-D.14/2004 Birleştirilmiş
Yargıtay/Hukuk No: 85-86/2003
(Mağusa Dava No : 3545/2001)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.
Mahkeme Heyeti :Taner Erginel(Başkan),Mustafa H.Özkök,Seyit A.Bensen.
Yargıtay/Hukuk No : 85/2003
(Mağusa Dav-a No : 3545/2001)
İstinaf eden: 1. Vahap Keloğlu, Salamis Yolu, Mağusa
2. Gülbahar Keloğlu, Salamis Yolu, Mağusa
(Davacılar)
- ile -
Aleyhine istinaf edilen : 1. Ayşe Bata, Tuzla Köyü, Mağusa
- 2. Mustafa Bata, Tuzla Köyü, Mağusa
(Davalılar)
A r a s ı n d a.
İstinaf edenler namına : Avukat Tevfik Pilli
Aleyhine istinaf edilenler namına: Avukat Talat Kürşat.
Yargıtay/Hukuk No : 86/2003
(Mağusa Dava- No : 3545/2001)
İstinaf eden: 1. Ayşe Bata, Tuzla Köyü, Mağusa
2. Mustafa Bata, Tuzla Köyü, Mağusa
(Davalılar)
- ile -
Aleyhine istinaf edilen : 1. Vahap Keloğlu, Salamis Yolu, Mağusa
2. Gülbahar Ke-loğlu, Salamis Yolu,
Mağusa
(Davacılar)
A r a s ı n d a.
İstinaf edenler namına : Avukat Talat Kürşat
Aleyhine istinaf edilenler namına: Avukat Tevfik Pilli.
Mağusa Kaza- Mahkemesi Başkanı Mustafa Güzoğlu ve Kıdemli Yargıç Çetin Veziroğlu'nun 3545/01 sayılı davada 29.5.2003 tarihinde verdiği karara karşı Davacılar ve Davalılar tarafından yapılan istinaflardır.
----------------
H Ü K Ü M
Taner Erg-inel (Başkan) : İşbu Mahkemenin hükmü Sayın Yargıç
Seyit A. Bensen tarafından okunacaktır.
Seyit A. Bensen : Davacı 1 ve 2 (istinaf edenler) Mağusa Kaza Mahkemesinde Davalı 1 ve 2 aleyhine açmış oldukları 3545/2001 sayılı bir dava ile, 27.12.2000 tarihin-de Davalı 1'in Davalı 2'ye ait ES 219 plakalı arabayı Davalı 2'nin müstahdemi olarak ve/veya Davalı 2'nin müsaadesi ile Mağusa'da İsmet İnönü Bulvarı üzerinden Salamis istikametine doğru seyrederken Zabitler Petrol İstasyonu karşısındaki bir yerde mezkür a-rabayı dikkatsiz ve ihmâlkârane sürmesi sonucu o esnada Davalı 1'in gidiş istikametine göre yolun sağından soluna doğru yaya olarak geçmeye çalışan Davacı 1'e çarpmak suretiyle meydana gelen kaza neticesinde Davacı 1'in aldığı yaralarla çektiği sızı ve ızd-ıraptan dolayı Davalılardan özel ve genel zarar ziyan talep ettiler.
Davacı 1'in resmi eşi olan Davacı 2 ise dava konusu trafik kazası neticesinde kocasının yani Davacı 1'in yaralanması neticesi Davacı 1'e sürekli bakmak zorunda kalması ve bu nedenle ev-den dışarı çıkmasının imkansız hale gelmiş olması nedeniyle tüm sosyal yaşamını yitirmiş olması, eve hapsolması, hayatın birçok nimet ve zevklerinden mahrum kalması, iş bulup çalışamaması, Davacı 1 ile olan cinsel yaşamının tamamen sona ermesi nedeniyle ge-nel tazminat talep etti.
Davalı 1 ve 2 dosyaladıkları müdafaa takriri ile Davacıların iddialarını kabul etmediler ve konu kazaya Davacı 1'in kendi dikkatsizliğinin ve/veya ihmâlkârlığının neden olduğunu ve/veya Davacı 1'in de kazanın oluşumuna önemli ka-tkıda bulunduğunu iddia ederek Davacıların taleplerini reddettiler.
Davayı dinleyen tam kadrolu Mağusa Kaza Mahkemesi mesuliyet hususunda Davalı 1'in kazanın oluşumunda kabahatli olduğunu ancak Davacı 1'in de bu kazada katkısı bulunduğu sonucuna vardı v-e gerek Davalı 1'de gerekse Davacı 1'de kusur oranını %50 olarak saptadı. İlk Mahkeme tam mesuliyet esası üzerinden genel tazminatı 120,000,000,000,-TL olarak saptadıktan sonra Davacı 1'in de katkısal kusurunu gözönünde bulundurarak Davacı 1 için 60,000,00-0,000.TL tazminata hükmetti. Davacı 1'in özel zarar ziyan talepleri ispatlanamadığından, Davacı 2'nin de davası şahadet yetmezliğinden iptal edildi. İlk Mahkeme, keza, Davalı 1'in Davalı 2'nin müstahdemi olduğu hususunda duruşmada hiçbir şahadet sunulmadığ-ını ve dava konusu kazanın oluşmasında Davalı 2'nin hiçbir kusur ve mesuliyetinin olmadığı hususunda bulgu yaptı ve Davalı 2 aleyhindeki davayı ret ve iptal etti.
Davacı 1 ve 2 bu hükümden istinaf ettiler. İstinaf ihbarnamesinin içerdiği sebepler aynen -şöyledir.
"1. Davacı No.1'in çektiği ve ömür boyu çekeceği acı, ıstırap
geçirdiği ameliyatlar, ömür boyu en basit hayat nimetlerinden dahi yararlanmayacağı düşünüldüğünde Muhterem Mahkemenin Davacı için tam mesuliyet üzerinden belirlemiş olduğu 120,000,-000,000,TL genel tazminat miktarı alenen azdır.
2. Muhterem Bidayet Mahkemesi, bu dava konusu trafik
kazasının meydana gelmesinde münhasır veya çok büyük
orandaki kusurun Davalı No.1'e ait olduğu halde kusurun
%50'sinin Davalı No.1'e %5-0'sinin ise Davacı No.1'e ait
olduğu hususunda bulguya varmak ve bu şekilde hüküm
vermekle esaslı surette hata etmiştir.
3. Muhterem Bidayet Mahkemesi Davacının müstakbel kazancı
için çoğaltıcı rakamı 30 olarak tesbit etmesi gerekirke-n
12 olarak tesbit etmesiyle esaslı surette hata etmiş ve
Davacıya çok büyük bir haksızlıkta bulunmuştur.
4. Muhterem Bidayet Mahkemesi istem anlatışında talep
edildiği halde talep edilmediği, doğru olmayan bir gerekçe
ile kaza tari-hi ile duruşma tarihi arasındaki süre için
Davacının kazanç kayıbını nazara almamak ve/veya bu yönde
tazminata hükmetmemekle esaslı surette hata etmiştir.
5. Muhterem Bidayet Mahkemesinin Davacı No.1'in işbu dava
konusu trafik kazasından önce- çalışmakta olduğu benzin istasyonunda aylık kazancının 600,000,000.-TL olduğu ve bu yönde Mahkeme huzurunda yeterli şahadet bulunduğu ve aksi yönde herhangi bir şahadet Mahkemeye sunulmadığı halde Davacı No.1'in gelirinin yalnızca asgari ücret düzeyinde o-lduğu hususunda bulguya varmakla ve Davacı No.1'in aylık kazancının 600,000,000,-TL olmadığı hususunda karar vermekle esaslı surette hata etmiştir.
6. Muhterem Bidayet Mahkemesi bu davanın duruşmasına
başlandığı tarihte asgari ücretin 380,000,000,-TL ol-makla birlikte duruşma kapanmadan önce ve asgari ücretin ne olduğu hususunda Muhterem Mahkemeye şahadet sunulduğu tarihte asgari ücret 440,000,000.-TL olduğu halde Davalı No.1'in muhtemel kazanç kaybının hesaplanmasında 440,000,000,-TL değil de 380,000,000-,-TL'yi esas almakla esaslı surette hata etmiştir.
7. Muhterem Bidayet Mahkemesi Davacı No.1'in boyundan aşağı
felç olduğu ve ömür boyu sürekli bir bakıcıya muhtaç
olduğu bir gerçek olduğu ve bu hususta Muhterem Bidayet
Mahkemesinin hu-zurunda yeterli şahadet bulunduğu halde
Davacıya bu nedenle ve bu yönde tazminat vermemekle
ve/veya tazminata hükmetmemekle esaslı surette hata
etmiştir.
8. Muhterem Bidayet Mahkemesi Davacı No.2'ye Davacı No.1'in
almış olduğu i-şbu yaralar nedeni ile ömür boyu Davacıya
bakmak ve Davacının bu felç durumu nedeni ile birçok hayat nimetinden mahrum kaldığını nazara almayarak Davacıya herhangi bir tazminata hükmetmemekle esaslı surette hata etmiştir."
Davalı 1'de 86/03 sayılı isti-naf ihbarnamesini dosyalayarak aşağıdaki hususlarda mukabil istinafta bulundu.
"1. Davalı no.1'in kaza anında 70 km sürat yaptığı ile ilgili
şahadet olmadığı halde ve/veya Muhterem Mahkeme mevcut şahadeti yanlış ve/veya eksik ve/veya hatalı değerlendir-erek ve/veya inandığı Davalı eksperinin şahadetine ve/veya Davalı no.1'in gönüllü ifadesindeki açıklamaya rağmen Davalı no.1'in kaza anında 70 km süratle sürdüğü hakkındaki bulgusu yanlış ve hatalıdır.
Keza Muhterem Mahkeme olay mahallinin Davacı -tanığı
polis tahkikat memurunun ifade ettiği gibi "gece
karanlığı vardı" ve/veya olay mahallinin ışık durumunun
bu şekilde olduğu bulgusuna varmayıp bu ve sair
gerekçelerle taraf kusur oranlarının %50'şer olduğu
bulgusu yanlış- ve hatalıdır.
2. Muhterem Mahkemenin bu meselede Davacı leyhine %100
mesuliyet oranı üzerinden takdir etmiş olduğu
120,000,000,000-TL genel zarar ziyan aşikâr surette
fahiştir.
Keza Muhterem Mahkeme Davacının Çalışma Daires-inden
almakta olduğu aylık 380,000,000,-TL maaşı tazminat
tespitinde ve/veya çoğaltıcı rakam tespitinde ve/veya
çarpımında ve/veya müstakbel kazanç kaybı hesaplamasında
kaale almamakla yanlış ve hatalı hareket etmiştir.
3. Muhterem M-ahkeme huzurunda duruşma tarihindeki kazanç
kaybı olarak ele aldığı aylık 380,000,000,-TL asgari
ücret miktarının tümünü, çoğaltıcı rakam ile çarparak ve
hiçbir indirime tabi tutmadan müstakbel kazanç kaybını
tespit etme yönüne gitmesi -yanlış ve hatalıdır ve/veya
husus ve/veya vasıl olduğu rakam genel tazminat
miktarının yüksek çıkmasına hatalı olarak vesile
oluşturmuştur.
4. Tesbit edilecek tazminat miktarının davadan itibaren
senevi bir faiz taşıyacağı ve bu faizin- de ana paraya
dahil tazminat miktarı olarak ödeneceği hususunu Muhterem
Mahkeme kaale almamakla hatalı davranmıştır."
İstinafın duruşmasında 85/03 ve 86/03 sayılı istinaflar birleştirilerek ele alınmıştır.
İlk önce ihmalkârlık ve mesuliyet il-e ilgili 2. istinaf sebebi ile mukabil istinafın 1. sebebini ele alalım.
İlk Mahkeme kaza ile ilgili olarak şöyle dedi.
"Dava konusu trafik kazası 27.12.2000 tarihinde saat 01:30 raddelerinde Mağusa İsmet İnönü Bulvarında, Tuzlada sakin Ayşe Bata yöneti-mindeki ES 219 plakalı salon araba, Mağusa'dan Salamis'e doğru seyrederken, Zabitler Petrol İstasyonuna yanaştığında o esnada, Zabitler Petrol İstasyonundan Emare 1, krokide A olarak gösterilen evine gitmek için yaya olarak yolu geçmeye çalışan Vahap Keloğ-lu'na konu araç, emare 1 krokide X olarak gösterilen yerde çarpması neticesi vukubulmuştur. Biz de kazanın bu şekilde olduğu konusunda bulgu yaparız.
Kaza anında ES 219 plakalı araç sürücüsü emare 8 ifadesinden görüldüğü gibi, kaza öncesi 70 kilometre civ-arında aracı kullanıyordu. P.Ç. Ahmet Sönmez de bunu teyit etmiştir. Tanık Özdemir Uzuner kaza yeri ve emare 1 krokide yaptığı incelemeler sonucu yorum yaparak, ES 219 plakalı aracı 50 kilometreden fazla bir süratte sürdüğünü söylemiştir. Ayşe Bata, aleyhi-ne getirilen 4811/01 sayılı davalar içerisinde 50 kilometre hilâfına sürdüğüne dair Ayşe Bata kabülü ile mahkûm olduğunu PÇ Ahmet Sönmez şahadetinde söylemiştir. Biz de, bu şahadetlerin aksine şahadet yokluğunda, Davalı 1'in kaza günü aracını, kaza anında -70 kilometre sürdüğü hususunda bulgu yaparız. PÇ. Ahmet Sönmez'in şahadeti, emare 8 Ayşe Bata'nın gönüllü ifadesi ve Özdemir Uzuner'in şahadeti biri birini desteklemektedir."
Yukarıda iktibas ettiğimiz İlk Mahkemenin hükmünden görülüyor ki İlk Mahkeme D-avalı 1'in ihmalkârlığını 50 km. sürat tahdidi olan bir yerde aracını 70 km. süratle sürmesine istinat ettirmiştir. Öyle anlaşılıyor ki İlk Mahkeme süratle ilgili bulgusunu Davalı 1'in kaza anında 70 km. süratle sürdüğü hususunda emare gönüllü ifadesindeki- şahadete istinat ettirmiştir. Halbuki Davalı 1 gönüllü ifadesinde Salamise doğru süratinin 70 km. olduğunu ancak Zabitler Petrol İstasyonuna 100 metre bir mesafe kala üst ışıkları yanan bir polis aracı gördüğünü radar olabilir düşüncesiyle yavaşladığını b-elirtmiştir. Davalı 1 adına şahadet veren trafik uzmanı Özdemir Uzuner ise şahadetinde fren izi olmasa bile Davalı 1'in X çarpışma noktasından 26 metre uzakta durduğunu gözönünde tutarak Davalı 1'in süratinin ençok 50-55 km. olabileceğini belirtti. Bilirki-şinin sürat hususunda verdiği şahadet bir kanaat meselesidir. Sürat hususunda kati şahadet olmadığına göre kaza anında Davalı 1'in arabasının süratinin ne olduğu söylenemez. Davalı 1'in süratinin ne olduğunu ispat etmek, her davada olduğu gibi, bu davada -da Davacıya düşen bir husustur. Bütün faktörler dikkate alındığında X çarpışma noktasından 26 metre uzakta durduğuna dayanarak Davalı 1'in arabasının sürati saatte 50-55 km. arasında olabilirdi. Daha az da olabilirdi. Bu hususta kati şahadet olmadığına gör-e Davalı 1'in kaza anında süratli gittiği söylenemez. İlk Mahkemenin mevcut şartlar dikkate alındığında Davalı 1'in saatte 70 km. süratle sürmüş olduğu hususundaki bulgusu hatalıdır. PÇ Ahmet Sönmez şahadetinde Davalı 1 aleyhine 4811/01 sayılı ceza davası -getirildiğini ve Davalı 1'in 50 km. hilâfına sürdüğüne dair Davalı 1'in kabulü ile mahkum olduğunu söylemiştir. Bu hususta şahadet olmakla birlikte Davacı 1 talep takririnde Davalı 1 aleyhine dikkatsiz, ihmalkârane ve 50 km. hilâfına araç kullandığı husus-unda dava açıldığını ve Davalı 1'in suçunu kabul ederek cezaya çarptırıldığını iddia etmedi. Hukuk Muhakemeleri Usulü Nizamatına göre talep takririnde ileri sürülmeyen iddialar hakkında şahadet verilemez, verilse bile dikkate alınamaz. Böyle olmakla berabe-r İlk Mahkeme Davalı 1'in, Davacı 1'i görmemekle veya zamanında görmemekle, zamanında fren yapmamakla ve yolun soluna manevra yapmamakla, aracını basiretli bir sürücünün göstermesi gereken dikkat ve ihtimamı göstermeksizin sürmekle dikkatsiz ve ihmalkarane- davrandığına bulgu yapmıştır. Kanaatımızca Davalı 1'in kusuru bunlardı.
İlk Mahkeme Davalı 1'in kusurları hususunda şöyle demektedir:
"Davalı no.1 herhangi bir olay anında durabileceği bir süratte aracını sürmediğinin kanıtıdır. Yolda fren izi olmaması- da, Davacı no.1'i yola atılmadan önce hiç görmemiştir veya görse bile frene basacak vakit bulmadan kaza olmuştur. Bu da Davalı no.1'in konu kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğunu göstermektedir. Davalı no.1, Davacı no.1'i görmemekle veya zamanında gö-rmemekle, fren yapmamakla, yolun soluna manevra yapmamakla, ES 219 plakalı aracı basiretli bir sürücünün göstermesi gerekli dikkat ve ihtimamı göstermeksizin,sürat tahdidi olan bir yerde sürat tahdidine aldırış etmeden araç sürmekle, dikkatsiz ve ihmalkâra-ne davranarak, dava konusu kazanın meydana gelmesine sebebiyet vermiştir."
Davacı 1'in kusuru hususunda ise şunları söylemektedir:
"Netice itibarıyle, Davacı no.1 yolu geçmeğe çalışırken yol kenarında durmadı, eğer durmuş olsaydı bu kaza olmayacaktı.-
Davacı no.1 istintakında dediği gibi orta çizgiye bir metre kala durmuş olsaydı emare 1'e göre bu kaza yine olmayacaktı. Bu da gösteriyor ki Davacı no.1 kaza tarihinde yolu geçmeye çalışırken hiç durmadı, hareket halindeydi ve soldan gelen Davalı no.1'in- aracını görmedi veya gördüyse geçmesini beklemeden Davalı no.1'in sürüş sahasına bir metre 55 cm. tecavüz ederek işbu kazanın oluşmasına katkıda bulunmuştur ve bunu böyle yapmakla da kendi emniyet ve selametini kaale almadan anayola girmekle kusurlu davra-ndığı hususunda bulgu yaparız."
İlk Mahkeme yukarıda iktibas edilen tarafların kusuruna değindikten sonra kusur oranının tesbiti hususunda şunları söylemiştir.
"Kazanın oluş şekli yukarıda yaptığımız bulgular
neticesi, işbu kazanın meydana gelmesinde -hem Davacı No.1'in hem de Davalı No.1'in kusurları olduğuna ve kusur oranlarının da %50'şer olduğu hususunda bulgu yaparız."
Gerek ibraz edilen kaza krokisi ve gerekse Mahkemenin huzurunda verilen şahadet tetkik edildiğinde İlk Mahkemenin bu bulgusunun t-amamen şahadetten yoksun olduğunu söylemeğe olanak yoktur. İlk Mahkemenin taraflara atfetmiş olduğu kusur oranları, kanımızca, Mahkemenin huzurunda olan tüm şahadet dikkate alındığında makuldur ve bunları değiştirmemiz için sebep mevcut değildir. Bu nedenl-e kusur oranları hususunda yapılan istinaf ve mukabil istinaf sebepleri reddolunur.
3. İstinaf Sebebi:
Davacı 1, müstakbel kazanç kaybının tesbitinde yıllık kazanç kaybı için çoğaltıcı rakamı 30 olarak tesbit etmesi gerekirken 12 olarak tesbit etmekle -İlk Mahkemenin esaslı surette hata ettiğini iddia etti.
İlk Mahkemece kabul edilen olgulara göre kaza gününde Davacı 1, 28 yaşında genç ve sağlıklı birisi idi, duruşma tarihinde ise 30 yaşında idi ve 30 yıl daha çalışabilirdi. Çoğaltıcı rakam meseleden m-eseleye değişkenlik arzeden bir husustur. Bu konuda yaptığımız araştırmada bir uyumun var olduğunu söyleyemeyiz. Önümüzdeki meselede dava konusu kaza nedeni ile boyundan aşağı felç olmuş ve hareket kabiliyeti olmayan, sadece yatağa bağımlı kalıp, birisinin- devamlı bakım ve yardımına muhtaç olan Davacı 1'in ve dava ile ilgili tüm sair hususlar dikkate alındığında çoğaltıcı rakamın 12 yerine 15 olarak saptanması daha uygun ve adil olacaktır. Bu nedenle bu istinaf sebebi kabul edilir.
4. İstinaf Sebebi:
İlk -Mahkeme Davacı 1'in talep takririnin 12. paragrafında maaş kaybından bahsetmekle beraber kaza tarihi ile duruşma tarihi arasındaki kazanç kaybını davalarında talep etmediklerinden, bu maaş kaybının verilmesinin mümkün olmadığına karar verdi.
Davacı 1, t-alep takririnde kaza tarihinde aylık gelir ve kazancının 600,000,000-TL. olduğunu iddia ederken talep takririnin istem (prayer) kısmında genel ve/veya maddi zarar ziyan talep ettiği görülür. Talep takririnin istem (prayer) kısmının arzu edilir bir şekilde -olduğunu söylemek oldukça güçtür. Talep takririnin istem (prayer) kısmında en azından maddi zarar talep edildiğine göre, talep takririnde kazanç kaybının talep edilmediğini söylemek olası değildir. İlk Mahkeme kaza tarihi ile duruşma tarihi arasındaki süre- için Davacı 1'in kazanç kaybını dikkate almayarak tazminata hükmetmemekle hata etmiştir. Bu nedenle bu istinaf sebebinin kabul edilmesi gerekir.
5. ve 6. İstinaf Sebepleri: İç içe oldukları nedeniyle birlikte ele almayı uygun bulduk.
Dosyalanan talep ta-kririnin 12. paragrafında Davacı 1'in Zabitler Benzin İstasyonunda istihdam edildiğini ve kaza tarihi olan 27.12.2000 tarihinde ayda 600,000,000-TL. bir gelir ve kazanç temin ettiği iddia edilmektedir.
İlk Mahkeme Davacı 1'in geliri hakkında şunları söyl-emiştir.
"Davacı no.1 şahadetinde ise aylık 300,000,000-TL.
aldığını ve 300,000,000-TL. de kârdan prim aldığını ve asgari ücretin de o zaman 230,000,000-TL. olduğunu söyledi.
Davacı no.1'in ustası Birtan Zabitler ise şahadetinde, Davacı no.1'in ayda 600-,000,000-TL. aldığını ve Sosyal Sigorta ve İhtiyat Sandığı primleri kesildikten sonra eline net 550,000,000-TL. - 600,000,000-TL geçtiğini ve o dönemde yanında 6 - 7 işçi çalıştığını ve işçilerine ücret olarak asgari ücret ve prim verdiğini ve primin de ay-da 90,000,000-TL. - 110,000,000-TL. tuttuğunu söyledi. Keza asgari ücretin o zaman 230,000,000-TL.olduğunu söyledi.
.......................................
Talep takririnin 1. paragrafında ise Davacı no.1 aylık gelirinin 600,000,000-TL. olduğunu belirtmekt-edir.
Taraflar davalarında Mahkemeye şahadet verirken layihaları ile bağlıdırlar. Davacı 1 layihasında, yukarıda belirttiğimiz gibi ayda 600,000,000-TL gelirle Zabitler Petrol İstasyonunda çalıştığını söylemesine karşın, esas aylığının bu kadar, artı aylık- ek mesainin bu kadar, aylık primlerinin bu kadar, toplam bu kadar deyip gelirinin ayrıntısını maalesef vermemiştir. Sadece 600,000,000-TL. aylık ücretle çalıştığını söylemiştir.
......................
Görüleceği gibi Davacı 1'in talep takriri ile şahadet-i uyuşmamaktadır.
............................
Dolayısıyle Davacı no.1'in geliri ile ilgili söylenenlerle, Davacı No.1 ile tanıkları arasındaki farklılıklar nedeni ile söylediklerine itibar etmiyoruz ve Davacı No.1'in Zabitler Petrol istasyonunda aylık asg-ari ücretle çalıştığı hususunda bulgu yaparız. Ekim 2000 yılında da asgari ücretin 160,000,000-TL. ayda olduğunu adli ihbar olarak almaktayız".
Gerçekten de ibraz edilen şahadetten Davacının Zabitler Petrol İstasyonunda aylık 300,000,000.-TL ile çalıştı-ğı ve ayda 300,000,000-TL. de kârdan prim aldığı hususunda açık şahadet vardır.
Talep takriri hazırlanırken Davacı 1'in aylık maaşının ve kârdan aldığı primlerinin ne kadar olduğu ayrı ayrı spesifik olarak, açık bir şekilde yazılması en uygundur. Bu böyl-e olmakla birlikte yukarıda özeti verildiği şekilde yapılan iddialar, ideal olmamakla birlikte, kanaatimizce Davacı 1'in aylık gelir ve kazancını kafi derecede zımnen belirlemektedir. İlk Mahkemenin Davacı 1'in aylık kazancının 600,000,000-TL. olduğu ve bu- yönde Mahkeme huzurunda yeterli şahadet bulunduğu ve aksi yönde herhangi bir şahadet Mahkemeye sunulmadığu halde Davacı 1'in aylık gelirinin yalnızca asgari ücret düzeyinde olduğu hususunda bulguya varmakla ve Davacı 1'in aylık gelirinin 600,000,000-TL. o-lmadığı hususunda karar vermekle hata etmiştir. Bu nedenle 5. istinaf sebebi kabul edilir.
Şimdi de Davacı 1'in özel zarar ziyanını tesbit edelim. İlk Mahkemeler herhangi bir şahsın kazanç kaybını özel zarar ziyan olarak tesbit ederek ancak kazanın olduğ-u günden davanın en son duruşma gününe kadar geçen müddet için kazanç kaybını özel zarar ziyan olarak tesbit eder. Davanın en son duruşmasından sonra geçen zamanda hasıl olan kazanç kayıpları ise genel zarar ziyana dahil edilmesi gerekir. Bu davada kaza 27-.12.2000 tarihinde olmuştur. İlk Mahkemenin en son duruşması 9.1.2003 tarihinde yapılmıştır. Kaza gününden en son duruşma gününe kadar 2 sene 13 gün geçmiştir. Bundan dolayı İlk Mahkemenin kazanç kaybı için tesbit edebileceği özel zarar ziyan 2 sene 13 gü-n için olması gerekir.
İlk Mahkeme huzurunda verilen şahadet ışığında Davacı 1'in aylık kazancı (kârdan aldığı primler dahil) 600,000,000-TL.dir. Bu durumda duruşma gününe kadar Davacı 1'in kazanç kaybı 2 sene 13 gün için ayda 600,000,000-TL.'den yuvarl-ak rakam olarak 14,446,000,000-TL.eder. Bu meblağın da %50'si 7,223,000,000,-TL'dir.
7. İstinaf Sebebi:
Davacı 1'in boyundan aşağı felç olduğu ve ömür boyu sürekli bir bakıcıya muhtaç olduğu bir gerçektir. Ancak Davacı bakıcı masraflarının ne kadar oldu-ğunu talep takririnde iddia etmediği gibi istem (prayer) kısmında da talep etmiş değildir. Bu durumda layihalarda talep edilmeyen bir husus hakkında Mahkemenin bir hüküm vermesi beklenemez. Böyle olmakla birlikte bakım masrafları genel tazminat tesbit edil-irken kaale alınması gereken bir husustur. Nitekim İlk Mahkeme de genel tazminat miktarını tesbit ederken bakım masraflarını da dikkate aldığını kararında belirtmiştir. Bakım masrafları genel tazminat miktarı tesbit edilirken dikkate alındığından bu istina-f sebebi reddolunur.
8. İstinaf Sebebi:
Evli olan bir kadının yaralanması halinde, bazı hallerde Common Law tahtında kocanın tazminat almaya hakkı vardır. Kocanın tazminat almaya hakkı olmasına karşın karının kocasının yaralanmasından dolayı tazminat- almaya hakkı yoktur. Kocanın tazminat alma hakkı evlilik statüsüne dayandırılmaktadır. Bu hususta Charlesworth on Neqligence 3. baskı sayfa 587'de şöyle denmektedir.
"A wife has no right of action for loss of her husband's
Consortium. The husbands ri-ght is regarded as an historical
anomaly which should not be extended to a wife"
İlk Mahkeme Davacı 2'ye Consortium'la ilgili herhangi bir tazminat vermemekle hata etmiş değildir. Bu nedenle bu istinaf sebebi de reddolunur.
Şimdi de zarar ziyan ile -ilgili 1. İstinaf sebebini ele alalım.
Davacı 1, dava konusu kaza neticesinde ağır şekilde yaralanmış, önce Mağusa Devlet Hastahanesine, bilahare Lefkoşa Dr.Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastahanesine ve daha sonra da İstanbul Cerrahpaşa Hastahanesine kaldırıl-mıştır.
Davacı 1'in yaraları ve tedavisi ile ilgili olarak Lefkoşa Devlet Hastahanesinde çalışan Nöroloji Uzmanı Dr.Hüseyin Çelik şahadetinde 27.12.2000 tarihinde Davacı 1'i acil serviste gördüğünü, yapılan muayenede bacaklarda hareket olmadığı, kollarda -ileri derecede güç kaybı olduğu, çekilen filimlerde boyunda 5. ve 6. kemiklerde kırılma ve kayma olduğunu tesbit ettiğini, ileri tetkik ve cerrahi müdahaleler için Türkiye'ye sevk edilmesine karar verdiğini ve bu karar ışığında sağlık kurulu raporu ile Tür-kiye'ye gönderdiğini, Türkiye'den geldikten sonra Davacı 1'i gördüğünü, bulgularında bir değişiklik olmadığını en son Ağustos 2001 tarihinde hastayı evinde gördüğünü ve durumunda yine bir değişiklik olmadığını, yatakta yattığını, eşi yanında, birisinin bak-ım ve yardımına muhtaç olduğunu, tuvalet ihtiyacını hissetmediğini, yapay yöntemlerle veya başka birisinin yardımı ile tuvaletini yaptığını, nefesi yetmediğinden nefes borusuna açılan kalıcı bir delikten nefes aldığını, kollarındaki güç kaybından dolayı te-kerlekli sandalyeyi hareket ettiremediğini, yatağa mahkûm olduğunu ve iyileşme şansının olmadığını, birisinin yardımıyle yiyebildiğini, konuşmasında ve algılamasında bir sorun olmadığını, omurilik ve sinirlerden uyarı gelmediğini, kasların küçülmeye ve büz-üşmeye başladığını, böyle bir vakada vücut direncinin normal insanlara göre düşük olduğundan nezle v.s. gibi enfeksiyonlarda hastada büyük sıkıntılar bıraktığını ve ikinci bir olayda hastanın kaybedilebileceğini belirtmiştir.
Kaza neticesinde Davacı bütün- hayat nimetlerinden mahrum olmuştur. Bütün hayatı boyunca ruhi rahatsızlık ve işkenceye düçar olacaktır. Sürekli olarak yatağa bağlı ve yaşadığı müddetçe durumunda herhangi bir iyileşmenin olması ihtimal dışıdır. En iptidai ihtiyaçlarını bile karşılamadığ-ı için daimi olarak başkasının bakımına muhtaç kalacaktır.
Davacı 1 halen yarı bitkisel bir hayat sürdürmekte, elleri tutmamakta, ayakları hiçbir dış etki algılamamakta, yataktan kalkamamakta, vücudunun hiçbir uzuvu özellikle başı dışındaki diğer organlar-ı, fonksiyonlarını tamamen yitirmiştir. Davacı 1'in trafik kazası sonucu tüm hayatı mahvolmuş bir durumdadır. Hayatı boyunca normal surette iş yapıp para kazanabilecek bir duruma gelemeyecek ve ömrünün sonuna kadar bakıma ihtiyacı olacaktır.
İlk Mahkeme, -genel zarar ziyan olarak Davacının bedenen düçar olduğu hasarı, çekmiş olduğu ve çekeceği sızı ve rahatsızlıkları, müstakbel kazanç kaybını göz önünde tutarak Davacının yaşını, iş yapacak durumda olmadığını nazarı itibara alarak genel tazminat olarak 120,0-00,000,000-TL. yekün bir miktar takdir ve tesbit etti.
Davacı 1, İlk Mahkemenin tesbit ettiği genel tazminat miktarının çok az olduğunu iddia etti. Diğer taraftan Davalılar ise mukabil istinaf yolu ile genel tazminatın aşikâr surette fahiş olduğunu ileri- sürdü. Keza, İlk Mahkemenin Davacının Çalışma Dairesinden almakta olduğu aylık 380,000,000-TL. maaşı tazminat tesbitinde kaale almamakla hatalı hareket ettiğini iddia etti. Daha önce 5. istinaf sebebi incelenirken belirttiğimiz gibi kaza gününde Davacı 1,- 28 yaşında olup, Zabitler Petrol İstasyonunda sorumlu olarak istihdam edilmekte ve ayda 600,000,000-TL. bir kazanç temin etmekte idi.
Davanın duruşma gününe kadar Davacı 1'in herhangi bir iş yaptığı hususunda şahadet yoktur. Bilakis Mahkeme huzurunda ver-ilen şahadete göre Davacı kaza neticesinde aldığı yaralardan dolayı Petrol İstasyonunda eskiden yapmakta olduğu görevi veya başka herhangi bir işi hayatı boyunca yapamaz. Bu durumda Davacı 1 eski görevini veya başka herhangi bir iş yapamayacağından müstakb-el kazanç kaybı maaşının tümü olacaktır. Davacı 1 eski görevini yapmış olsaydı duruşma tarihindeki maaşının, asgari ücret hariç ne kadar artacağına ilişkin şahadet yoktur. Aylık maaşının azalacağına ilişkin şahadet de yoktur. Kanaatimizce Davacı 1'in içind-e bulunduğu son durumu dikkate alarak Davacı 1'in müstakbel kazanç kaybının eski işinde çalışmış olsaydı halen alacağı 600,000,000-TL.dir. Bu meblağ senede 7,200,000,000-TL.dir. Davacı 1'in kaza olmamış olsaydı normal olarak 60 yaşına kadar çalışacağına il-işkin Mahkemenin bulgusu vardır. Davacı 1'in 60 yaşına kadar kaza olmamış olsaydı çalışabileceğini, boyundan aşağı felç olduğu için ileride hiç çalışamayacağını, 9.1.2003 tarihinden 60 yaşına gelinceye kadar 30 senesi olduğunu dikkate alarak yıllık müstakb-el kazanç kaybını 15 çoğaltıcı rakamı ile çoğaltmanın makul ve adil olacağı kanaatındayız. Bu durumda Davacı 1'in müstakbel kazanç kaybı için 108,000,000,000-TL. almağa hakkı vardır.
Davacı 1'in bedenen düçar olduğu hasarı, çekmiş olduğu ve çekeceği sızı -ve ızdırapları ve hayat nimetlerinden mahrum olacağını felç olması nedeniyle devamlı bir bakıcıya ihtiyacı olduğunu ve müstakbel bakımı için ihtiyacı olduğu masrafları, Davacının başka bir kazadan veya hastalıktan dolayı hayatını kaybedebileceğini göz önün-de tutarak genel tazminat olarak Davacının asgari olarak 216,000,000,000-TL. tazminat alması gerektiği kanaatındayız. 216,000,000,000,-TL tazminata 108,000,000,000,-TL'de kazanç kaybının eklenmesi gerekir. Dolayısıyle İlk Mahkemenin genel zarar ziyan olara-k tesbit ettiği 120,000,000,000-TL. çok azdır ve bu meblağın müstakbel kazanç kaybı dahil 324,000,000,000-TL.'ye yükseltilmesi gerekir. Netice olarak İlk Mahkemenin genel tazminat olarak tesbit ettiği 120,000,000,000-TL'nin 324,000,000,000-TL.'ye yükseltil-mesine karar verilir. 324,000,000,000-TL.'nin %50'si 162,000,000,000-TL. eder.
Davalılar Davacı 1'in Çalışma Dairesinden almakta olduğu 380,000,000,TL aylık maaşın genel tazminattan tenzil edilmesi gerektiğini iddia ettiler.
Davacı 1'in karısı Gülbahar -Keloğlu şahadetinde Çalışma Dairesi tarafından özürlü maaşı olarak ayda 380,000,000,-TL bir ödeme yapıldığını belirtirken, Davacı 1 şahadetinde Sosyal Yardımdan bir lûtuf olarak özürlü maaşı aldığını belirtmiştir. Bu durumda ödemeyi hangi Dairenin yaptığın-a ilişkin şahadet yoktur. Devletin Davacı 1'e yaptığı ödemenin ayda 380,000,000,-TL olduğunu gerek Davacı 1 gerekse karısı kabul etmektedir. 380,000,000,-TL'nin Devletçe niçin verildiği başka bir deyişle bir yasal zorunluluk sonucu mu? yoksa Davacı 1'in be-lirttiği gibi bir lûtuf olarak mı verildiği hususunda resmi bir şahadet yoktur. Davacı 1 şahadetinde bu miktarın bir lûtuf olarak verildiğini belirtmiştir. Bunun aksine bir şahadet olmadığına göre yapılan aylık ödeneğin genel tazminattan düşürülmemesi gere-ktiğine karar verilir ve İlk Mahkeme de bu ödemeyi genel tazminattan tenzil etmemekle hata etmiş değildir.
1976 Mahkemeler Yasası'nın 42(2) maddesine göre herhangi bir haksız fiilden doğan davalarda verilen hükümler, davanın açıldığı tarihten son ödeme g-ününe kadar yılda en yüksek oranında yasal faiz taşıması gerekir. Yasal bir hak olduğuna göre faizin tazminat miktarının tesbitinde kaale alınmaması gerekir. Bu nedenle 86/2003 sayılı istinafın 4. istinaf sebebi de reddolunur.
Sonuç olarak 85/03 sayılı i-stinaf kısmen kabul edilir ve İlk Mahkemenin özel ve genel zarar ziyan ile ilgili hükmü iptal edilir ve Davalı 1'in Davacı 1'e 7,223,000,000,-TL özel tazminat, 162,000,000,000,-TL genel tazminat ve 20.11.2001 tarihinden tediye tarihine kadar yasal faiz öde-mesine hüküm verilir.
Yukarıda belirtilen nedenler ışığında 86/03 sayılı istinaf ise reddolunur.
İstinaf masraflarının Aleyhine İstinaf Edilen Davalı 1 tarafından ödenmesine emir verilir.
-Taner Erginel Mustafa H. Özkök Seyit A. Bensen
Başkan Yargıç Yargıç
17 Haziran, 2004
16
Full & Egal Universal Law Academy