-D.37/85 Yargıtay/Hukuk 68/85
(Lefkoşa Dava No.1114/83)
Yüksek Mahkeme Huzurunda.
Mahkeme Heyeti: Salih S. Dayıoğlu, Niyazi F. Korkut, Aziz Altay.
İstinaf eden: İlkay Hikmet, Lefkoş-a.
(Davalı)
-ile-
Aleyhine istinaf edilen: Metin A. Hakkı, Lefkoşa.
(Davacı)
- A r a s ı n d a.
İstinaf eden şahsen hazır.
Aleyhine istinaf edilen namına: Kıvanç M. Riza.
H Ü K Ü M
Salih S. Dayıoğlu: İşbu istinaf Lefkoşa Kaza Mahkemesinin 25.6.1985 tarihinde vermiş olduğu karardan yapılmıştır. Olgular şu şekilde -özetlenebilir: Müstedi (istinaf eden) 26.4.1985 tarihinde dosyalamış olduğu bir istida ile müstedaaleyhin Mahkeme emrine itaat veya riayet etmediğinden bir şahıs zapt müzekkeresi isdar edilmesini talep etti. İstidasına ekli yemin varakasında, müstedi sair- şeyleer meyanında, müstedaaleyhin 24 Mahkemeler Önü; Lefkoşa adresinde kâin bir dükkânın mal sahibi, kendisi ise müsteciri bulunduğunu, müstedaaleyhin kendisi aleyhine bir tahliye davası başlattıını, 5.4.1984 tarihinde bir ara emri akdığını, bu emrin daha- sonra 15.6.1984 tarihinde Yargıtay tarafından tadil edilmek suretiyle katiyet kesbettiğini, alınan ara emre göre davaası sonuçlanıncaya kadar müstedaaleyhin konu dükkânı yıkmaktan ve bu dükkânı oluşturan duvarlara ve tavana müdahale etmekten ve bu dükkânı-n dışında kalan sair binaların yıkımının ise sadece insan gücü ile yapılamsını, makine gücünün yıkım esnasında kullanılmasında menedildiğini, 23.7.1984 tarihinde Mahkemenin aleyhine tahliye emrini vermesine rıza gösterdiğini, tahliye konusu dükkân dışındak-i binaların yıkımına Ağustos 1984'ten itibaren başladığını, yıkım işi süresince Mahkemece verilen ve özeti yukarıya çıarılan ara emre riayet etmediğini müstedaaleyhlerin vekil hizmetkârlarının ara emrin hilâfına dozer kullandıklarını, talep edilen emrin ve-rilmemesi halinde büyük zarara düçar olacağını iddia etti.
Müstedaaleyh ise bir itirazname dosyaladı ve itiraznamesine ekli yemin varakasında kısaca, müstedinin yemin varakasında ileri sürülenlerin tümünün doğru olması halinde dahi talep edilen emrin huk-uken verilemeyeceğini böyle bir emrin Mahkemece verilebilmesii halinde ise o vakit yeni bir itirazname dosyalamak üzere Mahkemeden izin isteme hakkını mahfuz tuttu.
25.6.1985 tarihinde İlk Mahkeme hükmünü verdi. İlk Mahkeme hükmünde özetle, müstedinin es-as isteminin müstedaaleyhi ara emrine uymağa zorlamak değil de ara emre aykırı hareketlerinden ötürü cezalandırmak olduğu, halbuki 9/76 Mahkemeler yasasının 50. maddesinin gayesinin bu olmadığı, aksi görüş kabul edilse bile tahliyenin 1.7.1985'te gerçekleş-eceğine göre talep edilen emrin verilmesi halinde bunun müstediye pratik bir yarar sağlamayacağı yargısına varmak istidayı reddetti. İstinaf işbu ret kararından yapılmıştır.
Sırası gelmişken söylemek gerekir ki gerek İlk Mahkeme huzurunda ve gerekse isti-nafın duruşması esnasında taraflar 9/76 sayılı yasanın 50. maddesi dışında başka bir yasa veya maddeyi konu etmemişlerdir. Dolayısıyle biz de incelememizi sadece 9/76 sayılı yasanın 50. maddesi ile sınırlı tutacağız.
Dosyalanan istinaf ihbarnamesi sekiz -sebep içermekle birlikte, bunları üç ana başlık altında toplamak mümkündür; şöyle ki;
1. Müstedaaleyhin dosyaladığı itiraznnameyi sadece müstedinin istidasının ileri gidemeyeceğine ilişkin ön itiraza münhasır kalması ve ön itirazının reddedilmesi halinde -esasa ilişkin yemin varakası dosualama hakkını mahfuz tutması ile ilgili olarak İlk Mahkemenin ön itirazın reddi halinde müstedaaleyhe savunmasını yapmak için süre vermesi gerektiği hususundaki bulgusu ve kanaatı hatalıdır.
Müstedinin istida ve yemin va-rakası ve müstedaaleyhin yemin varaka- larının içeriğine daha önce özetle değinmiştik. Müstedaaleyh yemin varakasında sadece bir iptidai itirazda bulunmuş ancak bu iptidai itirazında haklı bulunma- ması halinde yeni veya ek yemin varakası dosyalama hakkı-nı mahfuz tutmuştu. Her ne kadar da bu konu hakkında bizim bu safhada bir karar vermemiz istinafın sonucuna herhangi bir etki yapmayacaksa da müstedaaleyh tarafından tanzim edilen ve iptidai itirazının reddolunması halinde ek yemin varakası dosyalama hakkı-nı mahfuz tutması yönteminin yasal olup olmadığı bir yana, bunun son derece sakıncalı ve takip edilmemesi gereken bir yöntem olduğunu vurgulamayı uygun bulduk. Bunun aksini düşünmek istidaların arzu edilmeyen süreler için askıda kalmalarına veya lûzumsuz g-ecikmelere cevaz vermek odur ki bu da bu tür yargısal işlemlerin erken bir zamanda sonuçlanması gerektiği keyfiyeine ters düşmektedir.
2. İlk Mahkeme 9/76 Mahkemeler Yasasının 50. maddeisni hatalı tefsir etti.
9/76 Mahkemeler Yasasının 50. maddesi ayne-n şöyledir:
"50. Her mahkeme Hukuk Muhakemeleri Usul Tüzüğne uymak koşuluyla bir işlemin yapılmasına veya yapılmamasına ilişkin bir emrine riayeti, para cezası veya hapislik veya müsadere yolu ile zorlamak yetkisine sahiptir. Mahkeme, ek olarak lehine em-ir verilmiş kişiye uygun gördüğü bir miktarın tazminat olarak ödenmesine hükmedebilir."
-Alıntısı yapılan 50. maddenin içeriğinden görülebileceği gibi bir kaza mahkemesi vermiş olduğu bir emre riayeti zorlamak için para cezası, hapislik veya müsadere eirleri verebilir. Diğer bir deyişle bir kaza mahkemesi verdiği emre uyulmasını sağlamak maks-adıyle gerekirse kişiyi hapsetmek yetkisine haizdir. Ancak dikkat edilecek olunursa gerek para, gerek hapis ve gerekse müsadere cezası tek bir amaca yani verilen emre riayeti zorlamağa yöneliktir. Verilen emre riayet söz konusu değilse bu maddenin işlerlik- kazanmasına haliyle olanak yoktur. 50. maddeye bu şekilde açıklık getirdikten sonra şimdi de istinaf konusu istidayı inceleyelim.
-
İstinaf eden istidasında şu talepte bulundu:
"Davacı/Müstedialeyhe ve/veya ajanlarının muhterem mahkeme-nin vermiş olduğu 5.4.1984 tarihli ara emrine (15.6.1984 tarihinde Y/H 23/84 sayılı kararda tadil edilmiş şekliyle) aykırı hareket ettiklerinden ve/-veya mezkûr emre itaat ve/veya riayet etmediklerinden davalı/müste- dialeyhe şahıs zapt müzekkeresi (writ of atatchment) isdar edilmesi ve/veya çıkarılması hususunda bir Mahkeme emri;"
-Dikkat edilirse alıntısı yapılan müstedinin talebi müstedaaleyh ve/veya vekilleri aleyhine bir şahıs zapt müzekkeresi isdarı içindir ve gerekçesi de mahkeme kararına "aykırı hareket ettiklerinden ve/veya mezkûr emre itaat ve/veya riayet etmediklerinden"di-r. Bu talebin herhangi bir yerinde müsteda- aleyh ve/veya vekillerinin verilen mahkeme emrine riayet etmelerini sağlamak için cezalandırılmaları istenmemektedir. Verilen Mahkeme emrine riayet istenmiyorsa geçmişteki riayetsizlikten ötürü 50. madde müstedaa-leyhin cezalandırılmasına cevaz vermez. Bu maddeden amaç, verilen emre riayeti, cezalandırma yoluyle, zorlamaktır.
-
Müstedinin istidasının talep kısmında spesifik olarak emre riayetin sağlanması istenmediği bir yana istidasına ekli yemin varaksının herhangi bir paragrafında, müstedaaleyh ve/veya vekillerinin Mahkeme emrine uymaya-cakları veya riayet etmiyeceklerine d-air herhangi bir iddia yoktur. Yemin varakası dikkatle incelenecek olunursa şikâyet müstedaaleyh ve/veya vekillerinin geçmişteki riayetsizlikleri olup onların ileride muhtemel riayetsizliklerinden hiç söz edilmemektedir. Bütün bunlardan müstedinin esas gay-esinin müstedaaleyhi mahkeme emrine utmasını zorlamak olmayıp, geçmişteki riayetsizliği için onu cerzalandırmak olduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda da değindiğim gibi 9/76 sayılı Yasanın 50. maddesiin özü ve sözü bu tür olayı kapsamı içinde almamaktadır.
3.- Müstedinin üçüncü istinaf sebebi ise İlk Mahkemenin müstedaaleyhin yargıç olduğu gerçeğine gerektiğinden fazla ağırlık verdiğidir.
Her ne kadar da bu husus istinafın kaderini etkileyecek bir sonuca vardı-rılmasında etken değilse de bu konuda kısaca gör-üşümüzü belirtmekte yarar görürüz. İlk Mahkemenin hükmü bir bütün olarak okunduğunda istinaf edenin şikâyetindde haklı oldfuğu görülmektedir. Bir davada taraf olduktan sonra bir kişinin yargıç dahi olsa statüsü, üzerinde ısrarla durulacak kadar önemli deği-ldir. O kişinin bir yargıç olması ona herhangi vir avantaj sağlamaz. Hatta Yargıtay/Hukuk 10/82'de söylendiği gibi bir yargıç mümkün olduğu kadar Mahkemeye bir taraf olarak gelmekten sakınmalıdır. Ancak üçüncü şahısların da yargıçların bu nazik durumlardan- istifade edip onları tedirgin ve taciz edecek davranışlarından kaçınmaları hususunda özen göstermeleri gerektiğine de işaret etmek isteriz.
Sonuç olarak istinaf reddolunur.
Masraflar hususunda herhangi bir emir verilmez.
(Salih S. Dayıoğlu) - (Niyazi F. Korkut) (Aziz Altay)
Yargıç Yargıç Yargıç
20 Aralık 1985
-
-5-
-
Full & Egal Universal Law Academy