-D.1/85 Yargıtay/Hukuk 73/84
(Dava No.709/84; Girne)
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: Salih S. Dayıoğlu, Niyazi F. Korkut, Aziz Altay.
İstinaf eden: Mustafa Aziz, Celebrit-y Hotel, Lâpta
-ile-
Aleyhine istinaf edilen: Celebrity Hotel Ltd., Lâpta, Girne
A r a s ı n d a
İstinaf eden namına; Kıvanç M. Rıza
Aleyhine istinaf edilen namına: Menteş Aziz
-
H Ü K Ü M
Salih S. Dayıoğlu: İşbu istinafta olgular üzerinde taraflar arasında ciddi sayılabi- lecek herhangi bir ihtilâf yo-ktur. Şöyle ki:
Davacı (aleyhine istinaf edilen) davalı (istinaf eden) aleyhine E.2 n.1 tahtında Girne Kaza Mahkemesinde açmış olduğu bir dava ile davalıdan yatı ve yemek ücreti ve borç olarak vermiş olduğu ceman 7,769,990TL'nı talep etmektedir. Dava 19.-12.1984 tarihinde açıldı. Aynı gün davacı tek taraflı bir istida ile Mahkemeye müracaat etti ve sair şeyler meyanında "davalının derdest edilip 6 ayı geçmeyen bir müddetle hapsedilmesi veya 7,769,990TL'nı geçmeyen ciddi ve geçerli bir kefalet tevdi edincey-e dek tutuklanmasını" alternatif olarak "davalının 7.769,990TL'nı selamete alır nitelikte bir kefalet veya teminat verinceye dek adayı teretmemesini emreden" bir mahkeme emri isteminde bulundu.
İstida Hukuk Usulü Nizamnamesinin E.48 n.2, Hukuk Mahkemeler-i Usul Yasası fasıl 6 madde 6 ve 9'a istinad ettirildi. İstidaya ekli yemin varakası davacının direktör ve esas hissedarlarındanAziz Mehmet Kent tarafından düzenlendi. Bu şahit sözü edilen yemin varakasında özetle davalının takdirben Ağustos 1984 ayından b-eri Celebrity Otel'de kaldığını burada yiyip içtiğini keza atele bağlı gazinodan muhtelif tarihlerde borçlandığını bunlardan ötürü davacı şirkete 7,769,990TL borcu bulunduğunu, 13.12.1984 tarihinde davalının borcunu ödemeyeceğini kendisine söylediğini, dav-alı ve karısının bir daha geri dönmemek üzere Kıbrıs'ı terketme hazırlığı içinde olduğunu ve her an Kıbrıs'ı terkedebileceğini terketmesi halinde davasında lehine hüküm alması halinde hükümlü alacağının tahsilinin imkânsız olacağını, kuvetli bir dava sbebi- bulunduğunu, davalının Kıbrıs'ı terketmesi halinde davacıyı mali yönden imkânsızlığa iteceğini ve davasını salimen yürütüp neticelendirmesine engel teşkil edeceğini beyan etti. Tek taraflı olarak yapılan bu istidanın duruşması yine 19.12.1984 tarihinde ya-pıldı ve Mahkeme huzurunda şahadet veren Aziz Mehmet Kent Şahadetinde yemin varakasında beyan ettiklerini söyledi. İlk Mahkeme de yemin varakasını ve önündeki şahadeti iyice tetkik ettiğini, davalı aleyhine KL50.-sını aşkın ciddi bir dava sebebi bulunduğu,- davalının adayı terketmek üzere olduğu ve onun adayı terketmesi halinde davasını yürtmekte önemli ölçüde müşkilâta uğrayacağı kanısına vardıktan sonra davalının "Mahke- menin izni olmaksızın ada haricine çıkamasını" yasakladı. İlk Mahkeme ikinci bir emir -ile "dava mevzuu miktarın Mukayyidin uygun göreceği bir teminat ile davalı tarafından teminat altına alınmaması halinde" onun üç ay hapsedilmesini emretti. istinaf İlk Mahkemenin bu kararından yapılmıştır.
20.12.1984 tarihinde dosyalanan istinaf ihbarnam-esinde davalı esas itibarı ile istinafını üç sebebe dayandırdı. Bunlar özetle şöyledir:
-1- İlk Mahkeme sözü edilen emirleri verirken Fasıl 6 madde 6'nın öngördüğü "davacının davasını yürütmesinde davalının gaybubetinin esaslı bir engel teşkil edeceği" hususu gerek istidaya ekli yemin varakasında gerekse Mahkeme önündeki şahadette tatminkâr b-ir şekilde iddia edilip kanıtlanama- mıştır.
2- Fasıl 6'nın 6. maddesine göre gerekli tüm koşullarda tatmin edilmesi halinde dahi İlk Mahkemenin verdiği karar şekil itibarıyle hatalıdır çünkü davalının Kıbrıs haricine çıkmasını menetmeye yetkisi yoktur.
-
3- İlk Mahkeme tek taraflı bir istida üzerine vermiş olduğu emri Fasıl 6 madde 9 hükümlerini dikkate almayarak kesinleştirip kesinleştirilmemesini saptamak amacı ile davalıya bir müdafaa hakkı tanımamakla hatalı hareket etmiştir.
Fasıl 6 madde 6 tahtın-da bir emrin verilebilmesi için ne gibi unsurların arandığı ve bu unsurlar arasında davalının gaybubetinin davacının davasını yürütmsinde önemli ölçüde zarar vereceği veya engel teşkil edeceği unsurunun ne şekilde tefsir edilmesi gerektiği hususu daha önce- 31.8.1984 tarihinde verilen Yargıtay/Hukuk 50/84 sayılı istinafta incelenmişti. Bu konu ile ilgili olarak Mahkeme şu görüşlere yer vermişti:
"Görülebileceği gibi bu madde altında talep edilen emrin verilebilmesi için açılan davada davacının kuvvetli bir- dava sebebi bulunduğu, talebin KL50.-dan fazla olduğu, davalının tutuklanmadığı takdirde adayı terketmesinin kuvvetle muhtemel olduğu hususunda bir neden bulunduğuna inandığı ve davalının Kıbrıs'ta bulunmamasının davacıya davasını yürütmesinde önemli ölçü-de zarar vereceği hususunda mahkemeyi şahadetle tatmin etmesi gerekir. Bu meselede bizim üzerinde duracağımız husus davalının Kıbrıs'ta bulunmamasının davacıya davası- nın yürütülmesinde önemli ölçüde zarar verip vermeyeceğidir. Yukarıda belirtildiği gibi -davacının istidasına ilişik yemin varakasında davalının gaybubetinin kendi davasının yürütülmesinde önemli ölçüde zarar vereceği iddia edilmiştir. Şahadetinde ise davalının adayı terketmesinin davasını yürütmesinde engel teşkil edeceği ileri sürülmüştür. B-u gibi durumlarda davalının adayı terketmesi davacının davasını yürütmesinde önemli ölçüde zarar vereceği esasa ilişkin önemli bir husus olduğu cihetle ayrıntılı bir şekilde yemin varakasında yer almalı ve şahadetle kanıtlanmalıdır. sadece davalının KKTC'n-i terketmekle davacının davacını yürütmesinde önemli ölçüde zarar göreceği hususunun bir iddia olarak ileri sürülmesi yeterli değildir. Davalının KKTC'den ayrılmasıyle davacının davasını yürütmede niçin ve nasıl esaslı bir şekilde zarar göreceğini, açıkça -ortaya koyması ve mahkemeyi bu konuda tatmin etmesi gerekir."
Yukarıda alıntısı yapılan pasajdan da görülebileceği gibi böyle bir emrin elde edilebilmesi için davacının davalının gaybubeti ile davasını ileri götürmekte önemli ölçüde zarar göreceğini veya- gaybubetinin önemli ölçüdde bir engel teşkil edeceğini sadece bir iddia olarak yapmakla yetinmemelidir. Sözü edilen içtihat kararında vurgulandığı gibi davalının gaybubetinin niçin ve nasıl davacının davasını ileri götürmesinde bir engel teşkil edeceğini -açık ve seçik olarak ortaya koyması ve bu hususta mahkemeyi de tatmin etmesi gerekir. davacının istidasına ekli yemin varakasında davacı direktörlerinden Aziz Mehmet Kent'in gerek yemin varakasında ve gerekse şahadetinde davalının gaybuetinin davasını yürü-tmesinde davacıya önemli ölçüde vereceği veya davasını yürütmesinde önemli ölçüde bir engel teşkil edeceği konusunda bir iddia olmakla beraber bu hususta böyle bir zarar veya engelin niçin ve nasıl meydana gelebileceği hususunda herhangi bir açıklık yoktur-. Böyle bir açıklık yokluğunda ve 50/84 sayılı içtihat kararında da söylenenler dikkate alındığında İlk Mahkemenin şikâyet konusu emri vermesi hukuken hatalıdır. Sadece bu nedenle istinaf konusu emrin iptal edimesi gerekir. Ancak konunun önemine binaen 2 v-e 3. istinaf sebeplerine de değinmeyi uygun bulduk.
Fasıl 6 madde 6'da öngörülen unsurların mevcut olması halinde mahkemenin esas yetkisi davalının ada haricne çıkmasını men etmektir. Bunu da sağlamak için sözü edilen madde mahkemelere davalının derdest -edilemsini ve mahkemenin izni olmaksızın Kıbrıs haricine gitmeyeceğine dair davada talep edilen miktarı aşmamak koşulu ile mahkemenin uygun göreceği bir teminatı vermemesi halinde onu yani davalıya 6 ayı geçmemek üzere hapsetme yetkisine haizdir.
temas e-tmek istediğimiz diğer nokta ise Fasıl 6'nın 9. maddesi ile ilgilidir. Bu madde acil durum veya sair kendine has özel (peculiar durumların mevcut olması maahkemenin bir tarafın müracaatı üzerine karşı tarafa ihbar verilmeden bir emir verilebileceğini öngör-ür. Aynı maddenin 2. fıkrası müracaatı yapan kişiden kefilli veya kefilsiz olmak üzere bir teminat alması gerektiğini, 3. fıkrası ise tek taraflı olarak verilen bu gibi emrin gereğinden fazla bir süre için yürürlükte kalmayacağını ve yürürlük süresinin bu -gibi emrin etkilediği kişilere tebligatın yapılması ve onlara mahkeme huzuruna gelip buna itiraz etmelerini sağlamak amaçları için sınırlandırıldığına amirdir. Bu maddeden açıklıkla görülebileceği gibi tek taraflı olarak verilen bir ara emirden olumsuz yön-de etkilenen bir kişiye bir müdafaa hakkının verilmesi ve bu gibi kişinin gaybubetinde alınan bir emrin gereğinden fazla bir süre için yürürlükte kalmaması gerekir. Tabiidir ki olumsuz yönde etkilenen kişi de Mahkeme huzuruna çıkıp müdafaasını ileri sürdük-ten sonra mahkeme tek taraflı olarak vermiş olduğu emri yasaya uygun olarak kesinleştirebilir. Özetlemek gerekirse Fasıl 6 madde 6'ya istinaden tek taraflı olarak yapılacak bir istidada verilecek emir şu şekilde olabilir:
"Davalı/müstedaaleyhin derdest ed-ilip ....... süre için hapse- dilmes emrolunur. Meğer ki davalı müstedaaleyh Mahkemeden izin almaksızın KKTC'ni terketmeyeceğine dair .... miktar için bir teminat vermiş olsun. (veya mahkeme teminatın nev'ini de belirleyebilir.)
Davacı/müstedi mukayyidi t-atmin edecek şekilde (kefilli veya kefilsiz) ... tutarında bir kefalet senedi imzalaması emrolunur.
İşbu emrin kesinleşip kesinleşmemesinin saptanması için istidanın duruşması ... tarihine ertelenir."
Yukarıda söylenenler ışığında istinaf kabul edilir ve- İlk Mahkemenin 19.12.1984 tarihinde vermiş olduğu emirler iptal edilir.
İstinaf masrafları aleyhine istinaf edilen tarafından ödenecektir.
(Salih S. Dayıoğlu) (Niyazi F. Korkut) (Aziz Altay)
Yargıç - Yargıç Yargıç
16 Ocak 1985
-
-
-5-
-
Full & Egal Universal Law Academy