-D.21/90 Yargıtay/Hukuk 65/89
(Dava No: 1883/88; Lefkoşa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: N. Ergin Salâhi, Aziz Altay, Taner Erginel
İstinaf eden: Lefkoşalı Merhum Mehmet At-akanlı Terekesini
Temsilen ve Tereke İdare Memuru sıffatıyle
1. Şüküfe Atakanlı, 2. Huriye Atakanlı, Dikmen.
(Davacılar)
ile
Aleyhi-ne istinaf edilen: Semir Sönmez, 10. Sokak No:7 A
Marmara Bölgesi, Lefkoşa.
(Davalı)
- A r a s ı n d a.
İstinaf edenler namına: Hüseyin Celâl.
Aleyhine istinaf edilen namına: Tevfik Mut.
H Ü K Ü M
N. Ergin Salâhi: Davacılar, Lefkoşa Kaza Mahkemesinde merhum Mehmet Atakanlı Terekesi, idare memurları sıffatı ile dosy-aladıkları bir davada merhumun vefatından önce davalıya icar ettiği ve icar süresi bittiği halde hala onun tasarrufunda bulunan ve kirasını ödemediği evin tahliyesini talep etmektedirler.
Davacılar, talep takrirlerinde özetle merhumun sağlığında 1.4.1980- tarihli iki yıllık bir icar mukavelesi ile Onuncu Sokak 7A Marmara Bölgesindeki haneyi mal sahibi olarak davalıya icar ettiğini, 1.4.1982 tarihinde sona eren kira sözleşmesinden sonra davalının bu evi tahliye etmeyerek yasal kiracı sıffatı ile icarında bu-lundurmaya devam ettiğini, 35/88 sayılı kira istidası ile kuntret tahtinde ödemekle yükümlü olduğu kiranın 1.4.1988 tarihinden itibaren 50.000TL''e yükseltildiğini, kiracı bu kirayı ödemediği için 21.4.1988 tarihinde bir ihbar gönderildiğini, bu ihbar üzer-ine bir kısım kiraları ödediğini, geriye kalan kiralar ile Mayıs, Haziran 1988 kiralarını ödemediği için 2.6.1988 tarihinde gönderilen 21 günlük ikinci bir ihbar ile mütebaki kiraların talep edildiğini, davalının bunları ödemediğini, dava açılıncaya kadar -da ödemediğini, iddia ederek tahliye ve sair taleplerde bulunmuştur.
Davalı, avukatı vasıtası ile dosyalamış olduğu müdafaa takririnde ise özetle; bu evin halen kuntretli kiracısı olduğunu, kira sözleşmesi sona ermediği cihetle davacıların dava sebebi bu-lunmadığını, davadan önce talep edilen kiraları ödeme teklifinde bulunduğunu, kira bedellerinin posta havalesi ile ödendiğini, kendisine herhangi bir ihbar gönderilmediğini, herhalûkarda böyle bir ihbarın geçerli olmadığını iddia etmiştir.
Davayı dinleye-n İlk Mahkeme daha sonra değineceğimiz bulguları yaparak özetle, davalının bu yerin kanuni kiracısı olduğu, 21 günlük ihbarın davalıya gönderildiği, mütebaki kiraların ödenmediği, ve ödeme teklifinde bulunulmadığı bulgusuna varmış ve mütebaki kiraların öde-nmesi yönünde davacılar lehine karar vermiş olmasına rağmen gönderilen ihbarın mütebaki kiralardan fazla miktar içerdiği ve bu nedenle yasal bir ihbar olmadığına karar vererek davacıların tahliye talebini reddetmiştir.
Davacılar tarafından bu karara karş-ı yapılan istinaf 5 sebep içermekle beraber üzerinde durulan ve karar verilmesi gerken 2 husus vardır.
1. 2.6.1988 tarihinde gönderilen ihbarın mütebaki kiralardan fazla bir miktar içerip içermediği ve bu nedene bağlı olarak bu ihbarın kanunun öngördüğü y-asal bir ihbar olup olmadığı;
2. Konu ihbarın yasal olup olmadığı iddialarının müdafaa takrirlerinde yer alıp almadığı ve bu hususta İlk Mahkeme karar vermekle hata edip etmediği;
Davalı ise avukatı vasıtası ile dosyalamış olduğu mukabil bir istinafta -özetle; İlk Mahkemenin davalının, ihbardan sonra ve dava açılmazdan önce yapmış olduğu ödeme tekliflerini geçerli saymama yönünde bir yargıya varmakla mevcut olgu ve şahadeti yanlış değerlendirdiğini ileri sürmektedir.
Davacı, müstenifler avukatı istinaf-ın duruşmasında 2.6.1988 tarihinde gönderilen 21 günlük ihbarın Mayıs ve Haziran aylıklarının tutarı olan 100.000TL yanında 10.000TL bir miktarın da Nisan aylığından mütebaki kaldığını ve bu ihbarın bunu da içerdiğini iddia etmektedir ve 21 günlük ihbarda -bu miktarın talep edilmesinin ihbarı sakat kılmadığını, davalının kendisinden Mayıs ve Haziran aylarının parasının talep edilmiş olduğunu bildiğini ve buna uymadığını bu ihbarın yasal yönden sakat olmadığını ileri sürmüştür.
Müstenifler avukatı keza müda-faa takririnde, konu ihabrın yasal olmadığı veya ne sebeple yasal olmadığı iddialarının yer almadığına işaret ederek İlk Mahkemenin müdafaa takririnde konu edilmeyen bir hususta karar vermekle hata ettiğini ileri sürmüştür.
Aleyhine istinaf edilen avukat-ı ise söz konusu ihbarın yasal olmadığı hususunun müdafaa takririnde yer aldığını, konu ihbarın gönderildiği günden önce davacılara mütebaki olduğu iddia edilen 10.000TL'nin ödenmiş olduğunu ve kendilerinden bu ihbarda fazla miktar talep edildiği cihetle s-özü edilen ihbarın yasal bir ihbar olmadığına değinmiştir. Mukabil istinaf hususunda ise davalı avukatı zabıtların ilgili bölümlerine atıfta bulunarak İlk Mahkemenin mevcut şahadet ışığında davalının Mayıs ve Haziran aylıklarını ödeme teklifinde bulunmadığ-ı yönündeki bulgusunun hatalı olduğuna değinmiştir.
Yapılan argümanları değerlendirirken istinafta ihtilâf konusu yapılmayan ihbarla ilgili olgulara göz atıldığında, Şubat, Mart ve Nisan 1988 aylıklarını ödemesi için davacılar avukatı Emare 5 olarak sunu-lan 21.4.1988 tarihli bir ihbarı davalıya göndererek 30.000TL Şubat ve 30.000TL de Mart aylığı ile Mahkemece artırılan kira bedeli olarak 50.000TL Nisan aylığının davalıdan talep edildiği görülmektedir. Davalı ilkin Emare 8 ile Şubat ve Mart aylıkları olan- 60.000TL'yi ödemiş, 20.5.1988'de ise Emare 7 olarak sunulan mütebaki 50.000 TL'yi davacıların avukatının yazıhanesine ödemiştir. Son makbuzda 50.000 TL'nin ne maksatla alındığı belirtilmemekle beraber Nisan aylığı olarak alındığına dair İlk Mahkemenin bul-gusu vardır. Mevcut şahadet ışığında İlk Mahkemenin bu bulguya varırken hata etmediği kanaatindeyim. Öyle anlaşılıyor ki konu evin kirasının muhtemelen bir dönemde bu kiraların tam ödenmediği hususunda hesap hatasına düşen davacılar avukatı her ayın ilk gü-nünde ödenmesi gereken kiralardan Mayıs ve Haziran 1988 kirasının ödenmemesi üzerine davalıya 2.6.1988 tarihinde 21 günlük ikinci bir ihbar göndererek 2 aylık kira tutarı olan 100.000TL ile birlikte eski kiralardan mütebaki kaldığı düşüncesi ile 10.000TL d-e talep ederek ceman 110.000TL talepte bulunmuştur. Daha sonra sunulan şahadet ve Mahkemenin bulgularından anlaşılacağı gibi sözü edilen 21 günlük ihbar ile talep edilen Mayıs ve Haziran aylıkları ödenmemiş olmasına rağmen bu ihbarda yer alan 10.000TL dava-lı tarafından davacı avukatı yazıhanesine Nisan aylığının tümü ödenirken ödenmiştir. Bu durumda davalıya gönderilen ihbar onun ödemekle yükümlü olduğu miktardan fazla bir talep içermekte idi.
İlk Mahkeme, davalının ihbarı almadığı, ihbardan sonra ödeme te-klifinde bulunduğu yönündeki şahadetine davacılar ve tanıkları tarafından sunulan şahadeti de göz önünde bulundurarak itibar etmemeyi uygun bulmuştur. İlk Mahkemenin bu bulgusunda yanıldığına ikna edilmedim.
İlk Mahkeme mütebaki kiraları karara bağladıkt-an ve davacılar lehine karar verdikten sonra yukarıda değinilen olgular ışığında sözü edilen ihbarın davacıların hakkı olan miktardan fazal talep içerdiği gerekçesi ile yasal bir ihbar olmadığı kararına varmıştır. Bu karara varırken 7/70 sayılı istinaf kar-arını da dikkate aldığı görülmektedir.
Ekrem Hilmi ile Mehmet Arif Emin Çavuş arasında 7/70 sayılı hukuk istinaf (1966-1970 Yüksek Mahkeme Kararları sayfa 285) incelendiğinde sayfa 289'da şu görüşe yer verildiği görülür.
"(3) Şimdi üçüncü hususu ele ala-lım. 4 Eylül 1969 tarihinde verilen yazılı 21 günlük ihbar müddeaaleyhin KL 40.- ödemesini taleb etmektedir. Sözü geçen ihbarnamenin verildiği gün banyo elektrik sobasının müddeaaleyh tarafından tamir edildiğini ve bu tamirat için müddeaaleyh tarafından KL- 6.500 mil verildiği müddei tarafından bilinmekte idi. Müddeaaleyhin banyo elektrik sobasının tamiri için ödemiş olduğu KL 6.500 mili kiradan kesmeye hakkı olduğuna göre Temmuz kirası olarak ancak KL 13.500 milden mesul idi. Bundan dolayı müddeinin müddeaa-leyhten Temmuz ve Ağustos aylıkları için KL 33.500 mil talep etmeye hakkı vardı. 21 günlük ihbarnamede taleb edilen miktar müddeinin almaya hakkı olduğu KL 33.500 mil olmadığından ve müddei alamya hakkı olduğu kiradan daha fazla kira yani KL 40.- taleb et-tiğinden kanaatimizce verilen 21 günlük ihbarname kanuni bir ihbarname sayılamaz. Bundan dolayı müddeaaleyh kanuni olmayan 21 günlük ihbarnameye uymak mecburiyetinde değildi."
Müstenifler avukatı yukarıda alıntısı yapılan kararın önümüzdeki meseleye uygu-lanmaması gerektiğini, sözü edilen içtihat kararında taraflar arasında ihtilâflı bir husus mevcut olduğunu halbuki önümüzdeki meselede Mayıs ve Haziran aylıklarının ne kadar olduğu belirtildiği gibi ihtilâf konusu konusu olmadığı ve davalıya gönderilen ihb-arın mahiyeti belli olduğu ve kendisinden mütebaki kiralar talep edildiğini bilmekte olduğunu ve bu nedenle gönderilen ihbarın yasal olduğunu iddia etmiştir.
Kanaatimce bu gibi ihbarlar dikkate alınması gereken ve uygulamaması halinde ciddi sonuçlar doğu-rabilecek kanuni ihbarlardır. Bu nedenle davalıdan ödenmesi talep edilen miktarların açıklıkla belirtilmesi ve bu hususta hata yapılmaması gerekir. Bu nedenlerle müstenifler avukatının söylediklerine katılmıyorum. Yukarıda alıntısı yapılan karardaki prensi-plerin doğru olduğunu betekrar vurgularken bu meseleye de uygulamakla İlk mahkemenin hata etmediği görüşündeyim. Bu nedenlerle müsteniflerin 1. başlık altındaki iddialarının reddedilmesi gerektiği görüşündeyim.
Konu ihbarın yasal olmadığı hususunun müdaf-aa takririnde yer almadığı iddiasına gelince; Tahliye talebinde bulunan davacıların 21 günlük, geçerli, diğer bir ifade ile kanunun öngördüğü bir ihbar gönderdiği, karşı tarafca açıklıkla kabul edilmediği takdirde davacı tarafından ispatlanması gerekir. Ön-ümüzdeki meselede davalı, ihabrın gönderildiğini kabul etmediği gibi müdafaa takririnde böyle bir ihbarın gönderildiği ispat edilse dahi bunun yasal olmadığını ileri sürmüştür. Müdafaa takririnde bu iddianın nedenlerinin tafsilâtı verilmemektedir. Böyle b-ir müdafaa ile karşılaşan davacıların davalıdan tafsilât istemesi hakkı idi. Davacılar ise bunu yapmamıştır. Müdafaa takririnde tafsilât verilmemiş olmasına rağmen ihbar göndermediği, veya böyle bir ihbarın yasal olmadığı iddia edildiğine göre müstenifleri-n, müdafaa takririnde yer almadığı ve mahkemede ileri sürülemeyeceği yönündeki iddiasının reddedilmesi gerekir.
Mukabil istinafa gelince; davalının mukabil istinafı, İlk Mahkemenin kararının bozulması ve tahliye kararı verilmesinin söz konusu olması hali-nde tezekkür edilebilecek sebepler içermektedir. Müsteniflerin tahliye talebi reddedildiğine göre mukabil istinaf üzerinde durmamız gerekmemektedir.
Netice olarak istinafın reddedilerek İlk Mahkemenin kararının onaylanmasına, istinaf masraflarının müsten-ifler tarafından aleyhine istinaf edilene ödenmesine karar verilmesi gerektiği görüşündeyim.
Aziz Altay: Daha önce okuma fırsatını bulduğum Sayın Yargıç N. Ergin Salâhi'nin hükmünde belirtilen görüşlere ve varılan sonuca katılırım.
Taner Erginel: Önümüzd-eki davada Davacılar, 17/81 sayılı Kira (Denetim) Yasasının 7(1)(a) maddesine dayanarak gönderdikleri 21 günlük bir ihbara rağmen Davalının kira borcunu ödemediğini öne sürerek tahliye talep ettiler. İlk Mahkeme tüm konularda Davacıların haklı olduğu görüş-ünde olmasına rağmen gönderilen ihbarın yasal olmadığı kanısına vardı ve tahliye talebini reddetti.
Tartışma konusu ihbarname şöyledir:
" 2/6/1988
- Lefkoşa.
Sayın: Semir Sönmez,
10. Sok. No:7A
Marmara Bölgesi,
Lefkoşa.
HAKLARIMIZA HALEL GELMEKSİZİN
-Müvekkilim merhum Mehmet Atakanlı Terekesi İdare Memuru Şüküfe Atakanlı'dan almış olduğum talimata binaen aşağıdaki hususuları bilginize arz ederim:
-Mehmet Atakanlı Terekesine ait ve halen sizin yasal kiracı olarak kira ve tasarrufunuzda tuttuğunuz 10. Sok. No:7A, Marmara Bölgesi, Lefkoşa'da kâin hane ve/veya gayrı menkulün Nisan 1988 kirasından mütebaki kalan 10.00TL'sı ile Mayıs 1988 ve Haziran 1988 -kira bedelleri tutarı olan 100.000TL'sını yani toplam 110.000'lık kira borcunuzu halen ödemediğiniz tesbit olunmuştur.
Yukarıda belirtildiği gibi 110.000TL'lık kira borcunuzu işbu ihbarın bilginize geldiği tarihten itibaren 21 gün zarfında ödemediğiniz tak-dirde aleyhinize tahliye talebiyle Mahkemeye müracaat olunacağı İHBAR edilir.
Gülsün Yücel
- Avukat "
Görüleceği gibi bu ihbarla davalıdan Nisan 1988 kirasında mütebaki kalan 10.000TL ile Mayıs ve Haziran kira bedelleri olan 100.000TL talep edilmektedir. Davalı bu ihbara hiçbir karşılık vermedi yani ne 10.000 TL'yi ne de 100.000TL'yi öd-emediği gibi ödeme teklifinde de bulunmadı. İlk Mahkemedeki duruşmada, Nisan 1988 kira borcundan mütebaki olan 10.000TL'lik talebin haklı bir talep olmadığı, çünkü bu miktarın daha önce ödenmiş olduğu ve ihbarnameye bir hesaplama hatası sonucu girdiği anla-şıldı.
Duruşma sonunda İlk Mahkeme kararında şöyle dedi:
-"Emare 6'ya konu Mayıs 1988 ve Haziran 1988 ayalrı kirası olan 100.000TL'nin ödenmemiş olduğu doğru olarak kabul etmekteyiz.
-
Tabii ki Emare 6 ihbara konu meblağın ödenip ödenmediği bu dava maksatları bakımından önemli olduğu kadar işbu ihbarın yasal bir ihbar olup olmadığı da önemli bir husustur. Bu hususta Bak Hukuk İstinaf No:7/70.
Emare 6, 2.6.1988 tarihli ihbar tarafımda-n incelenecektir. Dava konusu ihbarname ile Davalıdan Nisan 1988 ayı kirasından mütebaki kalan 10.000TL ile Mayıs 1988 ve Haziran 1988 ayları kirası yekünü olan 100.000TL yani ceman 110.000TL talep olunmaktadır.
Daha önce de bahsetmiş olduğum gibi Nisan -1988 ayı kirası olan 50.000TL'nin emare 7 ile ödenmiş olduğu hususunda bulgu yapmıştım. Nisan ayı kirasının ödenmiş olduğu sabit olduğuna göre Davalıdan 2.6.1988 tarihli ihbarname ile Nisan ayına ait 10.000TL talep olunmasına yasal olanak yoktur. Durum böy-le olduğuna göre işbu ihbarın yasal ihbar olduğunu söylemek olası değildir. Davacılar 2.6.1988 tarihli ihbarname ile yasal olarak hakkı olmadıkları bir meblağı davalıdan talep etmektedirler. Böyle bir durumda ise ilgili ihbarın yasal bir ihbar olduğunu söy-leyemeyiz."
Şu halde bu davada kararlaştırılması gereken en önemli sorun 2.6.1988 tarihli ihbarnamenin yasal olup olmadığıdır. Bir ihbarnamede haklı bir talep yer aldıktan sonra hatalı bir talep daha yer almışsa o ihbarnamenin yasal değeri ne olur? Bu ge-nelde, bir ihbarnamede bulunan hatalar nedeniyle ihbarnamenin geçersiz hale gelip gelemeyeceği sorunudur. Bir ihbarnamenin kısmen hatalı olması halinde geçerliliğini yitirip yitirmeyeceğini saptamaya çalışırken bize ışık tutacak ölçü ne olabilir? Şüphe yok- ki geçmiş içtihatlar bize ışık tutacaktır. Ancak bu içtihatları daha iyi anlayabilmek için onların dayandığı yasal görüşü de bilmemizde yarar vardır.
Yargıtay/Hukuk 74/87 sayılı kararda açıklamaya çalıştığım gibi hukukta her zaman şekle önem veren hukuk- anlayışına göre yasal olan bir şekil vardır ve bu şeklin dışına çıkıldı mı işlem geçerliliğini yitirir. Öze önem veren hukuk anlayışına göre ise önemli olan işlemin hangi amaç için yapıldığıdır. Şekil amaca hizmet etmesi açısından önem arzeder. Eğer işlem-in amacı gerçekleşmise şeklin dışına çıkılmış olması sorun yaratmaz. İşlemin geçersiz hale gelmesi için işlemin amacını zedeleyecek ölçüde önemli bir şekil hatasının yapılmış olması gerekir.
Önümüzdeki davada karşılaştığımız yasal soruna şekle önem veren -hukuk anlayışıyla baktığımız zaman, şüphe yok ki yapılan hatayı affetmiyeceğiz. Talep edilen miktarın fazla olmasını bir tarafa bırakalım, talep eksikse yine affetmiyeceğiz. Miktardaki hatayı değil ihbarnamenin herhangi bir yerinde yapılmış herhangi bir ha-tayı affetmemiz için bir neden yoktur.
Soruna öze önem veren hukuk anlayışı içinde çözüm aradığımız zaman ise bu ihbarnamenin amacı nedir ve bu amaç gerçekleşti mi diye kendi kendimize sormamız gerekir. Eğer ihbarname müphemse veya hatalar karşı tarafı t-ereddüde düşürüp ne yapacağını bilmez hale getirmişse veya karşı tarafı yanıltmışsa şüphe yok ki ihbarnameyi geçersiz kabul edeceğiz. Diğer taraftan ihbarnamenin amacını ve fonkisyonunu zedelemeyen bir hata olmuşsa buna önem vermemize gerek yoktur. Dava ko-nusu ihbarnamede Davalı Mayıs, Haziran 1988 aylıkları olan 100.000TL'nin talep edildiğini çok açık ve net bir şekilde anlatmıştır ve borcu olan bu miktarı ödememesi için herhangi bir neden yoktu. Daha önce ödemiş olduğu veya tartışmalı olan 10.000TL'yi öde-mesi şart değildi. Talep edilen toplam miktar 110.000TL olmasına rağmen Davalı sadece 100.000TL'yi ödeyerek sorumluluktan kurtulabilirdi. Bir kimseden borcunu ödemesi talep edildiği zaman borçlunun "benden fazla talep edildi o halde hiç ödemesem de olur" d-iye düşünmesi doğru değildir. Şu halde öze önem veren hukuk anlayışı içinde soruna baktığımızda ihbarnamenin geçerli olduğu sonucuna varmamız gerekir.
Şekle önem veren hukuk anlayışının adaletsizliklere neden olduğunu ve bu nedenle hukukta bir reform yap-ılarak Avrupa ve İngiltere'de öze önem veren hukuk anlayışının etkinlik kazandığını Yargıtay/Hukuk 74/87 sayılı kararında anlatmaya çalışmıştım. Bir ihbarnamede talebin kısmen kesin kısmen tartışmalı olduğunu varsayalım. Şekle önem veren hukuk anlayışına g-öre miktar fazla yazılırsa yien geçersiz olduğu öne sürülebilir, talebin kısmen tarışmalı olduğu yazılırsa yine geçersiz olduğu öne sürlebilir. Bu hukuk anlayışı içinde şekil tartışmasından kurtulmaya ve konunun esasına girmeye olanak yoktur.
İngiliz içt-ihatlarına bir göz attığımız zaman şekle önem veren hukuk anlayışının etkinliğini kaybettiğini ve öze önem veren hukuk anlayışının egemen olduğunu açıkça görürüz.
Woodfall and Landlord and Tenant 25. baskı sayfa 1042'de "Certainty of notice to quit" başl-ığı altında şöyle denmektedir:
" A Notice to quit must be clear and certain, so as to bind the party who gives it and to enable the party to the time when it is given. The notice must not be ambiguous. But a notice to quit may validly be coupled with an o-ffer of a new tenancy."
Görüleceği gibi bu tanımlama ihbarnamenin amacını ve foksiyonunu dikkate alarak yapılmıştır. Buna göre müphem olmayan ve karşı tarafın nasıl hareket edeceğine açıklık getiren bir ihbarname geçerlidir. İhbarnamede yeni teklifler ol-ması bile ihbarnameyi geçersiz hale getirmez.
Aynı eserin 1044. sayfasında ise "Misdescriptions, when immaterial" başlığı altında ise şöyle deniyor.
" 'It has been said, and truly said, observed Cotton L.J.,' that a notice to determine the tenancy must -be clear and unambiguous; but that does not at all mean that a notice otherwise sufficient is made insufficient by its being accompanid by something else."
" A mere misdescription of the property in a notice to quit is not fatal if the tenant be not misle-d by it."
Buna göre ihbarnamede dava konusu mal yanlış tarif edilse bile, bu yanlışlık karşı tarafı yanıltmamışsa ihbarname yine de geçerlidir. Burada öze önem veren hukuk anlayışının yani ihbarnamenin amacına ve fonkisyonuna göre değerlendirilmesinin ti-pik bir örneğini görüyoruz.
Hill and Redman's Law of Landlord and Tenant 12. bası sayfa 504'de şöyle deniyor:
" The form of notice is immaterial provided that it indicates, in substance and with reasonable clearness and certainty, an intention on the pa-rt of the person giving it, and that the party to whom it is given could not be misled as to the intention of the giver, though the language is ambiguous and lame."
Görüleceği gibi ihbarnamenin müphem ve hatalı olması halinde dahi gönderenin niyeti anlaş-ılmışsa ve alan yanılgıya düşmemişse ihbarname geçerliliğini korur.
Ayni eserde sayfa 504, 506 ve 507'de ayrıca şu hususlar yer alıyor.
" Errors in the description of the premises, or as to the christian name of the tenant, will not invalidate the notice- if the tenant is not misled by them."
"Where it was held that the general words used alone are sufficient since for their interpretation all that a tenant who can read and write needs is a modern calendar and his document of tenancy."
" If possibe, a no-tice to quit will be construed so as to make if effectual, and incaccuracies, will be corrected.. But only if intention is clear."
Yukarıdaki alıntılardan anlaşıldığı gibi hatalı bir ihbarnamenin olanak bulunduğu takdirde geçerli olacak şekilde yorumlanm-asının tercih edilmesi gerekir. İhbarnameyi verenin niyetinin kesin olması ve bu niyetin karşı tarafça anlaşılması halinde hataları düzeltme yönüne gitmek gerekir. Bu içtihatların şekle önem veren hukuk anlayışından ne kadar uzak olduğu açıktır.
The Rent- Acts R.E. Megarry 10. bası Volume 1 kira artışı talep eden ihbarlara ilişkin olarak konumuza daha da açıklık getirmektedir. Sayfa 334'de şöyle denmektedir:
" (i) SUBSTANTIAL ACCURACY REQUIRED. The notice must be one which is correct both in form and in s-ubstance. Nevertheless, the courts discourage purely technical objections,..
The prescribed from "is not a device for supplying (the tenant) with material for academic calculations, however absorbing of for penalising the landlord for some harmless devi-ation from stricts mathematical accurancy." ...
Accordingly, an incorrect form may be valid if it is substantially to the same effect as the correcet form, and contains all the essentials for calculating the incrase of rent. Nor will an accidential mista-ke which does not mislead the tenant invalidate the notice,.."
Görüleceği gibi yasal bir şekil yani "prescribed form" olması halinde bile kiracıyı yanıltmayan bir hata ihbarnameyi geçersiz hale getirmez. Tüm bunlar İngiliz hukukunda öze önem veren hukuk -anlayışının izlerini taşıyan içtihatlara rastlamak da mümkündür. Ancak bunlar çok ender olan ve şekilci görüşün kısmen etkisinde kalmış içtihatlardır. Şekle önem veren hukuk anlayışı bir reform sonunda terkedildiği için bu anlayışın örneklerini bulmak için- çok eskilere gitmemiz gerekmektedir.
Yukarıdaki açıklamalarımdan anlaşılacağı gibi öze önem veren hukuk anlayışını şekle önem veren hukuk anlayışına tercih etmekteyim ve dava konusu ihbarnameyi bu açıdan değerlendirmiş bulunmaktayım. Kanımca dava konusu- ihbarnamede Mayıs ve Haziran 88 aylıklarının 21 güne kadar ödenmesi istendiği Davalıya yeterince açıklıkla bildirilmiştir. Davalı bu konuda yanılgıya düşmüş değildir. Yapılmış olan hata ihbarnamenin amacını zedelemediğine göre ihbarnamenin geçerli kabul e-dilmesi gerekir.
Yukarıdaki nedenlerle ve istinaf edenlerin diğer tartışma konularında da haklı oldukları görüşünde olduğum için istinafın kabul edilerek tahliye emrinin verilmesi gerektiği görüşündeyim.
N. Ergin Salâhi: Netice olarak istinafın reddedil-mesine, İlk Mahkeme kararının onaylanmasına, istinaf masraflarının müstenifler tarafından aleyhine istinaf edilene ödenmesine, Sayın Yargıç Taner Erginel'in karşı oyu ve oy çokluğu ile karar verilir.
(N. Ergin Salâhi) (Aziz Altay) - (Taner Erginel)
Yargıç Yargıç Yargıç
29 Haziran 1990
-
11
-
Full & Egal Universal Law Academy