-D.5/91 Yargıtay/Hukuk 67/90
(Dava No. 93/90; Lefke)
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: Niyazi F. Korkut, Celâl Karabacak, Özkan Tunçağ
İstinaf eden: Hasan Yıltaş, Doğanc-ı
(Davacı - Müstedi)
ile
Aleyhine istinaf edilenler: 1. Kaza Tapu Amiri, Lefkoşa.
2. KKTC Başsavcısı, Hukuk Dairesi, Lefkoşa.
3. Hasan Osman Kasapoğlu, Doğancı.
4. Hasan Köle, şah-sen ve/veya merhum Köle
Mustafa Çavuş Terekesi Tereke İdare Memuru
Sıfatıyle, Doğancı.
5. Osman Hasan Kasapoğlu, Doğancı.
(Da-valı - Müstedaaleyhler)
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Mustafa Asena ve Vehip Nekipzade adına Ahmet Nazım
Aleyhine istinaf edilen 1 ve 2 namına: İsmet- Dağlar
Aleyhine istinaf edilen 3, 4 ve 5 namına: Fuat Veziroğlu ve Serhan Çınar
H Ü K Ü M
Niyazi F. Korkut: Bu istinafta taraflar arasında tartışma konusu olmayan olgular aşağıdaki gibidir:
Doğancı köy içi mevkiinde, Koçan No.6499, Pafta Harita XXV-III, 5 köy, Parsel No.249'da bulunan bir evlek 200 ayak karelik frahtinin ¼ hissesi merhum Köle Mustafa Çavuş, ¾ hissesi ise Şerife İslâm Mustafa adına kayıtlı idi.
15.8.1990 tarihinde Şerife İslâm Mustafa konu taşınmaz maldaki ¾ hissesinin tümünü Lefkoş-a Tapu Dairesinde yapılan bir işlemle istinaf eden davcıya sattı. Ancak konu taşınmaz mal hisseli olduğu için geriye kalan ¼ hisse sahibinin obsiyon hakkını kullanmak istemesi ihtimali ile, Fasıl 224'ün öngördüğü şekilde satış işlemi 16.8.1990 tarihli Halk-ın Sesi gazetesinde ilan edildi. 20.8.1990 tarihinde ise konu taşımaz maldaki ¼ hisse sahibi olan müteveffa Köle Mustafa Çavuş'un terekesinin idare memuru Hasan Köle (aleyhine istinaf edilen No.4) konu hisseyi aleyhine istinaf edilen No.3 Hasan Osman Kasap-oğlu'nun kayıtlı mal sahibi olduğu Taşpınar'da 3640 koçan numaralı bir evlek 2200 ayak karelik tarla ile takas etti ve bu takas ile ilgili gerekli devir işlemleri Tapuda tamamlandı. Konu ¼ hissenin mülkiyetini alan aleyhine istinaf edilen No.3 22.8.1990 ta-rihinde Kaza Tapu Amirliğine bir yazı göndererek konu taşınmaz malın ¼ hisse sahibi olarak istinaf edene satışı tasarlanan diğer ¾ hisseyi satın almak için obsiyon hakkını kullanacağını bildirdi ve 23.8.1990 tarihinde de ¾ hisse ile ilgli işlemler tamamlan-arak dava konusu taşınmaz malın tümünün kayıtlı mal sahibi oldu.
Bilâhare 4.9.1990 tarihinde aleyhine istinaf edilen No.3 konu taşınmaz malın tümünü babası olan aleyhine istinaf edilen No.5 Osman Hasan Kasapoğlu'na devretti. Bu işlemden sonra istinaf ede-n davacı, 6.9.1990 tarihinde Emir 2 nizam 1 altında, aleyhine istinaf edilen davalılar aleyhine bir dava dosyalayarak;
"A. Lefkoşa Kazası Doğancı Köyünde Koçan No. 6499, Pafta/Harita 28, 5 köy Parsel 249'da kâin taşınmaz malın ¼ hissesini Köle Mustafa Ça-vuş'tan ve/veya terekesinden 21.8.1990 tarihinde, davacının option hakkını bertaraf etmek amacıyle satış işlemini gizliyerek ve/veya bu işlemi hile ile takas ve/veya değişirme göstererek Hasan O. Kasapoğlu'nun devralmasını içeren Tapu işleminin ve/veya dev-ir işleminin iptalini öngören bir mahkeme kararı ve/veya emri,
B. Ayni maldaki ¾ hisseyi Şerife İslâm Mustafa'dan 15.8.1990 tarihli takrirname ile satın alan davacının söz konusu ¾ hissesine Hasan O. Kasapoğlu'nun option hakkı kullanıp sahip olmasını içe-ren işlemin ve/veya devir işleminin iptal edilemsini öngören bir mahkeme kararı ve/veya emri,
C. Ayni malın tamamının 4.9.1990 tarihinde davalı No.3 tarafından davalı No.5'e satışını içeren ve halen koçan muamelesi davalı No.5 adına geçmemiş tapu işlemin-in ve/veya tapu muamelesinin iptal edilmesi,
D. Genel ve özel zarar ziyan ödenmesine"
ilişkin istemde bulundu.
İstinaf eden, bu dava altında, aynı gün tek taraflı bir istida dosyalıyarak dava konusu taşınmaz mal ile ilgili olarak davalıların herhangi b-ir işlem yapmalarının men edilmesine; ve konu malın davalılar tarafından herhangi bir kişi veya tüzel kişi adına kaydedilmesinin, ipotek verilmesinin ve herhangi bir şekilde yükümlülük altına sokulmasının ya da tasarruf edilmesinin men edilmesine ilişkin -bir emir talep etti.
Müstedi istidasına ekli yemin varakasında, sair şeyler yanında, Müstedaaleyh (3) ile (4) arasında dava konusu taşınmaz malın ¼ hissesinin takas ile ilgili olarak yapılan takas işleminin hileli olduğunu; böyle bir takas işleminin gerç-ekte yer almadığını; bu işlemin kendisinin obsiyon hakkını bertaraf etmeyi amaçladığını ve konu ¼ hissenin Müstedaaleyh No.3 tarafından Müstedaaleyh No.4'e satıldığı halde hileli bir şekilde ¼ hisseyi adına kaydettirkten sonra Müstedinin satın aldığına ili-şkin ilân verdiği ¾ hisse hususunda da obsiyon hakkı kullanarak konu ¾ hisseyi kendisinin almasının engellendiğini ve Müstedaaleyh No.5'in de iyi niyetli bir alıcı olmadığını ileri sürdü. Müstedi ayrıca tereke idare memuru olan Müstedaaleyh No.4'ün takas y-apma yetkisi olmadığını da iddia etti.
Alt Mahkeme konunun acil olup Müstedinin ilk nazarda davasında haklı olabileceğine ilişkin belirtiler bulunduğunu da saptadıktan sonra istidada istendiği gibi geçici bir emir vererek verilen emrin kesinleşip kesinle-şmiyeceğini saptamak üzere istidayı 14.9.1990 tarihine erteledi.
Müstedaaleyhler 1, 2, 3 ve 5 bu istidaya karşı itirazname dosyaladılar. Müstedaaleyh 1 ve 2 adına dosyalanan itiraznamede, sair şeyler yanında, Müstedinin gerek takas işlemi ve gerekse obsi-yon hakkının kullanılmasına ilişkin savlarının mesnetsiz olup yapılan tüm işlemlerin yasal olduğu gibi Müstedinin istida konusu mala ilişkin herhangi bir hakkının da haleldar olmadığı savunuldu.
Müstedaaleyh 3 ve 5 adına dosyalanan itirznamede ise, sair -şeyler yanında, Müstedinin istidasında ileri sürdüğü hususlar reddedilerek Müstedinin ¾ hisse ile ilgili olarak sadece müstakbel bir alıcı olduğu; takas tarihinde Müstedi konu taşınmaz malda hisse sahibi olmadığı için de obsiyon hakkı bulunmadığı; Müstedaa-leyh No.4'ün takas işlemi yapmaya yetkili olduğu ve Müstedaaleyh No.3'ün ¼ hisseyi aldıktan sonra da yasanın kendisine tanıdığı öncelikle satın alma hakkını kullanarak satışa arzedilen ¾ hisseyi de satın aldığı ve Müstedaaleyh No.5'in de iyi niyetli bir al-ıcı olduğu ileri sürüldü.
Müstedaalyh 3 ve 5 adına dosyalanan itiraznamede ise, sair şeyler yanında, Müstedinin istidasında ileri sürdüğü hususlar reddedilerek Müstedinin ¾ hisse ile ilgili olarak sadece müstakbel bir alıcı olduğu; takas tarihinde Müstedi- konu taşınmaz malda hisse sahibi olmadığı için de obsiyon hakkı bulunamdığı; Müstedaaleyh No.4'ün takas işlemi yapmaya yetkili olduğu ve Müstedaaleyh No.3'ün ¼ hisseyi aldıktan sonra da yasanın kendisine tanıdığı öncelikle satın alma hakkını kullanarak sa-tışa arzedilen ¾ hisseyi de satın aldığı ve Müstedaaleyh No.5'in de iyi niyetli bir alıcı olduğu ileri sürüldü.
Yapılan duruşma sonunda Alt Mahkeme kararında, sair şeyler yanında, sunulan emarelere göre Müstedinin Mahkemeye aynı olgulara dayanan 14/90 ve- 15/90 sayılı iki istida istinaf dosyaladığını, bu istidalardan 14/90'ın geri çekildiğini; 15/90 sayılı istida ile istinaf konusu istidadaki taraflar ve olguların aynı olduğunu ve bu nedenle 15/90 sayılı istidanın akıbetini etkileyecek bir bulgu yapmaktan- kaçınmak gerektiğini ve ara emri safhasında konunun esasına girilmemesi gerektiğini ancak bazı meselelerde belirli ölçüde konunun esasına girilmesininde kaçınılmaz olacağını vurgulayarak bu önündeki meselede hukuki noktaların cevaplandırılması sırasında m-eslenin esasına girilmesinin kaçınılmaz olacağı kanaatına vardı.
Alt Mahkeme daha sonra, Müstedinin istidasında başarılı olabilmesi için, karara bağlanması gereken ciddi bir konu bulunduğuna; iddialarında haklı olduğuna ilişkin belirtiler bulunduğuna ve -istenen men'i müdahale emri verilmezse ileride telâfisi mümkün olmayacak bir zararın doğacağına veya eski duruma dönüşün zorlaşacağına ilişkin Müstedinin Mahkemeyi tatmin etmesi gerektiğine değindikten sonra bu koşulların kanıtlanıp kanıtlanmadığını incele-mezden öne Mahkemenin önündeki istidaya ve dolayısı ile davaya bakmaya kazai yetkisi olup olmadığını resen inceleyerek Müstedinin esas şikâyetinin Fasıl 224 madde 25 altında Tapu Müdürlüğünce yapılmış olan işlemlerin yanlış olup iptal edilmesi gerektiği yö-nünde olduğu; Tapu Müdürünün ilgili yasalar altında bakmaya yetkili olduğu herhangi bir hususta, mahkemenin istinaf yolu dışında bakmaya yetkisi olmadığı; Müstedinin öncelikle Tapu Müdürüne şikâyet ettiği hususun düzeltilmesi için başvuruda bulunması ve an-cak müdürün kararına karşı Fasıl 224 madde 80 uyarınca Mahkemeye istinafen müracaat etmesi gerektiği, nitekim Müstedinin de böyle bir müracaatta bulunarak Tapu Müdürünün kendisine vermiş olduğu 25.9.1990 tarihli yazıdan sonra 15/90 sayılı istida istinafı d-osyaladığı ve bu nedenlerle Mahkemenin bu davaya bakmaya kazai yetkisi olmadığı kanaatına vardı ve bu nedenle istidayı reddetti.
Varmış olduğu karardan istinaf edebileceği düşüncesi ile Alt Mahkeme ara emri elde etmek için kanıtlanması gerken koşulların -kanıtlanıp kanıtlanmadığını da inceleyerek Müstedinin dava konusu ¾ hissenin kayıtlı mal sahibi olmadığına ve bu nedele Fasıl 224 madde 25 altında herhangi bir hak iddiasında bulunamıyacağına ve buna bağlı olarak da dava açmaya hakkı olmadığına göre ciddi -bir dava sebebi de davasında haklı olabileceğine ilişkin belirtiler bulunmadığına ilişkin bulgu yaptı. Alt Mahkeme bulgularına devamla yukarıdaki bulgusuna tabi olarak ve verilecek karardan istinaf edilebileceği gerekçesi ile ileride telâfisi imkânsız zara-r doğacağı ya da geriye dönüşün çok zorlaşacağı hususunu da inceleyerek ara emri verilmediği takdirde dava konusu malın iyi niyetli üçüncü kişilere devir olunabileceği veya yükümlülük altında konabileceğine ilişkin iddia yapılmadığı ve böyle bir olasılığın- da var olduğu ve bu noktanın kanıtlandığı hususunda da bulgu yaptı.
İstinaf eden Müstedi, bu karara karşı dosyaladığı ve 5 ayrı istinaf sebebi içeren istinaf ihbarnamesinde özetle;
(i) Ara emri verdikten sonra verilen emrin yürürlükte kalmaması için da-valılar herhangi bir sebep göstermemelerine karşın ara emrini yürürlükten kaldırmakla;
(ii) Ara emri istdiasını incelerken davada daha tafsilâtlı talep takriri verilmeden ve davacının hile iddialarının dava yolu ile ileri sürülebileceğini dikkate almadan- davanın esasına girip kazai yetkisi olmadığına ilişkin karar vermekle; ve
(iii) Müstedinin ciddi br dava sebebi olduğunu ve davasında haklı olabileceğine ilişkin belirtiler bulunduğunu ortaya koyduğunu dikkate almamakla ya da bu hususları ispat edemediğ-i kanaatına varmakla;
Alt Mahkemenin hatalı hareket ettiğini ileri sürdü.
Yukarıda özetlenen olgulardan görülebileceği gibi Alt Mahkeme ara emri verilmesi için gerekli olan koşulların kanıtlanıp kanıtlanmadığını incelemeye geçmezden önce, öncelikle, ön-ündeki istidaya ve dolayısıyle davaya bakmaya kazai yetkisi olup olmadığı hususunu resen inceleyerek Müstedinin esas şikâyetinin Fasıl 224 madde 25 altında Tapu Müdürlüğünce yapılmış olan işlemlerle ilgili olup bu hususta Müstedinin önce Tapu Müdürüne başv-urması gerektiği ve ancak onun vereceği karardan Fasıl 224 madde 80 uyarınca istinafen Mahkemeye başvurulabileceği kanaatına vararak bu davada bakmaya kazai yetkisi olmadığına ilişkin bulgu yapıp Müstedinin istidasını reddetmiştir.
Birleştirilmiş Yargıt-ay/Hukuk 40/90 ve 41/90'da Tapu Müdürünün kayıtlarda gerekli değişiklik yapmasına olanak veren 11/78 sayılı Yasanın 50. maddesi ile ondan önce aynı konuyu düzenleyen Fasıl 224 madde 61 incelenerek şu görüşlere yer verildi:
"Kanaatımızca, bu madde ile Müd-üre verilmek istenen yetki ihtilâf konusu olmayan, yanlışlık, ihmalkârlık, sahte beyan, sahte kişilik takınma veya sahtekârlık konularında söz konusu olabilir. Bu yorum daha önce Fasıl 224'ün 61. maddesine verilen yorum ile uyum içindedir. Bu durumda önümz-üdeki meselede olduğu gibi, bir belgenin sahte olup olmadığı veya sahtekârlıkla elde edilip edilmediği hususunda taraflar arasında görüş ayrılığını en iyi çözebilecek durumda olan şüphesiz Mahkemelerdir. İhtilaflı konun çözümü girift hukuki sorunlar içereb-ilir. Bu konuda ibraz edilmek istenen şahadetin kabul edilir veya edilmez olduğu iddia edilebilir. Bu gibi durumlarda kanuni konulara cevap vermekte ehil merciin Mahkemeler olduğuna da kuşku yoktur. Önümüzdeki meselede durum aynıdır. Müstedaaleyh Tapu Dair-esine sunularak koçan devri muamelesi yapılmasına olanak veren ve kendisi tarafından verildiği iddia edilen vekâletnameyi, kendisinin imzalamadığı gerekçesi ile sahte olduğunu iddia etti. İhtilaflı olduğu anlaşılan bu konunun herhalde şahadet dinlenmek sur-eti ile bir neticeye vardırılması gerekmektedir. Tarafların haklarını ilgilendiren bu konunun ihtilâfsız olmadığı bir yana, derhal göze çarpacak nitelikte ve basit bir hata veya ihmal niteliğinde olmadığı da açıktır.
Özetlemek gerekirse, 11/78 sayılı yas-anın 51. maddesi müdüre ancak kayıtlarda düzeltilmeyi mucip kılacak bir hata veya ihmalin görülmesi ve sahtekârlığa ilişkin ihtilâfsız konularda gerekli düzeltmeyi yapma yetkisi vermektedir. İstinaf konusu olan işlem ise yukarıda özetlenen türden olmadığın-a ve hele Müdürün konuya el atmasından önce bizzat müstedaaleyh tarafından dava açmak suretiyle yargı yolu seçildiğine ve özellikle bu dava henüz sonuçlanmayıp askıda bulunduğuna göre, Tapu Müdürünün Fasıl 224 madde 61 altında sahtekârık olup olmadığını ar-aştırıp işlem yapma yetkisi yoktur. İlk Mahkeme de aynı doğrultuda karar vermekle hata etmiş değildir."
Bu istinaf bakımından da aynı görüşleri benimseriz.
Olgulardan da görülebileceği gibi istinaf edenin ara emri istdiasına ekli yemin varakasında hile- ile ilgili iddiaları bulunup ileri sürüldüğü şekilde bir hilenin varolup olmadığının ortaya çıkarılabilmesi atıfta bulunulan kararda vurgulandığı gibi ancak şahadet dinlemekle mümkündür.
Alt Mahkeme kararında atıfta bulunduğu Yargıtay/Hukuk 37/80'den ya-ptığı alıntıyı devam ettirseydi orada da şahadet dinlemesi gereken hallerde Tapu Müdürünün konu hakkında karar vermemesi ve böyle bir konuda kaza mahkemelerinin dava yolu ile gereken şahadeti dinledikten sonra karar vermesi gerektiğinin vurgulandığını göre-cekti.
Bu nedenle Alt Mahkeme, kararında, davaya bakmaya yetkisi olmadığı kanaatına vararak istidayı reddetmekle hatalı hareket etmiştir.
Alt Mahkeme verdiği karardan istinaf edilebileceği düşüncesi ile Müstedinin ciddi bir dava sebebi olup olmadığını -da inceleyrek Müstedinin ciddi bir dava sebebi olmadığına ve davasında haklı olabileceğinin belirtileri bulunmadığına ilişkin de bulgu yaptı.
Yargıtay/Hukuk 44/82 sayılı davada sayfa 6, para 2'de aşağıda alıntı yapılan görüşlere yer verilmiştir:
"Son o-larak bir önemli hususa daha değinmek isteriz. Yukarıda belirtildiği gibi İlk Mahkemeler ara emri istidalarında bir men'i müdahale emri verip vermemeyi incelerken müstedinin davasında haklı olduğunu isbat edip etmediğine değil, müstedinin iddiasında haklı -olduğuna dair belirtilerin bulunup bulunmadığına bakmalıydılar. Bunu yaparken de davanın esasına girmekten, çok ender ve lûzumlu haller dışında, kesinlikle kaçınmaları gerekir. Bu meselede olduğu gibi, E.2 n. 1 altında dosyalanan davada tafsilâtlı talep ta-kriri verilmeden, müstedinin iddia ve talepleri etraflı bir şekilde ortaya konmadan ve bu iddia ve taleplerini ispatı için gerekli şahahdet çağrılmadan, sadece bir ara emri istidasını maksatları için haklı olduğuna dair belirtilerin bulunduğunu göstermek a-macı ile çağrılan sınırlı şahadete dayanarak davanın esasına girip davayı karara bağlayacak nitelikte bulgular yapmak son derece sakıncalıdır."
Bu görüşleri bu istinaf bakımından da aynen tekrarlar ve benimseriz. Bu istinaftaki olgulardan da görülebilece-ği gibi istinaf eden, Emir 2 nizam 1 altında bir dava dosyalıyarak bu dava altında yaptığı tek taraflı bir istidaya ekli yemin varakasında da hile yapıldığına ilişkin iddialarda bulunmuştur.
Alt Mahkeme, istinaf eden Müstedi davasında tafsilâtlı talep ta-kriri verip iddia ve taleplerini ertaflı bir şekilde ortaya koymadan ve ileri sürdüğü savlarını gerekli şahadet çağırıp kanıtlamaya kendisine fırsat tanımadan, yukarıda alıntı yapılan kararda da değinildiği gibi, sadece bir ara emri istidası amaçları için -Müstedinin ortaya koyduğu sınırlı şahadete dayanarak, kararında belirttiği ilkelere de ters düşerek, davanın esasına girip istinaf eden davacının ciddi bir dava sebebi bulunmadığına ilişkin hatalı bir bulguya varmıştır.
Alt Mahkemeler, Yargıtay/Hukuk 44/-82'de de vurgulandığı gibi, bir men'i müdahale emri verip vermemeyi incelerken davacının davasında haklı olduğunu ispat edip etmediğini değil, onun iddialarında haklı olduğuna ilişkin belirtilerin bulunup bulunmadığına bakılmalı ve bunu yaparken de davanın- esasına girmekten kaçınmalıdırlar. Halbuki bu istinafa konu istidada Alt Mahkeme, vermiş olduğu karar ile, istinaf edenin davasının nihai neticesini etkileyecek kesin bir karar vermiştir. Kaçınılmaz olan durumlar dışında bunun yapılmaması gerektiği Yargıt-ay/Hukuk 57/90'da verilen kararda da vurgulanmıştır.
Alt Mahkeme ara emri aşamasında vermiş olduğu kararla esas davada tafsilâtlı talep takriri ve müdafaa takriri verilmeden davayı bitirmiştir. Bu yukarıda da belirtildiği gibi yapılmaması gereken bir işl-emdir. Tafsilâtlı talep takriri ve müdafaa takriri verilmeden davanın bu aşamasında davacının hiçbir dava sebebi olmadığını söylemek de mümkün olmadığına göre Alt Mahkemenn bütün davayı sonuçlandıracak şekilde bir karar vermemesi gerekirdi.
İstinaf eden- Müstedi tarafından ara emri amaçları bakımından ortaya konan olgulardan ilk nazarda ciddi bir dava sebebi var olduğu ve Müstedinin davasında haklı olabileceği belirtileri bulunduğu görülmekte olduğu cihetle, Alt Mahkemenin Müstediye telâfisi imkânsız zara-r olacağına ilişkin bulgu da yaptıktan sonra geçici olarak vermiş olduğu ara emri kesinleştirmesi gerekirdi.
Sonuç olarak istinaf kabul edilerek Alt Mahkemenin vermiş olduğu karar iptal edilir ve Alt Mahkeme tarafından 6.9.1990 tarihinde geçici olarak v-erilen ara emri dava sonuna dek kesinleştirilir.
İstinaf edenin masrafları, aleyhine istinaf edilenler tarafından ödenecektir.
(Niyazi F. Korkut) (Celâl Karabacak) (Özkan Tunçağ)
Yargıç - Yargıç Yargıç
11 Mart 1991
Full & Egal Universal Law Academy