-D. 3/2004 Yargıtay/Hukuk 75/2000
(Dava No 3172/96; Lefkoşa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda.
Mahkeme Heyeti: Taner Erginel, Gönül Erönen, Seyit A. Bensen.
İstinaf eden : 1. Hasan Arman-Lefkoşa
2. Nalan Arman-Lefkoşa
-(Davacılar)
-ile-
Aleyhine istinaf edilen: Near East University Ltd. Lefkoşa
(Davalı)
A r a s ı n d a.
İstinaf edenler namına: Avukat Emine Erk
Aleyhine istinaf edilenler namına: Avukat Menteş Aziz.
-
Lefkoşa Kaza Mahkemesi Yargıcı Bahar Saner'in 3172/96 sayılı davada 30.6.2000 tarihinde verdiği karara karşı Davacılar tarafından yapılan istinaftır.
----------------
H Ü K Ü M
Taner Erginel, Başkan: Bu istinafta Mahkemenin hükmünü Sayın Yargıç Gönü-l Erönen okuyacaktır.
Gönül Erönen: Davacıların ikame ettikleri bu dava ile Davalıdan talepleri özetle; 1996-97 ders yılı için Davalı nezdinde kayıt yaptırdıkları küçük Hazar'ın daha sonra kaydını başka bir okula yaptırması nedeniyle taraflar arasında var-ılan anlaşmanın karşılıklı mutabakatla fesholunduğu ve Davalıya 1996-1997 eğitim yılı için 2500 sterlinlik eğitim bedeline mahsuben yaptıkları 1250 sterlin ödemeye mukabil herhangi bir hizmet almadıkları ve/veya verilmiş karşılığın çok cüz'i olduğu ve/veya- Davalıya herhangi bir zarar ziyan olmadığı gerekçesiyle 1,250 sterlinlik meblağın geri ödenmesine, iade edilmesine ilişkindir.
Davalı dosyalamış olduğu müdafaa ve mukabil talebinde özetle, konu anlaşmanın taraflar arasında mutabakatlar neticesinde fesh e-dildiğine dair iddiaları reddetmiştir. Bu hususta taraflar arasında herhangi bir mutabakatın olmadığını, aralarındaki yegane sözlü anlaşmanın Davacıların çocukları olan Küçük Hazarı Near East Kolejinde okutacakları olup küçük Hazal'ı bu kolejden alıp başka- bir koleje göndermekle takriben 1996 Eylül ayında aralarında aktedilen sözlü anlaşmayı ihlal ettiklerini ve bu suretle Davalının zarar ziyana uğramasına neden olduklarını iddia etmiştir. Keza Davalı Davacıların ödemiş olduğu 1250 stg bedel için herhangi b-ir karşılık vermediği veya vermiş olduğu karşılığın cüz'i olduğu veya zarar ziyana uğramadığı hususundaki iddiaları reddetmiştir.
Davalı argümanlarına devam ederek 1250 stg karşılığı küçük Hazar için yapılan harcamaların ve verilen eğitimin taahhüt edild-iği şekilde sağlanıp devam ettiğini, keza Davacıların küçük Hazar'ın kaydının silinmesi ve diplomasının verilmesini rica ettikleri sırada ödemiş oldukları ücretten hiç bahsetmediklerini, okul ücretinin iade edilebilir olmadığını, herhangi bir Eğitim Enstüt-üsünde eğitim görme adına yatırılan ücretin, eğitim görmek isteyen şahsın bu fikrinden vazgeçmesi halinde geri talep edilemeyeceğini, haksız zenginleşmenin söz konusu olamayacağını çünkü Davalının bu ücretlere istinat ederek kayıtlı talep sayısına ve ödeye-cekleri ücret miktarlarına dayanarak plan ve programlar yapıp harcamalar ve yatırımlar yapmakta olduklarını, keza ileriye dönük taahhütler altına girdiklerini iddia etmiştir.
Davalı, Davacıların taleplerinin reddedilmesi gerektiğini ileri sürerek mukabil -talep yolu ile taraflar arasında yapılan sözleşmeye göre küçük Hazar'ın 1996-1997 ders yılı için Davalı nezdinde koleje kayıt olduğunu ve Davacıların da bu dönem için Davalıya toplam 2,500 Stg. ücret ödemeyi kabul ve taahhüt ettiklerini iddia ederek Davacı-ların 1.dönem için Davalıya takriben 20 Haziran 1996 tarihinde 1250 sterlin ödediklerini ve ikinci taksit olarak da en geç Şubat 1997 ayı sonuna kadar 1250 stg. daha ödemeleri gerektiğini, keza Davacıların halen Davalıya 1250 stg. mütebaki borçları olduğun-u iddia ederek Davacıların münferiden veya müştereken Davacıya mütebaki ücret bedeli olarak 1250 stg. ödemeleri hususunda talepte bulundu.
Müdafaaya cevap ve mukabil talebe müdafaa olarak Davacılar tarafından verilen layihada ise, Davacılar talep takriri-nde belirtmiş oldukları hususları tekrarlayarak tarafların ilgili zamanlarda yapmış oldukları görüşmeler üzerine anlaşmanın karşılıklı fesh edildiğini, Davacıların konu anlaşmayı ihlal etmiş oldukları kabul edilse dahi bu ihlalden dolayı Davalının herhangi- bir zarar ziyanı olmadığını, ödenen 1250 stg.bedelin karşılığının ancak kızlarının okula devam etmesi halinde temin edilmiş olacağını, küçük Hazar okula devam etmediği için Davalının onun yerine başka öğrenci almakla harcamalarının karşılığını aldığını ve- bunun neticesinde herhangi bir zarar ziyan ve mağduriyet söz konusu olmadığını, ödenmiş olan 1250 stg.'nin iade edilmeyeceği hususunda taraflar arasında herhangi bir anlaşmanın da olmadığını ve akitlerle ilgili genel hukuk ve adalet prensiplerine dayanara-k bu meblağın iadesini talep etmeye hakları olduğunu ileri sürdüler. Davacılar, Davalının mukabil talep yolu ile talep ettiği 1250 stg'ni talep etmeye hiçbir hakkı olmadığını, çünkü Davalının vermemiş olduğu hizmetten ötürü herhangi bir haklı alacak veya d-ava konusu yapılabilecek bir talebi olamayacağını ileri sürerek Davalının mukabil talep yolu ile talep ettiği bu meblağı sırf Davacılar tarafından işbu dava ikame edildiği için ve/veya Davacıları korkutmak için ileri sürdüğünü iddia ettiler.
Davanın duru-şması yapıldığında Davacı 1 şahsen şahadet vermiş 21.6.1996 tarihli Near East Bankasının dekontunu emare 1 olarak sunmuştur. Davacılar başka tanık çağırmamıştır. Müdafaa tanığı olarak dinlenen Ümit Serdaroğlu Near East Koleji öğrenci daire başkanıdır. Tar-aflar daha sonra Mahkemeye hitap ettiler.
Davayı dinleyen Bidayet Mahkemesi 30.6.2000 tarihinde vermiş olduğu kararında öncelikle taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliği hususunda bulgu yapmıştır. Alt Mahkeme, Davacılar küçük Hazar'ı Davalının bünye-sindeki okula kaydetmekle ve 21.6.1996 tarihi ile 24.6.1996 tarihinde özel kolej üçretinin ilk yarısını yatırmakla 1996-97 eğitim yılı içerisinde Davalının 2500 stg'e mukabil eğitim vermek, bunun yanı sıra üniforma,yemek ve taşımacılık gibi hizmetleri verm-ek teklifini kabul ettikleri bulgusuna varmıştır. Alt Mahkeme daha sonra Davacıların küçük Hazar'ı okula kaydetmeleri ile taraflar arasında anlaşma sağlanıp hukuki bir ilişkinin başladığını, taraflar arasındaki bu anlaşmanın karşılıklı mutabakat şeklinde f-esh olduğu hususunun da Davacılar tarafından isbat olunmadığını, var olan anlaşmanın Davacılar tarafından tek taraflı olarak fesh olunduğuna dair bulguya varmıştır.
Bunun neticesinde Davacıların davalarında haklı olup olmadığını inceleyen Bidayet Mahkeme-si Davalı taraf üzerine düşen edimi, taahhüdü yerine getirmekten vazgeçmediğini, Davalının anlaşmanın fesh olunmasında hatalı taraf olmadığını böyle bir durumda Davacıların ödemiş oldukları parayı talep etmeye hakları olmadığı hususunda bulguya varmıştır. -Bu konuda Bidayet Mahkemesi kararının birinci kısımında şöyle demiştir:-
"Davalı tanığı şahadetinde, Davacılar tarafından ödenmiş olan meblağın geri iade edilemeyeceğini, çünkü Davalının sunmuş olduğu hizmetin dönemlik değil, yıllık olduğunu, eğitim yılı- hazırlığının 1 yıl için yapıldığını ve bu hizmet için eğitim yılı başlamadan projeksiyon yapıldığını, öğretmenlerin bulunduğunu, bunların haklarının ödendiğini, araç gereç, otobüs, şoför gibi, hizmetlerin önceden programlandığını ifade etmiştir.
Huzurumda-ki meselede, Davalının vereceği hizmetin bedelinin 2 taksitte ödeneceği ihtilafsızdır. Ancak buna mukabil Davalının vereceği hizmetin nev'i bölünebilir değildir. Davalı, bir eğitim vermeyi taahhüt etmiştir. Verilecek eğitim de 1996-97 yılını kapsamaktadır.- Verilecek hizmet yıllıktı ve bu hizmeti verebilmek için Davalı, 1 yıl önceden bu hususta bir takım bağlantılar kurmuştur.
Bu hususta Müdafaa tanığı Ümit Serdaroğlu'nun şahadetine itibar ederim."
Bidayet Mahkemesi taraflar arasındaki anlaşmayı tek tarafl-ı olarak Davacıların fesh etmesi nedeni ile Davalıdan herhangi bir talepte bulunamayacakları görüşüne varmıştır.
Davalının mukabil talebini de inceleyen Bidayet Mahkemesi, taraflar arasındaki anlaşmanın Davacılar tarafından tek taraflı olarak fesh olduğu- noktasından hareket ederek anlaşmanın fesh olunmasında zarar gören kişinin karşı taraftan zarar ziyan talebinde bulunabileceğini, bulunabilmesi için zarar ziyana uğramış olmasının şart olduğunu halbuki Davalı tarafından halen ortada bir anlaşma varmış gib-i bir talepte bulunduğunu tesbit etmiş ve Davalının zarar ziyan talebinde bulunamayacağı görüşüne vararak Davalının mukabil talebini de reddetmiştir. Netice itibarıyle Bidayet Mahkemesi Davacıların Davalı aleyhine olan davalarını isbat edemediklerinden dol-ayı ve yukarıda belirtilen gerekçeye dayanarak da Davalının Davacılar aleyhine olan mukabil davasını red ve iptal etmiştir.
Davacılar bu karardan istinaf ettiler.
Davalı tarafından herhangi bir mukabil istinaf dosyalanmamıştır.Davacıların istinaf sebeb-leri 6 başlık altında toplanmıştır ve şöyledir:-
"1.Muhterem Bidayet Mahkemesi, huzurundaki davada ve dinlemiş olduğu şahadet ışığında herhangi bir bulguya varmamakla hatalı davranmıştır.
2.Muhterem Bidayet Mahkemesi, huzurundaki konularda herhangi bir bul-guya varmayıp, kararını gerekçesiz ve/veya dayanıksız ve/veya anlaşılmaz kılmakla hatalı davranmıştır.
3.Muhterem Mahkeme, dava konusu ile ilgili bilgisi olmadığını belirten Davalı şahidinin şahadetine itibar etmekle ve/veya kaale almakla hatalı davranmışt-ır ve Davacının şahadetine ve izahatlarına itibar etmemekle ve/veya edip etmediğini dahi belirtmemekle ve/veya gerekçesiz olarak Davalının şahadetini Davacının şahadetine tercih eder gibi davranmakla hatalı ve/veya yanlı davranmıştır.
4. Muhterem Bidayet M-ahkemesi Davalı şahidinin içerikten yoksun şahadetini,hiçbir hukuki dayanağı bulunmayan müdafaayı destekler mahiyette kabul etmekle ve/veya taraflar arasındaki anlaşmanın karşılıklı mutabakatla fesholunmadığı kanısına varmakla hatalı davranmıştır.
5. Muhte-rem Bidayet Mahkemesi Davacıların tek taraflı olarak sözleşmeyi feshetmiş olması halinde Davalıdan herhangi bir şey talep edemeyeceği görüşü ile hatalı bir değerlendirme yapmış ve/veya hatalı karar vermiştir.ve/veya bu husustaki prensipleri yanlış algılamı-ş ve/veya yanlış uygulamıştır.
6. Muhterem Bidayet Mahkemesi Davacıların davasını ispatlayamadığına karar verip Davacıların Davalarını red ve iptal etmekle ve keza Davacı leyhine masraf emri vermemekle hatalı davranmıştır."
İstinaf eden avukatı tüm ist-inaf sebepleri üzerinden Mahkemeye yapmış olduğu hitabında özetle, taraflar arasında yukarıda belirtilen olgular neticesinde zımni bir akdin meydana geldiğini, toplam ivaz bedelinin yarısını teşkil eden meblağı Davalıya ödediklerini, ancak Davacıların çocu-klarını okula göndermemekle akdi ihlal eden tarafın kendileri olduğunu keza mütebaki 1,250 Stg'i de ödemediklerini kabul etti. Davacılar avukatı devamla, ihlal halinde Davalıya ödenen paranın İstinaf Eden Davacılara iade edileceği veya mütebaki bedelinin d-e Davalıya ödenmesi gerektiği koşulları hususunda taraflar arasında anlaşma bulunmadığı cihetle, akitlerle ilgili genel prensiplerin uygulanması gerektiğini, bunun neticesinde ise karşı tarafa sadece uğradığı zarar ziyanı ödemeleri gerektiğini ileri sürmüş-tür.
Davacı avukatı ödenen 1250 stg'nin bir depozit veya ön ödeme veya taksit olduğunu, verilmiş olan hizmet veya yapılan harcamalar çıktıktan sonra geri kalan meblağın Davacılara iade edilmesi gerektiğini iddia etmiştir. Kendilerine diplomanın verilmeye-ceği korkusuna kapılarak Davacıların ilk etapta parayı talep etmediklerine değinen istinaf eden avukatı burada bahsedilen konularda hukuki içtihatlar ileri sürmüştür. Yapılan anlaşmanın Davacılar ve Davalı arasında aktedildiğini, yatırılan paranın çocuklar-ına verilecek olan eğitim için verildiğini, ivazın bu olduğunu, bu durumda küçük Hazar'ın da bu akide taraf olmadığını ileri sürmüştür.
Küçük Hazar'ın bu davada taraf olmadığı zaten taraflar arasında ihtilaf konusu değildir.
Davalı avukatı ise taraflar -arasındaki anlaşmanın bölünebilir bir anlaşma olmadığına, bir bütün olarak ele alınması gerektiğine değinerek ödenen 1250 stg meblağın depozit taksit veya ön ödeme olmadığını, Davacılar tarafından ihlal edilmiş olan akdin sorumluluğunun kendilerine yüklene-meyeceğini,ödenmiş olan paranın karşılığı olan hizmetleri vermeye hazır olduklarını, bunları kullanmak ve bunlardan faydalanmak istemenin ise Davacılara düştüğünü,
keza ödenen meblağın iadesinin söz konusu olamayacağını belirtmiştir.
Tamamen hukuki nok-talara dayanan bu istinafta taraflar arasındaki ilişkinin sunulan şahadet çerçevesinde Bidayet Mahkemesi tarafından doğru bir şekilde değerlendirilip değerlendirilmediği konusunun incelenmesi gerekir. Bu değerlendirmeden sonra Bidayet Mahkemesinin varmış o-lduğu bulgulara varmakta yasal olanak olup olmadığına bakmak gerekir.
Mukabil talep ile ilgili herhangi bir istinaf dosyalanmadığı cihetle geriye kalan ve halen Davacılar tarafından ödenmemiş olan 1250 stg'i Davalının almaya hakkı olup olmadığı hususunun- incelenmesi gerekmemektedir.
Bidayet Mahkemesi Davacının talepleri ile ilgili kararının bir kısmında şöyle demiştir:-
"Huzurumda aksi olmayan olgulara göre, 1996-97 ders yılı 9.9.1996 tarihinde başlamıştır. Küçük Hazar okula 3 gün süreyle devam etmiş v-e bu süre zarfında Hazar'a Davalı tarafından gömlek,kıravat,pantolon ve kitap verilmiştir. Keza, Küçük Hazar 3 gün boyunca evden okula, okuldan eve Davalıya ait araçlarla taşınmıştır.
Ancak Eylül ayında Bayraktar Türk Marif Koleji öğrenci alımına başladı. -Küçük Hazar bu okula da girmeye hak kazandı ve Hazar, Davalıdan ayrılıp Bayraktar Türk Marif Kolejine devam etti.
Yine aksi olmayan olguya göre, 16.9.1996 tarihinde Küçük Hazar'ın annesi, yani Davacı tanığı Nalan Arman Küçük Hazarın okulla ilişkisinin kesi-lmesi ile ilgili istintakı aşamasında sorulan sorulara aşağıdaki şekilde yanıt vermiştir.
S. Çocuğun ilişkisi 16 Eylül'de okula yazdığımız bir mektupta ilişkisini kestiğini bildirmekle birlikte herhangi bir para iadesi talep etti mi?
C. Etmedi.
S. Nede-n?
C. Artık diplomaları da alamazdık ordan. Bu dilekçeyi ısrarla istediler yazmamızı ve o zaman versinler diplomayı 4 yıl çocuk açıkta kalırdı artık. Bizi mecbur ettiler yazmamız için.
S. Parayı isteriz demediniz?
C. İsteseydik çocuğum şimdi okula gitmez o-lurdu.Davalaşırdık artık.
Davalının dilekçe üzerine Küçük Hazar'ın diplomasını iade etmesi taraflar arasındaki takriben 21.6.1996 tarihinde kayıtla başlayan anlaşmanın mutabakatla ortadan kalktığını gösterir mi?
Küçük Hazar'ın Davalıyla ilişkisini kesen d-ilekçe huzurumda yoktur. Ancak Davacı No.1'in şahadeti, bu dilekçe ile herhangi bir para iadesini talep etmedikleri yönündedir.
Davacıların iddialarına göre, Küçük Hazar'ın Davalı ile olan ilişkisi taraflar arasında yapılan görüşmeler üzerine ve mutabakatl-ar neticesinde karşılıklı fesholunmuştur.
Davacı bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüydü. Bu yükümlülüğünü yerine getirdi mi?
Yukarıda da değindiğim gibi, Küçük Hazarın okulla ilişkisi Davacı No.2 tarafından yapılan bir dilekçe ile kesilmiştir. Ancak huzurumd-a ne söz konusu dilekçe, ne de Davacı No.2'nin şahadeti mevcuttur."
Bunun neticesinde anlaşmanın karşılıklı olarak feshedildiğine dair Davacılara düşen ispat külfetini Davacıların yerine getirmediğine kanaat getiren Bidayet Mahkemesi, taraflar arasındaki- anlaşmanın tek taraflı olarak Davacılar tarafından fesh edildiği bulgusuna varmıştır.
Bidayet Mahkemesi yukarıda değinilen sonuca varırken taraflar arasında bir anlaşma teşekkül ettiğini,bu anlaşma tahtında verilecek olan hizmetlerin bölünebilir olmadığ-ını,ödenmiş taksidin depozit olmadığını ve sözkonusu anlaşmanın yazılı veya sözlü olup olmadığı konusunda huzurunda şahadet olmadığı nedeniyle gerek sözlü gerekse yazılı sözleşmelerle ilgili genel hukuki kurallara atıfta bulunmuştur.Bu doğrultuda Fasıl 149-'un kurallarına ve akitlerle ilgili içtihadi eserlere değinmiştir. Bidayet Mahkemesi yapmış olduğu etüdde, mukaveleyi fesheden tarafın, mukavele gereği karşı tarafa ödemiş olduğu parayı ancak karşı taraf konu mukavelenin feshedilmesini kabul etmesi halinde- geri alabileceğini, aksi taktirde kusurlu taraf olarak paranın geri ödenmesini talep edemeyeceğini; Davacıların da tek taraflı olarak anlaşmayı feshetmesi nedeniyle Davalıdan herhangi bir talepte bulunamıyacağı görüşüne varmıştır.
Taraflar arasında Küç-ük Hazar'ın Davalı bünyesinde eğitim göreceği hususunda bir anlaşma olduğu ihtilaf konusu değildir. Bilakis her iki taraf da aralarında bir anlaşmanın var olduğunu kabul etmektedirler.
Bu durumda Bidayet Mahkemesi huzurundaki ihtilafsız olgular şöyle sıra-lanabilir:- Giriş sınavlarında başarılı olan 1985 doğumlu küçük Hazar okulun yıllık ücretinin ödenmesi kaydıyle 1995-96 ders yılı için kayıt ve eğitim hakkı kazanmıştır. Okula devam edebilme hakkı o senenin okul ücreti olan 2500stg'in ödenmesine bağlıdır. -Küçük Hazar'ın okula başlayabilmesi için senelik 2500stg. meblağın yarısı olan 1250 stg'in ödenmesi Davalı tarafından şart koşulup talep edilmiştir. Davacı bu şartı kabul ederek ilk dönem miktarı olan 1,250 stg'i iki ayrı taksitle 21/6/1996 ve 24/6/1996 ta-rihlerinde ödediği cihetle kayıt işlemi tamamlanmıştır. Böylece Küçük Hazar okulun ilk senesinin ilk dönemine başlama hakkı elde etmiştir. Aradan geçen yaz döneminde hükümet devlete ait kolej sınavlarının açılmasına karar verdi. Bunun üzerine Davacılar kü-çüğü sınavlara koydu ve başarılı olan küçük devlet okuluna girme hakkı kazandı.
Davalı,sözleşme gereği, kendi üstüne düşen görevi yerine getirerek küçüğe ders vermeye başladı ve gerekli araç ve gereçleri hizmete sundu. Küçüğün okula devam etmesi halinde -Davalının bu sorumluluk ve görevlerini yerine getirmekten imtina edeceği konusunda şahadet yoktur.
Davacıların iddialarına göre, paranın iadesinin sözkonusu olmadığı küçüğün okuldan alınmasından sonra bilgilerine getirilmiştir. Davacılar çocuklarını Dava-lının okuluna kaydederken okulun ders, devamlılık uygulamaları konusunda veya okulla ilgili diğer şartlar hakkında veya herhangi bir bilgileri varmıydı, varsaydı bu bilgiler nelerden ibaretti? Kayıt tarihinden önce okulun prospektusunu okumuşmuydular? İlgi-li tarihlerde küçüğün okula devam etmemesi halinde ödedikleri ilk dönem parasının ne olacağı konusunda herhangi bir bilgileri varmıydı? Temas edilen müphem hususların aydınlatılması için Bidayet Mahkemesi huzuruna şahadet getirilmediği görülmektedir.
Bu h-usus kendiliğinden Davacıların isbat külfetini yerine getirmediğini göstermektedir. Küçük Hazar'ın okulda sadece 3 gün eğitim görmesi ve bir başka okula gönderilmesi ilk bakışta Davacıların ödedikleri paranın bir kısmını geri alabileceklerini akla getirse -de, Davalının taraflar arasındaki sözleşmeyi ihlali sözkonusu olmaksızın, ya da taraflar arasındaki aktin feshine Davalı da razı olmaksızın, bu konuda başarılı olmaları mümkün değildir. Devlete ait okul kayıtlarının daha önce değil de Eylül başında başlama-sı Davalıya atfedilebilecek bir kusur olmadığına göre Davalının Davacıları zarara soktuğu iddia edilemez.
Davalının isteği üzerine ilişkinin kesildiğine dair küçüğün annesi tarafından Davalılara yazılan ancak emare olarak Mahkemeye sunulmayan 16/9/1996 ta-rihli mektup Davalının resmi kayıtları için gerekli olan bir yazı olabilir. Ancak böyle bir yazı kendiliğinden Davalının küçüğün okuldan alınmasını ve aldığı parayı iade edeceğini kabul ettiği anlamına gelmez. Velinin hakkı öncelliklidir, okulun "Olamaz ço-cuğunu alamazsınız" deme hakkı veya yetkisi yoktur. Dolayısıyle böyle bir yazının Davalı tarafından alınması taraflar arasındaki anlaşmanın karşılıklı ve her iki tarafın isteği ile fesh edildiği anlamına gelmez ve bu konudaki Bidayet Mahkemesinin görüş ve -bulgularının yanlış olduğu söylenemez.
Konumuza ışık tutmak açısından eğitim konularında uygulanan hukuki prensipleri incelerken İngilteredeki gelişmenin tarihçesine bakmakta fayda görmekteyiz. İngiltere'de uzun süren bir ihmalden sonra nihayet 1996 yılı-nda eğitim sisteminde 1944 yılından beri yürürlükte olan eğitim yasaları reforma uğramış ve 1996 da geçen ve bu yasaları konsolide eden Eğitim Yasası ile değiştirilmiştir. Bu konsolidasyon altında çeşitli eğitim sektörlerinde faaliyet gösteren okul ve üniv-ersite türlerine, ilkokul, ortaokul, lise ve üniversitelere ilişkin çeşitli yeni kurallar getirilmiştir. İngilterede eğitim ile ilgili kurallar genellikle yasal baz'a oturtulmuştur, ancak common law prensipleri eğitim sisteminin bazı alanlarına uygulanmay-a devam etmiştir.Bu alanların bir tanesi de eğitim veren müesseselerin eğitim verirken öğrencilerin denetlenmesine ilişkindir.1996 öncesinde ise, devlet bünyesi dışında çalışan eğitim müessselerine common law sistemindeki prensipler daha büyük oranda uygul-anmakta idi.
Gerek K.K.T.C. Anayasasının 59. maddesi, gerekse Avrupa İnsan Hakları Konvansiyonu 1.Protokol'un 2.maddesi altında {bak ayrıca 1998 İnsan Hakları Yasası 1(2)maddesi}öğrenim ve eğitim hakkı garanti ve koruma altına alınmıştır. Veli çocuğuna ve-rilecek eğitimi seçme hakkına sahiptir ve buna saygı gösterilmesi gerektiği de vurgulanmaktadır.
KKTC'de, parasız devlet okulları dışında gerçek kişiler veya tüzel kişiler eliyle açılacak okulların, akredite edilmesi ve etkinlikleri, devletin gözetim ve d-enetimi altında ilgili Bakanlıkca yürütülmektedir. Bu okulların varlığı ve uygulamaları gereken esaslar, Değiştirilmiş şekliyle 17/86 sayılı Milli Eğitim Yasası'nın 23 ve 53. maddelerinde yer almaktadır. İlgili yasanın 53(2) maddesi tahtında ise özel okull-arla ilgili diğer hususların yasa kuralları çerçevesinde çıkarılan tüzüklerle düzenlenmesi öngörülmektedir.Bu doğrultuda (Değiştirilmiş şekliyle)"Özel Okullar,Dershaneler ve Kurs Yerleri Tüzüğü" isdar edilmiştir. Bu tüzüğün amacı her seviyedeki özel okul -ve öğretim kurumlarının, kurs yerlerinin, dershaneler ve yüksek öğretim kurumlarının ve özel yüksek meslek okullarının açılışı, gözetim ve denetimi ile ilgili esasları kapsamaktadır. Bu tüzüğün 11. maddesi tahtında öğretime başlayabilmesi için ilgili Baka-nlık nezdinde bazı şartları yerine getirerek başvuruda bulunulması gerekir.Bu şartlar arasında başvuran Kuruma ait işleyiş,kayıt-kabul koşulları ve bunları içeren Özel çalışma yönetmeliği ile müfredat programı da yer almaktadır.Bu durumda özel okulların aç-ılması için izin alındıktan sonra Bakanlıkca onaylanan özel yönetmelikler hazırlanmaktadır.Konu tüzükte yer almayan hususlarda ise benzeri resmi kurumların yönetmelikleri uygulanmaktadır. Davalı, Near East Universitesi Ltd ve onun bünyesinde Near East Coll-ege,ilgili yasa ve Tüzük kuralları tahtında eğitim veren tüzel kişiliğe sahip bir kurumdur.
Bidayet Mahkemesi huzurunda Davalı okulun ne kayıt-kabul koşulları, ne müfredat programı, ne de okulun prospektusu bulunmakta idi. Dolaysıyle başka okula geçme ko-şulları,okul ücretleri,bu ücretlerin iadesi, ihbar verilmesi ve mesele ile ilgili aydınlatıcı olabilecek diğer konularda Bidayet Mahkemesinin herhangi bir bulguya varması mümkün olmamıştır.
Huzurumuzdaki meselede Davacılar, Davalı ve okul arasındaki il-işki, taraflar arasında zımni veya açık (express or implied) şartlara bağlı olabilen bir "eğitim sözleşmesine" dayanmaktadır.
Halsbury's Laws of England 1977 4. baskı, 15 Volume de sayfa 44,para 63'e ilişkin 2. no.lu footnote'ünde bu hususta şöyle denm-ektedir:-
"The terms of the contract are frequently those contained in a school prospectus of which the parent has notice.: Spry v. Kent Education committee(1924) 40 TLR 559 DC.See also D'Mello v Loughborough College of Technology (1970) 114 sol Jo 665 (c-ollege prospectus held to be part of the contract)."
Ayni eserin 64'üncü paragrafında şöyle denmektedir:-
"Where fees are payab-le in advance and the pupil is absent for a term the proprietor can recover the full fees for the term without making any deduction in respect of board(ftnte.Jones v. Turner 1891 7TLR 421 DC).Where the pupil is excluded from the school as a result of the p-arent's breach of contract, the properietor is entitled to the whole terms fees.(ftnte.Price v. Wilkins 1888 58 LT 680)
Price v Wilkins 1888 58 LT 680 davasında, taraflar arasındaki sözleşmede senelik okul ücretinin 1/3'ü okul dönemi başlamadan yatırıl-ması gerekirdi.Paskalya dönemi 27 Ocak 1887 de başlayıp 6 Nisan da bitmekte idi. Bu ve sair kurallar veliye önceden verilen prospektus ve kurallar içeren listede yer almakta idi. Bu kurallardan biri ise herhangi bir velinin çocuğunu okuldan Paskalya (Easte-r) döneminde alamayacağına ilişkin idi.Velinin biri oğlunun paskalya dönemi sonunda okuldan ayrılacağına dair 13 Şubat 1887 de bir yazı yazmış ve doğum günü partisine katılmak için okuldan izin istemiş olmasına rağmen bu isteği tepki ile karşılandı ve kura-llara aykırı olduğu söylenerek çocuğunu ayni akşam getirmesi istendi. Bu sefer,veli ertesi sabah getirmek üzere oğlunun geceleyin evde kalmasını istedi. Kalması halinde okula geri alınmayacağı ve eğitim verilmiyeceği kendisine yazılı olarak bildirildi.Bunu-n üzerine veli oğlunu okula geri göndermedi. Mahkeme,buna rağmen, Paskalya dönemine ait okul ücretini talep eden okul leyhine hüküm verdi.Price v Wilkins davasının bir bölümünde şu görüşlere yer verilmiştir:-
"The defendant cannot be in a better position- because he ha-d not performed his contract in this respect, and he must therefore, as it seems to me, in order to defeat that right of action show a state of things which would have entitled him, had he paid that sum on January 20,to have recovered back the whole or a p-ortion of it after the 16th of February. He cannot do this unless the plaintiff has broken his contract. Now what was this contract? Mr. Greene, on behalf of the defendant contended that it was an absolute one to board, lodge and educate the defendant's so-n for the Easter term in all events. I do not think this is the correct representation of the relation between a schoolmaster and the parents of his pupils. The parent surrenders for the time being a part of his otherwise exclusive right to direct and cont-rol the child and certainly under takes that the master shall so far as he and his action are concerned, be at liberty to enforce with regard to his son the rules of the school or to put it at the very lowest, at all events such rules as are known to him a-nd assented to by him...................................
The contract of the plaintiff was, in my opinion, that he would give to the defendant's term's education on certain conditions, one of which was that the father would submit to his son having no exea-t during Easter term................
The plaintiff was willing to go on with the boy's schooling if he were returned the same evening. It seems to me that in refusing to go on with him if that rule were broken he was breaking no part of this contract and t-hat therefore the defendant would have had no right to recover back from him any part of the term's fees had he paid them beforehand..........
..but the defendant was determined to have his own way, and if any injury was done to the boy it was done by the -father who, for a most frivolous reason, took the boy away from the regular course of his school life and then preferred the convenience of his servant, the avoidance of a trivial expenditure and the indulgence of his own caprice to the interests of his so-n.....................
It was admitted by the plaintiff that under ordinary circumstances if a boy were, for some just reason, removed in the middle of the term an abatement of a g-uinea a week for the unexpired portion of the term would be allowed, and that this is the general custom in such matters.........."
-International Correspondence Schools Ltd. V. Ayres 1912 106 LT 845 davasında taraflar arasında yapılan bir sözleşmede taksit ödeyerek eğitim görmeyi kabul eden kişinin, derslere devam etmiyeceğine dair okula ihbar vermiş olmasına rağmen,eğitim veren kurum -okulun tüm taksitlerini talep etmeye hakkı olduğuna karar verilmiştir.Bu davada,konunun taraflar arasındaki sözleşmenin şekline(construction) bağlı olduğu vurgulanmıştır. Burada taksitler 2½ yıl içinde ödenecekti ancak eğitim süresi beş (5) yıldı:-
"...-.That seemed to indicate that the money was to be paid before the whole of instruction had been received...The plaintiffs(okul)had always been ready and willing to the instruction, and therefore the defendant had received the consideration for which he had- bargained, and if he did not choose to avail himself of that right,so much the worse for him." -
-Bu konuda otorite sayılan bir başka davada,çocuğun okula gönderilmiyeceğine dair verilmesi gereken ihbarın önemi (notice) ve ihbar verilmemesi halinde okulun bir dönemlik okul parasını almaya hakkı olacağı vurgulanmıştır.
Mount v. Oldham Corporation 1973- 1 AER sayfa 28 de Lord Denning MR. şöyle demiştir:-
"It is an understood thing in all schools that if a parent wishes to withdraw a boy, he can do so; but if he does so he has either to give a term's notice or to pay a term's fee in lien of notice. Tha-t is a usage well known throughout the educational world. So well known that we can take notice of it ourselves. If the parent wishes to avoid this liability, he must show that the school has been guilty of a breach going to the root of the contract, such -as to entitle the parent to treat himself as discharged from any further obligation. It is similar to the employment of a domestic servant. You may not get on with him, or you may suspect that he has been guilty of misconduct which you cannot prove. If so,- you can discharge him; but if you do not give him notice, you must pay his wages in lieu of notice. Your conduct may be entirely reasonable, but at common law you are bound to pay him his wages in lieu of notice. Likewise with a school. After a boy goes t-o school,he may be very unhappy. The school may not suit him. Other boys may be unkind to him. The staff may change for the worse, and so forth. The parent may be quite reasonable in withdrawing the boy; but he must still give a term's notice or pay a term-'s fees in lieu of notice."
Bidayet Mahkemesi huzurundaki şahadetten de görülebileceği gibi, birinci dönem ücreti sayılan mebl-ağ senelik ücretin yarısı olup, 1250stg idi. Bu yıllık ücretin ilk taksidi(installment veya depoziti)sayılsa bile yıllık eğitimin bölünmezliği karşısında bu rakamın ilgili senelik ücretin dönem ücreti olarak kabul edilmesi doğal ve mantıklıdır. Bu nedenle -Bidayet Mahkemesinin bu konudaki görüşlerinin hatalı olduğu söylenemez.
Davalı ilk dönem için ilgili küçüğün eğitim ve sair hizmetlerini yerine getirmeyi taahhüt etmiştir. Ancak küçüğün ilk dönemin tamamlanmasından önce okuldan alınabileceğine ya da a-lınamayacağına dair herhangi bir kural veya şart olup olmadığı hususunda Bidayet Mahkemesi huzuruna ne Davacı ne de Davalı tarafından şahadet getirilmemiştir. Dolayısıyle velinin çocuğuna verilecek eğitimi seçme doğal hakkı bulunduğuna göre bunu yapmaya ha-kkı olduğunun da kabul edilmesi gerekir. İlk nazarda Davacıların küçüğü okuldan almaları ve ödedikleri paranın iadesini talep etmeleri makul sebebe dayalı bir husus olarak görülmektedir. Ancak Davalının ücret talep etme hakkı da Davacılar ile olan hukuki m-ünasebetinde yasal zemine dayanmaktadır ve böyle bir durumda Davalının da hukuki hakları doğmuştur. Bu durumda Davacılar küçüğün doğal velisi olarak haklarını kullanırlarken Davalıya karşı olan kendi sorumluluklarının da bilinci içinde hareket etmeleri ger-ekirdi. Ancak bunu tam olarak yerine getirdikleri söylenemez. Burada Davacılar, herhangi bir ihbar vermeksizin veya makul bir sebep göstermeksizin, küçüğü kendi iradeleri ve istekleriyle okuldan almışlardır. Bu şekilde davranmakla, Davalının kusuru olmaks-ızın, küçük Hazar'ın bir yıllık eğitim alması hususunda yapmış oldukları sözleşmeyi tek taraflı olarak fesh etmişlerdir. Davalı ile aktedilen sözleşmenin şartlarını, keza bu sözleşme tahtında mevzuatın bu şekilde davranmalarına cevaz verdiğini kanıtlamak y-ükümlülüğü Davacıların uhdesinde bulunmakta idi. Davacılar yeterli şahadet sunmayıp bu ispat külfetini yerine getirmediler.
Konuya has olgular,ilgili genel uygulama ve alıntısı verilen mevcut içtihad kararları çerçevesinde keza yukarıda belirtilen tüm ned-enler ışığında,Davalının ilk dönem ücretini almaya hakkı olduğunun kabul edilmesi gerekir. Bu nedenle Bidayet Mahkemesinin bu konudaki bulguları ve vardığı sonuç, hatalı değildir.
Yukarıdaki nedenlerle istinaf reddedilir.
İşbu istinaf masrafla-rı Mahkeme Mukkayidi tarafından takdir ve tesbit edildikten sonra Davacı/İstinaf Edenler tarafından Davalı/Aleyhine İstinaf Edilene ödenecektir.
Taner Erginel Gönül Erönen Seyit A. Bensen
Başkan Yargıç Yargıç
-
19 Ocak, 2004
-
17
-
Full & Egal Universal Law Academy