-D.21/87 Yargıtay/Hukuk 77/87
(Lefkoşa Dava No. 2347/87)
Yüksek Mahkeme Huzurunda.
Mahkeme Heyeti: N. Ergin Salâhi, Niyazi F. Korkut, Taner Erginel.
İstinaf eden: Reha Ltd., Lefkoşa.-
(Davalı)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Sanpa Ltd., Lefkoşa.
(Davacı)
A r a s ı n d a.-
İstinaf eden namına: Güner Göktuğ.
Aleyhine istinaf edilen namına: Ata Dayanç.
H Ü K Ü M
N. Ergin Salâhi: İstinaf eden davalı KKTC'de Reha Ltd. isimli kayıtlı bir şirkettir. Bu şirket aleyhine Lefkoşa Kaza Mahkemesinde 2347/87 sayılı bir dava ikame e-dilerek bu şirketin davacı Sanpa Ltd.'e 11,174.86US$ borcu olduğu ileri sürülmüş ve iddiaya göre 18.9.1987 tarihinde direktörlerden bir tanesi diğer direktörlere haber vermeden ve davalı şirketin bu yönde kararı bulunmadan konu miktar ve 251,450TL avukat m-asrafı için hüküm kabul etmiştir. Durumu daha sonra öğrenen davalı şirketin geriye kalan direktörleri 30.9.1987 günü dosyaladıkları bir istida ile bu hükmü iptal ettirmek için müracaat etmişler ve keza haciz müzekkeresinin durdurulması veya zaptedilen şirk-et mallarının satılmasının durdurulması için gerekli emrin verilmesini talep etmişlerdir. Aynı gün istidayı dinleyen İlk Mahkeme haciz işlemlerinin 5.10.1987 tarihine saat 10.00'a kadar hükümlü olan borcun Mahkemeye davalı ( müstediler) tarafından yatırılm-ası şartına tabi olarak haciz işlemlerinin durdurulmasına karar vermiştir.
İstinaf bu karardan yapılmış olup üç istinaf sebebi içermekle beraber tüm istinaf sebepleri birlikte ele alınmış, esas itibarı ile 11,17486US$ ile 251.450TL avukat masrafının beli-rlenen güne kadar Mahkemeye yatırılması şartının çok ağır olduğunu, böyle bir şartın davalı (müstediler)nın mali durumu gözönünde bulundurulduğunda yerine getirilmesinin imkânsız olduğunu ve icrayı durdurma emrinin verilmemesi anlamına geldiğini, İlk Mahke-mede alternatif olarak banka teminatı önerdiğini, İlk Mahkemede alternatif olarak banka teminatı önerdikleri halde bunun kabul edilmediğini, davanın tüm olguları dikkate alındığında İlk mahkeme böyle bir şart koymakla adli takdirini hatalı kullandığını ile-ri sürmüşlerdir.
İstinafın duruşmasında müstenif avukatı İlk Mahkeme haciz emir ile işlemlerinin durdurulmasını uygun görüp bu yönde karar verdikten sonra böyle bir emrin uygulanabilir bir şarta bağlanmasının daha adil olduğu üzerinde durmuşur. Keza müst-enif avukatı davalı şirketin haklı bir dava sebebinin bulunduğuna değinmiş ancak bu şirketin mali durumunun iyi olmadığı, 50 milyon küsur borçları bulunduğu ve bu miktarın çok üstünde şirketi taşınır ev taşınmaz malları bulunduğunu ancak bunların da bankal-ara ipotek olarak verildiği cihetle bu miktarı derhal ödeme durumunda olmadıklarını, bu gibi hususlarda esas olan hükümlü alacaklının infaz işlemlerinin durdurulması sırasında düçar olabileceği kaybı önlemek için gerekli teminatın verilmesi olduğunu ve bun-un da banka teminatı ile karşılanabileceğini ve bunu yapmaya hazır olduklarını ileri sürmüştür. Ayrıca İlk Mahkemenin koymuş olduğu bu şart ile Mahkemeye yatırılacak parayı davacının istida neticelenmeden alması söz konusu olmadığına göre böyle bir şartın -davacıya yararı olmayacağını ileri sürmüştür.
Aleyhine istinaf edilenin avukatı ise İlk Mahkemenin vermiş olduğu emir ile şartın doğru olduğunu esasen İlk Mahkemenin böyle bir duruma emir vermekle davalı (müstediler) ya haddinden fazla mülâyım davrandığı-nı ileri sürmüş ve bu gibi icranın durdurulması emirleri ile ilgili Yargıtay/Hukuk 4/87 ve Yargıtay/Hukuk 9/79 sayılı kararlara değinerek bu kararlarda davasını kazanan davacının hakkı olan hükümlü alacağının tahsilinin enegellenmemesi gerektiğini ilke ola-rak kabul edildiği ancak nadir hallerde durdurma emrinin haklı sebebe dayanarak verilebileceği, bu gibi durumlarda da hükümlü alacağın davacı tarafından tahsil edilmesi halinde geri ödenmemesi ihtimalinin bulunduğu yönünde Mahkemeye iddia yaparak bunu iddi-a eden tarafından kanıtlanması gerektiğinin bu kararlarda vurgulandığına değinmiştir.
Konuyu tezekkür ettiğimizde Yargıtay/Hukuk 4/87 ve Yargıtay/Hukuk 9/79 sayılı kararlarda, İlk Mahkeme kararından istinaf edildiği hallerde, E.35 n.18 altında yapılan ic-ranın durdurulması müracaatlarının ne gibi hallerde verilebileceğine dair prensipler vazedildiği görülmektedir. Bu prensiplere uzun boylu değinmeyi uygun görüyoruz. Bu prensipleri doğru olarak kabul etmekteyiz. Esas itibarı ile önümüzdeki meselede İlk Mahk-eme bu prensipleri dikkate alarak icranın durdurulması yönünde karar vermiştir. Önümüzdeki istinafta üzerinde durulan konu İlk Mahkeme böyle bir durdurma kararı verdikten sonra bu kararın hükümlü borç ve avukat ücretinin Mahkemeye yatırılması şartının dava-nın tüm olguları dikkate alındığında uygun ve adil olup olmadığıdır. Müstenif avuaktının ileri sürdüğü gibi böyle bir şartın yerine getirilmesi halinde davacı bu yatırılan parayı istida neticeleninceye kadar alamayacağına ve bundan yararlanamayacağına göre- onun bundan bir fayda sağlaması söz konusu değildir. Öte yandan olguları göz önünde bulundurduğumuzda likit sıkıntısı çeken ancak hatırı sayılı taşınır ve taşınmaz mal varlığı bulunan davalı şirketin derhal konu parayı yatırması yerine davacının alacağını-n ödenmesini teminat altına alabilecek bir banka garantisinin verilmesinin daha adil olduğu kanaatindeyiz. Bunun yapılmaması halinde icranın durdurulması yönünde verilen kararın uygulanabilmesinin bu şartlar altında hemen hemen imkânsız olduğu ve davalı (m-üstediler) ya da bir yarar sağlamayacağı dikkate alındığında bu hususu İlk Mahkemenin lâyıkı ile değerlendirmeden bir karara vardığı kanaatına varmış bulunuyoruz.
Netice olarak istinaf kabul edilir ve İlk Mahkeme tarafından verilen icranın durdurulması yö-nündeki emride ileri sürülen 11,174.86US$ ve 251.450TL avukat masraflarının Mahkemeye yatırılması şartı yerine bu miktara muadil bir banka teminatının gösterilmesi şartına tabi olarak icranın istidasının neticelenmesine değin durdurulması yönünde emir veri-lir.
Masraflar ile ilgili herhangi bir emir verilmez.
(N. Ergin Salâhi) (Niyazi F. Korkut) (Taner Erginel)
Yargıç Yargıç Yargıç
14 Ekim 1987
-
-
1
-
Full & Egal Universal Law Academy