-D.13/87 Yargıtay/Hukuk 81/86
(L/şa dava No. 2002/86)
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: Salih S. Dayıoğlu, Niyazi F. Korkut, Aziz Altay.
İstinaf eden: 1. Nagehan Omancıoğlu c-/o M. Ormancıoğlu, Girne Kaza
Mahkemesi, Girne.
2. Mehmet Ormancıoğlu, Girne Kaza Mahkemesi, Girne.
(davalı)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Çetin Kürşat Ltd-. Daire No. 1/B, Kat 1,
Çetin Kürşat Apt. Gönyeli.
(davacı)
A r a s ı n d a.
İstinaf eden na-mına: Ali Dana
Aleyhine istinaf edilen namına: Kıvanç M. Riza
H Ü K Ü M
Salih S. Dayıoğlu: İşbu istinaf Lefkoşa Kaza Mahkemesi Yargıcının 24.10.1986 tarihinde verdiği karardan yapılmıştır. İstinafı ilgilendirdiği oranda olgular aşağıdaki şekilde özetle-nebilir.
Davacı (aleyhine istinaf edilen) Lefkoşa kazasına bağlı Gönyeli köyünde Kürşat Apartmanı daire 1/B adresinde faaliyet gösteren kayıtlı bir şirket olup, Girne'de, Yukarı Girne Mahallesinde Ecevit Caddesinde 5645 sayılı koçan tahtında bulunan bir -dükkânın kayıtlı mal sahibidir.
12.1.1983 tarihli yazılı bir kira sözleşmesi uyarınca davacı sözü edilen dükkânı davalı 1'e (istinaf eden no.1) üç yılllığına kiraladı. Davalı 2 (istinaf eden no.2) davalı 1'in kefilidir. 14.8.1986 tarihinde davacı tarafın-dan dosyalanan celpnameye göre davalı 1, 1.4.1984 tarihinden sonra sözü edilen dükkân için herhangi bir kira ödemedi. Celpname ile davacı ödenmemiş kiraları talep etmektedir.
4.9.1986 tarihinde davalılar usule uygun olarak gerekli izni aldıktan sonra şar-tlı bir isbat-ı vücut varakası dosyaladılar ve 12.9.1986 tarihinde de çift taraflı bir istida dosyalayarak, özetle; (a) konunun taşınmaz mal ile ilişkili olduğu, (b) davalıların Girne'de ikâmet ettikleri, (c) icar mukavelesinin Girne'de imzalandığı nedenle-riyle davaya bakmaya Girne Kaza mahkemesinin yetkili olduğunu iddia ederek, gerek cepnamenin ve gerekse tebliğin iptalini talep ettiler.
Davacı, davalıların yukarıda özeti verilen istidalarına itirazda bulundu. İtiraznamesine ekli yemin varakasında davac-ı, davalıların iddialarına karşı özetle; (a) davanın konusu taşınmaz mal ile ilişkili olmayıp ödenmemiş kira alacağı olduğunu, (b) İcar mukavelesinin Lefkoşa'da imza edildiğini, (c) E.16, n.9'un böyle bir istidanın kabulüne cevaz vermediğini, (d) davalılar-ın Girne'de ikamet ettikerinin gerçek olduğunu ancak davalıların ödenmemiş kiraları davacı şirketin Lefkoşa Kaza Mahkemesinin yetki bölgesi içinde olan Gönyeli'deki adresine ödemekle mükellef olduklarını, iddia etti.
İstida 14.10.1986 tarihinde dinlendi.- istidanın duruşmasında sadece davalı 2 şahadet verdi. Davalı 2'nin şahadeti ise 12.1.1983 tarihli icar mukavelesinin Lefkoşa'da daktilo edildiği, bu nedenle mukavelenin altında "Lekoşa" yazıldığı ancak mukavelenin Girne'de "imzalandığı" doğrultusundadır.
-
24.10.1986 tarihinde kararını veren İlk Mahkeme tarafların gerek yazılı ve gerekse hitabeleriyle sözlü olarak ileri sürdükleri iddia ve görüşleri dinledikten sonra konu icar mukavelesinin Lefkoşa'da "yapıldığı" bulgusuna vardı ve bundan hareketle davaya -Lefkoşa Kaza Mahkemesinin bakmaya yetkili olduğu sonucuna vararak istidayı reddetti. İstinaf işbu ret kararından yapılmış bulunmaktadır. Dosyalanan istinaf ihbarnamesi dört sebep içermekle beraber bunların tümünü aşağıda gösterildiği şekilde bir başlık alt-ında toplamak mümkündür, şöyle ki:
"İlk Mahkeme icar sözleşmesinin Lefkoşa'da aktedildiği sonucuna varmakla hata etti."
Konu icar sözleşmesinin Lefkoşa'da daktilo edildiği hususunda taraflar arasında görüş ayrılığı yoktur. Bir sözleşmede belli bir yeri-n yazılması halinde o sözleşmenin o yerde aktedildiğinin varsayılması gerekir. Önümüzdeki meselede de durum aynıdır. İlk Nazarda sözleşmenin Lefkoşa'da aktedildiğini söylemek yanlış olmaz. Ne var ki daha istida safhasında bile davalılar belirgin bir şekild-e sözleşmenin Girne'de "imzalandığını" iddia etmişlerdir. Buna mukabil davacı nam ve hesabına hazırlanan yemin varakasında sözleşmenin Lefkoşa'da imzalandığı iddia edilmiştir. Bunun üzerine davalı 2, -ki davalı 1'in kocasıdır- şahadet vermiş ve sözleşmenin- açık bir şekilde Girne'de "imzalandığını" söylemiştir. İlk Mahkeme bu şahide inanmadığını belirtmemiştir. Bu bir yana davalı 2 bu babta şahadet verdikten sonra davacı avukatı tarafından yapılan istintakda sözleşmenin Lefkoşa'da imzalandığı iddiasını şahid-e yöneltmedi. Şahide yani davalı 2'ye sadece sözleşmede Lefkoşa'da "yapıldığı"nın yazılı olup olmadığı soruldu. Kanımızca konu çok açık ve seçiktir. Davalı 2'nin tekzip edilmeyen şahadeti ışığında İlk Mahkemenin sözleşmenin Lefkoşa'da aktedildiği hususunda-ki bulgusu hatalıdır. Bu böyle olmakla beraber geriye, İlk Mahke-menin değinmediği üç konu ezcümle;
(a) E.16 n.9 ile Mahkemenin bölgesel yetkisinin konu edilip edilme-yeceği,
(b) Dava konusunun taşınmaz mal ile ilgili olduğu ve taşınmaz malın da Girne'd-e olduğu ve bu nedenle davaya sadece Girne Kaza Mahkemesinin bakmaya yetkili olup olmadığı ve
(c) Kiranın Lefkoşa Kaza Mahkemesinin bölgesel yetkisinde olan Gönyeli'de ödenmesinin yasal açıdan zorunlu olup olmadığı hususları kalır.
Bu safhada iken uyul-ması gerekli bir usule işaret etmek isteriz. Bir ihtilâfın çözümünde taraflar çeşitli görüş ve iddialarda bulunabilirler. Bu iddialar olgusal olabileceği gibi hukuksal da olabilir. İlk Mahkemeler önlerine serdedilen bütün görüş ve iddiaları incelemek ve bi-r sonuca varmak zorundadırlar. Bu iddia veya görüşlerden sadece birini ele alıp neticeye varmak sağlıklı bir yöntem değildir. Çok açık ve seçik durumlar dışında, muhtemel gereksiz zaman kaybına yol açmamak için, İlk mahkemelerin önlerinde yapılan tüm iddia-ları inceleyip bunlara yanıt vermelidirler. Yapılan çeşitli iddialardan sadece birisine cevap vermek suretiyle meseleyi bir sonuca bağlamak ve geriye kalan iddialara değinmeye hakkı sadece daha üst düzeyde hukuksal açıdan denetime tabi olmayan istinaf mahk-emelerine verilmiştir.
Şimdi önümüzdeki meseleye dönebiliriz. İlkin yukarıda (a) altında özetlenen iddiayı ele alalım. E.16 n.9 aynen şöyledir:
"9. A defendant before apperaing shall be at liberty, without obatining an order to enter or entering a cond-itional appearance, to take out a summons to set aside the service upon him of the writ or of notice of the writ, or to discharge the order authorizing such service."
-Bizdeki bu nizam İngiltere'deki 1883 Yüksek Mahkeme Tüzüğü O.12 r.30'dan alınmıştır. (Gör:- The Annual Practice 1962)
-
Yukarıdaki alıntıdan da açıkça görülebileceği gibi E.16 n.9 altında bir mahkemenin yetkisi konu edilebilir ve meselemizde olduğu gibi mahkemenin belli bir davaya bölgesel yetki açısından bakıp bakamıyacağı hususu bu nizam altında yapılacak müracaata konu- teşkil edebilir. Bu nedenle davacının bu iddiasında herhangi bir mesnet görmüyoruz.
İkinci nokta dava konusu bir taşınmaz malla ilgili olduğu iddiası ise de bunu İlk Mahkemede ileri süren davalılar Yargıtay'da konu etmediler. Bunun için biz de bu noktay-ı terkedilmiş sayarız.
Geriye üçüncü ve yukarıda (c) altında özetlenen iddia kalır. Esasen, kanaatımızca, üzerinde durulması gerken esas nokta da budur.
Taraflar arasında yapılan sözleşmede belirlenen kiranın davalılar tarafından davacıya nerede ödenec-eğine dair herhangi bir madde yoktur. Bu hususta taraflar arasında herhangi bir sözleşme olmadığına göre genel hukuk ilkesine göre borçlunun yani davalının kira borcunu davacıyı Kıbrıs'ta arayıp bulması ve ödemeyi yapması gerekir. Chitty on Contracts 23. B-askı, sayfa 552, para 1166'da bu hususta şunlar yer almaktadır:
"Where the place of payment is specified by the contract, the debtor must tender payment at the place in order to discharge his obligation. Where no place of payment is expressly or impliedly- specified by the contract, the general rule is that it is the debtor's duty to seek the creditor in order to pay him at his olace of business or residence, if it is in England; but the rule is not applicable to large employers of labour who maintain a reg-ular pay-day and pay office. The place for payment of a debt is the business place or residence of the creditor at the date when the debt was contracted unless there is evidence of a contrary intention."
--Hukuk İstinaf 1/71 sayılı içtihat kararında da bu konu işlenmişti. O davada Mahkeme sayfa 4'te şunları söylemişti:
"Buna göre davacının ya aktin olduğu kazada veya aktin ihlâl edildiği kazada davayı açmaya hakkı var ve her iki kaza mahkemesinin de davaya -bakma yetkisi vardır. Kabul edilen şahadete göre davalı ödünç para alma talebini Lefkoşa'da yapmıştır ve yine verilen şahadete göre para davalıya Lefkoşa'da verilmiştir. Kanaatimizce herhangi bir akit mevcutsa, bu akit Lefkoşa'da yapılmıştır. Acaba bu akit- nerede ihlâl edilmiştir? Bu hususta karar vermek için de borcun nerede ödenmesi gerektiğini incelemek gerekir. Davacı talep takririnde her ne kadar da davalının borcunu Mağusa'daki adresine ödemeyi taahhüt ettiğine dair iddia etmişse de bu hususta mahkeme-ye herhangi bir şahadet verilmiş değildir. Ödemenin nerede ve ne vakit olacağına dair Mahkemede herhangi bir şahadet mevcut değildir. Bu böyle olduğuna göre ödeme hususundaki genel prensipleri uygulmak gerekir. Bu genel presiplere göre ödeme yerinin nered-e olacağı hususu sarahaten veya zimnen akitte belirtilmiş değilse, borçlunun alacaklıyı, Kıbrıs'ta olduğu takdirde, arayıp bulması ve ödemeyi yapamsı gerekir. Bir borcun ödenme yeri hususunda herhangi bir anlaşma olmayan hallerde, ödenme yeri borcun alındı-ğı zaman alacaklının işyeri veya ikâmet ettiği yerdir."
Yukarıda belirli veya zımni anlaşma yokluğunda borcun, borçlu tarafından, davacının işyerinde veya ikâmet ettiği yerde ödemesi gerektiği doğrultusundaki ilkenin kira borçlarına teşmil edilemeyeceği -hususundaki davalıların iddiasında ise herhangi bir hukuki mesnet görmedik. Nitekim Haldane v. Johnson Law Journal 1853, s.264 sayfa 266'da Mahkeme şunları söyledi:
"We are therfore, of opinion a covenant for payment of rent at the time and manner reserve-d, when no particular place is mentioned, is analagous to a covenant to pay a certain sum of money in gross on a day certain, in which case it is incumbent upon the covenantor to seek out the person to be paid and to tender the money, for the siple reason -that he has contacted so to do....."
Elbette ki yazılı sözleşmede kiranın nerede ödeneceği yazılmış olmasına rağmen borcun dah-a sonra belirli bir yerde ödenmesi veya borcun taraflar arasında niza konusu edilmeyen başka şekil ve usulde ödenmesi durumu değiştirebilir.
Önümüzdeki meselede davacının dosyaladığı itiraznameye ekli yemin varakasının 3(b) paragrafında davalıların Girne-'de ikamet ettikleri kabul edilmekle beraber kira borçlarını, Lefkoşa Kaza Mahkemesi dahilinde olan davacı şirketin kayıtlı dairesinde ödemeleri gerektiği iddia edildi. Davacı şirketin kayıtlı dairsinin ise daire No.1/B Çetin Kürşat Apt., Gönyeli adresinde- olduğu gerek davanın ünvanında ve gerekse celpnamenin birinci pararafında belirtilmektedir. Davacı tarafından bu iddia yapıldığı halde davalılar herhangi bir şekilde bunun aksini iddia etmediler ve de Mahkemeye şahadet sunmadılar. Bu durumda davacının yem-in varakasındaki bu iddia reddedilmediği cihetle doğru olarak kabul edilmesi gerekir. Buna ek olarak daha önce üzerinde durulan hukuk ilkesi ile içtihat kararları da dikkate alındığında davalıların varolduğu iddia edilen kira borçlarının davacının Gönyeli'-deki iş adresine ödemeleri gerektiği sonucuna varmamız gerekir. Kira borçlarının da ödenmemesi aktin ihlâli demektir. Varolduğu iddia edilen kira borcu Gönyeli'de ödenmesi gerekip de ödenme-mişse aktin ihlâlinin Gönyeli'de yani Lefkoşa Kaza Mahkemesinin ye-tki alanı içinde vuku bulduğuna hükmetmek kaçınılmazdır. Gönyeli de Lefkoşa Kaza Mahkemesinin bölgesel yetkisi dahilinde olduğuna göre istinaf konusu davaya Lefkoşa Kaza Mahkemesinin bakmaya yetkisi vardır.
Yukarıda söylenenler ışığında istinaf reddolun-ur. Masraflar istinaf eden tarafından ödencektir.
(Salih S. Dayıoğlu) ( Niyazi F. Korkut) (Aziz Altay)
Yargıç Yargıç Yargıç
8 Haziran -1987
-
-
1
-
Full & Egal Universal Law Academy