(818 S. K. m. 41) (6831 S. K. m. 112, 113, 114)
Ormanlardan ruhsatsız ağaç kesilmesi halinde zoralımı ve tazminattan başka ayrıca teşcir masraflarına da hükmolunması lazım gelip gelmediği hususunda Yargıtay Üçüncü Ceza Dairesinin 08.05.944 tarih ve 3944/3871 sayılı ilamı ile Üçüncü Hukuk Dairesinin 26.10.942 tarih ve 7769/6785 sayılı ilamı arasında hasıl olan aykırılığın tevhidi içtihat yoluyla halli Üçüncü Ceza Dairesi Başkanlığının 20. 9.945. gün ve 401 sayılı tezkereleriyle istenilmesi üzerine aykırılığın konusu olan ilamlar çoğaltılarak Genel Kurul Üyelerine dağıtılmıştı.
Müzakere için kararlaştırılan 19.12.945 tarihine rastlayan Çarşamba günü saat 9,30 da toplanan Genel Kurul Birinci Başkan Halil Özyörk'ün Başkanlığı altında müzakereye başlıyarak mesele Birinci Başkan tarafından hulasaten izah edildikten ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra söz alan :
C. Başsavcısı F. Karaoğlan : 504 sayılı kanunun ilga edilmiş bulunması 3116 sayılı kanun ahkamına girmiş olmasındandır. 504 sayılı kanunda "müteneffi" veya "müteahhit" denildiğine göre kendisine bir hak verildiği halde bunu suiistimal eden kimse kastolunmuştur. Bu gibi şahıslar kestiklerinin yerine ağaç dikmeye mecbur tutulmuşlardır. 3116 sayılı kanunda ormandan alelade ruhsatsız ağaç kesenlerden alınacak teşcir masrafı hakkında bir hüküm yoktur. Fakat umumi hükümlere göre bu zararın tazmini hususunda bir mani bulunup bulunmadığı düşünülebilir.
Dördüncü Ceza Dairesi Başkanı N. Z. Sencer : Üçüncü Hukuk Dairesi ceza maddesine istinat etmiyor; o sadece hukuk kısmına bakmıştır. Fakat Üçüncü Hukuk Dairesinin bütün kararları böyle değildir. Bazen maktuan kıymetle kaimen kıymet arasındaki farkı bazen de teşcir masrafını, eski hale getirme masrafını arar bazen de Orman Kanununun 105. maddesinde tazminatın tarife bedeline göre hesap olunacağına işaret olunduğu için, bunu arar. Halen önümüzde bulunan ilam bu şekilleri meczetmişitir ki, adeta bu suretle bir dördüncü içtihat, hasıl olmuştur.
Üçüncü Ceza Dairesi ise zoralımından sonra ayrıca teşcir masrafına da hükmolunamaz demektedir. Esas borçlar Kanununa kalıyorsa da 3116 sayılı kanun çıktıktan sonra buna mesağ yoktur. 105. madde bir tazmin mecburiyeti koymuştur.
Birinci Hukuk Dairesi Başkanı Ş. Temizer : Okunan ilamın çıktığı tarihten itibaren Üçüncü Hukukun müstakırren devam eden içtihadı ayrıca teşcir masrafına hükmetmemektir. Teşcir müteahhit veya müteneffiin taahhüt kısmına girer ve mukaveleden doğma bir hukuk olur.
Dördüncü Hukuk Dairesi Başkanı F. Bozer : 504 sayılı kanun ilga edilmiş bulunuyor. O kanun hususi ormanlarda ve devlet ormanlarında teşcir diye iki kısmı ihtiva ediyordu. Devlet ormanlarında her ne suretle olursa olsun hasıl olan açıklıkları orman idareleri teşcir edecekti katiyet yapan eşhas hakkında teşcir için bir hüküm yoktu. Hususi ormanlar hakkında da hususi orman sahibine teşcir mecburiyeti tahmil olunmuştu. (Mülga kanunun yetmiş üç ve 109. maddelerini okudular). Bu son madde de cezaya aittir. İşte o kanunda teşcir hükümleri bundan ibaretti.
İkinci Hukuk Dairesi Başkanı H. Berki : Teşcir masrafına hükmetmelidir gibi görünüyor. Genç bir çamı kesene zararı ödetmelidir.
Ticaret Daire Başkanı F. H. Demirelli: Orman kanunun 105. maddesinde bahsolunan tazminat teşcir masrafına aittir. Binaenaleyh Borçlar Kanununun 41. maddesi nazara alınarak bu mesele halledilir. Kanun hususi ormanlar hususunda sakit kalmıştır.
A. Onan : Evvelce teşcir masrafı orman içinde açıklık yapan, tarla açan kimseden alınıyordu. Bir de kök çıkarmak meselesi vardır. Dikilen bir ağaç hasıl olsa on beş yirmi senede yetişecektir. Evvelce yerleşmiş bulunan bir içtihatta tazminat tarife bedeli ile satış bedeli arasındaki farktır, deniliyordu.
Dördüncü Ceza Dairesi Başkanı N. Z. Sencer : Orman kanununun 105. maddesi tazminattan bahsediyor; fakat bunu hususi hukuka değil tarifeye atfediyor ve orada tespit ediyor. Bu değer haricinde artık Borçlar Kanununa gitmeye imkan kalmaz.
Birinci Başkan : Mıntıka tarifesi hakkında elimizdeki kanunda bir hüküm yoktur. 504 sayılı kanunun yedinci maddesinde bundan bahsolunmuştur (okudular). 18.Haziran 340 tarihli olan bu kanununun sureti tatbiki hakkında bir talimatname vardır ki, orada mıntıka tarifesinin esasları şöyle gösterilmiştir (okudular). Mıntıka tarifesinin nasıl hazırlandığını Orman Umum Müdürlüğünden sordum : Kesilen ağaç genç ise ağacın yirmi-otuz sene sonraki kıymetini esas aldıklarını söylediler. Binaenaleyh tarife tespit edilen esaslara göre hazırlanıyorsa mesele kalmıyor demektir.
Birinci Hukuk Dairesi Başkanı Ş. Temizer : 105. madde tazminatı sarih bir surette tespit ediyor. Binaenaleyh bu vaziyette artık Borçlar Kanununa müracaat etmeye mahal yoktur. Her mıntıkada taayyün eden bedel kaimen kıymettir. Tazminat maktu bir miktardır.
Üçüncü Hukuk Dairesi Başkanı Memduh Ülgü : Bu işler Ticaret Dairesine bir mukavele zımnında gelir. Tip mukavelelerde teşcir masrafına ait hükümler de vardır ve bugün bunlar karar altına alınmaktadır. Acaba teşcir masrafı olarak koydukları bu miktar muayyen midir?
Birinci Başkan : 105. maddenin son fıkrası tazminatı müsadere ile takyit etmiyor; talep halinde hükmedileceğini ve bunun mıntıka tarifesinde gösterilen bedel olduğunu söylüyor.
N. Koni: Mukavelelerden bahsolundu; mukaveleler bizi ilgilendirmez. Demeleriyle:
Sonuçta;
Bütün memleket ormanlarının işletilmesinde devlet murakabesinin istisnasız yürümesi esasının fiili şekil ve sureti ilk önce 504 sayılı: (Bilumum ormanların fenni usul dairesinde idare ve işletilmeleri hakkında) ki, kanun ile konularak gerek devlete gerek fert, şirket, cemiyet, müessese ve köy gibi gerçek veya tüzel kişilere ait bütün ormanlarda ağaç kesimi işletme planlarına bağlı, tutulurken bu tutuluşun kuvvetle yürürlüğü sağlanmak üzere işletme planların tamamiyle uygulamayan yahut ormanda yıkımlar yapan orman müteahhit, müteneffiğ veya mutasarrıfları tahribe uğrayan yeri ağaçlandırmakla da yükümlendirilmiş ve o kanunu yürürlükten kaldıran 3116 sayılı Orman Kanununun dördüncü maddesiyle Devletten başkasına ait bütün ormanların Devlet murakabesi altında olduğu ve Devlet namına bu murakabenin kanun hükümleri dairesinde orman idaresi tarafından yapılacağı gösterilmiş olmakla beraber 56, 57, 60, 67. ve 73. maddeleriyle de devlet ormanları dışında kalan umuma, vakfa ve şahıslara ait ormanların işletilmeleri Devlet ormanlarında olduğu veçhile amenajman planlarına tabi tutularak o planlara göre yapılan kesmeler münasebetiyle açık kalan yahut yangın sebebiyle seyrekleşen kısımların ağaçlandırma yükümü konulma suretiyle kesilen bir ağaç yerine mutlaka bir ağaç dikme esası teyit olunmuş ise de, 504 Numaralı kanun, işbu ağaçlandırma mecburiyetini yalnız orman müteahhit, müteneffiğ veya mutasarrıflarına hasır ve tahsis etmiş olduğu gibi onu kaldıran 3116 sayılı Orman Kanunu da aynı mecburiyeti hasren orman sahiplerine yükümlemiş olması, diğer taraftan sahip ve müteneffiği olmaksızın ormanlardaki yaş ağaçlar üzerinde kanun ve nizama aykırı hareket eden kimseler ceza veren 105. maddesinde yazılı cezalara ve müsaderelere zamime olarak istek halinde hükmolunabilecek tazminatı da münhasıran Devlet ormanları için yapılan mıntaka tarifesinde gösterilen bedel olarak tayin ve tahsis etmiş bulunması, bu hükümlerin başlı başına yürürlükte bulundukları zaman içinde mukaveleye müstenit haller müstesna olmak üzere hususi orman sahiplerinden maadasına sözü geçen 105. maddede gösterilen cezalar ve neticelerden başka hukuki veya cezai her hangi bir yükümün mahkemelerce hüküm altına alınmasına imkan bırakmamıştır.
Her ne kadar, fertlerle vakıf, köy, belediye ve özel idareler gibi gerçek veya tüzel kişiliklere ilişkin bütün ormanları devletleştiren 4785 sayılı kanun dahi, şaz ve müstesna olarak ilgililer elinde bıraktığı bazı ağaçlıklar üzerinde suç işleyenlere yapılacak muameleyi gösterirken kesimler sonunda bu ağaçlıklarda açılan boşlukları yeni ağaçlamalarla doldurmak yükümünü ilgililere yani o ağaçlığın ellerinde bırakılmış olduğu özel ve tüzel kişilere hasr ve tahsis etmiş ise de, şu veçhile ağaçlandırma görevi yerine getirilmeyen ormanların ilgilileri elinden alınarak devletleştirileceğini gösterme suretiyle o görevin fiili teminatını yerine getirmeyi orman idaresine vermiş olduğundan 3116 sayılı Orman Kanunun da orman sahiplerine münhasır olarak yükümlenmiş olan ağaçlandırma yükümlünün dahi mahkemelerce hüküm ve ilzamına 4785 Numaralı kanunun yürürlüğe geçmesinden beri mahal kalmamıştır.
Bu sebeplerden dolayı ormanlarda ruhsatsız veya nizama aykırı olarak ağaç kesenler kim olursa olsun : Mahdut yerlerde icrası 3116 sayılı kanunun muvakkat maddelerinde tecviz olunmuş olan mukaveleler mucibince vaki taahhütlerin yerine getirilmemesine terettüp eden hukuki neticeler arasında teşcir yükümünün de bulunduğu haller müstesna olmak üzere haklarında mahkemelerce 3116 sayılı kanunun 105. maddesinde şekil ve sureti gösterilen tazminat dışında ve ağaçlandırma namı altında maddi veya nakdi bir yüküm ve mecburiyet hükmolunmasına mesağ ve mesnet bulunmadığına 19/Aralık/1945 gününde dört oya karşı mevcudun üçte iki çoğunluğunu geçen 55 oyla karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy