-D.14/10Birleştirilmiş
Yargıtay/Hukuk 93/08 ve 96/08
(Gazimağusa Dava No 3652/2002)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.
Mahkeme Heyeti:Mustafa H. Özkök, Gönül Erönen, Seyit A. Bensen.
Yargıtay/Hukuk 93/08
(Gaz-imağusa Dava No; 3652/2002)
İstinaf eden : Tahsin Gül, Baykal- Gazimağusa
(Davacı)
-ile-
Aleyhine istinaf edilen: Mustafa Sedat Şti. Ltd.
Köşklüçiftlik-Lefkoşa
(Davalı No 1)
A -r a s ı n d a.
istinaf eden namına: Avukat Hakkı C. Önen
Aleyhine istinaf edilen namına: Avukat İbrahim Özgür.
Yargıtay/Hukuk 96/08
(Gazimağusa Dava No 3652/2002)
İstinaf eden : Tahsin Gül, Baykal- Gazimağusa
(Davacı)
--ile-
Aleyhine istinaf edilen: Aygün Emin, Elmaz Tabya Yolu No: 1
Gazimağusa.
(Davalı No 2)
A r a s ı n d a.
istinaf eden namına: Avukat Hakkı C. Önen
Aleyhine istinaf edilen namına: Avukat İbrahi-m Özgür.
Gazi Mağusa Kaza Mahkemesi Yargıcı Bertan Özerdağ'ın 3652/02 sayılı davada 14.11.2008 tarihinde verdiği karara karşı Davacı tarafından yapılan istinaflardır.
--------------
H Ü K Ü M
Mustafa H. Özkök: Bu istinafta Mahkemenin hük-münü Sayın Yargıç Gönül Erönen okuyacaktır.
Gönül Erönen: Bu istinafa ilişkin olgular istinafa konu olan kararda görülmektedir ve şöyledir: (Mavi 102)
Davalı No 1 Davalı No 2'den kiralamış olduğu işyeri ile ilgili olarak 3 adet çekle birlikte bu çeki de -keşide ederek Davalı No 2'ye kiralara mahsuben teslim etmiştir. Davalı No 2 de belli olmayan bir tarihte çekleri ciro ederek Davalı No 3'e teslim etmiştir.
Davalı No 3 çekin arkasını imzalamadan Davacıya çek tarihinden 3-4 gün önce teslim etmiştir. Davacı- çeki bankaya ibraz ederek karşılığının ödenmesini talep etmiştir, çekin ait olduğu Türk Bankası Ltd., karşılığı olmadığı cihetle 03.01.2000 tarihinde çeki Davacıya iade etmiştir.
Türk Bankası Ltd.,karşılıksız mühürünün vurulmasından sonra mühürün hata il-e vurulduğunu, çekin çift imza taşımadığı ve tek imza taşıdığı nedeniyle ödenemeyeceğini beyan etmiştir. Türk Bankası Ltd. tanığı çekin keşide edildiği keza hesabın o tarihlerde çekin karşılığının ödenmesine müsait olmadığını da ayrıca belirtmiştir.
Davac-ı çekin karşılıksız çıkması nedeniyle polise şikayette bulunmuş ancak çift imza ile ilgili iddia ve beyanların bulunduğu nedeniyle polis meseleyi ileriye götürerek Davalı No 1 aleyhine bir ceza davası ikame etmemiştir.
Davalı No 1, Davalı No 2'ye keşide e-tmiş olduğu çeklerle ilgili olarak 11.12.1999 ve 28.12.1999 tarihli ihbarları göndererek aralarındaki kira mukavelesini 30.03.2000 tarihinden geçerli olmak üzere tek taraflı olarak feshettiğini bildirmiştir.
Davalı No 1, 30.03.2000 tarihinde ve/veya o tar-ihlerde tasdik memuru ile birlikte kira mukavelesine konu işyerinin anahtarlarını tutmuş oldukları bir tutanak tahtında Davalı No 2'nin ikametgahına bırakmak suretiyle iade etmiştir. Mezkur ihbarlarla Davalı No 1, Davalı No 2'den çeklerin iadesini talep et-mesine rağmen Davalı No 2 davaya konu çek de dahil olmak üzere herhangi bir çeki Davalı No 1'e iade etmemiştir.
Davalı No 1 çeklerin iade edilmemesi üzerine bir şirket kararı üreterek, çeklerin çift imzaya tabi olduğunu Türk Bankası Ltd.'e bildirmiş ve te-k imza ile keşide edilerek bankaya ibraz edilmiş çeklerin ödenmemesi talimatını vermiştir.
Davacı, Davalı No 1'e çekin karşılıksız çıkmasından sonra herhangi bir yazılı ihbar göndermemiş olup bu davayı 19.11.2002 tarihinde dosyalamıştır.
Davacı talep tak-ririnde Davalı 1, 2 ve 3 aleyhine şöyle talepte bulunmuştur:
Davacı, Davalı No 1, 2 ve 3'ün aleyhine 8.000 Stg. meblağlı 209252 numaralı Türk Bankası Ltd.'e ait çekin ödenmesini talep etmektedir. Davacı çeki elinde bulunduran kişi olarak dava ikame etmiş -olup Davalı No 1'i çeki isdar eden sıfatıyla, Davalı 2'yi ise Davalı No 1'in kendi lehine ciro etmesinden sonra konu çeki Davalı No.3'e ciro eden sıfatıyla ve Davalı 3'ü ise Davalı No.2'nin ciro etmesinden sonra Davacıya ciro eden kişi sıfatıyla, dava etmi-ştir. Davacı çekin karşılıksız çıkması ve/veya bozulmaması nedeniyle Davalılardan müştereken ve münferiden 8.000 Stg. talep, 5.250.000 TL işlem masrafı ve çek tarihi olan 01.01.2000 tarihinden itibaren yasal faiz talep etmektedir.
Davalı No 1, 27.03.2003 -tarihinde dosyalamış olduğu müdafaa takriri ile Davalı No.3'ün dava konusu çeki meşru ivaz mukabilinde ciro etmediğini çekin karşılıksız mühürü vurularak ilgili banka tarafından Davacıya iade edilmediğini Davacının Davalı No 1'den çek miktarını talep etmed-iğini veya en azından böyle bir bildirim veya talebin çok geç yapıldığını dava konusu çekin ivaz mukabilinde alınmadığını ve dolayısıyla Davacının "holder in due course" olmadığını, konu çekin diğer 3 adet çekle birlikte vadeleri geldiğinde bozularak arala-rındaki kira sözleşmesine konu kiralara mahsup edilmesi için ileri tarihli (post dated) olarak isdar edilerek Davalı No 2'ye verildiğini, Davalı No 1'in kira sözleşmesini 12.11.1999 tarihli ihbar ile 30.03.2000'den geçerli olmak üzere tek taraflı olarak fe-shetmesi nedeniyle de ileri tarihli yazılan çeklerin ivazının kalmadığını, Davalı No 2'den bu çeklerin iadesini muhtelif kez talep etmiş olmasına rağmen iade edilmediğini, Davalı No 2'nin ciro edip çekleri 3. kişilere vermek suretiyle de tüm mesuliyeti üze-rine aldığını, iddia ve beyan etmektedir.
Davalı No 2'nin 26.9.2003 tarihinde dosyalamış olduğu müdafaa takririnde Davalı No 1'in Davalı No.2'ye keşide etmiş olduğu çeklerin 1 yıllık kiranın peşin ödemesi olarak verildiğini ve bu süre zarfında kira sözleş-mesinin fesholunamayacağını, çekin ivazını elde etmediğini ve herhangi bir sorumluluğunn bulunmadığını iddia etmektedir.
Davacı, 07.04.2003 tarihinde Davalı 1'in müdafaasına karşın dosyalamış olduğu müdafaaya cevap takririnde talep ve bildirimin çok geç y-apılmadığını, çeki meşru ivaz mukabilinde elinde bulundurduğunu, Davalı No 1 ve Davalı No 2 arasındaki kira ilişkisinin kendisini ilgilendirmediğini, ivazın ortadan kalktığı yönündeki iddianın geçerli olamayacağını iddia ederek talebini yinelemiştir.
Dava-cı, Davalı No 2'nin müdafaasına cevaben dosyalamış olduğu 07.10.2003 tarihli müdafaaya cevap layihasında iddiaları reddederek ciro eden sıfatıyla Davalı No 2'nin de sorumluluğu olduğunu ve konu çekin ivazının olup olmamasının bu noktada önem arz etmediğini- beyan etmiştir.
Davacı, 28.06.2004 tarihinde talep takririnin 2.ci paragrafında tadilat yaparak layihalarda sehven yazılan çeklerin Davalı No 2 tarafından Davalı 1'e isdar edilmesi ile ilgili iddiasını Davalı No 1 tarafından Davalı No 2'ye isdar edilmesi- olarak değiştirmiş ve tadil etmiştir.
Bu tadilattan sonra Davalı No 1 tarafından tekrardan dosyalanan 06.10.2004 tarihli müdafaa takririnde daha önceki iddialarından farklı olarak ve onlara ilaveten müdafaa takririnin 3. paragrafında çekin ödenmemesi ola-rak imza eksikliğini çekin üzerinde tek imza bulunmasını ve sehven karşılıksız mühürü vurularak iade edildiğini iddia etmektedir.
Davacı,08.10.2004 tarihli müdafaaya cevap takririnde bu iddiaya cevaben bu çeklerle birlikte keşide edilen tek imzalı çekleri-n bozularak ödendiğini ve Davalı No 1'in bu çeki ödememek ve karşı tarafı aldatmak amacıyla bu tür bir yola gittiğini iddia etmiştir.
Davalı 2 ise tadil edilmiş şekli ile dosyalanan talep takririne herhangi bir müdafaa takriri dosyalamamıştır.
Davalı No -1, 18.03.2003 tarihli bir ihbarname ile Davalı No 2'ye Emir 10 Nizam 12 tahtında bildirim yaparak Mahkemenin Davalı No 1'i mesul bulması halinde katkıda bulunması talep etmiş, bu bağlamda 18.05.2006 tarihinde dosyalamış olduğu bir istida ile bu hususta emi-r talep etmiş ve Mahkeme de 30.10.2006 tarihinde istida doğrultusunda emir vermiştir.
Dava celpnamesi bir yıl içinde Davalı No 3'e tebliğ edilmediği cihetle Davalı 3 aleyhindeki dava iptal edilmiştir.
Bu meselede Davacı şahsen şahadet vermiş ve Türk Bank-ası Ltd.'de çalışan Işılay Göksoylu'yu tanık olarak dinletmiştir. Müdafaa tarafından ise Davalı 1'in direktörü Mustafa Sedat ve Davalı 2 şahadet verdiler.
Meselede 5 adet emare sunulmuştur. Dava konusu çek emare 1 olarak numaralandırılmıştır. Türk Bankas-ı Ltd. bu meseleye taraf edilmemiştir.
Davayı dinleyen Bidayet Mahkemesi özetle :
Dava konusu çekin tek imzaya tabii bir çek olduğu ve arkasındaki karşılıksız mühürünün geçerli bir mühür olduğu;
Davaya konu çekin kiraya mahsuben ve vadesi geldiğinde ö-denmek üzere verildiğini;
İlgili çekin hukuki bir ivazı olmadığı ve Davacının bu çeki iyi niyetli olarak tasarrufunda bulundurmadığı iddialarının mesnedi olmadığı;
Davacının "holder in due course" sıfatına haiz olduğu ve bu nedenle ve/veya sıfatla davayı -ikame etme hakkı ve yetkisinin var olduğu;
Poliçeler Yasasının 48. maddesine göre ilgili çeki elinde bulunduran kişi tarafından ihbar verilmesi gerektiği;
Dava konusu çeki elinde bulunduran son kişi Davacı olduğu cihetle Davacının Davalı 1'e çekin karşılı-ksız çıkmasını bildiren herhangi bir ihbar vermediği,
hususlarda bulgulara varmıştır.
Neticede Davacının davasını kanıtlayamadığı kararına vararak Bidayet Mahkemesi Davacının davasını red ve iptal etmiştir. Ancak bunu yapmadan önce iptal edilen Davalı 3 -aleyhindeki dava ile ilgili olarak şöyle bir görüşe yer vermiştir. (Mavi 115)
"Davalı No 1 ve No. 2'nin sorumluluklarının oranları ile ilgili Davacı davasını ispat etmekte başarılı olamadığı dikkate alındığında bir önem arz etmemektedir. Ancak özet olara-k yer vermek durumu hasıl olsa idi; Davalı No1'in ödemesi gerekli olan aylık kira bedellerinin bakiyesi olan 670 Stg.'nin Davalı No 1 tarafından karşılanması geri kalan miktarlar ise yani 7.330 Stg.'nin ise Davalı No 2 tarafından ödenmesi gerekecekti. Dava-lı No 3 davada taraf olmadığı ve 3. şahıs işlemi yer almadığı cihetle Davalı No3'ün sorumluluğu ile ilgili herhangi bir beyanda bulunmak bu safhada doğru olmaz."
Davacı, davasını red eden işbu kararı istinaf etmiştir ve Davalı 1 aleyhine Yargıtay/Hukuk 9-3/08 sayılı istinafı, Davalı 2 aleyhindeki hüküm ile ilgili olarak Yargıtay/Hukuk 96/08 sayılı istinafları dosyalamıştır.
İstinafların duruşması sırasında bu istinaflar birleştirilerek dinlenmiştir. Birleştirilmiş şekli ile ilgili istinaf sebepleri şöyled-ir:
A: Bidayet Mahkemesi Fasıl 262 Poliçeler Yasasının 48. ve 49. maddelerinin öngördüğü ihbar mükellefiyetinin 22/89 sayılı değişiklik yasası ile ilave edilen 74(B)maddesinin öngördüğü hükme rağmen "çeki elinde bulunduran"(Davacı) tarafından yerine getiri-lmesi gereken bir mükellefiyet olmasına ilişkin bulgu yapmakla hatalı karar vermiştir.
B: Bidayet Mahkemesi, Davacının Davalı 1'e telefoniyen çekin karşılıksız olduğuna dair bildirim yapmış olmasına değer vermemekle ve davalı 2'ye "ihbar göndermemesi n-edeni ile talep hakkı kalmamıştır" şeklinde bulgu yapmakla hatalı bulgu ve karara varmıştır.
C: Bidayet Mahkemesi Davalı 2 aleyhine Davacının davasını reddetmekle hatalı karar vermiştir.
Ç: Bidayet Mahkemesi Davalı 2'nin Davalı 1 ile sorumlulukları- oranında ve/veya davalı 2 ve 1'i müştereken ve münferiden sorumlu bulmamakla hatalı karar vermiştir.
D: Bidayet Mahkemesi Fasıl 262 Poliçeler Yasasının 74(B)(1) maddesine göre ihbar mükellefiyetinin çeki elinde bulunduran kişiden çek hesabının bulunduğ-u bulgusu kararında geçtiğine dair davacı avukatının iddiasına itibar etmemekle veya gerekli ağırlığı verip incelememekle hatalı karar vermiştir.
E: Bidayet Mahkemesi Fasıl 262 Poliçeler Yasasının 1989 yılında 22/89 sayılı yasayı yasada yapılan değişikl-iği zaman itibarıyle daha yeni olduğu ve/veya yasanın ayni konuda eski hükümleri karşısında uygulama üstünlüğü olduğuna ilişkin hukuki ve yorum prensibini dikkate almamak ve uygulamamakla hata etmiştir.
F: Bidayet Mahkemesi 22/89 sayılı değişiklik yasas-ı ile esas yasanın 48. ve 49 maddelerindeki ihbar gönderme yükümlülüğünü değiştirmeyi öngördüğünü kabul etmemekle hatalı karar vermiştir.
G: Bidayet Mahkemesi 22/89 sayılı Poliçeler değişiklik yasasından sonra Yasa koyucunun esas amacının muhatap banka -tarafından karşılıksız çıktığının hesap sahibine ve/veya çeki keşide edene ihbar vermemek ve uygulamamakla hatalı karar vermiştir.
Bu istinaf sebepleri ile ilgili taraflar Mahkemeye hitap etmiştir.
İstinaf Eden Davacı avukatının yapmış olduğu hitap i-ncelendiğinde istinaf sebeblerini tek bir başlık altında toplamak mümkündür ve şöyledir: Davacı esasen ilgili çeki iyi niyetle elinde tutan "holder in due course" olduğu halde ve yasada yapılan değişikliğe rağmen çekin karşılıksız çıktığına ilişkin ihbar v-erme mükellefiyetinin Davacı'da olduğu ve bu ihbarın Davacı tarafından yasanın öngördüğü şekilde yapılmadığı veya kanıtlanmadığı nedeniyle Mahkemenin varmış olduğu netice ve davanın red ve iptal edilmesi hatalıdır.
İstinaf Eden davacı avukatı istinafın d-uruşması sırasında ilgili çekin çift imzalı olması gerektiği ile ilgili iddiaya karşın yapmış olduğu beyanda, Davalı 1'in çekin bozulmayacağını bildiği halde ilgili çeki üzerindeki tek imza ile vermekle konu çekin temiz ellerle verilmediğini bu yüzden Dava-cının yasal ihbar verme sorumluluğunun olmaması gerektiğine değinmiştir. Ayni şekilde istinaf eden yasada yapılan değişiklik nedeni ile de ihbar verme yükümlülüğünün (yeni yasanın 74(b)1)'e göre) muhatap bankaya ait olduğunu iddia etmiştir.
Yasal mevzua-t tahtında ihbar verme yükümlülüğünün muhatap bankada olup olmadığına ilişkin hususu önceden incelemeyi uygun bulmaktayız.
Muhatap bankanın bu meseleye taraf edilmemiş olması sebebiyle Bidayet Mahkemesinin muhatap bankanın mükellefiyeti ve sorumlulukları- ile ilgili herhangi bir görüşe varması mümkün değildir ve nitekim varmamıştır da. Başka bir ifadeyle muhatap banka davaya taraf olmadığı cihetle 29/89 sayılı yasa ile tadil edilmiş olan Poliçeler Yasasının 74. maddesi bu dava ve istinaf maksatları açısınd-an davaya şamil bir konu olamaz ve bu itibarla muhatap bankanın sorumluluk konuları ele alınıp değerlendirilebilecek veya karara verilebilecek hususlar değildir. Yargıtayında bu konuda görüş beyan etmesi uygun değildir.
Davalı 3 aleyhine açılan ve daha so-nra 1 yıl içerisinde tebliğ olmadığı için iptal edilen Davalı 3 aleyhindeki davadaki durum da aynidir. Bu istinaf maksatları açısından Mahkemenin Davalı 3'ün sorumlulukları ve aleyhine dava açılması ile ilgili görüşlerine yer vermeyi uygun görmekteyiz (Mav-i 115) :
" .. Burada esasen düşünülmesi ve üzerinde makuliyet değerlendirmesi yapılması gerekli husus Davalı No 3 aleyhindeki davanın ileriye götürülmemesidir. Davacı, çek bedeli kadar miktarda Alman Markı döviz Davalı No 3'e teslim ettiğini ve çekin karşı-lıksız çıkması üzerine Davalı No.3'ten çekin karşılığını talep ettiğini beyan etmiştir. Hal böyle olmasına rağmen Mahkemede yapılan beyanlar ışığında davalı No 3'ün Magosa'da ikamet ettiği ve işyerinin bulunduğu düşünüldüğünde davanın Davalı No 3'e nasıl t-ebliğ edilemediği ve tebliğ edilebilmesi için neden girişim yapılmadığı anlaşılması mümkün bir durum değildir. Davacının esasen parayı vermiş olduğu kişi ve ilk muhatabının da Davalı No 3 olduğunu göz önünde bulundurduğumda aleyhindeki davanın ileriye götü-rülmemesinin makul bir açıklamasını tespit edemedim."
Geldiğimiz bu noktada bu istinaf maksatları açısından huzurumuzda hali hazırda bulunan Davalı 1 ve 2 hakkında verilen hüküm ile ilgili haklı istinaf sebepleri bulunup bulunmadığını değerlendireceğiz. -
Geçerli mevzuattan anlaşılan odur ki Bidayet Mahkemesi huzurundaki olgulara göre ilgili çeki elinde bulunduran Davacı olduğuna göre yasa gereği çekin karşılıksız çıktığına dair çekin keşidecisi ile birlikte cirantalara da ihbar göndermesi gerekmekte idi-.
Bu safhada çifte imza ile ilgili hususlara da değinmeyi uygun görmekteyiz.
Talep takririne göz atıldığı zaman Davacı davasını ilgili çekin bozulmadığı veya karşılıksız çıktığı nedeni ile çekin miktarına eşit bir meblağı zarar ziyan olarak talep etmekt-edir. Talep takririnin ve ileriki layihaların hiçbir yerinde çekin çift imzalı olmadığı nedeni ile ödenmediği olgusu veya iddiası yer almamaktadır.
Aleyhine İstinaf Edilene göre, Davacı ilgili çekin çifte imzalı olması gerektiği, bundan dolayı ilgili çe-kin ödenmediği hususundan dolayı Polisin çekin "karşılıksız" olduğu için tahkikatına gitmediğini, davayı açmadan önce öğrenmiş bulunmakta idi. Dolayısıyle Bidayet Mahkemesinin bu unsurun esasa ilişkin bir unsur olduğu ve dava layihalarında yer almamış olma-sı nedeniyle davayı iptal etme ve bu doğrultudaki kararının doğru olduğunu ileri sürmüştür.
Davacı avukatı istinafın duruşması sırasında dava konusu çekin çifte imza taşımadığı nedeni ile iptal edildiğini ve ödenmediğini bildiğini teslim etmiştir. Bu konu- ile ilgili Bidayet Mahkemesi kararının bir kısmında şöyle demiştir. (mavi 104)
"Her ne kadar da Davalı No.2'nin Davalı No.3'e çeki ne zaman ciro ederek teslim etmiş olduğunu şahadetten tespit edilemese de Davalı No.1'in yapmış olduğu işlem ve üretmiş oldu-ğu karar çekin ödenmesini durdurmak amacıyla kanuna karşı bir hile teşkil etmektedir. Çekin keşide edilme tarihinde ihtilafsız olarak tek imzaya tabi olan çekin ortaya çıkan ihtilaf dolayısıyla çift imzaya tabi tutulması hukuken geçerli bir iddia değildir.- Davalı No 1 çekin ödenmesini durdurmak ve/veya çek yasağına girmemek amacıyla böyle bir yola gitmiş olduğu aşikardır. Fasıl 262 Poliçeler Yasasına göre çekin keşidecisi ölmüş olduğu veya çekin kaybolduğu durumlarda bankaların ödeme yükümlülükleri kalkmakt-adır. Bu düzenlemenin by pass edilerek ortadan kaldırılması için yapılan işlem ve uygulamalar hatalı ve geçersiz olmalıydı. Çekin ileri tarihli yazıldığı ve yazıldığı tarihte tek imza olduğu ihtilafsız bir olgu iken daha sonra üretilen bir kararla 'post da-ted' çekin ödeme mükellefiyetinin dolaşılması ve bankanın müşterisine bir menfaat sağlanması olarak Mahkeme tarafından algılanmaktadır.
Kanaatimce böyle bir uygulamanın bankalar tarafından gelenek hale getirilmesi halinde yasalarca amaçlanan çekin ticari v-e hukuki etkisini bertaraf edilecek bu sözleşme hukuku açısından da tek taraflı karşı tarafın rızası olmaksızın değişikliğe tabi tutularak adil olmayan ihlal anlamı taşıyacaktır. Daha da ileriye giderek tek imza ile verilen bir çek defterinin çift imza ile- değiştirilmesi talep edilmesi halinde bunun ancak yeni bir çek defteri şamil olacağı bankalar tarafından takip edilmesi gereken doğru yöntem olmalıdır."
Dolayısıyle Bidayet Mahkemesinin bu görüşüne katıldığımız cihetle Bidayet Mahkemesinin konu ile ilgil-i iddiayı reddetmekle hatalı davrandığı söylenemez. Mahkemenin bu bulgusunun yanlış olmadığı görüşündeyiz.
Davalı 1'in tek imza atmakla ilgili çekin ödenmeyeceğini bilmiş olabilmesı acaba Davacıyı ihbar vermek yükümlülüğünden kurtarmış olabilirmi?
Davac-ının ihbar göndermekle ilgili mükellefiyeti hakkında Mahkeme kararında şu görüşlere yer verilmiştir.(Mavi 110 -113)
"Davacı,Davalı 1'e ve/veya herhangi bir Davalıya çekin karşılıksız çıkmasını bildiren ihbar göndermemiştir. Gönderildiği iddia edilmemiş ve- bu hususta şahadet sunulmamıştır. Davacı sadece Davalı No 1'e veya Davalı No 2'ye çekin honore edilmediğini 3-4 gün sonra bildirdiğini belirtmiştir. Davacı avukatı ilgili yasal mevzuat dikkate alındığında Davacının elinde bulunduran hamil olarak ihbar gön-dermesinin zorunlu olmadığını ve çekin ait olduğu bankanın ihbar göndermesinin gerekli olduğunu iddia etmiştir. Poliçeler yasasının 48. maddesi ihbar gönderme mükellefiyetini düzenlemektedir. Buna göre;
Onore 48.Bu Yasa kurallarına bağlı kalınmas-ı koşuluyla,
edilmemeye bir poliçe kabul edilmeme veya ödememe
ilişkin ihbar dolayısıyla onore edilmediğinde, keşideciye ve
ve ihbarda her cirantaya ihbarda bulunulması gerekir; ve
bulunmamasının kendisine bu gibi bir ihba-rda bulunulmayan
etkisi herhangi bir keşideci veya ciranta
yükümlülüğünden serbest kalır:
Yasaya göre çekin keşidecisi ile birlikte cirantalara da ihbar gönderilmesi gereklidir. Dolayısı ile Davalı No 1 ile birlikte Davalı No 2 ve 3'e d-e ihbar gönderilmesi amir bir hüküm olmakla birlikte gönderilmemesi halinde artık ihbarda bulunulmayan tarafın hukuki yükümlülüğünden söz edilemeyecektir.
Davacı, ihbarı göndermekle yükümlü olan kişinin elinde bulunduran hamil olmadığı ve bankanın olduğu i-ddiasını yapmıştır. Yasanın 49. maddesi bu ihbarı gönderme ile ilgili usul ve şekil kaideleri ihdas etmektedir.
49(a) uyarınca ihbar elinde bulunduran tarafından verilmesi gerektiği veya poliçede bizzat sorumluluğu yazılı olan ciranta tarafından veya onlar-ın adına verilmesi gerektiği görülmektedir. Sonraki hali içeren bir durum meselede olmadığı cihetle ihbarın elinde bulunduran tarafından verilmesi gerektiği hususunda bulgu yaparım. Davacı ihbarın banka tarafından verilmesi gerektiğini iddia etmiştir.
49(b-) fıkrasına göre ihbar vekil vasıtasıyla veya ihbar vermekle mükellef bir tarafca verilebileceğini düzenlemiştir. Gerek 49(a) ve gerekse 49(b) fıkralarını tezekkür ettiğimizde ihbarın adına verilmesi gereken elinde bulunduran taraf dışında birinin vermesin-i gerektirecek bir yoruma gitmek mümkün değildir. Eğer poliçede hakkı olan taraf adına ihbar verilecekse ve verilmemesi halinde bu kişilerden talep hakkı sona erecekse bu ihbarın gönderilmesinde elinde bulunduran kişinin sorumlu olması gerekecektir. Adına -ihbar gönderilecek elinde bulunduran kişi dışında başka bir tarafın onun adına ihbar göndermekle mükellef kılmak makul ve mantıklı bir yaklaşım ve yorum değildir. Eğer banka tarafından gönderilmesi gereken bir ihbar olsa idi bu düzenleme ya bu yasa altında- ya da bankalarla ilgili yasa altında düzenlenecekti. Nitekim bankaların düzeltme işlemleri ile ilgili ihbar gönderme hususunda mükellefiyetleri mevcuttur. Bunun dışında ve her halukarda adına gönderilmesi gereken kişi dışında -ki esas hak sahibi bu kişidi-r ve olası ihtilafı en iyi bilecek kişidir - başka bir tarafı sorumlu kılmak herşeyin başında yasal hakların kullanılması iradesine ters düşmektedir. Son olarak yasa daha ileriye giderek vekil sıfatıyla da gönderileceğini düzenlemiştir ve elinde bulunduran- dışında bir kişinin böyle bir ihbarı göndermesi gündemde olacağı bir ahvalde bu kişinin bu hususta yetkilendirilmiş olması gerektiği ortadadır. Dolayısıyle bu iddianın mesnedi yoktur ve ihbar Davacı tarafından gönderilmesi gereken bir ihbardır.
İlgili ban-kanın ihbar gönderdiği veya yasal mükellefiyeti altında bildirim yaptığı iddia edilmiş değildir. Banka vasıtasıyle Davalıların bilgisine geldiği iddia edilmemiş ve şahadet sunulmamıştır.
Gönderilmesi gerekli ihbar şekli itibarıyla yazılı olabileceği gibi b-u hususta bilgi içeren herhangi bir iletişim şekli ile de yapılabilecektir. Yazılı ihbar gönderilmediği ihtilafsızdır, böyle bir emare de sunulmamıştır. Davacı Davalı No 1'i telefoniyen arayarak çekin karşılıksız çıktığını iddia etmiştir. Davacı tarafından- Davalı No.2 ve aleyhindeki dava iptal olunan 3'e böyle bir bildirim yapıldığı iddia olunmamıştır. İhbar verilmeyen cirantanın yükümlülüğünün ortadan kalkacağı 48. maddede belirtilmiştir. Davacının Davalı No.2'den ihbar göndermemesi nedeniyle talep hakkı k-almamıştır.
Davalı No1'e çekin karşılıksız çıktığını telefoniyen bildirmiştir. Günümüz şartlarına göre telefoniyen karşılıksız çıktığı yönünde bir bildirim yasanın ihbar için aramakta olduğu şartlara uygun bir usuldur. Bildirim şartlara uygun olmakla birli-kte Davalı No 1 bu iddiayı kabul etmemiştir. Davacı Davalı No 1 şirketten kiminle görüştüğünü ve hangi tarihte görüştüğünü inanılır bir şekilde izah edebilmiş değildir. Bu nedenle Davacının Davalı No 1'e de çekin karşılıksız çıkmasını bildiren herhangi bir- ihbar vermediği hususunda bulgu yaparım. Böyle bir bulguya varırken zaman faktörü ile ilgili itibar edilecek bir şahadetin sunulmadığını da dikkate almış bulunmaktayım. İhbarın ne zaman verilmiş olduğu telefonda bildirimin ne zaman yapıldığı ile ilgili Da-vacı ispat külfetini ispat edebilmiş değildir."
22/89 sayılı yasa, Fasıl 262 Poliçeler yasasını 1989 yılında tadil etmiş olmakla birlikte bu yasa eski yasa altındaki ihbar verme yükümlülüğü ile ilgili kuralları ortadan kaldırmış değildir. 22/89 sayıl-ı yasa ile tadil edilen Fasıl 262 Poliçeler Yasası madde 48 ile 49 altındaki Davacının mükellefiyetleri halen yürürlüktedir. Tadilden sonra eklenen 74. madde "Bankacılar üzerine çekilen Çekerler" başlığı ve "Bankanın çeki ödeme görevi" yan başlığı altında- sadece çekin ödenmesi veya karşılığı olmadığı hallerde ödenmemesi durumları karşısında muhatap bankanın üzerine düşen sorumluklar ve bankanın yapması gereken işlemlere ilişkin kurallar içermektedir. Muhatap banka bu davaya taraf olmadığı cihetle bu madden-in bu meseledeki rolü veya uygulanmasının tartışılması mümkün değildir.
Bu böyle olmakla beraber dava konusu çekin çift imzalı olması gerekirken tek imzalı olmasının ihbar mükellefiyeti açısından bir istisna getirip getirmediğini de incelememiz gerekir.
-Dava konusu çekin çift imzalı olması gerektiği, buna rağmen tek imzalı olduğu ve Davalı 1'in bunu bildiği keza onore edilemiyeceği için çeki elinde bulunduranın böyle bir durumda ihbar gönderme mükellefiyetinin olmayacağı veya bu durumda Davacının ihbar ve-rme yükümlülüğünden kurtulacağı iddiaları geçerli iddialar değildir. Çünkü böyle bir durum ihbar gönderme mükellefiyetinin istisnaları arasına girmemektedir. Poliçeler Yasasının 49(2) fikrası ihbar gönderme yükümlülüğünün istisnalarını belirlemekte olup bu- şartlardan herhangi biri Davacı için varit olduğu taktirde ve ancak o zaman Davacının böyle bir mükellefiyetten kurtulduğu söylenebilir.
Başka bir ifadeyle, bu meseleye ilişkin yasa kuralları, Fasıl 262 nin 48.ve 49. maddeleri ve Bidayet Mahkemesinin vur-guladığı gibi 49(2) maddesi altındaki istisnalar varit olduğu zaman çeki elinde bulunduranın ihbar göndermek sorumluluğundan imtina edilebilmektedir.
İhbar gönderme yükümlülüğünün istisnaları içeren Fasıl 262'nin 49(2) maddesi aynen şöyledir:
"(2) Aşağıda-ki durumlarda onore edilmeme ihbarının verilmesinden sarfı nazar edilir:-(a) Makul çaba gösterilmesine rağmen ihbar, yükümlü ve sorumlu tutulması istenen keşideciye veya cirantaya bu Yasanın gerektirdiği şekilde verilemediğinde veya ulaşmadığında;
(b) - Açıkça veya zımnen feragat edildiğinde. Onore edilmeme ihbarından ihbarın verilme vakti gelmeden önce, veya yöntemine uygun olarak ihbar verilmesinin ihmal edilmesinden sonra feragat edilebilinir ;
(c)Keşideci ile ilgili olarak aşağıdaki durumlarda :-
(i)- Keşideci ile muhatap ayni kişi olduğunda ;
(ii) Muhatap hayali bir kişi olduğunda veya sözleşme yapma ehliyeti bulunmayan bir kişi olduğunda ;
(iii)Keşideci poliçenin ödenmesi için ibraz edilen kişi olduğunda
(iv) Muhatap veya kabul eden, kendisi ile keş-ideci arasında poliçeyi kabul etme veya ödeme yükümlülüğü altında olmadığında ;
(v) Keşideci ödeme yapılması emrini geri çektiğinde ;
(b)Ciranta ile ilgili olarak aşağıdaki durumlarda :-
(i)Muhatap hayali bir kişi olduğunda veya sözleşme yapma ehliyeti bu-lunmayan bir kişi olduğunda ve ciranta poliçeyi ciro ettiği zaman bu hususun bilinci içinde bulunduğunda,
(ii) Ciranta poliçenin ödenmesi için ibraz edilen kişi olduğunda,
(iii) Poliçe cirantanın hatırı (for his accommodation) için kabul edildiğinde veya -tanzim edildiğinde."
Bidayet Mahkemesi doğru bir yaklaşımla Davacının durumunun 49(2)(a) kapsamına veya ihbar göndermenin herhangi bir istisnasına girmediği görüşünü belirtmiştir.
Dolayısıyle Davalı 1'in tek imza atılmasıyle çekin ödenemiyeceğini bilmi-ş olması durumunda dahi, Davacının 48.ve 49. maddeler altındaki ihbar verme yükümlülüğünden kurtulması mümkün değildir.
22/89 sayılı yasa ile tadil edilerek Fasıl 262'ye eklenen 74.madde, bankaların sorumluluklarıyla ilgili bir maddedir ve huzurumuzdaki -davada muhatap banka davaya taraf edilmediği için bu maddenin muhatap bankanın sorumlukları açısından uygulanması mümkün değildir. Kaldı ki bu konuya ilişkin Bidayet Mahkemesinin bulguları da yerindedir.
Keza, Davacının ihbar göndermekle ilgili mükell-efiyetindeki yasal durum halen yukarıda Bidayet Mahkemesinin belirttiği doğrultudadır ve bu konudaki tesbitin yerinde olduğu görüşündeyiz.
Bir çok kararımızda belirttiğimiz gibi bir davanın duruşması esnasında şahadete ve emarelere verilecek değer davayı -dinleyen Mahkemenin yetkisine girmektedir. Bu nedenle şahadet veren tanıklara inanıp inanmama hususunda karar vermede takdir yetkisini kullanan Bidayet Mahkememlerine bu takdir yetkilerini ancak yanlış veya hatalı verilere dayanarak kullanmaları halinde, Y-argıtayca müdahale edilmektedir.
Bidayet Mahkemesi, telefoniyen Davalı 1'e ihbar verilebileceğini kabul etmekle beraber, açıkladığı nedenlere dayanarak ilgili telefon konuşmasının direkt Davalı 1 ile yapılmadığından ihbarın Davalı 1'e ulaştığı konusunda i-kna olmadığına karar vermiş, ilgili telefon konuşmasının yasanın öngördüğü şekilde Davalı 1'in bilgisine getirildiğini kabul etmemiştir. Bunun neticesinde Davalı 1'e ihbar yapılmadığına kanaat getirmiştir. Şahadeti esaslı bir şekilde değerlendirmiş olan Ma-hkemenin bu konuda hata yaptığına ikna olmadık.
Bidayet Mahkemesi Davalı 2'ye de yasa tahtında ihbar gönderilmediği nedeniyle, gerek Davalı 1 gerekse Davalı 2 aleyhindeki davayı red ve iptal etmiştir. Her iki Davalı açısından ihbar verme ile ilgili yasal -durum yukarıda izah edildiği şekilde olduğu gerçeğinden hareketle Bidayet Mahkemesinin huzurunda bulunan yasal durumu ve olgusal verileri doğru değerlendirdiği görüşündeyiz ve bu nedenle müdahalemizi gerektirecek nitelikte hatalı karar verildiği görüşünde -değiliz.
Neticede, Davacı istinaflarında başarılı olamamıştır.
Tüm yukarıda söylenenler ışığında, Davalı 1 aleyhindeki Yargıtay/Hukuk 93/2008 ve Davalı 2 aleyhindeki Yargıtay/Hukuk 96/2008 sayılı istinaflar red ve iptal edilir.
Mahkeme Mukayyidi taraf-ından takdir edildikten sonra işbu istinafların masrafları İstinaf Eden Davacı tarafından Aleyhine İstinaf Edilen Davalı 1 ve Davalı 2'ye ödenecektir.
Mustafa H.Özkök Gönül Erönen Seyit A. Bensen
Yargıç Yar-gıç Yargıç
29 Haziran, 2010
17
Full & Egal Universal Law Academy