-D. 23/98 Yargıtay/Hukuk 87/96
(Dava No: 1316/94; Magosa)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.
Mahkeme Heyeti: Taner Erginel, Mustafa H. Özkök, Gönül Erönen.
İstinaf eden: Salih Şehzade, Boğaz 9 Evler, Yeni İskele
(Dava-lı)
-ile-
Aleyhine istinaf edilen: Müteveffa Hasan Halil n/d Hasan Şehzade Terekesi adına Tereke İdare Memurları
Vibeke Winther Halil, Mehmetcik
Hasan Said Olgunsoy, Müftü Naci Ef. Sk. 30-32, Lefkoşa.
(Davacılar)
A r a s ı n d a.
İstinaf Ma-gosa Kaza Mahkemesinin 1316/94 sayılı davada 16.9.1996 tarihinde verdiği karara karşı Davalı tarafından yapılmıştır. Karar Kaza Mahkemesi Başkanı Erdal Kadıoğlu ve Kaza Mahkemesi Yargıcı Ahmet Kalkan tarafından verilmiştir.
İstinaf eden namına: Avukat Ke-mal Aktay
Aleyhine istinaf edilenler namına: Avukat Menteş Aziz.
------------------
H Ü K Ü M
Taner Erginel: Bu istinafta Mahkemenin hükmünü Sayın Yargıç Gönül Erönen okuyacaktır.
Gönül Erönen: Davacı 1 ve 2 -Müteveffa Hasan Halil n/d Hasan Şehzade Terekesi adına Tereke İdare Memurları sıfatıyle, Yeni İskelede Kayıt No.6937, Pafta/Plan XV/36.W.2.,Parsel No.54/1278 üzerinde Boğaz 9 Evler No 2'deki evin mal sahibidirler.
Müteveffa Hasan Halil sağlığında konu ev-de oturması için Davalıya izin vermiştir. Müteveffa Hasan Halil 20.8.1992
tarihinde vasiyet bırakmadan vefat etmiş Davacılar da
14.6.1994 tarihinde Tereke İdare Memuru olarak tayin edilmişlerdir.
24.6.1994 tarihinde Tereke İdare Memurları Davalıya gön-derdikleri bir ihbar ile konu evde oturmasına ilişkin herhangi bir hakkını fesh ve iptal ederek konu yeri 1.7.1994 tarihine kadar tahliye etmesini istediler. Davacılara göre, kendisine gönderilen bu ihbara rağmen konu yeri tahliye etmediği cihetle Davalı 1-.7.1994 tarihinden itibaren ve halen dava konusu taşınmazı mütecaviz olarak işgal etmektedir. Bu nedenle 6.7.1994 tarihinde Magosa Kaza Mahkemesinde 1316/94 sayılı davayı dosyaladılar. Davacılar bu dava ile konu yerin Davalı tarafından tahliye edilerek ke-ndilerine teslim edilmesini, 1.7.1994 tarihinden itibaren tahliye edinceye kadar ara kâr ve dava masraflarını ödemesini talep ettiler.
9.12.1994 tarihinde müdafaa ve mukabil dava layihasını dosyalayan Davalı, Davacıların bu davayı açmaya hakları
olmad-ığı hususunda iptidai itirazda bulunarak Davacıların taleplerini reddetmiş ve mesele ile ilgili olarak şunları
ileri sürmüştür.
Davalı, Müteveffanın kardeşi olduğunu, ayni nedenle 1961 yılından itibaren Londrada Müteveffanın lokantalarında ve gece
kul-üplerinde ve ona ait kahvehanede çalıştığını, Müteveffaya uzun yıllar hizmet ve servis yaptığını, Müteveffa 1983 yılında dava konusu evi alınca "git eve yerleş, ev senindir ömür boyu orda kal koçanı alınca orayı sana vereceğim dediğini" konu evin Müteveff-aya yaptığı hizmetlere karşılık olarak kendisine verildiğini ileri sürmektedir. Davalı iddialarına devamla,
Müteveffanın verdiği bu izni Davacılar ihlal ettikleri ve evden çıkmasına neden oldukları takdirde 80,000 sterling zarar ziyana düçar kalacağını id-dia ederek konu ev ile ilgili büyük masraflar yaptığını,bu eve yaptığı tadilat, tamirat ve eklemeler nedeniyle yaptığı toplam masrafın 11.560 sterling ile 20,000,000TL'na baliğ olduğunu belirtmiş, bu doğrultuda talepte bulunmuştur.
Davacılar bu mukabil t-alebi reddederek Davalının yapmış olabileceği hizmetlerin eve karşılık yeterli bir ivaz teşkil etmediğini herhangi bir akit doğurmadığını ve Müteveffa tarafından sözlü yapılabilecek böyle bir vaadin yasal herhangi bir netice doğurmadığını ileri sürmüşlerdi-r.
Keza Davalının iddia ettiği hizmetlerin zaman aşımına uğradığını bu nedenle talep edilemeyeceğini beyan ederek Davalının yapmış olabileceği masrafların Davacıları bağlamadığını, keza ika ettiği işgalden dolayı Davalının bu masrafları talep edemeyeceği-ni ileri sürerek mukabil davanın reddedilmesini talep ettiler.
27.10.1995 tarihinde davayı dinlemeye başlayan Alt Mahkeme 16.9.1996 tarihinde kararını vermiştir. Alt Mahkeme bu kararda
gerek kiracılık münasebetleri gerekse "izin" yani "License" ile- ilgili yasal durumları inceleyerek konu haneyi işgal ve tasarrufunda bulunduran Davalının statüsünü belirleme yoluna
gitmiştir. Huzurunda Davalının statüsünü belirleyen yazılı herhangi bir mukavele bulunmadığından Alt Mahkeme, sunulan şahadete bakarak ta-rafların davranış ve niyetleri ışığında bir sonuca varmaya çalışmıştır. Bunu yaparken, Alt Mahkeme kararında, temas ettiği içtihat kararları neticesinde,
Davalının takriben 1985 yılından beri konu hanede oturduğunu buna karşılık Davacılara veya Müteveffa-ya sağlığında evin tasarrufundan kaynaklanan herhangi bir menfaat sağlamadığını, Davalıya verilen iznin geri alındığı 24.6.1994 tarihine kadar dava konusu evin Davalı tarafından tasarrufunun ihtilâfsız bir şekilde devam ettiği hususunda bulgulara varmıştır-. Alt Mahkeme Davalının söz konusu haneyi ne şekilde tasarrufuna aldığı ve statüsü hakkındaki şahadetinin müdafaa ve mukabil dava takririndeki iddiaları ile çelişkili, muğlak ve farklı manalar içerdiği görüşündedir. Davalının dava konusu hanenin kendisine -kardeşi Müteveffa Hasan Halil Şehzade tarafından yapmış olduğu hizmetlere karşılık olarak mı, sağlığını kaybetmesi nedeni ile gelip oturması için mi, tazminat olarak mı, Müteveffanın elde ettiği servetine katkısı karşılığı mı, yoksa evin parasını kendisine- ödediği nedeni ile mi verdiği hususundaki şahadetini çelişkili ve tutarsız bulan Mahkeme, bu şahadetin inandırıcı, güvenilir ve kabul edilebilir olmadığına karar vermiş ve Davalı ile tanıklarının şahadetine inanmamayı uygun görmüştür.
Huzurundaki tüm şa-hadeti ve ihtilâfsız olguları dikkate aldıktan sonra Mahkeme, mal sahibi Müteveffa Hasan Halil
Şehzadenin, mezkur taşınmaz mal adında kayıtlı olduğu halde ve Davalının bu taşınmaz malda 1985 yılından beri ikamet etmesine rağmen Müteveffanın mezkur taşınm-az malı Davalıya devir
etmediğini, devir etme niyetinde ve davranışında da bulunmadığını, Davalının 1985 yılından beri ihtilâfsız bir şekilde tasarrufunda bulundurduğu haneyi tasarrufunda
bulundurmasına karşılık Müteveffadan herhangi bir menfaat sağlamad-ığını dikkate alarak Davalının dava konusu hanede Müteveffanın sağlığında verdiği "izin" (license) tahtında mezkur taşınmaz malı tasarruf ettiği hususunda bulguya varmıştır. Daha sonra Mahkeme yasal durumu inceleyerek tahliye ihbarının Davalıya tebliğ edil-mesi ile Müteveffa adında kayıtlı olan ve yasal olarak Terekesine intikal eden dava konusu ev ile
ilgili olarak Davalının bu evdeki tasarrufunun kaynağını teşkil eden iznin Davacılar tarafından, 24.6.1994 tarihinden itibaren, uygun bir şekilde fesh edildi-ği kanısına vararak Davalının 1.7.1994 tarihinden itibaren mütecaviz sıfatı ile konu yeri işgalinde bulundurduğuna ve Tereke leyhine tahliye hükmü verilmesi gerektiğine ilişkin karar verdi. Daha sonra Davalının mukabil davasını inceleyen Alt Mahkeme Davalı-nın dava konusu hanede izinli statüsü ile oturduğu, bu iznin de iptal edildiğini, mezkur haneyi tahliye etmesi gerektiği hususunda karara vardığını vurgulayarak Davalının 80,000 Sterling ile ilgili talebini reddetmiştir. Keza Davalının yaptığını iddia etti-ği tadilat, tamirat ve eklemeler ile ilgili huzurundaki şahadeti inceleyen Alt Mahkeme kararının bir kısmında şöyle demiştir:-
"Dava konusu eve davalı tarafından yaptırıldığı iddia edilen aleminyum kap, pençere ve cam işleri ile ilgili şahadet veren Soner- Çavuşoğlu 10-11 sene önce davalının talimatı ile mezkûr haneye 2 adet sürme kapı, 2 adet korkuluk kapı, açılan 7 adet sürme pençere ve 3 adet çift kanatlı kapı yaptığını, karşılığında 1950 Sterling aldığını belirterek
Davalının isteği üzerine sonradan d-üzenlediği belgeyi Emare 5 olarak ibraz etmiştir.
Mahkemede yakından izleme fırsatı bulduğumuz tanık Soner Çavuşoğlu'nun şahadetinde mezkur evde
yaptığını belirttiği işlerin müdafaa ve mukabil talep takririnde tafsilatı verilen işler olduğunu ve bu husust-aki şahadetinin Davalının şahadetini destekler nitelikte olduğunu dikkate aldıktan sonra bu tanığın
dürüst, güvenilir ve kabule şayan şahadet sunduğuna kanaat getirdik ve şahadetine inandık.
Eve yapılan su tesisatı ile ilgili şahadet veren Hasan Triton'un- yaptığı işler ve ödediği 20,000,000TL meblağ ile ilgili ibraz ettiği Emare 7 belgeyi dikkate aldıktan, şahadeti ve istintakı süresince sarsılmadığını gözönünde bulundurduktan sonra doğru inanılır şahadet sunduğuna kanaat getirdik ve şahadetine inandık."
-Alt Mahkeme bu işlerin yapılışı sırasında Davalının ödediği meblağ ile ilgili olarak Mahkemeye ibraz edilen makbuzlarda görüldüğü gibi 11,560 sterling ve 20 milyon TL masraf yaptığı konusunda bulguya varmıştır.
Keza Mahkeme Davalı tarafından konu evde i-htilâfsız bir şekilde yaptığı masrafların niteliğine bakarak bu nedenle yapılan tüm işlerin kalıcı işler olduğu ve mal sahiplerinin yapılan işlerden istifade edeceğinin açıklıkla görüldüğünü ifade etmiştir. Davalının dava konusu hanede yaptığı işleri bedav-a yapmak niyeti ile yapmadığına kanaat getiren Alt Mahkeme izni iptal edilen Davalının, Davacılardan tazminat talep etmeye hakkı olduğunu kaydederek verdiği kararda şöyle demiştir:-
"Davalının 1985 yılından beri dava konusu hanede oturduğunu, eve yapılan i-şlerden yıllarca istifade ettiği ve faydalandığını dikkate aldıktan sonra yapılan işlerin tam karşılığının Davacılar tarafından Davalıya ödenmesinin makul ve adil olmadığı kanısındayız."
Verdiği kararda yukarıda özet olarak aktarılan hususları da belirtt-ikten sonra Alt Mahkeme Davacı lehine tahliye emri
vererek mesne profits (ara kâr) ile ilgili talepleri, geri çekildiğinden red ve iptal ettikten sonra, mukabil dava
gereğince Davalı lehine ve Tereke aleyhine 3000 Sterling tazminat ödenmesi için hüküm v-ermeyi uygun görmüştür.
Davalı bu karardan istinaf etmiştir
Davalının istinafı 4 istinaf sebebi içermekle birlikte bunlar 2 başlık altında toplanabilir.
Alt Mahkeme Davalının şahadetine yeterince ağırlık vermeyerek Davacılar lehine hüküm vermekle hata e-tmiştir.
Davalının dava konusu eve yaptığı masraflarla ilgili herhangi bir hesapla sonuca varılmadan Davacıların Davalıya 3000 Stg ödemesi hususundaki Mahkeme hükmü hatalıdır.
Davalının istinafına karşılık mukabil istinaf dosyalayan Davacı ise özetle, Dav-alının 3000 Stg almaya hakkı olmadığından Mahkemenin mukabil talep mucibince 3000 Stg için hüküm vermesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
Davalı istinafının 1. başlık altındaki bulgular incelendiğinde, Alt Mahkemenin gerek Davalı gerekse tanıklarının v-ermiş oldukları şahadeti esaslı bir şekilde değerlendirerek bu şahadetin çelişkili ve tutarsız olduğu şeklinde kanaate vardığı görülmektedir. Mahkeme yaptığı bu incelemeler sonucu gerek Müteveffa gerekse Davalı arasında herhangi bir mukaveleye ilişkin olar-ak Davalının herhangi bir hakkı doğduğu hususunda bulguya varamamıştır. Bunun neticesinde Alt Mahkeme, huzurundaki şahadete dayanarak sadece Davalının konu evdeki hukuki statüsünü belirleme yönüne gitmiş ancak Davalının Müteveffa ile münasebeti hususunda ç-elişkili bulduğu
Davalı ve tanıklarının şahadetlerini inanılır bulmamış, bunlara değer vermemiştir.
Bunun dışında Davalı ile Müteveffanın Davalının tazminat talepleri açısından ilişkilerini, anlaşmalarını veya hukuki durumlarını ortaya koyan başka şah-adet olmadığı için bu hususu inceleyememiş ve bu konuda bulgu yapamamıştır. Başka bir deyişle, aralarında bir aktin varlığı konusunda Davalının ispat külfetini yerine getiremediği görülmektedir.
Sunulmuş olan tüm şahadet ışığında bilhassa çevre şahadet d-ikkate alındığında Müteveffaya ait evi Müteveffanın kendisine verdiği izin tahtında tasarrufuna aldığını, ancak konu yerin koçanı Müteveffa adına alındıktan sonra Davalı bu evin kendisine verileceğini iddia etmesine karşın Müteveffanın bu evi hayatta olduğ-u sırada neden kendisine koçan etmediği hakkında yeterli izahatta bulunmadığı kanaatine varan Alt Mahkeme, Davalının bu doğrultudaki iddialarını kabule şayan bulmamıştır.
Huzurunda şahadet veren tanıkları yakından izleme fırsatına sahip olan Alt Mahkemen-in bu doğrultuda varmış olduğu görüşlere varabilmesi için huzurunda yeterli şahadet bulunduğu ve şahadet ile ilgili yaptığı değerlendirmeye müdahelemizi gerektirecek nitelikte bir yanlış veya hata yapmadığı görüşüne varmaktayız. Bu nedenle Alt Mahkemenin b-ulgu ve değerlendirmesine müdahale etmeyi uygun bulmayız.
Davalı avukatı istinafın duruşması sırasında Müteveffa ile Davalı arasındaki ilişkinin licensee ilişkisi değil de bir akide dayalı hakları ile ilgili olduğunu ileri sürmüştür. Kanaatimizce, Davalı -bu konuda Bidayet Mahkemesi
huzurunda yeterli şahadet sunmamıştır. Bu nedenle bu hususta İstinaf Mahkemesi huzurunda yapılan bu iddiaları, diğer
görüşlerimiz yanında mesnetsiz bulur ve dikkate almamayı uygun buluruz.
Davalının 2. başlık altındaki istina-f sebebine gelince; bu konuda Alt Mahkeme Davalının konu eve 11,560 Stg ve 20 milyon TL masraf yaptığı hususlarını kabul edip bu konuda bulguya vardıktan sonra Davalının bu yaptığı masraflardan faydalandığı ve konu evde kendisine izin verilen süre içinde i-kamet etmekle de bir fayda sağladığı gerekçesine dayanarak Davalıya sadece 3000 Stg tazminat ödenmesi gerektiği hususunda karar vermiştir. Alt Mahkemenin bu doğrultudaki bulgu ve kararının doğru bir yaklaşım olmadığı görüşündeyiz. Alt Mahkeme Davalının dav-a konusu eve 11,560 Stg ve 20 milyon TL masraf yaptığını, bu masraflarla ilgili işlerin kalıcı olduğunu ve mal sahiplerinin yapılan bu işlerden istifade edeceği hususlarında bulgu yaptıktan ve üstelik Davalının bu işleri bedava yapmak niyeti ile yapmadığın-a kanaat getirdikten sonra bu hesaba nasıl ve ne şekilde varıldığına ilişkin yeterli gerekçe vermeden, Davalıya sadece 3000 Stg ödenmesi gerektiği bulgusu, hatalıdır.
Bu nedenle bu noktada Alt Mahkemenin hatalı hareket ettiği görüşüne vararak Davalının ba-hse konu eve toplam olarak yaptığı 11,560 Stg ve 20 milyon TL masrafla ilgili ispat külfetini yerine getirdiği ve kendisine bu meblağların ödenmesi gerektiği görüşündeyiz.
Neticede, Davalı istinafında kısmen başarılı olmuştur.
Yukarıda belirttikler-imiz ışığında Davacının mukabil talebinde başarılı olmadığı sonucu çıkmaktadır. Bu nedenle Davacının mukabil istinafı ret ve iptal edilir.
Alt Mahkemenin, mukabil talep uyarınca verdiği 16.9.1996 tarihli hükmü değiştirilerek Davalı lehine Davacı Tereke -aleyhine, Davacıların Davalıya 11,560 Sterling ve 20 milyon TL tazminat ve bu meblağlar üzerinden 16.9.1996 tarihinden itibaren yasal faiz ödemesi için hüküm verilir.
İşbu istinaf masraflarının yarısını Yüksek Mahkeme Mukayyidinin tasvibinden geçtikten s-onra Davacılar, Davalıya ödeyecektir.
Taner Erginel Mustafa H. Özkök Gönül Erönen
Yargıç Yargıç Yargıç
30 Haziran 1998
10
Full & Egal Universal Law Academy