-D.15/86 Birleştirilmiş Yargıtay/Hukuk 73/85 - 89/85
Yüksek Mahkeme Huzurunda.
Mahkeme Heyeti: N. Ergin Salâhi, Niyazi F. Korkut, Aziz Altay.
Yargıtay/Hukuk 73/85
(Dava No.461/83; Lefkoşa)
İstinaf eden: 1. Mehmet M.- Gagari, Karşıyaka
2. Halil İbrahim Göktepe, Yaylâ.
(Davalılar)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Hale Taşkın ve Diğerleri, Lefkoşa.
- (Davacılar)
A r a s ı n d a.
İstinaf edenler namına: Zeki Bayram.
Aleyhine istinaf edilenler namına: Cahit Yılmazoğlu.
Yargıtay/Hukuk 74-/85
(Dava No.461/83 veBirleştirilmiş davalar)
İstinaf eden: 1. Hale Taşkın ve Özer Haftabaşı
(N. Taşkın terekesi idare memurları)
2. Hale Taşkın
3. Mert Taşkın
4. Zafer Taşkın
- (Davacılar)
ile
Aleyhine istinaf edilen: 1. Mehmet M. Gagari, Karşıyaka.
2. Halil İbrahim Göktepe, Yaylâ-Lefke.
(Davalılar)
- A r a s ı n d a.
İstinaf edenler namına: Cahit Yılmazoğlu.
Aleyhine istinaf edilen namına: Zeki Bayram.
Yargıtay/Hukuk 75/85
(Dava No. 463/83; Lefkoşa)
İstinaf eden: 1. Mehmet M. Gagari, Karş-ıyaka.
2. Halil İbrahim Göktepe, Yayla-Lefke.
(Davalılar)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Gülşen Sonsal ve diğerleri.
- (Davacılar)
A r a s ı n d a.
İstinaf edenler namına: Zeki Bayram.
Aleyhine istinaf edilenler namına: Cahit Yılmazoğlu ve Türkay Saadetoğlu.
Yargıtay/Huk-uk 76/85
(Dava No.463; Lefkoşa)
İstinaf eden: 1. Gülşen Sonsal ve Kayhan Sonsal.
(Tereke İdare Memurları sıfatı olarak)
2. Gülşen Sonsal, Lefkoşa.
(Davacıl-ar)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Mehmet Gagari, Karşıyaka.
(Davalı)
A r a s ı n d a.
İstinaf edenl-er namına: Cahit Yılmazoğlu.
Aleyhine istinaf edilen namına: Zeki Bayram.
Yargıtay/Hukuk 77/85
(Dava No. 463/83; Lefkoşa)
İstinaf eden: 1. Hale Taşkın ve Özer Haftabaşı.
(N. Taşkın'ın Tereke İdare Memurları) (III. şahıs)
ile
A-leyhine istinaf edilen: 1.Mehmet Gagari, Karşıyaka ve Diğeri.
(Davalılar)
-A r a s ı n d a.
İstinaf edenler namına: Cahit Yılmazoğlu.
Aleyhine istinaf edilenker namına: Zeki Bayram.
Yargıtay/hukuk 78/85
(Dava No. 904/83; Lefkoşa)
İstinaf eden: Halil İbrahim Göktepe.
(Davalı)
i-le
Aleyhine istinaf edilen: Mehmet Süleyman ve diğerleri.
(Davacı)
A r a s ı n d a.
İstinaf edenler -namına: Zeki Bayram.
Aleyhine istinaf edilenler namına: Kıvanç Riza ve Cahit Yılmazoğlu.
Yargıtay/Hukuk 79/85
(Dava No. 904/83; Lefkoşa.
İstinaf eden: Türk-Sen, Lefkoşa ve diğerleri.
(Davalı)
-ile
Aleyhine istinaf edilen: Mehmet Süleyman, Lefkoşa.
(Davacı)
A r a s ı n d a.
İstinaf edenler namına:- Cahit Yılmazoğlu.
Aleyhine istinaf edilen namına: Kıvanç Riza.
Yargıtay/Hukuk 80/85
(Dava No. 904/83; Lefkoşa)
İstinaf eden: Hale Taşkın ve Diğeri.
(Davalı)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Mehmet Süleyma-n, Lefkoşa.
(Davacı)
A r a sı n d a.
İstinaf edenler namına: Cahit Yılmazoğlu.
Aleyhine istinaf edilenn-amına: Kıvanç Riza.
Yargıtay/Hukuk 81/85
(Dava No. 967/83; Lefkoşa)
İstinaf eden: Halil İbrahim Göktepe, Yayla.
(Davalı)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Hüseyin Alasya ve Diğerleri.
- (Davacı)
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Zeki Bayram.
Aleyhine istinaf edilenler namına: Kıvanç Riza ve Cahit- Yılmazoğlu.
Yargıtay/Hukuk 82/85
(Dava No. 967/83; Lefkoşa)
İstinaf eden: Türk-Sen, Lefkoşa ve diğerleri.
(Davalı)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Hüseyin Alasya, Lefkoşa.
- (Davacı)
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Cahit Yılmazoğlu.
Aleyhine istinaf edilen namına: Kıvanç Riza.
Yargıtay/Hukuk -83/85
(Dava No. 967/83; Lefkoşa)
İstinaf eden: Hale Taşkın ve Özer Haftabaşı.
(Necati Taşkın Terekesi İdare Memurları)
(Davalı)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Hüs-eyin Alasya, Lefkoşa.
(Davacı)
A r a s ı n d a.
İstinaf edenler namına: Cahit Yılmazoğlu.
Aleyhine istinaf edilen -namına: Kıvanç Riza.
Yargıtay/Hukuk 84/85
(Dava No. 49/84; Lefkoşa)
İstinaf eden: Halil İbrahim Göktepe, Yayla.
(Davalı No. 4)
ile
Aleyhine istinaf edilen: 1. Ali Yusuf, Taşkınköy.
- 2. Türk-Sen, Lefkoşa.
3. İffet Hale Taşkın, Lefkoşa.
4. Özer Haftabaşı, Lefkoşa.
(Davacılar)
- A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Zeki Bayram.
Aleyhine istinaf edilenler namına: Kıvanç Riza ve Cahit Yılmazoğlu.
Yargıtay/Hukuk 85/85
(Dava No. 49/84; Lefkoşa)
İstinaf eden: Hale Taşkın ve Özer Haftabaşı
- (Necati Taşkın Terekesi İdare Memurları)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Yusuf Ali, Taşkınköy.
(Davacı)
A r a s ı n d a.
İst-inaf edenler namına: Cahit Yılmazoğlu.
Aleyhine istinaf edilen namına: Kıvanç Riza.
Yargıtay/Hukuk 86/85
(Dava No. 49/84; Lefkoşa)
İstinaf eden: Türk-Sen, Lefkoşa.
(Davalı)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Ali -Yusuf, Taşkınköy.
(Davacı)
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Cahit Yılmazoğlu.
Aleyhine istinaf edilen namına: Kıva-nç Riza.
Yargıtay/Hukuk 87/85
(Dava No. 36/84; Lefkoşa)
İstinaf eden: 1. Mehmet M. Gagari, Karşıyaka.
2. Halil İbrahim Göktepe, Yayla.
(Davalılar)
ile
Aleyhine istinaf edilen-: 1. Huriye Karal, Lefkoşa.
2. Mustafa Gürel, lefkoşa.
3. Hale Taşkın, Lefkoşa.
4. Özer Haftabaşı, lefkoşa.
5. Türk-Sen, Lefkoşa.
(Davacılar)
- A r a s ı n d a.
İstinaf edenler namına: Zeki Bayram.
Aleyhine istinaf edilenler namına: Şefika Durduran ve Cahit Yılmazoğlu.
Yargıtay/Hukuk 88/85
(Dava No. 36/84; Lefkoşa)
İstinaf eden: Hale Taşkın ve Özer Haftab-aşı.
(Necati Taşkın İdare Memurları)
(Davalılar)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Huriye Karal ve Mustafa Gürel
(Artemel Karal'ın tereke ida-re memurları)
(Davacılar)
A r a s ı n d a.
İstinaf edenler namına: Cahi-t Yılmazoğlu.
Aleyhine istinaf edilenler namına: Şefika Durduran.
Yargıtay/Hukuk 89/85
(Dava No.36/84; Lefkoşa)
İstinaf eden: Kıbrıs Türk İşçi Sendikaları Federasyonu.
(Davalı)
-ile
Aleyhine istinad edilen: Huriye Karal ve Mustafa Gürel.
(Artemel Karal'ın tereke idare memurları)
(Davacılar)
- A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Cahit Yılmazoğlu.
Aleyhine istinaf edilenler namına: Şefika Durduran.
H Ü K Ü M
N. Ergin Salâhi: Bu istinaflar bir trafik kazasınd-a methalder olan kamyon sahibi ve sürücüsü ile Türk-Sen'e ait G 979 plâkalı arabanın sürücüsü merhum necati Taşkın'ın terekesi ve konu arabada olan ve yaralanan kişiler tarafından açılmış davaların ilk mahkemece verilen kararlarına karşı yapılmıştır.
Lef-koşa Kaza Mahkemesinde 461/83 sayılı olup merhum Necati Taşkın'ın tereke memuru sıfatı ile davacı Hale Taşkın ve diğerlerinin davalı (1) Mehmet M. Gagari (2) Halil İbrahim Göktepe aleyhine aştığı davanın kararına karşı davalılar tarafından 73/85 sayılı, d-avacılar tarafından ise 74/85 sayılı mukabil istinaf yapılmıştır.
Lefkoşa Kaza Mahkemesinde konu kazada merhum Necati Taşkın'ın arabasında olup hayatını kaybeden Erdoğan onsal'ın terekesinin davalı 81) Mehmet M. Gagari (2) Halil İbrahim Göktepe aleyhine -açtığı 463/83 sayılı davanın kararına karşı davalılar tarafından dosyalanan 75/85 sayılı istinaf, davacılar tarafından 76/85 sayılı mukabil istinaf ve aynı davaya 3. şahıs oalrak eklenen merhum Necati Taşkın'ın terekesi tarafından 77/85 sayılı istinaf dosy-alanmıştır.
Lefkoşa Kaza Mahkemesinde 904/83 sayılı dava ise merhum Necati Taşkın'ın kullandığı arabada olup yaralanan Mehmet Süleyman tarafından Kıbrıs Türk İşçi Sendikaları, Necati Taşkın Terekesi ve Halil İbrahim Göktepe aleyhine açılan davadır ve bu -davada verilen karara karşı 4. davalı Halil İbrahim Göktepe 78/85 sayılı istinafı, 1. davalı Türk-Sen ise 79/85 sayılı istinafı, 2. ve 3. davalılar ise 80/85 sayılı istinafı dosyalamışlardır.
Merhum Necati Taşkın'ın arabasında bulunup seyahat etmekte ola-n ve yaralanan Hüseyin Alasya tarafından Kıbrıs Türk İşçi Sendikaları Federasyonu, Hale Taşkın, Özer Haftabaşı ve Halil İbrahim Göktepe aleyhine açılmış olan dav 967/83 sayılı davadır. Bu davada verilen karara karşı sırası ile 4. davalı Halil İbrahim Gökte-pe 81/85 sayılı istinafı, 1. davalı Türk-Sen 82/85 sayılı mukabil istinafı, 2. ve 3. davalılar da 83/85 sayılı mukabil istinafı dosyalamışlardır.
merhum Necati taşkın'ın arabasında seyahat etmekte olup yaralanan Ali Yusuf tarafından 49/84 sayılı dava Kı-brıs Türk İşçi Sendikaları Federasyonu, Hale Taşkın, Özer Haftabaşı ve Halil İbrahim Göktepe aleyhine açılmıştır. Bu davada verilen karara karşı 4. davalı Hall İbrahim Göktepe tarafından 84/85 sayılı istinaf, 2. ve 3. davalılar tarafından 85/85 sayılı muka-bil istinaf ve 1. davalı tarafından 86/85 sayılı istinaf dosyalanmıştır.
Lefkoşa Kaza Mahkeemsinde dosyalanan 36/84 sayılı dava ise merhum Necati Taşkın'ın kullanmakta olduğu arabada seyahat etmekte olan ve hayatını kaza neticesi kaybeden Artemel Karal'ı-n tereke idare memurları tarafından kazada methalder kamyon sahibi Mehmet M. Gagari, kamyon sürücüsü Halil İbrahim Göktepe ve G 979 plâkalı arabanın sürcüsü Necati Taşkın'ın terekesi ve bu arabanın sahibi Türk-Sen aleyhine açılmış davada verilen karara kar-şı davalı 1 ve 2 tarafından 87/85 sayılı istinaf, davalı 3 tarafından 88/85 sayılı istinaf ve davalı 4 tarafından 89/85 sayılı mukabil istinaflar dosyalanmıştır.
İstinafın duruşmasında yukarıda sayı ve ünvanı verilen istinaf ve mukabil istinaflar birleşt-irilerek ele alınmıştır.
Kazanın vukuu hakkındaki olgular özetle şöyledir: Davalı No.2'e ait olup davalı No.1'in şoförlüğünü yaptığı TM 425 plâkalı kamyonu davalı No.1 Halil İbrahim Göktepe 12.1.1983 tarihinde Güzelyurt'dan portakal yükleyerek Mağusaya s-eyretmekte idi. Sabah saat 10.00 sularında Lefkoşa-Mağusa ana yolu üzerinde İnönü kavşağı civarında sola rka tekerleği bozulmuş ve durmak mecburiyetinde kalmıştır. Davalıların iddiasına göre kamton yüklü olup aniden bozulduğu için yolun tamamen dışına çekm-ek imkânı bulamamış ve kamyonun yola devam edemeyeceği ve kenara da çekemeyeceğii anlaması üzerine bir makinist bulmak için aravayı gidiş istikametine doğru yolun büyük bir kısmını işgal edecek şekilde olduğu yerde bırakmış ve lefkoşa tariki ile Güzelyurt'-a makinist bulmak amacı ile gelmiştir. Yine davalı No. 1'in iddiasına göre kamyonun yanından ayrılmazdan önce kamyonun hem önüne hem de araksına yol içerisine iki tane ışığı yansıtıcı üçgen koyarak ve ir büyük "V" şeklinde taşlar dizerek ayrılmıştır. Güzel-yurtta makinist olan şahit No.5 Altay Emirler de beraberlerinde alarak taksi ile takriben öğleyin kamyonun bulunduğu yere gelip kamyonu tamir etmeye çalışmışlardır. Kamyonun arka lastiği söküldüğünde rulemasının hasar gördüğü tesbit edilmiş, bir süre tamir-at için uğraşmalarına rağmen tamir edilememiş ve parça bulmak için hava kararmak üzere iken makinist oradan ayrılmış, davalı No.1 ise olay yerinde kalarak beklemeye koyulmuştur. Makinistin iddiasına göre kamyonun bekletildiği yerde hem önünde ve hem de ark-asında belirli bir mesafe uzaklıkta, kendisi oradan ayrılamzdan önce üçgen mevcuttu ve ayrıca kamyonun küçük ışıkları da yanar vaziyette idi. davalı No.1 şoför ise kamyon içerisine girmiş ve parça gelmesini beklemeye başlamıştır. İhtilâf konusu olmayan olg-ulara göre, takriben 6.50 civarında Türk-Sen'e ait G 979 plâkalı salon tipi araba Türk-Sen genel sekreteri Necti Taşkın yönetiminde Lefkoşa-Mağusa istikametinde seyretmekte idi ve arabada önde El-Sen başkanı Mehmet Süleyman, arkada Kamu-Sen başkanı Erdoğa-n Sonsal ayrıca Artemel karal, Yön_Sen sekreteri Ali Yusuf ve Yön-Sen Başkanı Hüseyin Alasya seyretmekte idiler. Mağusa'ya seyahat maksatları, Kıbrıs paralarının ödenmesi ile ilgili Sendika toplantısı veya iş yemeği idi. İnönü kavşağına varmazdan önce kamy-onun bozuk vaziyette bulunduğu yere görüş mesafesi gündüzleri gözün alabildiği kadar uzun bir mesafede idi ancak seyahat ettikleri vakit Ocak ayı itibarı ile hava kararmış olduğundan görüş mesafesi, kullanılan aracın ön farlarının işiklandırdığı mesafe ile- sınırlı idi. İnönü yol kavşağına gelmezden önce merhum Necati Taşkın'ın kullandığı aracın sürati takriben 60-70 mil civarında id. Park edilmiş kamyona yaklaştığında arkada bulunan yolculardan bazıları parlayan bir cisim görmüşler ancak herhangi bir fren f-ırsatı bulmadan veya fren yapmadan yol içerisinde parkedilmiş TM 425 numaralı konu kamyonun arkasına çarpmışlar ve kaza neticesinde G 979 plâkalı aracın sürücüsü Necati Taşkın, aynı arabada seyahat etmekte olan Erdoğan Sonsal ve Artemel Karal hayatlarını k-aybetmişler, Mehmet Süleyman, Hüseyin Alasya ve Ali Yusuf da yaralanmışlardır.
İlk Mahkeme önünde tarafların uğramış olduğu zarar ziyanın tesbitine gidilmeden önce kamyon sürücüsünün kamyonun bu şekilde yolun içerisine parketmesindeki kusuru ile G 979 pl-âkalı arabanın sürücüsü merhum Necati Taşkın'ın arabayı kullanmadaki kusurlarının tesbiti yönünde şahadet dinlenmiş ve neticede İlk Mahkeme kamyon sürücüsünün %50 kusuru, G 979 plâkalı arabanın sürücüsünün de %50 kusuru olduğunu tesbit etmiştir.
73/85, 7-5/85, 78/85, 81/85, 84785 ve 87/85 sayılı istinaflar ilk mahkemenin bu kararına karşı yapılmış istinaflar olup tamamen aynı 13'er istinaf sebebi içermektedir. Bu istinaf sebepleri ile birlikte ele alınmış şekilleri dikkate alındığında üzerinde durulan sebe-pler başlıca iki başlık altında toplanabilir.
1. İlk Mahkeme, polis şahidi Necat Atıfsoy, PÇY Ramadan Abbasoğlu ve Çetin Sanıvar'ın şahadetlerine kıymet vermemek ve Hasan Özbaflı ile Hüseyin Uluşan'ın çelişkili şahadetlerine değer vermekle ve yanlış değer-len-dirilen bu şahadete dayalı olarak advalı No.2nin makul bir sürücünün alması gereken tüm önlemleri almadığı ve özellikle yolu kullanan sürücüleri ikaz edecek üçgenleri koymadığı, ışıklarını yakmadığı yönündeki bulgusu ve değerlendirmesi hatalıdır.
2. -İlk Mahkemenin inanmış olduğu şahadete rağmen TM 425 numaralı kamyonun sürücüsü davalı No.2'ye atfedilen kusur mevcut olgular ışığında çok yüksek olup hatalıdır.
İlk mahkeme kararına göz atıldığında, ilk mahkeme makinist Altay Emirler'in ustasını aldatıp- tamir yapar gibi görünerek onu tamir edecek diye oyalanmasını ve mahkeme önündeki izlenimlerini de dikkate alarak bu şahidin şahadetine kıymet vermemeyi uygun görmüştür. Ayrıca davalı No.2'nin Lefkoşa'dan rahatlıkla bir makinist bulması mümkün ikeen Lefko-şa'yı geçerek Güzelyurt'ta gidip bu makinisti bulup getirmesi bu şahit ile davalı No.2 arasında iş ilişkisinden öteye bir arkadaşlığı bulunduğu hakikatını da dikkate alarak bu şahidin diğer şahitlerin şahadetleri ile çelişki içinde olan şahadetine kıymet v-ermemekle hata etmiş değildir. PÇ Necat Atıfsoy ile PÇY Ramadan Abbasoğlunun şahadetine gelince: ilk mahkeme olayı tahkikat için kaza yerine giden polislerin şahadetinin çelişkili olduğunu, PÇ Mehmet Ali Öztürk'ün kaza yerine gittiklerinde konu kamyonun ön-ünde ve arkasında üçgen görmediğini, PÇ Necat Atıfsoy ile PÇY Ramadan Abbasoğlu ise üçgenlerin mevcut olduğundan bahsettiğini, bu yönde polis şahitleri arasında çelişki bulunduğunu vurgulayarak bu üçgenlerin kazadan sonra yolu kullanan diğer araçları ikaz -mahiyetinde konmuş olabileceğini ve kaza anında mevcut olmaığı ihtimalinin çok daha kuvvetli olduğu bulgusuna varmıştır. İlk mahkemenin bu yöndeki değerlendir-mesi şöyledir:
"Hasan Özbaflı ile Hüseyin Uluşan kamyonun ön ve arkasında üçgenler olmadığını v-e kamyonun ışıklarının yanmadığını söylemişlerdir. Buna karşılık Hüseyin Çetin Sanıvar kamyonun ön ve arkasında üçgenleri farkettiğini söylemiştir. Hasan Özbaflı ile Hüseyin Uluşan'ın şahadeti birbirini teyit etmiş ve sarsılmayan kesin bir gerçek olarak ka-rşımıza çıkmıştır. Bu iki tanığın şahadetlerinin ağırlığı, aksini söyleyen Hüseyin Çetin Sanıvar'ın şahadetinden daha fazladır. Sonuç olarak gerek polislerin şahadetini gerekse kaza yerinden tesadüfen geçen tanıkların şahadetini tarttığımız zaman olay anın-da üçgenlerin olmaması ve ışığın yanmaması ihtimalinin daha fazla odluğu sonucuna varıyoruz. Ve bu hususta bulgu yaparız."
-İlk Mahkemenin bu değerlendirmesinin yanlış olduğu söylenemez. Özellikle kaza anında konu kamyonun önünde ve arakasında üçgenler bulunmadığı ve kamyonun ışıklarının yanmadığı hususunda Hüseyin Uluşan ile Hasan Özbaflı'nın kesin şahadeti karşısında polis ş-ahitlerinin çelişkili şahadetine kıymet vermemekle isabetli bir karar verdiği görüşndeyiz. Bu husus dikkate alındığında ilk mahkemenin bu şahitlerin şahadetine gereken ağırlığı ve önemi verip şahadetini doğru olarak kabul etmekle hatalı hareket ettiği söyl-enemez. Bu nedenlerle bu hususta davalı tarafından ileri sürülen iddiaların kabul edilmesine olanak yoktur.
-
Şahadeti tetkik ettiğimizde kaza anından kısa bir süre önce konu aracı geçen Hasan Özbaflı ve onun arkasından kazadan çok az bir süre önce geçen Hüseyin Uluşan konu kamyonun önünde ve araksında üçgen bulunmadığı yönünde şahadet vermişlerdir. Hüseyin Uluş-an konu kamyonu geçer geçmez bir gürültü duyması üzerine durup kaza mahalline geri gelmiş ve TM 425 plâka numaralı kamyonun sürücüsü davalı 2'ye kamyonunu yolun içerisinde niye bıraktığını, önüne ve arkasına niye üçgen koymadığını sorduğunda davalı 2 hiçbi-r cevap vermemiştir. Bu husus bariz olarak şahadette görülmesine rğmen Hüseyin Uluşan bu yönde herhangi bir istintaka dahi tabi tutulmamıştır.
2. İstinaf sebebine gelince; bu istinaf sebebi 74/85 ile birleştirilen 76/85, 77/85, 79/85, 80/85, 82/85, 86/85-, 88/85 ve 89/85 sayılı istinaflar merhum Necati Taşkın'ın konu kazada kusuru olmadığı veya kusurlu ise ilk mahkemece tespit edilen kusurun fazla olduğu hususunda ve keza Türk-Sen'in Necati Taşkın'ın methalder odluğu kazadan sorumlu tutulamayacağı yönünded-ir ve tamamen aynı 6 istinaf sebebi içermekte olup bu sebepler başlıca 3 başlık altında özetlenebilir.
1. İlk Mahkeme kararını verirken davalı 1'e ait ve davalı 2 tarafından yolu menedecek şekilde ışıksız ve ikaz edici üçgenler bulunmadığı halde yol içeri-sinde parkedilen TM 425 plâkalı kamyonu G 979 plâkalı arasın sürücüsü Necati Taşkın'ın görebilecek durumda olup olmadığını araştırmadan ve bu husustaki şahadeti gerektiği şekilde değerlendirmeden evvel merumun kaza anında 60-70 mil süratle konu aracı sürdü-ğü ve önüne çıkabilecek engelleri görebilecek ve bu engellerden kaçmak için arabasını durdurabilecek süratte sürmemesi gerektiği varsayımından hareket etmiş ve olayı çevreleyen ve sorumluluk tayininde yardımcı olabilecek şahadeti göz ardı etmekle hata etmi-ştir.
2. İlk Mahkemenin kusur oranını tesbitte emsal olarak gösterdiği Harvey v. Road Haulage Executive davasındaki olgular istinaf konusu kazadaki olgulardan çok farklı olmasına rağmen İlk Mahkeme kararını bu davaya dayandırmakla hata etmiştir.
3. İlk- Mahkeme G 979 plâkalı arabanın kaza anında sürücüsü olan Necati Taşkın'ın işvereni ve bu aracın sahibi Türk-Sen'ı sorumlu bulmak için yasal unsurları mevcut olmadığına ve aracın Türk-Sen maksatları için kullanılıdğı bir sırada ve görev esansında kazanın m-eydana gelediğine hükmetmekle hata etmiştir.
1. istinaf sebebini ele aldığımızda bu sebep üzerinde davacı avukatının esas itibarı ile durduğu noktalar şunlardır:
İhmal teseyyüb ile ilgilidir ve teseyyübün de ispat külfeti iddia eden davalıdadır. Bu husus- davalı tarafından ispat edilmemiştir.
Merhumun kullandığı arabayı geceleyin, ışıklarının görtüş sahası içerisinde sürmesi gerektiği ve buna mebni atfedilen kusur mevcut içtihat kararları ışığında hatalıdır.
davalı kamyon sürücüsünün merhum Necati Taşkın'ı-n gidiş istika-metini engelleyecek şekilde parkettiğini merhumun vaktinde görüp gerekli tedbirleri alabilecek imkâna sahip olup olmadığı ve kazayı çevreleyen şahadeti lâyıkı ile değerlendirmeden kusur tesbitini ve oraganını, merhumunsadece kulalndığı aracı- kazadan önce 60-70 mil sürüşüne bağlammakla hata etmiştir. her halûkarda mevcut şahadet ışığında merhuma atfedilen kusur oranı çok fazladır.
İhmal, teseyyüb yani dikkatsizlikle yakından ilgili olduğu doğrudur. Ancak bir kazaya sebebiyet veren ihmal veya -dikkatsizliği ispat etmek iddia eden tarafa aittir. Bu yapıldıktan sonra, katkısal kusur karşı tarafca iddia ediliyorsa tabiatı ile bunu ispat etmek iddia eden davalıya ait olur. Önmüzdeki meselede konu kamyonun yol içerisinde ihmalkârane bırakıldığını ve -ikaz edici gerekli tedbirelri almadığını ispat etmek davacıya aittir. Katkısal kusur mahiyetinde olabilecek, konu aracı vakitnde göremediği ve kendi selâmeti için aracını kullanırken gerekli tedbirleri almadığı, süratli sürdüğü ve sair hususları ispat etme-k ise davalıya düşen hususlardır. Bu hususların ispatlanıp ispatlanmadığı mevcut şahadeti ve her meselenin kendine has olguları dikkate alınarak değerlendirmekle mümkündür.
Geceleyin bir araç kullanan sürücünün muhtemel bir engeli vaktinde görüp aracını -durdurabilmesi veya kazayı önleyebilmek için ışıklarının görüş sahasının imkân tanıdığı bir süratle aracını sürmesi gerektiği ile ilgili Lord Brownwell'in yayınlanmmamış bazı istinaf kararlarındaki "If yo cannot see where you are going you must not go" şek-lindeki öz ve genel görüşünden hareketle Rowland Page v. Richard Trader (1920) 149 L. T. at 263'de benimsenmiş daha sonra Scrutton L.J. tarafından Baker v. Longhurst and Sons Ltd. (1933) 2 K.B. page 461 at p.463'de şu şekilde tekrarlanmıştır:
"Eighher (t-he plaintiff) was going at a pace at which he could not stop within the limits of his vision or if he could stop within the limits of his vision, he was not looking out."
Ancak bir süre sonra Tidy v. Battman (1943) 1 K.B. page 319'da veya Bingham's on Mo-tor Claims Cases sixth edition p.163'de konu şu şekilde özetlenmiştir:
"There is no rule of law that a person riding or driving in the dark must be held to be negligent if he is driving at such a speed that he is not able to pull up within the limit of h-is vision."
Bu kararda görülebileceği hibi esas itibarı ile vurgulanan geceleyin araç kullanan birisinin görüş mesafesi ile orantılı ve vaktinde aracını durdurabilecei süratte aracını kullanması gerektiğini, bunu yapmayan bir kişinin ihmali olduğuna dair- bir kanun kuralının bulunmadığı vurgulanmış ve bu karardan önceki görüşler bir dereceye kadar değiştirilmiştir. Ancak Tidy v. Battman davasından sornaki kararda bu hususun bir kanun kuralı değil de bir olgu meselesi olduğu ve sürücünün mevcut olabilecek k-usurunun davanın kendine has olguları içerisinde değerlendirilmesi gerektiği yönünde karar verilmiştir. Bak Morris v. Lutton Corporation (1946) 1 All E.R. page 1 at 3 ve White v M'Kean and Co. (1948) S.L.T. p.210.
Neticede müteakip davalarda geceleyin ar-aç kullanan sürücülerin bir kanun kuralı olmamakla beraber kullandıkları araçlarını önlerine çıkması muhtemel tehlike veya engeller karşısında araçlarını durdurabilme ve yolu daha iyi gözetleme fırsatına sahip olmak için süratini görüş mesafesi ile orantı-lı ve bu gibi engeli veya tehlikeleri vaktinde görüp gerekli tedbirleri alabilecek düzeyde olması gerektiği bir ilke olarak kabul edilmiştir. Örneğin Barber v. british Road Services The Times, November 18, 1864 (C.A.) veya Bingham's on Motor Claims Cases S-ixth Edition page 168'de şöyle denmektedir:
"On appeal, the drivers were held equally to blame. The car driver was plainly negligent in failing to keep a proper look-out. When driving with dipped headlights in country roads motoriests should drive so tha-t could see unlighted obstructions. Although unlighted obstructions should not be on country roads their presence was to be anticipated; e.g. cyclists without lights or men in dark clothes.
The lorry driver was negligent in levaing an unlighted obstructi-on which was a danger to oncomming traffic. He should have done something to illuminate the trailer; he could have left the lorry behind it with the lights on. It might be that drivers of heavy lorries should have lamps with them as a precaution in case th-eir lights failed."
-Tabiatı ile bu gibi hususlar bir olgu meselesidir ve sürücülerin kabahatlı olup olmadıklarını veya ne oranda kabahatlı olduklarını tespit etmek o meselenin kendine has olgularını değerlendirmekle mümkün olabilir.
-
Önümüzdeki istinaf sebebinde davacı avukatı tarafından üzerinde durulan hususlar ele alındığında, şahadetin tetkikinden görülebileceği gibi kaza yeri millerce uzanan düz bir yoldur ve bu yerde görüş mesafesi gündüzün gözün alabileceği kadar uzun sonsuz d-enecek bir mesafededir. Ancak geceleyin bu mesafe araç sürücüsünün ışık sahası ile sınırlıdır. Merhumun kazadan önce kullandığı aracı 60-70 mil süratte sürdüğü dabittir. davacı avukatı Wilkinson on road Traffic Offences 15. baskısında seyreden arabaların d-üşünme mesafesi (thinking distance) ve durma mesafesi (stopping distance) olarak verilen ölçülere dikkatimizi çekerek merhum Necati Taşkın'ın arabsını durdurmaya fırsat bulamadığını ve fren dahi yapmadığına değinmiştir. Bu ölçüler tabiatı ile yolun durumun-a göre değişkendir ve tam anlamı ile her meselede sıhhatli veriler olarak kabul edilmeyebilir. Ancak bu ölçüler hususndaki tabloya bakıldığında sürat oranı arttıkça düşünme mesafesi ile aracı durdurma mesafesi uzamakta ve vasat sayılabilecek süratlerde ışı-k sahası içerisindeki sürüş mesafesi yeterli olmakla beraber sürat arttıkça bu mesafenin yeterli olamayacağı görülmektedir. Ayrıca sürat arttıkça o oranda görme ve vaktinde araçları durdurma imkanları azalmakta, riskler o oranda artmaktadır. İlk Mahkeme ön-ündeki şahadette merhumun kullandığı arabanın görüş mesafesinin ne kadar olduğuna dair herhangi bir şahadet yoktur ve bu hususta tam vekesin bir olguya varmak mümkün değildir. İlk Mahkeme tüm şahadeti göz önünde tuttuktan sonra özellikle sürate ağırlık ver-erek bu hususta şu bulguya varmıştır:
"Bu durumda önümüzdeki şahadete göre 12.1.1983 tarihinde saat 18.30 civarında Necati taşkın saatte 60-70 mil süratle Lefkşa'dan Mağusa'ya doğru gidiyordu. Arabasının önüne bir engel çıktığı takdirde durdurabilecek şe-kilde dikkatli sürmesi gerekirken, yolda duran kamyonu, kamyonun arka tekerleklerinin çamurluklarında bulunan küçük üçgenleri ve kamyonun arkasına dizilmiş küçük taşları görmedi ve hiç fren yappamayarak kamyonun araksına çarptı. Diğer taraftan Halil İbrahi-m Göktepe ruleması ezilerek yolun kenarında hareketsiz kalan ve 19 ayak 6 inçlik yolun 5 ayak 3 inçlik bölümünü işgaal edip trafiği engellleyen kamyonu hakkında polise bilgi vermedi. Bir çekecek getirerek kamyonu yolun dışına çekmedi. Kamyonun tamirinin ge-cikmesine göz yumdu, üçgenlei koymadı ve karanlık olunca park ışıklarını yakmadı. Bu iki sürücünün ihmalleinin hangi oranda odluğunu saptamadan önce benzer içtihatlara bir göz atmak yararlı olacaktır."
-Görülebileceği gibi İlk Mahkeme bulgusunda süratle ağırlık vermekle beraber bu süratin doğal bir neticesi oalrak veya genel anlamda gerekli ihtimamı göstermediğine bağlı olarak yol içindeki taşları, part edilmiş araba üzerindeki sabit üçgenleri merhum Nec-ati Taşkın'ın görmediğine bağlı olarak onu suçlu bulmuş diğer yandan da yukarıda alıntısı yapılan nedenlerle park edilmiş kamyonun sürücüsünün de suçlu bulmuş ve daha sonra suç oranını tespit için bazı içtihat kararlarına değinmiştir ki bu yukarıdaki 2. is-tinaf sebebinin konusudur.
-
Özetlenen hukuki durum ışığında mevcut şahadet dikkate alındığında İlk Mahkemenin önünde merhumu suçlu bulacak yeterli şahadetin var olduğu ve İlk Mahkemenin bu bulgusunun serdedilen hukuki durum ışığında da hatalı olmadığı kanaatındayız.
2. istinaf se-bebine gelince; davalı avukatı İlk Mahkemenin taraflarınkusur oranını tespit ederken Harvey v. Road Haulage Executive davasını bu meselenin olgularına yanlış olarak tatbik ettiğini ve mevcut şahadet ışığında davacıya fazla kusur atfettiğini veya büyük yan-ılgıya düştüğünü ileri sürmüştür.
Hemen şunu belirtmek yerinde olur ki kazadan mütevellit tazminat davalarında kusur tespitinde, benzer içtihat kararlarının genel mahiyette bir ölçü olarak alınması uygun olmakla beraber her meseleinin olguları oldukça f-arklı ve değişik olduğu için bu gibi davaların tam bir emsal oalrak alınması ve bunlara gereğinden fazla ağırlık verilmesi hayli sakıncalıdır.
İlk Mahkeme konu kazada kusur oranını tespit ederken Harvey v. Road Haulage Executive (1952) 1 K.B. p. 129 dava-sından faydalanmayı uygun görmüştür. Konu edilen davanın olguları Bingham's on Motor Claim Cases 6. edition, s.168'de şöyle özetlenmiştir:
"The defendants' driver, stopping at a lorry drivers' café on the Oxford Banbury road at 3 a.m. on a dark and rainy- morning, decided to turn his lorry round and back it into the car-park. The lorry was 30 feet long and the road 32 feet wide. The manoeuvre took one and a half minutes and involved having the lorry at right angles covering the whole road into both directi-ons. Whilst the lorry was across the road the plaintiff driving a lorry from Banbury failed injuries. The judge of assize held that the defendants' driver was not negligent.
Held: On appeal, if at night there was an obstruction across a fast main road, t-hat was prima facie evidence of negligence and it was up to person who put it there to explain how it came there without negligence. The defendants' driver has not given any sufficient explanation. The length of time required to reverse a lorry of this siz-e made the manoeuvre inevitably dangerous. The defendants were not entitled to assume that any person driving along that road at that time of the night would be driving at moderate speed and keeping a good look out. Permanent lights showing sideways were c-ontrary to the law but some temporary lateral light could have been shown either by tourches carried by someone from the café or at the side of the vehicle. Blame should be apportioned as to two-thirds to the plaintiff and one-third to the defendants."
-Görülebileceği gibi konu davada araba park yerine dönmek isteyen ve bu maksat için 30 ayak uzunluğundaki kamyonu yol içinde 1.5 dakikada döndüre- bilen kamyon ssürücüsü geceleyin dönerken kamyonun yan tarafında ışık bulundurmadığı için gece karanlıkta sey-reden başka bir araç sürücüsü vaktinde bu kamyonu görememiş, arasbasını durduramamış ve kaza meydana gelmiştir. Bu meselede ilkin dönme işlemini yapan sürücü suçlu bulnmamış, istinafta ise her ne kadar da araçların yanlarında ışık bulundurması yasa gereği -olmadığı ve uygun olması da düşünülmemekle beraber bu araç sürücüsnün yandaki kahvehaneden yardım isteyerek ışık veya sair töntemle yolu kullanan sürücüleri ikaz etmek için gerekli tedbiri almadığı gerekçesi ile 1/3 oranında kusur atfedilmiştir.
-
Önümüzdeki meselenin olguları ise bu emsal olarak alınan olgulardan çok farklıdır. şahadetten görülebileceği gibi mevzu bahis günde narenciye yüklü olan TM 425 Plâkalı kamyonu ile Mağusa istikametinde saat 9.30 sularında seyreden davalı 2 kamyonunun anid-en arızalanması üzerine bu kamyonu Lefkoşadan Mağusaya geliş istikametini tıklayacak şekilde durdurmuştur. şahadetten anlaşılacağı kadarı ile bu kamyonun tekerleklerinden bir tanesi arızalanmış ve kamyonu yerinden hareket ettirip daha kenara çekme fırsatı -bulamamıştır. davalı 2 son derece tehlikeli bir durum arzedecek şekilde bu kamyonu olduğu yerde bırakmış ve yolu kullanan diğer sürücüleri ikaz için herhangi bir tedbir almamış, örneğin kamyonun ön ve arkasına yansıtıcı üçgenler koymamıştır. Davalı 2, iki - kent arasında bulunan ve oldukça işlek olan bu ana yol üzerinden arabasını 1974 Motorlu Araçlar Yol trafik Nizamnamesinin 68(1) maddesi uyarınca kaldırmaya teşebbüs etmemiştir. Konu kamyonu olduğu yerde bırakarak Lefkoşa ve oradan da makinist bulmak amacı- ile Güzelyurta gitmiştir. Dönüşte yine gerek Lefkoşada gerekse sair yerlerdeki polis mesupalrına durumu bildirerek gerekli tedbiri almmalarını isteyeceği yerde bunu da yapmamış veya kamyonu salim bir yere çekmek için yardım talep etmemiş ve bu yönde herhn-agi bir teşebbüste bulunmamıştır. Bilakis kendisi kamyonu Güzelyurttan beraberinde getirdiği makinist ile birlikte bu yol içerisinde tamir etmeye çalışmıştır. Arızalı tekerlek söküldüğünde rulemasının bozulduğu ve roada tamir edilemeyeceği anlaşıldıktan so-nra dahi yine bu aracı herhangi bir çekici ile salim bir yere çekmek teşebbüsünde bulunmamıştır. Saat takriben sabahleyin 10 sularından akzanın vukubulduğu saatlere kadar takriben 9 saat gibi uzun bir süre son derece işlek olan bu yolda bu aracı herhangi b-ir tedbir almadan tuttmuştur. kazanın vukublduğu saatlerden akşam olup etraf kararmasına rağmen yine yolda üçgen koymak veya araç ışıklarını yakmak gibi herhangi bir ikaz edici tedbir almamıştır. Merhum Necati Taşkın'dan önce bu yoldan geçip gidenlerin ve -şahit olarak çağrılanların ifadesine göre zorlukla ve son anda bu aracı farederek jkazayı önleyebildikleri şahadetten gözlemlenmektedir. Bütün bu nedenler dikkate alındığında davalı 2'nin kusuru fazla olup kazaya katkısı büyüktür. Diğer yandan yuakrıda iza-h edildiği şekilde merhum Necati Taşkın da arabasını 60-70 mil süratle sürerken gerekli dikkat ve ihtimamı göstermediği nedenine bağlı olarak belirli oranda bir kusuru vardır. tarafların kusur oranını tespit ederken kanaatımızca İlk Mahkeemnin emsal oalrak- aldığı dava bu meseleye ayrdımcı olmaktan uzaktır ve İlk Mahkeme bu davaya fazlası ile ehemmiyet verip kusur oranını yanlış olarak tespit ettiği kanaatındayız.
Kabul edilen olgular ışığında makul olabilecek kusur oranı davacı merhum Necati Taşkın'ın %2-5 davalı 2'nin ise kazaya katkısı ve kusur oranı %75 oranında olması gerektiği görüşündeyiz ve bu nedenlerle 2. istinaf sebebinin kabul edilmesi gerektiği görüşündeyiz.
Davalı 2'nin yukarıda birleştirilmiş istinaflarda ileri sürdüğü 2. istinaf sebebi dav-alı 2'ye atfedilen %50 kusur oranının fazla olduğu yönde idi. Yukarıdaki nedenlerle bu birleştirilmiş mukabil istinaftaki 2. istinaf sebebinin tabiatı ile reddedilmesi gerekir.
3. istinaf sebebine gelince; davalı avukatı G 979 plâkalı aracın Türk-Sen'e a-it olmasına rağmen Türk-Sen'ı sorumlu bulmak için yasal unsurların mevcut olmadığını ve bu aracın Türk-Sen maksatları için kullanıldığı bir sırada ve görev esnasında kazanın meydana geldiğine İlk Mahkeemnin hükmetmesinin hatalı olduğunu iddia etmiştir.
Ş-ahadete göz atıldığında mevcu bahis günde Mağusa'ya seyahat maksadının sendikayı ilgilendiren bir konuda toplantıya veya yemekli toplantıya katılmak olduğu, arabada seyahat edenlerin Türk-Sen'e bağlı Sendika Başkanı ve sekreterleri olduğu görülmektedir. Ka-zadan sonra ise Türk-Sen ilgililerinin yaptığı açıkamalar hususunda verilen şahadette bu kişilerin ve bu arada Türk-Sen Başkanının iş maksadı ile seyahat etmekte oldkları yönündedir. Bütn bu olgular ışığında Türk-Sen''n malı olan G 979 plAkalı arabayı mevz-zu bahis kaza gününde Türk Sen Başkanı merhum Necati Taşkın'ın iş maksadı için kullandığı ve kazanın böyle bir kullanım sırasında vukubulduğu dikkate alındığında İlk Mahkemenin b yöndeki bulgusu ile Türk-Sen'in sorumlu olduğu hususundaki kararının hatalı o-lduğuna ikna edilmedik. Bu ndenle 3. istinaf sebebi de reddolunur.
Netice oalrak birleştirilmiş 73/85, 75/85, 78/85, 81/85, 84/85ve 87/85 sayılı istinaflar reddolunur. Birleştirilmiş 74/85, 76/85, 77/85, 79/85, 80/85, 82/85, 83/85, 86/85, 88/85 ve 89/85- sayılı istinaflardaki kabul edilen ikinci istinaf sebebi dikkate alıanrak TM 425 plâkalı kanyon sürücüsü davalı 2'nin konu kazada %75 oranında kusuru bulunduğu ve bu oranda mesul olduğuna, davalı 1'in de bu kamyonun sahibi oalrak aynı oranda mesliyeti bul-unduğuna, G 979 plâkalı aracın sürücüsü merhum Necati Taşkın'ın %25 oranında kazada ksuuru buludnuğuna ve bu aracın sahibi ve merhum Necati Taşkın'ın işvereni olarak Türk-Sen'in de aynı oranda mesuliyeti bulunduğuna karar verilir.
İlk Mahkeme hükmü yukar-ıda belirtilen kusur oranlarına göre değiştirilir.
İstinaf masraflarının ise birleştirilmiş mukabil istinaflardaki müstenifler tarafından 74/85 ile birleştirilen istinaflardaki müsteniflere ödenmesi hususunda karar verilir.
(N. Ergin Salâhi) - (Niyazi F. Korkut) (Aziz Altay)
Yargıç Yargıç Yargıç
30 Mayıs 1986
-
21
-
Full & Egal Universal Law Academy