-D.16/93 Yargıtay7Hukuk 66/92
(Dava No: 524/92; Mağusa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: Niyazi F. Korkut, Celâl Karabacak, Özkan Tunçağ
İstinaf eden: Hasan Nihat Gümüşata-m, Mağusa.
ile
Aleyhine istinaf edilen: 1. Gürsoy Güngör, Samsun Sk. No:7 Baykal, Mağusa.
2. Aliye Güngör, Samsun Sk. No:7 Baykal, Mağusa.
A r a- s ı n d a.
İstinaf eden namına: Avukat Tevfik Pilli
Aleyhine istinaf edilen hazır değil.
H Ü K Ü M
Niyazi F. Korkut: Bu istinafta Mahkemenin hükmünü Sayın Yargıç Özkan Tunçağ verecektir.
Özkan Tunçağ: İşbu istinaf Gazi Mağusa Kaza Mahkemesinin 524/9-2 sayılı davada 16.10.1992 tarihinde verdiği karar aleyhine yapılmıştır.
İstinaf eden Davacı (bundan sonra Davacı olarak anılacaktır) 12.3.1992 tarihinde Davalılar aleyhine ikâme etmiş olduğu dava ile 5.12.1991 tarihinde Davalı No. (1)'in Davacıya isdar -ve teslim etmiş olduğu ve Davalı No. (2)'nin de kefil sıfatı ile imza ettiği 40 milyon TL'sı kıymetindeki çekin 9.12.1991 tarihinde ilgili bankaya ibraz etmesi ile karşılıksız çıkması üzerine Davalılardan:
1) 40 milyon TL'sı talep;
2) 40 milyon TL'nın -%10 olan 4 milyon TL'sı tazminat; ve
3) 5. 12.1991 tarihinden itibaren %68 faiz tediyesini talep etmiştir.
Davalılar isbatı vücut muhtırası dosyaladıktan sonra Davacı 5.5.1992 tarihinde ihbarlı bir istida dosyalayarak talep takriri gereğince seri usulle- hüküm (Summary Judgment) talep etmiştir. Davacı işbu istidasını yapmış olduğu yemin varakası ile desteklemiştir.
Davacının seri usulle hüküm talep eden istidasına Davalılar 4.6.1992 tarihinde bir itirazname dosyalayarak itirazda bulunmuşlardır. İtirazna-meye ekli yemin belgesi Davalı No. (1) tarafından yapılmıştır.
Davalılar itraz ihbarnamesi ile verdiği yanıtta çek verildiğini ve çekin karşılığı olmadığını kabul etmekle beraber Davacıya borçları olmadığını, bilâkis Davacıdan alacakları olduğunu belirte-rek bu alacak için kendilerine mukabil dava hakkı tanınmasını talep etmişlerdir.
İstidanın duruşması esnasında taraflar tanık çağırmamışlar, yemin varakalarında atıfta bulunrak Mahkemeye hitap etmekle yetinmişlerdir.
Alt Mahkeme konuyu olgusal ve hukuk-sal açıdan ayrıntılı bir şekilde inceledikten sonra Davacı lehine ve Davalı No: (1) ve (2) aleyhine müştereken ve münferiden olmak üzere
1) 40 milyon TL talep;
2) 5.12.1991 tarihinden tüm tediyesine değin %68 faiz; ve
3) Dava masrafları için hüküm ve- emir verdikten sonra konu hükmün icrasını Davalıların mukabil davalarının sonuçlanmasına değin durdurarak mukabil davanın 14 gün içerisinde dosyalanmasına emir vermiştir. Mahkeme istida masrafları için ise ayrıca herhangi br emir vermemiştir.
Davacı işb-u hüküm aleyhine istinaf etmiştir. İstinaf ihbarnamesi 3 istinaf sebebi içermekte olup, bu sebepler aynen şöyledir:
"1- Muhterem Mahkeme bu davada 5.5.1992 tarihli seri muhakeme talep eden dilekçe üzerine 16.10.1992 tarihinde verdiği ve davalı müstedaaley-hlerin davacı/müstediye 40.000.000.- TL ödemesini emrettiği emir ve/veya hükmün icrasını, davalıların 14 gün zarfında mukabil dava dosyalamaları halinde mukabil davanın dinlenip neticesine değin durdurmakla hatalı hareket etmiş ve davacıyı hükmün nimetleri-nden derhal yararlandırmamakla davacıya haksızlık yapılmıştır. Muhterem Mahkeme keza Yüksek Mahkemenin bu hususta vaz etmiş olduğu prensipleri hiç ve/veya yeterli oranda nazara almamakla hata etmiştir.
2- Muhterem Mahkemenin bu davada davalılara Mukabil- Dava dosyalama müsadesi vermekle esaslı surette hata etmiştir.
Muhterem Mahkeme tadil edilmiş poliçeler yasasının açık ve amir hükmüne rağmen davacı/müstedinin davalılardan 40.000.000.-TL talebinin %10'unu oluşturan 4.000.000.-TL zarar ziyanı ve/veya taz-minat talebini ret etmekle yasal yetkilerini aşmış ve/veya hataya düşmüştür."
İstinafın duruşmasında kendilerine tebligat yapılmasına rağmen aleyhine istinaf edilen Davalı No: (1) ve (2) Mahkemede isbatı vücut etmemişlerdir.
1. ve 2. istinaf sebeplerine -ilişkin olarak Davacı avukatı özetle; Davacının talebinin bir çeke dayandığını, çekin süratli bir ödeme vasıtası olduğunu, bu hususun içtihat kararlarında da bulunduğunu, bu nedenle bu tip davalarda hüküm verildikten sonra icranın durdurulmaması gerektiğin-i, ticari hayatın icaplarnın ödemelerin süratle yapılmasını gerektirdiğini, Alt Mahkemenin mukabil dava var gerkçesi ile icrayı durdurmakla Davacıya haksızlık yapılmasına neden olduğuu ve bu şekilde yapmakla hatalı hareket ettiğini öne sürerek Yargıtay/Huk-uk 37/87 (D.24/87) sayılı içtihat kararına atıfta bulunmuştır. İstinaf eden avukatı ayrıca 29/89 sayılı Poliçeler (Değişiklik) Yasası ile poliçelere daha sağlam bir konum kazandırıldığını da sözlerine eklemiştir.
İstinafın duruşmasında 1. ve 2. istinaf s-ebeplerini birlikte ele alıp Mahkemeye argümanlarını sunan davacı avukatı öne sürmüş olduğu savlardan da görüleceği gibi esas olarak icranın mukabil davanın neticesine değin durdurulmasından yakınmaktadır. 2. istinaf sebebi özde Davalılara mukabil dava dos-yalama hakkı tanıyan Alt Mahkemenin kararından yakınmakla beraber, davacı avukatı bu konu üzerinde ısrar etmemiştir. Biz de 1. ve 2. istinaf sebeplerine ilişkin olarak incelememizi Alt Mahkemenin icranın durdurulmasına dair olan kararının hatalı olup olmad-ığı üzerinde yoğunlaştırmayı uygun gördük.
Alt Mahkeme daha önce de değindiğimiz gibi konuyu olgusal ve hukuksal açıdan inceledikten sonra kararının 4. sayfasında aşağıdaki görüşlere yer vermiştir:
"Yukarıda belirtilen prensipleri davalıların yemin vara-kalarına uyguladığım zaman davalıların davacının talebine karşı bir müdafaaları olmadığı, ancak davacı aleyhine mukabil davaları olduğu açıktır. Davacı müdafaaları olmayan davalılar aleyhine hüküm alabilir, ancak bu hükmün icrasını davalıların mukabil dava- talepleri neticeleninceye kadar durdurmayı adil ve uygun buldum."
Görülüyor ki Alt Mahkeme Davalılara mukabil dava dosyalama hakkı vererek icranın mukabil davanın neticelenmesine değin durdurulmasını uygun bulmuştur. İstinaf eden avukatı bu konu üzerind-e ısrarla durarak Yargıtay/Hukuk 37/87 sayılı davaya atıfta bulunmuş ve bu davada arzedilen işbu konu ile ilgili ilkeler ışığında Alt Mahkeme kararının hatalı olduğunu öne sürerek anılan hukuki ilkelerin Yargıtay tarafından bu davada da benimsenmesi halind-e Alt Mahkemenin icranın durması ile igili hükmünün iptal edilmesi gerektiğini söylemiştir.
İstinafın hükme bağlanması bakımından yararlı olacağına inandığımız cihetle anılan içtihat kararlarından bir alıntı yapmayı uygun bulduk. İşbu içtihat kararının 4- ve 5. sayfalarında aşağıdaki görüşlere yer verilmiştir:
"Mukabil davaya gelince Müstedaaleyhin yeminnamesinde yer alan iddialar ışığında yargıcın Müstedaaleyhe mukabil dava dosyalama olanağı vermesi yerindedir. Ancak bunu yaparken mukabil davanın sonucu-na değin icrayı durdurmasının hatalı olup olmadığını inelememiz gerekir. Alt Mahkeme hükmün icrasını durdururken dava konusu belgenin bir bono olmadığı görüşünden hareket etmiştir. Dava konusu belgenin bir bono olduğu ortaya çıktıktan sonra konuyu tekrar d-eğerlendirmemiz gerkiyor.
The Annual Practice 1963'de görüleceği gibi davalıya mukabil dava dosyalama hakkı tanıyan yargıcın icraya ilişkin şart koyma yetkisi vardır. Yargıç davalıya hükümlü borcu ödeme koşuluyla mukabil dava dosyalama hakkı verebilir ve-ya bunun aksine hükmün icrasını mukabil davanın sonuçlanmasına değin durdurabilir. Bu konuda poliçelerin özel bir durumu vardır. Sayfa 67'de:
'The result of the above cases appears to be that when a bono fide countercalim is set up ......... unconditional- leave to defand should be given. This however woul not apply to a counterclaim set up against a claim on an undisputed biil of exchange for without strong ground a counterclaim ought not to be allowed in an action on a bill, cheque or note which is not di-sputed.'
Görüşü yer almaktadır. Aynı kitabın 269 uncu sayfasında ise 'when the defence is set up that the bill was obtained by -fraud.......... leave to defend must be given' deniyor. Bu içtihatlardan anlaşıldığına göre hile iddiası yapılmayan poliçe davalarında Mahkemeler hükmün icrasını durdurmak değil aksine mukabil davaya hiç izin vermeme veya izni hükümlü borcu ödeme koşuluna -bağlama eğilimindedirler. Bu yaklaşımın nedenini anlamak zor değildir. Poliçe, bonu veya çek vermek nakit para vermeye çok yakın bir davranıştır. Poliçeler Hukuku ticaret hayatının gereksinmesi karşısında ortaya çıkmıştır ve amaçlarından biri de vadesi gel-en borcun süratle ödenmesini sağlamaktır. Poliçe, bono veya çek vererek süratle ödeme yapmayı kabul eden bir kişiye mukabil dava olanağı verirken bir de hükmün icrasını durdurarak büyük erteleme olanağı vermek doğru değildir. Dolayısıyke bu meselede icranı-n mukabil davanın sonuna değin durdurulmasını hatalı bulmamız gerekir. Bu değerlendirmeler ışığında davalının müdafaa olarak ileri sürebileceği iddiaları öne sürme olanağını yitirdiğini mukabil dava olarak ileri sürebileceği iddiaları ise hükmün icrasından- bağımsız olarak öne sürmek zorunda kalacağını görüyoruz."
Bizim de benimsediğimiz bu içtihat kararında vazedilen ilkeler ışığında Alt Mahkemenin mukabil davanın sonuçlanmasına değin icrayı durdurma kararının hatalı olduğu kanaatına varmış bulunuyoruz. B-ir başka anlatımla istinaf eden bu konuda Mahkemeyi ikna ettiği cihetle icranın durdurulması ile ilgili İlk Mahkemenin kararının iptal edilmesi gerekmektedir.
İstinaf edenin avukatı 3. istinaf sebebine ilişkin olarak poliçenin gününde ödenmemesi nedeni i-le talep takririnde talep etmiş olduğu %10 gecikme tazminatının Alt Mahkemece verilmemesinin hatalı olduğu savını öne sürerek özetle aşağıdaki argümanlara yer vermiştir. Şöyle ki: Fasıl 262 Poliçeler Yasası, 29/89 sayılı Poliçeler (Değişiklik) Yasasının 4.- maddesi ile 74(A)B) madesi ile birlikteokunduğu zaman talep edilen %10 meblağ gecikmeden dolayı talep edilen bir tazminat olup, Alt Mahkemenin kararında belirttiği gibi cezai bir şart niteliğinde değildir. Bu nedenle bu meselede de bu talep edilebilir. Ya-sal faiz verilmesi bu hususu değiştirmez. Daha açık bir değişle yasal faizin üzerine %10 gecikme tazminatının da verilmesi yasal olarak mümkün ve gereklidir. İstinaf eden avukatına göre Fasıl 262 Poliçeler Yasası 29/89 sayılı Poliçeler (Değişiklik) Yasasın-ın 4. maddesi ile ilâve edilen 74(B) maddesi ışığında okunmalıdır.
İstinaf eden avukatının 3. istinaf sebebine ilişkin olarak ileri sürdüğü savlarını ve atıfta bulunduğu yasal mevzuatı esaslıca inceledik. Bu hususta Alt Mahkeme kararının 4. sayfasında ay-nen şöyle denmektedir:
"Davacı, talep takririnde çekin karşılıksız çıkması nedeniyle %10 gecikme tazminatı talep etmiştir. Kanaatimce davacı bu gecikme tazminatını davalılardan talep edemez. Bu gecikme tazminatı, çekin şereflendirilmemesi halinde muhatap- banka tarafınan davalıya ihbar yapıldığında davalı tarafından 10 gün zarfında ödemesi gerekir ki çek bulundurmaktan men edilmesin. Bu cezai bir müeyyidedir.
Davacının tazminat hakkı, Talep Takririnde talep edilen %68 faiz kadardır. Davacının davalılarda-n 2 kez tazminat almağa hakkı yoktur. Bu nedenle davacının %10 gecikme tazminat talebi reddolunur."
Reddedilen çeklerle ilgili zarar ziyanın tespiti Fasıl 262 Poliçeler Yasasının 57. maddesine dayanılarak yapılmaktadır. Halbuki, yukarıda da belirtildiği -gibi, bu meslede Davacının %10 tazminat talebi 29/89 sayılı Yasa ile değiştirilen Fasıl 262 Poliçeler Yasasının 74(B) maddesine dayanmaktadır. Bu madde ise aynen şöyledir:
"74B. (1) Karşılığı olmadığı için çeki ödemeyen muhtap banka, hesap sahibinin kend-isinin veya vekili veya temsilcilerinin elinde bulunan o bankanın bütün çek karnelerini geri vemesini bu maddenin (2)'nci fıkrası gereğince düzeltme işlemlerini yerine getirmeden bir yıl süre ile çek keşide edemeyeceğini ve aksine davranışların cezai müeyy-ideler gerektireceğini, ibraz tarihini izleyen beş iş günü içinde, iadeli taahhütlü mektupla hesap sahibine bildirir. Mektubun bir sureti aynı gün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Merkez Bankasına gönderilir.
Hesap sahibi ihbar mektubunu alığı veya 74D madde-sine göre almış sayıldığı tarihten başlayarak on iş günü içinde çek tutarını, yüzde on tazminat ve gecikme faizi ile birlikte hamil adına muhatap bankaya yatırdığı takdirde, çek keşide etme hakkını yeniden kazanır. Muhatap banka bu durumu bu maddenin (1)'i-nci fıkrasına uyun olarak gönderilen mektup tarihinden başlayarak yirmi bire iş günü içinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Merkez Bankasına bildirir.
Bu madde amaçları bakımından "gecikme faizi", Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Merkez Bankasınca saptanmış Re-smi Gazete'de ilân edilen azami yasal genel kredi faizini anlatır."
Yukarıdaki alıntıdan da görülebileceği gibi, karşılığı olmadığı için ödenmeyen bir çeke muhatap bankanın hesap sahibine yaptığı ihtardan sonraki aşamada hesap sahibi çek tutarını, %10 ta-zminat ve gecikme tazminatını hamil adına muhatap bankaya yatırdığı takdirde, hesap sahibi yeniden çek keşide etme hakkını kazanabilmektedir. Bu durumda, %10 tazminat yeniden çek keşide etme hakkını kazanabilmek için ödenen ve cezai mahiyet taşıyan bir nev-i tazminat olduğu kanaatindeyiz. Bu nedenle Alt Mahkemenin bu hususta doğru bir değelendirme yaparak Davacıya bu tazminatı vermemekle hata yaptığı söylenemez. Bu görüşümüz ışığıda istinaf edenin 3. istinaf sebebinin ise reddedilmesi gerekir.
Sonuç olarak- Alt Mahkemenin icranın mukabil davanın sonuçlanmasına değin durdurulamsına ilişkin kararı iptal edilir. 3. istnaf sebebi reddolunur.
Masraflarla ilgili herhangi bir emir verilmez.
(Niyazi F. Korkut) (Celâl Karabacak) - (Özkan Tunçağ)
Yargıç Yargıç Yargıç
26 Mayıs 1993
Full & Egal Universal Law Academy