-D.50/89 Birleştirilimiş
Yargıtay/Hukuk 81/89 ve 82/89
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: Salih S. Dayıoğlu, N. Ergin Salâhi, Aziz Altay.
Yargıtay/Hukuk 81/89
(Dava No: 266-9/89; Lefkoşa)
İstinaf eden: 1. Eska İnşaat A.Ş. İstanbul.
2. Alper Eliçin, İstanbul.
(Davacılar)
ile
Aleyhine istinaf edilen: 1. Strela Mare Davos İsviçre.
2. Karpaz Investments Ltd. Lefkoş-a.
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Ali Dana.
Aleyhine istinaf edilen namına: Menteş Aziz ve Kıvanç Rıza.
Yargıtay/Hukuk 82/89
(Dava No: 2669/89; Lefkoşa)
İstinaf ed-en: 1. Eska İnşaat A.Ş. İstanbul.
2. Alper Eliçin, İstanbul.
(Davacılar)
ile
Aleyhine istinaf edilen: 1. Strela More Davos İsviçre.
2. Karpaz Investments Ltd. Lefkoşa.
- (Davalılar)
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Ali Dana.
Aleyhine istinaf edilen namına: Menteş Aziz ve Kıvanç- M. Rıza.
H Ü K Ü M
Salih S. Dayıoğlu: Bu istinafta Mahkemenin hükmünü Sayın Yargıç N. Ergin Salâhi verecektir.
N. Ergin Salâhi: 81/89 sayılı istinaf, İlk Mahkemenin 21.11.1989 tarihinde verdiği geçici ara emrinin kesinleşmesini reddeden 7.12.1989 tari-hli kararına karşı yapılmıştır. 82/89 sayılı istinaf ise bu red kararını müteakip İlk Mahkemede yapılan duruma emrinin reddine karşı yapılmıştır.
Gerek dava dosyalanması ve gerekse ara emri talebinden önce cereyan eden olaylar özetle aşağıdaki gibidir. T-araflar arasında olgular hususunda büyük bir ihtilâf yoktur.
2. Davalı Clup Karpaz veya namı diğerle Karpaz Investments Ltd., Kıbrıs'ta tescil edilmiş bir şirket olup bugünlerde, Devletten icar ettiği bir arazi üzerine, Karpaz Bölgesinde tatil köyü inşa -etmektedir. 1. davacı Eska İnşaat A.Ş. ve 1. davalı Strela Mare Davos A.G., de 2. davalı şirketin hissedarlarıdırlar. 2. davacı Alper Eliçin ise 2. davalı konu şirketin direktörüdür. 1. davacı 19.9.1989 tarihinde 1. davalı ile yaptığı bir anlaşma uyarınca -şirketteki hisselerinin 2.417.750.456 adedini 1. davalıya sattı. Bu satışın gerçekleşmesi için de şirketin genel müdürü olan 2. davalı Bülend Kanol'a bu hisseleri satın alan adına devretmesi için 2. davalı şirketin idari kurulunda alınan bir karar uyarınca- yetki verildi. Şahadette, ilk nazarda, satışa konu hisselerin 1. davalıya devredildiği, bu devir işlemlerinin Şirketler Mukayyitiğine kaydedildiği ve Şirketler Mukayyitliğinde konu hisselerin alan adına kaydedildiği görülmektedir. Bu durumda ilk nazarda, -1. davalının 2. davalı şirketin çoğunluk hisselerini ele geçirdiği görülmektedir. Bu işlemleri müteakip çoğunluğu elde eden 1. davalı 2. davacı Alper Eliçin ile yine direktör olan Ali Fikri'yi direktörlükten azletme ve onların yerine Metin Menteş ve Ezer Ö-zsoy'u tayin etme yönüne giderek bir seri müteakip kararlar almışlardır.
Davacılar 21.11.1989 tarihinde Lefkoşa Kaza Mahkemesinde dosya-ladıkları 2669/89 sayılı dava ile aşağıdaki taleplerde bulunmaktadırlar.
-"a) Davalı no:1 tarafından Davalı no:2 Şirket Yönetim Kurulunaki Direktörlerden Alper Eliçin ve Ali Fikri'nin 17.11.1989 tarihinde azledilmeleri ve/veya 17.11.1989 tarihinde azledilmiş bulunan Alper Eliçin ve Ali Fikri yerine Metin Menteş ile Ezer Özsoy'u-n tayinlerinin haksız ve/veya kanunsuz ve/veya usulsüz ve/veya batıl ve/veya yetkisizce yapılmış olduğu hususunda bir ilâm veya hüküm; ve
b) Davalı no:2 tarafından yuakrıda Davalı 1'in azil ve/veya tayin bildirimine dayanarak şirketler mukayyitliğine 17.-11.1989 tarihinde yapılan bildiriinin geçersiz ve/veya batıl ve/veya iptali gerektiğine dair bir ilâm verya hüküm; ve
c) Davalı no.2 şirket yönetim kurulunun 17.11.1989 tarihinden yapılmış bulunan yeni kuruluşunun haksız ve/veya kanunsuz ve/veya usulsüz -olduğu cihetle şirket yönetim kurulunca 17.11.1989 tarihinde alınan veya o tarihten sonra alınacak olan herhangi bir kararının geçersiz ve/veya batıl olduğuna dair bir ilâm veya hüküm; ve
d) İşbu dava masrafları."
Davacılar ayni tarihte dosyaladıkları -tek taraflı bir istida ile 2. davalı şirketin 17.11.1989 tarihinde teşekkül ettiği görülen ve Bülend Kanol, Mehmet Zorba, Samuel Miller, Metin Menteş ve Ezer Özsoy'dan oluşan yönetim kurulunun işbu dava nihayetine değin veya mahkemenin uygun göreceği bir t-arihe kadar toplanmasını ve/veya herhangi bir karar almasını meneden geçici bir ara emri ile 17.11.1989 tarihinde alınan ve ondan sonra alınacak kararların da uygulanmasını meneden bir emir talep etmişlerdir.
21.11.1989 tarihinde bu tek taraflı istidayı- tezekkür eden Mahkeme 22.11.1989 tarihine kadar geçerli olmak üzere istidada talep edildiği gibi geçici bir ara emri vermiş ve istidada talep edildiği gibi geçici bir ara emir vermiş ve istidanın kesinleşip kesinleşmiyeceğine karar verilebilmesi için isti-dayı 22.11.1989 tarihine tayin etmiştir. Karşı tarafların dosyaladıkları müşterek itirazname neticesinde konu, İlk Mahkemece görüşülüp, 7.12.1989 tarihinde neticelendirilmiştir.
İlk Mahkeme, özetle, hisse devir işlemlerine değinerek bunların doğurduğu ne-ticeleri ve ilgili tarihte şirketin yönetim kurulunun ilk nazardaki statüsünü de dikkate alarak, neticede, daha önce vermiş olduğu ara emrinin kesinleşmesini reddetmiştir.
81/89 sayılı istinaf, bu red kararına karşı yapılmaktadır. Bu istinaf dosyalandıkta-n sonra istinafın neticelenmesine değin, işlemlerin durudurulması yönünde bir emir verilmesi, davacılarca İlk Mahkemeden talep edilmiş ancak bu talep de olumlu karşılanmamış olduğundan 82/89 sayılı istinaf dosyalanmıştır. Esas istinaf durumunda bulunan 81-/89 sayılı istinaf ihbarnamesi 4 sebep içemekle beraber istinafın duruşmasında tüm istinaf sebepleri birlikte ele alınmıştır.
Müstenifler avukatının iddiasına göre İlk Mahkeme gereksiz olarak davanın esasına inmiş ve ara emir maksatları için aranan koşul-ları lâyıkı ile incelemeden bir karar vermiştir. Müstenifler avukatının iddiasına göre davanın esasına inen konulardan biri olan hisse devir işlemleri İlk mahkemece yanlış değerlendirilmiş ve bu hisselerin devredildiği kararına varmakla hata etmiştir. Şaha-dete göre hisseler bedelleri ödendikten sonra devredilecekti. Bu yapılmadığı gibi hisselerin devri de hissedarlar siciline geçirilmediğinden tamamlanmamıştır ve tamamlanmadığı cihetle de çoğunluk hisselerinin dervedildiği varsayımından hareketle yapılan az-il işlemleri ile bu azil işlemelerini müteakip yeni direktör tayin edilmesi ile ilgili kararlar ve bu kararları müteakip alınan bir seri kararın da batıl sayılması gerekir.
Müstenifler avukatı, yukarıda iddiaları kabul edilmese bile, 1. davalı tarafından- tele-faxs mesajı ile bir direktörün azledilmesinin Şirketler Kanunu Fasıl 113'ün ilgili hükümleri ve özellikle madde 178'in ruhuna uymadığını iddia etmektedir. Keza Müstenifler avukatının iddiasına göre, İlk Mahkeme, detaylı bir şekilde hisse devir işleml-erini incelerken, ara emri verilmesi için aranan kriterleri lâyıkı ile incelemediği gibi, daha önce verilen geçici ara emrinin ne sebeple kesinleşmemesi gerektiğini lâyıkı ile açıklayan bir gerekçeye de kararında yer vermemekle hata etmiştir.
Aleyhine is-tinaf edilenler avukatı ise, yeni tayin edilen direktörlerin davaya taraf yapılmadıklarını, onlara söz hakkı tanınmadığını öne sürdü ve sadece bu konu dikkate alındığında bile talep edilen ara emrinin verilemiyeceğini iddia ederek Yargıtay/Hukuk 51/81 sayı-lı içtihat kararına değinmiştir. Bu savına ilâveten, aleyhine istinaf edilenler avukatı, İlk Mahkemenin, ara emri maksatları bakımından hisse devir işlemlerini incelemek mecburiyetinde kaldığını, bunun zaruri olduğunu ve bir hata olmadığına değinerek, konu- hisselerin satışının yapıldığını, devir işlemlerinin tamamlandığını ve iddia edildiği gibi hissedarlar siciline bu hisselerin kaydedilmek suretiyle tamamlandığını iddia etmiştir. Aleyhine istinaf edilenler avukatının iddiasına göre hissedarlar siciline bu- hisselerin vaktinde kaydedilmemiş olduğu varsayılsa bile, Fasıl 113'ün ilgili maddeleri incelendiğinde bazı istisnaların bulunduğunun görüldüğünü, konunun bu istisnalar başlığı altında da mütalâa edilebileceğini, ancak bu gibi iddiaların lâyihalarda yer- almadığını ve müstenifler avukatı tarafından yaplıan bu argümanın kaale alınmaması gerektiğini ileri sürmüştür.
Yukarıdaki iddialar ışığında İlk Mahkeme kararını incelediğimizde, hakikaten İlk Mahkemenin belirli ölçüde konunun esasına girme durumunda ka-ldığı görülmektedir. Hemen şunu belirtelim ki ara emri safhasında konunun esasına girilmemesi gerektiği birçok içtihat kararında vurgulanmasına rağmen bazı meslelerde belirli ölçüde konunun esasına girilmemesinin kaçınılmaz olabileceğini de teslim etmemiz -gerekir.
Önümüzdeki meselede 2. davalı durumundaki şirketin, çoğunluk hisselerine sahip olan 1. davacı, 19.9.1989 tarihinde 2.417.750.466 adet hisseyi yine ayni şirkette hissedar bulunan ve bu meselede 1. davalı olarak görülen şirkete satmıştır. Bu satış-ı müteakip 2. davalı durumundaki şirketin, o günlerdeki yönetim kurulu bu hisselerin satışı hususunda karar aldığı gibi şirketin genel direktörü olan Bülend Kanol'u gerekli devir işlemlerini tamamlaması için yetkili kılımıştır. Bunu müteakip hisse satışı Ş-irketler Mukayyitliğine bildirmiş ve iddiaya göre Şirketler Mukayyitliği nezdinde gerekli işlemler tamamlanmıştır.
İlk nazarda 2. davalı şirketin iki hissedarı arasında yer alan bu satış işlemi neticesinde hisselerin çoğunluğunun 1. davalı şirkete geçtiğ-i görülmektedir. Tabiatıyle bu devir işleminin tamamlanıp tamamlanmadığı konusu satış ve devir işlemleriyle ilgili sair iddialar davanın esasına inen hususlardır. Esasen bu aşamada konunun detayına inilerek araştırılması ve bir karara varılması da uygun de-ğildir.
Yukarıda belirttiğimiz gibi ortak olgu olarak kabul edilen gerçeklere göre satış yapılmış, satışı müteakip Bülend Kanol devir işlemleri için yetkili kılınmış ve bu kişi de devir işlemlerini tamamlama yönüne gitmiştir. Sadece taraflar arasında ih-tilâf konusu olan devir işlemlerinin yasal olarak tamamlanıp tamamlanmadığıdır. İlk nazarda ise bu işlemlerin tamamlanmış görülmektedir. Diğer bir ifadeyle, davacılar tarafından ileri sürülen iddiaların kesin karara bağlanmasına tabi olarak, ilk nazarda 1-. davalının 2. davalı şirketin çoğunluk hisselerine sahip olduğunu, bu istinafa konu ara emri maksatları bakımından kabul etmek gerkir.
2. Davacı Alper Eliçin ile Ali Fikri'nin direktör görevinden alınması ve onların yerine davada adı geçen kişilerin at-anması hususuna gelince; yine ara emri maksatları bakımından, ilk nazarda çoğunluk hisselerini alan 1. davalı bu direktörleri görevden alma yetkisine sahipti ve Fasıl 113 Madde 178 ile 2. davalı şirketin ana sözleşmesine istinafen bu yetkisini kullanarak -onları görevden aldığı anlaşılmaktadır. İlk Mahkeme bu hususta şu görüşe yer vermektedir.
"Davacılar avukatı, Davacı No.2'nin ve Ali Taner Fikri'nin Davalı No.2 şirketin direktörlüğünden uzaklaştırılmalarının Fasıl 113 madde 178 ışığında yasal olmadığını-, keza davacı No.2'nin hazır olmadığı davalı No.2 şirketin yönetim kurulu toplantılarında alınan kararların da yasal olmadığını iddia etmiştir. İstidaya ekli yemin varakasında davacı No.2'nin davalı No.2 şirketin yönetim kurulu direktörlüğünden uzaklaştırı-lmasının yasal olmadığını ortaya koyabilecek olgular yer almamaktadır. Davacı No.2'nin direktörlükten uzaklaştırıl-masını gayri yasal kılacak olgulara lâyihalarda yer vermeden, Davacı No.2'nin direktörlükten uzaklaştırılmasının gayri yasal olduğunu iddia e-tmek doğru değildir. Buna rağmen bu konuda şunu da ifade etmek isteriz ki; Fasıl 113 Madde 178'de getirilen prosedür, ki bu hissedarlara kanun ile verilen bir haktır, herhangi bir şirketin tüzüğünde direktör azli veya yeni direktör tayini ile ilgili düzenl-emeyi dışlayıcı değildir. Şirketin tüzüğünde direktör azledilmesi ile ilgili hükümklere ek olarak Fasıl 113 Madde 178 ile hissedarlara belli bir prosedür içerisinde direktör azletme hakkı tanınmaktadır. (Bak: Palmer's Company Law 20. baskı sayfa 536-537)"
-
İlk Mahkemenin, önündeki olgular ışığında kararında yanılmadığı görüşündeyiz.
Müstenifler avukatı uzun boylu argümanlarında, konu hisselerin devir işlemlerinin tamamlanmadığında, bu işlemlerin ancak bedellerinin ödenmesi halinde gerçekleşebileceğine da-ir argümanlar ileri sürmüştür. Yukarıda değindiğimiz gibi bu argümanları lâyıkı ile değerlendirmek davanın esasını incelemekle mümkün olabilir. Ara emri maksatları bakımından karar verilmesi gereken husus, sadece ilk nazarda yapılan işlemlerin yasal olup o-lmadığı, bariz bir suistimal bulunup bulunmadığı ve yetkisiz oldukları açıkca görülen kişiler tarafından yapılıp yapılmadığıdır. Senetlerin satışının ihtilâf konusu olmadığı, 2. davalı şirketin genel müdürüne bu satış neticesinde devir işlemlerinin gereçek-leşmesi için yetki verildiği, bu hususta eski direktörler kurulunun karar aldığı, ihtilâfsız olgular olduğu dikkate alındığında, yapılan işlemlerin ilk nazara yasal ve geçerli olarak gerçekleştirdiğini yukarıda değindiğimiz ihtiyadi kayıtlar saklı kalmak -koşulu ile kabul etmemiz gerekir.
İlk Mahkemenin geçici ara emrinin kaldırılmasına karar verirken ara emirleri ile ilgili kriterleri lâyıkı ile değerlendirmediği yönündeki iddialara gelince; İlk Mahkeme kararında yerleşmiş prensipleri sıralayıp bunlara t-ek tek değinmediği doğrudur. Ancak karar bir bütün olarak incelendiğinde nazarı itibare alınması gerken tüm hususların dikkate alındığı görülmektedir. Buna rağmen yapılan iddialar ışığında ihtimaller denegesi dikkate alınarak ara emri verilmemesinin doğru -olup olmadığını incelemek yerinde olur.
Davacılar dosyaladıkları 2638/89 sayılı davadaki talep takririnde aynen şu talepte bulunmaktadırlar.
"1. Davacı ile davalı arasında takriben 19 Eylül, 1989 tarihinde yapılmış bulunan ve davacının Clup Karpaz Ltd -n/d Karpaz Investments Ltd'deki bazı hisselerinin davalıya devri hususunda yapılmış bulunan hisse devir ve/veya satış muamelelerinin geçersiz ve/veya hükümsüz olduğuna dair bir emir veya hüküm.
2. Davacının 19 Eylül, 1989 tarihinde davalıya bir hisse dev-ir belgesi ile devretmiş bulunduğu 2.417.750.466 adet hissenin yasal mülkiyetinin 'Legal Title' davacıya ait olduğuna dair bir ilâm veya hüküm."
Davacıların, istinaf konusu taleplerinde muvaffak olmaları ve talep edildiği şekilde bir ara emir verilmesi h-alinde, yukarıda alıntısı yapılan davadaki talepleri büyük ölçüde kabul edilmiş olacağı gibi bu davanın dinlenmesine de gerek kalmıyacaktır. Halbuki ara emirlerinin maskadı davayı tümden halletmek değildir. Esas amaç tarafların statüsünü karşı tarafa zarar- vermeden korumaktır. Daha önce değindiğimiz gibi, ilk nazarda 1. davalı konu şirketin çoğunluk hisselerine sahip olduğu ve gerekli işlemler tamamlandığı cihetle, bu şirketin hisselerini elinden alarak tekrar bunları satan şirkete devretmek yerine mevcut d-urumu korumak ve yer alan değişiklikten davacıların zarar görmemesi için gerekli önlemleri almak daha uygun bir yöntem olacaktır.
Yukarıda değindiğimiz hususlar ile tüm davanın olgularını dikkate aldığımızda İlk Mahkemenin daha önce vermiş olduğu geçici -ara emrinin kesinleşmemesi yönünde verilen kararın hatalı olduğuna ikna edilmedik.
Satış konusu hisselerin satış bedelinin ödenmediği ve bu satıştan önce 1. davacının konu şirketin hisselerinin ekseriyetine sahip olduğu nedeniyle belirli taahhütler altın-a girdiği dikkate alındığında onun bu taahhütleri ile satılan hisselerden var olduğu iddia edilen alacağının teminat altına alınmasının adil ve uygun olacağı kanaatindeyiz.
Son olarak bir hususa daha değinmek isteriz. Aleyhine istinaf edilenler avukatı Y-argıtay/Hukuk 51/81 sayılı karara değinmiş ve yeni direktörlerin taraf yapılmadığı ve konuya bu açıdan da bakıldığında talep edilen ara emrinin bu nedenle de verilmememsi gerektiğine değinmiştir. Yargıtay/Hukuk 51/81 ETİ (Endüstri, Ticaret ve İşletmecilik)- Teşebbüsleri Ltd. ile Frupach Ltd ve diğerleri arasındaki davada 2. sayfada şöyle denmektedir;
"Mahkeme huzurunda cereyan eden muameleye taraf olmayan ve özllikle sözü edilen muamelede yapılan veya yapılması öngörülen herhangi bir işlemde hazır olmayan -ve temsil edilmeyen istinaf edeni bu mahkeme nizamatının bağlamayacağı kuşkusuzdur. Bu gibi muamelelerde herhangi bir şekilde söz hakkı tanınmayan bir taraf veya "ilgilinin" o gibi muamelede mahkeme nizamatı olarak kaydolunsa dahi herhangi bir işlemden ötü-rü sorumlu veya mesul tutulması veya onu bağlaması düşünülemez. Sözü edilen mahkeme nizamatının 3(c) paragrafı aleyhine istinaf edilen no.1'in istinaf edene 2 milyon TL ödemesini öngörüyordu. Bu paragrafın içeriğinin istinaf eden herhangi bir yükümlülük ve-ya sorumluluk veya haklarını haleldar edici bir husus getirmediği için istinaf edenin bundan yakınması söz konusu olamaz."
Önümüzdeki meselede 2. davacı hissedar olmamakla beraber konu şirketin eksi direktörüdür. Davada ise taleplerinden bir bu direktörü-n azil kararının geçersiz kılınmasına hükmedilmesidir. Tabiatıyle bunun yapılması halinde yeni direktörlerin de tayin kararlarının geçersiz kılınması gerekecektir. Konuya gerek 2. davacı ve gerekse diğer yeni direktörlerin şirkette hissedar olmadıkları açı-sından bakılıdğında, onların taraf yapılması gerekmiyebilir. Bütün yapılan işlemlerin kendi namlarına değil de temsil ettikleri şirket namına yapıldığı düşünüldüğünde taraf yapılmamalarının doğru olacağı düşünülebilir. Ne var ki ayni durumda olan 2. davacı- taraf yapılırken yeni tayin edilen ve neticede çıkarılmak istenen diğer direktörlere söz hakkı tanınmamış olması büyük bir anomalidir ve yukarıdaki içtihat kararı ışığında bu konunun davanın duruşamsından önce ele alınması gerekecektir. Bu konua taraflard-an esaslı bir argüman dinlemediğimiz cihetle kesin bir karar vermeyi uygun bulmuyor ve sadece işaret etmekle yetinmek istiyoruz.
Önümüzdeki meselede Emare olarak sunulan, genel kredi sözleşmesinde 1. davacı garantör ve müteselsil kefil olarak görülmekte-dir. Hisse satışı nedeniyle ortaya çıkan değişik durum ışığında 1. davacının kefâletinin artık devam etmesinin doğru olmayacağı kanısındayız. Bu durumda 1. davacının kefil olduğu kredi hesabından bugünden itiabren davalıların veya vekillerinin hiçbir suret-te kredi yolu ile herhangi bir miktar çekmemesi gerekir. Tabiidir ki 2. davalı şirket 1. davacı yerine başka bir kefil bulması halinde genel kredi olanaklarından faydalanma yönüne gidebilir. Ancak bugüne kadar 1. davacının bu kredi sözleşmesinden kefil yol-u ile doğan yükümlülükleri bakidir.
1. davacının, ilk nazarda ve sadece bu ara emir maksatları bakımından ve her hal ve kârda bu konuaki esas davanın souçlanmasına değin ve o davayı kesinlikle etkilenmemek kaydıyle şirketteki yönetimde kontrolü yitirdiği -anlaşıldığından davanın sonuçlanacağı tarihe kadar haklarının korunması gerektiğine de kuşku yoktur. Bu itibarla bu davanın özel durumu ve ihtilâf konusu mali yükümlülüklerin büyük boyutları ışığında 1. davacının muhtemel zararlarına bir teminat olarak Lef-koşa Kaza Mahkemesinde açılmış bulunan 2669/89 sayılı dava sonuçlanıncaya dek davalıların veya herhangi birisinin veya vekillerinin 1. davacı leyhine Yüksek Mahkeme mukayyitliğinin uygun bulacağı Kıbrı'ta faaliyet gösteren bir banka nezdinde en geç 28.12.1-989 tarihine saat 13.000'e kadar 4.000.000TL'lik banka garantisi göstermesinin doğru ve adil olacağı kanaatindeyiz.
Sonuç olarak aşağıdaki şartlara tabi olmak kaydı ile 81/89 ile buna bağlı ayni nedenlerle 82/89 sayılı istinaf da reddolunur.
1. Davalıl-arın veya herhangi birisinin belirtildiği gibi en geç 22.12.1989 tarihine saat 13.00'e kadar Kıbrıs'ta faaliyet gösteren ve Yüksek Mahkeme Mukayyitliğinin muteber olarak kabul edeceği bir banka nezdinde, 4.000.000.-TL'lik banka garantisi vermesi hususunda -emir verilir.
2. Davalıların veya vekillerinin veya herhangi birisinin veya onlar adına hareket eden gerçek veya tüzel kişilerin Mahkemeye Emare IV olarak ibraz edilen 21 Nisan 1989 tarihli müşterek genel kredi sözleşmesi altında 1. davacının garantör mü-teselsil kefil bulunduğu hesaptan bugünden itibaren ve her halûkarda onun garantör müsteselsil kefili olduğu sürece herhangi bir miktar çekmemeleri hususunda emir verilir.
3. Davalıların yuakrıda belirtilen tarihe kadar sözü edilen 4.000.000.000.-TL bank-a garantisini vermemeleri halinde işbu emir ile İlk Mahkemenin kesinleşmeyip 7.12.1989 tarihinde iptal ettiği 21.11.1989 tarihli geçici ara emrin ayni koşullarla kesinleştirilmesine karar verilir.
4. Her hal ve kârda bugüne kadar yürürlükte kalan geçici -ara emir aynı koşullarla 28.12.1989 tarihine saat 13.00'e kadar yürürülükte kalır meğer ki aleyhine istinaf edilenler daha önce sözü edilen banka garantisini vermiş olsunlar.
5. Masraflar için herhangi bir emir verilmez.
(Salih S. Dayıoğlu) - (N. Ergin Salâhi) (Aziz Altay)
Yargıç Yargıç Yargıç
25 Aralık 1989
-
-
10
-
Full & Egal Universal Law Academy