-D.3/ 99 Birleştirilmiş
Yargıtay/Hukuk 70/97 ve 71/97
(Dava No: 458/95; Girne)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.
Mahkeme Heyeti: Celâl Karabacak, Metin A. Hakkı, Nevvar Nolan.
- Yargıtay/Hukuk 70/97
(Dava No: 458/95; Girne)
İstinaf eden: Mustafa Debbağ, Lefkoşa
(Davacı)
- ile -
Aleyhine istinaf edilen: 1. Ünsal Ecesoy, Girne-
2. Kyrenia Amussements Enterprises
Ltd. c/o Dome Hotel Casino, Girne
(Davalılar)
-
A r a s ı n d a .
İstinaf eden namına: Avukat Süleyman Dolmacı ve Avukat
Altan Erdağ
Aleyhine istinaf edilenler namına: Avukat Ali Dana, Avukat
- Rifat Reis ve Avukat Şefika
Durduran.
Yargıtay/Hukuk 71/97
- (Dava No: 458/95; Girne)
İstinaf eden: 1. Ünsal Ecesoy, Girne
2. Kyrenia Amussements Enterprises Ltd. c/o Dome
Hotel Casino, Girne
(Davalılar)
- ile -
Aleyhine istin-af edilen: Mustafa Debbağ, Lefkoşa
(Davacı)
A r a s ı n d a .
İstinaf edenler namına: Avukat Ali Dana, Avukat Rifat Reis
ve Avukat Şefika Durdura-n
Aleyhine istinaf edilen namına: Avukat Süleyman Dolmacı ve Avukat
Altan Erdağ.
Girne Kaza Mahkemesinin 458/95 sayılı davada 26.5.1997 tarihinde verdiği karara (Necmettin Bostancı Kaza Mahkem-esi Başkanı, Mehmet Türker Kaza Mahkemesi Yargıcı) karşı, Davacı ve Davalılar tarafından yapılan istinaftır.
-----------------
H Ü K Ü M
Celâl Karaba-cak: Bu istinafta Mahkemenin hükmünü Sayın Yargıç Metin A. Hakkı okuyacaktır.
Metin A. Hakkı: Bu istinafların kökeninde yatan olguları aşağıdaki şekilde özetlemek mümkündür: Davacı, 12.7.1995 tarihinde Girne Kaza Mahkemesinde, Davalılar aleyhine Usulü -Mahkeme Nizamları Emir 2 Nizam 1'e istinaden bir dava dosyalayarak Davalı 1'in, Davalı 2 Şirketin %26.994 oranında hissesini Davacıya 201.000 Sterling mukabili satışı hususunda taraflar arasında yapılan şifahi mukaveleyi Davalıların ihlâl ettiklerini öne s-ürüp zarar ziyan talebinde bulunmuştur. Davacı bilâhare 2.10.1995 tarihinde, dosyaladığı Talep Takririnde Davalılar aleyhine olan taleplerini açarak özetle şu iddialarda bulunmuştur:-
Bu iddialara göre ilgili zamanlarda Davacı ile Davalı 1, iyi ark-adaştılar. Davalı 2 ise kayıtlı bir şirket olup, Davalı 1, Dome Otel'in gazinosunu bu şirketin en büyük hissedarı ve idareci yetkili direktörü olarak işletmekte idi. Takriben 1994 senesinin Ağustos ayında Davacı, Davalı 1'e ödünç olarak 20.000 Sterling nak-it borç para vermiş ve bu borcun en geç 1995 yılı başında ödeneceği hususunda taraflar anlaşmışlardır. Bilâhare 1995 yılının Ocak başında Davalı 1, Davacıdan 10.000 Sterling daha borçlanmış, bu şekilde 30.000 Sterling'e yükselen borcun Nisan 1995 ayı için-de Davacıya ödeneceği hususunda taraflar mutabık kalmışlardır. Hâl böyle iken 1995 yılının Şubat ayında Davalı 1, İstanbul'da olduğu bir sırada Davacıdan 10.000 Sterling daha borçlanmış ve 40.000'e yükselen borcun Nisan 1995'de ödeneceğine dair taraflar mu-tabakata varmışlardır. Davacı, Talep Takririndeki iddialarına devamla, Davalı 1'in kendine müracaatı üzerine Davalı 1 namına Hasan Lido ve Menteş Hasan isimli şahıslara İngiltere'de her birine Davalı 1 namına 1500 Sterling'den 3000 Sterling Davacının öded-iğini, bu şekilde 43.000'e yükselen borcun Davalı 1'in Davacıya Kıbrıs'ta takriben Mart 1995 ayında tarafların 11.000 Sterling fiyat olarak anlaştıkları bir arsayı yürüttüğünü bu şekilde Davacının alacağının 32.000 Sterling'e düştüğünü söylemektedir. Anca-k bu tarihlerde Davalı 1, en büyük hissedarı olduğu Davalı 2 şirkette Ahmet Arken isimli şahıstan Davalı 2 şirketin %26.994 oranında hissesini Davalı 1'in satın aldığını, Davacıya 200.000 Sterling mukabili bu şekilde sahip olduğu bu hisseleri satmayı tekli-f ettiğini Davacının da bu teklifi kabul edip Davalı 1'e Mart 1995'de 9000 Sterling, 4.4.1995'de 100.000 Sterling, 5.4.1995'de 50.000 Sterling daha ödeme yaptığını, ilâveten Davalı 1'in talimatı ile Davalı 2 namına Londra'da bir İngiliz şirketine Nisan 199-5 sonu 2 ödemede ceman 10.000 Sterling daha Davacının ödemiş olduğunu, bu şekilde Davalı 2 şirketin Davalı 1'e ait ve Davacıya şifahi mukavele ile satılan hisselere tuta ceman 201.000 Sterling ödenmiş olduğunu, iddia etmektedir. Takriben Haziran 1995'de Da-valı 1'in satış konusu hisse senetleri ile ilgili taraflar arasındaki şifahi anlaşmayı ihlâl ederek hisse senetlerinin Davacıya transfer olacağı günden bir gün önce Davalı 1'in bundan vazgeçtiğini bildirdiğini bunun üzerine de Davacının Davalılar aleyhine -bu davayı ikâme ederek hüküm talebinde bulunduğunu iddia etmiştir.
Davalılar 5.12.1995 tarihinde bu davaya bir Müdafaa ve Mukabil Talep Takriri dosyalayarak özetle, Davacıdan ödünç para aldıklarını reddetmişler, şayet Davacıdan para alınmış olsa dahi- bunun, Davacının iddiaları doğrultusunda olmayıp (Müdafaa Takririnden alınan aynı kelimelerle) " ........ Davacı ile arasında para alıp, verme hususu ispatlansa bile, bunlar tamamen başka meselelerle ilgili" olduğunu Davalılar iddia edip, Davacının davası-nın iptalini talep etmişlerdir. Keza Davalılar dosyalamış oldukları Mukabil Talep Takriri ile Davalı 1'in Davacıya satıp koçan ettiği arsanın bedelinin taraflar arasındaki satış fiyatının 11.000 Sterling değil 15.000 Sterling olarak belirlendiğini, Davacı-nın Davalı 1'in talimatı ile Davalı 2'nin borcu için İngiltere'deki şirkete para ödemiş olsa ve bunun arsanın satış bedeline mahsup edilse bile (yine Müdafaa ve Mukabil Talep Takririnden alınan aynı kelimelerle) 'ödenmişse de bu şekilde Davacının Davalı 1-'e 5000 Sterling mütebaki borcu kaldığını' iddia edip bu miktar için Davalı 1 Davacı aleyhine hüküm talep etmiştir. Keza Müdafaa ve Mukabil Talep Takrirleri ile Davalılar, Davacının Davalı 2 şirketten 15.5.1995 ile 3.6.1995 tarihleri arasında ceman 45.000-.000TL para çekip borçlandığını, bunun muaccel olup ödenmediğini iddia ederek Davacı aleyhine 5000 Sterling için hüküm, bu miktar üzerinden 1.4.1995 tarihinden itibaren %12 faiz, ilâveten 45.000.000TL için hüküm ve bu miktar üzerinden 3.6.1995 tarihinden i-tibaren senevi %120 faiz talep etmişlerdir.
Davanın bu çerçevede, Girne Kaza Mahkemesinde, duruşması yapılmıştır. Duruşma esnasında Davacı tarafından Davacı dahil 10 kişi şahadet vermiştir. Müdafaa namına ise Davalı dahil 6 kişi şahadet vermiştir. - Duruşma esnasında Mahkemeye, dosyada duran ve evraklardan oluşan 14 adet emare ibraz olunmuş ilâveten Davacı tarafından Mahkemeye verilen ve Yolcu Para Beyanı başlığını taşıyan bir evrak Tanıtma A, ve yine Davacı tarafından Yolcu Para Beyanı başlığını taş-ıyan 2 adet evrak da Tanıtma B yapılmış ancak bunlar bu istinafı ilgilendirmeyen nedenlerle emare olarak Mahkemece kabul edilmemiş, tanıtma olarak dosyada kalmıştır.
Alt Mahkeme 14.11.1996 tarihinde davanın duruşmasını bu çerçevede bitirmiş ve 26.5.1-997 tarihinde de kararını vermiştir. Alt Mahkeme, taraflarca önünde ibraz olunan şahadeti ve emareleri değerlendirirken "inter alia", Davacının ilgili tarihlerde büyük denebilecek bir meblağa baliğ olan Davalı 1'e verdiğini iddia ettiği parayı verebilecek- mali durumda olup olmadığını incelemiş, davada ileri sürülen tarihlerden önce Davacının yasal işleri yanısıra bilhassa İngiltere'de gayrıyasal işler yaptığını bunlardan yargılanıp İngiltere'de hapis cezasına çarptırıldığını ancak davaya tekabül eden tarih-lerde, iddia ettiği paraları Davalı 1'e verecek mali güçte olduğu kanaatine vardıktan sonra Davalı 1'in mali gücünü de ilgili tarihlerde Mahkeme önünde ibraz olunan şahadet muvacehesinde incelemiş, ve Davacı ile tanıklarının, Davalı tanıklarına oranla şaha-detlerini daha güvenilir bulduktan sonra Davacıyı davasında haklı bulup Davacının iddiaları doğrultusunda bulgu yapıp Davacı lehine ve Davalı 1 aleyhine 201.000 Sterling, hüküm tarihinden itibaren %8 faiz ve masraflar için hüküm vermiştir. Mahkeme ilâvete-n Davacının Davalı 2 şirketten dava ile ilgili tarihlerde kendini ortak addedip payına tekabül edebileceğini ümit ettiği kârdan alelhesap ceman 45.000.000TL de para çektiğini kabul etmiş ancak Davacının Davalı 1'in taraflar arasındaki hisse senedi devri il-e ilgili mukaveleyi tek yanlı olarak feshettiğini ve dolayısıyle Davacının Davalı 2 şirkette hiçbir zaman hissedar olmaması nedeni ile Davalı 2 şirketten kâr almasının da söz konusu olmadığını belirttikten sonra Davalı 2'nin Davacı aleyhine olan talebini M-üdafaa ve Mukabil Talep Takriri ile iddia edildiği şekilde doğmamış olması nedeni ile, teknik nedenle reddetmiş ve Davalı 1 ile Davacı arasındaki arsa satış bedeli ihtilâfını da Davacının tezini benimseyip, Davalı 1'in Mukabil Davasını reddederken Davalı 2-'nin dava masraflarının Davacı tarafından ödenmesini emretmiştir.
Kendini bu karardan mağdur hisseden Davalılar 4.7.1997 tarihinde 30 istinaf sebebi öne sürerek Yargıtay'a istinaf etmişlerdir. Davacı ise 3.7.1997 tarihinde aynı karardan kendini kı-smen mağdur hissederek bir Mukabil İstinaf dosyalamıştır. İstinaflar 13.4.1998 tarihinde tarafların mutabık kalması ve Yüksek Mahkemenin de uygun görmesi neticesi konsolide edilerek birlikte dinlenmiştir. İstinafların duruşması 5.5.1999 tarihinde ele alı-nıp 4 oturumda tamamlanıp 17.5.1999 tarihinde hitam bulup karar için bilâmüddet ertelenmiştir. Davalıların yaptığı 30 istinaf sebebi içeren istinafta Davalılar yakınma nedenlerini aşağıda gösterilen şekilde istinafın duruşması esnasında 6 ana başlık altın-da özetlemiştir:-
Alt Mahkeme, dikkate alması gereken hususları hiç veya gerektiği şekilde dikkate almamakla hata etti.
Dikkate almaması gereken hususları dikkate almakla veya onlara
gereğinden fazla değer vermekle hata etti.
Şahadetle hiç veya kâfi der-ecede desteklenmeyen bulgulara
varmakla Alt Mahkeme hata etti.
Makul gerekçe veya hiç gerekçe vermeden makul olmayan
bulgular yapmakla Alt Mahkeme hata etti.
Şahadetin değerlendirilmesinde ve keza ispat külfeti ile
ilgili prensipleri Alt Mahkeme y-anlış uyguladı.
Alt Mahkeme, hatalı istihraçlar (inference) yapmak suretiyle
hataya düştü.
Bu istinaf sebepleri birbirine girmiş olmaları (inter-woven) hasebi ile Davalıların tüm iddialarını birlikte ele alıp incelemeye çalışırken Davalıların esa-s yakınmalarını oluşturan bir yakınmayı tek olarak ve özellikle önce ele alıp incelemeyi, istinafı karara bağlama bakımından uygun gördük.
Davalıların avukatı Mahkemeye yaptığı hitabe esnasında Yargıtaya, istinafları reddedilse bile en azından Davac-ının Davalı 1'e vermiş olduğu iddia edilen nakit 50.000 Sterling'in verildiğinin yeterince ispatlanmadığını, bu hususta Alt Mahkemenin kararının hatalı olduğu üzerinde durup Mahkememizi bu bulguya ve en azından kararın bu kısmına müdahale etmeye davet etmi-ştir. Davalıların iddialarına göre bu kadar büyük bir rakamın Davalı 1'e verilirken herhangi bir yazılı evrağın Davalı 1'den alınmaması gerçeği karşısında Davacının bu iddiası şüpheli karşılanmalı idi. İlâveten Davacının Davalı 1'e verdiğini iddia ettiği -50.000 Sterling'i saymadan verdiği doğrultusundaki Mahkeme önündeki şahadet muvacehesinde verilen nakit paranın Alt Mahkeme 50.000 Sterling olduğu hususundaki bulguya varmamalı idi. Bu yakınma ile ilgili olarak Alt Mahkemenin önünde ibraz olunan şahadeti -incelememiz yerinde olacaktır. Davacı, Davalı 1'e söz konusu 50.000 Sterling'i nakit olarak verdiğini Alt Mahkemeye söylemiş ancak veren kişinin kendi olmadığını, kendi namına parayı verenlerin kimler olduğunu söylemiş ve bunları da tanık olarak Alt Mahke-meye çağırmıştır. Duruşma esnasında Alt Mahkeme önünde ibraz olunan şahadete göre söz konusu 50.000 Sterling'i Davacının babası Davacı tanığı No.4 İzzet Mustafa 5.4.1995 tarihinde, İngiltere'den Ercan'a geldiğinde parayı 2 ayrı zarfta ve bir dosya içerisi-nde getirdiğini, paranın nakit olduğunu, bu parayı KKTC gümrüğünde, giriş yaparken deklâre ettiğini, aynı gece Ercan'dan Davacı tanığı Özkan Debbağ ve Taner Tay tarafından karşılanıp parayı ihtiva eden dosyayı Özkan Debbağ'a teslim ettiğini, o zaman Davalı- 1'in müdürü olan Taner Tay tarafından Davalının arabası ile uçak alanından Taner Tay ve Özkan Debbağ tarafından bu şekilde karşılandıktan sonra bu 3 şahit Karaoğlanoğluna gidip İzzet Mustafa evine bırakılarak Taner Tay ile Özkan Debbağ'ın doğruca Girne'ye- gidip Davalı 1'i evinde bulup 50.000 Sterling ihtiva eden dosyayı Özkan Debbağ'ın Davalı 1'e verdiği hususunda Alt Mahkeme önünde bu sözü edilen 3 kişinin şahadetleri mevcuttur. İlâveten Taner Tay ile Özkan Debbağ'ın dosyanın içinde 50.000 Sterling olduğ-unu bildiklerine dair şahadetleri vardır ve dosya alındığı şekilde Davalı 1'e teslim edilmiştir. Paranın Özkan Debbağ ve Taner Tay tarafından sayılmaması bir gerçek olmakla beraber veya sayıldığı doğrultusunda Mahkeme önünde şahadet olmadığı bir gerçek ol-makla beraber, Alt Mahkemenin bir hukuk davası olan bu davada bu şahadeti değerlendirip ihtimaller dengesine göre doğruluğu hususunda tatmin olup bulgu yapmasında herhangi bir hata olduğuna ikna olmadık. Buna mukabil Müdafaa, söz konusu gece, Taner Tay il-e Özkan Debbağ'ın Davalı 1'in evine geldiğini kabul etmemekte ve Davalı 1 Mahkemede verdiği şahadette ilgili tarihte bu kişileri gördüğünü reddedip bunlardan ne dosya ne de para aldığını söylemektedir. Ancak ilgili tarihlerde gerek Davalı 1 gerekse Müdafa-a tanığı No.4 Davalı 1'in eski eşi, Nazemin Ecesoy zabıtların Mavi 158 ve 159. sayfalarında zaman zaman Özkan Debbağ ile Taner Tay'ın Davalı 1'i ziyarete geldiklerini ancak para vermediklerini söylemektedir. Davalı 1 de şahsen, Mavi 184'de Mahkemede verdi-ği şahadette bu kişilerin zaman zaman kendini evinde ziyaret ettiğini kabul etmekle beraber o gece kendini evinde ziyaret etmediklerini ve para almadığını söylemektedir. Bu 2 zıt iddia karşısında Alt Mahkeme, şahitleri, istintaklarında verdikleri cevaplar-ı, şahadet verirken hal ve tavırlarını izledikten sonra Davacının tezini daha doğru olarak benimsemiş bu doğrultuda bir bulgu yapmıştır. Müdafaanın tezini ise reddetmiştir. Alt Mahkemenin yaptığı bulgu tamamıyla yetkisi dahilinde olup şahadet ile destekl-enen bir bulgudur ve burada herhangi bir hata görülmemektedir. Alt Mahkeme Tanıtma B olarak Mahkeme önünde duran ve emare yapılmayan 50 bin Sterling'in KKTC'ye getirildiğini gösteren evrağa hatalı olarak istinat ederek bir bulgu yapmış olsaydı o zaman bu -bulguya müdahale edip Alt Mahkemenin hatasını düzeltme Yargıtaya düşerdi. Ancak Alt Mahkemenin vardığı sonuçta herhangi bir hata olmadığından Davalıların bu iddiasının reddedilmesi gerekmektedir. Alt Mahkeme bu husustaki bulgusunu önünde emare olmayan t-anıtmaya istinat ettirmedi, tarafların ibraz ettiği şifahi şahadete dayandırıp, Davacı tarafın ibraz ettiği şahadeti Davalı 1'in iddiasına tercih etti, daha güvenilir buldu, bunda da bu Mahkemenin müdahale etmesini gerektirecek herhangi bir hata yoktur.
- Davalıların esas teşkil eden yakınmalarını yukarıdaki şekilde tezekkür edip reddettikten sonra diğer yakınmalarını incelemek yerinde olacaktır. Davalılar dava konusu büyük meblağa tekabül eden anlaşmanın şifahi olarak yapıldığından Alt Mahkemece böyle- bir anlaşma olduğunu ve Davalı 1'in tek yanlı olarak bunu ihlâl ettiği bulgusuna varmasından da yakınmışlardır. İlâveten Davalılar, Davacı tanıklarının da Davacının babası, annesi, dayısı gibi akrabaları olup yanlı kişiler olduklarını veya Davacı namına -şahadet veren Taner Tay gibi kişilerin Davalı 1 ile o günlerde küs olduklarından şahadetlerine Alt Mahkemenin itibar etmemesi gerektiği üzerinde durmuştur. Şahadet Yasamızda, bu istinaf ile ilgisi olmayan Fasıl 9 madde 14 haricinde, akrabaların şahadeti g-eçersizdir veya küs olan kişilerin şahadetlerine itibar edilemez diye bir madde olmadığından bu iddia da yalnız başına pek bir değer taşımamaktadır. Davacı tanıklarının şahadetleri zabıtlardan incelendiğinde ve bunlar ışığında Alt Mahkemenin bulguları tet-kik edildiğinde Alt Mahkemenin bulgu yaparken bu kişilerin şahadetlerine Davalı 1 ile aralarının açık olması veya Davacının akrabaları olmaları hasebi ile anlaştıkları ve Mahkemeye yalan şahadet verdikleri izlenimini vermemektedir. Alt Mahkeme, Davacının -tezini Müdafaanınkine tercih ederek bulgu yapıp karar vermiştir ve burda da bir hata olduğuna ikna olunmadık. Bazı tip mukaveleler vardır ki yasal olarak geçerli olabilmeleri için yazıya dökülmüş olmaları şarttır. Meselâ İngiltere'de bir gayrımenkulün s-atışı ile ilgili bir mukavelenin yazılı olması veya en azından yazılı belge ile mukavelenin teyit edilmesi şartı aranmaktadır. (Bak: Law of Property Act, 1925 Madde 40) (Bak: Halsbury's Statutes of England, Second Ed. Vol. 20 Page 427) Bizde gayrımenkulle-rin satışı ile ilgili böyle yazılı şart aranmazken (spesific performance hariç) (Bak: Chakalli v Kallourena, 3CLR 246 ve Alkis Menelaou Stavrou v. Pericles Stylianou and Another, (CLR Vol.23 Page 217)) Fasıl 149 madde 77 mucibince süre olarak 1 yıldan uzun- süreye tâbi olan gayrımenkul kira mukavelelerinin yazılı olması ve 2 şahit huzurunda imzalanması şartı zaruridir. Buna uymayan 1 yılı aşan kira mukaveleleri geçerli addedilemez. (Bak: Yargıtay/Hukuk 42/83, D.31/83). İstinaf konusu davada bu dava konusu- satış akdinin yazılı olması gerektiğini öngören bir Yasa yoktur. Hâl böyle iken de Alt Mahkemenin önünde ibraz olunan şahadet muvacehesinde vardığı bulgu ve verdiği kararın yasal olarak hatalı olduğu söylenemez.
Mevzuatımızda yine bazı tip davaları-n muvaffak olabilmesi için o davada bir şahidin şifahi şahadeti yeterli olmayıp bunun ek şahadet ile teyit edilme şartı aranmaktadır. (Corraboration) Buna örnek olarak da hayatta olmayan bir şahsın terekesi aleyhine bir alacak için açılan dava veya henüz y-asal anlamda çocuk sayılan bir kişinin şahadetine yalnız başına istinat ederek, teyit edilmeden bulgu yapıp Mahkemenin karar vermesi örneği gösterilebilir. (Bak: Fasıl 9 madde 7 ve 9) Bu verilen örneklerde ve mevzuatımızda bulunan bu tip birkaç davada da-ha teyit edici şahadet aranması Yasa gereğidir. Ancak istinaf konusu davanın olgularına şamil davalarda ne mukavelenin yazılı olması gerektiği şartı ne de verilen şifahi şahadetin yasal olarak teyit edilmesinin zorunlu olduğu şartı aranmamaktadır. Kaldı -ki Davacının davası yalnız Davacının kendi şifahi şahadetine dayanmamaktadır. Bu gerçekler muvacehesinde Davalıların istinaflarını tezekkür ettiğimizde, Alt Mahkeme kararında herhangi bir hata görülmemektedir ve Alt Mahkemenin hatalı bulgu veya istihraçlar- yaptığına ikna olmadık. Bu durumda Davalı İstinaf Edenlerin istinaflarının reddedilmesi gerekir.
Yukarıdaki karara vardıktan sonra şimdi de Mukabil İstinafı tezekkür etmemiz gerekmektedir. Alt Mahkemede muvaffak olan Davacı, Alt Mahkemenin 5.6.199-5 tarihinde Davalı 1'in tek yanlı ve haksız olarak Davalı 2 şirkette %26.994 oranında hissesini Davalı 1'e satmaktan vazgeçtiğini, bu şekilde tek yanlı olarak mukaveleyi feshettiğini kabul etmesine rağmen Davacı lehine Davacının Davalı 1'e ödemiş olduğu 20-1.000 Sterling üzerinden mukavelenin ihlâl tarihinden itibaren faiz de vermediğinden yakınmaktadır. Davacının Talep Takririnde faiz talebi de olduğu bir gerçektir. Ancak ihlâl tarihinden itibaren Davacı faiz talep etme hakkına yasal olarak haiz midir, v-e Alt Mahkeme, hüküm tarihinden önceki devre için Davacıya faiz de vermediği için hata yapmışmıdır? Konusu haksız fiil'e dayanan davalarda Davacının, tadil olunmuş şekli ile 9/76 sayılı Mahkemeler Yasasının 42(2) maddesi uyarınca mevzuatta öngörülen faiz -miktarı oranında dava tarihinden itibaren faiz alma hakkı vardır ve bu hak Yasadan doğar. Önümüzdeki Davacının istinafında ise Mukabil İstinafın konusu bir haksız fiilden doğmayıp bir mukavele ihlâlinden kaynaklanmaktadır. Bu durumlarda ise konuya 9/76 s-ayılı Yasanın 42(1) madde hükümleri şamildir ve o da aynen şöyle demektedir:
"Bir borcun faizinin bir sözleşme veya Yasadan
doğduğu hallerde, bu borcun ödenmesi için
açılan davada, Mahkeme, faizin başladığı
günden beri borcun tamam-en ödeneceği güne
kadar sözleşme veya Yasada öngörülen oranda
faiz ödenmesine hükmeder. ................."
Bu madde hükümleri zihinde tutularak Davacının istinafının konusu incelendiğinde, Alt Mahkeme önünde ibraz olunan şahadete göre D-avalı 1'in, Davacı ile arasında aktedilen şifahi mukaveleyi 5.6.1995 tarihinde haksız olarak ihlâl ettiği görülmekle birlikte bunun herhangi bir oranda faiz taşıyacağı hususunda ilgili taraflar arasındaki anlaşmada bir madde olmadığı veya ihlâl konusu muka-velenin ihlâl edilmesi hasebi ile mukaveleyi ihlâl eden tarafın diğer tarafa herhangi bir miktar faiz ödeneceği doğrultusunda da taraflar arasında bir anlaşma olduğu görülmemektedir. Bunun ışığında Davacının Mukabil İstinaf yolu ile yaptığı yakınmada ilk -nazarda haklı olduğu görülmemektedir. A fortiori, mukavelelerin (akitlerin) ihlâl tarihinden itibaren faiz taşıyacağını öngören bir mevzuat da KKTC'de yoktur, en azından bu davanın konusunu oluşturan mukavelenin ihlâl tarihinden itibaren faiz taşıyacağını- öngören bir Yasa (statute) yoktur. Mukabil İstinafı dosyalayan taraf, İstinaf Mahkemesine yakınmasını destekler mahiyette Fasıl 149'un 73 üncü maddesi dışında ne bir Yasa ne de içtihat gösterememiştir, bu durumda ve bu aşamada biz de bunun daha derinine -inip bu konuyu esaslı ve detaylı olarak incelemeyi gerekli görmemekteyiz. Bu istinaf konusu ile alâkası olmayan bazı tip davalar vardır ki ihlâl tarihinden itibaren Yasa gereği faiz taşır; buna misal olarak poliçeler (Fasıl 262) gösterilebilir, kaldı ki b-u tip davalarda bile Yargıtayımız 1973 yılında verdiği bir kararda (Bak: Hukuk İstinaf 11/72) ilgili Yasa faiz ile ilgili bir madde ihtiva etse bile bunun yalnız başına yeterli olmayıp Yasanın bahşettiği faiz miktarı oranının expert şahadet ile ispat edilm-esi gerektiği vurgulanmıştı. Önümüzdeki davada Davacı tarafı geçerli faiz miktarının ne olduğu doğrultusunda Alt Mahkemeye herhangi bir expert şahadet de ibraz etmemiştir.
Davacı tarafı Mukabil İstinafını Fasıl 149'un 73. maddesine istinat etti-rmiştir. Bu maddenin içerdiği hükmün kökeni incelendiğinde bunun faiz içermekten ziyade Common Law'da 'The Rule in Hadley v. Baxendale' diye bilinen prensibe dayandığı görülmektedir. (Bak: Chitty on Contracts, General Principles, Twenty Fifth Ed. Sayfa 9-31 paragraf 1691 ve sayfa 932 paragraf 1692 başlık "Modern statement of the rule"). Önümüzdeki istinafta Davacı, özellikle, mukavelenin ihlâl tarihinden hüküm tarihine kadar olan süredeki devre için faiz talep etmektedir. Bununla ilgili de bizde bir yasa-l boşluk mevcut olduğu ilk nazarda görülmektedir. İngiltere'de ise bu duruma şamil ve bu boşluğu dolduran Yasa hükmü mevcuttur. (Bak: Law Reform (Miscelleneous Provisions) Act 1934 Sec. 3(1). Halsbury's Statutes of England, Second Ed. Vol.18 Page 525) S-özü edilen bu Yasanın 3(1) maddesi aynen şöyledir:
"3. Power of courts of record to award interest
on debts and damages: (1) In any proceedings tried
in any court of record for the recovery of any debt
or damages, the court may-, if it thinks fit, order
that there shall be included in the sum for which
judgment is given interest at such rate as it thinks
fit on the whole or any part of the debt or damages
for the whole or any part of the period between the
- date when the cause of action arose and the date of
the judgment:
Providing that nothing in this section -
shall authorise the giving of interest
upon interest, or
shall apply in relation to any debt upon
which interest is payable as o-f right
whether by virtue of any agreement or
otherwise; or
shall affect the damages recoverable for the dishonour of a bill of exchange."
Bizde ise 9/76 sayılı Mahkemeler Yasasından alınan yukarıdaki iktibas haricinde konuya şamil başka bir yasa yo-ktur, veya en azından bize gösterilmemiştir. Dolayısıyle Davacının bu konudaki Mukabil İstinafının yasal dayanaktan yoksun (statute law) olması hasebi ile reddedilmesi gerekmektedir, ancak konuya şamil bir Equitable veya Common Law hükmü olup olmadığını a-raştırmadığımızdan ve önümüzde böyle bir iddia yapılmadığından o konuda bir şey söylemeyi gereksiz görürüz.
Bu konudan ayrılmadan önce konunun çok ciddi olduğunu, kamuyu yakından ilgilendirdiğini, ve Meclisin bu konuya el atması gerektiğini, yine -bu davadan verilecek bir misal ile vurgulamak isteriz. İstinaf konusu Alt Mahkeme kararı bir bütün olarak incelendiğinde Davalı 2'nin Davacı aleyhine olan 45.000.000TL'lik talebin haklı olduğunu bir bulgu olarak bulmuş ancak teknik nedenlerle bu miktar iç-in Davacı aleyhine hüküm verememiştir. (Bak: Kyriakou v. Estate of Christodoulou, 18 CLR 59) Bu teknik hata olmayaydı Davalı 2 Davacı aleyhine 45.000.000TL için hüküm almaya hak kazanacaktı. Ancak bir gerçektir ki sözü edilen ve 45.000.000TL'ye baliğ ol-an para Davacı tarafından Davalı 2'den Mayıs ile Haziran 1995 tarihleri arasında alınmıştır ki bu para o zaman Dolar veya Sterling gibi Türk Lirasına oranla daha stabil bir para birimine çevrilmiş olsa idi bugün küçümsenmeyecek bir rakama baliğ olurdu. Ge-çen 4 kûsur yıl zarfında 45.000.000TL, rakamsal olarak 45.000.000TL olarak kalmış, değerini büyük ölçüde yitirmiş ve Davalı 2 bugün bu rakam için hüküm almış olsa dahi Davacının o zaman aldığı paranın satın alma gücüne oranla çok küçük bir miktarı için hük-üm almış olacaktı. Davalı 2 ve o gibi durumlarda bulunan kişiler açısından bunun büyük bir adaletsizlik teşkil ettiği tartışma kaldırmaz bir olgudur. Dolayısıyle Davalı 2 ve o gibi durumlarda olan kişilerin zararlarını tazmin için en az uygun miktarlarda- faiz alma hakkı olmalıdır. Ancak bugünkü yasal boşlukta veya durumda bu mümkün görülmemektedir. Tatminden uzak olan bu yasal durumun en erken zamanda Meclisce giderileceğini ümit ederiz.
Davacının Mukabil İstinafındaki diğer 2 yakınmasını, Alt M-ahkemenin Davalı 2 aleyhine hüküm vermediği yakınması ve Davalı 2'nin masraflarının Davacı tarafından karşılanması emri oluşturmaktadır. Bu yakınmaları da kısaca inceleyip karara bağlamamız gerekmektedir. Davalı 2 Alt Mahkemenin bulgusuna göre hükmi şahs-iyete haiz kayıtlı bir şirkettir. Şirketin hisse senetlerinin mülkiyeti şirkete ait olmayıp şirketin hissedarlarına aittir. Davalı 1 Davalı 2 şirkete ait mülkiyeti Davalı 1'e ait hisselerinin bir kısmını Davacıya satmak için anlaşıp bilâhare bu mukaveley-i haksız olarak feshetmişse bundan sadece Davalı 1 mes'uldür, ne diğer hissedarlar ne de hissedarlardan ayrı hükmi şahsiyete haiz olan Davalı 2 şirket mes'ul değildir. Bu itibarla Alt Mahkeme haklı olarak Davacının Davalı 2 aleyhine olan talebini reddetmi-ştir ve kanımızca yine haklı olarak Davalı 2 şirketin bu dava ile düçar olduğu masrafların Davacı tarafından ödenmesini emretmiştir. Kaldı ki Davalı 2 şirket halen bugün Davacıdan 45.000.000TL alacaklı durumdadır ve teknik bir nedenle bu miktar için Davac-ı aleyhine hüküm alamamıştır. Dolayısıyle Davacının Mukabil İstinafının bu yakınmalarını içeren kısımlarının da reddedilmesi gerekir.
Netice olarak hem istinaf hem Mukabil İstinaf reddedilir. İstinaf masrafları ile ilgili herhangi bir emir v-erilmemesi ise uygun olacaktır.
Celâl Karabacak Metin A. Hakkı Nevvar Nolan
Yargıç Yargıç Yargıç
30 Haziran 1999
-
15
-
Full & Egal Universal Law Academy