-D.18/90 Yargıtay/Hukuk 92/88
(Lefkoşa Dava No. 128/84)
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: N. Ergin Salâhi, Aziz Altay, Taner Erginel.
İstinaf eden: 1. Hüseyin Hacı Şevki, 7 Ş-ht. Mehmet r. Hüseyin Sokak,
Yenişehir.
2. İbrahim Hacı Şevki, " " " ".
ile
Aleyhine İstinaf edilen: Zeki Çetinkol, 1 Bozkır Sokak, Yenişehir.
- A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Kıvanç M. Rıza adına Mustafa Asena
Aleyhine istinaf edilen namına: Talât Kürşat adına Emine Erk
H Ü K Ü M
N. Ergin Salâhi: Davacı, Lefkoşa Kaza Mahkemesine, davalılar aleyhine, 23 Ocak 1984 t-arihinde dosyaladığı 128/84 sayılı davada özetle; 25 Ekim 1983 tarihinde davalı No.2'ye ait K 166 plâkalı aracı onun izni ile kullanmakta olan davalı 1'in Şehit Ecvet Yusuf Sokakta trafik ışıkları yanında dikkatsizlik ve ihmalârlığı yüzünden bir trafik kaz-asına ve bu kazada davacının yaralanmasına sebep olduğunu iddia ederek özel ve genel zarar ziyan talebinde bulunmuştur.
Davalılar ise avukatları vasıtası ile 14 Aralık 1984 tarihinde dosyaladıkları müdafaa takririnde, talep takririnde ileri sürülen ve ta-fsilâtı verilen dikkatsizlik ve ihmalkârlık ile özel ve genel zarar ziyan iddialarını reddetmişlerdir.
Davanın çok uzun süre duruşması yapılmamış ve 28 Ocak 1987'de duruşmasına başlanmıştır. İlk Mahkemece 20.9.1988 tarihinde verilen kararda davalı No.1 ş-ahsen ve davalı No.2 de mal sahibi olarak konu kazadaki dikkatsizlik ve ihmalkârlıktan mesul bulunmuş ve davacı lehine 186,000 lira özel, 3,750,000 TL de genel zarar ziyan ve masraflar için hüküm verilmiştir.
Bu karara karşı davalılar istinaf dosyalamışl-ardır. Müsteniflerce dosyalanmış istinaf ihbarnamesi aşağıdaki iki başlık altında özetlenen 3 sebep içermektedir:
-1. Davacı dava mevzuunu 500,000 - 1,500,000 TL ile sınırladığına göre İlk Mahkemenin bu miktar üzerinde özel ve genel zarar ziyana karar verme yetkisi yoktur.
2. İlk Mahkeme 3,750,000 TL genel zarar ziyana karar verirken davacının yararlarının neler olduğ-u hususunda bulgu yapmamış, bu miktara ulaşırken örnek aldığı içtihat kararlarına değindikten sonra "eskiden bu tip yaralara verilen parasal miktarlara makul yükseltme" yapılması gerektiği görüşünü belirterek, uygun görülen yükseltilmemiş miktarın ne olduğ-una değinmemekle hata etmiştir. Keza İlk Mahkeme talep takririnde bir iddia bulunmamasına rağmen çivilerin çıkarılması için ameliyat gerekeceğine, %20 iş kaybı olduğuna dair bulgu yapmakla ve bunları genel zarar ziyan miktarını takdir ederken dikkate almak-la hata etmiştir.
İstinafın duruşmasında müstenifler avukatı aleyhine istinaf edilen davacının talebinin 1,500,000 Türk Lirası ile sınırlı olduğunu, İlk Mahkemenin bu miktarı aşan toplam özel ve genel zarar ziyan miktarı için hüküm verme yetkisi bulunmad-ığı savını ileri sürerek geçmiş içtihat kararlarına değinmiş ve böyle bir tazminata hükmederken davacının talebini tadil etmesi gerektiğini, bu yapılmadığına ve geç kalındığına göre İlk Mahkemece takdir edilen miktarın 1,500,000 TL ile sınırlandırılması ge-rektiğini ileri sürmütür. İkinci istinaf sebebi üzerindeki argümanları ise, davacı talep takririnde tafsilâtı verilen yararları almış olduğu hususunda şahadet bulunmakla beraber İlk Mahkeme bunların neler olduğu hususunda bir bulgu yapmadığı gibi bu yarala-r ile çekilen sızı ve ızdırap için ne miktar genel zarar ziyan verilmesi gerektiğini karara bağlamadan düşünülen miktarın bir miktar daha yükseltilmesi gerektiğine değinerek 3,750,000TL genel zarar ziyan verirken hata ettiği yönündedir. Keza müstenifler av-ukatının iddiasına göre davacının halen bacğındaki çiviler için ameliyat gerekeceği onun %20 iş kaybına uğradığı hususunda müdafaa takririnde bir iddia veya talep bulunmamasına rağmen sözüe dilen zarar ziyan miktarını tespit etmekle İlk Mahkemenin hata ett-iğini ileri sürerek bu hususları desteklemek için zabıtlara atıfta bulunmuştur.
Aleyhine istinaf edilen avukatı ise uzun süre önce açılan bu davada, dava mevzuunun 180,000 TL'yi aştığını, daha sonra mukayyitliğin gönderdiği yazıya uyularak, değişen koşull-arda dava mevzuu 1,500,000 TL ile sınırlandırıldığına değinmiştir. Davanın duruşması kıdemli yargıç önünde devam ederken yapılan yasal düzenlemelerle kıdemli yargıç yetkisinin 5,000,000 TL'ye çıkarıldığını, daha önce dava mevzuu 1,500,000 TL ile sınırlandı-rılmışken bunun bir tadilât ile değil bir beyanla yapıldığını, duruşma sonunda ise hitapta bu konuya değinilerek karardan önce dava mevzuunun 5,000,000 TL'ye çıkartılması yönünde beyan yapıldığını, karşı tarafın buna itiraz etmediğini ve İlk Mahkeme de bu -durumu dikkate alarak 3,750,000 TL genel zarar ziyana hükmettiğini bunun hatalı olmadığını iddia etmektedir. Keza karşı tarafa herhangi bir adaletsizlik olmadığını, dava mevzuunun artırılması için usulünde yapılmış bir tadilâtın gerektiğine karar verilmesi- halinde Yargıtayın resen bunu yapabileceğini ileri sürerek takdir edilen özel ve genel zarar ziyanın miktarının 1,500,000 TL ile sınırlandırılmaması gerektiğini ileri sürmüştür.
2. istinaf sebebine değinen davacı avukatı, İlk Mahkeme, davacının aldığı y-araları kararında sıralarken bunlar hakkında kesin bir bulguya vardığını belirtmemekle beraber verilen şahadetin kabul edildiği ve bunların ispatlanamdığı dikkate alındığında İlk Mahkemenin kesin bir bulgu yapmamış olması kararı sakatlamamaktadır. Ayrıca İ-lk Mahkeme çivilerin çıkarılması için 2. bir ameliyat gerekebileceğine değinmiş olmakla beraber bu hususu sızı ve ızdırap açısından kaale aldığına ve ameliyat masrafları için ek bir tazminat ödenmesine hükmettiğine değinmiştir. Keza kararda sözü edilen %20- iş kaybından bacaktaki fonksiyon kaybını murat ettiğini, şahadette bunun açıklıkla belirtilmiş olduğunu, karara bunu sehven bu şekilde aktarıldığını, karar bir bütün olarak okunduğunda %20 iş kaybı olarak değil bacaktaki fonksiyon kaybı olarak değerlendir-ildiğinin görülebileceğini iddia etmiştir.
Yapılan argümanları dikkate alarak 1. istinaf sebebini ele alıp incelediğimizde İlk Mahkemenin, karardan önce davacı avukatı tarafından yapılan beyanı dikkate alarak dava mevzuunun tarafların mutabakatı ile yüks-eltildiği kanaatine vardığı ve muhtemelen bu düşünceden hareketle daha önce 1,500,000 TL ile sınrılı dava mevzuunu aşan bir miktara hükmettiği görülür. Ancak bu hususta davacı avukatının beyanı dışında ne zabıtlarda ve ne de kararda herhangi bir gerekçe bu-lunmamaktadır. Herhalûkârda dava mevzuu 1,500,000 TL ile sınırlı olduğuna göre bu miktarı aşan bir rakam için hüküm verilebilmesi usulünde yapılacak bir tadilâta müsaade etmekle mümkün olabilirdi. Bu yapılmamıştır. Keza nadir ve adaletin zaruri kıldığı hal-lerde Mahkemenin resen tadil etme yetkisi olmuş olsa dahi İlk Mahkemenin böyle bir yetkiyi kullanarak resen dava mevzuunu tadil ettiği de görülmemektedir.
Gerek İlk Mahkemelerin ve gerekse ayni yetkiyi kullanan Yargıtayın resen tadil etme yetkisine gelin-ce; bu husustaki hukuki durumu incelemeyi uygun görüyoruz.
Emir 25 nizam 1 Mahkemelere takdirleri resen tadil yetkisi verdiğine dair açık bir hüküm içermemektedir. Bu nizam genellikle, taraflarca yapılacak tadilât taleplerinde kullanılabilir. Ne var ki b-u nizamın mehazını teşkil eden İngiliz Hukuk Muhakemeleri Usulü Nizamatı E.28(1) altında, mahkemeler karardan önce veya sonra nadir hallerde bu yetkiyi kullanarak takdir edilen tazminat miktarının talep takririne uyum sağlaması ve takdir edilen makul mikta-rın davacıya verilebilmesi için resen kullanıldığı görülür.
Eski İngiliz içtihat kararlarına dayanılarak The Supreme Court Practice 1973 Vol. I sayfa 335'de şöyle denmektedir:
"After verdict, if the jury find a larger amount of damages than the palinti-f has calimed, the Judge will often amend the figure on the writ or statement of claim, so as to enable the plaintiff to recover the full sum awarded to him by the verdict. If the defendant is not present at the hearing, notice must be given him of the app-lication to amend. But the judge will not, as a rule, amend the peladings after verdict. (Noad v. Murrow, 40 L.T. 100; Clarke v. Yorke, 31 W.R. 62) And unless the pleading isa mend, the plaintiff cannot have judgement for more than the amount named in it (-Chattell v. Daily Mail, 18 T.L.R. 165 C.A.)"
Kıbrısta ise hukuki durum İngiltereden farklı değildir. Halil Kemal v. Georghios M. Kasti 1962 C.L.R. p.317 at 323' de Emir 25 nizam 1 altındaki Mahkemeye yetkisi hususunda şöyle denmektedir:
"The Court had- power, under order 25, rule 1 of the Civil Procedure Rules, to allow the amendment of the statement of claim; and such an amendment was necessary as otherwise the palintiff would not be entitled to judgement in respect of the aforesaid period and his judg-ment would be bad to that extent; Chattel v. Daily Mail (1901) 18 T.L.R. 165. See also Wyatt v. The Rosherville Gardens Co. (1886) 2 T.L.R. 282; The Dictator (1892) 9 T.L.R. p.64; Modera v. Modera and Barclay (1893) 10 T.L.R. 69."
Bizde ise hukuki durum y-ukarıda alıntısı yapılan kararlardan farklı değildir. Örneğin konsolide edilmiş Yargıtay/Hukuk 23/79 ve 24/79 Jean Suzanna Drue ile Havva Ramadan Cemil ve diğeri arasındaki istinafta sayfa 3'de Emir 25 nizam 1 altındaki Mahkeme yetkisi hususunda şu görüşe -yer verilmektedir:
"Hukuk Muhakemeleri Usulü Nizamatının 25. emrinin 1. nizamı uyarınca Mahkemenin talep takririni res'en tadil edebileceği hususundaki bulgusu kanaatimizce hatalıdır. Bu madde tahtında Mahkeme ancak tarafların müracaatı üzerine herhangi -bir emir verebilir. Kaldı ki E.25 n.1 tahtında Mahkemenin talep takririni res'en tadil etme yetkisi olsa dahi böyle bir yetkinin ancak çok istisnai hallerde kullanılması gerekir. Örneğin herhangi bir konu hakkında talep takririnin olgular kısmında bir iddi-a yapılmış ve/veya herhangi bir talepte bulunulmuş fakat şu veya bu nedenle talep takririnin nihai talep kısmında talep yapılmamış ve daha sonra duruşma esnasında konu olgular kısmında belirtildiği gibi tartışılmış, karşı taraf gerekli soruları sormuş ve h-er iki tarafın da konunun talep takririnde normal olarak yer aldığı kanaatına vararak hareket ettiği addolunmuş olduğu hallerde Mahkeme böyle bir tadilât belki yapabilir. İstinaf konusu davada ise davacların talebi tazminattır."
Görülebileceği gibi bu ka-rarda Yargıtay, Emir 25 nizam 1 altında Mahkemelerin resen tadil etme yetkisi olamdığına değinmekle beraber yine de yuakrıda alıntısı yapıla bölümden görülebileceği gibi Mahkemenin resen tadil etme yetkisinin var olabileceği kabul etmekte ancak nadir halel-rde kullanılması gerektiğine değinmektedir. Esasen ayni kararın 4. sayfasında Annual Practice 1963 sayfa 625'den Mahkemenin benimsediği şu alıntı yapılmıştır:
"After the Hearing; After an interlocutory judgment or a decree in an admiralty action which d-etermines liability but leaves the damages to be assessed, the Court still has power to amend the claim on the writ (The Dictator, (1892) P.64), and even to add or substitute parties (The Duke of Buccleuch. (1892) P.201; and see Browne v. Peto, 16 T.L.R. 1-33).
But after final decree or judgment the Judge of first instance cannot, or at all events will not, amend the pleadings or add new parties."
Yukarıdaki alıntının sonunda ise şu görüşe yer verilmiştir.
"Hüküm verdikten sonra İlk Mahkemenin talep takr-irini tadil etme yetkisi olsa dahi böyle bir yetki ancak çok istisnai hallerde kullanılabilir. İstinaf konusu davada ise tadilat talebinin zamanında yapılmadığı açıktır."
Görülebileceği gibi yerleşmiş prensipler üzerinde kesin bir görüş verilmesinden kaç-ınmakla beraber emir 25 nizam 1 altında Mahkemelerin resen tadil etme yetkisinin var olduğu kabul edilmekle bu yetkinin nadir hallerde ve karşı tarafa yapılması muhtemel adaletsizliğin de titizlikle incelenerek bir karar verilmesinin gerektiği, karardan so-nra ise böyle bir işlemin çok daha ender hallerde yapılabileceği yönündedir. Bu husustaki hukuki durum özetle E.25 nizam 1'in genellikle tarafların vaktinde yapacakları tadilât müracaatlarında kullanılabilecek bir nizamdır. Ancak takrirlerin esasını büyük -oranda değiştirmeyecek, karşı tarafa adaletsizlik yapmayacak, tarafların lâyihalarını değiştirmek ve davanın belirli bir bölümünü dinlemek zaruretini doğurmayacak, uygun ve adaletin gerektirdiği istisnai hallerde böyle bir yetkinin Mahkemelerce de kullanıl-abileceği kabul edilmektedir. Keza bu gibi durumda bile doğal olan tadilât önerisi mahkemeden gelmiş olsa dahi taraflarca yapılacak müracaat ile böyle bir tadilâtın sağlanmasıdır.
Önümüzdeki meselede, tadilâtı öngörülen talep takririnin içerdiği değil de- dava mevzuudur. Zabıtlardan görülebileceği gibi dava çok uzun süre askıda kalmış ve duruşması yapılmamıştır. Sırası gelmişken bir tazminat davası olan bu davanın bunca uzun süre sürüncemede kalmasının en hafif tabiri ile üzücü olduğuna değinmek isteriz. D-ava 1984 yılında dosyalandığı zaman davacının talebi sınırsız idi, uzun süre askıda kalmış, bu arada Türk Parasıın devamlı değer kaybı neticesi Türk Parası ile ifade edilen yargıç yetkileri artırılmış ve davacı da muhtemelen davasının tek ayrgıçtan oluşan -mahkemede ilkin görülebileceği düşüncesi ile davasını 500,000 - 1,500,000 TL ile sınırlamıştır. Ancak dava kıdemli yargıç yetkisi 5,000,000 TL'ye çıkartılmış bu arada Türk Parasının değer kaybını dikkate alan davacı avukatı daha önce 1,500,000 TL ile sınır-landırdığı talebinin hitabında 5,000,000 TL'ye çıkartılmasını talep etmiştir. Davalılar avukatının bilgisine getirilen bu duruma itiraz yapılmamıştır. Ancak daha önde de değindiğimiz gibi bu hususa sadece talepte değinmek yeterli değildir. Normal bir tadil-ât müracaatı ile bu gibi tadilâtın sağlanması gerekirdi.
Öngörülen tadilât davacının talep takririnin içeriğini değiştirecek nitelikte değildir. Bu hususta davalılara haksızlık olmayacağı gibi şahadet dinlenmesi de gerekmemektedir. Hakikatte yapılmak ist-enen tadilât kıdemli yargıç yetkisine giren dava mevzuunda İlk Mahkemenin bu olgular ışığında makul gördüğü tazminatın davacıya verilebilmesini sağlamak içindir. Kanaatimizce bu olgular ve yukarıda değinilen içtihat kararları ışığında Yargıtayın İlk Mahkem-ece takdir edilen tazminatı makul bulması halinde dava mevzuunu resen tadil etme yetkisi vardır. Önümüzdeki meselede aleyhine istinaf edilen avukatı dava mevzuunun değiştirilmesi yönünde Yargıtaya bir tadilat istidası dosyalamış ancak bu hususun tezekkür e-dilmesi dava sonuna bırakılmıştı. Şimdi böyle bir tadilâta izin vermeyi uygun görmekteyiz.
Netice oalrak tadilât talebine izin verilerek dava mevzuunun 5,000,000 TL'ye çıkarılmasına müsaade edilir.
Bu görüşler ışığında 1. istinaf sebebinin reddedilmesi- gerektiği görüşündeyiz.
2. istinaf sebebine gelince; İlk Mahkeme kararını tezekkür ettiğimizde davacının kazada almış olduğu yaraların neler olduğu hususunda açık bir bulguya varılmadığı görülmektedir. Durum böyle olmakla beraber kararda davacının şahad-etine ve tanık olarak çağrılan doktorun şahadeti ışığında davacının aldığı yaraların mevcudiyeti ispatlanmıştır. İspatlanmadığına göre yaralar hakkında İlk Mahkemenin kesin bir bulgu yapması gerekmekle beraber bu durumun kararı sakatlamadığı kanaatindeyiz.-
Bacaktaki çivilerin çıkarılması için ameliyat gerekeceği hususuna gelince; İlk Mahkemece ameliyat masrafı için herhangi bir rakama hükmedildiği görülmemektedir. Kanaatimizce İlk Mahkeme buna davacının çektiği ve şimdi çekmekte olduğu sızı ve ızdırabın m-ahiyetini değerlendirmek maksadı ile değinmiştir. %20 iş mahdudiyetine gelince; şahadette %20 fonksiyon kaybından söz edilmektedir. Kanaatimizce bu sehven olarak karara aktarılmıştır. Nitekim kararın bu bölümünün hemen altında yer alan cümleler incelendiği-nde daha önce şahadette %20 fonksiyon kaybı olarak yer alan ve davacının sızılı hali ile bacağını harket ettiremeyeceğine %20 fonksiyon kaybının murat edildiği kanaatindeyiz.
İlk Mahkemece takdir edilen 3,750,000 TL genel zarar ziyanın aşikâr surette faz-la olduğu iddiasına gelince; Doğru kabul edilen şahadete göre kaza gününde 55 yaşında olup Cumhurbaşkanlığında makinist olarak görevli bulunan davacının aldığı yaralar şöyle idi: Sol el orta parmakta yüzeysel erozyon, sol alt bacakta tibbia fibula segmentl-erde 1/3 bölümünde kırık distal fibula segmentlerinde 1/3 kırık, ayak tabanında ve muhtelif yerlerinde yararlar vardı. Davacının Genel Hastahane tedavisine başlanmış, bacağı ve ayak bileği alçıya alınmış, uzunca bir süre tedavi edildiği halde kavuşmamış ve- sızılı hali devam ettiğinden takriben 2 ay sonra tekrar özel bir kliniğe yatırılarak alçısı açılıp bacağın sözü edilen kırık kısımlarının transplak konmak suretiyle kavuşturulması sağlanmaya çalışılmıştır. Sızıların giderilmesi gerekirken giderilememiş ve- tedavisi uzun süre devam etmiştir. Duruşma gününde ise halen davacı rahatlıkla yürüyememekte, sağ ayakta %20 fonksiyon kaybı ve mahdudiyet olduğu gibi çivi konma sırasında açılan 6 cm ve 22 cm uzunluğundaki yaralar soğuk zamanlarda sızı vermekteydi.
Dav-acının bu yaralarına çekmiş olduğu sızı ve ızdıraba verilecek miktarı tespit ederken İlk Mahkeme H. West and Son Ltd. and Another v. Shephard 1963 All E.R. 625 ve Pletcher v. Autocar and Transporters Ltd. (1968) 1 All E.R. 726 daki benzer kararlardan fayd-alandıktan sonra şu görüşlere yer vererek davacıya 3,750,000 TL genel tazminat takdir etmiştir. İlk Mahkeme mavi 63'de bu hususta şunları söyledi:
"Davacının yaşı, kaza sonrası çektiği sızı, ızdırap, halen çekmekte olduğu ızdırap, hayatının bundan sonrak-i bölümünde gerek özel hayatında, gerekse işinde kazanın kendisine bıraktığı izler, yaralar, tedavi sırasında geçirdiği safhalar, yaptığı masraflar, hayatı boyunca bu kazanın vermiş olduğu neticeleri taşıyacağını, halen belirli mevsimlerde duymakta olduğu -acıları tazminat tespitinde nazarı dikkate alınmıştır. Almış olduğu yaralar, tazminat tespit ederken eşit tutma bakımından benzeri davalarda verilen tazminat miktarları ile yukarıda belirttiğim içtihat kararlarını da incelemiş bulunuyorum. KKTC bugünkü hay-at standartları ve koşulları çerçevesinde eskiden uygulanan rakamlara zamanla makul bir yükselme yapılması gerektiği görüşüyle tazminat tespitine gitmiş bulunuyorum. Davacı hiçbir zaman tamamen eski haline dönemeyecektir. İleride hatta çivi ve demirleri çı-karmak için başka bir ameliyat söz konusu olabilir. %20 iş kaybı değişmeyecektir. Bugünkü durum nazarı dikkate alındığında ayağının belirtildiği şekilde hareket etmesiyle devamlı sızı olacaktır. Kesilecek tazminat hangi rakamda isterse olsun davacının duru-mu değişmeyecektir. Kazanın izleri hiçbir zaman silinmeyecektir. Tüm yukarıdakiler ışığında ve ispat edilen olgular çerçevesinde Davalıları cezalandırama prensibini de göz önünde bulundurarak, en azından geçirmiş olduğu acı ve ızdırabı ve bundan sonraki ge-çireceği acı ve ızdırabı konpense edebilmek için 3,750,000 TL tazminatın uygun ve makul olacağı görüşüne varmış bulunuyorum."
İlk Mahkeme kararını, mevcut olgular ışığında incelediğimizde takdir edilen genel tazminat miktarının fazla olduğuna ikna edilme-dik. Bilakis az olabileceği kanaatindeyiz. Ancak mukabil bir istinaf olmadığı cihetle sadece az olabileceğine değinmekle yetineceğiz.
Bu nedenlerle 2. istinaf sebebinin de reddedilmesi gerekir.
Netcie olarak daha önce kararın içeriğinde belirttiğimiz -gibi yapılan tadilât müracaatına müsaade edilmesine ve davanın mevzuunun 5,000,000 TL'ye çıkarılmak suretiyle tadil edilmesine izin verilir. Ayrıca istinafın reddedilmesine ve İlk Mahkemenin özel, genel zarar ziyan ve masraflarla ilgili vermiş olduğu kara-rın aynen onaylanmasına, istinafın masraflarının istinaf edenler tarafından aleyhine istinaf edilene ödenmesine karar verilir.
(N. Ergin Salâhi) (Aziz Altay) (Taner Erginel)
Yargıç - Yargıç Yargıç
29 Haziran 1990
-
-
9
-
Full & Egal Universal Law Academy