-D.26/87 Yargıtay/Hukuk 78/87
(Lefkoşa Dava No. 2410/87)
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: N. Egin Salâhi, Niyazi F. Korkut, Taner Erginel.
İstinaf eden: Mehmet Şenol, Lefkoşa-.
(Davacı)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Şerife İbrahim Hüseyin ve diğeri.
(Davalı)
- A r a s ı n d a.
İstinaf eden namıan: Menteş Aziz.
Aleyhine istinaf edilen namına: Kıvanç M. Riza.
H Ü K Ü M
N. Ergin Salâhi: Bu istinaftaki olgular özetle şöyledir:
Davalılara ait Gönyeli'de Blok B Varaka/Hari-ta XXI/28.E.1 Parsel 272'yi davacı, ilgili mercilerce tasvip edilen bir plân ve verilen bir ruhsat uyarınca yol, su ve sair alt yapı olarak da taraflarca belirlenen 6 adet arsayı davalı, davacıya devretmeyi taahhüt etmişti. Bu öngörülen alt yapı tesislerin-in dışında, Elektrik Kurumu'nca yapılacak işlerin bedelini ödemeyi davalı müstedaaleyhler taahhüt etmişlerdir. Davacı tarafından yapılan iddiaya göre davacının yapmayı taahhüt ettiği ve mukaveede öngörülen işler 15 Eylül 1986 tarihine kadar tamamlanmış olm-asına rağmen davalı müstedaaleyhler no.1 Elektrik Kurumu nezinde gerekli müracaat ve ödemeleri yapmamış ve dolayısıyle bu parselasyonun tamamlanması gecikmiş veya engellenmiştir. Yine davacının iddiasına göre bu parselasyona başlamazdan önce yapılan ve yem-in varakasına ekli olarak Mahkemeye sunulan mukavele uyarınca davalılar 6 adet arsanın tutarı olan arazinin 6/22'sini davacı lehine Tapu Dairesinde devir ve tescil edeceklerdi, bunu da halen yapmamışlar ve tüm araziyi bankaya ipotek vermek sureti ile bu ma-lın devir ve tescilini imkânsızlaştırmışlardır.
Davacı Lefkoşa Kaza Mahkemesinde 2410/87 sayılı davayı açtıktan sonra, konu malın elden çıkarılmaması, başkasına devredilmemesi, ipotek edilmek sureti ile yükümlülük konmaması hususunda bir ara emir ve keza -konu malın Lefkoşa Tapu Amirliği nazdinde herhangi bir işlem yapılrak taksimi yoluna gidilmemesi yönüde bir ara emri verilmesi isteminde bulunmuştur. İlkin 8.9.1987 tarihinde mahkemeye tek taraflı bir istida ile müracaat edilmiş ve bu tek taraflı istida il-e talep edildiği şekilde geçici ara emri verilmiş ve bu geçici ara emrinin kesinleşip kesinleşmiyeceğinim karara bağlanması için karşı tarafa tebliğ edilmesi ve duruşmanın yapılması için istida 29.9.1987 tarihine tayin edilmesi ve duruşmanın yapılması için- istida 29.9.1987 tarihine tayin edilmiştir. Karşı taraf ara emrine itiraz dosyalamış ve neticede istidanın duruşması yönüne gidilmiştir.
İstidanın duruşmasında davacı kendisi şahadet vermiş ve davalılarla davacı arasında yapılan anlaşmaya ve olayın safa-hatına değinmiş ancak taraflar arasında aktedilen mukaveleyi ibraz etmemiştir. Karşı taraf ise şahit çağırmamış, sunulan yemin varakasındaki şahadetle yetinmiştir. Davalı 1 yemin varakasında böyle bir mukavelenin mevcudiyetin, kabul etmekle beraber bunun g-eçersiz olduğunu iddia etmektedir. Ayrıca konu malın parselaysonunun tamamlanmak üzere olduğunu, 22 arsadan oluşan söz konusu parselasyonun tümünü ara emri ile engellenmesinin doğru olmadığını ve geçici ara emrinin kesinleşmesine karar verilmesi halinde bu- ara emrinin bu parselasyonla ilgili işlemlerin durdurulmasını engellemeyecek şekilde tadil edilmesini ve alternatif olarak verilecek ara emrinin konu arazinin tümü için değil de, 6 arsalık bölümü veya mahkemenin uygun bulacağı bir bölümü için verilmesinin- daha adaletli olacağı yönünde teklif ileri sürmüştür.
Davayı dinleyen İlk Mahkeme neticede, özetle davacının isbat külfetini yerine getirmediği, dava konusu olan anlaşmayı ibraz etmediği ve yükümlü olduğu isbat külfetini yerine getirmediği görüşünden ha-rketle davacı lehine daha önce verilen geçici ara emrini iptal etmiştir. Davalı 1 tarafından alternatif olarak ileri sürülen husulara da değinen İlk mahkeme konu malın bir bölümünü teşkil eden 6 arsa için bir ara emri verilmesinin adil olacağını kabul etme-kle beraber mahkemeye sunulan bir plân bulunmadığı nedenine bağlı olarak bu alternatif teklifler doğrultusunda da bir ara emri verilmesinin imkânsız olduğu sonucuna varmıştır.
İstinaf bu karardan yapılmış olup 6 isitinaf sebebi içermektedir. İstinafın du-ruşmasında kısmen birlikte ele alınan istinaf sebepleri ve üzerinde durulan hususlar aşağıdaki gibi özetlenebilir:
İlk Mahkeme müstedi ve müstedaaleyhler tarafından dosyalanan yemin varakaları ve eklerini lâyıkı ile değerlendirmemek ve davacının şahadetin-e itibar etmemekle hata etmiştir.
Ara emri istidası tüm olgular ışığında doğru bir değerlendirmeye tabi tutulmuş olsa idi, talep edilen ara emrinin verilmesi için tüm koşullar mevcuttu ve bu şartlar altında İlk mahkeme geçici ara emrini kesinleştirmemekle- hata etmiştir.
İlk Mahkeme dava mevzuu olan tüm parsel için değil de arsalara bölünmek üzere oln bu arazinin bir kısmını teşkil eden bir miktar arsa için ara emri vermeye meylettikten sonra bu yönde bir emrin verilmesinin imkânsız olduğu kanısına vararak- tüm arazi için bir ara emri vermemekle hata etmiştir.
-Müstenif avukatı İlk Mahkemenin taraflar arasında aktolunan kontratın ibraz edilmediği hususuna yeterinden fazla ağırlık verildiğine ve bu nedene dayalı olarak diğer hususların lâyıkı ile değerlendirilmediğine değinmiştir. Müstenif avukatı taraflar arasınd-a aktolunan senedin Mahkemeye ibraz edilmemesine rağmen yemin varakasına ekli olarak Mahkemeye sunulduğunu ve bunun Mahkeme tarafından ibraz edilmeden dikkate alınması gerektiğini ileri sürmüştür. Keza müstenif avukatı davacının davasında haklı bir dava se-bebi bulunduğunu, karşı tarafın mali imkânlarının çok kısıtlı olduğunu, bu parselasyonun yol ve su gibi alt yapı tesislerinin yapımının davacı tarafından tamamlandığını, ancak karşı tarafın kontrat hilâfına hareket ederek hala daha bu arazinin anlaşma uyar-ınca 6/22'sini davacıya yürütmediğini ve dava konusu taşınmaz malı her an elden çıkarabileceğini ve bu ara emrinin verilmemesi halinde geriye dönüşün oldukça zor olup davacıya telâfisi imkânsız zararlar verebileceği hususunda şahadet bulunduğunu ve bunları- da Mahkemenin layıkı ile değerlendirmediğini ileri sürmüştür.
İlk iki istinaf sebebinde özetle ileri sürülen moktalar bunlardır.
Müstedaaleyhlerin avukatı ise yemin varakasına eklenen ve taraflar arasında aktolunduğu iddia edilen kontratın ibraz edilm-ediği cihetle Mahkeme tarafından dikkate alınamayacağına, her halûkarda yemin varakasına eklenen belge orijinal olmadığı, fotokopi olduğu cihetle Mahkeme tarafından haklı olarak dikkate alınmadığını ileri sürmüştür. Yine müstedaaleyhlerin avukatı bu kontra-tın geçersiz olduğunu, davacının haklı bir dava sebebini ispat edemediğini, sair hususlarda da ispat külfetinin ona ait olduğunu ileri sürmüştür. Ayrıca geçici olarak verilen ara emrinin kesinleşmesi için bazı öneriler ileri sürdüklerini, bunu iyi niyetle -yapmış olduklarını ve bu yönde bir emir verilmesinin adil olacağına inandıklarını da ileri sürmüştür.
Mahkeme önündeki olgular ve yapılan iddialar tezekkür edildiğinde davacının yemin varakasına ekli kontratın Mahkeme tarafından dikkate alınmamasının hat-alı olmadığı görüşündeyiz. Eklenen bir fotokopidir ve orijinalini ibraz etme şansı davacıya verilmiştir, bu yönü davacı tercih etmemiştir. Bu durumda İlk Mahkeme bunu bir emare olarak dikkate alamazdı. Durum böyle olmakla beraber taraflar arasında konu yer-in ayrı parsellere bölünmesi için bir anlaşmanın mevcudiyeti ve içeriği her iki tarafın yemin varakasında bu kontratın geçerliliği bir yana, açıkça kabul edilmeketdir. Bu anlaşmanın geçersiz olup olmadığı ise davanın esasında karar verilmesi gereken bir hu-sustur. Taraflar arasında böyle bir kontratın mevcut olduğu, bu arazinin anlaşma uyarnca davacı tarafından 22 parsele bölünmesi için gerekli işlemlerin yapıldığı, asfaltların tamamlandığı, bazı ihtilâflara rağmen ortak olgu olarak kabul edildiğine göre dav-acının davasına haklı bir dava sebebi olduğu açıklıkla görülmektedir. Keza davacının, tekzip edilmemiş şahadetine göre, davalı no.1'in bu dava konusu parsellerden başka, elle tutulur bir mal varlığı bulunmadığı ve bunun elden çıkarılması halinde davacının -bu mal için sarfettiği paraları geri tahsil etmesinin veya zararını karşılamasının son derece güçleşeceği de açıklıkla görülmektedir. Bu durumlar iyice ilk mahkeme tarafından değerlendirilmiş olsa idi daha önce verilen geçici ara emrin, uygun bazı tadilât-la, verilebilmesi için gerekli unsurların davacı tarafından ileri sürülüp isbatlandığı yargısına varılması gerekirdi. Bu nedenle 1. ve 2. istinaf sebebplerinin kabul edilmesi gerekir.
3. istinaf sebebine gelince, müstedi avukatının iddiasına göre, ilk mah-keme, davacı lehine bir ara emri verilmesinin adil olacağı görüşünü izhar etmiş olmasına rağmen tüm dava konusu taşınmaz malın parselasyonunu durdurması ve ara emrinin tüm arsalar için verilmesinin doğru ve adil olmayacağı görüşünü de belirtmiş ve alternat-if olarak müstedaaleyhler tarafından ileri sürülen teklifleri de değerlendirdikten sonra önünde parselasyonu gösteren bir plan olmadığı hususunu da dikkate alarak bu alternatif teklifler yönünde geçici ara emrini tadil etmenin imkânsız olduğu kararına varm-ıştır. Müstedi avukatı İlk Mahkemenin konu malın bir kısmı için ara emri verilmesine meylettikten ve bu malın bir kısmı için ara emri verilmesinin, planların mahkeme önünde bulunmadığı gerekçesi ile imkânsız olduğu yargısına vardıktan sonra tüm taşınmaz ma-l için bir ara emri verilmesinin kaçınılmaz olduğuna ve ilk mahkeme bu yönde bir karar vermemekle hata ettiğine değinmiştir.
İlk nazarda davacının davasında haklı bir dava sebebi bulunduğu ve bir ara emrinin verilmesinin doğru olduğu görüşündeyiz. Ancak- böyle bir ara emri verilirken taraflara yapılacak adaletsizliğin de dikkate alınarak mümkün olan en uygun ve adil yolun seçilmesi gerekmektedir. Davacının davasına göz attığımızda, sunulan ve tasvip edilen bir plân çerçevesinde hemen hemen tüm alt yapısı -tamamlanmış ve 22 arsaya bölünmek üzere olan bir taşınmaz mal söz konusudur. Tarif edildiği şekilde bu işlemlerin durdurulması ve her arsa için ayrı ayrı koçan alınması işlemlerinin bir ara emri ile engellenmesinin adil olmayacağı kanaatindeyiz. Ayrıca kon-u taşınmaz mal şu anda bir bütün olmakla beraber ara emri ile engellenmediği takdirde kısa zamanda 22 arsaya bölüneceği da şahadetten görülmektedir.
Davacının esas talebi taraflar arasında uyuşulmuş olan altı arsa olmakla beraber muhtemelen tazminat hakl-arını da karşılayacak düzeyde bir miktar daha arsa eklemek sureti ile davacının talepleri teminat altına alınabilir. Esas sorun bu taşınmaz malın halen bir tapu koçanı altında bir bütün olarak mütalâa edilmiş olmasıdır ve alternatif olarak ara emrinin veri-lebileceği hususunda mevcut zorluklar vardır. Ancak her hâlukârda parselasyon işlemlerini durdurmak ve fiilen 22 arsaya ayrılan bu taşınmaz malın her arsası için ayrı ayrı koçan çıkarılmasını engellemek adil bir hareket olmaz. Bu nedenlerle 3. istinaf sebe-bi kısmen kabul edilir.
Yukarıdaki görüşe tabi olarak istnaf konusu parselin şu anda yasal yönden bir bütün olduğu ve kısmen ara emrinin verilmesinin mümkün olmadığı ancak bu arazinin Belediye, Şehircilik ve ilgili makamlarca tasvip edilen plân uyarınca -22 arsaya bölünüp ayrı ayrı her arsa için tapu koçanı ve sonra verilecek ara emrinin 8 arsa için geçerli olması ve geriye kalan 14 arsanın ise serbest bırakılması adil ve uygun olacaktır. Ancak bu safhada hangi 8 arsa için ara emrinin verilmesinin tesbiti -imkânsız olduğundan bu yönde kesin bir ara emri vermemeyi ve verilecek ara emrinin ileride tarafların yapacağı müracaatı ışığında tadil edilmesi kaydı ile aşağıdaki şekilde ara emrinin verilmesinin uygun olduğu görüşündeyiz.
Netice olarak istinaf kısmen -kabul edilir ve
İstinaf konusu Gönyeli'de Blok B Varaka/Harita XXI/28/E.1 Parsel 272'nin satılmaması, elden çıkarılmaması ve devredilmemesi hususunda bir ara emri verilmesine;
Ayrıca istinaf konusu taşınmaz malın Belediye, Şehircilik ve ilgili makamlara -sunulan plân uyarınca 22 arsaya bölünmesi işlemlerinin koçan işlemleri de dahil olmak üzere engellenmemesine, ancak bu ayrı ayrı olarak çıkacak koçanlardaki parseller için de ara emrinin aynen geçerli olmasına karar verilir.
İstinaf kısmen kabul edidliği -cihetle, aleyhine istinaf edilenin istinaf edenin istinaf masraflarının yarısını ödemesi hususunda emir verilir.
(N. Ergin Salâhi) (Niyazi F. Korkut) (Taner Erginel)
Yargıç Yargıç - Yargıç
9 Aralık 1987
-
-
1
-
Full & Egal Universal Law Academy