-D.9/2003 Yargıtay/Hukuk 88/99
(Lefkoşa Dava No:2002/95)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.
Mahkeme Heyeti: Nevvar Nolan, Gönül Erönen, Seyit A.Bensen.
-
İstinaf eden: Oktan Türe, Lefkoşa
(Davacı)
- ile -
Aleyhine istinaf edilen:1. Taner Talat- Londra
2. İnci Balcı, Londra
3. Fatma Berker, Londra
- 4. Ortaköy'lü Müteveffa Mustafa Talat'ın
Terekesinin İdare Memuru sıffatıyle
ve mezkur Terekeyi temsilen
Tanyol Güner, Girne
5-. Nahide Talat, Kızılbaş.
(Davalılar)
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Avukat Göksel Şef-ik
Aleyhine istinaf edilen Davalı 1, 2, 3 namına: Avukat Orhan Z. Bilgehan.
İstinaf, Lefkoşa Kaza Mahkemesi Başkanı Şafak Öneri ile Yargıç Mehmet Türker'in 2002/95 sayılı davada dosyalanan 28.12.1998 tarihinde verdiği karara karşı Davacı tarafından yapı-lmıştır.
---------------------
H Ü K Ü M
Nevvar Nolan:Sağlığında üç evlilik yapan Mustafa Talat, 2.11.1992 tarihinde Londra'da vefat etti. Lefkoşa Kaza Mahkemesinin 2002/95 sayılı hukuk davasında Davacı Oktan Türe, müte-veffa Mustafa Talat'ın ilk eşinden olan ve 1975 yılında vefat eden kızı Tanur Türe'nin oğlu, Davalı No.1,2 ve 3, müteveffanın ikinci eşinden olan evlâtları, Davalı No.4, müteveffanın terekesinin idare memuru, Davalı No.5 ise müteveffanın üçüncü ve son eşid-ir.
Müteveffa Mustafa Talat sağlığında Davalı evlâtlarına, bağış yolu ile, Lefkoşa'da taşınmaz mallar vererek tapuda adlarına devretti. Müteveffa Davalı No.1 Taner Talat'a 9 arsa, Davalı No.2 İnci Balcı'ya 9 arsa ve Davalı No.3 Fatma Berker'e 6 arsa verd-i. Davalı evlâtları yanında, üçüncü eşi Davalı No.5 Nahide Talat'a da 4 arsa veren müteveffa Mustafa Talat, vefatı ile Lefkoşa'da adına kayıtlı 25 adet tasvip edilmiş arsa bıraktı.
Davacı Lefkoşa Kaza Mahkemesinde 2002/95 sayılı hukuk davasını ikâme eder-ek müteveffa Mustafa Talat'ın sağlığında Davalı No.1,2 ve 3'e bağış yolu ile verdiği arsaları, avans ve/veya sermaye olarak (by way of advancement) verdiğini iddia etti ve tereke idare memurunun, Davalı No.1,2 ve 3'ün terekeden alacakları payı hesaplarken -onlara verilen bu arsaları dikkate alıp hesaba katmasını talep etti.
Davalı No.1,2 ve 3 tarafından dosyalanan Müdafaa Takririnde, Davalılar, arsaların kendilerine avans ve/veya sermaye olarak verildiğini reddettiler, babaları müteveffa Mustafa Talat'ın -arsaları kendilerine aralarında olan sevgi, şefkat ve muhabbete binaen, keza müteveffaya hastalığında verdikleri hizmetlere, sarfettikleri paralara, maddi ve manevi desteklerine karşılık verdiğini, ayrıca sonradan müteveffa tarafından tasvip edilmiş arsala-ra açılan taşınmaz malın Hakkı Mehmet isimli kişiye ait olduğunu, Hakkı Mehmet'in kendilerini çok sevdiğini ve bu malı kendilerine vermek istediğini, ancak kendileri o tarihlerde küçük oldukları için taşınmaz malın adlarına koçan edilemediğini, Hakkı Mehm-et'in konu malı, Davalı No.1,2 ve 3'e devretmesi için anlaştığı babaları Mustafa Talat'a 1968 yılında devrettiğini, müteveffa babalarının da bu anlaşmaya istinaden kendilerine konu arsaları bağış yolu ile devrettiğini, müteveffa babalarının tüm varislere a-ynı oranda ve değerde mal bırakmak niyetinde olmadığını, müteveffa babalarının, terekenin bölüşümünde kendilerine verilen arsaların payların hesaplanmasında hesaba katılmasını arzu etmediğini, müteveffanın niyetinin kendilerine verilen arsaların terekenin -bölüşümünde hesaba katılması olmadığını ileri sürdüler.
Davayı dinleyen Kaza Mahkemesi, müteveffa Mustafa Talat'ın arsaları evlâtları Davalı No.1,2 ve 3'e bağış yolu ile verip devrettiğini ve değerlerini dikkate aldıktan sonra, bu arsaların ilk nazarda -"advancement" olarak verildiği bulgusuna vardı. Kaza Mahkemesi devamla, Davalı No.1,2 ve 3'ün kendilerine bağış yolu ile verilen arsaların "advancement" olarak verildiğini şahadetle ortadan kaldırma hakkı olduğunu belirterek Davalılar tarafından sunulan şa-hadeti değerlendirdi.
Kaza Mahkemesi Davalı No.1,2 ve 3'ün müteveffaya hizmet vermedikleri, maddi ve manevi destekte bulunmadıkları, müteveffa için para sarfetmedikleri bulgusuna vararak Davalı No.1,2 ve 3'ün bu nedenlerle müteveffa babalarının konu ars-aları kendilerine bağış yolu ile verdiği iddialarını kanıtlanmış bulmadı. Kaza Mahkemesi yine konu taşınmaz malın arsalara açılmadan önceki mal sahibi Hakkı Mehmet'in, Davalı No.1,2 ve 3'ü çok sevdiği, malı onlara vermek istediği ancak küçük oldukları için- veremediği, Hakkı Mehmet ile müteveffa arasında bu malı Davalı No.1,2 ve 3'e vermesi için 1968 yılında bir anlaşma olduğu ve Hakkı Mehmet'in bu anlaşma uyarınca malı müteveffaya devrettiği, müteveffanın da konu arsaları Davalı No.1,2 ve 3'e Hakkı Mehmet'l-e yaptığı anlaşma gereği bağış yolu ile devrettiği iddialarını da, sunulan şahadete itibar etmeyerek, kanıtlanmış bulmadı.
Huzurundaki şahadeti incelemeye devam eden Kaza Mahkemesi, müteveffa Mustafa Talat ile Davalı No.1,2 ve 3 arasında sevgi, şefkat do-lu bir ilişki bulunduğu, müteveffanın Davalı No.1,2 ve 3'e özel bir yakınlığı olduğu, müteveffanın konu arsaları aralarında olan sevgi, şefkat ve özel yakınlık nedeni ile evlâtları Davalı No.1,2 ve 3'e verdiği, arsaların bu Davalılara verildikleri tarihler-de, bu Davalıların tümünün de evli, iş sahibi, ev sahibi ve kazançları ile yaşamlarını rahatlıkla sürdürebilecek durumda oldukları bulgularına vararak, konu arsaların "advancement" olarak verilmedikleri sonucuna vardı. Kaza Mahkemesi devamla müteveffa ile -Davalı No.1,2 ve 3 arasında var olan sevgi, şefkat ve yakın ilişkinin müteveffa ile Davacının annesi ve Davacı arasında hiçbir zaman olmadığı, müteveffanın, Davacının annesi olan kızı Tanur Türe'ye, Davalı No.1,2 ve 3'e verdiği kadar mal bırakmak niyetinde- olmadığı, müteveffanın niyetinin Davalı No.1,2 ve 3 ile Davacının annesine veya Davacıya eşit miktarda mal bırakmak olmadığının şahadetten açıkça görüldüğü, müteveffanın konu arsaları Davalı No.1,2 ve 3'e verirken, bu arsaları terekenin bölüşümünde hesaba- katılmaları niyeti ile vermediği bulgularına da vardı ve Davacının davasını reddetti.
Davacı, Kaza Mahkemesinin, müteveffa Mustafa Talat tarafından sağlığında bağış yolu ile evlâtları Davalı No.1,2 ve 3'e verilen arsaların "advancement" olarak verilmed-iği kararının hatalı olduğu, keza Kaza Mahkemesinin Bölüm 195 WILLS and SUCCESSION LAW'un 51. maddesini yanlış yorumladığı iddiası ile Kaza Mahkemesinin kararından istinaf etmiştir.
Müteveffanın terekesinde hak sahibi olan bir evlâdın, terekeden alacağı -payın hesaplanmasında, o evlâdın, müteveffanın sağlığında müteveffadan almış olduğu taşınır ve taşınmaz malları bazı durumlarda ortaya koyması gerekir. Konuyu düzenleyen Bölüm 195, WILLS and SUCCESSION LAW'un 51. maddesidir. Bu madde aynen şöyledir:
"51. -Any child or other descendant of the deceased who becomes entitled to succeed to the statutory portion, and to the undisposed portion if any, shall in reckoning his share bring into account all movable property and immovable property that he has at any tim-e received from the deceased -
by way of advancement; or
under a marriage contract; or
as dower; or
by way of gift made in contemplation of death:
Provided that no such movable property or immovable property shall be brought into account if the deceased h-as left a will and has made therein specific provision that such movable property or immovable property shall not be brought into account".
Müteveffanın terekesinde hak sahibi olan bir evlâdın mirastaki payının hesaplanmasında, müteveffadan herhangi bir z-aman "advancement" veya çeyiz olarak veya evlenme sözleşmesi altında veya ölüm düşüncesi içerisinde hediye olarak aldığı tüm taşınır ve taşınmaz malların ortaya konması gerekir; ancak müteveffa vasiyetname yapmış ve vasiyetnamesinde bu malların ortaya konu-p hesaplamaya dahil edilmeyeceğini açıkça ifade etmişse, bu mallar hesaplamaya dahil edilmezler.
Bölüm 195 WILLS and SUCCESSION LAW'un 51. maddesi açıktır. Müteveffa sağlığında bu maddede yer alan (a),(b),(c),(d) paragraflarından biri altında bir evlâdın-a taşınır veya taşınmaz mal vermişse, o evlâdın terekeden alacağı pay hesaplanırken, bu mal ortaya konacak ve hesaplamaya dahil edilecektir; ancak müteveffanın, bu malın hesaplamaya dahil edilmeyeceğini ifade eden bir vasiyetname bırakması durumunda, bu ma-l hesaplamaya dahil edilmeyecektir. Görülebileceği gibi 51. madde müteveffanın sağlığında bir evlâdına verdiği her taşınır ve taşınmaz malın mutlaka o evlâdın müteveffanın terekesinden alacağı pay hesaplanırken ortaya konmasını buyurmamaktadır; ortaya konu-p hesaba dahil edilmesi gereken, 51. maddenin (a),(b),(c),(d) paragraflarından biri altında verildiği kabul edilen taşınır veya taşınmaz maldır. Konu Yasanın 51. maddesinin (a) paragrafına baktığımızda, müteveffa, sağlığında evlâdına verdiği taşınır veya t-aşınmaz malı "by way of advancement" vermişse, bu malın, o evlâdın terekedeki payının hesaplanmasında ortaya konması gerektiğini görürüz.
Müteveffanın sağlığında bir evlâdına verdiği taşınır veya taşınmaz bir malı "by way of advancement" verdiği veya bir -başka ifade ile, müteveffanın bir evlâdının, müteveffanın sağlığında müteveffadan aldığı taşınır veya taşınmaz bir malı "by way of advancement" aldığı iddiasında olan bir kimse, bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. Önümüzdeki davada arsaların "by way of a-dvancement" verildiğini iddia eden Davacıdır ve bu iddiayı kanıtlamak Davacıya düşer. Davacı bu iddiasını kanıtladığı takdirde Davalı No.1,2 ve 3'e "by way of advancement" verilen arsaların, bu Davalıların terekeden alacakları payların hesaplanmasında hesa-ba katılmamaları, ancak müteveffanın sağlığında verdiği arsaların hesaba katılmayacağını ifade eden bir vasiyetname bırakması ile mümkün olur.
"By way of advancement" ne demektir? Bu ifadeden ne anlarız? JESSEL, M.R.'ın TAYLOR v. TAYLOR (1875) L.R.20 Eq.1-55: (1875) L.J Volume 44 Eq.718, davasında "advancement"'in tanımlamasını yaptığını, "advancement"'in kapsamını açımlamasını görürüz:
" I have always understood that an advancement by way of portion, is something given by the parent to establish the child -in life, or to make what is called a provision for him - not a mere casual payment of this kind. I agree you may make the provision by marriage portion on the marriage of the child; you may make it on putting him into a profession or business in a variety -of ways; you may pay for a commission; you may buy him the good-will of a business, or give him stock in trade; all those things I understand; they are portions or provisions. I also agree, that if, in the absence of evidence, you find a father giving a la-rge sum to a child in one payment, there is a presumption that that is intended to start him in life and make a provision for him, and if there is a small sum, you require evidence to shew the purpose......................
Not every payment is a provi-sion for the child; and I think that is what Vice - Chancellor Wood meant when he said in Boyd v. Boyd that the payment must be made for a particular purpose - he meant with a view to the establishment of the child in life.
Prima facie, an advancement- must be made in early life; but any sum given by way of making a permanent provision for the child would come within the term establishing in life".
JESSEL, M.R.'ın TAYLOR v. TAYLOR davasında "advancement" ile ilgili ifade ettiklerine Re HAYWARD (1957)2 -All E.R.474 ve HARDY v. SHAW (1975) 2 All E.R.1052 davalarında da yer verilmektedir.
Re HAYWARD davasında sayfa 480'de JENKINS, L.J., "advancement" ile ilgili aşağıdakileri ifade etmiştir:
"The law on this subject is rendered less easy to follow by the ci-rcumstance that the word 'advancement' seems to be used in two ways. First, there is the typical gift by way of advancement for establishing a child in life; the child is there spoken of as being advanced because he is forwarded in life and made to stand b-etter with the world. On the other hand, the word 'advancement' is sometimes used in relation to the second branch of BOWEN, L.J.'s observations, that is to say, as being an advancement or anticipation of the interest under the will or, in cases like the p-resent, the interest taken under the intestacy. Be that as it may, the first thing that has to be established in any case of this kind is that the gift, which it is said should be brought into account, was in itself in the nature of an advancement by porti-on".
HARDY v. SHAW davasında verilen ve "advancement" sözcüğünün dar yorumlanamayacağını ifade eden kararda, sayfa 1056'da "adv-ancement" ile ilgili aşağıdakiler yer almaktadır:
"The defendants, when the gifts were made, were not young children at the outset of some calling but were already well established in the family business, and the gifts did not, strictly speaking, establish- them in life, and things went on, in practice, after the gifts much as they had done before. If 'advancement' had to be construed narrowly as a gift establishing a young person in life, or, in the case of an older person, as meeting some particular need, -for example expansion of his business or money required to buy out the share of a deceased or outgoing partner, then this transfer would not, in my judgment, be an advancement. But it is clear, I think, from the passages which I have cited from the two jud-gments of JESSEL M.R., and what JENKINS, L.J., said in Re HAYWARD, that it is wider than any such narrow construction and includes anything which may fairly be described as a permanent provision".
-Bir baba veya anne yaşama yeni atılmış veya atılmak üzere olan bir evlâdına iş kurup yaşamını kazanabilmesi veya yaşamını kazanabilecek bir konuma gelebilmesi için karşılıksız para veya mal verirse, bu verilen "by way of advancement" verilmiş sayılır. Eski-den "advancement" olarak kabul edilebilmesi için, evlâda verilenin, evlâdın genç yaşlarında verilmiş olması aranırdı, ancak zamanla daha ileri yaşlarda da verilenin evlâdın işini geliştirmek, daha ileri götürmek maksadı ile verilmesi halinde bunun da "adva-ncement" kapsamında olacağı benimsenmiştir. Yine bir babanın veya annenin karşılıksız, bağış yolu ile, evlâdına verdiği, o evlâdı yaşamında daha ileri bir noktaya taşıyabiliyorsa, o evlâdın yaşamda daha iyi bir konumda olmasını sağlıyabiliyorsa veya o evlâ-da ciddi değer taşıyan bir kazanım sağlıyorsa, bunun da "advancement" olduğu kabul edilmektedir (money or property given to make a permanent provision for the child).
PARRY and CLARK, THE LAW of SUCCESSION, 7th Ed., sayfa 76'da HARDY v. SHAW davasına gönd-erme yaparak, verilen, evlâda ciddi değer taşıyan bir kazanım sağlıyorsa, evlât ihtiyaçlı konumda olmasa dahi, verilenin "advancement" olduğu ifade edilmektedir:
"Again a transfer by a mother of valuable company shares to two of her adult children, giving -them effective control of the family business, constituted an advancement because it made permanent provision for them and it was immaterial that they were already well established in the family business and were not in any particular need".
Baba veya an-ne öldüğü zaman, evlâtlarının, babanın veya annenin terekesinden, kanun tarafından belirlenmiş paylarını alma hakkı doğar. Baba veya anne sağlığında bir evlâdına karşılıksız para veya mal vermişse ve bu verilen, o evlâdın yaşama atılıp yaşamını kazanabilec-ek konuma gelebilmesi için verilmişse veya evlâdın yaşamında daha iyi bir konumda olmasını sağlıyorsa veya o evlâda ciddi değer taşıyan bir kazanım sağlıyorsa, bu verilenin "by way of advancement" verildiği kabul edilir ve mirasbırakan müteveffanın aksi yö-nde bir iradesi görülmedikçe, bu evlâdın terekeden alacağı pay hesaplanırken hesaba katılması gerekir.
Önümüzdeki davada müteveffa Mustafa Talat tarafından evlâtları Davalı No.1,2 ve 3'e bağış yolu ile verilen arsaların, bu Davalıların yaşama atılmaları, -yaşamlarını kazanabilecek konuma gelebilmeleri için verildiği doğrultusunda bir iddia, bir şahadet yoktur; yine verilenlerin bu Davalıların işlerini geliştirmeleri amacı ile verildiği doğrultusunda da bir iddia veya şahadet yoktur. Ancak "advancement" sözc-üğünün yukarıda verdiğimiz TAYLOR v. TAYLOR, Re HAYWARD ve HARDY v SHAW davalarında yapılan tanımlamasına ve özellikle HARDY v SHAW davasında sayfa 1056'da ifade edilenlere baktığımızda bu sözcüğün kapsamının hemen yukarıda sıraladıklarımızla sınırlı olmad-ığı, kapsamının daha geniş olduğu anlaşılmaktadır; evlâdı yaşamında daha ileri bir noktaya taşıyabilen, evlâda ciddi değer taşıyan bir kazanım sağlayan bağışların da "advancement" kapsamında olduğu görülmektedir. Davalı No.1,2 ve 3'e sağlığında müteveffa b-abaları tarafından bağış yolu ile verilen arsalar bu Davalılara ciddi değer taşıyan bir kazanım sağlıyor mu? Davalı No.1,2 ve 3'e verilen arsaların değerleri ile müteveffanın terekesini oluşturan, vefatı ile bıraktığı 25 adet tasvip edilmiş arsanın toplam -değerleri üzerinde, tarafların Kaza Mahkemesinde bir mutabakata vardıkları görülmektedir. Taraflar arasındaki mutabakata göre Davalı No.1'e verilen 9 adet arsanın toplam değeri £99,200.sterling, Davalı No.2'ye verilen 9 adet arsanın toplam değeri £100,800.-sterling, Davalı No.3'e verilen 6 adet arsanın toplam değeri £82,400.sterling, müteveffanın terekesindeki 25 adet arsanın toplam değeri ise £296,800.sterling'dir. Kaza Mahkemesi bu arsaların değerlerini dikkate aldıktan sonra kararında bağış yolu ile veri-len bu arsaların ilk nazarda "advancement" olarak verildiği bulgusuna vardı. Gerçekten de terekenin değeri, Davalı No.1,2 ve 3'e verilen arsaların değerleri göz önüne alındığında, verilen arsaların Davalı No.1,2 ve 3'e ciddi değer taşıyan bir kazanım sağla-dıkları ve arsaların "advancement" olarak verildikleri görülmektedir.
Kaza Mahkemesi Davalı No.1,2 ve 3'e sağlığında müteveffa babaları tarafından verilen arsaların ilk nazarda "advancement" olarak verildikleri bulgusuna vardıktan sonra huzurundaki şahade-ti incelemiş ve müteveffanın konu arsaları Davalı No.1,2 ve 3'e aralarındaki sevgi, şefkat ve yakın ilişki nedeni ile verdiği, arsaların bu Davalılara verildikleri tarihlerde, bu Davalıların tümünün de evli, iş sahibi, ev sahibi, ve kazançları ile yaşamlar-ını rahatlıkla sürdürebilecek durumda oldukları, müteveffanın Davalı No.1,2 ve 3 ile Davacının annesine veya Davacıya eşit miktar veya değerde mal verme niyetinde olmadığı, müteveffanın Davalı No.1,2 ve 3'e verdiği arsaları bu Davalıların terekeden alacakl-arı paylar hesaplanırken hesaba katılmaları niyeti ile vermediği bulgularına da vardı ve sonuçta Davalı No.1,2 ve 3'e verilen arsaların "advancement" olarak verilmediği kararına vararak Davacının davasını reddetti. Müteveffa Mustafa Talat'ın sağlığında Dav-alı No.1,2 ve 3'e bağış yolu ile verdiği ve bu Davalılara ciddi değer taşıyan bir kazanım sağlayan arsalar "advancement" olarak verilmiştir. Davalı No.1,2 ve 3'ün, arsaların kendilerine verildiği tarihlerde yaşama atılmış ve kazançları ile yaşamlarını raha-t sürdürebilecek konumda olmaları, hatta kendilerine verilenlere ihtiyaçları olmaması, müteveffanın konu arsaları bu Davalılara sevgi, şefkat ve yakınlığı nedeni ile vermiş olması, müteveffanın bu Davalılar ile Davacının annesine veya Davacıya eşit miktar -veya değerde mal bırakmak niyetinde olmaması veya müteveffanın Davalı No.1,2 ve 3'e verdiği arsaları, bu Davalıların terekeden alacakları payların hesaplanmasında hesaba katılmaları niyeti ile vermemiş olması, konu arsaların Davalı No.1,2 ve 3'e "advanceme-nt" olarak verildiği olgusunu değiştirmemektedir.
Kaza Mahkemesi, müteveffa Mustafa Talat'ın iradesini, verilenlerin "advancement" olup olmadığının karara bağlanmasında değerlendirmiştir; şöyle ki, müteveffanın evlâtları Davalı No.1,2 ve 3 ile yine müteve-ffanın kızı olan Davacının annesine veya Davacıya eşit miktar veya değerde mal
bırakmak niyetinde olmadığının, müteveffanın konu arsaları Davalı No.1,2 ve 3'e verirken bu arsaları terekenin bölüşümünde hesaba katılmaları niyeti ile vermediğinin görüldüğü b-ulgularına vararak, konu arsaların "advancement" olarak verilmedikleri kararına vardı. Müteveffanın iradesi, "advancement" olarak verilenlerin, miras paylarının hesaplanmasında hesaba katılıp katılmayacağını belirleyicidir. Yaşama yeni atılmış veya atılmak- üzere olan bir evlâda, yaşamını kazanabilecek bir konuma gelebilmesini sağlamak için verilenler veya evlâda ciddi değer taşıyan karşılıksız kazandırmalar "advancement" olarak kabul edilmektedir ve müteveffa aksi yönde iradesini koymadıkça, "advancement" o-larak verilenlerin, terekedeki paylar hesaplanırken hesaba katılmaları öngörülmektedir; işte müteveffanın iradesi bu noktada belirleyici olmaktadır.
Yasa koyucu, bir atanın evlâtlarına eşit mesafede duracağı, evlâtları arasında ayırım yapmayacağı düşünce-sinden hareketle, evlâtlar arasında eşitliği olabildiğince sağlamak amacı ile, atanın sağlığında bir evlâdına bağış yolu ile sağladığı ciddi değer taşıyan kazandırmaların, o evlâdın atanın terekesinden alacağı pay hesaplanırken dikkate alınıp hesaba katılm-asını kurallarla düzenlemiş, bu kazanımların hesaba katılmamasını ancak mirasbırakan atanın bu doğrultuda irade beyanına bırakmıştır.
Müteveffa Mustafa Talat, bağış yolu ile evlâtları Davalı No.1,2 ve 3'e verdiği konu arsaların, terekesinin bölüşümünde b-u Davalıların alacakları paylar hesaplanırken hesaba dahil edilmemesi istemini ifade eden bir vasiyetname bırakmadıkça, sağlığında ne söylemiş olursa olsun, yukarıda verdiğimiz Bölüm 195 WILLS and SUCCESSION LAW'un 51. maddesi, bu arsaların Davalı No.1,2,3-'ün terekeden alacakları paylar hesaplanırken, dikkate alınmalarını ve hesaba katılmalarını buyurmaktadır. Görülebileceği gibi müteveffanın iradesi, sağlığında bir evlâdına "advancement" olarak verdiklerinin, o evlâdın ileride terekeden alacağı payın hesap-lanmasında hesaba katılıp katılmayacağını belirleyicidir ve bir evlâdına "advancement" olarak verdiklerinin, o evlâdın ileride terekeden alacağı pay hesaplanırken hesaba katılmaması isteminde olan müteveffa bu iradesini bir vasiyetnamede açıklamadıkça, bu -istemi gerçekleşmeyecektir. Müteveffanın, bir evlâdına "advancement" olarak verdiklerinin terekedeki paylar hesaplanırken hesaba katılmaması istemi, müteveffanın bu doğrultudaki iradesi, ülkemizde hayata geçip uygulanabilir olabilmesi için Bölüm 195, madde- 51 gereği, mutlaka müteveffanın bırakacağı bir vasiyetnamede açıklanmalıdır.
Müteveffanın sağlığında "advancement" olarak bir evlâdına verdiği paranın veya malın müteveffanın terekesinin bölüşümünde o evlâdın alacağı pay hesaplanırken hesaba katılmasını- öngören ve "hotchpot kuralı" olarak bilinen bu kural İngiltere'de THE ADMINISTRATION of ESTATES ACT 1925, Sec.47(l)(iii)'de de vardır.
"Sec. 47(l)(iii) ....any money or property which,
by way of advancement, .... has been paid to such
child by th-e intestate.....shall, subject to any
contrary intention expressed or appearing from
the circumstances of the case, be taken as
being so paid.....in or towards satisfaction
of the share of such child,.....and shall be
brought into account,...."
Yukarıd-aki maddeden görülebileceği gibi bir evlâda "by way of advancement" verilen para veya mal, müteveffanın aksini ortaya koyan bir niyeti görülmemesi halinde, o evlâdın payına mahsuben verilmiş kabul edilecek ve o evlâdın terekeden alacağı payın hesaplanmasın-da hesaba katılacaktır; ancak aksi bir niyetin ifade edilmiş olması veya meselenin şartlarından görülmesi halinde, evlâda "by way of advancement" verilen para veya mal, o evlâdın terekeden alacağı pay hesaplanırken hesaba katılmayacaktır, yani hotchpot kur-alı uygulanmayacaktır. THE ADMINISTRATION OF ESTATES ACT 1925, Sec.47(l)(iii) bizim Kıbrıs Yasaları, Bölüm 195 WILLS and SUCCESSION LAW, Sec.51'den daha esnektir ve mirasbırakanın niyetinin uygulamaya konmasına daha açıktır. Kıbrıs'ta, WILLS and SUCCESSION- LAW, Sec.51 nedeni ile, vasiyetname bırakmadan vefat eden bir kişinin sağlığında bir evlâdına "by way of advancement" verdiği bir malın, o evlâdın terekeden alacağı pay hesaplanırken hesaba katılmaması, müteveffanın niyeti ne olursa olsun, yukarıda ifade -ettiğimiz gibi, mümkün değildir. Sanki vasiyetname bırakmak Kıbrıslıların geleneklerinde varmış gibi, bu hotchpot kuralının uygulanmamasını sadece böyle bir istemin vasiyetnamede açıkça ifade edilmesi koşuluna bağlamak ve vasiyetname dışında ifade edilmiş -olan veya şartlardan görülen niyeti dikkate almamak, müteveffanın iradesinin uygulanabilirliğine bu denli kısıtlama getirmek, ne kadar isabetlidir, bu konuda derin şüphelerimiz vardır. Yukarıda ifade ettiğimiz gibi THE ADMINISTRATION OF ESTATES ACT 1925, S-ec.47(l)(iii), bizim Bölüm 195 WILLS and SUCCESSION LAW, Sec.51'den daha esnek olmasına rağmen, Sec.47(l)(iii)'ün içeriğinde yer alan hotchpot kuralı, karmaşık ve uygulaması zor olduğu, bazı rahatsızlıklara neden olduğu düşüncesi ile, 1 Ocak 1996 veya daha- sonrası tarihli ölümler için İngiltere'de THE LAW REFORM (SUCCESSION) ACT 1995 ile yürürlükten kaldırılmıştır (BAK: Halsbury's Statutes. 4th Ed., 1999 Reissue, Vol.17, sayfa 575).
Bu konuda Türkiye'de uygulamada olan mevzuata bakmakta da yarar vardır. T-ürkiye'de Medeni Kanunun 603. maddesi aynen aşağıda verildiği gibidir.
"Madde 603: Kanuni mirascılar, miras hissesine mahsuben müteveffanın sağlığında almış oldukları bütün teberruları, terekeye iade ile birbirlerine karşı mükelleftirler.
Müteveffa t-arafından hilafı açıkça bir teberru yapılmış olmadıkça füru lehine bahşedilen cihaz, tesis masrafı, borçtan ibra suretiyle ve bu kabilden sair suretlerle bahşedilen menfaatler iadeye tabidir"
Madde 603'e göre bir bağış, sağlığında mirasbırakan tarafından- mirasçıya, miras hissesine mahsuben yapılmış ise mirasçı kendisine yapılan bu bağışı terekeye iade ile yükümlüdür. Burada saptanması gereken, bağışın, mirasçının "miras hissesine mahsuben" yapılıp yapılmadığıdır; bu saptama için de mirasbırakanın iradesin-e bakılması gerekir. Madde 603'ün ikinci paragrafına göre mirasbırakan aksini açıkça belirtmedikçe, sağlığında bağış yolu ile füru'una kazandırdığı çeyiz, tesis masrafı ve bu tür sair menfaatler iadeye tabidir, yani bunların füru'un miras hissesine mahsube-n verildikleri kabul edilmektedir. Yine, mirasbırakanın bir irade beyanı görülmezse, füru'una sağlığında bağış yolu ile kazandırdığı çeyiz, tesis masrafı ve bu tür sair menfaatler, Madde 603 gereği, iadeye tabidir. Mirasbırakanın iadeden muaf tutma iradesi-ni açıklaması bir şekle tabi tutulmamıştır. Mirasbırakan iade borcunu ortadan kaldırmaya yönelik iradesini yazılı, sözlü her türlü vasıta ile açıklamış olabilir (Bak: Prof. Dr.A.N.İNAN ve Prof. Dr.Ş. ERTAŞ, MİRAS HUKUKU, 3. Bası, sayfa 490).
Türkiye'de, -mirasbırakan atanın sağlığında bağış yolu ile, bir evlâdına yaşama atılması ve yaşamını kazanabilecek bir konuma gelebilmesi için sağladıkları, ciddi değer taşıyan kazandırmaları, miras hissesine mahsuben verilmiş sayılır ve mirasbırakanın aksi bir irade b-eyanı yoksa terekeye iadesi öngörülür.
Görülebileceği gibi Türkiye'de de, hotchpot kuralına oldukça benzer olan kuralın, mirasbırakan tarafından uygulama dışında tutulması, mirasbırakanın bu istemini sadece bir vasiyetnamede açıkça ifade etmesi koşuluna b-ağlanmamış, mirasbırakanın iradesini açıklaması belli bir şekle tabi tutulmamıştır. Ülkemizde ise hotchpot kuralının uygulanmaması, yani "advancement" olarak verilenlerin, terekenin bölüşümünde paylar hesaplanırken hesaba katılmaması, ancak mirasbırakanın -bir vasiyetname bırakmış ve bu doğrultudaki istemini orada ifade etmiş olması koşuluna bağlıdır. Mirasbırakanın bu doğrultudaki iradesi, ancak bir vasiyetnamede açıklanması halinde etkili olabilmektedir. İngiltere ve Türkiye'de, bir evlâdına "advancement" -olarak verdiğinin, o evlâdın ileride terekeden alacağı pay hesaplanırken, hesaba katılmaması isteminde olan bir kişinin, bu isteminin uygulanabilir olabilmesi için, bu doğrultudaki iradesini açıklamasına bir kısıtlama getirilmezken, ülkemizde Bölüm 195, WI-LLS and SUCCESSION LAW, madde 51'de, bu iradenin mutlaka bir vasiyetnamede ifade edilmiş olması aranır.
Kaza Mahkemesi önünde, müteveffa Mustafa Talat'ın, evlâtları Davalı No.1,2 ve 3'e bağış yolu ile verdiği arsaların, bu Davalıların terekedeki paylarını-n hesaplanmasında hesaba katılmayacaklarını ifade eden geçerli bir vasiyetnamesi bulunmadığına göre, bu Davalılara müteveffa babaları tarafından "by way of advancement" verilen arsalar, Bölüm 195, WILLS and SUCCESSION LAW, madde 51'de ifade edilen hotchpot- kuralı gereği, bu Davalıların müteveffa babalarının terekesinden alacakları paylar hesaplanırken hesaba katılacaklardır.
Yukarıdakiler ışığında istinaf kabul edilerek Kaza Mahkemesinin davayı reddeden kararı iptal edilir ve müteveffa Mustafa Talat tereke-si idare memuru Davalı No.4'ün, müteveffanın terekesini mirasçılara bölüştürürken, müteveffanın evlâtları olan Davalı No.1,2 ve 3'ün sağlığında müteveffadan "by way of advancement" aldıkları arsaları, Davalı No.1,2 ve 3'ün terekeden alacakları paylar hesap-lanırken dikkate alıp hesaba katmasına hüküm ve emir verilir.
Tarafların gerek Kaza Mahkemesinde gerekse Yargıtaydaki masraflarının terekeden ödenmesine emir verilir.
Nevvar Nolan Gönül Erönen Seyit A. Bensen
Yargıç - Yargıç Yargıç
26 Haziran, 2003
16
Full & Egal Universal Law Academy