-D.8/2003 Yargıtay/Hukuk 65/00
(Lefkoşa Dava No:849/95)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.
Mahkeme Heyeti: Nevvar Nolan, Gönül Erönen, Seyit A.Bensen.
-
İstinaf eden: Güzin Boyer, İstanbul - Türkiye.
(Davacı)
- ile -
Aleyhine istinaf edilen:1. Rengin Güder - Lefkoşa
2. Gürgün Muharrem Sıdkı, U.S.A.
- 3. Mehmet Muharrem Sıdkı, Avusturalya.
4. Sevgi Muharrem Sıdkı, İngiltere.
6. Ümit Özdil - Lefkoşa.
(Davalılar)
A r -a s ı n d a.
İstinaf eden Davacı namına: Avukat Göksel Şefik
Aleyhine istinaf edilen Davalı 1 namına: Avukat Zeki Bayram
Aleyhine istinaf edilen Davalı 2 namına: Avukat Zek-i Bayram
Aleyhine istinaf edilen Davalı 3 namına: Avukat Peyman Erginel
Aleyhine istinaf edilen Davalı 4 namına: Avukat Gürsel Kadri
Aleyhine istinaf edilen Davalı 6 şahsen.
İstinaf, Lefkoşa Kaza Mahkemesi Başkan-ı Necmettin Bostancı ile Kd. Yargıç Mehmet Türker'in 849/95 sayılı davada 22.10.1999 tarihinde verdiği karara karşı Davacı tarafından yapılmıştır.
---------------------
H Ü K Ü M
Nevvar Nolan:Lefkoşa'lı Muharrem Sıdkı 1-7.11.1993 tarihinde vasiyetname bırakmadan vefat etti. Ülkenin çeşitli yerlerinde taşınmaz mallar bırakan müteveffa, sağlığında, Lefkoşa Kaza Mahkemesinin 849/95 sayılı hukuk davasında Davalı No.1,2,3 ve 4 olarak görülen evlâtlarına 1979, 1980 ve 1989 yıll-arında, çeşitli tarihlerde bağış yolu ile çeşitli taşınmaz mallar vermişti. Müteveffanın kızı olan Davacı, kardeşleri ve müteveffanın terekesinin idare memurları aleyhine açtığı yukarıda sayısı verilen dava ile, müteveffa babalarının kardeşlerine verdiği t-aşınmaz malları avans ve/veya sermaye ve/veya çeyiz olarak verdiğini iddia ederek, müteveffa babalarının terekesinin bölüşümünde, Davalı No.1,2,3 ve 4 kardeşlerinin, müteveffanın sağlığında müteveffadan aldıkları taşınmaz malları ortaya koymalarını, Davalı- No.5 ve 6 tereke idare memurlarının da, kardeşlerinin terekeden alacakları paylar hesaplanırken, müteveffanın sağlığında müteveffadan aldıkları bu taşınmaz malları hesaba katmalarını talep etti.
Davalı No.1, 2 ve 3 dosyaladıkları Müdafaa Takrirlerinde m-üteveffa babalarının bağış yolu ile kendilerine verdiği taşınmaz malları avans ve/veya sermaye ve/veya çeyiz olarak verdiğini red ve inkâr ettiler. Davalı No.4, Müdafaa Takririnde kendisi ile ilgili iddiaları kabul etmedi, ancak diğer iddiaları kabul etti.- Tereke idare memurlarından Davalı No.5, Müdafaa Takririnde Davacının tüm iddialarını kabul ederek talep gereği hüküm verilmesine itiraz etmezken, diğer tereke idare memuru Davalı No.6, Müdafaa Takririnde Davalı No.1, 2,3 ve 4'e müteveffanın sağlığında ver-diği taşınmaz malları avans ve/veya sermaye ve/veya çeyiz olarak verdiğini ve Davacının talep ettiklerine hakkı olduğunu reddetti.
Kaza Mahkemesinde davayı ispat etmek için sadece Davacı şahadet verdi; Davalılardan ise Davalı No.1 ile No.2 şahadet verdile-r, bir de doktor tanık dinlettirdiler.
Müteveffa Muharrem Sıdkı aşağıdaki taşınmaz malları, aşağıdaki tarihlerde, Davalı evlâtlarına bağış yolu ile vererek tapuda adlarına devretmiştir:
Davalı No.1 Rengin Güder'e 1979 yılında, 757 sayılı koçanla Lefkoş-a'da zemin katta 9 dükkân, 1. katta 3 ve 2. katta 2 haneden oluşan bir taşınmaz malda ½ hisse, 1989 yılında Girne'de iki, Lefkoşa'da bir arsa ile Haspolat'ta bir tarlada ½ hisse;
Davalı No.2 Gürgün Muharrem Sıdkı'ya, 1979 yılında, Lefkoşa'da, 757 sayılı k-oçanla kayıtlı yukarıda belirtilen taşınmaz malda ½ hisse, 1989 yılında, Lefkoşa ve Girne'de birer arsa, Haspolat'ta bir tarla ve yine Haspolat'ta bir tarlada ½ hisse;
Davalı No.3 Mehmet Muharrem Sıdkı'ya, 1980 yılında, Lefkoşa'da, 1446 sayılı koçanla kay-ıtlı zemin katta 8 dükkân ve 2 hane, 1,2 ve 3. katlarda dörder haneden oluşan bir taşınmaz malda 84/336 hisse;
Davalı No.4 Sevgi Muharrem Sıdkı'ya, 1980 yılında, Davalı No.3 Mehmet Muharrem Sıdkı'ya verilen yukarıdaki taşınmaz malda 84/336 hisse.
Müteve-ffa Muharrem Sıdkı, yukarıdakiler dışında, sağlığında, Davacı dahil, evlâtlarının her birine birer milyon eşdeğer mal puanı da vermiştir.
Müteveffanın terekesinde hak sahibi olan bir evlâdın, terekeden alacağı payın hesaplanmasında, o evlâdın, müteveffan-ın sağlığında müteveffadan almış olduğu taşınır ve taşınmaz malları bazı durumlarda ortaya koyması gerekir. Konuyu düzenleyen Bölüm 195 WILLS and SUCCESSION LAW'un 51. maddesidir. Bu madde aynen şöyledir:
"51. Any child or other descendant of the deceased -who becomes entitled to succeed to the statutory portion, and to the undisposed portion if any, shall in reckoning his share bring into account all movable property and immovable property that he has at any time received from the deceased -
by way of advan-cement; or
under a marriage contract; or
as dower; or
by way of gift made in contemplation of death: Provided that no such movable property or immovable property shall be brought into account if the deceased has left a will and has made therein specific p-rovision that such movable property or immovable property shall not be brought into account".
Müteveffanın terekesinde hak sahibi olan bir evlâdın mirastaki payının hesaplanmasında, müteveffadan herhangi bir zaman "advancement" veya çeyiz olarak veya evle-nme sözleşmesi altında veya ölüm düşüncesi içerisinde hediye olarak aldığı tüm taşınır ve taşınmaz malların ortaya konması gerekir; ancak müteveffa vasiyetname yapmış ve vasiyetnamesinde bu malların ortaya konup hesaplamaya dahil edilmeyeceğini açıkça ifad-e etmişse, bu mallar hesaplamaya dahil edilmezler.
Davayı dinleyen Kaza Mahkemesi, sağlığında müteveffa tarafından Davalı No.1,2,3 ve 4'e bağış yolu ile verilen taşınmaz malların çeyiz olarak verildiği hususunda en küçük bir şahadet olmadığını belirttikt-en sonra, bu taşınmaz malların avans veya sermaye olarak (by way of advancement) verilip verilmediğini tezekkür etmiş ve bu malların Davalı No.1,2,3 ve 4'e avans veya sermaye olarak veya hayatta ilerlemeleri için verilmediği kararına vararak Davacının dava-sını reddetmiştir.
Davacı dosyaladığı istinafla, Kaza Mahkemesinin, müteveffanın sağlığında Davalı No.1,2,3 ve 4'e bağış yolu ile verdiği taşınmaz malları avans veya sermaye olarak (by way of advancement) vermediği bulgusuna varmakla hata ettiğini, keza B-ölüm 195 WILLS and SUCCESSION LAW'un 51. maddesinin "provided"la (ancakla) başlayan kısmını yanlış yorumlayıp uyguladığını ileri sürmektedir.
Bölüm 195 WILLS and SUCCESSION LAW'un 51. maddesi açıktır. Müteveffa sağlığında bu maddede yer alan (a),(b),(c),-(d) paragraflarından biri altında bir evlâdına taşınır veya taşınmaz mal vermişse, o evlâdın terekeden alacağı pay hesaplanırken, bu mal ortaya konacak ve hesaplamaya dahil edilecektir; ancak müteveffanın bu malın hesaplamaya dahil edilmeyeceğini ifade ede-n bir vasiyetname bırakması durumunda bu mal hesaplamaya dahil edilmeyecektir. Görülebileceği gibi 51. madde müteveffanın sağlığında bir evlâdına verdiği her taşınır ve taşınmaz malın mutlaka o evlâdın müteveffanın terekesinden alacağı pay hesaplanırken or-taya konmasını buyurmamaktadır; ortaya konup hesaba dahil edilmesi gereken 51. maddenin (a),(b),(c),(d) paragraflarından biri altında verilmiş olan taşınır veya taşınmaz maldır. Konu Yasanın 51. maddesinin (a) paragrafına baktığımızda, müteveffanın sağlığı-nda evlâdına verdiği taşınır veya taşınmaz malı "by way of advancement" vermişse, bu malın, o evlâdın terekedeki payının hesaplanmasında ortaya konması gerektiğini görürüz.
Müteveffanın sağlığında bir evlâdına verdiği taşınır veya taşınmaz bir malı "by wa-y of advancement" (Davacı bunu layihasında avans veya sermaye olarak ifade etmiştir) verdiği veya bir başka ifade ile, müteveffanın bir evlâdının, müteveffanın sağlığında müteveffadan aldığı taşınır veya taşınmaz bir malı "by way of advancement" aldığı idd-iasında olan bir kimse, bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. Önümüzdeki davada taşınmaz malların "by way of advancement" verildiğini iddia eden Davacıdır ve bu iddiayı kanıtlamak Davacıya düşer. Davacı bu iddiasını kanıtladığı takdirde, müteveffa Muharrem- Sıdkı'nın vasiyetname bırakmadan vefat ettiği gerçeği ışığında, Davalı No.1,2,3 ve 4'ün müteveffanın terekesinden alacakları payların hesaplanmasında "by way of advancement" verilen taşınmaz malların hesaba dahil edilmesi gerekecektir.
"By way of advance-ment" ne demektir? Bu ifadeden ne anlarız? JESSEL, M.R.'ın TAYLOR v. TAYLOR (1875) L.R.20 Eq.155: (1875) L.J Volume 44 Eq.718, davasında "advancement"'in tanımlamasını yaptığını, "advancement"'in kapsamını açımlamasını görürüz:
" I have always understood t-hat an advancement by way of portion, is something given by the parent to establish the child in life, or to make what is called a provision for him - not a mere casual payment of this kind. I agree you may make the provision by marriage portion on the mar-riage of the child; you may make it on putting him into a profession or business in a variety of ways; you may pay for a commission; you may buy him the good-will of a business, or give him stock in trade; all those things I understand; they are portions o-r provisions. I also agree, that if, in the absence of evidence, you find a father giving a large sum to a child in one payment, there is a presumption that that is intended to start him in life and make a provision for him, and if there is a small sum, yo-u require evidence to shew the purpose......................
Not every payment is a provision for the child; and I think that is what Vice - Chancellor Wood meant when he said in Boyd v. Boyd that the payment must be made for a particular purpose - he- meant with a view to the establishment of the child in life.
Prima facie, an advancement must be made in early life; but any sum given by way of making a permanent provision for the child would come within the term establishing in life".
JESSEL, M.R-.'ın TAYLOR v. TAYLOR davasında "advancement" ile ilgili ifade ettiklerine Re HAYWARD (1957)2 All E.R.474 ve HARDY v. SHAW (1975-) 2 All E.R.1052 davalarında da yer verilmektedir.
Re HAYWARD davasında sayfa 480'de JENKINS, L.J., "advancement" ile ilgili aşağıdakileri ifade etmiştir:
"The law on this subject is rendered less easy to follow by the circumstance that the word 'advancem-ent' seems to be used in two ways. First, there is the typical gift by way of advancement for establishing a child in life; the child is there spoken of as being advanced because he is forwarded in life and made to stand better with the world. On the other- hand, the word 'advancement' is sometimes used in relation to the second branch of BOWEN, L.J.'s observations, that is to say, as being an advancement or anticipation of the interest under the will or, in cases like the present, the interest taken under t-he intestacy. Be that as it may, the first thing that has to be established in any case of this kind is that the gift, which it i-s said should be brought into account, was in itself in the nature of an advancement by portion".
HARDY v. SHAW davasında verilen ve "advancement" sözcüğünün dar yorumlanamayacağını ifade eden kararda, sayfa 1056'da "advancement" ile ilgili aşağıdakiler y-er almaktadır:
"The defendants, when the gifts were made, were not young children at the outset of some calling but were already well established in the family business, and the gifts did not, strictly speaking, establish them in life, and things went on, -in practice, after the gifts much as they had done before. If 'advancement' had to be construed narrowly as a gift establishing a young person in life, or, in the case of an older person, as meeting some particular need, for example expansion of his busine-ss or money required to buy out the share of a deceased or outgoing partner, then this transfer would not, in my judgment, be an advancement. But it is clear, I think, from the passages which I have cited from the two judgments of JESSEL M.R., and what JEN-KINS, L.J., said in Re HAYWARD, that it is wider than any such narrow construction and includes anything which may fairly be described as a permanent provision".
Bir baba (veya anne) hayata yeni atılmış veya atılmak üzere olan bir evlâdına, hayatını kazan-abilecek bir konuma gelebilmesini sağlamak maksadı ile, para veya mal verirse, bu verilen "by way of advancement" verilmiş sayılır. Eskiden "advancement" olarak kabul edilebilmesi için, evlâda verilenin, evlâdın genç yaşlarında verilmesi gerekirdi; ancak z-amanla verilenin orta yaşlarda da olsa, evlâdın geçimini kazandığı işi büyütmek, daha ileri götürmek veya farklı alanlara yaymak veya benzer başka önemli bir ihtiyacını karşılamak maksadı ile verilmesi halinde bunun da "advancement" kapsamında olacağı beni-msenmiştir. Yine bir babanın (veya annenin) evlâdın yarınlardaki ihtiyaçlarını karşılayabilmesi, yarınları için ona bir güvence oluşturması maksadı ile evlâdına sağladıkları "advancement" kapsamında değerlendirilir. Verilen, evlâdı yaşamında daha ileri bir- noktaya taşıyorsa, evlâdın yaşamında daha iyi bir konumda olmasını sağlıyorsa veya evlâda ciddi değer taşıyan bir kazanım sağlıyorsa, bu verilenin de "advancement" olduğu kabul edilmektedir (money or property given to make a provision for the child).
PAR-RY and CLARK, THE LAW of SUCCESSION, 7th Ed., sayfa 76'da HARDY v. SHAW davasına gönderme yaparak, verilen, evlâda ciddi değer taşıyan bir kazanım sağlıyorsa, evlât ihtiyaçlı konumda olmasa dahi, verilenin "advancement" olduğu ifade edilmektedir:
"Again a -transfer by a mother of valuable company shares to two of her adult children, giving them effective control of the family business, constituted an advancement because it made permanent provision for them and it was immaterial that they were already well es-tablished in the family business and were not in any particular need".
Baba (veya anne) öldüğü zaman, evlâtların, babanın (veya- annenin) terekesinden, kanun tarafından belirlenmiş paylarını alma hakkı doğar. Baba (veya anne) sağlığında bir evlâdına karşılıksız para veya mal vermişse ve bu verilen, o evlâdın hayata atılıp yaşamını kazanabilecek konuma gelebilmesi için verilmişse ve-ya evlâdın yaşamında daha iyi bir konumda olmasını sağlıyorsa veya o evlâda ciddi değer taşıyan bir kazanım sağlıyorsa, bu verilenin "by way of advancement" verildiği kabul edilir ve mirasbırakan müteveffanın aksi yönde bir iradesi görülmedikçe, bu evlâdın- terekeden alacağı pay hesaplanırken hesaba katılması gerekir.
Önümüzdeki davada, Davalı No.1,2,3 ve 4'e sağlığında müteveffa babaları tarafından bağış yolu ile verilen taşınmaz malların, bu kişilere genç yaşlarında, hayata atıldıkları bir dönemde verild-iği doğrultusunda bir iddia, bir şahadet yoktur. Yine davada, yukarıdaki Davalıların geçimlerini sağlayan iş, meslek veya ticari uğraşlarını daha ileri götürmek, geliştirmek gibi bir niyetleri olduğunu veya hayatlarını kazanmak veya geçimlerini sağlayan iş-, meslek veya ticari uğraşlarını geliştirmek için, kendilerine müteveffa tarafından verilenlere ihtiyaçları olduğunu veya verilen taşınmaz malların geçimlerini kazanma uğraşlarına bir katkı koyduğunu gösteren herhangi bir şahadet de yoktur; Davalı No.1,2,3- ve 4'ten Davalı No.2,3 ve 4 yurt dışında ikâmet etmekte, yaşamlarını yurt dışında sürdürmektedirler, sadece Davalı No.1 burada, ülkemizde ikâmet etmektedir ve o da ev hanımıdır.
Ancak "advancement" sözcüğünün yukarıda daha önce verdiğimiz TAYLOR v. TAYLOR-, Re HAYWARD ve HARDY v. SHAW davalarında yapılan tanımlamasına ve özellikle HARDY v SHAW davasında sayfa 1056'da ifade edilenlere baktığımızda bu sözcüğün kapsamının yukarıda sıraladıklarımızla sınırlı olmadığı, kapsamının daha geniş olduğu anlaşılmaktadı-r; ciddi değer taşıyan bir kazanım sağlayan bağışların da "advancement" kapsamında olduğu görülmektedir. Davalı No.1,2,3 ve 4'e sağlığında müteveffa babaları tarafından bağış yolu ile verilen taşınmaz malların, değerlerini kesin olarak ortaya koyan yeterli- şahadet olmasa bile, Davalılara ciddi değer taşıyan bir kazanım sağladığı açık bir gerçektir ve bu durumda bu taşınmaz malların verilmesi "advancement" kapsamındadır; Davalıların kendilerine bağış yolu ile verilen bu taşınmaz mallara ihtiyaçları olmaması -da, verilenlerin advancement olup olmadığının karara bağlanmasında önem taşımamaktadır.
Kaza Mahkemesi, kararında, "müteveffanın, Davacının eşine ve Davacıya iş kurabilmeleri için yardımda bulunduğu, onlara bankadan kredi temin ettiği, bilâhare Davacının- eşi ile 1955-62 yılları arasında Arasta'da ortak iş yaptıkları, bu sürede Davacı ve eşinin ortaklıktan menfaat elde ettikleri, müteveffanın, onların bu ortaklıktan elde ettikleri menfaatı nazara alarak, çocukları arasında eşitliği sağlamak niyet ve düşünc-esi ile davaya konu taşınmazları Davalı No.1,2,3 ve 4'e hibe ettiği hususunda bulgu yaparız" dedikten sonra müteveffanın Davalı No.1,2,3 ve 4'e dava konusu taşınmazları "by way of advancement" vermediği kararına varmıştır. Kaza Mahkemesinin, müteveffa Muha-rrem Sıdkı'nın, çocukları arasında eşitliği sağlamak niyet ve düşüncesi ile dava konusu taşınmaz malları bağış yolu ile Davalı No.1,2,3 ve 4'e verdiği bulgusu doğru olsa bile, bu, ciddi değer taşıyan kazanımlar sağlayan bağışların "advancement" olduğu olgu-sunu değiştirmez.
Kaza Mahkemesi müteveffanın iradesini saptamaya çalışmış ve iradesini, verilenlerin "advancement" olup olmadığının karara bağlanmasında değerlendirmiştir; müteveffanın iradesi, "advancement" olarak verilenlerin, miras paylarının hesapla-nmasında hesaba katılıp katılmayacağını belirleyicidir. Yaşama yeni atılmış veya atılmak üzere olan bir evlâda, yaşamını kazanabilecek bir konuma gelebilmesini sağlamak için verilenler veya evlâda ciddi değer taşıyan kazandırmalar "advancement" olarak kabu-l edilmektedir ve müteveffa aksi yönde iradesini ortaya koymadıkça, "advancement" olarak verilenlerin terekedeki paylar hesaplanırken hesaba katılmaları öngörülmektedir; işte müteveffanın iradesi bu noktada belirleyici olmaktadır.
Yasa koyucu, bir atanı-n evlâtlarına eşit mesafede duracağı, evlâtları arasında ayırım yapmayacağı düşüncesinden hareketle, evlâtlar arasında eşitliği olabildiğince sağlamak amacı ile, atanın sağlığında bir evlâdına bağış yolu ile sağladığı ciddi değer taşıyan kazandırmaların, o- evlâdın atanın terekesinden alacağı pay hesaplanırken dikkate alınıp hesaba katılmasını kurallarla düzenlemiş, bu kazanımların hesaba katılmamasını ancak mirasbırakan atanın bu doğrultuda irade beyanına bırakmıştır.
Müteveffa Muharrem Sıdkı, bağış yolu- ile evlâtları Davalı No.1,2,3 ve 4'e verdiği yukarıda belirtilen taşınmaz malların, terekesinin bölüşümünde bu Davalıların alacakları paylar hesaplanırken hesaba dahil edilmemesi istemini ifade eden bir vasiyetname bırakmadıkça, sağlığında ne söylemiş olu-rsa olsun, Bölüm 195 WILLS and SUCCESSION LAW'un 51. maddesi bu malların, Davalı No.1,2,3 ve 4'ün terekeden alacakları paylar hesaplanırken, dikkate alınmalarını ve hesaba dahil edilmelerini buyurmaktadır.
Müteveffanın sağlığında "advancement" olarak bir- evlâdına verdiği paranın veya malın müteveffanın terekesinin bölüşümünde o evlâdın alacağı pay hesaplanırken hesaba katılmasını öngören ve "hotchpot kuralı" olarak bilinen bu kural İngiltere'de THE ADMINISTRATION of ESTATES ACT 1925, Sec.47(l)(iii)'de de -vardır.
"Sec. 47(l)(iii) ....any money or property which,
by way of advancement, .... has been paid to such
child by the intestate.....shall, subject to any
contrary intention expressed or appearing from
the circumstances of the case, be taken a-s
being so paid.....in or towards satisfaction
of the share of such child,.....and shall be
brought into account,...."
Yukarıdaki maddeden görülebileceği gibi bir evlâda "by way of advancement" verilen para veya mal, müteveffanın aksini ortaya koyan bir -niyeti görülmemesi halinde, o evlâdın payına mahsuben verilmiş kabul edilecek ve o evlâdın terekeden alacağı payın hesaplanmasında hesaba katılacaktır; ancak aksi bir niyetin ifade edilmiş olması veya meselenin şartlarından görülmesi halinde, evlâda "by wa-y of advancement" verilen para veya mal, o evlâdın terekeden alacağı pay hesaplanırken hesaba katılmayacaktır, yani hotchpot kuralı uygulanmayacaktır. THE ADMINISTRATION OF ESTATES ACT 1925, Sec.47(l)(iii) bizim Kıbrıs Yasaları, Bölüm 195 WILLS and SUCCESS-ION LAW, Sec.51'den daha esnektir ve mirasbırakanın niyetinin uygulamaya konmasına daha açıktır. Kıbrıs'ta, WILLS and SUCCESSION LAW, Sec.51 nedeni ile, vasiyetname bırakmadan vefat eden bir kişinin sağlığında bir evlâdına "by way of advancement" verdiği b-ir malın, o evlâdın terekeden alacağı pay hesaplanırken hesaba katılmaması, müteveffanın niyeti ne olursa olsun, yukarıda ifade ettiğimiz gibi, mümkün değildir. Sanki vasiyetname bırakmak Kıbrıslıların geleneklerinde varmış gibi, bu hotchpot kuralının uygu-lanmamasını sadece böyle bir istemin vasiyetnamede açıkça ifade edilmesi koşuluna bağlamak ve vasiyetname dışında ifade edilmiş olan veya şartlardan görülen niyeti dikkate almamak, müteveffanın iradesinin uygulanabilirliğine bu denli kısıtlama getirmek, ne- kadar isabetlidir, bu konuda derin şüphelerimiz vardır. Yukarıda ifade ettiğimiz gibi THE ADMINISTRATION OF ESTATES ACT 1925, Sec.47(l)(iii), bizim Bölüm 195 WILLS and SUCCESSION LAW, Sec.51'den daha esnek olmasına rağmen, Sec.47(l)(iii)'ün içeriğinde yer- alan hotchpot kuralı karmaşık ve uygulaması zor olduğu, bazı rahatsızlıklara neden olduğu düşüncesi ile, 1 Ocak 1996 veya daha sonrası tarihli ölümler için İngiltere'de THE LAW REFORM (SUCCESSION) ACT 1995 ile yürürlükten kaldırılmıştır (BAK: Halsbury's S-tatutes. 4th Ed., 1999 Reissue, Vol.17, sayfa 575).
Bu konuda Türkiye'de uygulamada olan mevzuata bakmakta da yarar vardır. Türkiye'de Medeni Kanunun 603. maddesi aynen aşağıda verildiği gibidir.
"Madde 603: Kanuni mirascılar, miras hissesine mahsuben m-üteveffanın sağlığında almış oldukları bütün teberruları, terekeye iade ile birbirlerine karşı mükelleftirler.
Müteveffa tarafından hilafı açıkça bir teberru yapılmış olmadıkça füru lehine bahşedilen cihaz, tesis masrafı, borçtan ibra suretiyle ve bu -kabilden sair suretlerle bahşedilen menfaatler iadeye tabidir"
Madde 603'e göre bir bağış, sağlığında mirasbırakan tarafından mirasçıya, miras hissesine mahsuben yapılmış ise mirasçı kendisine yapılan bu bağışı terekeye iade ile yükümlüdür. Burada saptan-ması gereken, bağışın, mirasçının "miras hissesine mahsuben" yapılıp yapılmadığıdır; bu saptama için de mirasbırakanın iradesine bakılması gerekir. Madde 603'ün ikinci paragrafına göre mirasbırakan aksini açıkça belirtmedikçe, sağlığında bağış yolu ile für-u'una kazandırdığı çeyiz, tesis masrafı ve bu tür sair menfaatler iadeye tabidir, yani bunların füru'un miras hissesine mahsuben verildikleri kabul edilmektedir. Yine, mirasbırakanın bir irade beyanı görülmezse, füru'una sağlığında bağış yolu ile kazandırd-ığı çeyiz, tesis masrafı ve bu tür sair menfaatler, Madde 603 gereği, iadeye tabidir; mirasbırakanın iadeden muaf tutma iradesini açıklaması bir şekle tabi tutulmamıştır. Mirasbırakan iade borcunu ortadan kaldırmaya yönelik iradesini yazılı, sözlü her türl-ü vasıta ile açıklamış olabilir (Bak: Prof. Dr.A.N.İNAN ve Prof. Dr.Ş. ERTAŞ, MİRAS HUKUKU, 3. Bası, sayfa 490).
Türkiye'de, mirasbırakan atanın sağlığında bağış yolu ile, bir evlâdına yaşama atılması ve yaşamını kazanabilecek bir konuma gelebilmesi için- sağladıkları, ciddi değer taşıyan kazandırmaları, miras hissesine mahsuben verilmiş sayılır ve mirasbırakanın aksi bir irade beyanı yoksa terekeye iadesi öngörülür.
Görülebileceği gibi Türkiye'de de, hotchpot kuralına oldukça benzer olan kuralın, mirasb-ırakan tarafından uygulama dışında tutulması, mirasbırakanın bu istemini sadece bir vasiyetnamede açıkça ifade etmesi koşuluna bağlanmamış, mirasbırakanın iradesini açıklaması belli bir şekle tabi tutulmamıştır. Ülkemizde ise hotchpot kuralının uygulanmama-sı, yani "advancement" olarak verilenlerin, terekenin bölüşümünde paylar hesaplanırken hesaba katılmaması, ancak mirasbırakanın bir vasiyetname bırakmış ve bu doğrultudaki istemini orada ifade etmiş olması koşuluna bağlıdır. Mirasbırakanın bu doğrultudaki -iradesi, ancak bir vasiyetnamede açıklanması halinde etkili olabilmektedir. İngiltere ve Türkiye'de, bir evlâdına "advancement" olarak verdiğinin, o evlâdın ileride terekeden alacağı pay hesaplanırken, hesaba katılmaması isteminde olan bir kişinin, bu iste-minin uygulanabilir olabilmesi için, bu doğrultudaki iradesini açıklamasına bir kısıtlama getirilmezken, ülkemizde Bölüm 195, WILLS and SUCCESSION LAW, madde 51'de, bu iradenin mutlaka bir vasiyetnamede ifade edilmiş olması aranır. Müteveffa Muharrem Sıdkı- bir vasiyetname bırakmadığına göre müteveffanın sağlığında evlâtları Davalı No.1,2,3 ve 4'e "by way of advancement" verdiği taşınmaz mallar, Bölüm 195, WILLS and SUCCESSION LAW, Sec.51'de ifade edilen hotchpot kuralı gereği, bu Davalıların müteveffanın te-rekesinden alacakları paylar hesaplanırken hesaba katılacaklardır.
Yukarıdakiler ışığında istinaf kabul edilerek Kaza Mahkemesinin davayı reddeden kararı iptal edilir ve müteveffa Muharrem Sıdkı'nın evlâtları olan Davalı No.1,2,3 ve 4'ün, müteveffanın te-rekesinden alacakları paylar hesaplanırken, müteveffanın sağlığında müteveffadan "by way of advancement" aldıkları yukarıda işbu hükmün içeriğinde belirtilen taşınmaz malları hesaba dahil etmelerine ve tereke idare memurlarının, müteveffa Muharrem Sıdkı Te-rekesini mirascılara bölüştürürken, Davalı No.1,2,3 ve 4'ün sağlığında müteveffadan "by way of advancement" aldıkları taşınmaz malları, Davalı No.1,2,3 ve 4'ün terekeden alacakları paylar hesaplanırken dikkate alıp hesaba katmalarına hüküm ve emir verilir.-
Tarafların gerek Kaza Mahkemesinde gerekse Yargıtaydaki masraflarının terekeden ödenmesine emir verilir.
Nevvar Nolan Gönül Erönen Seyit A. Bensen
Yargıç Yargıç Yargıç
26 Haziran, 2003
14
Full & Egal Universal Law Academy