-D.7/81 Yargıtay/Hukuk 8/81
(Dava No.5l9/80; Lefkoşa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: Ülfet Emin, Başkan Şakir Sıdkı İlkay, Salih S.
Dayıo-ğlu.
İstinaf eden: Şifa Reşat, Lefkoşa
ile -
Aleyhine istinaf edilen: Dr. İlksen Hasan, Lefkoşa
A r a s ı n d a .
İstinaf eden namına: Fuat Veziroğlu
Aleyhine istinaf edilen namına: Şefika Durduran-.
Tahliye emrinin icrasımn durdurulması - Davalının tahliye emrinin icrasını durdurmak için istida dosyalaması - Davalının başka bir ev sahibiyle anlaştığı ancak konu evin mücbir sebepler yüzünden hazır olmadığı gerekçesi - Davacının konu evin tahliye e-dileceği inancıyla projeler yaptığı ve bu projelerin tahakkuk etmemesi halinde zarar ziyana uğrayacağı iddiası - İlk Mahkemenin tahliye emrini iki ay süreyle durdurması - İlk Mahkemenin Davacının durumunu dikkate almadan karar vermekle ve icrayı 2 ay sürey-le ertelerken herhangi bir şart koymamakla hata ettiğine ilişkin istinaf.
Hukûk Usulü - Tadilât - Hukuk Usulü Nizamatı E.25 n.l ve n.5 maddeleri - İstidanın 9/76 sayılı Mahkemeler Yasasının 55. maddesine dayandırılması gerektiği halde bu maddenin istidada- yer almaması - Davalının sözlü müracaatı üzerine 55'inci maddenin istidaya eklenmesi - Tadilat müracaatı sözlü de olsa tadilatı istenen hususların yazılı olarak Mahkemeye ve karşı tarafa verilme zorunluluğu - Tadil edilmesi istenen hususların basit olması- halinde yazılı metnin verilmesinin gerekli olmaması.
İstidanın tadili - Şifahi bir müracaat üzerine istidanın tadilinin mümkün olması.
OLAY: Davacı, kiracısı olan Davalı aleyhine ihtiyaca binaen tahliye bavası açarak tahliye emri aldı. İlk Mahkeme tah-liye emrinin icrasını 31.1.1981 tarihine kadar durdurdu. Davalı 21.1.1981 tarihinde bir istida dosyalayarak mücbir sebepler yüzünden dava
konusu evi 31.1.1981 tarihine kadar tahliye etmesinin imkânsız olduğunu belirtti ve tahliye emrinin 31.3.1981 tarihine- kadar durdurulmasını istedi. Davacı bu istidaya itiraz dosyalayarak bazı projeleri olduğunu, evin tahliye edilmemesi halinde bu projelerinin gerçekleşemeyeceğini ve zarar göreceğini iddia etti.
İlk Mahkeme davalıyı haklı bularak tahliye emrinin icrasını -31.3.1981 tarihine kadar durdurdu.
Davacı, İlk Mahkemenin tahliye emrinin icrasını 2 ay süreyle ertelerken herhangi bir şart koymamakla ve kendisinin durumunu dikkate almamakla hata ettiğini ve istidanın sözlü olarak tadil edilmesinin hatalı olduğunu iddi-a ederek istinaf etti.
SONUÇ: Yargıtay bir istidada tadilâtın nasıl yapılacağına ilişkin Hukuk Usulü Nizamatı E.25'e değindi. Basit tadilatların şifahi bir müracaat üzerine yapılabileceği kanısına varan Yargıtay Ilk Mahkemenin tadilat konusunda hata yapma-dığı sonucuna vardı.
Yargıtay çoğunluk kararında icranın durdurulması ve koşul konması hususlarında İlk Mahkemenin takdir hakkı olduğunu ve bu davada Mahkemenin takdir hakkını hatalı kullandığını belirtti. Azınlık kararı ise İlk Mahkemenin icrayı durdurur-ken koşul koyması gerektiğini savundu.
Yargıtay, icranın durdurulması emrine karşı yapılan istinafı oybirliğiyle, koşul koyma hususunda yapılan istinafı ise oyçokluğuyla reddetti.
Atıfta Bulunulan Yargısal İçtihatlar:
1-14/73 sayılı Fatma Sıtkı ile Lefko-şa Türk Bankası Ltd. arasındaki Hukuk İstinaf.
2- McPhail v. Persons, names unknown, Bristol Corp v. Ross (1973) 3 All E.R. 393.
3-American Economic Laundry Ltd. v. Little (1950) 2 All E.R. 1186 s.1190.
Atıfta Bulunulan Biliuısel İçtihatlar:
1- The Rent -Act, Megarry, lOth Ed. Vol.I s.253.
H Ü K Ü M
Ülfet Emin, Başkan: Bu istinafta ilk hükmü Sayın Yargıç Salih S. Dayıoğlu verecektir.
Salih S. Dayıoğlu: Müstenifaleyh davalı Lefkoşa'da Tuna Sokak No. 3'de bulunan bir konutun Mayıs 1973'ten beri kiracı-sı bulunmaktadır. Sözü edilen konutun mal sahibi bulunan müstenif davacı davalı aleyhine açmış olduğu bir dava ile ihtiyaca binaen ilgili konutun tahliyesini
istedi. 17.6.1980 tarihinde tahliye emrinin çıkmasına davalının itiraz etmemesi üzerine Mahkeme da-valıya konutu tahliye etmesini fakat tahliye emrinin icrasının 31.1.1981 tarihine kadar durdurulmasını emretti.
Davalı 21.1.1981 tarihinde mahkemeye dosyaladığı bir istida ile tahliye emrinin icrasının 31.4.1981 tarihine kadar durdurulması isteminde bulun-du. İstidasına ekli yemin varakasında davalı Şehit Tuncer Hasan Sokak No.l9'da bulunan evi Ocak 1981'de tutmak için mal sahibi ile anlaştığını fakat sözü edilen evde bulunan kiracının bu evi bazı mücbir sebebler yüzünden o tarihe kadar tahliye etmesine imk-ân olmadığını ve evi ancak Mart 1981 ortalarırra doğru boşaltabileceğinin anlaşıldığını, boya, badana ve sair elzem tamiratların yapılması gerekeceği dikkate alındığında tahliye emrinin 31.3.1981 tarihine kadar durudurulmasını istedi. Davalı istidasını E.4-8 n.2, E.40 n.1l, genel Adalet ve Nısfet prensiplerine ve mahkemelerin tabii yetkilerine (inherent jurisdiction) istinad ettirdi.
Davacı, davalının yukarıda sözü edilen istidasına itirazda bulundu ve itirazına eklediği yemin varakasında konu evin 31.1.198-1'de tahliye edileceği inancıyle bazı projeler yaptığını, tahliyenin zamanında yapılmaması halinde projelerinin tahakkuk etmemesinin söz konusu olduğunu ve büyük zarara düçar olacağını iddia ederek istidanın reddedilmesini istedi. Taraflar ek şahadet çağır-mayıp yemin varakalarındaki iddiaları ile yetindiler ve mahkemeye hitabede bulundular.
İlk mahkeme, 4.2.1981 tarihinde vermiş olduğu kararda davalıyı haklı buldu ve istem uyarınca tahliye emrinin icrasını 31.3.1981 tarihine karar erteledi. Davacı bu karar-dan istinaf etti. İstinaf ihbarnamesi beş sebep içermekle beraber bunları üç başlık altında toplamak mümkündür şöyle ki:
1.İstidada istemin 9/76 sayılı Mahkemeler Yasasının 55. maddesine dayandırıldığı belirtilmemesine rağmen bu maddenin hitabeler safhası-nda istidaya sözlü olarak dahil edilmesine İlk Mahkemenin müsaade etmesi ve neticede bu madde uyarınca karar vermesi hatalıdır.
2.İlk Mahkeme davacının durumunu dikkate almayarak karar vermekle hata etmiştir.
3.Tahliye emrinin icrasını 2 ay ertelerken İl-k Mahkeme herhangi bir şart koymamakla hata etmiştir.
Şimdi de bu sebepleri bir bir ele alıp tezekkür etmemiz gerekmektedir.
1.İstinaf sebebi:
Davalının istidasında istidanın 9/76 sayılı Mahkemeler Yasasının 55. maddeye dayandırıldığına dair bir ib-are varolmadığı ve bu maddenin daha sonra hitabeler esnasında davalının müracaatı üzerine ve davacının itirazına rağmen İlk Mahkemecesine izin verildiği bir gerçektir. Davalıya göre hen yapılamazdı.
Tadilâtın nasıl yapılacağı Hukuk Usulü Nizamatının E.25'-de yer almaktadır. Bu hususta Hukuk İstinaf 14/73 Fatma Sıtkı v.Lefkoşa Türk Bankası Ltd. davasında İstinaf Mahkemesi şunları söyledi:
"E.24 n.5 tahtinde Mahkeme veya hakim herhangi bir zamanda, masraf ve diğer hususlar hususunda adil göreceği şartlara -tabi olmak şartıyle, herhangi bir muameledeki bir hata veya yanlışlığı tadil edebilir ve gerekli bütün tadilâtı huzurunda olan muameleye istinaden hakiki ihtilâf konusunu karara bağlamak amacı ile yapabilir. İşbu nizamda herhangi bir istidanın yapılması ge-rektiğine dair herhangi bir hüküm mevcut değildir. Kanaatımızca duruşma esnasında taraflar Mahkeme huzurunda hazır olduğu cihetle, Mahkeme gerek E.25 n.l gerekse E.25 n.5 tahtinde herhangi bir tarafın şifahi müracaatı üzerine herhangi bir lâyihanın veya mu-amelenin uygun ve adil gördüğü takdirde tadil edilmesine müsaade edebilir. Genellikle müracaat duruşma esnasında şifahi olduğu hallerde de tadilâtı istenen hususların yazılı olarak Mahkemeye ve bir kopyası da karşı tarafa verilmesi gerekir. Ancak tadil edi-lmesi istenen hususlar basit hususlar ise, bu hususların yazılı olarak Mahkemeye ve bunun bir kopyası da karşı tarafa verilmesi gerekmeyebilir."
Bu meselede eksiklik sadece üzerine dayanılan yasa maddesinin E.48 n.l uyarınca istidaya dahil edilmemesi idi.- İtiraznamede ise Mahkemenin istida uyarınca emir verme yetkisi ihtilâf konusu yapılmadı. Eksikliğin sadece bir Mahkeme usul nizamına uyulmazlıktan ibaret olduğu ve Mahkemenin istida uyarınca emir verme yetkisi bulunduğu ihtilâf konusu edilmemiş olduğu cih-etle, durusma esnasında talep edilmiş olan tadil önemli olmayıp basit bir tadil idi ve bu nedenle Mahkeme, bu meselede olduğu gibi, takdir hakkını kullanarak, şifahi bir müracaat üzerine tadilin yapılmasına izin verebilirdi.
İlk Mahkeme, istenilen tadili-n yapılmasına izin verdikten sonra davacının avukatına tadil dolayısıyle hazırlanabilmesi için mühlet verebileceğini söylediği halde davacının avukatı bundan sarf-ı nazar etmişti.
Bu nedenle bu istinaf sebebinin reddolunması gerekir görüşündeyim.
2. isti-naf sebebi:
Bu istinaf sebebinde herhangi bir mesnet görmüyorum. İlk Mahkeme Yargıcı tarafların karşılaşacakları zorlukları dikkate alarak kararının 2. sayfasında şunları söyledi:
"Bu konuda adil karar vermek karşılıklı menfaat ve mağduriyetleri göz önün-de tutmakla mümkün olur. Tahliye emri durdurulmadığı takdirde müstedi 2 ay için Otel veya buna benzer bir yerde geçici olarak kalacak gereksiz yere birden fazla taşınacak ve çeşitli güçlüklerle karşılaşacaktır. Diğer taraftan 2 ay uzatmanın Müstedaaleyhe v-ereceği zararlar vardır. Dershane amacını gerçekleştirmede güçlüklerle karşılaşacak ve maddi kayba uğrayacaktır. Karşılıklı menfaat ve mağduriyetleri değerlendirince Müstedinin talebini kabul etmeyi uygun ve adil buluyorum."
Binaenaleyh İlk Mahkeme yargıcı-nın iddianın aksine, her iki
tarafın durumlarını tezekkür ettiğine kuşku yoktur.
3. istinaf sebebi:
Davacı, İlk Mahkeme yargıcının istidayı kabul ederken herhangi bir şart koşmadığından ve özellikle hükmün icrasını iki ay ertelerken konu evin ihtiyaca -binaen kullanılmaması ve icara verilmesi halinde davalının tazminat talep etmemesi koşulunu koymadığından yakındı.
9/76 sayılı Mahkemeler Yasasının 55. maddesi aynen şöyledir:
"55. Her mahkeme hükmü, hükümde aksine belirtilen direktiflere bağlı olmak koş-uluyla, dava layihalarının teatisinde veya isbatı vücut etmede temerrüde düşürülmüş veya istinaf yapılmış olmasına bakılmaksızın verildiği andan başlayarak davadaki tüm tarafları bağlar. Ancak hükmü veren mahkeme veya istinafa bakmağa yetkili mahkeme, herh-angi bir zamanda uygun gördüğü takdirde bir icra emri olsa dahi, hükmün icrasının, uygun ve makul bir süre için ve öngördüğü koşullara bağlı olarak ertelenmesini emredebilir."
Görülüyor ki koşul koyma mahkemenin takdirine bırakılmış bir husustur. Diğer bi-r deyimle mahkeme herhangi bir koşul koymak zorunluluğunda değildir.
Kanımca İlk Mahkeme davacının iddia ettiği gibi istidayı kabul ederken davalıya, rızası hilâfına, tazminat talep etmemesi veya edememesi gibi bir koşul koyması böyle bir koşul koyma yetki-sinin mevcut olup olmadığı hususunun hayli kuşkulu olduğu bir tarafabu meselede doğru ve uygun değildir. İlk etapta davalı dinlenmeden elinden tazminat hakkı alınmış olacaktı. Keza böyle bir koşul, verilen iki aylık erteleme süresi nedeni ile, davalının pr-ojelerinin tahakkuku kesin bir şekilde önlendiği ön yargısı ile konmuş olurdu.
Davalı İlk Mahkemece konması düşünülen koşullar arasında ek süre için kiranın veya kullanma bedelinin artırılması olabileceğini ileri sürdü. Ek süre zarfında kira veya kullanma- bedelinin artırılması hususu bu meselede kanımca konu edilmez. Mahkemenin böyle bir yetkisi olduğu farzedilse bile konu konutun büyüklüğü, yeniliği, bulunduğu semt ve getirebileceği kira hakkında İlk Mahkeme önünde hiç şahadet yoktu. Binaenaleyh bu sebebi-n de reddolunması görüşündeyim.
Sonuç olarak istinafın reddolunması, mamafih istinaf masrafları ile ilgili herhangi bir emir verilmemesi gerektiği görüşündeyim.
Şakir Sıdkı İlkay : Sayın Yargıç Salih S. Dayıoğlu'nun verdiği hüküm ile hefikirim.
Ülfet Em-in Başkan: İstinaf eden İstidanın duruşma esnasında sözlü müracaat ile tadil edilmesinin hatalı olduğunu ileri sürdü. İstida duruşmalarında değil esas dava duruşmalarında dahi tadilâtların sözlü müracaat üzerine yapılabileceği hususu 14/73 sayılı Hukuk İst-inafında açıklıkla belirtilmiştir. O istinafta söylenenleri bu istinafta da aynen benimserim. Kanaatımca istinaf edenin itiraznamesinde mahkemenin icrayı durdutma yetkisi olup olmadığı hususunun ihtilâf konusu yapılıp yapılmaması, tadilâtın sözlü müracaat -üzerine yapılıp yapılmayacağı hususunda herhangi bir etki yapmaz. Kanaatımca böyle bir itiraz yapılmış olsa dahi, tadil için yapılan müracaat sözlü olarak kabul edilebilir. Tadil için yapılan müracaat mahkemenin yetkisinin istidada belirtilen yasa maddeler-inden başka yasa maddelerine de dayandırıldığını göstermekti. Bu maksat için herhangi bir yazılı müracaat veya sözlü müracaat üzerine yapılacak olan tadilin yazılı olması gerekmezdi. 14/73 sayılı istinafta belirtildiği gibi tadil edilmesi istenen husus bas-it bir husus olduğu hallerde yapılacak olan tadilâtın yazılı olarak mahkemeye veya karşı tarafa verilmesi gerekmez.
İstinaf eden 9/76 sayılı Mahkemeler Yasasının 55. maddesine uyarak icranın durdurulması veya ertelenmesi hususunda bir emir verilirken mahk-emenin koşul koyması gerektiğine ve bu meselede tahliye edilecek olan evi davacının başkalarına icar etmesi halinde tahliye emri ihtiyaca binaen alındığı cihetle davalının tazminat talep etme hakkından feragat etme koşulunu koyması gerektiğini ileri sürdü.- 9/76 sayılı Mahkemeler Yasasının 55. maddesi uyarınca bir mahkemenin bir hükmün icrasını durdurma veya ertelemeye yetkisi olduğuna kuşku yoktur. Ancak kuşkusuz mahkeme bu yetkisini kullanırken adli olarak kullanması gerekir. Tahliye davalarında verilen em-irlerin icrasının durdurulması düşünülürken gerek mal sahibinin ve gerek evi işgal edenin istida günündeki durumlarını iyice tezekkür etmek ve tarafların ilgili taşınmaz mala olan ihtiyaçlarını da göz önünde tutmak gerekir. Bu gibi hallerde İngiltere'de uy-gulanan hukuk ilkelerine göre evi işgal eden mütecaviz ise tahliye emri durdurulmaz, bilâkis tahliye emri derhal icra edilir. Evi işgal eden kanuni kiracı olduğu hallerde dahi mahkemelerin tahliye emrini verîrken tahliye emrini, 12 ayı aşmamak koşulu ile e-rtelemeye yetkileri olduğu halde genellikle tahliye emirlerini sadece 4 hafta ile 2 ay arası ertelerler. Bu hususta bak: McPhail v. Persons, names unknown, Bristol Corp v. Ross (1973) 3 All E.R.393. Kanuni kiracıların işgal ettikleri evi tahliye etmeleri i-çin emir verildiği hallerde kanuni kiracılık statüsü sona erer ve tahliye emri verilirken tahliye emrinin icrası durdurulduğu hallerde özel bir statüye sahip olurlar. Bu hususta, The Rent Act, Megarry, lOth Ed. Vol.I s.253'de şunlar yer almaktadır.
"An ab-solute order for possession is an order for the tenant to give up possession on a afixed date, made without any condition attached to it whereby the order becomes inoperative if the condition is perfarmed. Notwithstanding any provision suspending the cpera-tion of such an order, it fortwith determinea the statuûory tenancy, so that although the former tenant is in possessîon during the period of suspension on terms whîch in general a-re identical with those of his forrrıer statutory tenancy, his position is sui generls, in some ways resembling that of a licensee by indulgence of the court."
American Economic Lanudy Ltd. v. Little (1950) 2 All E.R. 1186 s.1190'da aynen şunlar yer almak-tadır:
"It may well be that he could be described as a statu , tory tenant, but that description would not itself accurately define his precise position because he was a statutory tenant against whom had been made a final order, under which possession was- to be delivered up on a fixed date. During the pariod intervening between the date of such an order and the date fixed for delivery of possession the statutory tenant has obviously certain rights and certain obligations. Eor instance, during that period h-e would have to pay the equivalent of the rent. That is not to say, however, that he is still a statutory tenant for all purposes, so as ta be in the same position as if the order had never been made. He haa nothing left but tbe limited interest granted to- him by what may be described as the indulgence of the court pursuant to s.5(2). In effect, he has a period of grace."
Görülüyor ki bu gibi hallerde evi işgal etmeye devam edenler kanuni veya başka türlü kiraeı sayılamazlar.
Bu meselede aleyhine îstinaf -edilen davatının dava konusu evin tahliye emri verilmezden önce kanuni müstecir olduğu, davanın ihtiyaca binaen açıldığı, davanın Mayıs 1980'de açıldığı, davalının herhangibir
müdafaa dosyalamadığı ve 17 Haziran 1980 tarihinde aleyhine tahliye
emrinin veri-lmesini kabul ettiği, o zamandan beri bir ev aramağa başladığı ve ikamet edebilmesi için bir ev bulduğu ancak bulduğu evin tıazır olmadığı, davacının evi kendinin ikamet etmesi için değil de kocasının mezkûr yerde dershane olarak iş yapması için istediği, -kocasının ise istidanın duruşma gününe kadar kamu görevlisi olduğu, emekliye ayrılmadığı hususları nazarı itibara alındığında mahkemenin tahliye emrinin icrasının 2 ay müddetle durdurulması için emir vermekle hata etmediği görüşündeyim. Ancak davacının en -ufak bir kusuru olmadığı ve davacının evin tahliye edilmemesı ile maddi zarara uğrayacağı gerçeği karşısında mahkemenin 9/76 sayılı yasanın 55. maddesi uyarınca icrayı durdurma emrini verirken davalıya bazı koşullar koyması gerektiği görüşündeyim.
17.6.19-80'de Mahkeme davalının dava konusu evi tahliye etmesine emir verdi ancak tahliye emrinin icrası 31.1.1981'e kadar durduruldu. Bu durumda davalının özel statüsü de 31.1.1981'de sona erdi. Kanımca davalı 1.2.1981'den itibaren evi mütecaviz olarak işgal etme-ktedir. Davalı 1.2.1981'den itibaren mütecaviz sayıimasa dahi, bu tarihten itibaren davacıya makul bir kullanım bedeli ödernesi gerekir kanısındayım. Bu nedenle mahkemenin dava konusu evin kullanım bedelinin ne olduğunu veya ne olabileceğini saptaması gere-kirdi. Mahkeme huzurunda istida konusu evin 1.2.1981'den sonra kullanım bedelinin ne olduğu hususunda gerçekten kesin bir şahadet yoktur. Ancak davalının icar ettiği ev için ödeyeceği kira hususunda şahadet vardır. Kanaatımca mahkeme o hususu göz önünde tu-tarak davalının davacıya makul bir kullanım bedeli ödemek koşulunu koyabilirdi. Mahkeme bunu yapmamakla hata etti. Bu bakımdan istinafın kısmen kabul edilerek kullanım bedeli için koşul konması görüşündeyim.
Sonuç olarak iczayı durduran emre karşı yapılan- istinaf oybirliği ile reddolunur. Koşul koyma hususunda yapılan istinaf ise oy çokluğu ile reddolunur.
(Ülfet Emin)(Şakir Sıdkı İlkay) (Salih S. Dayıoğlu)
Başkan Yargıç Yargıç
30 Mart 1981
Full & Egal Universal Law Academy