-D.17/90 Yargıtay/Hukuk 71/89
(Dava No: 1651/88; Mağusa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: Şakir Sıdkı İlkay, Başkan, N. Ergin Salâhi, Taner Erginel
İstinaf eden: 1. Doğu Akd-eniz Üniversitesi Rektörlüğü, Mağusa.
2. D.A.Ü. Vakfı Vakıf Yöneticileri Kurulu, Lefkoşa.
(Davalı (1) ve (2) )
ile
Aleyhine istinaf edilen: 1. Ömer Şengülen, D..Ü. Yurdu, Mağusa.
2. Eğitim ve Kültür Dairesi vaıtasıyle Başsavcılık.
- (Davacı ve Davalı (3) )
A r a s ı n d a.
İstinaf eden (1) ve (2) namına: İsmail Sağlamer
Aleyhine is-tinaf edilen davacı namına İbrahim Özür tarafından Hüseyin Celâl.
Aleyhine istinaf edilen davalı (3) namına: Gülser Akanyeti.
K A R A R
Şakir Sıdkı İlkay, Başkan: Bu istinafı, 24.12.1989 tarihinde, kararımızın gerekçeleri ileride verilmek üzere, karara- bağlamıştık. Verilen karar şöyle idi:
"İstinaf, kararımızın gerekçelerini ileride verilemk üzere kısmen kabul edilir ve İlk Mahkemenin verdiği ara emri davacı müstedinin ödenmeyen kiralar için teminat olarak, bugünden itibaren 15 gün zarfında, Mahkemeye- 6 Milyon TL. yatırması veya bu miktar için bir Banka garantisi sağlaması koşuluna bağlı olarak yürülükte kalması hususunda emir verilir.
-Ayrıca davanın, lâyihaların tamamlanması üzerine, İlk Mahkeme tarafından en erken bir zamanda dinlenip sonuçlandırılması için direktif verilir.
-İstinaf masrafları ile ilgili herhangi bir emir verilmez."
Şimdi kararımızın gerekçelerini veriyoruz.
Aleyhine istinaf edilen davacı Gazi Mağusa Kaza Mahkemesi huzurunda açtığı bir dava ile, diğerleri arasında davacı ile davalı (1) veya davalılar aras-ında üniversitenin öğrenci yurdunun kantin ve kafeteryası ile ilgili olarak aktedilen 22.12.1986 tarihli icar mukavelesini davalıların tek taraflı olarak iptal etme kararlarının geçersiz olduğuna ve bu kantin ve kafeteryayı, davacının 1.1.1987'den 31.12.19-90'a kadar tasarruf ve kullanma hak ve yetkisini haiz olduğuna dair mahkemenin beyanda bulunması ve, ayrıca, davacının bunları tasarruf ve kullanmasına müdahalelerini men eden bir emir vermesini talep etti. Davacı, daha sonra da, tek taraflı bir istida ile- mahkemeye müracaat ederek geçici bir ara emri aldı. Mahkeme, davalıların konu kantin ve kafetaryanın tasarruf ve kullanım hakkının ihale yolu ile veya sair suretle başkalarına kiralamak veya devretmekten ve davacının bunları tasarruf ve kullanmasına müdah-ale etmekten men olunmalarına dair emir verdi. Mahkeme, ayrınca, davacı müstedinin 1 Milyon liralık şahsi kefalet vermesini emretti. Müstedaaleyhler davalı (1) ve (2), dosyaladıkları itirazname ile, müstedi davacının, davalılara 2600000 TL'sı kira borcu b-ulunduğunu, bunu ödemediğini ve bu nedenle davalıların icar mukavelesini, mukavelenin şartlarına uyun olarak, feshettiklerini iddia etti ve geçici ara emrinin kesinleşmemesini istedi.
Mahkeme, taraflarca sunulan şahadeti dinledikten sonra geçici ara emri-ni, davanın sonuçlandırılmasına değin, kesinleştirdi. Mahkeme kararını verirken şöyle dedi:
-"Emare 1 kantin icar mukavelesinin 1.1.1987 tarihinden 31.12.1990 tarihine kadar 3 yıl süreli olduğu mukavelenin 18.8.1988 tarihli bir ihbarla davalı No.1 ve 2 tarafından feshedildiği ve bu ihbarın davacıya bildirilmediği, mezkur taraflar arasında kabul e-dilmektedir.
Bu hususlar davacı ile davalı No.1 ve 2 arasında davada karara bağlanması gereken konunun ciddi olduğunu göstermektedir.
.........................
'İlk Mahkemeler Ara Emri istidalarında bir men'ı müdahale emri evrip vermemeyi incelerken -müstedinin davasında haklı olduğunu ispat edip etmediğine deği, müstedinin idiasında haklı odluğuna dairbelirtilerin bulunup bulunmadığına bakmaktadırlar. Bunu yaparken de davanın esasına girmekten, çok ener ve lüzumlu haller dışında kesinlikle kaçınmaları- gerekir.' (Gör: Yargıtay/Hukuk 44/82)
İktibas edilen bu Yargıtay/Hukuk içtihatlarından da görüleceği gibi müstedinin iddiasında haklı olduğuna dair belirtilerin bulunup bulunmadığını incelerken davanın esasına girilmemesi gerekir ... davacının iddiasınd-a haklı olduğuna ilişkin belirtilerin ilk nazarda bulunduğu kanısındayım.
..........................
Ara Emrinin verilmemesi halinde davacının halen mukaveleye göre tasarrufunda bulundurduğu kantin veya kafeteryanın Davalı No.1 ve 2 tarafından üçüncü k-işilere kiralanması halinde Davacının kantini çalıştırmaktan mahrum edileceği davacının da ileride haklı çıkması halinde eski duruma dönüşün imkânsızlaşacağı, davacının şahadetiyle sabittir.
Davacının men'i müdahale Emri verilmemesi halinde eski duruma d-önüşün çok zorlaşacağına ilişkin koşulu kanıtladığı kanısında olup bu doğrultuda bulgu yaparım.
Sırası gelmişken bu hususu belirtmeyi gerekli görmekteyim. Bir meselede Ara Emri verilirken statükonun korunması hususunun da gözönünde bulundurulması gerekir-.
Davacının mukavele gereğince dava konusu kantini halen tasarrufunda bulundurduğu gerçeği karşısında bu husustaki statükonun korunması gerektiği kanısındayım."
Davalı (1) ve (2), İlk Mahkemnin ara emrini kesinleştirme kararından istinaf ettiler. İstin-af ihabrnamesinin içerdiği sepeler arsında mahkemenin, ara emrini kesinleştirirken, bunu müstedaaleyh davalıların uğraybileceği zarar ziyanın teminat altına alınması koşuluna bağlamamakla ve sadece 1 Milyon liralık şahsi bir kefalet senedinin verilmesi ile- yetinmekle hata ettiği ileri sürüldü.
İstinaf ihbarnamesi birçok sebep içermekle beraber müstenif, istinafın duruşmasında, esas itibarı ile yukarıda özetlenen istinaf sebebi üzerinde durdu.
Müstedaaleyh davalı (1) ve (2) tarafından dosyalanan itirazna-meye ekli yemin varakasında davacının o tarihe kadar davalılara 2600000 TL kira borcu bulunduğu, dava sonuçlanıncaya kadar daha büyük miktarda borcu olacağı, davacının bunları ödeyecek mali kudrete sahip olmadığı ve emrin kesinleşmesi halinde davalıların b-üyük zarara düçar olacakları iddia edildi. Bu hususlara mahkeme önündeki şahadette de temas edildi. Davacı da verdiği şahadette, ödemediği kiraların mevcut olduğunu kabul etti, ancak bunları davalıların taahütlerini yerine getirmediği için ödemediğini iddi-a etti.
Bir ara emrinin amacı, davacının ileride haklı bulunması halinde, telafisi mümkün olmayacak bir zarara uğramaktan korunmasıdır. Fakat davacının bu korumaya olan ihtiyacının davalının haklarını kullanmaktan men edilmesi neticesi düçar olacağı zara-rın davacının sağladığı teminat ile yeterli derecede tazmin edilememesinden ötürü korunmaya olan ihtiyacına karşı ölçülüp tartılması gerekir. Mahkemenin bunu ölçüp tartması ve neyin uygun olduğuna karar vermesi gerekir. American Cynamid v. Ethicon Ltd. (19-75) 1 All E.R. 504 at 509'da şöyle denmiştir:
"The object of the interlocutory injuction is to protect the plaintif against injury by violation of his right for which he could not be adequately compensated in damage recovrable in the action if the uncert-ainty were resolved in his favour at the trial; weighed against the corresponding need of the defendant to be protected against injury resulting from his having been prevented from exercising his own legal rights for which he could not be adequately compen-sated under the plaintif's undertaknig in damages if the uncertainty were resolved in the defendant's favour at the trial. The court -must weight one need against another and determine where 'the balance of convenience' lies."
Bu meselede İlk Mahkeme, kararından yapılan iktibstan görülebileceği gibi, geçici ara emrinin kesinleştirilmesi için gerekli koşulların mevcut olduğu kanaatına v-ardı ve bu nedenle emri, davanın sonuçlandırılmasına değin, kesinleştirdi. İlk Mahkemenin bu kanaatına müdahale etmemiz için yeterli sebep mevcut olduğuna dair ikna edilmiş değilizdir. Ancak yukarıda ara emirlerinin amaçları ile ilgili olarak belirtilen pr-ensipleri bu meseleye uyguladığımızda İlk mahkemenin, geçici ara emrini verirken davacı müstedi tarafından verilmesini emrettiği 1 Milyon liralık şahsi kefaletin yeterli olmaktan pek uzak olduğu kanaatına vardık. Bu nedenle istinafın kısmen kabul edilmesin-in ve İlk Mahkemenin verdiği ara emrinin, mesele ile ilgili tüm hal ve koşullar ışığında, davacı müstedinin ödenmeyen kiralar için teminat olarak Mahkemeye 6 Milyon TL yatırması ve bu miktar için Banka garantisi sağlaması koşuluna bağlı olarak yürürlükte k-alması hususunda emri verilmesinin doğru ve uygun olduğu görüşündeyiz.
(Şakir Sıdkı İlkay) (N. Ergin Salâhi) (Taner Erginel)
Yargıç Yargıç - Yargıç
29 Haziran 1990
-
-
5
-
Full & Egal Universal Law Academy