-D.1/2004
Yargıtay/Hukuk 89/99
(Deniz Hukuku No: 1/94; Lefkoşa)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA
Mahkeme Heyeti: Taner Erginel, Başkan, Gönül Erönen, Seyit A. Bensen.
İstinaf eden: 1. Through Tran-sport Mutual Insurance
Association Ltd., şahsen ve/veya Poliçe
alacaklısı ve/veya yük sahibi Orimex
Shipping Ltd.'i temsilen (asignee) c/o
Arabacıoğlu Apt., Bedreddin Demirel Cad.,
- Lefkoşa
2. Orimex Shipping Ltd., Arabacıoğlu Apt.,
Bedreddin Demirel Cad., Lefkoşa
(Davacılar)
- ile -
Aleyhine istinaf edilen: Mu-stafa Okan ve Ortakları Kollektif
Şti şahsen ve/veya M.V. Kaptan
Nusret Gemisi ve/veya Gemi Sahipleri
ve/veya İşletmeleri ve/veya donatan-
ları sıfatıy-le Mustafa Okan ve
Ortakları Kollektif Şti., Mersin,
Türkiye
(Davalı)
A r a s ı n d a.
İstinaf edenler namına: Av-ukat İsmet İzer
Aleyhine istinaf edilen namına: Avukat İsmail Sağlamer.
İstinaf, Lefkoşa Kaza Mahkemesi Kıdemli Yargıcı Hüseyin Besimoğlu ve Kıdemli Yargıç Önder Gazi'nin 1/94 sayılı davada 30.12.1998 tarihinde verdiği karara karşı Davacılar tarafından y-apılmıştır.
---------------
H Ü K Ü M
Taner Erginel, Başkan: Davacı No.1 sigorta işleri, Davacı No.2 ise nakliye işleri ile uğraşan birer şirkettirler. Davalı Kaptan Nusret gemisinin sahibi, donatanı -veya işletmecisi sıfatıyla dava edilmiş bulunmaktadır. Davacılar Davalı aleyhine açtıkları davada Kaptan Nusret gemisinin Davalının ihmali yüzünden battığını iddia etmekte ve bu nedenle uğradıkları zararın tazminini talep etmektedirler.
12.4.1990 -tarihinde Mersin Limanında Kaptan Nusret gemisine 11 konteyner, 56 kafes ve 3 paletten oluşan yük yüklendi. Yükün yüklenmesinden 15 dakika sonra gemi battı. Davacı No.1 bu yükün Davacı No.2'ye ait olup kendisinde sigorta ettirildiğini, eşyaların yok olma-sı veya hasar görmesi nedeniyle Davacı No.2'ye 208.000 Amerikan Doları ödemek zorunda kaldığını, geminin batmasına Davalının ihmalinin neden olduğunu öne sürmekte ve ödemiş olduğu 208.000 Doların Davalı tarafından kendisine ödenmesini ve diğer zararlarının- tazmin edilmesini talep etmektedir.
Davalı müdafaa takririnde Davacılarla herhangi bir taşımacılık akdi yapmadığını, ortada bir dava sebebi olmadığını, davanın 1 yıllık zamanaşımı süresi içinde açılmadığını, kazanın meydana gelmesinde Davalının ihma-li olmadığını iddia etti.
Duruşma sonunda İlk Mahkeme verdiği kararda Davacıların taleplerini reddetti. İlk Mahkeme öncelikle Davacı No.2'nin statüsü üzerinde durdu ve dava konusu eşyaların Davacı No.2'ye ait olmadığını, bu eşyaların muhtelif kişile-re ait olup Davacı No.2 vasıtasıyla Davacı No.1'e sigortalandıklarını, Davacı No.2'nin eşya sahibi sıfatıyla dava açmaya hakkı olmadığı gibi herhangi bir sözleşmeye dayanarak da talepte bulunamayacağını, çünkü Davacı No.2 ile Davalı arasında sözleşme olmad-ığını belirtti.
Daha sonra geminin batma nedeni üzerinde duran İlk Mahkeme geminin batma nedeninin kesin olarak belirleneme-diğini, Davacıların geminin Davalıların ihmalkârlığından battığını kanıtlayamadıklarını, bu konuda şahadet veren tanıkların şa-hadetlerinin inanılır olmadığını belirtti.
İlk Mahkeme, ayrıca, Davacı No.1'in Davacı No.2 vasıtasıyla mal sahiplerini tazmin ettiğini, bu davada mal sahiplerinin davacı olmadıklarını, şahadetlerinin de bulunmadığını, Davacı No.2'nin mal sahipleri adına -talepte bulunmaya hakkı olmadığını belirtti. Zamanaşımı konusunda ise Deniz Hukuku Nizamlarına göre zamanaşımının 1 yıl olduğunu, Davacıların iddiasına göre taşıma anlaşmasının 12.4.1990'da yapıldığını, halbuki davanın 18.3.1994'de açıldığını, dolayısıyle- talebin zamanaşımına uğradığını belirtti ve davayı ret ve iptal etti.
İstinafta Davacılar avukatı uzun süre zamanaşımı konusu üzerinde durdu. İlk Mahkeme Deniz Hukukunda zamanaşımı süresinin 1 yıl olduğunu, taşıma anlaşmasının 12.4.1990'da yapıldığ-ını ve aynı gün geminin battığını, halbuki davanın 18.3.1994'de açıldığını dikkate almış ve davanın süresi içinde açılmadığı sonucuna varmıştır. Bu bulguya karşı Davacılar avukatı yüklerin denizde taşınması söz konusu olsa bile burada bir bill of lading (-konişmento) olmadığını, dolayısıyla Deniz Hukukunda kabul edilen zamanaşımı süresinin değil, normal sözlü bir anlaşmadaki 6 yıllık zamanaşımı süresinin geçerli olduğunu ileri sürdü.
Davacılar avukatı, ayrıca, İlk Mahkeme kararının olgusal açıdan da- hatalı olduğu üzerinde durdu. İlk Mahkeme kararında belirtildiği gibi Davacı No.1 sigorta, Davacı No.2 ise
eşyaları taşıtan kimsedir. Gerçekte eşyalar 19 farklı tüccara
ait olup Davacı No.2 bu eşyaların taşınmasında ve sigortalan-masında aracılık etmiş-ti. Para sigorta yani Davacı No.1 tarafından eşya sahiplerine ödendi. Parayı ödeyen Davacı No.1'in bu davaya ilgi göstermediği ve takip etmediği anlaşılmaktadır. Bu nedenle Davacı No.2 kendi adına olduğu kadar Davacı No.1 adına da davayı takip ettiğini -iddia etmiştir. Ancak Davacı No.1'i temsil ettiğini gösteren bir vekâletname gösterememiştir.
Ortaya çıkan tabloya göre eşyaların sahipleri paralarını Davacı No.1'den aldıkları için herhangi bir şikâyetleri yoktur ve bu nedenle Mahkemeye gelmediler-. İlk Mahkeme Davacı No.2'nin bu davada taraf dahi olamayacağını, Davacı No.2 ile Davalı arasında bir yasal ilişki, örneğin bir sözleşme olmadığını karara bağlamıştır. Parayı ödeyen Davacı No.1 ise davayı takip etmemektedir. Bu koşullarda Davalının ihma-li olsa bile Mahkemenin kimin lehine hüküm verebileceği ciddi bir sorun olarak ortaya çıkmıştır.
Davacılar avukatı, Davacı No.2 ile Davalı arasında sözlü bir taşıma anlaşması olduğunun kanıtlanmış olduğunu iddia etmiştir.
Şüphe yok ki Dava-lı bu eşyaları kendi iradesiyle taşımaya kalkmış değildir. Eşyalar gemiye yüklendiğine göre bir anlaşma yapılmıştır. Ancak bu anlaşmanın eşya sahipleri ile gemi sahibi arasında yapılmış olma olasılığı vardır. Belirtildiği gibi eşya sahipleri tazminatlar-ını sigortadan aldıkları için Mahkemeye gelmediler ve talepte bulunmadılar. Eğer dava sözleşmenin ihlâli nedeniyle açılmış bir tazminat davası ise Mahkemeye gelip ya talepte bulunmaları ya da sözleşmeye kendilerinin değil, Davacı No.2'nin taraf olduğunu s-öylemeleri gerekirdi.
Diğer bir dava nedeni ise ihmal olabilir. Bunun için ise yine eşya sahiplerinin veya onları tazmin eden sigortanın Mahkemeye gelerek talepte bulunması gerekirdi ki bu yapılmamıştır. Kaldı ki ihmal davasında geminin Dava-lının veya çalışanlarının kusuru ve ihmaliyle battığının kanıtlanması gerekir.
İhmal konusunda İlk Mahkeme kararında şöyle denmektedir.
"Geminin batma sebebi ile ilgili olarak Davacı
şahidi Ziya Kaptan'ın şahadeti vardır. Bu ta-nık
dava konusu gemiyi şahsen gören bir şahıs değildir.
Elde etmiş olduğu raporlara bakarak şahadet verme
yönüne gitmiş ve geminin batma sebebini izah etmeye
çalışmıştır. Bu tanık kendi kanaatini söylemekle
yetinmiştir. Şahade-te bakıldığı zaman Kaptan
Nusret Gemisinin batma sebebinin kesin olarak
tespit edilmediği anlaşılmaktadır."
Görüleceği gibi İlk Mahkeme geminin Davalının kusur ve ihmaliyle battığını kanıtlamaya çalışan Davacı tanıklarına inanmadığını b-elirtmiştir. İlk Mahkeme, ayrıca, bu konuda sunulan şahadetin yeterli olmadığına değinmiştir. Acaba İlk Mahkemenin ihmal konusundaki bu görüşleri hatalı mı? Bir gemi batıyor. Doğal olarak bundan en fazla zarar gören gemi sahibi olacaktır. Şüphe yok ki- gemi sahibi ve çalışanları geminin batmaması için ellerinden gelen titizliği gösterecektir. Davacıların eşyalarından önce kendi gemisini düşündüğü için bunu yapacaktır. Bu konumda olan bir Davalının kusur ve ihmali olduğunu kanıtlamak için açık ve kesin- delillerin sunulması gerekirdi.
Bu nedenlerle İlk Mahkeme geminin batmasında Davalının kusur ve ihmali olduğunu Davacıların kanıtlayamadığı sonucuna varmıştır. Şahadet ve emarelerde İlk Mahkemenin bu bulgusunun hatalı olduğunu gösterecek bir hususu-n bulunmadığı görüşündeyiz.
Önümüzdeki davada eşyalarını yitiren kişiler taraf değildir. Onları tazmin eden sigorta (Davacı) ise davayı takip etmemiştir. Bu işlerde aracılık yapan Davacı No.2, Davalı No.1'i temsil ettiğini öne sürmekle birlikte
Ma-hkemeye sunduğu vekâletnameyi Mahkeme kabul etmemiştir.
Bu konuda İlk Mahkeme kararında şöyle denmektedir:
"Davacı 1 sigorta şirketi olarak Davacı 2'yi
tazmin etmiş Davacı 2 de bu konuda sigortalı
olan yük sahiplerinin mağduriyetini tazm-in ederek
gidermiştir. Davacı 2 bu davayı Davacı 1'i
temsilen açmış olduğunu iddia etmektedir. Davacı
2'nin Davacı 1'i bu davada temsil ettiğine dair
veya dava açabileceğine dair herhangi bir yetki
belgesi yoktur. Bu konuda m-ahkemede herhangi bir
döküman ibraz edilmemiştir. Yetki belgesi olmadan
bu davayı ikame etmiş olan Davacı 2'nin bu davada
herhangi bir yasal argüman yapma hakkı olamaz.
Davacı 1'i temsil edemez. Davacı 1 adına mahkemede
herhang-i bir talepte bulunamaz. Bu hakikat ışığında
Davacı 2'nin veya Davacı 1 adına Davacı 2'nin
Davalıdan herhangi bir talebi olamaz. Davacı 2'nin
bu yöndeki iddialarına itibar edilmeyip iptal
edilmesi uygun ve adil olacaktır."
İlk M-ahkemenin değindiği bu olgularla karşılaşan Davacı No.1'in Mahkemeye gelerek talepte bulunması veya Davacı No.2'ye yetki verdiğini açıkça ifade etmesi gerekirdi.
Bu yükümlülüğünü yerine getirmemiştir.
Sonuç olarak İstinaf Edenin İlk Mahkeme bu-lgularının hatalı olduğunu kanıtlayamadığı görüşündeyiz.
Bu nedenlerle istinaf ret ve iptal edilir. İstinaf masrafları için herhangi bir emir verilmez.
Taner Erginel Gönül Erönen Seyit A. Bensen
Başkan Yargıç - Yargıç
19 Ocak 2004
-
6
-
Full & Egal Universal Law Academy