-
D.4/99 Yargıtay/Hukuk 78/96
(Deniz Hukuku Dava No.30/91; Gazi Mağusa)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.
Mahkeme Heyeti: Celâl Karabacak, Metin A. Hakkı, Nevvar Nolan.
İstinaf eden: 1. Ministry of Economy and -Trade (Ekonomi ve
Ticaret Bakanlığı), Beyrut, Lübnan
2. Direction Generale des Cereales et de la
Betterave Sucriere, Beyrut, Lübnan
(Davacılar)
- ile -
Aleyhi-ne istinaf edilen: 1. Osman Lama, c/o Orion Navigation
Ltd., Sea Gate Court Apartmanı,
Mağusa
(Davalı No.3)
2. Orion Naviga-tion Ltd., Sea Gate
Court Apartmanı, Mağusa
(Davalı No.4)
3. K.K.T.C. Sanayi ve Ticaret Bakan-
lığı, Serbest- Liman Dairesi Müdür-
lüğü, Mağusa
(Davalı No.5)
A r a s ı n d a.
Mağusa Kaza Mahkemesinin 30/91 sayılı davada 27.10.1995 tarihinde-
verdiği karara (Mustafa Güzoğlu Kaza Mahkemesi Kıdemli Yargıcı,
Çetin Amber Kaza Mahkemesi Yargıcı) karşı Davacılar tarafından
yapılan istinaftır.
İstinaf edenler namına: Avukat Şefika Durduran
Aleyhine istinaf edilenler namına: Avukat İsmail Sağlamer.-
------------
H Ü K Ü M
Celâl Karabacak: Önümdeki istinaf, Gazi Mağusa Kaza Mahkeme-sinin Deniz Hukuku Yetkisi 30/91 sayılı davada verdiği, davayı masraflarla ret ve ipta-l eden hükmünden yakınan Davacılar tara-fından dosyalanmış bulunmaktadır.
İşbu istinafı ilgilendirdiği oranda olgular şöyle özetle-nebilir.
Davacı No.(1) Lübnan Ekonomi ve Ticaret Bakanlığı, Davacı No.(2) ise bu Bakanlık bünyesinde bulunan Lübn-an Hububat ve Şeker Gıdaları Genel Müdürlüğüdür.
4.4.1989 tarihinde yükleten (shipper) Ram Dış Ticaret A.Ş. tarafından Türkiye'nin Tekirdağ Limanından herhangi bir Lübnan Limanına taşınmak üzere 2250 M/T ağırlığında ceman 45000 torba un, Davalı No.(2-) Samson Navigation Ltd.'e ait Davalı No.(1) Panama bandıralı M/V Momoli Gemisine yüklenmiştir. Yüklenen bu yükü temsil eden ve emre (to order) yazılı olan konşimentolar (bill of lading) gemi sahiplerinin acentesi tarafından düzenle-nerek verilmiştir.
- Aynı gün belirtilen yükle yola çıkan gemi 9.4.1989 tarihinde Lübnan karasularına girerken ona bir top mermisi isabet etmiş
ve bunun üzerine yükü boşaltacağı limana gitmeyip rotasını Kıbrıs'a yöneltmiştir. Ertesi gün, yani 10.4.1989 tarihinde
Gazi Mağ-usa'ya varan gemi orada Serbest Liman Bölgesine demir atmıştır.
Gemi sahipleri 18.4.1989 tarihinde KKTC'de kayıtlı bir Şirket olup, diğer şeyler yanında, gemi acenteliği (shipping agent) de yapan ve Direktörü Davalı No.(3) Osman Lama olan
Davalı No.-(4) Orion Navigation Ltd.'i acente olarak görevlen-
dirmişlerdir.
Konu gemideki yük görevlendirilen bu acente aracılığı ile 19.4.1989 tarihinde Davalı No.(5) KKTC Sanayi ve Ticaret Bakan- lığı Serbest Liman Dairesi Müdürlüğüne ait olan depo ve ambar--
lara boşaltılmaya başlanmış ve bu işlem 28.4.1989 tarihinde tamamlanmıştır.
Ancak şunu belirtmek yerinde olur ki, daha boşaltma işlem-leri sürerken gemi sahipleri 24.4.1989 tarihinde Gazi Mağusa
Kaza Mahkemesine başvurup bahse konu yük, yükleten du-rumundaki Ram Dış Ticaret A.Ş. ve Direction Generale des Cereales et de la Betterave Sucriere, Beyrut, Lübnan aleyhine Deniz Hukuku Yetkisi 22/89 sayılı davayı dosyalamışlardır. Gemi sahipleri işbu dava altında adıgeçenlerden zarar ziyan v.s. talep etmiş,- ayrıca aynı gün taşınan yükün tutuklanması (arrest) yönünde bir de ara emri almışlardır. Belirtilen bu davadaki Davalılar da buna karşılık ara emri istidasına itirazname dosyalamışlardır. Muhtelif tarihlere ertelenen istida 21.6.1989 tarihinde dinlenmiş- ve o gün gemi sahiplerinin istemi üzerine yük üzerindeki tutukluluk emri Mahkemece kaldırılmıştır.
Davalı No.(5)'in depo ve ambarlarında bulunup yukarıda belirtilen emirle serbest kalan yük, bu defa, Davalı No.(3) Osman Lama ve Davalı No.(4) Orion N-avigation Ltd.'in verdiği ordinolar (delivery order) ve yük bildirgeleri (cargo declaration) karşı-
lığında 4 parti olarak 27.6.1989, 4.7.1989, 5.7.1989 ve 10.7.1989 tarihlerinde Seif Eddine Obeid isimli birisine teslim edilerek KKTC dışına gönderilmiştir.-
Durumun bu şekilde geliştiğini öğrenen ve 514125 Amerikan Doları değerindeki konu yükün mal sahipleri olduğunu söyleyen Davacılar, 11.11.1991 tarihinde Gazi Mağusa Kaza Mahkemesinde Deniz Hukuku Yetkisi 30/91 sayılı istinaf konusu davayı dosyalamışl-ar ve Davalıların kendilerine hiçbir ihbar yapmadan ve/veya bilgi vermeden ve herhangi bir şekilde rızaları alınmadan meşveret halinde haksız ve/veya kanunsuz ve/veya hile ile yüklerine el koyduklarını (conversion) ve/veya konu yük kendilerininmiş gibi har-eket ettiklerini, böylece yükün esas sahibi olan kendilerinin ne yüklerini ne de yükün bedelini alamayıp zarar ziyana uğradıklarını ileri sürmüşler ve Davalılardan müştereken ve münferiden;
Yükün değeri olan 514125 Amerikan Doları;
Genel zarar ziyan;
Beli-rtilen değer üzerinden 21.6.1989 tarihinden
tediye tarihine dek %20 faiz; ve
Dava masraflarını -
talep etmişlerdir.
İşbu dava, Davalı No.(1) ile Davalı No.(2)'ye tebliğ edile- mediğinden adıgeçenler, yukarıdaki iddialara karşılık herhangi bir müdafa-a dosyalamamışlardır.
Davalı No.(3) ile Davalı No.(4) içeriği büyük ölçüde benzemesine rağmen, yine de ayrı ayrı müdafaa vermişler ve Davacıların iddialarına karşı bilgi sahibi olmadıklarından, söz konusu iddiaların ispatlanmasını istemişlerdir. Dev-amla, dava konusu yük üzerinde Davacı No.(1) ile Davacı No.(2)'nin "lien"
hakkı bulunduğunu, onların acentesi olarak verdikleri talimat ve direktifleri uygulayıp onlar adına işlemleri yaptıklarını ve yapılanlardan sorumlu tutulamayacaklarını iddia etmişler-dir. Davalı No.(3) ise ayrıca tüzel kişiliğe haiz olan Davalı
No.(4) Şirketin Direktörü sıfatıyle onu temsilen işlem yaptığını ve bundan da şahsen sorumlu olamayacağını ilâve etmiştir. Davalı No.(3) ile Davalı No.(4) bu söyledikleri ışığında aleyhlerinde-ki davanın masraflarla iptalini istemişlerdir.
Davalı No.(5) ise müdafaasında, diğer şeyler yanında, aley-hindeki iddiaları reddetmiş ve normal teamüllere göre gemideki yükün el değişebileceğini, böylece mal sahiplerinin de değişmiş olacağını söylemi-ştir. Devamla, bu meseledeki yükün kime ait olduğunu bilmediğini, söz konusu gemi acente tayin ettiğinden depo ve ambarlarda bulunan yükle ilgili olarak tayin edilen acentenin verdiği ordinolar uyarınca işlem yaptığını, bunun da yasa, usul ve teamüllere uy-gun olduğunu, dolayısıyle herhangi
bir sorumluluğu bulunmadığını belirtmiş ve davanın masraflarla ret ve iptal edilmesini talep etmiştir.
Davanın duruşmasına başlandığında, Alt Mahkeme, Davalı No.(1) ile Davalı No.(2) aleyhindeki davaları uzun bir s-üre
tebliğ yapılamadıkları nedeniyle masrafsız ret ve iptal
etmiştir. Bunun üzerine Davacılar, Davalı No.(3), Davalı
No.(4) ve Davalı No.(5) aleyhindeki davaları ispat etmek üzere Adil Şefik Nurettin, Güldem Irkad ve Mehmet Öztürk'ü tanık
olarak dinle-tmişler, ayrıca 9 adet belgeyi de Mahkemeye emare olarak sunmuşlardır.
Buna karşılık Davalı No.(3) Osman Lama şahsen ve Davalı No.(4) şirket adına şahadet vermeyi yeterli görerek başka bir tanık dinletmediği gibi, Mahkemeye herhangi bir emare de sunm-a-mıştır.
Davalı No.(5) adına ise sadece Vural Denizhan şahadet vermiştir.
Huzurundaki bu gasp (conversion) haksız fiil davasını dinleyen Alt Mahkeme, sunulan şahadet ve emareleri incelemiş ve özellikle inanılır bulduğu Davalı No.(3) Osman Lama- ile Davalı No.(5) adına şahadet veren Vural Denizhan'ın söyledikleri ışığında, diğer şeyler meyanında, şu bulgulara varmıştır:
Alt Mahkeme kararından, ibraz edilen konşimentolarda gönderilenin (consignee) emre (to order) yazdığı, bu şekilde düz-enlenen konşimentoların mal sahiplerinin ciro yolu ile her zaman değişebileceği, konşimentoda "Notify address" sütununda Davacı No.(2)' nin isim ve adresi yazılı olmakla beraber bunun tebliğ adresi olduğu cihetle, mal üzerinde mülkiyet hakkını göstermediği-nden malın başkalarına da verilebileceği anlaşıl-maktadır.
Ayrıca, davaya konu yükün transit bir yük olduğu nedeniyle gemi sahiplerinin kontrolunda bulunmakta olduğunu söyleyen Alt Mahkeme, keza, gemi sahiplerinin acentesi olan Davalı No.(3) ile Dava-lı No.(4) aracılığıyla bu yükü emaneten Davalı No.(5)'e ait olan Gazi Mağusa Serbest Liman Bölgesindeki depo ve ambarlara koyduğunu, Davalı No.(3) ile Davalı No.(4)'ün gemi sahiplerinin verdiği talimatlar çerçevesinde hareket etmesi gerektiğini, nitekim ge-mi sahiplerinin bahse konu yükün Seif Eddine Obeid'e verilmesi doğrultusundaki talimatı üzerine Davalı No.(3) ile Davalı No.(4)'ün Emare 7 olarak ibraz edilen ordinolarla depo ve ambarlarda bulunan yükün Davalı No.(5) tarafından Seif Eddine Obeid'e teslim -edilerek Emare 9 olan yük bildirgeleri ile KKTC dışına gönderildiğini ilâve etmiştir.
Alt Mahkeme, devamla, bu işlemler yapılırken Davalılar tarafından herhangi bir meşveret, hile, haksız veya kanunsuz
veya usulsüzlük yapılmadığını, bunun aksine Dav-alı No.(3),
Davalı No.(4) ve Davalı No.(5) tarafından gerçekleştirilen bu işlemlerin yasalara, usul ve teamüllere tamamen uygun olduğunu, netice olarak da ortada herhangi bir haksız fiil bulunmadığını söylemiştir.
Belirtilen yükün Seif Eddine Obeid'-e satılıp satılmadığı hususunda şahadet bulunmadığı gibi, Davacıların zarar ziyan
konusunu da ispat edemediklerini vurgulayan Alt Mahkeme, neticede Davalı No.(3), Davalı No.(4) ve Davalı No.(5) aleyhindeki davayı masraflarla ret ve iptal etmiştir.
- Alt Mahkemenin bu kararına karşı Davacılar önümdeki istinafı dosyalayıp aşağıda belirtilen istinaf sebeplerini
ileri sürmüşlerdir.
Muhterem Bidayet Mahkemesi huzurunda mevcut
ve ihtilâf konusu olmayan belgesel ve sair şahadete
göre dava konusu- yükün Davacılara ait olduğunun Davalı
No.3 ve No.4 tarafından bilinmiş olduğu ve/veya bilinmiş
olması gerekirken iken, Davalı No.3 ve No.4'ün mezkur
yükü başkalarına vermesinin veya başkalarına teslim
edilmesi emrini vermesinin (ordino- vermesinin) bir
haksız fiil işlendiğini (conversion) ispat etmediği
doğrultusundaki bulgusu hatalı idi.
Davalı No.3 ve Davalı No.4'ün konu yükü Davacı-
lardan başka birisine verirken gemi sahibinin talimatı
ile ve/veya onun adına ve/vey-a acente olarak hareket
etmiş olması haksız bir fiil işlenmiş olmasına yasal
bir müdafaa teşkil edemeyeceği halde Muhterem Bidayet
Mahkemesi böyle bir işlemi yasal müdafaa olarak kabul
etmekle hata etmiştir.
Muhterem Bidayet Mahkemesi -huzurunda emare 6 (b)
olarak mevcut bulunan ve Davalı No.3 tarafından yapılan
yemin varakasında konu yükün yükleyicilerinin Türkiye'de
kayıtlı bir Türk Şirketinin ve alıcılarının ve/veya
malsahiplerinin Davacıların olduğuna dair gayet k-esin
ve sarih bir beyan olmasına rağmen Muhterem Bidayet
Mahkemesi bu yükün satışı ile ilgili karar vermek hak-
kının gemi sahiplerinde olduğu görüşünden hareket ederek
gemi sahiplerinin talimatı ile hareket ettiğini iddia
eden Dava-lı No.3 ve 4'ü sorumlu tutmamakla hata etti.
Davacılar için en kötü ihtimalle gemi sahiplerinin bu
yük üzerinde ancak lien hakkı olabilirdi ve böyle bir
durum olsa idi bile (ki bu husus kabul edilmez) gemi
sahiplerinin üzerinde lien -hakkı iddiasında bulunduk-
ları bir yükü Mahkeme Emri olmadan satmak veya elden
çıkarmak hakkı yoktu. Muhterem Bidayet Mahkemesi gemi
sahiplerinin böyle bir hakkı varmış görüşü ile hareket
etmesi hatalı idi.
Yükün Magosa Limanına emanet-en ve/veya transit
olarak indirilmiş olması Davacıların mülkiyet hakları
ve/veya Davalı No. 3, 4 ve 5'in mal sahiplerine karşı
olan görev, mükellefiyet ve mesuliyet ile ilgili yasal
prensipleri değiştirmediği halde Muhterem Bidayet Mah-
- kemesi yük emanette olduğu için Davalıların haksız bir
fiil işlememiş oldukları doğrultusundaki bulgusu hatalı
idi.
Muhterem Bidayet Mahkemesinin konu ile ilgili yasal
prensipleri titizlikle incelemesi ve/veya uygulaması
gerektiği h-alde Muhterem Bidayet Mahkemesi Davalı No.3,
Davalı No.4 ve Davalı No. 5'in şahadetlerinde teamül ve
usul böyledir şeklindeki genel mahiyetteki iddialarını
kabul ederek yasal durumu incelememekle ve/veya uygula-
mamakla hata etmiştir.
C-an alıcı noktalarda daha önce yapmış olduğu
yeminli beyanlarına ve/veya Mahkeme huzurunda mevcut bel-
gesel emarelere ters düşen ve/veya onlarla kabili telif
olmayacak şekilde şahadet veren ve/veya iddialarda
bulunan Davalı No.3'ün şahad-etine itibar etmekle Muhterem
Bidayet Mahkemesi hata etmiştir.
7. (İstinaf sırasında geri çekilmiştir.)
Muhterem Bidayet Mahkemesi huzurundaki şahadeti
gerektiği şekilde değerlendirmemiş ve/veya yanlış değer-
len-dirmiş ve/veya konu ile ilgili yasal prensipleri
yanlış değerlendirmiş ve/veya yanlış uygulamış ve/veya
Davacıların davasını iptal ve ret etmekle hata etmiştir.
İstinafın duruşmasına başlandığı sırada, Davalı No.(5) aleyhindeki istinaf geri ç-ekildiği cihetle, Davalı No.(5)'i ilgilendiren ve istinaf ihbarnamesinin 7. paragrafı altında ileri sürülen iddialar üzerinde durulmamıştır.
İstinaf eden Davacılar avukatı, Davalı No.(3) ile Davalı No.(4) aleyhindeki işbu istinafı desteklemek amacıyl-e zabıtların ilgili kısımlarından atıfta bulundukları gibi, aleyhine istinaf edilen Davalı No.(3) ile Davalı No.(4)'ü temsil eden avukat da Davacıların iddialarını çürütmek üzere, aynı şekilde alıntılar yaparak Mahkememize hitap etmişlerdir. Taraflar, ayr-ıca, mese-leyi ilgilendiren ilmi ve kazai içtihatları da meseleye ışık tutmak üzere sunmuşlardır.
Tüm istinaf sebeplerini birlikte ele alıp incelemekte yarar görüyorum.
Yukarıda söylenenlerden görülebileceği gibi, Alt Mahkeme, gasp haksız fiilin-in ispat edilemediği nedeniyle Davacıların davasını ret ve iptal etmiştir.
Davacılar, istinaf ihbarnamelerinde, Alt Mahkemenin sunulan şahadeti gerektiği şekilde değerlendirmediğini ve/veya yanlış değerlendirdiğini, yasal prensipleri yanlış değerlend-irip yanlış uygulamakla hataya düştüğünü ve neticede davayı ret ve iptal etmekle hatalı hareket ettiğini ileri sürmüşlerdir.
Davalı No.(3) ile Davalı No.(4) ise Alt Mahkeme tarafından üretilen hükmün doğru olduğunu savunmuşlardır.
Gasp (convers-ion) haksız fiili Fasıl 148 Haksız Fiiller (Civil Wrongs) Yasasının 39. maddesinde şöyle tanımlanmaktadır:
"Conversion consists of an unlawful physical act which
affects any movable property and asserts a claim to
deal therewith in a ma-nner inconsistent with the right
of any person entitled to the immediate possession
thereof."
Davacılar istinaf konusu yükün mal sahibi olduklarını iddia etmişler ve bunu ispat için de, diğer şeyler yanında, hamili bulundukları 2 a-det orijinal konşimentoyu itirazsız olarak Alt Mahkemeye sunmuşlardır.
Emare 2 ve 3 olarak kaydedilen bu konşimentoları inceleyen Alt Mahkeme, konşimentolarda "Notify address" sütununda Davacı No.(2)'nin isim ve adresi yazılı olmakla beraber, bunun t-ebliğ
adresi olduğu için yük üzerinde mülkiyet hakkını göstermediğini, "Consignee" sütununda ise "To order" yazıldığına göre, bu konşi-
mentoların ciro edilip mal sahiplerinin her zaman değişebileğini ve yükün başka başka şahıslara verilebileceğini bel-irtmiştir.
Davacılar, istinaf esnasında Mahkemeye hitap ederken, bu konuda, "Notify address" sütununda ve konşimentoda "Shipper's description of goods" sütunu altında görülen "Buyers" kelimesi karşısında Davacı No.(2)'nin isim ve adresinin yazılmış o-lduğunu, keza konşimentoların ciro edilip kendi tasarruflarına verildiğini ve halen de hamili bulunduklarını söylemişlerdir. Davacılar, son olarak, durum bu merkezde olunca, bahse konu yükün mal sahibi olduklarını kanıtladıklarını iddia etmişlerdir.
- Davalı No.(3) ile Davalı No.(4) ise Mahkememize hitabe-
lerinde, diğer şeyler yanında, Alt Mahkemece verilen hükmün
doğru olduğunu, ayrıca bu meselede herhangi bir ciro işlemi yapılmadığını, dolayısıyle Davacıların konu yükün mal sahibi olduklarını ispat- edemediklerini söylemişlerdir.
Taraflarca ileri sürülen iddia ve görüşleri, sunulan şaha- deti nazarı itibare alarak inceledim. Gerçekten "Notify address" sütununda Davacı No.(2)'nin isminin yazılmış olması, Alt Mahke-menin de belirttiği gibi, konu- yükün Davacılara ait olduğunu göstermez. Bilindiği üzere, "Notify address" ihbar adresi olup gönderileni (consignee) ifade etmemekte, sadece kaptanın varış limanında hazırlık ihbarının kime yapılacağını düzenlemektedir. Konu konşimentolarda gönderilen k-ısmında da "To order" yazılmış olduğuna ve bu tip konşimentoların aşağıda belirtildiği gibi ciro edilip başka başka şahıslara verilebileceğine göre konşimento-ların başka bir yerinde "Buyer" (alıcı) olarak Davacı No.(2)'nin gösterilmiş olması da, konu yükü-n mal sahipliliği açısından her- hangi bir değer taşımadığı kanısındayım.
Bu konu ile ilgili Scrutton on Charter - Parties, 15. baskı, sayfa 183'de Indorsement of Bill of Lading başlığı altında şöyle denilmektedir:
"Bills of Lading making goods -deliverable 'to order' or
..... are by mercantile custom negotiable instruments,
the indorsement and delivery of which may affect the
property in the goods shipped.
Indorsement is effected either by the shipper or ...
wri-ting his name on the back of the bill of lading,
which is called an 'indorsement in blank'....
....................................................."
- Yukarıdaki alıntıdan görülebileceği gibi, üzerinde "To order" yazılmış olan konşimentolar yükleyici emrine düzenlenmiş sayılmakta ve bu şekildeki bir konşimentonun arkasına yükleyici imzasını atmakla bunu ciro (indorsement) edip başka bir şahsa teslim- edebilmektedir.
Daha önce de belirtildiği gibi, Davacılar Emare 2 ve 3 olarak sunulan konşimentoların kendilerine ciro edildiğini de iddia etmişler, Davalı No.(3) ile Davalı No.(4) ise konşimen-toların ciro edilmediğini söylemişlerdir.
Alt Mah-kemenin verdiği hükmü incelediğimde, bu konuda her- hangi bir bulgu yapılmadığını gördüm. Bu durumda, Alt Mahkeme huzurunda konu ile ilgili olarak verilen şahadeti incelemeyi ve yeterli şahadet bulunduğu takdirde bu konuda bulgu yapmayı uygun buldum.
- Zabıtların ilgili kısımlarında Mavi 40'da Davacılar tanığı Adil Şefik Nurettin "Ciro yapılmamıştır?" şeklindeki bir soruya
"Benim emrime tescil edilmiştir. Hâlâ bu belge benim elimdedir." diye yanıt vermiştir. İtirazsız olarak Mahkemeye sunulan Emare 2- ve 3 konşimentoların arka taraflarını da dikkatle incelediğim zaman yükleten Ram Dış Ticaret A.Ş. yazan bir mühür ile altında bir imza yer aldığını gördüm. Sunulan şahadet bir bütün olarak ele alındığında, yükü temsil eden konşimentoların yükleten tara-f-ından Davacılara açık ciro (blank indorsement) edildiği sonucuna varmak gerekir ve ben de bu doğrultuda bulgu yaparım.
Yine konumuzla ilgili olarak Halsbury's Laws of England, 3. baskı, cilt 35, sayfa 332, para 474'de de şöyle denilmektedir:
"D-ocument of title. The bill of lading is a symbol of
the right of property in the goods specified therein.
Its possession is equevalent to the possession of the
goods themselves, and its transfer, being a symbolical
delivery of -the goods, has by mercantile usage the same
effect as an actual delivery in the circumstances."
Emare 2 ve 3 olarak- görülen konşimentolar yükleten Ram Dış
Ticaret A.Ş. tarafından ciro edilerek Davacılara verildiğine ve Davacılar da bu konşimentoların hamili olduğuna göre, yukarıdaki alıntı ışığında Davacıların konu konşimentolarda belirtilen yükün mal ve tasarruf sahi-bi oldukları anlaşılmaktadır.
Davalı No.(3) olarak görülen Osman Lama her ne kadar da Mahkemeye 24.1.1995 tarihinde sunduğu şahadetinde (Mavi 86 ile 88) konu yükün mal sahibini bilmediğini söylemesine rağmen, daha önce konu henüz hafızasında taze ike-n gemi sahiplerince 22/89 sayılı dava altında bahse konu yükün tutuklanması ile ilgili dosyalanan ara emri istidasına ekli 24.4.1989 tarihini taşıyan
ve itirazsız Emare 6 B olarak sunulan yemin varakasının 4. paragrafında Direction Generale des Cereales -et de la Betterave Sucriere, Beyrut, Lübnan'ın yükün mal sahibi olduğunu belirtmiş ve böylece bu belge ile Davacıların konu yük üzerindeki mal sahipliliğini teyit etmiştir.
Tüm bu söylenenler ışığında Emare 2 ve 3 konşimentolarda bahsedilen yükün mül-kiyet ve tasarruf hakkının Davacılara ait olduğu sonucuna varır, bu şekilde bulgu yaparım.
Olgulardan anlaşılacağı gibi, Davacılara ait olan yük gemi sahiplerince götürülmesi gereken bir Lübnan limanına götürülmeyip Gazi Mağusa Serbest Liman Bölgesine- getirilmiş ve buradaki depo ve ambarlara tahliye edilmiştir. Akabinde Davalı No.(3) ile Davalı No.(4)'ün verdiği Emare 7'deki ordinolarla ambarlardan alınarak Seif Eddine Obeid isimli yabancı bir şahsa teslim edilmiş ve Emare 9'daki yük bildirgeleri ile -de Kıbrıs dışına gönderilmiştir.
Davacılar, Davalı No.(3) ile Davalı No.(4)'ün konu yükün kendilerine ait olduğunu bildikleri ve bu yükün başkalarına verilmesi hususunda kendilerinden izin almadıkları halde yükü başkalarına vermelerinin veya başkalar-ına teslim etmelerinin
gasp haksız fiilini teşkil ettiği halde, Alt Mahkemenin yapılan işlemlerin yasalara, usul ve teamüle tamamen uygun olduğu ve ortada herhangi bir haksız fiil bulunmadığı doğrultusunda bulgu yapmakla hatalı hareket ettiğini iddia etmi-şlerdir.
Öte yandan Davalı No.(3) ile Davalı No.(4) ise gemi sahiple-rinin tasarrufunda bulunan yükün "lien" hakkına dayanılarak gemi sahiplerince Seif Eddine Obeid isimli bir şahsa satılıp teslim edildiğini savunmuşlardır.
"Lien" hakkı ile ilg-ili olarak Bullen & Leake and Jacob's Precedents of Pleadings, 12. baskı, sayfa 1190'da şöyle denil-mektedir:
"Pleading. Where the defence of lien is relied upon,
it should in all cases be specially pleaded; and
particulars of the deb-t in respect of which the lien
is claimed should be given."
Davalı No.(3) ile Davalı No.(4)'ün müdafaa takrirleri incelendiğinde sadece Davalı No.(1) ve Davalı No.(2)'nin "lien" hakkından bahsedildiği, ancak yukarıda verdiğim alıntıda belirti-len bu "lien" hakkını oluşturan borç teferruatının hiç verilmediği görülecektir. Davacıların Davalılara herhangi bir borcu olup olmadığı, varsa bunun nereden kaynaklandığı bilinmeden ve bu hususları açıklayıcı şahadet de bulunmadan herhangi bir "lien" hak-kı müdafaasından söz edilemeyeceği aşikârdır.
Bir an için Davalı No.(1) ile Davalı No.(2)'nin tasarruf-larında bulundurdukları bahse konu yük üzerinde "lien" hakları bulunduğunu farzedelim.
Davacılar gemi sahiplerinin yük üzerinde "lien" hakkı -olsa idi bile Mahkeme emri olmadan konu yükü satmak veya elden çıkarmak haklarının olmadığını, Alt Mahkemenin ise gemi sahiplerinin böyle bir hakkı olduğu görüşü ile hareket etmekle hataya düştüğünü iddia etmişlerdir.
"Lien" hakkı yukarıda verdiğim e-serin 1187. sayfasında şöyle tanımlanmaktadır:
"A lien at common law entitles the person in posses-
sion of goods or chattels to retain them until, in
the case of a general lien, all his claims against
the rightful owner are satisf-ied or in the case of
a particular lien, until his proper charges relating
to particular goods or chattels have been paid. A
lien therefore does not confer any right of action,
but affords a defence to a claim for the detention
- or conversion of the goods or chattels in question.
It confers a particular right of detention and gives
no right of sale."
Yine bu konuda -Carver's Carriage by Sea, 13. baskı, cilt 2, sayfa 1380, paragraf 1991'de şunlar yazmaktadır:
"But beyond this, the shipowner generally has a right
to retain the goods in his possession until the
freight upon them & sometimes other charg-es also,
have been paid. This right is called a lien. It
does not give the shipowner any property in the
goods; nor does it enable him to sell them; even
though the retention of them may be attended with
expense. It is simp-ly a right to keep possession,
and to resist all claims to take them away. And it
avails against the true owner of the goods, although
he may not be the person liable for the freight of
other charges."
- Yukarıdaki alıntılardan anlaşılabileceği gibi, "lien" hakkı elindeki malı borçlu edimini yerine getirmedikçe alacaklının konu malı borçluya vermeme hakkı olup alacaklıya bu malı başkasına satma hakkı vermemektedir. Hâl böyle olunca Davalıların tasarr-ufunda bulunan konu yükün Seif Eddine Obeid isimli
yabancı bir şahsa satılıp teslim edilmesi mevzuata aykırıdır. Dolayısıyle Davalı No.(3) Osman Lama ile Davalı No.(5) adına şahadet veren Vural Denizhan'ın şahadetine inanarak konu yükün satışının yasa, u-sul ve teamüle uygun olduğunu belirten Alt Mahkeme hükmünün hatalı olduğu görüşündeyim.
Tüm belirttiğim hususlar ve alıntısı yapılan içtihatlar ışığında Davacılara ait olan yük gayrıkanuni olarak Seif Eddine Obeid isimli yabancı bir şahsa satılıp tes-lim edilmekle, Davacı-ların bu mal üzerindeki mülkiyet haklarına müdahale edilmiş, Davacılar bu yükü tasarruf ve kullanmaktan mahrum bırakılmış-lardır. Böylece yapılan bu fiillerin gasp (conversion) haksız fiilinden başka birşey olmadığı aşikârdır.
-Davacılar, ayrıca, yükün satışı ile ilgili karar verme hakkının gemi sahiplerinde olduğu görüşünden hareket ederek onların talimatı ile işlem yaptıklarını iddia eden Davalı No.(3) ile Davalı No.(4)'ü yapılanlardan sorumlu tutmamakla da Alt Mah-kemenin yine- hataya düştüğünü ileri sürmüşlerdir.
Davalı No.(3) ile Davalı No.(4) ise Davacıların bu iddiala-rına cevaben yaptıkları işlemleri gemi sahiplerinin acentesi olarak, onların talimatları doğrultusunda ve onlar adına
yaptıklarını, bu nedenle gemi sahi-plerinin gerçekleştirdiği işlemlerden yine de sorumlu tutulamayacaklarını söylemişlerdir.
Bu konudaki olgulardan görülebileceği gibi, gerçekten Davalı No.(3) ile Davalı No.(4) gemi sahipleri tarafından gemi acentesi olarak tayin edilmişler ve bazı iş-lemler yapmışlardır. Bu durumda, acaba bu şekilde görevlendirilen Davalı No.(3) ile Davalı No.(4), işlenen gasp haksız fiilinden dolayı sorumlu tutulabilirler mi?
Fasıl 148 Haksız Fiiller (Civil Wrongs) Yasasının konuyu ilgilendiren 12. maddesinin i-lgili bölümleri şöyledir:
"12(1) For the purposes of this Law
(a) .............
(b) Any person who shall employ an agent, not
being his servant, to do any act or class
of acts on his behalf sha-ll be liable for
anything done by such agent in the perfor-
mance of, and for the manner such agent does,
such act or class of acts;
(c) .............
(2) Nothing in this section shall a-ffect the liabi-
lity of any person for any act committed by
such person."
Yine aynı konuda Halsb-ury's Laws of England, 3. baskı,
cilt 1, sayfa 222, paragraf 503'de şunlar belirtilmektedir:
"Where a principal gives his agent express authority
to do a particular act which is wrongful in itself
or which results in a wrongful act the -principal is
jointly and severally with agent, responsible to
third persons for any loss or damage occasioned
thereby."
Verdiğim bu alıntılardan anlaşılacağı üzere her kim kendi adına işlem yapması için bir vekil (agent) tayin eder-se, bu vekilin yaptığı haksız fiillerden sorumlu olacağı gibi, görev- lendirilen vekil de, bu sıfatla, işlediği haksız fiillerden sorumludur. Bir başka deyişle, hem asil (principal) hem de vekil işledikleri haksız fiiller dolayısıyle üçüncü şahıslara karş-ı müştereken ve münferiden sorumludurlar.
Bu belirtilenler ışığında, ortaya çıkan şudur ki, Davalı No.(3) ile Davalı No.(4) işlenen bu gasp haksız fiilinden dolayı Davacılara karşı müştereken ve münferiden sorumludurlar.
Bu durumda, Alt Mahkeme-nin gasp haksız fiilinin ispat edilmediği yönündeki hükmü hatalı olduğundan iptal edilmesi gerektiği görüşündeyim.
Alt Mahkeme gasp haksız fiili neticesinde Davacılar tara-fından zarar ziyana uğranıldığı yönünde ileri sürülen hususun
da ispat edilme-diğini söylemiştir.
Gasp sonucu uğranılan zarar ziyan hususundaki Clerk & Lindsell on Torts, 13. baskı, sayfa 675 Measure of Damages -(a) General Rule- Value of Goods ana başlığı altında paragraf 1152'de şunlar yer almaktadır:
"The action in c-onversion is a purely personal action
and results in a judgment for pecuniary damages only.
The Judgment is for a single sum of which the measure
is generally the value of the chattel at the date of
the conversion together with any -consequential damages
flowing from the conversion & not too remote to be
recoverable in law."
Sayfa 677, paragraf 1153'de ise şöyle denilmektedir:
"In one case (Ewbank v. Nutting, (1849) 7 CB 797) where
goods had been wron-gfully sold in the course of a
voyage, the owner obtained as damages the cost price
of the goods and the freight & it was held that this
was in the circumstances a proper method of arriving
at their value."
Bu eserden- anlaşılan odur ki, gasp haksız fiil davalarında zarar ziyan konusunda esas olan malın gasp tarihindeki kıyme-tidir. Konu eserde yer alan ve meselemize benzer olan Ewbank v. Nutting, (1849) 7 CB 797 davasında ise malın maliyeti ile malın taşınması için ö-denen meblâğ o malın kıymeti olarak kabul edilmiş ve bu miktar zarar ziyan olarak mal sahibine ödenmiştir.
Alt Mahkeme, zabıtların Mavi 126 olarak görülen hüküm kıs- mında Davacıların yük için ödedikleri miktarın taraflar arasında ihtilâfsız olduğunu- belirtmiştir. Yine Mahkemeye Emare 5 olarak sunulan ve zabıtların Mavi 134 ve 135. sayfalarında yer alan bel- gede ve Mavi 32'de görülen Davacı Tanığı Adil Şefik Nurettin'in şahadetine göre bu miktar CIF 514125 Amerikan Dolarıdır. Yani az önce belirttiğ-im içtihat kararı uyarınca Davacıların zarar ziyan olarak alabilecekleri miktar bu miktardır. Nitekim, Davacılar da, Mavi 13-18'de yer alan talep takrirlerinin 21(a) paragrafında konu miktarı talep etmişlerdir. Demek oluyor ki, Alt Mahkeme
hükmünün hilâf-ına Davacılar zarar ziyan hususundaki iddialarını da ispat etmiş bulunmaktadırlar.
Tüm bu belirtilenler sonucunda, Alt Mahkemenin davayı ret ve iptal eden hükmü iptal edilerek Davacılar lehine ve Davalı No.(3) ile Davalı No.(4) aleyhine müştereken ve- münferiden 514125 Amerikan Doları için hüküm verilmesinin doğru ve adil olacağı görüşündeyim.
Önümdeki dava, bir haksız fiilden doğduğu cihetle, yukarıdaki meblâğın, Değiştirilmiş şekli ile 1976 Mahkemeler Yasasının 42(2) maddesi uyarınca davanın aç-ıldığı 11.11.1991 tarihinden başlayarak son ödeme gününe kadar KKTC Merkez Bankası Yasasının 25. maddesi uyarınca saptanıp yürürlüğe konulan mevduat yıllık azami faiz oranının %50'si oranında yasal faiz taşıması gerekecektir kanaatindeyim.
Metin A. Hakkı:- Sayın Yargıç Celâl Karabacak'ın hazırlayıp okuduğu kararla hemfikirim.
Nevvar Nolan: Varılan sonuca aynen katılırım.
Celâl Karabacak: Sonuç olarak, yukarıda belirtilenler ışığında, istinaf, oybirliği ile, kabul edilerek Alt Mahkemenin davayı ret ve i-ptal eden hükmünün iptaline ve Davacılar lehine ve Davalı No.(3) ile Davalı No.(4) aleyhine müştereken ve münferiden 514125 Amerikan Doları ve bu miktar üzerinden yasal faiz ödenmesine hüküm ve emir verilir.
Usulüne uygun bir istida üzerine Başmukayy-itlikçe takdir edilecek istinaf masraflarını Davalı No.(3) ile Davalı No.(4) ödeyeceklerdir.
Celâl Karabacak Metin A. Hakkı Nevvar Nolan
Yargıç Yargıç Yargıç
26 Kasım 1999
-1
20
-
Full & Egal Universal Law Academy