıl yasal kiracı olduğunun da talep takririnde belirlenmediği ve bu nedenle davacıların davalarını bu yönden isbat edemedikleri bulgusuna varmıştır. Ayrıca ilk- mahkeme davacıların konu hanenin mülkiyetine sahip olduğunu da isbat edemedikleri gibi bu yerin zilyetliğine hakları bulunduğunu da isbat edemedikelri bulgusuna varmıştır. Yine ilk mahkeme davacıların verien şahadet ışığında dava konusu taşınmaz mala maku-l surette ihtiyaçları olduğu ve mahkemenin tahliye emri verilmesinin makul olduğu hususunda isbat külfetlerini yerine getiremediklerini ve bu nedenle de davanın reddedilmesi gerektiği bulgusuna vararak davacıların tahliye taleplerii reddetmiştir.
İstinaf- bu karardan yapılmakta olup 11 istinaf sebebi içermekle beraber istinafın duruşmasında tüm istinaf sebepleri birlikte ele alınmıştır. Bu istinaf sebeplerini 3 ana başlık altında toplamak mümkündür:
1. Davacıların konu yerin muciri veya zilyetliğine hakkı- olmadığı hususunda ilk mahkemenin bulgusu, mevcut ışığında, yanlıştır.
2. Yasal kiracılık hususunda talep takririnin yetersiz olduğu ve yasal kiracılığın veya kira ilişkisinin isbat edilmediği hususunda ilk mahkemenin bulgusu hatalıdır.
3. Konu haneye- davacıların makul surette ihtiyacı olamdığı veya böyle bir tahliye emrinin verilmesinin makul olamdığı yönünde ilk mahkemenin bulgusu hatalıdır.
İlkin 2. istinafs ebebini ele almayı uygun buldum.
Tale takririne bakıldığında, atlep takririnin 2. paragr-afında konu yerin davalıya 1979 yılında sözlü bir anlaşma uyarınca kiralandığı ve ahlen bu yrin kirasının 6000TL olduğu ve davalının 6000TL aylık kira ile bu yerin yasal kiracısı odluğu iddia edilmektedir. Yine talep takririnin 4. paragrafında, 27 Aralık 1-982 tarihli olup davacılar tarafından malsahibi veya mucir oalrak 31 Aralık 1982 tarihinde kiracı davalıya gönderilen ihbar ile mevcut olabilecek kira anlaşmasının sona erdiği ve davalının bu yeri yasal kiracı oalrak işgale tmeğe devam ettiği ileri sürülme-ktedir.
Müdafaa takririnde ise talep takririnin 2. paragrafı kesin olarak reddedil-memekte, şu şekilde cevap verilmektedir:
"Davalı, talep takririnin 2. paragrafına atfen, söz konusu dairenin kiracısı olduğunu kabul etmekle beraber bu hususta taraflar a-rasında herhangi bir sözlü anlaşma olduğunu kabul etmez; davalı ayrıca söz konusu dairenin aydan aya değil de yıldan yıla kiracısı olduğunu iddia eder."
-Bu istinafta esas itibarı ile müstenif avukatı tarafından ileri sürülen iddia, atlep takririnin 2. paragrafındaki iddiaları davalı kesin oalrka reddetmediğine ve yuakrıda alıntısı yapılan cevap verildiğine göre bu verilen cevabın kapsamadığı hususlar dışı-nda talep takeririnin 2. paragrafında ileri sürülen iddiaları kabul etmiş sayıldığı ve bunlar üzerinde davacının artık bir isbat yükümlülüğü bulunmadığı yönündedir. Aleyhine istinaf edilenin avukatının argümanları ise ters yönde olup özellikle 2. paragraft-a yer alan iddiaların davacı tarafında şahadetle isbat edilmediği yönündedir.
-
Bu argümanları değerlendirmeden önce bu konu ile ilgili hukuki durumu incelemeyi uygun buluyorum.
Sivil Mahkeme Nizamatı Emir 19 nizam 11 şöyledir:
"11. Every allegation of fact in any pleading, if not denied specifically or by necessary implication-, or sstated to be not admitted in the pleading of the opposte party, shall be taken to be admitted, except as against an infant, or person of unsound mind."
-Yine Emir 19 nizam 16 şöyledir:
-
"16. When a party in any pleading denies an allegation of fact in the previous pleading of the opposite party, he must no do so evasively, but answer the point of substance. Thus if it be allegede that he received a certain sum of money, it shall not be -sufficient to dent that he received that particular amount, but he must deny that he received that sum or any part thereof, or else set out how much he received. And if an allegation is made with divers circumsatnces, it shall not be sufficient to deny it -along with those circumsatnces."
Emir 19 nizam 18 ise şöyledir:
"18. When a contract, promise, or agreement is alleged in any pleading, a bare denial of the ame by the opposite party shall be consstrued anly as a denial in fact of the express contract,- promise, or agreement alleged, or of the matters of fact from which the same may be implied by law, and not as a denial of the legality or sufficiently in law of such contrct, promise or agreement, whether with reference to any enactment requiring the sam-e to be evidenced in any particular way, or otherwise."
-Talep takririnde iddia edilen hususların reddedilmemesi, ancak zıt idiaların ileri sürülmesi halinde hukuki durum şöyledir: Kıbrıs Sivil Mahkeme Nizamatı Emir 11'in tamamen aynı olan İngiliz Mahkeme Nizamatı Emir 19 nizm 13'te haddı zatında mevcut olan an-cak kesin olarak yer almayan 'traberse', karşı iddia, Yüksek Mahkeme Nizamatı Emir 18 nizam 13'te daha belirgin olarak yer almaktadır. 1973 The Supreme Court Practice Vol. I s.290'da 'Effect of the rule' başlığı altında şöyle denmektedir:
-
"This Rule is taken from R.S.C. (Rev.), 1962, O.18, r.13, which had been taken as to paras. 8a) and (2) from the former O.19, r.13. as para (3) form the former O.19, r.17 and O.21, rr.1,2,3 and 5 anda s to para. (4) from the former O.19, r.17 and O.21, r-.4. The Rule thus collects together in a systematic and clearer from the various rules governing admissions and denials. The Rule should be red with Rule 14, infra, which deals with denial by joinder of issue.
İt is interesting to nnote that this Rules r-evives the former term "treverse" which did not appear in the former Rules, but whicch was always in current use.
This Rule enforces a cardial principle of the system of pleadings that every allegation of fact in a statement of claim or in a counterclai-m must be traversed specificall, otherwise it is demed to be admitted. It thus prescribes how the pleader should answeer his poopnent's pleadings, by providing that the penalty for not specifically traversing an allegation of fact is that it will be taken -to be admitted, whether this was intended or not. The efefct of a treverse, if properly pleaded, is that the party who makes the allegation has to proveit; the efefct of an allegation which is treated as admitted is that the party who makes it need not pro-ve it."
-Yine aynı kitapta aynı sayfada 'Implied Amdissions' başlığı altında şöyle denmektedir:
-
"Under this Rule there is an implied admission of every allegation of fact made in a pleading which is not traversed in the next succeding pleading. Such an admission has the same value and effct as if it were an express admission (see Byrad v.Nunn (1877-), 5 Ch. D."
Yukarıdaki Yüksek Mahkeme Nizamatı eskiden beri mevcut olan bir hususu değiştirmediği ve sadece açıklık getirdiği ve özellikle bu prensiplerin çok eski davalara dayandığı cihetle mevcut Kıbrıs Nizamatı açısından geçerli olması gerekir. 'Tra-verse' ve 'Imlied Admissions' hususlarını izah eden ve açıklamaya oldukça yardımcı olan Byrd v. Nunn, Law Jorunal 1878 Vo.47, 1 at page 2'de hakim Fry durumu şöyle izah etmektedir.
"This is a claim for specific performance of an agreement the entred inti- in 1865, by the agent or a person named Hutley, and the present question is simply, whether the statement of defence has raised the issue that agent was in fact not authorised by Hutley, an din may opinion that issue is not raised.
(His Lordhsip read th-e first paragraph of the statement of defence, and proceeded) -
It is evident that this denial of the allegation in the claim is justified if any one several circumstances is not true. For instance, if the agreement was entered into on the 19th of Februa-ry instead of on the 20th, or if John Huntley had not been 1 and 2, High Street, Bloomsbury, and so of amny other circumstances. This appears to me exactly a case within Order XIX, fule 17, and there is no sufficient denial of any particular allegation. Bu-t in the latter part of the paragrağh I finde an allegation of the fact that Jutley was of unsound mind, and that is followed by a consclusion that in consequence of his being of unsound mind he was incapable of authorising an agreemet. This is a substanti-al answer, and, in may opinion, that does satisfy the rule, assuming that the point on which the defendant means to rely in the unsoundness of Hutley's mind. If the defendant meant to rely on anything more I think that a substantial answer has not been giv-en. The statement of defence denies several facts, and foolows that denial by an allegation of one particular fact with justifies that denial, but there is no allegation of any other particular fact which wpuld justify and other part of that denial. There -is no soubt a denial in paragraph 5 that any agreement for a lease had been made or entered into by John Hutley or by any person lawfully authorized by him, but that does not, as it stands, enable the defendant to go into evidence as to the authority of th-e agent assuming the soundness of mind of Hutley. It appears to me thre are several possible facts which might justify this denial. It would be justified first, if John Hutley was of unsound mind; secondly, if though of sound mind, he did not authorise th-e agent to contract; thirdly, if the agent, though authorised, could not, for some reason, lawfully contract. I find, there-fore, at least three facts which would justify this denial, and one of them alone, namely, the incapacity of Hutley, alleged as a fa-ct. I cone, therefore, to the conclusion that denial being justified by a fact specifically alleged must be taken to refer to that specificc fact, and not to the others. If the defendant desire to set up any other matter of fact which would have led to the- same conclusion, he should have done so substantially and specifically, and should have called the attention of the plaintiff to that fact."
-Şimdi de yukarıda layiha ve cevaplar hakkında özetlenen hukuki durum ışığında önümüzdeki layiha ve cevapalrı ve özellikle talep takririnin 2 ve 4. paragrafları ile buna verilen cevapları incelememiz gerekir.
-
Davacılar 1. paragrafta konu yerin sahibi veya zilyetliğine hakkı veya mucirleri olduğunu ileri sürdükten sonra yuakrıda sözü edilen 2. paragrafta görülebileceği gibi taraflar arasında yani kendileri ile davalı arasında 1979 yılından beri icar anlaşması -yapıldığını ve halen konu yerin 6000TL aydan aya kiracısı oldukalrını ileri sürmüşlrdir. Kira münasebetinin nasıl sona erdirildiği ve davalının nasıl kanuni kiracı olduğu talep takririnin 4. paragrafında yer almakta ve özellikle davacılar tarafından mal sa-hibi veya mucir oalrak 27.12.1982 tarihinde davalı kiracıya gönderilen ve 311.12.1982'de davalı tarafından alınan ihbara da talep takririnde yer verilmiştir. Bu durumda davacıların davalının nasıl ve ne şekilde kanuni kiracı odluğu hususunda talep takririn-de yeterli iddia bulunmadığı yönündeki İlk Mahkemenin bulgusu hatalıdır.
Davalı ise talep takririnin 2. paragrafını reddetmemiş ancak ret anlamına gelebilecek iddia ileri sürmüştür. (Denial by treverse) Davalı bu karşı iddialarında konu dairenin kiracısı- olduğunu kabul etmeketdir ancak taraflar arsında sözlü bir anlaşma olmadığını ve kendisinin söz konusu dairenin ayda aya değil de yıllık kiracısı olduğunu ileri sürmüştür. Bu durumda karşı iddialar dışında talep takririnin 2. paragrafında yer alan hususla-r layıkı ile reddedilmediği cihetle zımnen kabul edilmiş olması gerekir ve bunlar hususunda davacıların herhnagi bir ispat yükümlülüğü mevcut değildir. Karşı iddialarla talep takririnin 2. paragrafını karşılatırdığımızda dava konusu haneyi davalının davacı-lardan değil de başka birisinden icar ettiğini iddia etmek amacında idi ise bunu açık ve bariz olarak yapmalı idi. Ayrıca davacının iddiası bu haneyi dvalıdan direkt olarak değil de bir vekil veya bir aracı vasıtası ile icare ttiği yönünde idi ise bunu da- açık olarak karşı iddialarında belirtmeli idi. Bunlar yapılamdığına göre bu yere davacıların vekili veya aracıları veya yabancı bir kişi olarak Tankut'un davalıya icar ettiğini ileri süremeyeceği gibi davacıların bu yerin icarcısı olamdığını da ileri süre-ez. Ayrıca konu yerin aylık kirasının 6000TL olmadığını da ileri süremez. 'Traverse' karşı iddia olarak ilri sürülen hususlarda ispat külfeti davalıda olduğuna göre kendisinin aydan aya kiracı değil de yıldan yıla kiracı olduğu hususunu ispat etmekle yüküm-lüdür. şahadete göz attığımızda dvacı uzun boylu şahadet vermiş ve bu yeri kendisinin emekliye ayrıldığında devamlı ikamet makadı ile satın aldığını ve 74 barış Harekâtından sonra Tankut aracılığı ile bu yeri davalıya icar ettiğini, hakikatte kısa bir süre- için icar ettiğini, fakat halen 1979'dan beri bu yerde davalının kiracı oalrak bulunduğunu, belirli bir süre kira ödediğini, ancak düzenli bir kira ödemediğini ileri sürmüştür. Ayrıca davacı 2 halen emekliye ayrıdlığını, dünyanın herhangi bir yerinde evi -bulunmadığını ve bu yere ikamet için ihtiyacı bulunduğunu şahadetinde söylemektedir. Davalı ise herhangi bir şahadet çağırmamış davayı uzatmamak amacı ile avukatı vasıtası ile davalının Türkşye'de ikamet ettiğini, bu yeri geçici olarak kullandığını ve son -2 yıldan beri çok kısa bir süre kullandığını da kabul ve etslim etmiştir. Bunun dışında herhangi bir şahadet davalı yönünden mevcut değildir.
şaahdeti göz önünde tuttuğumuzda karşı iddia oalrak ileri sürülen hususların hiçbirisi ispat edilmemiştir. Bunla-r ispat edilmediğine göre de karşı iddia oalrak ileri sürülen ve talep takririnin 2. paragrafını ret anlamına gelen iddiaların hiçbirisi de isbatlanmış değildir. Bu nedenle mevcut şahadet ışığında talep takririnin zımni olarak kabul edilen kısımları dışınd-aki diğer kısımlarının da tümü ile isbatlandığının kabul edilmesi gerekir. Bu nedenlerle 2. istinaf sebebinin kabul edilmesi gerektiği görüşündeyim.
1. istinaf sebebine gelince; bir yeri icar eden davacının mülkiyet ve zilyetlik hakkının kiracı bir davalı- tarafından inkâr edilemeyeceği Hukuk istinaf No.7/68 Mustafa Şemi ile Özbet Celâl davasında karara bağlanmış, müteakip istinaflarda benimsenmiş ve en son Yargıtay/Hukuk 11/84 İntra trading Ltd. Tandoğan Tanlı ile Fatma M. Demirağ davasında tekrarlanmıştır-.
Önümüzdeki istinafta davacıların konu yeri devalıya icar ettiği ve davalının halen bu yerin kiracısı olduğu mevcut olgu ve şahadet ışığında sarih odluğuna göre davalının konu mal üzerindeki mal sahipliliği veya zilyetlik hakkını inkâr etmesi söz konusu- değildir ve bu neenle davacıların mal sahipliliği veya zilyetlik hakkının mevcut olduğunu ispat etmesi de gerekmemektedir. Bu nedenlerle 1. istinaf sebebinin reddolunması gerektiği görüşündeyim.
3. istinaf sebebine gelince; ilk mahkemenin bu konuyu kara-ra bağlarken mevcut şahadeti layıkı ile değerlendirilmeden bir yargıya vardığı görülmektedir. Şahadete göz atıldığında davacının konu yeri emekliye ayrıldığı zaman devamlı ikamet maksadı için satın aldığı, davacı 2'nin halen emekliye ayrıldığı ve davacı 1 -karısı ile beraber ikamet için bu yere ihtiyaçları olduğu, dünyanın hiçbir yerinde başka herhnagi bir konutlarının bulunmadığı ve halen sığıntı oalrak başka tanıdıklar yanında kaldıkları görülmektedir. Öte yandan davalının bu yeri sadece belirli maksatlar -için kullandığı, esas ikamet yerinin Türkiye odluğu ve son 2 yıl zarfında çok kısa bir süre bu yerde kaldığı da avukatının yaptığı beyandan görülmektedir. Bu tekzip edilmemiş olgular ve mevcut sair aşhadet dikkate alındığında konu haneye davacıların makul -surette ihtiyacı olamdığı veya böyle bir tahliye emrinin verilmesinin makul olamdığı hususundaki İlk Mahkemenin bulgusu hatalıdır. Bu nedenle 3. istinaf sebebinin de kabul olunması gerektiği görüşündeyim.
Netice olarak istinafın kabule dilmesi ve Girne'd-e Castle Court diye bilinen Apartmandaki 15 numaralı dairenin davalı kiracı tarafından tahliye edilip boş olarak davacılara teslim edilmesi hususunda hüküm verilmesi gerektiği görüşündeyim.
Bu davanın çok uzun süre askıda bulunduğu ve davalının bu yer-i devamlı ikamet maksadı için kullanmadığı da dikkate alındığında azami 2 ay zarfında tahliye edilmesi hususunda ayrıca emir verilmesi gerektiği görüşündeyim.
Niyazi F. Korkut: Bu istinafta öncelikle karar bağlanması gereken husus davalının yasal kiracı o-lup olmadığıdır.
Davacılar talep takririnde para 2'de davalı ile 1979 yılına sözlü bir anlaşma yaptıklarını ileri sürmüşler ve davalı da dosyaladığı müdafaasında ara- larında talep takririnde ileri sürüldüğü gibi sözlü bir anlaşma olduğunu kabul etmemiş-tir. Halbuki duruşma sırasında davacı 2'nin şahadetinde dava konusu evin Tankut bey aracılığı ile kiralandığı ortaya atılmıştır.
Davacıların talep takririnde sadece davalı ile aralarında aydan aya kiracılık ilişkisi olduğu ileri sürülmüş ve bu kiracılığı-n koşulları; örneğin kira münasebetinin kimin vasıtası ile doğrduğu süresi ve hangi hallerde feshedilebielceği belirtilmediği gibi kira hususunda ayda kaç para olarak anlaşıldığı da mevcut değildir. Kira hususunda sadece davalının halen ayda TL6000'dan yas-al kiracı odluğu ileri sürülmüştür. Kanımca dava konusu evin Tankut beya racılığı ile kiralandığı hususu esasa ilişkin bir olgudur ve talep takririnde belirtilmesi gerekirdi. Yargıtay/Hukuk 6/75'de sayfa 3'te bu hususlarla ilgili oalrak şöyle denmiştir:
-"Esasa ilişkin olgular dendiğinde tam bir dava sebebini veya müdafaayı ortaya koyacak olgular demektir. Bir takrirdr esasa ilişkin olgu veya olgular eksik olursa, o takdir kusurlu ve geçersizdir. Eksizk olgu ve olgular ile ilgili şahadet verilemez, verildi-ği takirde de nazarı itibara alınmaması gerekir."
-Ayrıca Yargıtay/Hukuk 32/81'de sayfa 3'te yine esasa ilişkin olguların layihalerda belirtilmesi gerektiği vurgulanarak şöyle denmişti:
-
"...... Öte yandan şayet Alex Chris Emare VIII'ı esas mal sahibi ve karısı olan Mart Alex Chris nam ve hesabına vekili olarak imza etmişse bu hususun esasa müteallik bir olgu olması nedeniyle lâyihalarda belirlenmesi gerekir."
-Bu meselede dava layihalarında konutun kimin aracılığı ile kiralandığı, kiralayan şahsın davacı adına kiralamağa yetkisi olup olmadığı ileri sürülmediğine göre bu hususla ilgili olarak şahadette söylenenler dikkate alınamaz.
-
Kimin vasıtası ile kiralandığı ve koşulları belli olmayan ve talep takririnde ilri sürülmeyen davaya konu kira ilişkisinin de 30.12.1982 tarihinde davalıya gönderilen ihbarla sona erdiğini ve davalının yasal kiracı olduğunu söylemek olası değildir.
Bu -nedenle alt mahkemenin bu konudaki bulgusunun hatalı olamdığı ve bu bulgu aleyhine yapılan istinafın reddedilmesi gerektiği görüşündeyim.
Davacılar ile davalı arasında geçerli bir kiracılık münasebeti olduğu ve bu kiracılık münasebetinin sona erdirilerek- davalının yasal kiracı durumuna getirildiği kanıtlanmadığı görüşüne vardıktan sonra diğer istinaf sebeplerine değinmeye gerek görmüyorum.
Masraflarla ilgili olarak da herhangi bir emir verilmemesi grektiği görüşündeyim.
Aziz Altay: Sayın yargıç Niyazi -F. Korkut'un hükmünde belirttiği görüşlere ve vardığı sonuca katılırım.
N. Ergin Salâhi: Sonuç olarak istinaf oy çokluğu ile reddolunur.
İstinaf masrafları hususunda herhnagi bir emir verilmez.
(N. Ergin Salâhi) (Niyazi F. Korkut)- (Aziz Altay)
Yargıç Yargıç Yargıç
24 Nisan 1986
-
-11-
-
Full & Egal Universal Law Academy