-D:1/92 Yargıtay/Hukuk 9/90
(Hukuk Dava No: 346/84; Mağusa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: Salih S. Dayıoğlu (Başkan), Niyazi F. Korkut,
Celâl Karabacak.
İst-inaf eden: Mustafa Gül, adresi meçhul.
(Davalı)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Ayşe Erdal Gül n/d Ayşe Ali Derebey.
- (Davacı)
A r a s ı n d a.
İstinaf eden tarafından: Hasan Balman
Aleyhine istinaf edilen tarafından: Süleyman Dolmacı
H Ü K Ü M
Salih S. Dayıoğlu, Başkan:- Bu istinafta Mahkemenin hükmünü Sayın Yargıç Niyazi F. Korkut verecektir.
Niyazi F. Korkut: Bu istinafta tartışma konusu olmayan olgulara göre aleyhine istinaf edilen davacı, (bundan böyle sadece davalı olarak anılacaktır) 13.3.1984 tarihinde Mağusa Kaza- Mahkemesine istinaf eden davalı (bundan böyle sadece davalı diye anılacaktır) aleyhine dosyalamış olduğu bir dava altında, Mağusa Tapu Dairesi nezdinde davalı adına 11.11.1980 tarihine satış yolu ile devir ve tescil edilen Mağusa'da Naim Efendi Yolu üzeri-nde bulunan 57 kayıt, 45 parsel no'lu ve yüzölçümü 1045 ayakkare olan taşınmaz mal üzerindeki davlının mülkiyet hakkının tümünün onun adından iptâl edilerek be tekrar davacı adına kayıt ve tescil edilmesine ve davalının davacıya özel ve genel zarar ziyan ö-demesine ilişkin istemde bulundu.
Davacı talep takririnde, sair şeyler yanında, davaya müteallik bütün zamanlarda yukarıda tafsilâtı verilen taşınmaz malın 11.11.1980 tarihine dek kayıtlı mal sahibi bulunduğunu; davalının ise kayınbiraderi olduğunu; 26.-10.1979 tarihine dek davalının kardeşi olan Erdal Gül ile evli olduğunu; 26.10.1979 tarihinde davalı ile davalının kardeşi olan kocası arasında vukubulan bir ailevi münakaşa sonucu davalının mezkûr kareşini öldürdüğünü; davalının kardeşini öldürmekten sanı-k olarak Mağusa Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanarak yargılama neticesi beraat ettiğini; savcılığın konu beraat kararına karşı istinaf dosyaladığını; davalının polise teminat gösterebilmeyi sağlayabilmek bakımında maddi teminata ihtiyacı oluuğunu, bu nedenl-e istinafın sonuçlanmasından sonra iade etmek koşulu ile konu taşınmaz malın adına kayıt ve tescil edilmesini istediğini, kocasının ölümü sonucu geçirmiş olduğu ruhsal bozukluk ve davalının tesiri ve nüfuzunu kötüye kullanması, suistimali ve aldatması ve k-andırıcı fiil ve hareketleri sonucu herhangi bir para almadığı halde, tarafına ödenmiş gibi gösterilen 200.000TL satış bedeli karşılığında konu taşınmaz malını davalı adına devrettiğini ve aslında konu malın ilgili devredeki piyasa değerinin 10.000.000TL'n-ın üstünde olduğunu ve konu istinafın Yüksek Mahkemede sonuçlanmasından sonra davalının konu malı geri vermediğini ileri sürerek;
A) İvasız ve karşılıksız olarak davalıya yukarıda belirtilen nedenlerle devredilen konu malın devir ve tescil işleminin hüküm-süz ve batıl olduğuna ilişkin bir beyanda bulunulmasına;
B) Yukarıda tafsilâtı veilen taşınmaz malın mülkiyet hakkının davalı adından iptâl edilerek be terkar davacı adıan kayıt ve tescil edilmesine ilişkin emir;
C Ahar ve alternatif olarak özel ve genel- zarar ziyan tediyesine;
mütedair istemde bulundu.
Davalı ise dosyalamış olduğu müdafaa takririnde, sair şeyler yanında, konu taşınmaz malın satış yolu ile yasal olarak Tapu ve Kadastro Dairesi yetkilileri nezdinde tecelli eden serbest irade sonucu adına- devredildiğini ve ortada bir dava sebebi bulunmadığını ve sadece devir ve tescilin yanlışkıla veya hata sonucu gerçekleşmiş olması halinde kayıt ve tescilin değiştirilebileceğini ileri sürerek, davanın masraflarla iptâlini istedi.
İlk Mahkeme, yapılan d-uruşma sonucu vermiş olduğu kararında; sair şeyler yanında, verilen şahadetleri inceledikten sonra, davacının kocası Erdal Gül'ün davalı olan kardeşi Mustafa Gül tarafından öldürüldüğü, davalı aleyhine ceza davası açıldığı, bu davada beraat ettiği, yapılan- istinaftan sonra Yüksek Mahkemenin davalının pasaportunu polise teslim etmesine ve hergün polise isbatı vücut etmesine ilişkin emir verdiği; istinafın 24.10.1980'de geri çekildiği; ve doğru olarak kabul edip inandıkları davacının şahadetine göre kocasının- ölümüyle derin bir bunalıma girdiğine; kocasının ölümünden önce davalı ile iyi geçindiklerine; beraat kararından sonra davalının davacıya bakacağına ilişkin söz verdiğine ve davacının davalıya güvenip bir araya geldiklerine ve davacının davalının bu vaatl-erine inandığına ve polisin davalıya pasaportunu vermesini sağlayabilmek için ve pasaportu aldıktan sonra geri verilmek vaadi ile evini adına devretmesini istediğine ve davacının da kendilerine bakacağı vaadinde bulunması, davalıya itimat etmesi ve güvenme-si ve davalının davacı üzerindeki tahakküm ve luzumundan fazla tesir kullanması sonucu dava konusu taşınmaz malın davalının adına Tapuda kaydedilmesini sağladığı kanaatına vararak, davacının dava konusu taşınmaz malı davalının lüzümundan fazla tesiri altın-da kalarak ve davalının nüfuz suistimali sonucu, gerçek iradeleri satış olmadığı halde, satış göstermek suretiyle sözkonusu malın Tapuda davalı adına devir ve tescil edildiğine ilişkin bulgu yaptı.
İlk Mahkeme devamla, nüfuz suistimali ile ilgili ispat k-ülfeti davacı tarafından yerine getirildiği cihele taraflar arasında itimada dayanan bir münasebet olduğuna ilişkin bir karine doğduğuna, bu karineyi çürütmek için işlemden fayda gören taraf olan davalının bir ispat külfeti bulunduğuna, davalının ise bu hu-susta herhangi bir şahadet sunmadığına bu nedenle davalının davacı ile aralarında nüfuz suistimali olduğuna ilişkin karineyi çürütmediğine; ve davacının gerçek niyetinin dava konusu taşınmaz malın davalı adına satış yolu ile devri olmadığına; davacı ile da-valı arasında dava konusu taşınmaz malın davalı adına satış ve devir yolu ile yapılan işlemin tarafların asıl irade ve niyetlerini içermediği için geçersiz olduğuna ilişkin de bulgu yapıp sonuçta konu taşınmaz malın davalı adından iptâl edilerek terkar dav-acı adına kayıt ve tescil edilmesine ilişkin hüküm verdi.
Davalı bu hükme karşı istinaf dosyaladı.
Davalı istinaf ihbarnamesinde, 3 başlık altında özetlenebilen istinaf sebepelrinde, İlk Mahkemenin:
1) Konu devir ve tescil işleminin satış yolu ile ve- yasalara uygun olarak ve Tapu ve Kadastro Dairesi yetkilileri nezdinde tecelli eden serbest irade sonucu yapılmış olduğuna ilişkin bulgu yapmamakla;
2) Davacının konu taşınmaz malı davalının lüzumundan fazla tesiri altında kalarak ve davalının nufuz sui-stimali sonucu tarafların gerçek iradesi satış olmadığı halde, satış göstererek Tapuda davalı adına devir ve tescil edildiğine ilişkin bulgu yapmakla ve
3)Davacının yeterli ve inandırıcı şahadet ibraz ettiğine ilişkin bulgu yapmakla:
hatalı hareket ettiğ-ini ileri sürdü.
Özetlenen olgulardan da görülebileceği gibi İlk Mahkeme davacının vermiş olduğu şahadete inanarak, inandığı bu şahadet ışığında, kocasının ölümünden önce ve sonra davalının evlerine girip çıktığına ve davacı ile davalının iyi geçindikler-ine, beraat kararından sonra davalının davacıya bakacağına ilişkin söz verdiğine, davacının da davalıya güvenip vaatlerine de inanıp biraraya geldiklerine, beraat kararından sonra savcılığın davalı aleyhine istinaf dosyaladığına ve davalının polisin elinde- olan pasaportunu alabilmek için madi teminata ihtiyacı olduğunu belirterek kısa bir süre sonra iade etmek üzere davacıdan davaya konu taşınmaz malı kendisine devretmesini istediğine ve davacının da kimsesiz ve bakıma muhtaç oluşu nedeni ile davalının lüzu-mundan fazla tesiri altında kalarak ve davalının nüfuz ve suistimali sonucu onun söylediklerine inanarak konu taşınmaz malını herhangi bir para almaksızın ve geri iade edilmek koşulu ile Tapu Dairesinde davalının adına devrettiğine, aslında davacının gerçe-k niyeti satış olmamakla beraber ve herhangi bir para almamasına karşın konu taşınmaz malın Tapu Dairesinde satış olarak gösterilmek sureti ile davalı adına devir ve teslim edildiğine ilişkin bulgu yapmıştır.
İlk Mahkemenin inandığı davacının şahadetine -göre yukarıda değinilen bulguları yapabilmesi için önünde hiç şahadet olmadığı söylenemez. İlâveten davalı, Mahkemeye davacının bu şahadetini tekzip edici herhangi bir şahadet de ibraz etmemiştir. Mahkemeye sunulan şahadetten konu devir işlemi yapılmazdan -önce davalı aleyhine dosyalanan istinafın geri çekildiği ortaya çıkmışsa da duruşma sırasında davacının bu hususu devir tarihinden önce bildiğine ilişkin bir sav ileri sürülmediği gibi Mahkemeye bu hususta herhangi bir şahadet de sunulmamıştır.
Undue Inf-luence ile ilgili olarak Halsbury's Laws of England 3. baskı Vol.17 s.678 para.1306'da "When presumtion arises" başlığı altında şöyle denmektedir:
" many, though not all, fiduciary relations give rise to a presumption of undue influence; but the presumpti-on is not confiend to cases in which the parties stand in a strictly and recognisabe fiduciray relation one to the other. The test is whether te relation is such that dominion may be exercised by one person over another."
Ve yine Halsbury's laws of Englan-d Vo.17 sayfa 682 para.1313 "Jurisdiction to grant relief" başlığı altında şöyle denmektedir:
"Courts of equity have undoubted -jurisdiction to grant relied against every species of fraud, ıncluding cases where it may be apparent, from the intrinsic nature and subject of the bargain itself, that it was one which no man in his senses and not under delusion would make on the one hand-, and no honest and fair man would accept one the other; in fact; an inequiatable and unconscionable bargain.
The principle has now been extended to all cases in which the parties contracting do not meet on equal terms, and is not limited to expectant he-irs, but applies to all persons under pressure without adequate protection, and the onus of supporting the transaction is thrown on the person benefiting. In determining whether the bargain is a hard one, the wholw transaction has be condiered and not only- the price.
Certain bargains. Concerned with sharing of the fruits of litigation, which might be impeached as unconscionable, may be unenforceable at common law on wholly distinct grounds discussed elswhere, as also are the statutory provisions for givin-g relief in respect of harsh and unconscionable money lending transactions."
Mevzuatımıza göre uygulamakla yükümlü olduğumuz "-Equity" ilkelerini içeren yukarıdaki alıntılarda belritilenler çerçevesinde bu istinafa konu ve İlk Mahkemenin doğru olarak kabul ettiği olgularına baktığımızda devir tarihinden önce davacının içinde bulunduğu ortamın sonucu davalının lüzumundan fazla tesi-ri altında olduğu, istinafa konu taşınmaz malın Tapu Dairesinde devri ile ilgili olarak tarafların uyum içinde (adidem) olmadıkları ve İlk Mahkemenin bulgularına göre konu devir işleminin Tapu Dairesinde satış gösterilmesine ve davacıya para verildiği beli-rtilmesine karşın aslında davacının hernagi bir para almadan ve gerçek niyeti satış olmadan kısa bir süre sonra konu taşınmaz malın kendisine iade edilmesi koşulu ile bu işlemi yaptığı ve bu hususta istinaf yapılmadığı, dolayısıyle İlk Mahkemenin bu konuda-ki bulgularıa müdahale edilemiyeceği tartışma konusu edilemez. İlâveten İlk Mahkemenin bulgularından ilgili devrede davacının korumasız olup davalının tesiri altında bulunduğu da görülmektedir.
Bu gerçekler ışığında ve yukarıda alıntı yapılan paragrafta -da vurgulandığı gibi sözkonusu devir işleminden yararlanan davalının yapılan muamelenin doğruluğunu desteklemekle yükümlü olmasına karşın herhangi bir şahadet ibraz etmediği gerçeği ışığında istinafa konu devir işleminin iptâline ilişkin bulgu yapmakla İlk- Mahkemenin hatalı hareket ettiği söylenemez ve istinafın bu nokta üzerinden reddedilmesi gerekir. Konu devir işleminin iptaline ilişkin İlk Mahkeme kararının doğru olduğu kanaatına vardıktan sonra istinaf edenin sair istinaf sebeplerine değinmeye gerek ka-lmamıştır.
Sonuç olarak istinaf reddolnur.
Masraflarla ilgili herhangi bir emir verilmez.
(Salih S. Dayıoğlu) (Niyazi F. Korkut) (Celâl Karabacak)
Başkan Yargıç - Yargıç
11 Şubat 1992
Full & Egal Universal Law Academy