-D.3/89 Yargıtay/Hukuk 85/87
(Tereke İstida No. 116/82; Lefkoşa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda.
Mahkeme Heyeti: N. Ergin Salâhi, Hamdi Atalay, Taner Erginel.
İstinaf eden: Hüseyin Sadı-k, Lefkoşa.
ile
Aleyhine istinaf edilen: Merhum Hatice Hasan Lefkaridi n/e Hatice Hasan
Lefkaridi n/d Hatice Hasan terekesinin tereke idare
memuru sıfatıyle Hasan Hüseyin n/d Hasan Hüseyin
Bamburi, Lefkoşa.
- A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Av. Menteş Aziz adına Av. Ezer Özsoy.
Aleyhine istinaf edilen namına: Av. Ahmet M. Berberoğlu.
H Ü K Ü M
N. Ergin Salâhi: Bu istinafta Mahkemenin hükmünü Sayın Yargıç Taner Erg-inel verecektir.
Taner Erginel: 26 Temmuz 1982 tarihinde vefat eden, Hatice Hasan Lefkaridi evli fakat çocukları olmıyan bir hanım idi. Müteveffiyenin vefatınan sonra eşi Hasan Hüseyin Bamburi tereke idare memuru oldu ve Lefkoşa Kaza Mahkemesine dosyaladı-ğı bir istidada Müteveffiyenin kendisi leyhine Yirmi Milyon Liralık bir Borç Senedi imzaladığını iddia ederek bu paranın terekeden tahsili için izin istedi. Terekenin diğer mirasçıları bu istidaya itiraz ettiler. Müteveffiye tarafından büyütülmüş olup Müte-veffiyeye özel bir yakınlığı olan müteveffiyenin kardeşi oğlu Hüseyin Sadık istiaya itiraz edenlerin başında geliyordu. Müteveffiyenin eşi ile kardeşi oğlu arasında meydana gelen ihtilâflı duruşma sonunda Kaza Mahkemesi senedin geçerli olduğuna karar verdi-.
4 Temmuz 1982 tarihli olan senedin başlangıç bölümü şöyledir:
"BORÇ SENEDİ
20,000,000.-TL
(Yalnız Yirmi Milyon Türk Lirasıdır)
-Ben aşağıda imza sahibi Lefkoşalı Hatice Hasan Lefkardi, eşim Lefkoşalı Hasan Hüseyin Bamburiye karşı beslemekte olduğum tabii sevgi ve şefkatten dolayı mezkur eşime yukarıda yazılı olan 20,000,000 TL. (Yirmi Milyon Türk Lirası)'yi borçluyum."
Duruşmada- gerek Müstedi gerekse imzalamış olan iki tanık şahadet verdiler ve Müteveffiyenin senedi özgür iradesiyle anlamını anladıktan sonra imzaladığını söylediler. Hüseyin Sadık ise bu senedin yapıldığı zaman orada hazır bulunmadığını ancak daha sonra teyzesinin- kendisine bu senetten söz etmemesi nedeniyle senedin gerçek olmadığına inandığını söyledi.
Duruşma sonunda Alt Mahkemenin verdiği kararın bir bölümü şöyledir:
"Önümüzde ibraz olunan şahadeti değerlendirdiğimizde Müstedinin 26.7.1982 tarihinde vefat ed-en Hatice Hasan Lefkaridi'nin kocası olduğu, müteveffiyenin vefatından önce 4.7.1982 tarihinde akli muvazenesi yerinde olduğu bir zamanda Cemal Anter ve Tomris Cemal Anter huzurunda kocası bu istidadaki müstedi Hasan Hüseyin Bamburi leyhine Emare 1 senedi-, Fasıl 149 madde 25(1)(a) hükümlerine uygun olarak yaptığını ve iki şahidin huzurunda mezkûr senede parmağını basmak suretiyle mezkur senedi imzaladığını, mezkur senede parmağını basmadan önce senedin kendine okunduğunu ve muhteviyatını bilerek mezkûr sen-ede iki şahıs huzurunda parmağını bastığını,bilâhare iki şahit de müteveffiyenin huzurunda mezkûr senede şahit girip mezkur senedi imzaladıkları hususunu doğru olarak kabul ederiz. Aslında Emare 1 senedin Fasıl 149, Madde 78'de öngörülen evsafa haiz olmas-ı hasebiyle mersum bir borç senedi olduğuna da kânı olduk. Bu görüşe vardıktan sonra yine Fasıl 149, madde 80'in amir hükümlerini mezkûr senede uygulamamız en normal bir hareket olacaktır. Ancak bunu yapmazdan önce Müstedinin önümüzde ibraz ettiği şahadete- inandığımızı belirtmekte yarar görmekteyiz. Buna ters düşen Müstedaaleyh tarafının ibraz ettiği şahadet ise Müstedinin ibraz ettiği şahadete ters düştüğü oranla inandırıcı olmaıştır. Aslında Müstedaaleyh tarafı Emare 1 senetteki parmak izinin müteveffiye -Hatice Hasan Lefkaridi'ye ait olmadığını isbat edememiştir. Mezkûr senedin baskı altında imzalandığı veya parmak basıldığı hususuna da inanmadık. Müteveffiyenin 4.7.1982 tarihinde akli muvazenesinin yerinde olduğunu Müstedaaleyh 1 de Mahkeme şahadetinde te-slim etmiştir. Müstedaaleyh tarafının esas iddiası müteveffiyenin Emare 1 senetten kendilerine hiç bahsetmediği meyanında olmuştur. Bu husus kabul edilse bile müteveffiyenin Müstedaaleyhlere mezkûr senetten bahsetmemesi kanımıza çok da mühimsenecek bir hus-us değildir.
Netice olarak kendimizi tekrarlama pahasına Müstedi tarafından önümüzde ibraz olunan, istintakında sarsılmayan ve bizim doğru olarak kabul ettiğimiz şahadete göre müteveffiye Hatice Hasan Lefkaridi 4.7.1982 tarihinde o zamanlar Avukat kâtipl-iği yapan Cemal Anter'in evine çağrılmasını istemiş, kocası bu istidadaki Müstedi Hasan Hüseyin Bamburi, Cemal Anter'in müteveffiyenin evine gelmesini sağlamış orda Müteveffiye hem bu istidadaki Müstedi hem de bu davadaki Müstedaaleyh no:1'in huzurunda Cem-al Anter'e başka evraklar yanında Emare 1 senedi hazırlaması hususunda talimat vermiş, Cemal Anter talimatı aldıktan sonra gidip senedi hazırlayıp geri gelmiş ve müteveffiye muhteviyatını okuduktan sonra müteveffiyenin mezkûr senede parmak izini baskmak su-retiyle mezkûr senedi imzalamıştır. Müteveffiye mezkûr senedi bilâhare şahit giren Cemal Anter ve karısı Tomris Cemal Anter huzurunda imzalamıştır. Bilâhare de müteveffiyenin huzurunda Cemal Anter ve karısı Tomris Cemal Anter senede şahit girmişlerdir. Mez-kûr senet yazılıdır. İki şahit huzurunda imzalanmıştır. Kesin bir rakam içindir. Ne zaman ödeneceği hususu sarihtir. İlgili tarihteki yasal faiz miktarını taşımaktadır ve herhangi bir Mahkemelik durum olması halinde dava masraflarının da müteveffiye tarafı-ndan ödenmesini öngörmektedir. Yani bir başka deyimle mezkûr senet Fasıl 149 78 maddesinde öngörülen tüm evsafa haiz bir mersum senettir. Bu böyle olduğuna göre ayni yasanın 80 maddesini mezkûr senede uygulamak ile yükümlüyüz. Bu da senedin muhteviyatına s-enedin içeriliği ile ilgili amir hükümler serdetmektedir. Mezkûr senetle öngörülen miktarın ödenmediği de taraflar arasında ihtilâf edilmeyen bir konu olduğuna göre müstedi leyhine aynen 2.5.1986 tarihli istidasının (a) paragrafında talep edildiği gibi emi-r verilir."
Alt Mahkeme kararının hatalı olduğu görüşünde olan Müstedaaleyh bu kararı istinaf etti.
İstinafta Müstedaaleyh avukatı belli iki iddia üzerinde durdu. Birinci iddia Alt Mahkemenin Müstedi ve tanıklarının şahadetine inanmakla hatalı hareket -ettiği şeklinde özetlenebilecek iddiadır. Ne var ki şahadeti değer-lendirmek öncelikle Alt Mahkemenin yetkisine girmektedir ve müstedaaleyhin avukatı Alt Mahkemenin bu konuda hata yaptığını gösterecek ciddi bir neden göstermemiştir. Dolayısıyle Alt Mahkeme-nin tanıklara ve olgulara ilişkin bulgusunun doğru olduğu görüşündeyiz.
Müstedaaleyh avukatının ikinci argümanını ise şöyle özetleyebiliriz. "Alt Mahkeme karar verirken istida konusu senedin mersum bir senet olduğu görüşünden hareket etmiştir. Halbuki se-net tabii sevgi ve şefkat karşılığı yapılmıştı. Dolayısıyle mersum bir senet değildir".
Bond in customary form veya mersum borç senedi Fasıl 149 Sözleşmeler Yasasının 78 maddesine düzenlenmiştir ve Alt Mahkeme kararında da belirtildiği gibi ihtilâf konus-u senet bu maddenin aradığı tüm özellikleri taşımaktadır. Bir senet mersum borç senedi olunca ona uygulanacak madde 80. maddedir.
Tercüme hatalarından sakınmak için 80. maddenin İngilizce metnine bir göz atalım:
"80. Whenever any legal proceedings are -taken on a bond in customary form the contents of such bond shall be conclusive evidence of the facts therein stated:
provided that in any such proceedings it shall be a good defence to rpove that the signature of the debtor or of any other p-arty to the bond is not in fact the signature of such debtor or party or that the bond has been obtained by or in circumsstances amounting to, coercion or fraud."
Görüleceği gibi mersum bri senedin içerdiği kesin olarak doğru kabul edilir ve tartışma kon-usu yapılamaz. Böyle bir senede karşı "Ben imzaladım" veya "Baskı altında imzaladım" veya "hile sonucu imzaladım" gibi müdafaaların dışında müdafaa yapmak mümkün değildir.
Önümüzdeki istidada bu müdafaalardan herhangi biri başarılı bir şekilde yapılmadığ-ına göre, senedin sözlerini gerçek kabul etmek zorundayız. Buna rağmen senedin sözleri arasında yer alan "tabii sevgi ve şefkatten dolayı" cümlesi gereçek kabul edilse bile acaba yasaya uygun mu sorusu akla makûl bir soru olarak gelmektedir.
Hukukumuzda- bir sözleşmenin karşılıksız olması prensip olarak mümkün değildir. Ancak Fasıl 149'un 25(1) maddesi bu kuralın istisnalarını belirtmiştir ve bu istisnaların başında doğal sevgi ve şefkat karşılığı yapılmış sözleşmeler gelir.
"25. (1) An agreement made wi-thout consideration is void, unless - (a) it is expressed in writing and signed by the party to be charged therewith, and is made on account of natural love and affection between parties standing in a near relation to each other, or unless."
Şunu da ekle-yelim ki, bu davada senedin mersum bir senet olup olmadığı tartışması akademik bir tartışmanın ötesine geçemez. Çünkü senet mersum bir senet olmasa bile 25(1) maddeye göre ortada yine geçerli bir sözleşme yani alelade bir senet vardır. Alt Mahkemenin tanık-lara inanan bulgusu ışığında iki senet türü arasında sonucu etkileyecek bir farklılık kalmamaktadır.
Yukarıdaki nedenlerle istinaf reddolunur. İstinaf masraflarını istinaf eden ödeyecektir.
(N. Ergin Salâhi) (Hamdi Atalay) - (Taner Erginel)
Yargıç Yargıç Yargıç
17 Şubat 1989
-
-
5
-
Full & Egal Universal Law Academy