-D.23/90 Yargıtay/Hukuk 83/89
(Genel İstida. 21/88; Girne)
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: N. Ergin Salâhi, Aziz Altay, Taner Erginel
İstinaf eden: Mustafa Kemal Dayı, Boğ-az
(Müstedaaleyh No.2)
ile
Aleyhine istinaf edilen: 1. Salâhi Keyfiala, Tepebaşı
2. Ülfet Keyfiala, Tepebaşı
(Müstediler)
- A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Aytekin Musa
Aleyhine istinaf edilen namına: Ural Cemil
H Ü K Ü M
N. Ergin Salâhi: İşbu istinafta mahkemenin hüknümü Sayın Yargıç Aziz Altay verecektir.
Az-iz Altay: Bu istinaf, Tepebaşı köyünde pafta/harita 11/35 W1 parsel numarası 101 olan taşınmaz malın açık artırma ile yapılan satışının iptalini emreden Girne Kaza Mahkemesinin hükmünden yapılmıştır.
İstinaf eden 2. müstedaaleyh yukarıda sözü edilen taş-ınmaz malın açık artırma ile satışını yapmakla görevlendirilen satış memurudur. Aleyhlerine istinaf edilen müstediler ise karı kocadırlar. 2. müstedi 2 dönüm 1 evlekten ibaret olan konu taşınmaz malın 4/6 hissesinin kayıtlı sahibi olup konu malın ifrazı -kabil olmadığından açık artırma ile satışı için Girne Tepebaşı Spor Kulübünde saat 10.00'da satış memuru olan 2. müstedaaleyh tarafından açık artırma ile satılmasına karar verdi ve bir bildiri ile bu kararını taraflara bildirdi.
Karısının en büyük hisse -sahibi olması nedeniyle konu malı satın almak isyeten 1. müstedi, satış günü karısı ile beraber satışın yapılacağı Tepebaşı Spor Kulübünün önüne gidip satışın başlamasını bekledi. Satış memuru gelip satışı başlattıktan sonra Mustafa Keyfiala adına başka bi-risi ile karşılıklı artırmaya başladı. Satış memuru saat 12.05'de en fazla fiat teklif etmiş olan Mustafa Keyfiala'ya malı 4,700,000TL'ye teslim etti. 1. müstedi derhal itiraz ederek daha yüksek teklifte bulundu ise de satış memuru kabul etmedi.
2.8.1988- günü müstediler satışın iptali için Girne Tapu Dairesine yazılı müracaatta bulundular ancak Girne Tapu Dairesi Müdürü bu müracaatı reddetti. Müstediler bunun üzerine Girne Kaza Mahkemesinde Tapu Müdürünün red kararından istinaf niteliğinde bir genel istid-a dosyaladılar ve kendileri daha yüksek teklif vermeye hazır oldukları halde satış memurunun yürürlükteki mevzuata olduğu kadar örf ve adetlere de aykırı olarak artırmaya son verip malı Mustafa Keyfiala'ya teslim etmekle hataya düştüğünü iddia ettiler ve -konu satışın iptal edilmesini istediler. İstidayı dinleyen ilk mahkeme, Müstedilerin tanıklarının şahadetlerini kabul etti ve bu gibi açık artırma yolu ile yapılan satışlarda satış memurunun, örf ve adete uygun olarak, hazır olan kişiler arasında başka art-ıranın olup olmadığını tespit etmeden malı teslim ettiği kanaatına vardı ve satışın iptaline karar verdi.
Satış memuru olan 2. müstedaaleyh ilk mahkemenin bu kararından istinaf etti ve müstedilerin şahadetine inanmadığı halde istidalarını reddetmeyerek s-adece müstedilerin tanığına inanmak ve 2. müstedaaleyhin şahadetine sebep göstermeksizin inanmamakla ve açık artırmanın hangi örf ve adete uygun yapıldığı hususunda bulgu yapmadan satışın örf ve adete uygun yapılmadığı sonucuna varıp satışı iptal etmekle i-lk mahkemenin hataya düştüğünü iddia etti.
Bu istinafta esas yakınma konusu, yukarıda belirtilenlerden de anlaşılacağı gibi, ilk mahkemenin tanıklar hakkındaki kanaatları ile ilgilidir. Tanıkları dinleme ve onları yakından izleme imkânına sahip olan ilk -mahkemelerin hangi tanığın doğruyu söyleyip söylemediği ve dolayısıyle hangi tanığa inanıp inanmayacakları hususunda Yargıtaya nazaran daha avantajlı durumda olduklarına kuşku yoktur. Bu nedenle ilk mahkemelerin şahadeti değerlendirirken hataya düştükleri -açıkça görülmedikçe, tanıklarla ilgili bulgu ve kanaatlarına müdahale edilmemektedir. Kyriacos Protoppapas v. Eleni Spyrou Vassiliou C.L.R. vol. 24 p 132 at 135'te hakim Zekâ Bey şöyle demektedir:
"In execiseing our appellate jurisdiction in relation to- findings of fact when such findings primarily depend on the credibility of a witness credited partly or entirely by a trial court, we are guided by principles appearing in the following extracts from the judgments of Authoritative Courts: Khoo Sit Hoh v. -Lim Thean Tong (1912) A.C. 323, at p. 325, P.C.
"Not to have seen the witnesses puts appellate Judges in a permanent position of disadvantafe against the trial Judge, and unless it can be shown that he has failed to use or has palpably misused his advant-age -for example has failed to observe inconsistenccies or indisputable fact or material probabilities ( ibid. and Yuill v. Yuill, (1945) P.15; Watt. v. Thomas, (1947) A.C. 484) - the higher Court ought not to take the responsibility of reversing conslusio-ns so arrived at merely as the result of their own comparisons and criticisms of the witnesses, and of their own view of the probabilities of the case (per Lord Summer in S.S. Hontestroom v. S.S. Sagaporack, (1927) A.C. 37, at P. 47). İf his estimate of th-e men forms any substantial part of his reasons for his judgment the trial Judge'' conclusions of fact should be let alone"" (ibid. and see Powell v. Streatham Manor Nursing Home (1935) A.C. 243) See: p.1653 of the Annual practice, (1959)."
-İlk mahkeme hükümünde 1. müstedinin açık artırmanın sona erdirilmesinden sonra 2. müstedaaleyh ile arasında geçen çekişme ve davranışları hakkında verdiği şahadette çelişkiye düştüğü için şahadetini doğru kabul etmediğini, 2. müstedi ise açık artırma esna-sında yolda araba içinde oturduğundan olup bitenleri bilebilecek durumda olmadığı için şahadetine fazla bir değer vermediğini, müstedilerin tanığı olan Hüseyin Ulubatlı'nın 2. müstedaaleyhin son fiat teklifini söylemediği ve başka artıranın olup olmadığını- sormadığı doğrultusundaki şahadetine inandığını belirterek bu hususta kesin bulgu yaptı. Yine ilk mahkeme hükmünde, 2. müstedaaleyhin ilk şahaetinde son fiat teklifini duyurduğunu söyleyerek çelişkiye düştüğünden ona inanmadığını bildirmiştir. Tutanaklar -incelendiğinde Mahkemenin tanıklarla ilgili bulgularını destekleyen yeterli şahadet bulunduğu görülmektedir. Bu nedenle ilk mahkemenin bu husustaki bulgularında hataya düştüğü söylenemez.
-
İlk mahkeme satış memuru olan 2. müstedaaleyhin açık artırmayı örf ve adete uygun olarak yapmadığı hususunda bulgu yapıp satışı iptal etmiştir. İlk mahkeme hükmünde bu konuda aynen şöyle demiştir:
"Y/H 7/82'de de belirtildiği şekilde taşınmaz malların -açık artırma ile satışlarında uygulanacak yöntem ile ilgili bir kural yoktur. Bu kararın 3. sayfasında açık artırmanın örf ve adetleri ile ilgili şu sözler yer almaktadır. ". örf ve adete göre açık artırma başladıktan sonra satışa arzedilen mal ile ilgili -olarak satışa hazır olan kişiler arasında artıranın olmamasının tesbiti halinde malın en yüksek fiyatı teklif eden kişiye teslim edebileceği.." denmektedir. Bu durumda satışla hazır olan kişiler arasında başka artıranın olmamasına yukarıdaki bulgumuz ışığı-nda Müstedaaleyh 2 tesbit etmemiştir. Bu durumda istida konusu açık artırma yolu ile 2535 koçan no'lu malın satışında örf ve adetlere aykırı davranılmış olduğu barizdir ve bu hususta bulgu yaparız."
Yukarıda yapılan alıntıdan da görüleceği gibi, ilk Mah-keme sadece açık artırmanın örf ve adete ters olduğu hususunda bulgu yapmakla kalmamış, hangi örf ve adete ters olduğu konusunda da bulgu yapmıştır. İlk Mahkeme doğru bir tanık olarak kabul edip inandığı Hüseyin Ulubatlı'nın şahadeti ışığında satış memurun-un son fiat teklifini söylemediğini ve örf ve adete uygun olarak başka artıranın olup olmadığını sormak suretiyle tespit etmediğini kabul etmiş ve bu hususta bulgu yapmıştır. İlk Mahkemenin yapmış olduğu bu bulgu ışığında satışı iptal etmekle hata etmiş de-ğildir.
Sonuç olarak istinaf reddedilir.
(N. Ergin Salâhi) (Aziz Altay) (Taner Erginel)
Yargıç Yargıç Yargıç
25 Eylül 19-90
-
-4-
-
Full & Egal Universal Law Academy