- Yargıtay/Hukuk 8/79
(Dava No. 1053/77 Lefkoşa)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA
Mahkeme Heyeti: Ahmet İzzet, Salih S. Dayıoğlu, N.Ergin Salâhi.
İstinaf eden: 1. Doğanc-ı Polis Karakolu Mes'ulü
2. Lefke Emniyet Müdürü
3. Emniyet Genel Müdürü vasıtasıyle KTFD Başsavcısı
ile
Aleyhine istinaf edilen: Doğancılı Mehmet Salih Hüseyin
- a r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Yaşar Boran.
Aleyhine istinaf edilen namına: Ümit Özdil.
Av tüfeği kaydı için müracaat - Polisin Davacının evini başka maksatla
ararken kayıtsız olan bir av tüfeği bularak bunu alması - Emniyet
- Genel Müdürlüğünûn ellerinde av tüfeği bulunduranların ismine
müracaat etmeleri halinde tüfeklerin kaydolacağına dair duyuruda
bulunması - Davacının müracaatının reddolunması üzerine açılan
dava - Davalıların mülkiyetle ilgili bir iddia -yapmayıp ilgili
tarihlerde tasarruf Davacıda olmadığından kaydın Davacı adına
yapılmadığı müdafaası - Yüksek Mahkemenin takibat yapılmadığına
göre tüfeğin Davacıya iade edilmesi gerektiği ve kayıt kararı
vermenin isabetli olduğu görüşü.-
Emare - Polislerin kayıtsız av tüfeğini Davacının elinden emare olarak
almaları - Polis tarafından alınan bir emarenin adli takibat
yapılmama durumunda iade zorunluluğu.
OLAY: Polisler Davacının evinde arama yaparlarken kayıtsız bir av
tü-feği buldular ve emare olarak aldılar. Davacı tüfeği satın
aldığını iddia etti ve emaneten elinde tuttuğu anlamında sözler
söyledi. Savcılık Davacı aleyhine adli takibat yapmadı.
Emniyet Genel Müdürlüğü 13.6.76 tarihli duyurusu i-le
tasarrufunda av tüfeği bulunduranların isimlerine kayıt
yaptırabileceklerini açıkladı. Davacı emare olarak alınmış
tüfeğin ismine kaydını talep etti. Olumsuz yanıt alması üzerine
açtığı davada Davacı tüfeğin haksız olarak emniyet men-suplarınca
tutulduğunu iddia etti ve tüfeğin kendisine iadesi ile ruhsat
isdarı için hüküm talep etti.
Davalı Davacının duyuru süresi içinde müracaat yaptığını
kabul etmekle beraber ilgili tarihlerde tasarrufun Davacıda
olmad-ığını; esasen Davacının tüfeği emaneten tuttuğunu beyan
ettiğini iddia etti.
İlk Mahkeme Davacının tasarruf konusunda Mahkemede verdiği
yeminli şahadeti tercih ederek tasarrufun Davacıda bulunduğuna ve
duyuru ışığında mülkiyet ve -tasarrufun Davacıya geçtiğine karar
vererek talep takriri mucibince hüküm verdi.
Başsavcılık, İlk Mahkemenin Bakanlar Kurulu kararını yanlış
yorumladığını karar ve duyurunun Davacıya tüfeğin tasarrufunu
yeniden kazandırmadiğını id-dia ederek istinaf etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme, Emniyet Genel Müdürlüğünün duyurusu ile
ellerinde kayıtsız av tüfeği bulunduranlara müracaat etmeleri
halinde Devletin cezasız olarak tüfekleri kaydetmeyi taahhüt
ettiğini, İlk Mahkemenin tüfe-ğin tasarrufunun Davacıda olduğu
konusunda bulgu yaptığını ve bu bulguya karşı istinaf
yapılmadığını belirtti.
Tüfek Davacıdan emare olarak alındığına göre tasarrufun en
azdan dolaylı olarak Davacıda devam ettiğini, tüfek için adl-i takibat yapılmadığı için tasarrufun Davacıya iade edilmesi
gerektiğini belirten Yûksek Mahkeme İlk Mahkeme hükmünün hatalı
olmadığı kanısına vardı ve istinafı reddetti.
H Ü K Ü M
Ahmet İzzet:
Bu istinafta Mahkemenin -hükmünü Sayın Yargıç N. Ergin Salâhi okuyacaktır.
N. Ergin Salâhi:
Davacı (aleyhine istinaf edilen) Lefkoşa Kaza Mahkemesinde açtığı 1053/77 numaralı dava ile Barış harekâtından hemen sonra 5449
kondak ve 705032 imalât numaralı Belçika yapımı bir ade-t çifte kırma av tüfeğini satın aldığını veya tasarrufunda bulundurduğunu, 7.3.1976
tarihinde Lefke Emniyet Müdürlüğüne bağlı Emniyet mensupları evinde başka bir nedenle araştırma yaparlarken, bu tüfeği bulduklarını ve emare olarak teslim alıp kendisine be-lge verdiklerini, daha sonra bu
tüfekle ilgili herhangi bir cezai kavuşturma yapılmadığını iddia ederek Emniyet Genel Müdürlüğünün 13.6.1976 tarihinde çıkardığı ve basın aracılığı ile halka yaptığı duyuruya göre tasarrufunda her ne sebeple olursa olsun av -tüfeği bulunduranların Emniyet Müdürlüklerine müracaat ile bu gibi tüfeklerin tasarrufu elinde bulunduranlar adına kaydının yapılacağını öğrenmesi üzerine müracaat etmiş ancak müracaatına olumsuz cevap verilerek kendisinden, emare olarak alınan tüfeğin, ha-ksız olarak emniyet mensupları tarafından tutulduğunu iddia ederek talep takririnde dava konusu tüfeğin kendisine iade edilerek Ateşli Silâhlar Kanunu, Fasıl 57 tahtında adına kaydının yapılmasını ve ruhsat isdarı için hüküm talep etmiştir.
Emniyet G-enel Müdürlüğü Ateşli Silâhlar Kanunu Fasıl 57'ye göre kaydı yapılmamış tüfeklerin kayıtlarının Emniyet Müdürlüklerine müracaat edilmesi halinde cezasız olarak müracaat sahipleri adına kaydedilebileceğine dair bir karar alarak bunu radyo ve basın aracılığı- ile halka duyurduğunu, bu gibi kayıtların 20 Temmuz 1976'ya kadar yapılabilmesi için mehil tanıdığını Bakanlar Kurulu ise 8910 numaralı ve 24.9.1976 tarihli kararı ile bu sürenin 31.12.1976 tarihine kadar uzattığını ve davacının bu süreler zarfında müraca-at yaptığını davalı müstenif kabul etmekle beraber ilgili tarihlerde tasarrufun davacıda bulunmadığını, silâhın emniyet mensupları elinde bulunduğunu ileri sürerek kaydının yapılmadığını ve konu tüfeği ellerinde haksız ve usulsüz olarak tutmadıklarını iler-i sürmüştür. Buna gerekçe olarak da davacının polise verdiği gönüllü ifadede tüfeği emaneten elinde bulundurduğu meyanında yaptığı iddialarla tüfeğin tasarrufunun ilgili tarihlerde kendisinde bulunduğunu polise verdiği ifadelerinde iddia etmediğini gerekçe- olarak göstermiştir.
Bidayet Mahkemesi davacının tasarruf hususunda Mahkemede verdiği yeminli şahadeti tercih ederek tasarrufun davacıda bulunduğunu ve ilgili Bakanlar Kurulu kararı ışığında mülkiyet ve tasarrufun davacıya geçtiğine karar vererek ta-lep takriri mucibince hüküm vermiştir.
İstinaf bu karardan yapılmaktadır. Müstenif İstinaf Mahkemesinde üç istinaf sebebi ileri sürmüştür.:-
"1. Muhterem Bidayet Mahkemesi, dava konusu tüfeğin mülkiyet
hakkının Devlet'e ait olduğu hus-usunda bulgu yaptıktan sonra bu
tüfeğin, sırf tasarrufunun davacıda olduğu veya ona geçtiği
nedeni ile, davacıya iadesine emir vermekle hata etmiştir.
2. Muhterem Bidayet Mahkemesi, Emniyet Genel Müdürlüğünün
8.6.1976 tarihli Ate-şli Silâhların kaydına İlişkin Duyurusu ile
Bakanlar Kurulu kararını hatalı olarak yorumlamış ve/veya bu
duyuru ile kararın, tüfekteki mülkiyet hakkını davacıya
devrettiği ve/veya bunlara göre davacının müracaatının kendisine
Devlet'e k-arşı tasarruf ve mülkiyet hakkını tekrar kazandırdığı
bulgusuna varmakla hata etmiştir.
3. Muhterem Bidayet Mahkemesi, dava konusu tüfeğin müsadere
edilmesini ve/veya alıkonulmasını haksız ve kanunsuz (unlawful
detention) olarak- ve/veya bu tüfeğin adına kaydedilip ruhsat
isdar edilmemesini haksız ve kanunsuz eylemlerde (con- version)
bulunma olarak addetmekle hata etmiştir."
Bu meselede esas itibarı ile l. ve 2. istinaf sebepleri ağırlık kazanmaktadır ve ilkin bun-ları ele almak doğru olur. İlgili Bakanlar Kurulu kararı şöyledir:-
"KARA NO: O. Z. Bilgehan Bey'in, daha önce alınan kararla
elinde kayıtsız av tüfeği bulunduran vatandaşların belirli
bir süre içinde Emniyet Müdürlüklerine silâhlarını te-slim
ederek kayıtlarını yaptırmalarının öngörüldüğünü, ancak bu
uygulamalara rağmen ellerinde halâ kayıtsız silâh
bulunduran vatandaşlar olduğunun tesbit edildiğini ve bu
gibi vatandaşlara ellerindeki silâhların kaydı iç-in
belirli bir müracaat süresi daha tanınmasının uygun ola-
cağını belirtmesi üzerine Bakanlar Kurulu aşağıdaki kararı
aldı:-
Ellerinde kayıtsız av silâhı bulunduran
vatandaşların bundan önceki uygulamada olduğu gibi -31
Aralık 1976 tarihine kadar Emniyet Müdürlüklerine müracaat
etmeleri halinde, herhangi bir cezai kovuşturmaya tabi
tutulmadan kayıtlarını yaptırabilecekleri;
Tabanca. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . "
Görül-ecebileceği gibi çıkarılan duyurular ile ilgili Bakanlar Kurulu kararı ile tasarrufu elinde bulunduran ve 31.12.1976 tarihine kadar usulünde müracaat yapan şahıslar namına av tüfeklerinin cezasız olarak kaydedilmesini ve bu tüfekler üzerinde Devletin mülki-yet hakkı bulunmuş olmasına bakılmaksızın tasarruf esas alınıp bu tüfekleri müracaat sahipleri namına kaydetmeyi taahhüt etmektedir. İstinaf Mahkemesi önünde savcılık yaptığı beyanla bu şekilde müracaat yapan müracaat sahipleri adına bir çok tüfeğin ismine- kaydının yapılması için zamanında müracaatta bulunduğunu ancak polise verdiği ifadede tasarruf iddiası olmadığı gerekçesi ile namına konu tüfeğin kaydedilmediğini ııeri sürmüştür.
Bidayet Mahkemesi davacının evvelce polise verdiği ifade yerine, Mahk-emede yeminli şahadetini tercih ederek bu şahadeti doğru olarak kabul etmiştir. Bidayet Mahkemesi bu husustaki bulgusunda şöyle demiştir:-
". . . . . davacının 6 Mart 197d tarihinde Emare 7 tüfek
kendisinden müsadere edildikten sonra kanuni- ihtar altında polise
verdiği yazılı ifadeye haddinden fazla değer atfetmesidir. Bu
ifadeye göre davacı Mahkemede verdiği şahadetten farklı olarak
tüfekle ilgili beyanlar yaptığı bir gerçektir, ancak şu hakikat
ortadadır ki bu ifadeye, -ifadeyi alan polis mensupları bile
inanmadı ve müsadere makbuzu emare 2'yi de davacının ismine
kestiler. Yine ortada kaçınılmaz bir gerçek vardır ki Emare 7
tüfek, askerlerin de girip çıkmış olmasına rağmen, davacının malı
olan bir evde- davacıdan alındı. Sonra emare 8 yazılı ifade
davacıdan alınırken müdafaa şahitlerinin de dürüst olarak
mahkemede şahadetleri esnasında teslim ettikleri gibi, davacı ile
polis orda yalnız değildi, aynı odada ifade alınırken bir Türk
yüz-başısı da vardı ve o yüzbaşının yanında davacının Emare 7'yi
yüzbaşının erlerinden birinin K.L.5.-ya satın aldığını söylemesi
ve o erin başını derde sokması beklenemezdi."
Bidayet Mahkemesi davacının Mahkemede tasarruf hususunda verdiği şah-adete inanmış ve ilgili tarihlerde tasarrufun davacıda bulunduğu yönünde karar vermiştir.
Bidayet Mahkemesinin tasarruf üzerindeki bulgusundan herhangi bir istinaf sebebi yoktur.
Davacının talebi, talep takririnin 10(1)(2) paragrafından görüleb-ileceği gibi şöyledir:
"10. Davacı -
(1) Davacı dava konusu tüfeğin kendine iade edilerek Ateşli
Silâhlar Kanunu Fasıl 57 tahtında adına kaydının
yapılmasını ve ruhsat isdarı için hüküm verilmesini; ve
-(2) Dava masraflarını
talep eder."
Davalılar ise müdafaa takrirlerinde konu tüfeğin mülkiyet hususunu ileri sürmemişlerdir. Lâyihalarda ileri sürülmeyen hususlarda alt mahkemelerin bulgu yapmaları lûzumsuz ve birçok defa hatalıdır.
Önümüzd-eki meselede yukarıda iktibas edilen Bakanlar Kurulu kararında tasarruf esas alındığında ve bu tasarrufa göre, ellerinde bu gibi tüfekleri bulunduranlar namına devlet kayıt yapmayı taahhüt ettiğine ve davalılar da mülkiyet hususunu ileri sürmediklerine gör-e sadece tasarruf hususunun karara bağlanması yeterli idi. Daha ileri giderek mülkiyet hususunda bulgu yapmak en azından gereksizdi.
Bu yönden mütalâa edildiğinde konu tüfeğin davacıya iadesini emretmekle hata etmiş değildir ve yukarıdaki mülahazalar- ışığında 1. ve 2. istinaf sebepleri kısmen, kabul edilir.
3. istinaf sebebine gelince konu av tüfeği 7.3.1976 tarihinde Emniyet mensuplarınca başka bir nedenle davacının evinde arama yapılırken bulunup muhtemel bir kovuşturma maksadı ile emare olara-k alınmış ve emare olarak alındığına dair de bir belge verilmiştir. Bilâhare herhangi bir kovuşturma yapılmamış ve davacının müteaddit taleplerine rağmen emare olarak alınan konu tüfek geri devacıya iade edilmemiştir. Emare olarak alınan tüfeğin emare maks-atları için alındığı ve davacı nam ve hesabına emaneten bu süre zarfında tutulduğuna göre tasarruf en azından (constructive) dolaylı tasarruf halen davacıda devam etmiş olması gerekir. Bilâhare kanuni kovuşturma yapılmadığından konu tüfeğin davacıya iade e-dilmemesi hatalıdır ve Mahkemenin bu yönde yaptığı bulgu da hatalı değildir. Bu nedenle 3. istinaf sebebi de reddolunur. Konu tüfek polis tarafından emare olarak alındığına ve adli takibat yapılmadığına veya vazgeçildiğine göre, tasarrufun geri davacıya ia-de edilmesi gerekirdi. Bilhassa Devlet bu meselede tüfek üzerinde mülkiyet hakkını ileri sürmediğine göre, konu tüfeğin geri tasarrufunu davacıya iade etmemekle hatalı bir işlem veya eylemde bulunmuştur.
Netice olarak Bidayet Mahkemesi davacı lehine -talep takriri mucibince hüküm vermekle hata etmiş değildir. Ancak Bidayet Mahkemesinin mülkiyet hususundaki bulgusu nazarı itibara alınmaz.
Yukarıda söylenenlerden anlaşılacağı gibi istinaf reddolunur.
İstinaf masrafları istinaf eden tarafınd-an ödenecektir.
(Ahmet İzzet) (Salih S. Dayıoğlu) (N. Ergin Salâhi)
Yargıç Yargıç Yargıç
6 Temmuz 1979.
. .416 ~
Full & Egal Universal Law Academy