D.2/89 Yargıtay/Hukuk 73/88 ve 74/88(Dava No: 403/86; Girne)Yüksek Mahkeme Huzurunda.Mahkeme Heyeti: Salih S. Dayıoğlu, Niyazi F. Korkut, Celâl Karabacak.Yargıtay/Hukuk 73/88İstinaf eden: Hüseyin Cahit Celâl, Karaoğlanoğlu. ileAleyhine istinaf edilen: İbrahim İzzet, Dikmen. (Davacı) A r a s ı n d a.İstinaf eden namına: Av. Mustafa O. İnan.Aleyhine istinaf edilen namına: Av. A. Mithat Berberoğlu.Yargıtay/Hukuk 74/88İstinaf eden: Cucin Başak, Lefkoşa. Elçin Başak, Lefkoşa. Süleyman Başak, Lefkoşa. ileAleyhine istinaf edilen: İbrahim İzzet, Dikmen. (Davacı) A r a s ı n d a.İstinaf eden namına: Av. Ali Dana.Aleyhine istinaf edilen namına: Av. A. Mithat Berberoğlu. H Ü K Ü MSalih S. Dayıoğlu: Bu istinaflarda Mahkemenin hükmünü Sayın Yargıç Niyazi F. Korkut verecektir.Niyazi F. Korkut: Bu istinaflar Girne Kaza Mahkemesinin 403/86 sayılı dava altında yapılan bir istidada 24.5.1988 tarihinde verdiği karara karşı yapıldığı cihetle birleştirilerek dinlendi. Aleyhine istinaf edilen davacı 403/86 sayılı davada 10.11.1986 tarihinde davalı Başak & Co. Ltd. aleyhine bir hüküm aldı. Tarafların muvafakatı ile verilen hükmün icrası bir yıl için durduruldu. Bilâhare davacı 31.8.1987 tarihinde davalı aleyhine bir istida dosyalıyarak davalı şirket tarafından Hüseyin Celâl, Cucin Başak, Süleyman Başak ve Elçin Başak’a yapılan bazı taşınmaz mal devir işlemlerinin iptâl edilmesini istedi ve konu istdianın birer suretini istidada adlarına devir yapıldığı belirtilen kişilere tebliğ ettirdi. Davalı şirket ile 73/84 sayılı istinafdaki istinaf eden konu istidaya itirazname dosyalıyarak, sair şeyler yanında, bazı ön itirazlar ileri sürerek özetle istinaf edenlerin davaya taraf olmadıkları, yapılan istida ile davaya dahil edilmelerinin olanaksız olduğu ve sadece kendilerine tebligat yapılmak sureti ile taraf yapılamıyacakları ve 10.11.1986 tarihli hükmün icrası bir yıl süre ile durdurulmuş olması nedeni ile de davacının istidasının zamansız yapıldığını savundular. Alt Mahkeme öncelikle ön itirazları dinleyerek, ve istinaf edenleri de istidada müstedaaleyh yapılmış varsayarak, kararında müstedaaleyhlerce esas davada taraf yapılmaları gerektiği ileri sürülmesine karşın bu hususta prosedürün ne olduğuna ilişkin bir içtihat gösterilmediğine değinerek sonuçla Fasıl 62 Hileli Transferleri Önleme Yasası altında yapılacak bir istidanın ilgili taraflara tebliğinin yeterli olduğu kanaatına vararak bu husustaki ön itirazları reddetti. Alt Mahkeme kararında istidanın icranın durdurulmuş olduğu bir yıl süre geçmeden yapılamıyacağına ilişkin itrazı da inceleyerek, icranın durdurulmuş olması nedeni ile, icranın durdurulduğu süre içerisinde Fasıl 62 altında bir istidanın dosyalanamamasının söz konusu olamıyacağı kanaatına vararak bu yöndeki ön itirazı da reddetti. Bu karar ışığında iki ayrı istinaf dosyalanarak istinaf ihbarnamelerinde özetle Alt Mahkemenin, istinaf edenler davaya taraf yapılmadan kendilerine sadece ilgili istidanın birer suretinin tebliğ edilmesi sureti ile yapılan işlemin doğru olduğu ve keza icranın durdurlumuş olduğu bir yıl süre geçmeden de böyle bir istidanın dosyalanabileceği kanaatına vararak ön itirazları reddetmekle hatalı hareket ettiği ileri sürüldü. İstinafın duruşması sırasında da istinaf edenler aynı argumanları savunarak davada taraf yapılmadan aleyhlerine bir karar verilmesinin olanaksız olduğu gibi bir hükmün icrasını yapabilmek üzere Fasıl 62 altında bir devir işleminin iptâli yoluna gidebilmek için davacının icranın durdurulmuş olduğu sürenin geçmesini beklemesi gerektiğini ve bu süre geçmeden böyle bir istida yapılamıyacağını ileri sürdüler. Aleyhine istinaf edilen ise hitabında Fasıl 62 Hileli Transferleri Önleme Yasasının Sivil Mahkeme Nizamatında belirlenen usullerden farklı bir yöntem getirdiğini ve ilgili kişileri esas davaya taraf yapmasına gerek olmadığı gibi Fasıl 62 altında yapılan işlemin de bir icra işi olmadığını ileri sürdü. Yerleşmiş hukuk ilkelerine göre bir Mahkeme bir dava ya da istidada bu gibi yargısal işleme taraf olan kişiler lehine veya aleyhine bir karar verebilir. Hukuk Muhakemeleri Usulü Tüzüğü Emir 9 Nizam 10’a göre bir Mahkeme sadece huzurunda taraf olan kişilerin hak ve menfaatlerini ilgilendiren hususlarda karar verebilir. Taraf olmayan herhangi bir kişi aleyhine ya da böyle bir kişinin menfaatlerini etkileyecek nitelikte olan bir karar veremez. Nitekim Alt Mahkemenin kararında atıfta bulunduğu ve Cyprus Law Reports (1963) part 2’de sayfa 19’da yayınlanan davanın başlığına da bakıldığında o davadaki davalının taşınmaz malını devrettiği kişi ile eşinin davaya “exparte respondents” olarak dahil edildikleri görülmektedir. Yukarıda belirtilen gerçekler ışığında bu istinaftaki istinaf edenlerin de istinaf konusu istida yapılmazdan önce esas davaya taraf yapılmaları gerekirdi. Aksi halde Mahkemenin, önünde taraf olmayan istinaf edenlerin adına kayıtlı bulunan bir mal ile ilgili bir karar verebilmesi olası değildir. Aleyhine istinaf edilen önce bir istida yaparak istinaf edenleri esas davaya taraf yapmayı sağladıktan sonra Fasıl 62 uyarınca bir işlem yapılmasına ilişkin bu istinafa konu istidayı dosyalayabilirdi. İstinafa konu istidadaki gibi istinaf edenleri esas davaya taraf yapmadan onlara sadece taraf olmadıkları bir davada yapılan istidanın suretini tebliğ etmek yeterli değildir. Aleyhine istinaf edilen ayrı bir dava yolu ile ve istinaf edenleri de davalı olarak davada taraf yapmak suretiyle bir yargısal işlem başlatabileceği gibi aynı dava içinde istida yolu ile bir işlem yapabilir. İkinci yöntemle hareket etmeyi tercih etmesi halinde ilkin Mahkemeye müracaat edip taşınmaz malların isimlerinden iptâl edilmesini istediği kişi veya kişileri davaya taraf yapması gerekir. Ancak aynı dava altında bir işlem yapma yönüne gidilirken esas davadaki talep ile ilişkisi olmayan kişileri davaya eklemek yerine kanımızca ayrı bir dava yolu ile bir yargısal işlem başlatılması daha idealdir. Ekaterini Lymperopoulou v. Michalakis Chrisdodolulou & Others, C.L.R. Vol.22 s.184’de yayınlanan davaya bakıldığında da Fasıl 62 altında yapılan bir istidanın amacının taşınmaz malın eski sahibi adına dönmesini sağlayarak davacının temin ettiği hükmün icra edilebilmesine olanak sağlamak olduğu sarihtir. Yani Fasıl 62 altında yapılan bir nevi icra şeklidir. Bu istinafa konu davada ise aleyhine istinaf edilen Alt Mahkemede hükmün icrasının bir yıl süre ile durdurulmasına razı olduğuna göre bu süre geçmeden aldığı hükmün icrasına gidemiyeceğine göre bir nevi icra yöntemi olan Fasıl 62 altındaki devir işleminin iptâli yönüne gidebilmesi için de bu bir yıllık sürenin geçmesini beklemesi gerkirdi. Diğer bir ifade ile Fasıl 62 atında bir yargısal işlem başlatılabilmesi için bu yönteme başvuran kişinin elinde hemen icraya gidebilecek bir hüküm olması gerekir. Halbuki bu meselede icranın durdurulduğu süre henüz geçmemişti ve dolayısıyle istinaf edenler aleyhine başlatılan yargısal işlem mevsimsizdir. Yukarıda söylenenlerden anlaşılacağı gibi istinaf edenler istinaflarında başarılı oldukları cihetle Alt Mahkemenin istinaf edenlerin ön itirazlarını reddeden kararının iptâl edilerek bu ön itirazlar uyarınca aleyhine istinaf edilenin yaptığı istidanın iptâl edilmesi gerekir. Sonuç olarak istinaf kabul edilerek Alt Mahkemenin istinaf konusu 24.5.1988 tarihli kararı iptâl edilir ve ön itirazlar ışığında aleyhine istinaf edilenin istidası iptâl edilir. İstinaf edenlerin Alt Mahkeme ile istinaf masrafları aleyhine istinaf edilen tarafından ödenecektir.(Salih S. Dayıoğlu) (Niyazi F. Korkut) (Celâl Karabacak) Yargıç Yargıç Yargıç12 Ocak 1989
Full & Egal Universal Law Academy