-
D. 1/07 - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -Yargıtay/Hukuk No:71/2001
(Lefkoşa Dava No: 166/97)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.
Mahkeme Heyeti: Nevvar Nolan, Gönül Erönen, Talat D. Refiker.
İstinaf eden: Göksel İnce n/d Göksel Yaratan - Lefkoşa
(Davalı)
-ile-
Aleyhine ist-inaf edilen: Sarper İnce - Lefkoşa
(Davacı)
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Avukat Kıvanç M. Rıza
Aleyhine istinaf edilen namına: Avukat Serhan Çınar.
Lefkoşa Kaza Mahkemesi Başkanı Şafak Öneri ie Kıdemli Yargıç Narin F. Şef-ik'in 166/97 sayılı davada 30.3.2001 tarihinde verdikleri karara karşı Davalı tarafından yapılan istinaftır.
--------------------
H Ü K Ü M
Nevvar Nolan: Bu istinafta Mahkemenin hükmünü Sayın Yargıç Gönül Erönen okuyacaktır.
Gönül Erönen:Davacı, eski -eşi olan Davalı aleyhine 22 Ocak 1997 tarihinde ikame ettiği dava ile, Davalıdan evli oldukları dönem içerisinde yaptıkları anlaşmaya istinaden halen Davalının 1/3 hissedar bulunduğu bir araziye Davacı tarafından inşa edilen evin yarı hissesini kendisine d-evretmeyi red ettiği için anlaşmanın ihlali nedeni ile zarar ziyan veya alternatif olarak Davalının Davacı tarafından yapılan evin inşaası nedeni ile elde ettiği haksız kazanç veya sebepsiz zenginleşmeden dolayı zarar ziyan talep etmektedir.
Davacı 10/6-/1997 tarihinde dosyalamış olduğu tafsilatlı talep takririnde Davalı ile 1981 ile 1996 yılları arası evli olduklarını bu dönem içerisinde 1992 yılında, Girne'de Lapta Köyü, Türk Mahallesi Köy içi mevkii, Pafta/Harita XI/23 köy, Parsel 113 &115,1 dönüm 1125- ayakkarelik, o tarihte Davalının annesinin adına kayıtlı olan ve 13.11.1992 tarihinde Davalı ile iki kardeşinin adına 1/3'er hisseler ile devredilen, mal ile ilgili olarak Davalı ile aralarında sözlü bir anlaşma yapıldığını, bu anlaşmaya göre Davacının ba-hsi geçen mal üzerine yazlık bir villa inşa etmeyi kabul ettiğini, Davalının ise buna karşılık kendisine malın 1/3 hissesi devredildikten sonra bu hissenin ½'sini veya ev için ayrı koçan çıktıktan sonra bunun yarısını Davacıya devretmeyi kabul ettiğini, bu- anlaşmaya istinaden Davacının villa inşaatını başlatıp, inşaat için 50,000 sterlin veya muadili para harcadığını, inşaatın takriben 1994 yılının başlarında tamamlandığını, ev tamamlandıktan hemen sonra tarafların ayrı yaşamaya başladıklarını, bu aşamada D-avalının Davacıya arazinin yarısını devretmeyeceğini söylediğini, bu durumda Davalının Davacıya olan taahhüdünü yerine getirmemiş olduğunu, villanın arazisi ile birlikte "sözleşmenin ihlal edildiği tarihteki ve bugünkü kıymetinin "takriben 100,000 sterlin -olduğunu, bu nedenle Davacının 50,000 sterlin zarara uğradığını, alternatif olarak Davalının Davacı tarafından yapılan inşaat nedeni ile haksız bir kazanç sağladığını, Davacının konu villanın inşaası için 50,000 sterlin harcadığını, bu villadan dolayı Dava-lının malının değer kazandığını, bu değer artışından Davalının tek başına faydalanmakta olduğunu, karşılıksız olarak sağladığı bu menfaat değerini iade etmesi veya menfaat nedeni ile de Davacıya zarar ziyan ödemesi gerektiğini ileri sürmektedir.
Davalı i-se, 22/12/1997 tarihli müdafaa takririnde Davacı ile iddia edildiği şekilde veya herhangi bir şekilde bir anlaşma yaptığını kabul etmemektedir. Davalı yapılan villanın inşaat masraflarına kendisi yanında Davacının da katkıda bulunduğunu, ancak Davacının bu- katkısının herhangi bir anlaşma gereği olmadığını, konu villa için yapılan harcamanın sterlin olarak yapılmadığını Türk Lirası olarak yapıldığını, ve Davacının ancak bir veya iki yüz milyon Türk Lirası harcadığını, Davacının yaptığı bu harcamaların ivaz m-ukabili yapılmadığını, karı koca arasında bir yardımlaşmadan ibaret olduğunu, nitekim kendisinin de Davacıya Küçük Kaymaklı'da bir arsadaki hissesini hibe ettiğini, yapılan villa nedeni ile malın değer kazanmadığını, değer kazanmanın mevzubahis olması hali-nde bile malda kendisinin 1/3 hissesi bulunduğunu ve kendi hissesinin kazanmış olabileceği değer miktarının 50,000 TL'sını geçmeyeceğini iddia etmiş ve herhalukarda elde ettiğinin haksız bir kazanç olmadığını ileri sürerek davanın masraflarla red ve iptal -edilmesini talep etmiştir.
23.02.1998 tarihli müdafaa takririne cevap layihasında, Davacı Davalının müdafaa takririndeki iddialarını redderek Talep Takririndeki iddialarını tekrarlamış ve Davalının Davacıya Küçük Kaymaklı'da bir arsadaki hissesini hibe e-ttiği iddiasını red etmiştir.
Davanın duruşması yapılmıştır. Duruşma maksatları için Davacı şahsen şahadet vermiş ve ayrıca 8 tanık dinletmiştir. Müdafaa maksatları için Davalı şahsen şahadet vermekle yetinmiştir. Duruşma esnasında Mahkemeye 13 adet emar-e sunulmuştur.
Bidayet Mahkemesi huzurundaki ihtilafsız olgular şöyle özetlenebilir:
Davacı ile Davalı 1981 yılı ile 1996 yılları arası evliydiler. Evlilik süresi içerisinde Davalının annesinin ismine kayıtlı Lapta'da Türk mahallesi, köy içi mevki, Paft-a/ Harita XI/23 köy, parsel 113 & 115 üzerine taraflar bir ev inşaa etmeye karar verdiler. Konu arazinin Davalı ile iki kardeşi, toplam 3 kişi arasında taksim edilebilmesi için Davacının kardeşi Ertan İnce tarafından bir taksimat projesi hazırlandı. Davacı-nın kardeşinin eşi Mimar Safiye İnce tarafından da yine ayni dönemlerde konu araziye Davacı ve Davalı için bir ev projesi çizildi. Projenin çizim sürecinde mal Davalının annesinin adından Davalı dahil 3 evladı adına devredildi ve konu arazide Davalı 1/3 hi-ssedar oldu. Bu araziye ev inşa edilmesi için Davalının iki kardeşi Davalıya izin verdi. Evin inşaasına takriben 1992 yılının sonlarında başlandı ve evin inşaası 1994 yılında bitti. Evin mimari işlerini Safiye İnce, mühendis ve müteahhitlik işlerini ise eş-i (davacının kardeşi) Ertan İnce yaptı. Ev ile ilgili ödemeler Davacı ve Davalının Kıbrıs Kredi Bankası Ltd. nezdinde 1992 yılında bu inşaat nedeni ile açılan 5579 numaralı müşterek hesabından yapıldı. Ev için 600,000,000TL civarında masraf yapıldı. Evin b-itiminden hemen sonra taraflar ayrı yaşamaya başladılar daha sonra, 1996 yılında, boşandılar. Halen Lapta'daki mal Davalı ve iki kardeşi adına 1/3'er hisseler ile kayıtlıdır ve evin bulunduğu arazi için Davalı adına ayrı koçan isdar edilmiş değildir.
Dav-ayı dinleyen Bidayet Mahkemesi, 30.3.2001 tarihinde vermiş olduğu kararında, Davalının şahadetine değer veremeyeceğini belirttikten sonra Davacının iddia ettiği şekilde Davacı ile Davalı arasında inşaatın yapımına başlamadan önce Lapta'da inşaa edilmesi ta-sarlanan evin ayrı koçanının çıkması safhasında bu koçanın Davacı ile Davalı adına yarım hisseler halinde ısdar edileceğine dair taraflar arasında bir anlaşma olduğunu, keza bu anlaşmayı Davalının reddetmesi nedeni ile Davacının Davalıdan zarar ziyan taleb-inde bulunmaya hakkı doğduğunu, evin maliyetinin 32.262.785.000TL olduğunu ve Davacının bunun yarısı olan 16.181.392.500TL 'sını almaya hakkı olduğu hususunda bulgulara vararak, özetle, Davacı lehine Davalı aleyhine Davalının 16.181.392.500 TL ve bu meblağ- üzerinden yasal faiz ve dava masraflarını ödemesine hüküm ve emir vermiştir.
Davalı bu karardan istinaf etmiştir. 5 başlık altında toplanmış olan istinaf ihbarnamesindeki istinaf sebepleri şöyle özetlenebilir:
Mahkeme, yeterli gerekçe göstermeden ve ye-terli şahadet olmadığı halde, Davacı ile tanıklarına inanarak taraflar arasında konu evin koçanını yarı hisseler halinde isdar edileceğine dair aralarında bir anlaşma olduğu hususunda bulgu yapmakla ve bunun neticesinde Davacı leyhine Davalı aleyhine masra-flar dahil hüküm vermekle hata etmiştir.
Mahkeme,dava layihalarında Davacının dava konusu evin 1.8.93 tarihindeki veya Haziran 2000 ayındaki maliyeti,ve Türk Lirası talebi olmadığı halde bu hususlarda bulguya varıp, hüküm vermekle hata etmiştir.
Davalı -Avukatı istinafın dinlenmesi sırasında Mahkemeye yaptığı hitapta, Davacının Talep Takririnde tarafların anlaştıkları iddia edilen tarihte dava konusu taşınmazın Davalının annesinin adında kayıtlı olduğu ve konu malın 1/3 hissesinin Davalı adına koçan edild-iğinde yine taraflar arasında 1/3 hissenin yarısının Davacıya verileceğine dair Davalı ile "anlaştığı" iddiası yer almış olmasına rağmen Davacının şahadeti sırasında bu konuda bir şey söylemediğini belirtmiştir.
Bidayet Mahkemesi Davacı leyhine karara va-rırken huzurunda ne gibi şahadet var idi?
Bu hususta Davacının şahadetinin bir kısmında (Mavi 39-40'da) şöyle denmektedir:
S: Bu Lapta'daki Davalı adına kayıt edilen mal
üzerinde inşaat yapılacak kim yapacaktı?
C: Ben yapacaktım.
- S: Bunun karşılığında ne olacaktı inşaat
bittiğinde?
C: İnşaat bittiğinde tabi koçan alınacak bu koçanda
eşimle ikimiz üzerine Davalı çıkacaktı.
-S: Nasıl olurdu ikiniz adına kayıt olunacak ?
C: İnşaat tamamlandığında arsa bölünmesi
resmileşince bu arada inşaat bitmiş
olacaktı, inşaatla birlikte koçan alacaktık.
S: Sana devredecekti?
C-: Ortak ikimizin adına kayıt edecek
.......................
C: Bu inşaat tamamlandı içerisinde evler ve arsa
parseli tamamlandı nihayet koçanı ikimiz adına
yapacaktı.
S: Buna karşılık sen ne yapac-aktın koçanı
verebilmesi için ne yapacaktın karşılık
olarak binayı kim yapacaktı?
C: Binayı da ben çalışıyorum, ben kazanıyorum
bende binayı yapacaktım.
S: Bu konuşmalarınızı duyan bil-en tanık olan
kişiler varmıdır?
C: Tabi ki; projeyi hazırlayan kardeşim ve eşide
bunlara tanıktır.....
- ...
Devamla (Mavi 58'de) istintakında şöyle diyor
:-
-S:Ne zaman istedin sana bu evi devretsin veya yarı
hissesini?
C:Baştan anlaşmamız zaten yarısını verecekti.
-S:Ne zaman talep ettin? Avukattan ihbar gönderdin?
C:Ayrılma dönemi olunca vazgeçti.
-S:Ne zaman talep ettiğini sordum?
-C:İnşaata başlayacağımızda.
S:Ve reddetti?
C:Benim adıma yapılacaktı ev.
S:İnşaata başlayacağımızda dedin ki burasının yarısını ver bana dedin ve vermedi?
C:Bir ev yapıyorduk ve ben yapıyordum bu evi.
S:Sen diyorsun ki istediğim yarı hisseyi bana versin- ve reddetti?
C:Reddetmedi.
S:Ne zaman talep ettin?
C:Karı-Koca arasında bir şey sonunda müşterek
olacaktı.
Ta başından talep ettim.İnşaat başlamadan önce.
S:Ve reddetti?
C:Reddetme ayrılma döneminde oldu.
S:İnşaata başlamadan sen talebini- yaptın, ayrılma
safhasında da o reddetti değil mi?
C:Ayrılma safhasında reddetti.
............................
............................
............................
Mavi 59-60 daki istintakta Davacı şöyle diyor:
S: Şimdi sen dedin ki bize inş-aat başlayacaktı da
talep ettim yarısını bana versin?
C: Aramızda anlaşma vardı yarısını bana verecekti.
Olay bu.
S: Talep mi ettin, anlaşma mı yaptınız?
C: Karı koca arasında
S: Şirket dedin bize?
-C. İki insan arasında şirket olur. Karı koca arasında
yazılı birşey mi olacaktı?
-..................
S: Şimdi sizi doğru mu anladım. İnşaata başlayacağınızda dedin biz biraz önce talep ettiniz size yarı hisseyi size versin?
C:Talep etmeyi anlaşma olarak anlarım ben. Karı koca
arasında anlaşmadır.
S:Anlaşmanın dışında talepte bulund-unuz mu?
C:Ayrılma döneminde tabii ki hakkımı talep ettim
ayrılırken.
S:Demek ki ayrıldığınızda da oldu. Boşanma durumu
ortaya çıkacaktı o safhada bu talepte bulundunuz?
C: Evet hakkımı istedim.
S: Yani bu taleple ilkin o zaman ortaya çıktınız. Bu
- talebi ilkin o zaman yaptınız?
C: Ne talebi anlamadım.
S: Bu evin yarı hissesini sana verecekti değil miydi
senin iddiana göre?
C: Evet.
S:Bu husustaki ilk talebinizi boşanma gündeme
geldiğinde yaptınız değil mi?
C:Anlamıyorum. Ben inşaata başlayacağ-ımda anlaştık.
S:Anlaşmayı bırak.İlkin ne zaman kendisine dedin hade bakalım Göksel hanım yarı hisseyi ver bana?
C:Ayrılma döneminde.
S: Demek ki ilkin bu talepte, boşanma gündeme
geldiğinde talepte bulundunuz?
C: Evet.
Davacının kardeşi Tanık 2 Ertan -İnce (Mavi 87 ve Mavi 95' deki) şahadetinde ve istintakı sırasında şöyle diyor:
S: Ne zaman hazırladınız taksimat projesini?
C: Ağustos-Eylül ayı 92
S: Öyle hatırlarsın?
C: Tam hatırlamam ama oralarda birşey.
S: Projeyi önce yaptınız, taksimat projesini-?
C: Evet, kardeşim adına bu projeyi yapmak için
hazırlanmaya başladık, taksimat projesinden önce
olması için, taksimat projesi yapılsın, bir süre
geçti. Sarper İnce yapılmış olan projeyi, arsanın
Göksel İnce'nin adına ait olduğundan dola-yı Göksel
İnce adına yapması gerektiği ortaya çıktı. Biz
bunun üzerine şimdi projenin zaman kaybını önlemek
için kanuni işlerin sona ermesini beklersek olan zaman geçecekti.Kardeşim ve eşi bizde olduğu bir sırada aktardık kendilerine Sarper İn-ce adına yapmayıp Göksel İnce adına yapmak lazım, dolayısıyle orda sahibinin adının olması lazım.
S:Bunu söyleyince ne yaptılar?
C:Tamam dendi orda, bu kanuni işlemler sonuçlanıncaya kadar projede tamamlandıktan sonra bu evin iki karı-kocaya ortak olarak k-oçanı çıkabilir.
S: Bu görüşme olurken kimler vardı orda?
C: Eşim, kardeşim ve kardeşimin eşi vardı.
S: Bunu davalı mı söyledi?
C:Evet burda konuşuldu.
-S: Ayni zamanda devredecekti yani?
C: Bu projenin tamamlanması, taksimatın bitmesi onaylanması, koçanın onaylanması aşamasında ortak bir karı-kocaya ortak bir koçan olarak çıkacaktı.
.................
................
-S: Ve bu inşaat bittikten sonra biz istersek koçan
½ koçan çıkardı dedin,nasıl çıkardı?
C: Bizim evde proje adına çalışırken bu proje Göksel
İnce adına yapılması gerektiğini söyledik. Onun
üzerine eşi ve kardeşimde eşi bir arada olduğu- bir
esnada tamam biz projeyi yapalım, bittikten sonra
- kanuni işlemler de prosedür tamamlandıktan sonra
ortak bir koçan olarak dönebilir diye bir konuşma
geçti."
-
Bidayet Mahkemesi huzurunda olup yukarıda yer alan ve alıntı yapmayı uygun gördüğümüz şahadetin bir kısmından da görüleceği gibi Bidayet Mahkemesi huzurunda bu şekilde karara varmasında yeterli şahadet var idi. Ertan İnce, Davacının kardeşi olmasına rağme-n doğruyu söylediğine inanmamak için Mahkeme neden görmemiştir ve şahadetine inanmıştır.
Tanıkların şahadeti sırasında söylediklerinin talep takririnde yer alan ifadelerle ayni olması gerektiği hususunda bir kural olmadığı gibi sadece talep takririnde ile-ri sürülen hususların yeterli derece ve şekilde sözlü veya yazılı şahadet veya delillerle kanıtlanması gerekir. Önemli olan tanıkların ifade şekilleri değil içerdiği hususlardır ve buna ilaveten tanıkları yakından izleme fırsatına sahip olan Bidayet Mahke-mesinin tanıkların şahadetine inanıp inanmamasıdır.
Bu hususlarda Bidayet Mahkemesi Davacı ve tanıklarının konu ile ilgili söylediklerine, dürüstçe şahadet verdiklerine inanmayı ve Davalının şahadetine inanmamayı tercih etmiştir. Bidayet Mahkemesi huzuru-nda bulunan şahadet çerçevesinde bu konuda müdahalemizi gerektirecek nitelik ve nicelikte hata veya yanlış değerlendirme yaptığı hususunda ikna olmuş değiliz.
Mahkeme huzurundaki esas ihtilaf taraflar arasında konu mal ile ilgili sözlü anlaşma var olup -olmadığıdır. Davacının iddiası Davalı ile dava konusu villanın ½ mülkiyet karşılığında konu villayı yapmayı kabul ettiği ve bu hususta bir anlaşma yaptığıdır. Davalı bu iddiaya karşılık Davacı tarafından harcanan paraya karşılık kendisinin de Davacıya Küçü-k Kaymaklıda bulunan bir arsadaki hissesini hibe ettiğini iddia etmiştir.
Huzurumuzdaki istinafta, Davacının Davalıyla arasında Küçük Kaymaklı'da bulunan bir arsadaki 1/3 hissenin devredilmesiyle ilgili bir dava sebebi bulunmamaktadır. Bu istinafa konu o-lan, Davalının annesi Peyman Salahi adına kayıtlı olan taşınmaz mal üzerine yazlık villa yapmayı kabul etmesine karşılık Davalının kendisine devredilecek 1/3 hissenin yarısını Davacıya devretmesine ilişkin bir anlaşma olup olmadığı ve bu anlaşmanın Davalı- tarafından ihlal edilip edilmediğidir.
Küçük Kaymaklı'daki arsanın Davalı tarafından Davacıya 1/3 hisse oranında devredildiğine ilişkin hususlar istinaf ihbarnamesinin 2.maddesinin (e) paragrafı altında ileri sürülen iddialardır ve bunlar sadece Davacını-n kredibilitesine yönelik yapılan yakınmalardır.Bidayet Mahkemesi şahadeti sırasında Davacının tavır ve hareketlerini de göz önünde bulundurduktan sonra verdiği şahadeti kabul etmiş ve Davacı leyhine hüküm vermiştir.
Bidayet Mahkemesince kabul edilen Dava-cının şahadetine bakıldığında, dava konusu anlaşma ile ilgili Davacının Mahkemeye temiz ellerle gelmediği veya Mahkemeden bu anlaşma ile ilgili olarak herhangi bir hususu gizlediği de söylenemez. Küçük Kaymaklı'daki malın devri ile ilgili Davacının yaptıkl-arı veya söylediklerinde gayrı yasal bir durum olmadığı veya Bidayet Mahkemesinin en azından davanın karara bağlanmasında etken bir olgu olmadığı görüşünde olduğu anlaşılmaktadır.
Dolayısıyle Mahkeme,Davalının Davacıya yaptığı iddia edilen ve Davacı taraf-ından inkar edilen küçük Kaymaklı'daki malın 1/3 hissesinin hibesi konusunda Davacının bu konuda söyledikleri bir tarafa, Davacının şahadetinin bütünlüğüne bakarak dava konusu ½ hisse ile ilgili anlaşmanın var olduğuna ve de geçerli bir anlaşma olduğuna in-anarak, Davacı leyhine hüküm vermiştir. Anlaşılan odur ki ayni nedenle de layihalarda yer alması gereken hususlarla ilgili Y/H 65/85 (D.12/86) sayılı içtihad kararında vaz edilen prensiplere de değinmeyi ve uygulamayı uygun görmemiştir.
Nitekim, istinaf -ihbarnamesinde Davacının dava konusu mal ile ilgili Mahkemeye "temiz ellerle" gelmediği ileri sürülmediği gibi istinaf konusu da yapılmamıştır. Bu nedenle bu konuda başka birşey söylemeyi uygun görmüyoruz.
Yukarıda varmış olduğumuz görüşler çerçevesinde B-idayet Mahkemesinin bu konuda davanın neticesini etkileyecek veya müdahalemizi gerektirecek bir hata yaptığı görüşünde değiliz.
Davalının istinafında bir başka yakınma konusu ise eşler arasındaki ilişkiden kaynaklanan karine ile ilgilidir. Davalı avukat-ının beyanını özetleyecek olursak,eş olan kocanın karısına birşey vermesi halinde bunun hibe olduğu (presumption of advancement)varsayılır. Dolayısıyle taraflar ilgili tarihte karı-koca olduklarından Davacının Davalının malına ilişkin harcadığı para, Dava-lıya hibe edilmiş kabul edilmelidir. Davalı avukatının presumption of advancement prensibi ile ilgili söylediklerinin doğruluğu aksi ispat edilmediği taktirde varlığı kabul edilmesi gereken bir prensiptir. Yani aksine ispat edilmeye açık bir prima facie ka-rinedir.Aksi ispat edildiği taktirde bu prensibin uygulanması mümkün değildir. Yukarıda da belirtildiği gibi Bidayet Mahkemesi, huzurundaki meselede değerlendirdiği tüm şahadet ışığında taraflar arasında konu malın belirtildiği şekil ve zamanda Davacıya de-vredileceğine dair bir anlaşma yapıldığına inanmış ve doğru bulduğu şahadete değer vererek bu prensibin aksine, karı koca olan Davacı ile Davalı arasında ½ hisse konusunda bir anlaşmanın var olduğu bulgusuna varmıştır. Dolayısıyle böyle bir anlaşmanın var -olduğu ile ilgili bulgu ve gerekçeleri karşısında,Bidayet Mahkemesinin kararında "presumption of advancement" karinesinden bahsetmemiş olmasının kararın esas neticesine etken olabilecek bir hata olmadığı görüşündeyiz.
Av.Kıvanç M.Rıza : .................-..........................
..............................................................
Av.Serhan Çınar: .............................................
..............................................................
Gönül Erönen: İşbu istinaftaki kararı-n okunduğu sırada İstinaf Eden Davalı avukatı söz alarak Mahkemeye yaptığı beyanda, KKTC Anayasasının 148. maddesi tahtında 35/87 sayılı Merkez Bankası Yasasının faizleri belirleme yetkisi ile ilgili olan 25. maddesinin KKTC Anayasasının 1. ve 4. maddeleri-ne aykırı olduğu iddiası ile konunun Anayasa Mahkemesine havalesini talep etmiştir.
Aleyhine İstinaf Edilen Davacı avukatı ise Bidayet Mahkemesinin istinafa konu olan kararında bahsi geçen yasal faiz konusunun veya faiz konusunun taraflar arasında uyuşmaz-lık konusu olmadığından ve keza faiz ile alakalı olarak istinaf ihbarnamesinde bir istinaf sebebi ve gerekçesi yer almadığından İstinaf Eden tarafından yapılan anayasaya aykırılık iddiasının reddedilmesini talep etmiştir.
Yukarıda yer alan beyanlar ve h-ukuki argümanlar, konu ile ilgili yasal mevzuat tarafımızdan incelenmiştir.
Anayasaya aykırılık iddiasına konu olan faiz konusunun Bidayet Mahkemesinde taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmadığı ve faiz ile ilgili olarak istinaf ihbarnamesinde de bir- istinaf sebebi bulunmadığından İstinaf Eden tarafından yapılan Anayasaya aykırılık konusunun istinafın karara bağlanmasında etken olmadığı sonucuna varıldığından, İstinaf Eden tarafından yapılan anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine havale i-stemi reddolunur.
Gönül Erönen: Kararımızı okumaya devam ediyorum. Davalının ikinci istinaf başlığı altındaki yakınması: Davalı avukatı burada dava konusu malın 1.8.1999 ile Haziran 2000 tarihleri arasındaki maliyeti ile ilgili iddianın talep takririnde b-ulunmaması nedeniyle Mahkemenin bu dönemi kapsayan bir değerlendirmeyi yapamıyacağından da yakınmaktadır.
Tadil edilmiş talep takriri layihasından görüleceği gibi Davacı konu arazi üzerinde yaptığını iddia ettiği villa inşaatına 1992 senesinde başladığını- ve 1994 senesi başlarında tamamladığını iddia etmiştir. Konu inşaat sırasında yapılan masraf ve maliyetlerle ilgili Bidayet Mahkemesi huzurunda şahadet mevcuttur.Hukuk Usulu Nizamatları, Emir 19'a göre layihalarda ileri sürülen esasa ilişkin olguların öze-ti yer alması gerekir ancak kanıtlanmasında dayanılan şahadetin layihalarda yer alması gerekmemektedir. Mevcut gerçekler ışığında adil bir şekilde davayı sonuçlandırmaya çalışırken Bidayet Mahkemesi huzurunda bulunan ve değer verdiği şahadeti önündeki mese-leye uygulamıştır.
Adaleti yerine getirmeye çalışırken Mahkemeye verilen geniş takdir yetkisi Hukuk Usulu Nizamatları Emir 20 nizam 2'de de görülmektedir.
Emir 20 nizam 2 aynen şöyledir :
" Every statement of claim shall state specifically the relie-f which the plaintiff claims, either simply or in the alternative, and it shall not be necessary to ask for general or other relief, which may always be given as a court or a Judge may think just, to the same extent as if it had been asked for.And the same- rule shall apply to any counterclaim made, or relief claimed by the defendant in his defence."
Bidayet Mahkemesi kararının bir yerinde şöyle demiştir:-
"Yine Y/H 56/93'de Türk Lirasındaki değer kaybı göz önünde tutularak tazminat takdir edilirken bazı d-urumlarda adaletsiz davranmamak için akdin ihlal tarihindeki değerin esas alınması gerektiği ilkesinin kullanılmaması gerektiği ifade edilmektedir. Bu davada akdin ihlal tarihinde evin maliyeti tarafların şahadeti ışığında evin inşaası için yapılan ödemele-rin tümü olan 600,000,000TL'sı olarak kabul edildiği takdirde davacının bu miktarın yarısı olan 300,000,000TL'sına davacının bir evin yarısını inşa etme imkanı yoktur. Bu durumda davacıya 300,000,000TL'sı tazminat verildiği takdirde davacıya çok büyük adal-etsizlik yapılacak ve davalı da anlaşmayı ihlal eden taraf olarak ödüllenmiş olacaktır. Bu durumda tazminat takdir edilirken akdin ihlal tarihini esas alma prensibinin adil davranabilmek için daha ileri bir tarihe dönüştürme yönüne gidilebilmelidir."
Bi-dayet Mahkemesi bu konuda karara varırıken Y/H 56/93 D.10/94 sayılı davada vaz edilen prensipleri baz almıştır. Y/H 56/93 D.10/94'de şöyle denmektedir:
...."İstinafın görevi İlk Mahkeme kararının hatalı olup olmadığını saptamaktır. Bu nedenle İlk Mahkemeni-n karar verdiği tarihte saptadığı tazminat miktarı doğru ise İstinaf Mahkemesinin buna müdahale etmemesi gerekir. Ancak son zamanlarda para değerinde o kadar süratli düşüş olmaktadır ki bu ilkeye bağlı kalmak da adaletsizliklere neden olmaktadır. Yukarıda -belirttiğimiz gibi tazminat tespitinde önemli olan temel ilkenin doğru uygulanması ve sağlıklı bir sonuç vermesidir. Bu da haksızlığa uğrayanın mümkün olduğu ölçüde haksızlığa uğramamış duruma getirilmesi ve haksızlık yapanın ödüllendirilmemesi ile mümkün -olur. Bazen İlk Mahkemenin karar tarihi ile istinafın karar tarihi arasında para değerindeki düşüş o kadar fazla olmaktadır ki bunu dikkate almamak ve bu devrede ortaya çıkan kaybı gidermemek temel ilkenin ihlali sonucunu doğurmakta ve dolayısıyle tüm tazm-inat verme işlemini anlamsız hale getirmektedir. Bu nedenle adaletsizliği önlemek ve temel ilkeye uygun bir sonuç alınmasını sağlamak için İlk Mahkemedeki karar tarihi ile istinaftaki karar tarihi arasında para düşüşü giderecek bir artış yapmanın gerekli o-lduğu görüşündeyiz."
Y/H 56/93 sayılı davada evin duruşma tarihinde inşa edilmesi halinde maliyeti esas alma yönüne gidildiği için Bidayet Mahkemesi, bu prensibi uygulayarak dava konusu evin duruşma tarihinde yani 2000 yılındaki maliyetini bulma yoluna -gitti ve kararında şöyle dedi:-
"Bu davada evin duruşma tarihindeki maliyetini bulmak için tarafların evin mal olduğunu kabul ettikleri 600,000,000TL'sından başlamak gerekecektir. Huzurumuzdaki tüm şahadeti incelediğimiz zaman KKTC'de inşaat sektöründe i-nşaat malzemelerinin ve yapımının, fiyatlarının sterlin baz alınarak hesaplandığı ancak ödemelerin Türk Lirası olarak yapıldığı görülür. Sterlin olarak belirlenen fiatlar ise tanık Ezcan Özsoy'un şahadetinde ifade edildiği gibi fazla bir değişime uğramamak-ta ancak Türk Lirasının sürekli değer kaybı nedeni ile ödeme aşamasında sterlin bedellerinin muadil olarak hesaplanan Türk Lirasının miktarında çok büyük değişiklikler olmaktadır. Bu nedenlerle davaya konu evin duruşma tarihindeki maliyet fiatını davacı ve- davalının evin mal olduğunu kabul ettikleri 600,000,000TL'sını inşaat tarihindeki sterlin muadilini bularak bu meblağın duruşma tarihindeki Türk Lirası değerini tesbit ederek bulmak gerekir. Mimar Ezcan Özsoy şahadetinde 1.8.93'de effektif satış kurunu 17-,150.34TL 15.6.00'de ise 924,651 TL olarak ifade etmiştir. Bu verilen kurlara göre 1.8.93'de 600,000,000TL'sı 35,000 sterlin olur. Bu durumda evin maliyeti evin yapıldığı dönemde yani 1993 yılında 35,000 sterlin olarak kabul edilmelidir. Davanın duruşma ta-rihi ise Haziran 2000'dir.15.6.00'de 35,000 sterlin ise 924,651 TL'den hesaplandığı takdirde 32,362,785,000TL'sını bulmaktadır. Dolayısı ile davanın duruşma tarihinde davaya konu evin maliyetinin 32,362,785,000TL'sı olduğunu kabul eder ve bulgu yaparız. Bu- durumda davacının bunun ½'si olarak 16,181,392,500TL'sına hakkı olduğunu kabul ederiz."
Bidayet Mahkemesi, Davalı ile Davacı arasındaki anlaşmanın Davalı tarafından ihlal edildiği tarih 1994 olduğu bulgusuna vardıktan sonra evin 1994 yılının yaz aylarınd-aki değeri ile ilgili huzurlarında şahadet olmadığı noktasından hareketle, huzurunda 1993-2000 tarihleri arasında hesaplanan rayiç bedellere ilişkin maliyetleri değerlendirme yoluna gitmiştir.Bunu yaparken Mahkeme adil davranma gayreti içinde idi. Mevcut i-çtihad kararları ışığında bu saptamanın hatalı veya yanlış prensiplere dayandığı görüşünde değiliz.
Sözkonusu zarar ziyan veya haksız zenginleşmeden dolayı yapılacak hesaplamada,zarar ziyanın tesbiti Mahkemenin takdir yetkisinde olduğuna göre,Mahkeme KKTC-'de geçerli para birimi Türk Lirasına dayalı bir rakamı tesbit edip uygun bulması huzurunda bulunan şahadet çerçevesinde hata olarak nitelendirilemeyeceği bir tarafa,bu şekildeki tesbitte müdahalemizi veya değiştirilmesini gerektirecek bir bulgu veya hata -bulunmadığı görüşündeyiz. Nerde kaldı ki Davacı, talep takririnin 'talep'(prayer) kısmında da sterling talebinde bulunmamıştır.
İstinafın dinlenmesi sırasında faizle ilgili belirtilmiş olan hususlar istinaf ihbarnamesinde istinaf sebebi olarak yer alma-dığı cihetle bu konuda görüş beyan etmeyi uygun görmeyiz.
Neticede, yapılan istinaf reddedilir.
İşbu istinaf masrafları Mahkeme Mukayyitliği tarafından takdir edildikten sonra İstinaf Eden tarafından Aleyhine İstinaf Edilene ödenecektir.
Nevvar Nola-n Gönül Erönen Talat D.Refiker
Yargıç Yargıç Yargıç
15 Mart, 2007
-
16
-
Full & Egal Universal Law Academy