-D.6/86 Yargıtay/Hukuk 95/85
(Genel İstida No: 6/84, Girne)
Yüksek Mahkeme Huzurunda.
Mahkeme Heyeti: Salih S. Dayıoğlu, Niyazi F. Korkut, Aziz Altay.
İstinaf eden: Niyazi Cemali, -Alsancak.
(Müstedaaleyh)
ile
Aleyhine istinaf edilen: 1. Ekonomi ve Maliye Bakanlığı.
2. Turizm ve Sosyal Yardım Bakanlığı.
3. Başsavcılık.
- (Müstediler)
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Menteş Aziz ve Selçuk Gürkan.
Aleyhine istinaf edilen namına: Mehmet Ali Şefik.
H Ü K Ü M
Salih S. Dayıoğlu: Müstediler -(aleyhine istinaf edileneler) Girne Kaza Mahkeme- sinde müstedaaleyh (istinaf eden) aleyhine başlatmış oldukları yargısal bir işlem ile müstedaaleyhin tasarrufunda bulundurduğu Deniz Kızı Otel ve plâjını boş olarak teslim etmesini müstedaaleyhten talep ett-iler. Sözü edilen deniz Kızı Otel ve plâjı Rum'dan kalma bir taşınmaz maldır.
Genel istidanın dosyalanmasından sonra konunun Mahkeme dışı halledilmesine olanak sağlamak maksadı ile taraflar arasında müteaddit görüşmeler yapılmış ve bu maksatla istidya it-irazname dosyalanmamıştı. Taraflar arasında yapılan dört görüşme bir semere vermeyince müstedaaleyh itirazını dosyaladı. Bundan sonra da yine konunun Mahkeme dışı bir neticeye vardırılmasına fırsat vermek için taraflar beş defa bir araya gelmişlerse de ara-larında mutabakat sağlanamadı. Son olarak 15.3.1985 tarihinde müstedaaleyh bir tehir talebinde bulundu ve Mahkeme de son kez olarak istidanın duruşamsını 11.4.1985 tarihine erteledi. 11.4.1985 tarihinde sabah saat9.50'de oturum yapan İlk Mahkeme müstedaale-yh ve avukatlarının hazır olmadıklarını görünce duruşmayı müstedaaleyh ve avukatlarının gelmesine fırsat vermek için 10.30'a erteledi. 10.30'da da gerek müstedaaleyh gerekse avukatları hazır olmadıkla-rından müstediler tarafından bulunan Savcı istidasını i-ki şahit çağırmak ve onlara şaahet verdirmek sureti ile isbat etti. Bunun üzerine İlk Mahkeme önündeki şahadete göre istida konusu Deniz Kızı Otel ve plâjının müstedaaleyh tarafından tahliye edilip teslim edilmesine emir verdi ve emrin icrasını 11.6.1985 t-arihine kadar durdurdu. Aynı gün müstedaaleyh ve avukatları saat 11.00 civarında Mahkemeye geldiler ve istidanın gıyablarında dinlenerek bir neticeye bağlandığını öğrendiler. 15.4.1985 tarihinde müstedaaleyh Mahkemeye ihbarlı bir istida ile başvurdu ve gıy-abında verilen hükmün bertaraf edilmeisni talep etti. Bu istidaya müstedaaleyh ile iki avukatı tarafından tanzim edilen üç yemin varakası incelenecek olursa, gerek müstedaaleyhin gerekse avukatlarının 10.30 sularında Mahkemede hazır bulundukları, isimleri -çağrılmışsa işitmedikleri ve bu bakımdan hazır bulunmadıkları, müstediler tarafından dosyalanan istidaya karşı çok iyi müdafaaları bulunduğu ve bunlardan da birkaç örnek verildiği görüle-cektir.
14.5.1985 tarihinde yapılan duruşmada taraflar arasında net-icelenen 79/77 sayılı dava dosyası ibraz edildi ve iptal istidasında müstedaaleyhler durumunda olan Ekonomi ve Maliye Bakanlığı, Turizm ve Sosyal Yardım bakanlığı ve KKTC Başsavcısı adına Başsavcılığın şahit olarak çağırdığı Mehmet Ali Şefik dinlendi. Savc-ı Mehmet Ali Şefik özetle 11.4.1985 taihinde saat 9.00'da Mahkeemde hazır buludnuğunu, saat 10.30'da istidasının isbatına geçilmezden önce müstedi ve avukatlarının çağrıldığını, onların hazır olmadığını gıyaplarında istidanın ispatlanıp hüküm verildiğini s-öyledi. 24.5.1985 tarihinde kararını veren İlk Mahkeme 11.4.1985 tarihinde esas istidada müstedaaleyh, bertaraf istidasında ise müstedi durumunda olan kişinin ve avukatlarının Mahkemede hazır bulunmamaları için makul bir izahatta bulunmadıklarını ve makul -bir müdafaa ortaya konmadığı kanaatına vardı ve istidayı reddetti. Bu istinaf İlk Mahkemenin sözü edilen rt kararından yapılmıştır. Dosyalanan istinaf ihbarnamesi yedi sebep içermekle birlikte istinafın duruşmasında müstedi bunları bir tek başlık altında t-opladı. Bu başlık ise İlk Mahkemenin bertaraf istidasını reddetmekle hata ettiği noktasında toparlanabilir.
Duruşma esnasında herhangi bir tarafın hazır olmaması halinde diğer tarafın istemi üzerine verilen bir hüküm, uygun bir meselede, Mahkemenin müna-sip görülebileceği şart veya şartlara tabi olmak koşulu ile Hukuk Muhakemeleri Usulü Nizamatının 33. Emrinin 5. Nizamına göre bertaraf edilebilir. Bu gibi durumlarda, müdafaa esasen dosyalnmış olduğu için müstedinin gıyabında verilen hükmün iptali için mür-acaat edildiğinde müstedinin iyi bir müdafaası olduğu veya müdafaasının ne oalcağı hususunda onun bir yemin varakası düzenlemesine gerek yoktur. Hukuk istinaf 31/73'de sayfa 3'te bu hususta Mahkeme şunları söylemiştir:
"... davanın duruşmasında hazır olma-yan herhangi bir tarafın gıyabında verilen herhangi bir hükmün iptali için müstedinin davada makul bir talbi veya müdafaası olduğu hususunda bir yemin varakası dosyalaması şart değildir. Ancak hakim böyle bir yemin varakası dosyalanmasını talep edebilir. (-Bak The Annual Practice 1963 s.829) Kanaatımızca buna sebep ispatı vücut kaydı yapılmayan veya Talep Takriri veya Müdafaa verilmeyen hallerde, gıyabında hüküm verilen tarafın davada herhangi bir makul talebi veya müdafaası olduğu hususunda dosyada herhangi- bir tarafın gıyabında hüküm verilen hallerde davanın duruşma safhasına gelmesi için tarafların talep takriri ve müdafaa dosyaladıkları aşikârdır. mahkeme işbu talep takriri ve müdafaa takririni incelemekle davacı veya davalının makul bir talebi veya müdaf-aası odluğu hususunda bir kanaata varabilir. Mamafih bu gibi hallerde dahi gıyabında hüküm verilen tarafın hükmün iptali için herhangi bir müracaatı halinde istşdasubu destekleyen yemin varakasında davada makul bir talebi veya müdafaası (zayıf da olsa) old-uğu hususunu belitmesi çok faydalı olur."
-İlk Mahkeme, hükmünü müstedinin duruşma gününde Mahkemede hazır bulunmamayışı için makul bir izahat vermemesine ve herhangi bir şahadet sunmadığı cihetle de makul bir müdafaa ortaya koymamasına dayandırılmıştır.
-
Bir tarafın gıyabında verilen bir hükmün bertaraf edilebileceğini öngören E.33 n.5'de aranan esas kriter konuya ilişkin tüm olguların değerlendirilmesi ile hükmün bertaraf edilmesi için meslenin "uygun bir mesele" olup olmadığıdır. Bu meselede müsetdinin- saptanan saatta mahkemede hazır bulunmamamsı ve bunun için makul bir izahat vermemesi, kendi başına, müracaatının reddini gerektirmez. Evans v. Bartlam 1937 2 AER s.646 sayfa 651'de Lord Russel of Killowen bu konuda şunları söyledi:
"It was argued by cou-nsel for the respondent that, before the court or a judge could exercise the power conferred by this rule, the applicant was bound to prove (a) that he had some serious defence to the action, and (b) that he had some satisfactory explanation for his failur-e to enter an appearance to the writ. It was said that, until those two matters had been proved, the door was closed to the judicial discretion; in other words, that the proof of those two matters was a condition precedent to the existence, or (what anount-s to the same thing) to the exercise of the judicial dicretion. For myself, I can find no jurisdiction for this view in any of the authorities which were cited in argument; nor, if such aothurity existed, could it be easily justified in face of the wording- of the rule. It would be adding a limitation which the rule does not impose. The contention no doubt canta ins this element of truth, that from the nature of the case no judge could, in exercising the discretion conferred on him by rule, fail to consider -both (a) whether any useful purpose could be served by setting aside the judgment, and obviously no useful purpose would be served if there were no possible defence to the action; and (b) how it came that the applicant found himself bound by a judgement, r-egularly obtained, to which he could have set up some serious defence. But to say that these two matters must necessaily enter into the judge's consideration is quite a different thing from asserting that their proof is a condition precedent to the existen-ce or exercise of the discretionary power to set aside a judgment signed in default of appearance."
-Bu görüş Hukuk istinaf 31/73'DE Mahkememizce benimsendi. Sözü edilen içtihat kararında sayfa 4'de şunlar söylendi:
-
"Herhangi bir şahıs herhangi bir sebeple mahkemede hazır bulunup iddialarını şahadet vererek isbat edemezse ve bu durumda aleyhine hüküm verilirse diğer tarafta adaletsizlik olmamak şartı ile bu gibi hallerde verilen hükmün iptal edilmesi gerekir. Aleyhin-e istinaf edilenin avukatı istinaf esansında istinaf edenlerin muvaffak olabilmeleri için duruşma gününde Mahkemede hazır bulunmamaları için geçerli, yeterli ve makul bir sebep göstermeleri ve davaya makul bir müdafaası olduğunu isbat etmmeleri gerektiğini- iddia etti. Kanaatımızca aleyhine istinaf edilenin avukatının ileri sürdüğü bu iki prensip doğru değildir. Mahkemelerin ileri sürülen bu iki hususu tezekkür etmesi gerekir mamafih bu iki hususu müstedilerin isbat etmesi gerekmez."
İlk Mahkeme müstedini-n şahadet sunmamakla makul bir müdafaa ortaya koymadığı görüşünde odluğunu söyledi. Kanımızca bu görüş hatalıdır. Müstedi esasen daha önce müdafaasını teşkil eden üç yemin varakasında dermeyan edilen bir takım iddialarda bulundu. keza İlk Mahkemenin önünde- 79/77 sayılı dosya ve o doosyada tarafların rızası ile istida konusu taşınmaz mali ile ilgili olarak bir de Mahkeme nizamatı vardı. Gerek 79/77 sayılı davada yaopılan mahkeme nizamatı ve gerekse düzenlenen yemin varakalarında dermeyan edilenler tahliye is-tidasının bir neticeye bağlanmasında kesinlikle etkili olmayabilirler ancak bunların, en azından, şimdiden her türlü değerden yoksun olduğunu söylemeğe imkân yoktur. İyi bir müdafaası olup olamdığı ve olduğu takdirde bunun ne olacağının belirlenmesi ancak -dosyada herhangi bir müdafaa takririnin bulunmaması halinde söz konusu edilebilir. Yoksa müdafaası varsa bu gibi müdafaanın kuvvetli veya zayıf olması pek önemli değildir. Hayman v. Rowlands /1957) 1 A.E.R.321 sayfa 323'te Mahkeme bu konuda şunları söyledi-:
"What, then, is to be done? I have always understood that, if by some oversight or mistake a party does not appear at the court on the day fixed for the hearing, and judgment goes against him but justice can be done by compensating the other side for an-y costs and trouble to which he has been put, then a new trial ought to be granted. The party asking for a new trial ought to show some defence on the merits, but, so long as he does so, the strength or weekness of it does not matter."
-Şimdi de hükmün iptal edilmesiyle karşı tarafa adaletsizlik olup olmayacağının incelenmesi gerekir. Her ne kadar İlk Mahkeme hükmün iptal edilmesiyle karşı tarafa bir adaletsizliğin oalcağı görüşünü izhar etmişse de bu gibi adaletsizliğin ne şekilde tezah-ür edeceğini belirtmemiştir. İstinafın duruşması esnasında da bu konu üzerinde pek durulmamıştır. Genellikle zıuhur edecek adaletsizlik karşı tarafın masrafları ödenmesi ile telâfi edilebilir. Bu konuda Hukuk istinaf 31/73'de sayfa 7'de Mahkeme şu görüşle-re yer verdi:
-
"Mahkemenin üzerinde duracağı en mühim husus herhangi bir tarafın gıyabında verilen herhangi bir hükmün iptal edilmemesi halşnde herhangi bir tarafa adaletsizlik olup olmayacağı hususudur. Kanaatımızca tarafların herhangi birisinin davasında esasa müteall-ik hususlarda şahadet vermemesi o taraf için bir adaletsiziktir, ve bu gibi hallerde verilen hükmün iptal edilmesi gerekir meğer ki hükmün iptal edilmesi ile diğer tarafa tamiri imkânsız herhangi bir adaletsizlik olsun. Bu meselede hükmün iptali ile dvacıy-a tamiri imkânsız herhangi bir adaletsizlik olacağına dair herhangi bir emare mevcut değildir. davalıların duruşma gününde mahkemede hazır bulunmaması hiç şüphe yoktur ki diğer tarafı maddi masrafa sokmuştur. Bu nedenle diğer tarafın yani davanın bu maddi -masraf hususunda tazmin olunması gerekir."
Yukarıda söylenenlerden anlaşılacağı gibi istinaf eden istinafında muvaffak olmuştur.
Sonuç olarak İlk Mahkeme hükmün iptali için yapılan istidayı 24.5.1985 tarihinde reddetmekle hata etmiştir. İlk Mahkemenin -istidada verdiği hüküm iptale dilir ve 11.4.1985 tarihinde istinaf eden aleyhine verdiği hüküm, aleyhine istinaf edilenlerin düçar odlukları 20,000TL masraf istinaf eden tarafından bugünden itibaren 15 gün zarfında ödendiği takdirde iptal edilir. Sözü edil-en masraf anılan süre zarfında ödenmediği takdirde 11.4.1985 tarihinde verilen hüküm iptal edilmez ve geçerli kalır. İstinaf masrafları için herhangi bir emir verilmez.
(Salih S. Dayıoğlu) (Niyazi F. Korkut) (Aziz Al-tay)
Yargıç Yargıç Yargıç
20 Şubat 1986
-
-6-
-
Full & Egal Universal Law Academy