-D.3/83 Yargıtay/Hukuk 9/82
(Dava No:1259/77; Lefkoşa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: Salih S. Dayıoğlu, N. Ergin Sal(hi, Niyazi F. Korkut.
İstinaf eden: 1. Şenol Rahmi,- Lefkoşa.
2. Besim Salih, Lefkoşa.
- ile -
Aleyhine istinaf edilen: Osman Aysel, küçük en yakın arkadaşı tabi vasısı ve/veya babası Aysel Osman, Dikmen.
- A r a s ı n d a
İstinaf eden namına: Kıvanç M. Riza adına Önder Gazi
Aleyhine istinaf edilen namına: Tal(t Kürşat.
Tazminat - Trafik kazasında Davalının (küçüğün) yaralanması nedeniyle tazminat talebi - Otobüs şoförü olan Davalının gereken dikkat ve -ihtimamı göstermeksizin araç sürüp davalının yaralanmasına neden olması iddiasıyle tazminat istemi - İlk Mahkemenin Davacı lehine 600,000TL tazminata hükmetmesi - Üçüncü taraf hakkında belirttiklerinin Yargıtayca benimsenmemesi halinde (Davacının) babasın-ı %15 oranında kusurlu bulması - İlk Mahkemenin Davalının küçük ve sağır olan davacıyı otobüsünü durdurup almak dışında gereken dikkat ve özeni gösterdiği bulgusu - Normal insan tanımlamasının dışındaki kişilere karşı bu şahıslara karşı farklı ölçüde, frkl-ı derecede dikkat, ihtimam gösterilmesi gerekir - Makul bir şoförün normal kişilere göstereceği dikkat ve ihtimamdan daha fazla dikkat ve ihtimam gösterilmesi ve bu dikkat ve ihtimamın karşı tarafın bilinen sakatlığı, yeteneksizliği ile orantılı olması - İ-lk Mahkemenin Davalının makul bir sürücüden beklenen hareketi yapmadığı bulgusu.
Usül - Üçüncü taraf prosedürü - Emir 10 nizam 1(2) - Küçüğün babasının davaya üçüncü taraf olarak ithali (katılması) - Talep takririnin ünvanına Davacının (Küçüğün) babasının- üçüncü taraf olarak yazılması - Üçüncü tarafın davaya ithali için izin alındıktan sonra talimat için mahkemeye müracaat edilmediği nedeniyle üçüncü taraf aleyhine hüküm veilemeyeceği görüşü - Emir 10 nizam 7 talimat için Mahkemeye müracaat - Yargıtayın Da-valıların üçüncü taraf ile aralarındaki ihtilafı çözmek ve direktif almak için İlk Mahkemeye müracaat etmedikleri nedeniyle İlk Mahkemenin bu konuda bir karar veremeyeceği görüşü.
OLAY: Küçük ve sağır olan Davacı, babasının dükkanının önünde babasının a-rabasının ön kapısı ile oynuyordu. Bu esnada Davalı 1 otobüs ile küçüğünden yanından geçmekteydi ve ikaz mahiyetinde klaksonunu öttürdü. Sağır olan küçük klakson sesini duymadı ve otobüsün ön kısmı kendisini geçtikten sonra ani geriye döndü ve otobüse çar-parak yaralandı. Davacı almış olduğu yara ve çekmiş olduğu sızı ve ızdıraptan dolayı tazminat davası açtı.
Davalılar müdafaa dosyalayarak makul bir sürücüden bekleneni yaptıklarını, Davacının, babasının sağır ve dilsiz olduğunu bildiği halde Davacının s-okakta yalnız başına oynamasına müsaade etmekle kazaya katkıda bulunduğunu iddia etti.
İlk Mahkeme Davalının üçüncü taraf istidaları dosyaladıklarını ancak talimat için müracaat etmediklerini bu nedenle üçüncü taraf (Davacının babası) aleyhine yapılan i-thamları dikkate alamayacağını belirtti. İlk Mahkeme davalı 1'in otobüsü dikkatsiz ve ihmalkarane bir şekilde sürdüğü kanısına vararak Davacı lehine 600,000TL tazminata hükmetti. İlk Mahkeme ayrıca üçüncü taraf hakkında belirttiği görüşlerin paylaşılmaması- halinde Davacının babasını (üçüncü taraf) %15 kusurlu buldu.
Davalılar, davalı 1'in küçük davacıya büyük ölçüde dikkat gösterdiğini bulduktan sonra ihmalkar davrandığı hususunda bulguda bulunmakla, talimat için müracaat etmedikleri gerekçesiyle üçüncü -taraf istidasına itibar etmemekle hata ettiğini ileri sürerek Küçük Davacının babasına atfedilen %15 katkısal kusurun alenen az olduğu iddia ederek istinaf ettiler.
Davacı mukabil istinaf dosyalayarak babasına %15 kusur atfetmekle İlk Mahkemenin hata et-tiğini leri sürerek mukabil istinaf dosyaladı.
SONUÇ: Yargıtay makul bir sürücünün okul sahasında otobüsünü daha dikkatli kullanması gerektiğini, bu okulun sağırlar okulu olması halinde şoförden beklenen ihtimamın derecesinin daha da artacağını belirtti. -Bumeselede Davalının (otobüs şoförünün) klakson sesine tepki göstermeyen küçüğü durup oradan alması veya aldırtması gerektiğini ve bunun makul bir sürücüden beklenen bir davranış olduğunu vurgulayan yargıtay davalı 1'in bunları yapmamakla otobüsü dikkatsiz-ce kullandığı sonucuna vardı.
Yargıtay İngiliz içtihatlarına da atıfta bulunarak üçüncü taraf istidası ile üçüncü tarafın davaya katılması izni alındıktan sonra talimat için mahkemeye müracaat edilmediğini böyle bir durumda İlk Mahkemenin bu konuda kara-r veremiyeceğini belirtti ve İlk Mahkemenin hata etmediği sonucuna vardı.
Atıfta Bulunulan Yargısal İçtihatlar:
Tritton v. Bankart 56 L.J. Ch.629.
H Ü K Ü M
Salih S. Dayıoğlu: İşbu istinaf Lefkoşa Kaza Mahkemesinin küçük davacınınmethaldar odluğu bi-r trafik kazasında almış olduğu yara ve çekmiş olduğu sızı ve ızdıraptan dolayı onun lehine vermiş olduğu tazminat hükmü aleyhine yapılmıştır. Olgular özetle şöyledir
Bütün ilgili zamanlarda küçük Osman beş yaşında kısmen sağır ve dilsiz idi. 5.10.1977 t-arihinde Aşağı Dikmen köyünde bakkal olan babasının dükk(nının önünde babasına ait bir arabanın ön kapısı ile oynarken davalı 1 tarafından sürülen TR 057 pl(kalı otobüs küçük Osmanın yanından geçerken ikaz mahiyetinde klaksiyonunu öttürmüş fakat sağırlığı- nedeniyle küçük Osman bunu duymamış olacak ki otobüsün ön kısmı onu geçtikten sonra küçüğün ani geriye dönüşü sonucu otobüse çarpmış ve yaralanmıştı. Müdafaa ise kazanın meydana geldiğini kabul etmekle beraber bunca otobüsü kullanmakta olan davalı 1'in he-rhangi bir kabahatı olmadığı ve davalı 1'in normal ve makul bir sürücüden beklenileni yaptığı noktasında toplanmaktadır. Keza davalılar, kazanın meydana gelmesinde küçük davacının kısmen sağır ve dilsiz olduğunu bildiği halde onun sokakta yalnız başına oyn-amasına müsaade etmekle veya göz yummakla kazaya katkıda bulunduğu iddiası ile küçük davacının babasını üçüncü taraf olarak davaya dahil ettiler.
Davayı dinleyen İlk Mahkeme kaza anında davalı 1'in otobüsü dikkatsiz ve ihmalk(rane bir şekilde sürdüğü bul-gusuna vardı. İlk Mahkeme, davalıların üçüncü taraf istidalarına rağmen onların daha sonra talimat için mahkemeye müracaat etmedikleri gerekçeiyle üçüncü taraf aleyhine yapılan ithamları dikkata alamıyacağını belirtti ve neticede küçük davacı lehine genel -tazminat olarak 600000TL tazminata hükmetti. İlk Mahkeme doğru bir şekilde hareket ederek, üçüncü taraf hakkında serdettiği görüşün Yargıtayca paylaşılmaması halinde üçüncü tarafı da %15 oranında mesul tuttuğunu hükmünde belirtti. İşbu hükümden her iki tar-af istinaf etmiş bulunmaktadir.
Davalıların istinafı üç noktada toplanmaktadır. Bunlar özetle şöyledir:
1. İlk Mahkeme, ibraz olunan şahadet ışığında davalı 1'in küçük davacıya büyük ölçüde dikkat gösterdiğini bulduktan sonra, davalı 1'in otobüsü durdu-rması veya küçük davacıyı bulunduğu yerden alması veya aldırtması gerektiği ve bunları yapmamakla davalı 1'in ihmalk(r davrandığı hususunda bulguda bulunmakla hata etmiştir.
2. Davalılar talimat için mahkemeye müracaat etmedikleri gerekçesine binaen üçün-cü taraf istidasına itibar etmemekle İlk Mahkeme hata etmiştir.
3. Küçük davacının babasına atfedilen %15 katkısal kusur alenen azdır.
Öte yandan davacı da mukabil bir istinafla küçük davacının babasına hukuken herhangi bir katkısal kusur atfedilemiyec-eği gerekçesiyle küçük davacının babasına %15 katkısal kusur atfetmekle İlk Mahkemenin hata ettiğini iddia etti.
İlk Mahkeme kazanın meydana gelişini şöyle özetledi;
"Davalı No.1 bir yolcu otobüsün şöförüdür. İçerisinde yolcular olduğu halde otobüsü Di-kmen köy içerisinde sürmektedir; Otobüsün sürati 8-10 mil satedir. davalı No.1 dört yol kavşağında boru çalar, ilerde kısmen yol içerisinde park edilmiş Aysel Osman'a ait kamyonet var, ve bu kamyonetin kapalı olan sağ kapısı ile oynayan Aysel Osman'ın oğlu- küçük davacıyı görür, küçük davacının boyu kapıya yetişmediği için küçük davacı hemen hemen kapıya yapışıktır. Küçük davacının arkası yola dönüktür. davalı No.1 çaldığı boruyu, bir reaksiyon göstermediği için, küçük davacının duymadığını anladı. Davalı No-.1 gördüğü küçüğün Aysel Osman'ın kulakları az işiten çocuğu olabileceğinden şüphelend, küçüğün atılabileceğini düşündü ve küçüğe dikkat göstererek onu takip etti. Otobüs ile 8-10 mil saatte bir süratle giden Davalı No.1 davacı küçüğün hizasına gelemden on-u gözü ile takip etti, hizasına gelince küçüğü otobüsün açık olan ön sol kapısından takip etti. Küçüğün hizasına gelince de küçüğü dikiz aynasından takip etti. Otobüsün arka tekerlekleri küçük davacının hizasında iken küçük ani döndü koşmak için adımını at-tı ve otobüsün sol tarafına arka tekerleklerin önüne çarptı ve düştü."
Daha sonra İlk Mahkeme davalı No.1'in davranışları hakkında hükmünde şöyle dedi:
"Davalı No.1'in küçük davacıyı gördükten sonra ona büyük ölçüde dikkat gösterdiği görülmektedir. Oto-büsün sol kenarı ile küçük davacı arasında 2 ayak 5 inç bir mesafe, otobüsün sağ kenarı ile yolun sağ kenarı arasında 1 ayak 7 inç bir mesafe vardır. Yolun sağ kenarında 8 ayak 5 inç genişliğinde ve 3 ayak yüksekliğinde beton ir seki olduğu da hatırda tutu-lduğunda otobüsün küçük davacı ile arasına bıraktığı mesafenin mak(l olduğu görülmektedir.
Acaba davalı No.1 bilhassa çaldığı borunun küçük davacı tarafından işitilmediğini anladıktan sonra otobüsünü durdurması ve küçük davacının bulunduğu yerden alınmas-ını mı sağlamalı idi? Yol içerisinde veya yol kenarında bulunan küçüklere karşı araç sürücülerinin büyük dikkat göstermesi gerekir. Küçüklerin yol tecrübesi bulunmadığı, kendi emniyetleri için tedbir almadıkları hatta kendi emniyetlerini tehlikeye atan dav-ranışlarda bulundukları bilhassa yol tecrübesi bulunan şöförler tarafından bilinen bir gerçektir. 13 senelik şöför 10 senelik otobüs şöförü olan Davalı No.1 de bu durumun bilincinde idi, itekim küçük davacının yol içine atılabileceğini düşünrek ona büyük ö-lçüde dikkat gösterdiğini kendisi ifade etmektedir. Favalı No.1'in otobüsünü durdurmak dışında küçük davacıya büyük ölçüde dikkat gösterdiği şahadetten görülmektedir."
Hükmün 8. sayfasında ise İlk Mahkeme küçük davacının özel durumu ile ilgili olarak şun-lara yer verdi:
"Eğer taraflardan biri sakatsa veya topalsa veya kör ise veya sağırsa veya yaşlılık veya küçük yaş nedeni ile veya başka herhangi bir nedenle normal insan tanımlamasına girmiyorsa ve bu durunm diğer tarafın bilgisi dahilnde ise bu şahsa k-arşı farklı ölçüde, farklı derecede dikkat, ihtimam gösterilmelidir. Mak(l bir adam bu şartlardaki kişilere zarar vermemek için normal kişilere göstereceği dikkat ve ihtimam göstermeli ve fazladan göstereceği bu dikkat ve ihtimam karşı tarafın bilinen saka-tlığı, yeteneksizliği ile ornatılı olmalıdır."
ve sonuçta İlk Mahkeme davalı Noç1'in dikkatsizliği hakkında şunları söyledi:
Yukarıda belirttiğim bu davaya has 5 faktörü teker teker ve tüm olarak kale alıp tezekkür ettiğimizde davalı No.1'in küçük davac-ının emniyeti için gereken tedbiri almaya ihmal ettiğini söyleyebiliriz. Davalı No.1'in çaldığı borunun küçük davacı tarafından işitilmediğini anladıktan sonra, otobüsünü durdurması gerekirdi, çünkü çalınan borunun amacı otobüsün yaklaştığına dair küçük ik-az etmektir, küçük davacı çalınan boruyu işitmediğine göre otobüsün yaklaştığına dair ikaz edilmemiştir ve otobüsün mevcudiyetinden habersizdi. Davalı No.1 gördüğü küçük davacının Aysel Osman'ın çocuğu olduğunu biliyordu ve bu çocuğun kulakları az iştien ç-ocuk olabileceğine, yol içerisine atılabileceğine dair içine şüphe girmişti. Nitekim Aysel Omsan'ın 2 çocuğunun devamlı yol içerisinde oynadıklarını biliyordu ve daha önce bir kez bir tanesi önüne atılmış ve Davalı No.1 tellere vurmuştu. davalı No.1 bu dav-aya konu kazadan önce Aysel osman'ı çocuklarına bakarak olması için ikaz da etmişti. Dolayısıyle küçük davacı yol içerisine atılabilir diye Davalı No.1'in içine şüphe girmesi mak(ldu ve davalı No.1 böyle şüphelen- mekte haklı idi. Bu nedenlerle davalı No.1- otobüsünü durdurmalı ve küçük davacıyı ya mevcudiyetine dair ikaz etmeli veya yoluna devam etmezden önce küçük davcıyı bulunduğu yerden almalı veya aldırmalı idi. Bulunduları yerin de köy içerisinde bir yol olduğunu, trafik hacminin yoğun olmadığını bilha-ssa o esnada o yolda hareket halinde başka herhnagi bir motorlu aracın da bulunmadığını dikkate alırsak davalı No.1'in otobüsünü durdurmasını beklemek kanımca mak(l bir sürücüden beklenenin ötesinde bir beklenti olmayacaktır."
............................-..................................................................................
Bu davanın kendisne has olguları ışığında davalı Noç1 küçük davacının boru sesini işitmediğini anladığı halde, küçük davacıyı yaklaştığına dair ikaz etmemek veya ikaz edil-mesini sağlamamakla ve otobüsünü durdurmayıp küçük davacıyı bulunduğu yerden uzaklaştır- madan veya uzaklaştırılmasını sağlamadan yoluna devam etmekle, küçük davacının emniyeti için gerekli tedbiri almayı ihmal etmiştir."
Şimdi de davalıların istinaf nok-talarını ele almamız gerekmektedir:
1. Nokta
Görülebileceği gibi kazaın oluşumu hususunda taraflar arasında ciddi bir ihtil(f yoktur. Bu istinaf sebebi altında çöz
mlenmesi gereken sorun davalı 1'in İlk Mahkemenin de değindiği gibi otobüsü durdurmamak -veya küçük davacıyı bulunduğu yerden almamak veya aldırmamakla hatalı hareket edip etmediğidir.
Kanımızca İlk mahkemenin bu noktada serdettiği görüş ve yaptığı bulgu bu meseleye has olgular çerçevesinde hatalı değildir.
Genel olarak bir sürücüden bekle-nen hareket makul bir sürücünün hareketidir. Bir okulun sahasında otobüsünü kullanmakta olan bir sürücüden, çocukların yaşlarını dikkata alarak büyük bir dikkat göstermesi beklenir. Şayet böyle bir okul sağırlar okulu da olursa o vakit sürücüden beklenecek- ihtimam derecesi daha da yüksek olur. her iki örnekte kriter aynıdır. Diğer bir deyişle makul bir şöför normal bir okul sahasında arabasını çok dikkatlı kullanırken aynı makul şöför sağırlar okulu sahasında arabasını daha fazla dikkat göstererek kullanır.- Dolayısıyle dikkat ve ihtimam derecesi olaydan olaya değişmektedir.
Önümüzdeki meselede de davalı No.1'in bildiği veya en azından şüphe ettiği sağır ve 5 yaşında bir çocuğun yol kenarında oynaması söz konusudur. Davalı No.1'in klaksiyonu çaldığı halde k-üçüğün herhangi bir reaksiyon göstermemesi onu, yani davalı No.1'i, o durumda daha dikkatlı olamya sevketmesi gerekirdi. Duruma göre durması, bu yetmediği takdirde aşağı inip küçüğü oradan alması veya onu aldırtması kanımızca bu şartlar altında makul bir s-ürücüden beklenen hareketlerdi. davalı No.1'in bunların hiçbirini yapmamakla otobüsü dikkatsizce sürdüğünün kabul edilmesi gerekir. İlk Mahkemenin bu doğrultuda bulgu yapmasının hatalı olduğu söylenemez.
2. Nokta
Küçük davacı tarafından usulüne uygn ol-arak ikame edilen davada hazırlanan celpname dvalılara tebliğ edildikten sonra, davalılar, avukatları vasıtasıyle isbat-ı vucut dosyalarken aynı zamanda küçük davacının babasının davaya üçüncü taraf olarak dahil edilmesi için tek taraflı bir istida ile mür-acaatta bulundular. Mahkeme de bu müracaatı kabul etti ve 10.1.1978 tarihinde üçüncü tarafın davaya irhal edilmesine karar verdi. Üçüncü taraf ise 19.1.1978 tarihli bir istida ile İlk Mahkemenin 10.1.1978 tarihli emrinin iptal edilmesi için müracaat etmişs-e de 27.2.1978'de bu müracaatı geri çekti. Küçük davacı ile üçüncü tarafın avukatı aynı kişidir.
13.11.1980'de davanın duruşmasına geçildi. O gün davacı ve üçüncü taraf avukatı, taraflar arasında teati edilen talep takririnin ünvanında üçüncü tarafın ism-inin geçmediğine işaret etti ve o safhada mahkeme huzurunda ünvanda gerekli düzeltmenin yapılması için müracaatta bulundu. Neticede mahkeme buna izin verdi ve Talep Takririnin ünvaında üçüncü taraf da eklenmek suretiyle gerekli düzeltme yapıldı. Üçüncü tar-af istidası için herhnagi bir zaman talimat için (summons for directions) müracaat edilmedi. İlk Mahkeme tek taraflı bir istida üzerine üçüncü tarafın davaya ithal edilmesi için gerekli izni aldıktan sonra bunun hakkında talimat için mahkemeye müracaat etm-ediği için üçüncü taraf aleyhine herhangi bir hüküm veya karar verilemiyeceği görüşünü izhar ederek üçüncü taraf aleyhine iddia ve talepleri reddetti.
E.10, üçüncü taraf işlemleri ile igilidir. E.10 n.1(2) üçüncü taraf işleminin tek taraflı veya Mahkemen-in uygun görmesi ile ihbarlı bir istida ile başlatılacağını öngörür. BU meselede E.10 n.1,2,3,4,5 ve 6. hükümlerine uyulduğu görülmektedir. Uyulmayan nizam 7. nizamdır. Bu nizama göre 6. nizama kadar yapılması gerekli işlemler yapıldıktan sorna davalı mahk-emeye müracaat edip talimat isteyebilir. BU meselede talimat için mahkemeye müracaat edilmemiştir. E.10 n.7'nin İngiltere'deki muadili O.16 r.7'dir. Her iki emir karşılaştırıldığında bizim E.10 n.7'nin 2 ve 3 bendleri dışında tıpatıp aynisidir. Tritton v. -Bankart 56 L.J. Ch.629 da yayınlanan içtihat kararında talimat için mahkemeye müracaat yapılmaması halinde üçüncü taraf aleyhine bir işlem yapılamayacağı karara bağlanmıştır. Emirde "may" sözcüğünün kullanılması talimat için müracaat etme zorunluluğunu ort-adan kaldırmaz. Bu hususta yukarıda anılan içtihat kararında şunlara yer verildi:
"Now it is said that is only an enabling rule: that the defendant "may" give notice, but that he is not bound to give notice. So far I agree; but unless he does give notice- he cannot have the question tried at all; there is no issue between the two parties. The issue is to be raised by some order of the Court or a Judge and then directions will be given."
Bu meselede davalılar kendileri ile üçüncü taraf arasındaki ilişki v-eya münazaayı saptamak ve direktif almak için İlk Mahkemeye müracaat etmedikleri için İlk Mahkeme bu konuda herhnagi bir karar veremezdi. Bu nedenle bu istinaf sebebinin de reddolunması gerekir.
3. istinaf sebebi ancak 2. istinaf sebebinin kabul edilmesi- halinde söz konusu edilebilir. 2. istinaf sebebi reddolundurğuna göre bunun üzerinde herhangi bir şey söylemek tamamen akademik kalır. Davalıların yapmış olduğu istinaf reddolunduğuna göre de davacının mukabil istinafının incelenmesine gerek kalmamıştır.
-
Sonuç olarak istinaf ve mukabil istinaf reddolunur. İstinaf masrafları istinaf edenler tarafından ödenecektir.
(Salih S. Dayıoğlu) (N. Ergin Sal(hi) (Niyazi F. Korkut)
Yargıç - Yargıç Yargıç
28 Ocak 1983
Full & Egal Universal Law Academy